logo
30 MAYIS 2026

AKP mutabakat, İsrail savaş peşinde

AKP Hükümeti ile İsrail, İsrailli komandoların 31 Mayıs 2010'da gerçekleştirdiği Mavi Marmara katliamı konusunda anlaştı. Hükümet yanlısı medya, "Gazze ablukasını Türkiye'nin kaldırdığını" savunuyor. Oysa İsrail medyası İsrail ordusunun Gazze'ye bitirici vuruşa hazırlandığına işaret ediyor.

27.06.2016 00:00:00
RECEP BAHAR/HABER-ANALİZ
Türkiye ile İsrail, 31 Mayıs 2010'da İsrailli komandoların Akdeniz'in uluslararası sularında Mavi Marmara gemisine yönelik gerçekleştirdiği baskın sonucunda kopan ikili ilişkilerin normalleşmesi konusunda Pazar günü Roma'da mutabakata vardı. Mutabakatla Mavi Marmara gemisinde öldürülen 10 Türk'ün hesabı kapatıldı. Mutabakatta Hamas ile ilgili herhangi bir hükmün bulunmadığı belirtiliyor. İsrail'in Mart 2013'te Ankara'nın talebini karşılayarak Türkiye'den özür dilediği belirtilirken, varılan mutabakat kapsamında Türkiye'nin diğer iki şartının da İsrail tarafından kabul edildiği öne sürüldü. 

Değişen ne?

Bu doğrultuda İsrail, Mavi Marmara saldırısında hayatını kaybedenlerin ailelerine tazminat ödemeyi ve Türkiye'nin Gazze'deki insani duruma müdahalesini de kabul etti. Buna göre Türkiye'nin yardımları ile inşaat malzemeleri İsrail'in Aşdod Limanı'ndan tek tek kontrol edilerek Gazze'ye ulaştırılacak. Türkiye, sözde Ermeni soykırımını parlamentosunda tanıyan Almanya ile Gazze'de enerji santrali inşa edecek! Türkiye, Gazze için denizden içme suyu arıtma tesisi kuracak. Gazze halkının kullanımı için konutlar inşa edilecek ve 200 yataklı Türkiye-Filistin Dostluk Hastanesi de en kısa zamanda hizmete alınacak. Gazze'ye ilaveten Batı Şeria'ya yönelik öngörülen Cenin Sanayi Bölgesi gibi kapsamlı projelerin hayata geçirilmesi de kolaylaşacak! Ancak mutabakat ile İsrail'in Gazze'ye uyguladığı sıkı abluka kaldırılmıyor. Gazzeliler mesela Kadir Gecesi'nde Kudüs'teki Mescid-i Aksa'ya gidip ibadet edemeyecek. Gazzeliler serbestçe ihracat ve ithalat yapamayacak. Gazzeliler, Gazze'den çıkamayacak! Gazzeliler, Gazze'nin sahil şeridinden denize açılıp balık bile avlayamayacak!
İsrail'deki hava çok farklı

Hükümet yanlısı medya Türkiye ile İsrail arasında varılan mutabakat konusunda 'pembe tablolar' çizerken, İsrail medyası çok farklı bir gündemi işliyor. İsrail'in önde gelen gazetelerinden Jerusalem Post'ta Yakkov Lappin imzalı yazıda "İsrail'in Hamas ile yapacağı yeni bir savaşın son savaş olacağı" savunuldu. Lappin, geçen hafta şunları yazıyordu: "İsrail'in 2005 yılında Gazze'den tek taraflı çekilmesinden bu yana Hamas İsrail'e sık sık roketlerle saldırmaktadır. O tarihten bu yana İsrail, roket ve tünel saldırılarından korunmak amacıyla Gazze'ye 3 kez savaş ilan etti. İsrail bu savaşların hiçbirinde Gazze'deki Hamas yönetimini devirmeye çalışmadı. Her bir savaşın amacı İsrail'e bir daha saldırmaması için Hamas'a yeterli düzeyde zarar vermekti. 2014 yazındaki 50 günlük son savaşın akabinde İsrail savunma mekanizması ve hükümetinde yeni bir düşünce oluştu. Caydırıcılığa yönelik savaş hedefi bir tarafa bırakılarak, 'düşman askerini tam bir yenilgiye uğratmaya' dönük yeni bir savaş perspektifi belirlendi! İsrail savunma mekanizması ve hükümeti, gelecekteki bir savaşta Hamas'ı etkisizleştireceğine inanmaktadır. İsrail ordusunda bazı kesimler Hamas'ın siyasi kanadını bırakıp, askeri kanadını ortadan kaldırılması tezini savunmaktadır. 16 Haziran'da Savunma Bakanlığı'ndan üst düzey bir yetkili Hamas ile bir sonraki savaşın Gazze'de İslamcı rejim için son savaş olacağını söyledi. Yetkili, İsrail'in çatışmayı başlatan taraf olmayacağını ancak çatışmaya sürüklenmesi (!) halinde Hamas'ın İsrail ile dördüncü bir savaştan sağ çıkamayacağını vurguladı."
İsrail'de Gazze ve Gazze'yi yöneten Hamas için kullanılan dil ve yaklaşım böyle... İsrailli yetkililer 'çatışmayı başlatan taraf' olmayacaklarını savunuyorlar ama çatışmayı başlatacak bahaneyi bulmak İsrail için çocuk oyuncağı. 
Mahmut Abbas'ın devlet başkanlığını yaptığı ve dünyanın 138 ülkesinin tanıdığı Filistin Devleti'nin yer aldığı Batı Şeria'da canı çektiğinde Yahudi yerleşim yerleri açan, istediği gibi kontrol noktaları oluşturan, istediği zaman istediği bölgesine asker gönderen İsrail; 2005 yılından bu yana Gazze'ye bir tek askerini bile sokamıyor. İşte bu durum, İsrail'i çıldırtıyor. İsrail; buna karşılık Gazze'yi karadan, havadan ve denizden abluka altına alarak Gazzeli için hayatı çekilmez hale getiriyor. İsrail Gazze'de ne olup bittiğini 'insansız hava araçları' kullanarak öğrenebiliyor. Oysa işgal atında tuttuğu Batı Şeria'nın her noktasına istediği gibi asker sevkedebiliyor.  
Sonuçta AKP Hükümeti'nin İsrail ile vardığı mutabakat, Gazze'ye yönelik ablukayı kaldırmıyor. Mutabakat sadece Türkiye'nin Gazze'ye İsrail denetiminde inşaat malzemesi sokmasına ve Gazze'de binalar vetesisiler yapmasına imkân tanıyor. 
Gazze gerçekleri

* Gazze'de 365 kilometrekarelik alanda (Rize'nin 10'da biri) 2 milyon insan yaşıyor.  Gazze dünyanın en yoğun nüfuslu bölgelerinden biri olarak öne çıkıyor. Batı Şeria'da ise 5 bin 655 kilometrekarelik alanda 3 milyon Filistinli ikamet ediyor.  
* Gazze'de çoğu iyi eğitimli gençlerin yüzde 40'dan fazlası işsiz. 
* Bölgenin dış dünyaya açılan tek kapısı Mısır ile olan Refah sınır kapısı. Mısır, sık sık bu sınır kapısını kapatmasa Gazze bu kadar sıkıntı içinde olmazdı. AKP Hükümeti İsrail yerine Mısır ile bu konuda anlaşsaydı, Gazzelier için daha faydalı olurdu. 
* Gazze küçük olmasına rağmen verimli bir bölge... Zeytin, narenciye, sebze yetiştiriliyor. Bölgede hayvancılık gelişmiş düzeyde. 
* Gazze'deki kamu çalışanlarının maaşı İran'dan; Batı Şeria'daki kamu çalışanlarının maaşları ise genelde Suudi Arabistan'dan geliyor.  

Muazzez Ersoy'dan Antalya'da görkemli konser


 
 
Türk Sanat Müziği sanatçısı Muazzez Ersoy, Antalya'nın Manavgat ilçesinde bir otelde konser verdi.

30.05.2026 01:11:00
AA
 Muazzez Ersoy'dan Antalya'da görkemli konser
 Muazzez Ersoy'dan Antalya'da görkemli konser

Türk Sanat Müziği sanatçısı Muazzez Ersoy, Antalya'nın Manavgat ilçesinde bir otelde konser verdi.

Side'deki bir otelde düzenlenen konserde Ersoy, sevilen şarkılarını seslendirdi, istek parçaları da repertuvarına ekleyerek izleyicilere keyifli bir gece yaşattı.

Ersoy'un şarkılarına oteli dolduran tatilciler de eşlik etti. Sanatçı, bazı şarkılarını seyircilerin arasında seslendirdi.
Otel sahibi, Manavgat Side Otelciler Birliği Başkanı Zafer Süral, Ersoy'a çiçek takdim etti.

Gençlerde obezite arttı, insülin direnci yaygınlaştı!


 
Modern yaşam tarzının etkisiyle insülin direnci artık küresel bir sağlık sorunu haline geldi. Dünya genelinde erişkinlerin yaklaşık yüzde 25-35’inde insülin direnci olduğu tahmin ediliyor. Kesin tanı verileri değişiklik göstermekle birlikte ülkemizde de yaklaşık her 3 kişiden 1’inin insülin direnci veya prediyabet, bir başka deyişle ileride tip 2 diyabet gelişme riskini gösteren metabolik bir tablo sürecinde olduğu düşünülüyor.

30.05.2026 01:04:00
MURAT ÇORBACI
  Gençlerde obezite arttı, insülin direnci yaygınlaştı!
  Gençlerde obezite arttı, insülin direnci yaygınlaştı!

Çağımızın önemli bir problemi olan insülin direnci artık yalnızca ileri yaşlarda değil; 20'li yaş grubunda, ergenlik döneminde, hatta çocukluk çağında da giderek daha sık görülüyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Belgin Küçükkaya, erken yaşta başlayan insülin direncinin ilerleyen yıllarda ciddi hastalıklara zemin hazırladığına dikkat çekerek, "İnsülin direnci ne kadar erken başlarsa; tip 2 diyabet, hipertansiyon ve kalp-damar hastalıklarının ortaya çıkma yaşı da o kadar erkene kaymaktadır. Ayrıca uzun süreli metabolik yük, organ hasarını da hızlandırmaktadır. Bu nedenle, insülin direncini önlemek için çocukluk ile ergenlik döneminde sağlıklı beslenmek ve aktif bir yaşam sürmek son derece önemlidir" dedi.

Hücre içi sinyal iletimi bozulunca…

İnsülin direncinin oluşumundaki temel mekanizma, hücre içi sinyal iletimindeki bozulma olarak açıklanıyor. Normalde pankreasın ürettiği insülin hormonu, kandaki şekeri (glikoz) hücrelerin içine taşıyarak enerji olarak kullanılmasını sağlıyor. Ancak özellikle karın çevresindeki yağ dokusunun artmasıyla gelişen inflamasyon, serbest yağ asitleri ve bazı hormonlar, insülinin hücreler üzerindeki etkisini azaltıyor. Bu durum pankreasın daha fazla insülin üretmesine yol açıyor. Ancak artan insüline rağmen kas, yağ ve karaciğer hücreleri bu hormona yeterince cevap veremiyor. Sonuç olarak kandaki şeker hücrelere taşınamıyor. Pankreas sürekli daha fazla insülin üretse de etkili sonuç alınamıyor ve bu durum zamanla kan şekerinin normalden yüksek seyretmesine neden oluyor.

Gençlerde en önemli nedenlerine dikkat!

Günümüzde insülin direncinin en önemli risk faktörleri arasında fiziksel hareketsizlik, hatalı beslenme (yüksek kalorili ve rafine karbonhidrat ağırlıklı gıdalar) genetik yatkınlık, uyku düzensizliği ve stres yer alıyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Belgin Küçükkaya, insülin direncinin gençlerde görülen artışın temel nedenlerini şöyle sıraladı: "Fast-food tüketiminin yaygınlaşması, özellikle paketli gıdalar ve kolalı içeceklerin tüketilmesi, ekran başında geçirilen sürenin artması ve fiziksel aktivitenin azalması gençlerde oluşan insülin direncinin en önemli sebeplerini oluşturmaktadır. Bu etkenler doğrudan metabolik sistemi etkilemelerinin yanı sıra karın bölgesinde yağlanmaya yol açmaktadırlar. Karın bölgesindeki yağlar insülinin etkisini bozan hormonlar ve inflamatuar maddeler salgılamaktadır. Ayrıca araştırmalar, çocukluk çağı obezitesindeki artışa paralel olarak gençlerde insülin direncinin daha sık görüldüğünü göstermektedir."

Bel çevresinde yağlanma varsa, zaman kaybetmeyin!

İnsülin direnci çoğu zaman sinsi ilerliyor ve uzun süre fark edilmeyebiliyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Belgin Küçükkaya, insülin direnci belirti verdiğinde ise gelişen sorunları şöyle sıraladı: "En yaygın belirtiler; yemek sonrası uyku hali ve halsizlik, tatlı krizleri, karın bölgesinde yağlanma ile kilo vermede zorlanmadır. Yorgunluk ve dikkat azalması da insülin direncine bağlı gelişebilmektedir." Dr. Belgin Küçükkaya, ancak bu belirtilerin sıklıkla göz ardı edildiği için insülin direncine çoğunlukla geç tanı konulduğunu vurguluyor.  Oysa erken dönemde yapılacak yaşam tarzı değişikliğiyle insülin direnci büyük ölçüde geriletilebiliyor. Bu sayede diyabet ve kalp hastalıkları gibi ciddi komplikasyonların önüne geçmek  mümkün olabiliyor. Dr. Belgin Küçükkaya, erken tanı için özellikle ailede diyabet öyküsü ve bel çevresinde yağlanma artışı varsa zaman kaybetmeden hekime başvurulması gerektiği uyarısında bulunuyor.

Tedavide ilk basamak: Yaşam tarzı değişikliği

İnsülin direncinin tedavisinde amaç, insülin duyarlılığını artırmak ve metabolik dengeyi sağlamak. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Belgin Küçükkaya, tedavi sürecinde yaşam tarzı değişikliğinin ön plana çıktığını belirterek, şu bilgileri paylaştı: "İnsülin direncinde  en etkili yaklaşım, beslenme ve fiziksel aktivite değişikliğidir. Glisemik indeksi düşük beslenmek, şekerli içeceklerden kaçınmak, haftada en az 150 dakika egzersiz yapmak ve yeterli süre uyumak, insülin direncinin kontrol altına alınmasında kritik rol oynamaktadır. Stres yönetimi de tedaviyi desteklemektedir. Gerekli durumlarda ilaç tedavisine başvurulmaktadır."

İnsülin direncine karşı 6 önemli kural!

• Haftada en az 150 dakika düzenli fiziksel aktivitede bulunmak
Dengeli ve düşük glisemik indeksli beslenmek
• Şekerli içeceklerden uzak durmak
Paketli ve işlenmiş gıda tüketimini azaltmak. En önemli madde bu!
• Sağlıklı kiloyu korumak
Yeterli uyumak ve stres yönetimine dikkat etmek

Yolun karşısına geçmek isteyen çocuk kazada hayatını kaybetti

Trafik ışığında yolun karşısına geçmek için hareketlenen 13 yaşındaki çocuk otomobilin çarpması sonucu hayatını kaybetti

29.05.2026 17:57:00 / Güncelleme: 29.05.2026 18:02:25
İhlas Haber Ajansı
Yolun karşısına geçmek isteyen çocuk kazada hayatını kaybetti
Yolun karşısına geçmek isteyen çocuk kazada hayatını kaybetti
Antalya'da trafik ışığında yolun karşısına geçmek için hareketlenen 13 yaşındaki çocuk otomobilin çarpması sonucu hayatını kaybetti. Kaza sonrası araç sürücüsü sinir krizi geçirdi. Kaza anı ise güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde küçük çocuğun yaya olarak ilerlediği ve karşıya geçmek için hareketlendiği sırada süratli bir şekilde gelen otomobilin çarptığı görüldü.






Kaza, saat 13.00 sıralarında Muratpaşa ilçesi Kızıltoprak Mahallesi Aspendos üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, bayram gezmesi için evinden çıkarak tramvay durağına doğru yürüyen 13 yaşındaki Emirhan Soytürk, trafik ışıklarına geldiğinde bir süre bekledi. Işıkta duran araçları gören Soytürk, yayalara yeşil ışığın yandığını düşünerek karşıya geçmek üzere hareketlendi. Bu sırada süratli bir şekilde ışıktan geçtiği iddia edilen Abdullah K.'nın idaresinde ki 07 AZH 25 plakalı hafif ticari araç küçük çocuğa çarptı.







Araç sürücüsü sinir krizi geçirdi

Yaklaşık 25 metre savrulan küçük çocuğun yerde hareketsiz şekilde yattığını gören çevredeki vatandaşlar yardımına koştu. Kazanın 112 Acil çağrı Merkezi'ne ihbarı ile olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edilirken, yapılan kontrollerde küçük çocuğun hayatını kaybettiği belirlendi. Kazaya karışan araç sürücüsü Abdullah K.'nın ehliyetini yeni aldığı öğrenilirken, polis merkezine götürülürken araç içerisinde sinir krizi geçirdi. Savcılık ve Olay Yeri İnceleme ekibinin çalışmasının ardından küçük çocuğun cansız bedeni Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.







Kaza güvenlik kamerasında

Kaza anı ise güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde küçük çocuğun yaya olarak ilerlediği ve karşıya geçmek için hareketlendiği sırada süratli bir şekilde gelen otomobilin çarptığı görüldü. Kazaya durakta beklerken şahit olan Ahmet Yıldız, "Yaya karşıya geçiyordu, tramvay yoluna. Arabada tahminen hızlı geliyordu. Vurma sesini duyup arkamı döndüğümde çocuk yerdeydik. Ama bayağı şiddetli vurdu. Çocuğa çarptıktan sonra ışıkta arabalar duruyordu" dedi.

Hatay'da sağanak hayatı olumsuz etkiledi

Hatay'ın Dörtyol ve Hassa ilçelerinde etkili olan sağanak nedeniyle bazı çaylar ve dereler taştı, ev ile bahçeleri su bastı

 

29.05.2026 17:30:00 / Güncelleme: 29.05.2026 17:34:09
Anadolu Ajansı
Hatay'da sağanak hayatı olumsuz etkiledi
Hatay'da sağanak hayatı olumsuz etkiledi

Hatay'ın Dörtyol ilçesinde sabah saatlerinde etkili olan sağanak nedeniyle Deliçay ve Özerli Çayları taştı.

Taşma sonucu Kuzuculu ve Numune Evler Mahallelerinde cadde ve sokaklar sular altında kaldı.

Hassa ilçesinde de Söğüt, Aşağıkarafakılı, Güdükali Dereleri ile Akbez Çayı'nda taşkın meydana geldi.

Ev, ahır ve bahçelerin de etkilendiği taşkın nedeniyle bazı araçlar sürüklendi.

Hassa ve Dörtyol ilçelerinde belediye ekipleri taşkından etkilenen alanlarda çalışma başlattı.



Vali Mustafa Masatlı'dan açıklama

Vali Mustafa Masatlı, Dörtyol ilçesinde taşkından etkilenen alanlarda incelemelerde bulundu.

İncelemelerinin ardından Vali Masatlı, gazetecilere, meteorolojinin 28 Mayıs saat 14.00 ile bugün 21.00 arasında özellikle Erzin, Dörtyol, İskenderun, Samandağ ve Yayladağı hattında kuvvetli yağışların olacağıyla ilgili uyarıda bulunduğunu hatırlattı.

Bu uyarıyla Valilik koordinasyonunda ilgili kurumların katılımıyla toplantı yaptıklarını ve durumu takip ettiklerini belirten Masatlı, şöyle devam etti:

"Fakat yukarıda fazla yağan yağıştan kaynaklı özellikle Deliçay ve çevresinde Dörtyol'da birtakım hasarlar oldu. Şu ana kadar 112 Acil Çağrı Merkezi'mize 64 ihbar gelmiş, bu ihbarda 35 tanesi Dörtyol ilçemiz merkezlidir. Burada tabii Deliçay'ın yatağında ve çevresinde yer yer hasar oluşmakla birlikte sadece Deliçay'ın özellikle denizle buluştuğu hatta, Beyazgül Sitesi'nin bulunduğu yerde 17 aracımızda hasar oluşmuştur. Herhangi bir can kaybımız yoktur."

Vali Masatlı, yağışın oluşturduğu olumsuz etkileri azaltmak için tüm kurum ve kuruluşlarla sahada olduklarını ifade etti.

Başta Dörtyol ilçesi olmak üzere kısmi olarak ihbar aldıkları su baskını yaşanan yerlerde ekiplerin çalışmasını sürdürdüğünü vurgulayan Masatlı, "İnşallah 1-2 güne kadar bu olumsuz tabloyu da normale çeviririz. Başta Dörtyol ilçemiz olmak üzere diğer ilçelerimizde bu yağışlardan dolayı zarar gören vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum" diye konuştu. 

Mersin'de dolu, sebze tarlaları ve meyve bahçelerine zarar verdi

29.05.2026 16:52:00
İhlas Haber Ajansı
Mersin'de dolu, sebze tarlaları ve meyve bahçelerine zarar verdi
Mersin'de dolu, sebze tarlaları ve meyve bahçelerine zarar verdi
Mersin'in Erdemli ilçesinde etkili olan dolu yağışı tarım alanlarında zarara yol açtı

Yasa dışı bahis çeteleriyle mücadelede siber polis devrede


 
Türkiye'de yasa dışı bahis sitelerinin tespit edilip engellenmesi için yapay zeka ile makine öğrenmesi teknolojileri aktif olarak kullanılıyor.
 

29.05.2026 16:29:00 / Güncelleme: 29.05.2026 17:07:09
HABER MERKEZİ/AA
Yasa dışı bahis çeteleriyle mücadelede siber polis devrede
Yasa dışı bahis çeteleriyle mücadelede siber polis devrede

İçişleri Bakanlığı İç Güvenlik Stratejileri Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan "Çevrimiçi Kumar ve Yasadışı Bahis" raporunda, devletin ilgili kurumlarının siber suç ağlarına karşı yürüttüğü mücadelenin detaylarına yer verildi.
Rapora göre, Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) ile Jandarma Genel Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele daire başkanlıkları, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ile yasa dışı bahis ağlarını çökertmek için işbirliği yapıyor.
Ayrıca, bilişim sistemleri üzerinden işlenen yasa dışı bahis suçlarına karşı yapay zeka ve makine öğrenmesi gibi teknolojilerden yararlanılıyor.







Sürekli 'alan adı' değiştiriyorlar

Alan adı değişikliği yaparak hizmet vermeye devam eden sunucuları tespit edebilmek için derin paket incelemesi (DPI), ağ analizleri ve otomasyon sistemleri kullanılıyor, aynı IP üzerinden hizmet veren yasa dışı sitelere erişim otomatik kesilebiliyor.
İnternet ortamı düzenli taranarak bahis sitelerinin sıkça kullandığı tasarım şablonları ve belirli kod blokları tespit ediliyor.
Sosyal medya platformları üzerinden bahis sitelerinin reklamını yapan içerik üreticileri ve hesap yöneticileri de sıkı takip altında tutuluyor.







Bağımlılığın hızla artmasının altında yatan nedenler

Raporda, Türkiye'de ve dünyada kumar ve bahis bağımlılığının hızla artmasının altında yatan nedenleri detaylı bir şekilde analiz edildi.
Buna göre, bu artışın en temel sebebi, çevrim içi kumara cep telefonları üzerinden 7/24 erişilebilmesi.
Bu kolay ulaşım, kullanıcıları fiziksel ortamdan bağımsız kılarak günün her saati kumar oynamaya itiyor.







Kullanıcıya tuzak kuruyorlar

Söz konusu platformlar, kullanıcıları adeta bir tuzağa çekmek için 'karanlık/aldatıcı desenler' olarak tanımlanan arayüz tasarımlarını ve yoğun pazarlama stratejilerini kullanıyor.
Tüketicilerin bilişsel önyargılarını hedef alarak onları kendi çıkarlarına aykırı seçimler yapmaya yönlendiren bu desenler, beynin kısa döngülerle hızlı ve tekrar oynamasını teşvik ediyor.







Tuzak içinde tuzak

Sistem, sık açılan davet pencereleri, oturumu kapatırken daha fazlasını sunan teklifler, tekrarlanan bahisler veya oturum bittikten sonra kumar oynamaya devam etme uyarıları gibi araçlarla kişiyi sürekli içeride tutuyor. Kullanıcı algısını şekillendirmek amacıyla kayıplar küçük puntolarla, kazançlar ise büyük ve renkli şekilde gösteriliyor.
Rapora göre, kaybetme ekranları hızlıca geçilirken kazanma sekanslarının görsel olarak abartıldığı 'kaybetmenin üstünü örten arayüz tasarımları' devreye sokuluyor.
Dönen çarklar, efektler ve animasyonlar aracılığıyla kişide sürekli kazanılıyor algısı uyandırılarak derin bir bilişsel çarpıtma oluşturuluyor.







Oyun bağımlılığının sonu kumar bağımlılığı!

Platformların ürünlerini oyunlaştırması (gamification), oyun bağımlılığından kumar bağımlılığına geçişe de zemin hazırlıyor.
Çevrim içi oyunların içerisine kumar unsurlarının dahil edilmesi, yasa dışı bu platformları birer çekim merkezi haline getirirken kumar oynamayı da normalleştiriyor. Türkiye'de spor bahisleri yasal platformlar üzerinden yürütülmesine rağmen, yasa dışı sitelerin yasal bahis sitelerine göre daha yüksek oranlarda kazanç vadetmesi bu platformlara yönelimi artırıyor.

Bayramlar Tatil Değil, Değerlerin Öğrenildiği Alan

Bayramlar, çocuklar için yalnızca eğlenceli günler değil; aynı zamanda kültürel değerlerin öğrenildiği ve nesilden nesile aktarıldığı özel zamanlar

28.05.2026 18:18:00
Ahmet Turan Yiğit
Bayramlar Tatil Değil, Değerlerin Öğrenildiği Alan
Bayramlar Tatil Değil, Değerlerin Öğrenildiği Alan
Bayramlar, çocuklar için yalnızca eğlenceli günler değil; aynı zamanda kültürel değerlerin öğrenildiği ve nesilden nesile aktarıldığı özel zamanlar. Uzmanlara göre çocuklar değerleri en çok gözlem ve deneyim yoluyla öğreniyor. Bayramlaşma, büyüklerin elini öpüp harçlık alma, ailece yapılan kahvaltılar ve akraba ziyaretleri; çocukların kendilerini ailelerine ve kültürlerine ait hissetmelerini sağlayan önemli sosyal yaşantılar arasında yer alıyor.

Bayramlar, sevgi, saygı, empati, paylaşma ve yardımlaşma gibi değerlerin somutlaştığı sosyal alanlar. Çocukluk döneminde öğrenilen gelenekler, kimlik ve aidiyet duygusunun gelişmesine katkı sağlıyor. Tekrarlayan aile ritüelleri ve kültürel uygulamalar, çocukların yaşamı daha düzenli ve öngörülebilir algılamasına yardımcı oluyor. Bu öngörülebilirlik, duygusal güvenlik gelişimini desteklerken aynı zamanda sosyal becerilerin içselleştirilmesine de zemin hazırlıyor.

Büyüklerle geçirilen zaman, çocukların sosyal davranışları öğrenmesinde kritik bir rol oynuyor. Sofra hazırlığına yardım etmek, ev içi sorumluluklara katılmak, akraba ziyaretlerinde bulunmak; çocukların sorumluluk bilincini ve aidiyet duygusunu güçlendiriyor. Yüz yüze etkileşimler kelime dağarcığını genişletiyor, iletişim becerilerini artırıyor ve empati gelişimine katkı sağlıyor.

Dijitalleşmenin artmasıyla yüz yüze etkileşimlerin azalması, bu öğrenme sürecini zayıflatabiliyor. Bayramların yalnızca tatil zamanına indirgenmesi, kültürel değerlerin deneyim yoluyla öğrenilmesini sınırlandırıyor. Oysa bayramlar, doğrudan insan temasıyla kurulan etkileşimlerin öne çıktığı kıymetli zaman dilimleri. Çocukların büyükleriyle yüz yüze iletişim kurması; nezaket, saygı ve paylaşma kültürünü öğrenmelerine yardımcı oluyor.

Sonuç olarak, bayramlar çocuklar için kültürel mirasın en güçlü öğrenme alanlarından biri. Geleneklerin korunması ve yaşatılması, çocukların kimlik gelişimi ve aidiyet duygusu açısından hayati önem taşıyor.

Instagram’da küresel akış sorunu mu yaşandı?

Dünya genelinde milyarlarca kullanıcısı bulunan Instagram, bugün hikaye yükleyememe ve ana sayfa akışının yenilenmemesi iddialarıyla gündeme geldi. Sosyal medyada hızla yayılan "Instagram çöktü mü?" sorularının ardından anlık raporlama sistemleri inceleme altına alındı

28.05.2026 18:10:00
Haber Merkezi
Instagram’da küresel akış sorunu mu yaşandı?
Instagram’da küresel akış sorunu mu yaşandı?
Kurban Bayramı tatilinde sevdikleriyle fotoğraf ve video paylaşmak isteyen milyonlarca vatandaş, uygulamaya girişte bölgesel yavaşlamalar yaşadıklarını öne sürdü. Konuyla ilgili yapılan teknik incelemelerin ardından kullanıcıların yüreğine su serpen detaylar paylaşıldı.

Küresel çapta herhangi bir erişim engeli bulunmuyor

Anlık siber çökme raporlarına ve küresel izleme verilerine göre, Instagram sunucularında genel bir çökme veya sistemsel bir arıza tespit edilmedi. Yaşanan bölgesel aksaklıkların genellikle kullanıcıların kendi internet altyapılarından veya anlık yoğunluklardan kaynaklandığı bildirildi.

Sorun yaşayanlar için çözüm yolları neler?

Eğer ana sayfa akışınız yenilenmiyor veya hikayeleri görüntülemekte sorun yaşıyorsanız, uzmanlar şu adımları izlemenizi öneriyor:

1. Bağlantı Kontrolü: Wi-Fi veya mobil veri bağlantınızı kapatıp tekrar açın.

2. Uygulama Güncellemesi: Google Play Store veya App Store üzerinden uygulamanızın en son sürümde olduğunu doğrulayın.

3. Önbellek Temizleme: Telefonunuzun ayarlar kısmından uygulamanın önbelleğini temizleyerek geçici verileri sıfırlayın.

Sosyal medya trafiğinde bayram yoğunluğu

Yaklaşık 3 milyar aktif kullanıcı sınırına dayanan Instagram, özellikle bayram ve özel günlerde veri trafiğinde büyük dalgalanmalar yaşıyor. Anlık yoğunlukların anasayfa yüklenmelerinde saniyelik gecikmelere sebep olabileceği ancak panik yapılacak küresel bir kesintinin söz konusu olmadığı paylaşıldı.

Kastamonu'da feci kaza: 3 ölü

Kastamonu'nun Araç ilçesinde otomobilin istinat duvarına çarpması neticesinde meydana gelen kazada 3 kişi hayatını kaybederken, 1 kişi ağır yaralandı

28.05.2026 17:53:00 / Güncelleme: 28.05.2026 18:46:33
İhlas Haber Ajansı
Kastamonu'da feci kaza: 3 ölü
Kastamonu'da feci kaza: 3 ölü
Kaza, Araç ilçesi Kastamonu-Karabük kara yolu Müslimler köyü yol ayrımında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Bilal Sarıkülçe (71) idaresindeki 54 AGG 037 plakalı otomobil, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi neticesinde yol kenarındaki istinat duvarına çarptı. Kazada sürücü ile eşi Melahat Sarıkülçe (66) ve Mustafa Külte (63) olay yerinde hayatını kaybederken, Nezahat Külte (62) yaralandı.

Kazayı gören vatandaşlar durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine itfaiye, sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından ilk müdahalesi yapılan yaralı, Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Tedavi altına alınan yaralının hayati tehlikesinin devam ettiği öğrenildi.

Kazada hayatını kaybeden vatandaşların cenazesi ise cumhuriyet savcısı ve jandarma ekipleri tarafından yapılan incelemelerin ardından araçtan çıkartılarak cenaze aracıyla Araç Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.

Uzmanından sauna ve termal havuz uyarısı


 
Prof. Dr. Cengiz Köksal’dan yaz tatili öncesi kritik uyarı... Sıcak havuz, sauna ve hamam özellikle risk grubundakiler için ölümcül olabilir.

28.05.2026 14:44:00
MURAT ÇORBACI
Uzmanından sauna ve termal havuz uyarısı
Uzmanından sauna ve termal havuz uyarısı

Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Köksal, "Özellikle 50 yaş üstü, tansiyon ve kalp hastalığı riski taşıyan kişiler sıcak havuz, sauna ve hamam kullanımında hayati risk altında olabilir. Uzun süre yüksek ısıya maruz kalmak kalp krizinden ani tansiyon düşmesine, nefes darlığından bayılmalara kadar ciddi sonuçlara yol açabiliyor" dedi.
Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte termal havuzlar, spa merkezleri, hamam ve saunalar yeniden yoğun ilgi görmeye başladı. Ancak uzmanlar, özellikle kalp ve damar hastalıkları açısından risk taşıyan bireyler için yüksek ısılı ortamların ciddi sağlık tehditleri oluşturabileceğine dikkat çekiyor.







Risk yaşla birlikte artıyor

Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Köksal, yüksek sıcaklığa uzun süre maruz kalmanın kalbin çalışma yükünü dramatik biçimde artırdığını belirterek, özellikle ileri yaş grubunda kalp krizi riskinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Dr. Köksal, şunları söyledi: "Hamam, sauna ve yüksek sıcaklıktaki termal havuzlarda tüm vücuttaki damarlar genişliyor ve buna bağlı olarak tansiyon düşüyor. Terleme ile kaybedilen sıvı da tabloyu daha riskli hale getiriyor." Düşen tansiyonu dengelemek için kalbin çok daha hızlı ve güçlü çalışmak zorunda kaldığını belirten Köksal, bu durumu 'aşırı eforla koşmaya' benzetiyor. Özellikle, 50 yaş üstü kişiler, yüksek tansiyon hastaları, aşırı kilolu bireyler, kolesterol ve kan yağları yüksek olanlar, ailesinde kalp krizi öyküsü bulunanlar, sigara ve tütün kullananlar için sauna ve hamam kullanımının ciddi risk taşıdığını vurguluyor.







Aşırı yük uzun süre tolere edilmeyebilir

Prof. Dr. Köksal, kalp hastalığı açısından risk grubunda yer alan kişilere yüksek ısıdaki sauna, hamam ve banyoları kesinlikle önermediklerini ifade ederek, şu uyarıda bulundu: "Kalp, hayati organlara yeterli kanı ulaştırabilmek için daha fazla çalışmak zorunda kalıyor. Eğer kişi yaşlıysa ve kalp hastalığı riski taşıyorsa bu aşırı yük uzun süre tolere edilemeyebilir ve kalp krizi kaçınılmaz hale gelebilir."
Uzmanlara göre risk grubunda olmayan bireylerin bile sauna ve hamamda 10-20 dakikadan fazla kalmaması gerekiyor. Ayrıca terleme ile kaybedilen sıvı ve elektrolitlerin bol su tüketilerek yerine konması büyük önem taşıyor.







Termal havuzlardaki gizli tehlike: Astım ve akciğer ödemi

Yüksek sıcaklığın yalnızca kalbi değil solunum sistemini de tehdit ettiğini belirten Prof. Dr. Köksal, özellikle klorlu havuzlar ve yoğun su buharının astım hastaları için ciddi risk oluşturduğunu söyledi. Termal havuzlarda oluşan yoğun buharın akciğerlerdeki hava keseciklerinde birikerek nefes almayı zorlaştırabileceğini ifade eden Köksal, bu durumun ani astım ataklarını ve akciğer ödemini tetikleyebileceğini belirtti.
Özellikle; astım hastaları, KOAH hastaları ve kalp yetmezliği bulunan kişiler ani nefes darlığı ve solunum sıkıntısı yaşayabiliyor. Dr. Köksal, bu belirtilerin ciddiye alınmaması halinde ölümcül sonuçların ortaya çıkabileceği konusunda uyarıyor.

Havuz ve saunada kalp krizini tetikleyen 3 kritik risk

Prof. Dr. Cengiz Köksal, yaz aylarında özellikle dikkat edilmesi gereken risk faktörlerini şöyle sıraladı:

* 39-40 dereceyi aşan sıcak sularda uzun süre kalmak
* Kalp hastalığı bulunan veya risk grubunda yer alan ileri yaş bireylerin sıcak havuz kullanması
* Terleme ile kaybedilen sıvı ve elektrolitlerin yeterince yerine konmaması

Yaz aylarında sauna, hamam ve termal havuz kullanacak kişilere öneriler ise şöyle:

• Sauna ve hamam süresini 10-15 dakikayla sınırlayın
• İşlem öncesi ve sonrası bol su tüketin
• Aç ya da aşırı tok şekilde sıcak ortama girmeyin
• Kalp, tansiyon ve solunum hastalığınız varsa doktora danışmadan termal havuz kullanmayın
• Baş dönmesi, çarpıntı, nefes darlığı veya göğüs ağrısı hissederseniz ortamı hemen terk edin.

Prof. Dr. Cengiz Köksal, özellikle sıcak havaların etkisini artırdığı yaz döneminde kontrolsüz sauna ve termal havuz kullanımının "masum bir rahatlama yöntemi" değil, ciddi sağlık sorunlarını tetikleyebilecek önemli bir risk faktörü olduğunun altını çiziyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.