Ahmet Rasim'in üslubuna hayran olan bir yazar da Salah Birsel'dir. "Konuşma diline perende artıranlardan biri"nin de Ahmet Rasim olduğunu belirten Birsel, üstadın yazılarının deneme lezzetinde olduğunu teslim ettikten sonra, üslubuna olan hayranlığını şu ifadelerle aşikar eder: "Bir sözcük cümbüşüdür onun yazıları. Cam göbeği, kavun içi, kara yağız yavru ağzı, nar çiçeği, ördek gagası gül kurusu, süt beyaz, limon küfü, kızıl şap, bakla çiçeği, güvercin göğsü, demir kırı, kaçık mor, açık galibarda, vişne çürüğü sözcükler birbirini kovalar."
Meşrutiyet züppesi
Ahmet Rasim Meşrutiyet züppesini canlı tablolarla tarif eder: "Hem telaşlı, hem de ağır. Bununla birlikte tuvalette hiç eksik yok. Püskülü Mısırlıvari yana getirilmiş taklalı, az koyunca fes, şimdiler modası geçmiş. Alabros kesilmiş, sert kıllı kumral saçlarına yakışmış çok küçük düzgün kıkırdaklı bir çift kulaktan sağ taraftakinin üstünden, ucu burnunda tümsekçe yerini binmiş altın çerçeveli gözlüğe bağlı ince altın bir zincir geçmiş, elif kaşlar altında melankolik alevlerle parlayan gözle, arada sırada süzüldükçe modaya uygun kırık bıyıklarla donanmış kalın dudakları açılıp beyaz dişlerini gösterir göstermez kapamaya alışmış, her gün traş, friksiyon yüzünden yanaklarına kan oturmuş, çokluk yan cebinde ipek, eflatun kenarlı mendil var. Lacivert ceket altına iki yukarı cepleri yatay bir altın çizgi ile birleşik fantazi yelek giyer, hiç eldivensiz gezmez, ütüsüz pantolon giymez. Potini, iskarpini toz tutmaz."
Kısa mı uzun mu?
"Eşkâli Zaman" müellifi Ahmet Rasim, kendisinden yazı yazmasını isteyen gazete sahibine sorar: "Yazacağım yazılar kısa mı, yoksa uzun mu olacak?" Şaşıran patrona da kısa yazmamın daha güç olduğunu anlatmak istercesine sorusuna yine kendisi cevap verir: "Eğer uzun yazacaksam beş, kısa yazacaksam on lira isterim."
Edebiyatımızın Güleryüzü/ Mehmet Nuri YARDIM











































































