Bütün mahareti dış talimatları içeriye hazmettirmek olan iktidar bu defa fena yakalandı.
Güya patriotları biz istemişiz. Öyle ya, ABD’nin Adana’daki İncirlik Üssü ve Malatya’daki Kürecik füze kalkanına yazık değil mi? (!) Ne de olsa ABD, AKP hükümetinin stratejik ortağı.
Batılılar ne demiş?
Patriotu veririz ama siz de İsrail’in NATO ile ilişkilerine engel olmayın.
Hükümet ise ne yapsın?
Tamam, patriotlar gelsin de İsrail’de NATO ile beraber olsun demiş.
‘One minute’ diyenler, Mavi Marmara gemisinde şehit olan o kadar vatandaşımızı unuttular bile. Yetmedi, patriot ve İsrail’e açtıkları kucaklara ne demeli?
Tablo karışık gibi görünse de öyle değil, çok berrak hem de ilk günkü gibi.
Dün Erbakan döneminde ne ise bugün de o şekilde. Dün İsrail ile yapılan gizli anlaşmalar bugün de devam ediyor, gerisi tiyatro. İyi izlemeler Sayın AKP seçmeni.
Arınç dağa çıkarken yamaçtan döndü
Bülent Arınç’ın "Ben de olsam dağa çıkardım" sözü epey tartışıldı. Evet, aradan bir hafta geçmeden sanki bu sözü kendisi söylememiş gibi, çok pişkin şekilde “katiyen dağa çıkmazdım bugüne kadar çıkmadım ki” deyiverdi. Bu sözler ne anlama geliyor, değerlendirmeden önce bu karakterin sadece Arınç’ta olmadığını ifade etmek isterim.
Mesela, HAS parti eski Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, AKP Genel Başkan Yardımcısı olunca bütün söylemleri 180 derece dönüverdi. AKP’nin suyundan mıdır, huyundan mıdır bilinmez.
Bitmedi, gelelim genel başkanları Tayyip Erdoğan’a.
“NATO’nun Libya’da ne işi var?” diyen Sayın Başbakan bir hafta sonra Libya çıkartmasını NATO’yla birlikte yapıverdi. Bunlar garip ama gerçek. Bu gibi özü ve sözü ters olan o kadar çok uygulamaları var ki hangisinden bahsedelim.
İşte Arınç da bu geleneği devam ettirdi. Önce “dağa çıkarım” dedi, sonra “çıkmam” dedi. Ama bir şey söylemiş oldu. Ben dağa çıkamadım ama çıkanlara helal olsun, dağa çıkmayı da sakın ha ihmal etmeyin mesajını veriverdi.
Peki, terörü bu zihniyetin oluşturduğu hükümetin engellemesini beklemek safdillik değil de nedir acaba?
Bu sözleri ülkemizde terör dursun deyip te oylarını AKP ye verenlere ithaf ediyorum.
Güya patriotları biz istemişiz. Öyle ya, ABD’nin Adana’daki İncirlik Üssü ve Malatya’daki Kürecik füze kalkanına yazık değil mi? (!) Ne de olsa ABD, AKP hükümetinin stratejik ortağı.
Batılılar ne demiş?
Patriotu veririz ama siz de İsrail’in NATO ile ilişkilerine engel olmayın.
Hükümet ise ne yapsın?
Tamam, patriotlar gelsin de İsrail’de NATO ile beraber olsun demiş.
‘One minute’ diyenler, Mavi Marmara gemisinde şehit olan o kadar vatandaşımızı unuttular bile. Yetmedi, patriot ve İsrail’e açtıkları kucaklara ne demeli?
Tablo karışık gibi görünse de öyle değil, çok berrak hem de ilk günkü gibi.
Dün Erbakan döneminde ne ise bugün de o şekilde. Dün İsrail ile yapılan gizli anlaşmalar bugün de devam ediyor, gerisi tiyatro. İyi izlemeler Sayın AKP seçmeni.
Arınç dağa çıkarken yamaçtan döndü
Bülent Arınç’ın "Ben de olsam dağa çıkardım" sözü epey tartışıldı. Evet, aradan bir hafta geçmeden sanki bu sözü kendisi söylememiş gibi, çok pişkin şekilde “katiyen dağa çıkmazdım bugüne kadar çıkmadım ki” deyiverdi. Bu sözler ne anlama geliyor, değerlendirmeden önce bu karakterin sadece Arınç’ta olmadığını ifade etmek isterim.
Mesela, HAS parti eski Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, AKP Genel Başkan Yardımcısı olunca bütün söylemleri 180 derece dönüverdi. AKP’nin suyundan mıdır, huyundan mıdır bilinmez.
Bitmedi, gelelim genel başkanları Tayyip Erdoğan’a.
“NATO’nun Libya’da ne işi var?” diyen Sayın Başbakan bir hafta sonra Libya çıkartmasını NATO’yla birlikte yapıverdi. Bunlar garip ama gerçek. Bu gibi özü ve sözü ters olan o kadar çok uygulamaları var ki hangisinden bahsedelim.
İşte Arınç da bu geleneği devam ettirdi. Önce “dağa çıkarım” dedi, sonra “çıkmam” dedi. Ama bir şey söylemiş oldu. Ben dağa çıkamadım ama çıkanlara helal olsun, dağa çıkmayı da sakın ha ihmal etmeyin mesajını veriverdi.
Peki, terörü bu zihniyetin oluşturduğu hükümetin engellemesini beklemek safdillik değil de nedir acaba?
Bu sözleri ülkemizde terör dursun deyip te oylarını AKP ye verenlere ithaf ediyorum.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Doç. Dr. Ahmet H. Kepekçi / diğer yazıları
- Lozan Antlaşması’nı korumak, vatanı korumaktır / 28.05.2025
- Abraham Antlaşmaları'na direnenler tasfiye mi ediliyor? / 27.05.2025
- Arz-ı Mev’ud’un yeni cephesi / 26.05.2025
- Trump’ın Orta Doğu çıkarması: Haraç, tasfiye ve dizayn / 21.05.2025
- Hukuk devleti ilkesine zarar bumerang etkisi yapar / 20.05.2025
- Lozan’la sorunu olanın Türkiye’yle derdi vardır / 19.05.2025
- PKK ve yeni süreçte jeopolitik dengeler: Sevr mi Lozan mı? / 14.05.2025
- Türkiye için vakit kaybetmeden Afet Yönetimi Bakanlığı kurulmalı / 06.05.2025
- 40 milyar dolarla ne yapabilirdik? / 05.05.2025
- 1 Mayıs'ın ardındaki gerçek soru: Hangi sistem emekçiye umut olabilir? / 04.05.2025
- Abraham Antlaşmaları'na direnenler tasfiye mi ediliyor? / 27.05.2025
- Arz-ı Mev’ud’un yeni cephesi / 26.05.2025
- Trump’ın Orta Doğu çıkarması: Haraç, tasfiye ve dizayn / 21.05.2025
- Hukuk devleti ilkesine zarar bumerang etkisi yapar / 20.05.2025
- Lozan’la sorunu olanın Türkiye’yle derdi vardır / 19.05.2025
- PKK ve yeni süreçte jeopolitik dengeler: Sevr mi Lozan mı? / 14.05.2025
- Türkiye için vakit kaybetmeden Afet Yönetimi Bakanlığı kurulmalı / 06.05.2025
- 40 milyar dolarla ne yapabilirdik? / 05.05.2025
- 1 Mayıs'ın ardındaki gerçek soru: Hangi sistem emekçiye umut olabilir? / 04.05.2025