logo
23 HAZİRAN 2026

KKTC'nin ipi çekiliyor

25.06.2005 00:00:00


BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, AB'nin Ankara'ya gönderdiği Gümrük Birliği Protokolünü Türkiye'nin imzalamasının, belirtilenlerin aksine Kıbrıs Rum Kesimini tanımak, tüm Kıbrıs'ın hükümeti olduğunu kabul etmek ve KKTC'yi idam sehpasına götürmek anlamına geleceğini söyledi.

*PKK belasıPKK'yı başımıza bela eden ABD'dir. Çekiç Güç ile beraber o bölgede taa baştan beri ABD bu işin temelini atmıştır. Sen, gidiyorsun, ona, "Bunun önüne geç" diyorsun. Adam onunla seni vuruyor. Planı, programı, projesi onunla beraber hayata geçecek. Şayet biz siyasi olarak bunu göremiyorsak o koltukta oturmak bize haram olur. Yani orada o gücü, o hareketi başlatan da, bu noktaya taşıyan da ABD'dir. Onunla demek baştan beri hesabı var.

*KKTC idam sehpasındaGümrük Birliği Ek Protokolü'nun imzalanması Rum Kıbrıs devletinin Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından onaylanması demektir. KKTC'nin de Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından yokluğunun kabul edilmesi, Türk Silahlı Kuvvetlerinin bunu takip eden zaman içerisinde adayı resmen terk edeceğinin işareti demektir. Siyasiler, bunun Rum devletini kabul etmek manasına gelmez, diyorlar. Madem bu manaya gelmez ise niye imzalıyorsun?

  BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, "Haftanın Sohbeti"nin bugünkü bölümünde, ABD'nin, Irak'taki PKK unsurlarına karşı niye harekete geçmediğini, geçmesinin de mümkün olmadığını PKK'yı başımıza ABD'nin bela ettiği tespitiyle bir kez daha dikkatlere sunarken, büyüme konusunda Türk insanının gözünün boyanmasına devam edildiği uyarısında bulunuyor. Prof. Dr. Haydar Baş, en son Erzurum Atatürk Üniversitesi'nde meydana gelen olayla birlikte ülke gündemine tekrar oturan türban konusunda AKP iktidarının samimi davranmadığını belirtiyor.  n Hükümet, başta Kandil dağı olmak üzere Kuzey Irak'ta bulunan PKK'nın ABD tarafından bertaraf edileceğini söyledi. Bu medyaya yansıdı. Fakat tam tersi, terörün Anadolu'nun içlerine kadar artmaya başladığını görüyoruz. Her gün bir kaç Mehmetçiğin şehit edilmeye başladığını görüyoruz. En son, Başbakan, ABD'ye bunun sözünü alacağını söyleyerek gitti. Ama bırakın sözünü almayı geçenlerde Avrupa ülkeleri büyükelçileri verilen bir yemekte PKK ile mücadeleyi durdurun, PKK'ya yol verin, dediler. Prof. Dr. Haydar Baş- Federasyon kuruldu ya diğer ayağına da müsaade edin, diyorlar. Lafın tamamı deliye söylenir dedik ya bunun için söyledik. "Biz federasyonu orada kurduk. Bir ayağı da sizin orasıdır. Lütfen bunun önünü açın" diyorlar. PKK'yı başımıza bela eden ABD'dirÇekiç Güç ile beraber o bölgede taa baştan beri ABD bu işin temelini atmıştır. Biz yeni değil, 1980'li yıllardan bu yana, "Bu gücün burada ne işi var? Ne yapar?" diye sorduk. Bakıyorsun Çekiç Güç orada birtakım olayların, anarşinin merkezi. Eğer bunlar güvenliği temin etmek için burada ise anarşinin burada olmaması lazım. Bakıyoruz tamamen tersi oluyor. Dolayısıyla o bölgede bahsettiğiniz gücü, PKK'yı, milletin başına besleyip bela eden ABD'dir. Sen, gidiyorsun, ona, "Bunun önüne geç" diyorsun. Adam onunla seni vuruyor. Planı, programı, projesi onunla beraber hayata geçecek. Şayet biz siyasi olarak bunu göremiyorsak o koltukta oturmak bize haram olur. Millet adına bunu bugüne kadar göremediysek bundan sonra hiç bir şey göremeyiz. Yani orada o gücü, o hareketi başlatan da, bu noktaya taşıyan da ABD'dir. Onunla demek baştan beri hesabı var. Bir eylemi hayata geçirecek. Bu eylemi başlattı ve devam ettiriyor. Bir bütünü tamamlamak için bu tarafı hazırlama cihetinde devamlı adımlarını atıyor. Hiç bir zaman önüne geçmez. Geçmesi de mümkün değildir. ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesinin ayaklarından bir tanesi de orada kurulacak olan Kürt Federasyonunun dört dörtlük olarak hayata geçmesidir. Bunu çok iyi görelim. ABD kesinlikle orada federasyonun aleyhinde bir adım atmaz. Bunu böyle bilmiş olalım.n Bu hususta yıllar öncesi Çekiç Güç ile ilgili olarak yaptığınız tespiti dönemin hiç bir siyasisi görememişti. Bir önceki Genelkurmay Başkanı Kıvrıkoğlu Paşa da bunu söyleyerek hiç bir hükümetin Çekiç Güç'ün ne olduğunu göremediğini ifade etmişti. Prof. Dr. Haydar Baş- Evet, sayın Hüseyin Paşa bunu ifade buyurdular. n Sizin yıllar önce yaptığınız tespitin doğruluğu en üst ağızdan seslendirildi.Prof. Dr. Haydar Baş-  O gün aslında bu mevzuyu gören çok siyasi de vardı. Bendeniz bunu konferanslarımda ifade ediyordum. Konferanslardan sonra mesela bazı partilerin il başkanları geliyor, "Biz de yanı şeyi görüyoruz. Ama niçin bu siyaset bu kararı veriyor" diyorlardı. Her yıl yeni yeni kararlarla uzatılıyordu. Biz de bunu eleştiriyorduk. Bu gücün burada kalması Türkiye'nin aleyhinde birtakım güçlerin odaklanması manasına geldiğini hatta PKK'lıları ABD uçak ve helikopterlerinden atılan silah ve erzaklarla destekliyor olduklarını hatırlatıyorduk. O zaman bize gelen siyasiler de bunu söylüyor, bize katılıyorlardı.KKTC idam sehpasından Hocam, Kıbrıs'ta da çık sıcak gelişmeler yaşanıyor. 17 Aralık süreci ile birlikte bir metne imza attık. Güney Kıbrıs Rum kesimini adanın tamamını temsil eden bir devlet olarak tanıyacağımızı belirttik. Protokol şu anda hazırlandı. Önümüze gelecek. Dışişleri Sözcüsü Namık Tan da açıkladı. Dışişleri Bakana Abdullah Gül de açıkladı. Metin gelir gelmez, Bakanlar Kurulunda hemen imzalanacak. Böyle bir metnin imzalanması KKTC açısından ne getirir, Türkiye açısından ne götürür?Prof. Dr. Haydar Baş- Böyle bir metnin hazırlanması Rum Kıbrıs devletinin Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından onaylanması demektir. KKTC'nin de Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından yokluğunun kabul edilmesi, Türk Silahlı Kuvvetlerinin bunu takip eden zaman içerisinde adayı resmen terk edeceğinin işareti demektir. Bunu farklı bir şekilde okumak hiç mümkün değildir. Şimdi siyaseti takip ediyoruz. Güney Kıbrıs Rum devletini kabul etmek manasına gelmez, diyorlar. Madem bu manaya gelmez ise niye imzalıyorsun? Adam sana bunu niçin imzalatıyor? Gümrük Birliğine Güney Kıbrıs da dahil olsun diye niye sana bunu imzalatıyor? Senin imzanın madem ki böyle bir ehemmiyeti yoktur imzasız da bunu yapabilir. Yapamayacağına göre senin bunu kabulün güneyde kurulan Rum devletini kabul etmek manasına gelir ki zaten orada kabul edilen bir tek devlet var. İki tane yok. Adanın tamamını temsil eden tek devlet olduğu kabul ediliyor. O da Rum devleti olmuş olacak. Siz onu kabul ettiğiniz zaman KKTC'yi kendi ellerinizle idam sehpasına çekiyorsunuz, çektiniz demektir. Bunun hiç bir farklı izahı olamaz. Bu, bundan başka manaya da gelmez.n Siz, "Kıbrıs anavatandır" diyorsunuz. "Kıbrıs yavru vatan değil, vatandır. Türkiye'nin ulusal güvenliğinin en önemli parçasıdır" şeklinde açıklamalarınız var. Bu açıdan bakıldığında, bu kabul Türkiye açısından ne getirir, götürür?Prof. Dr. Haydar Baş- Tabii biz hükümet olarak bugüne kadar bu konuları düşünmüş, Kuzey Kıbrıs elimizden çıkarsa başımıza ne tip belalar gelir şeklinde muhasebe etmiş değiliz gözüküyor. Ama bu da bence geçerli değildir. Kuzey Kıbrıs Devletinin ilgası, orada farklı bir gücün hayata geçmesi Türkiye'nin bir kontrol mekanizmasıyla tamamen kontrol altına alınması manasına gelir. Zaten iddialara göre ABD orada bir üs kurma hazırlığı içerisinde. Siz Akdeniz bölgesinin, Egenin Türk hakimiyetinden çıktıktan sonra varın geleceğini düşünün. Eğer asker kafası ile düşünürsek geleceğimiz ciddi manada rizikodadır, diyorum. Onun için Kıbrıs bizim vatanımızdır. Orası olmazsa Ege ve Akdeniz'in olacağı ihtimaline ben asla inanmıyorum. Bu sadece benim kanaatim değil. Aklı başında insanlarla yapılan sohbetlerde herkes aynı düşünceyi paylaşıyor.n Hocam, 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. O dönemde Mustafa Kemal Atatürk yıkıcı faaliyet yapan bütün vakıfların hepsini kaldırdı. Diğer taraftan Bursa'da Amerikan Kız Kolejinde üç öğrenci hıristiyan oldu diye 29 Ocak 1928'de Bakanlar Kurulunu topladı ve okulu kapattı. Bu hassasiyeti gösterdi. Bunlar, bağımsızlığın temellerine dinamit koyan unsurladır diye hepsini kaldırdı. Türkiye'de ne değişti ki AKP hükümeti geldi, bütün bu yıkıcı yabancı vakıfların önündeki bütün engelleri kaldırdı? Prof. Dr. Haydar Baş-  Türkiye'de değişen hiç bir şey yok. Eğer siyasetçiler "biz değiştik" diyerek yola çıktıysa başka bir şeye değişen açısından bakmamak lazım. Yani değişen siyasettir. Milletin gözü boyanıyorn Muhterem Hocam, 2004 yılında % 9,9 oranında büyüdüğümüz iddia ediliyor. Altı ay sonra IMF danışmanlarından bir yetkili esasen Türkiye'nin büyümemiş olabileceğini söyledi. Bir taraftan 145 900 esnaf kepenk kapattı. Siz bu büyüme 6 ay önce açıklandığı zaman çok net ifadeleriniz var. 6 ay sonra yine bu büyüme konuşuluyor. Yine "büyüdük" deniliyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?Prof. Dr. Haydar Baş- Hiç unutmam, YTL'ye geçileceği zaman  büyük bir devrim olarak sunulmuştu. Ne imiş devrim? "Türk Lirasının önünden altı sıfırı attık. Ekonomiye şöyle bir rahatlık gelecek" denmişti. Buna gülmemek mümkün değildir. Ama televizyonları açıyoruz, gazeteleri okuyoruz, bunun propagandası yapılıyor. Tamam kardeşim de senin Yeni TL alacağın ekmeğe bir fazla ekmek mi getirdi? Yok. O halde bunun neresi yenilik? İnsanlar o kadar gaflette ki onun bu gafletinden istifade ile aynı şeyi ısıtıp ısıtıp insanların önüne taşıyorlar. Nerede büyüme oldu? Senin cebine maaş olarak giren bir kuruş fazla var mı? İşçinin, memurun, tarım kesiminin cebine giren var mı?n Azalma var.Prof. Dr. Haydar Baş- Soruyorum. Hiç kimsenin cebine bir kuruş fazla girdi mi? Peki, Türkiye'de büyüme olacak da bu büyüme nereye yansır? Ekonomide paranın piyasaya girmesine yansır. Esnaf bir iş yapıyordu, şimdi bu işi yüzde 100, yüzde 30 katladı mı? Böyle bir ticaret piyasası var mı? Yok. Adam, "akşam oldu siftah edemedim" diyor. O halde bütün bunlar tiyatro. Büyüme diye bir şey yok. Borçla beraber sen ülkeyi yöneteceksin. Senin getirin aldığın borçların faizini ödemiyor. Hesap ortada. Türkiye'nin şu anda 380 milyar dolar iç ve dış borcu var. 380 milyar dolara 2004 yılında verdikleri faiz tutarı tam 120 katrilyon. 2004 yılında Türkiye'nin topladığı vergiler 90 katrilyon. Yani biz zarardayız. Bizim akarımız aldığımız borçların faizini ödemiyor. Peki sen ne ile hangi büyümeden bahsediyorsun. Bütçede yatırıma kaç para tahsis ettin, bana gösterebilir misin? Büyüme yatırımla olur. Bütçede göstermediğim yatırımı "yaptım" diyorsun. Çocuk mu kandırıyorsun? "Bizim altı ay sonramız, bir sene sonramız daha iyi olacak" deniliyor. Körün aradığı iki göz bir ela biri boz. Güzel de yapılacak olan yatırım bütçede görünmesi lazım. Göster bakayım bana bütçede bu var mı? Yok. Peki nerede bu büyüme? Televizyon ekranlarında, gazete sütunlarında. Bunlar milleti aldatmak, milletin gözünü boyamaktan başka bir şey değildir. Onun için insanımız bu yalanları duyduğu zaman nefretle "hayır" demesi ve korkutması lazım. Tabii şimdi bakıyor ki hiç kimse kendisine tepki koymuyor. Artık demokratik hakkımızı kullanıp tepkimizi ortaya koymamız lazım. Kişi başına milli gelir 6 bin dolarmış. Bir evde eğer beş nüfus varsa 30 bin dolar eder. Adam günde 30 kuruş kazanmıyor, 30 bin dolardan bahsediyorsun. Kuru 1,300'den hesap ederseniz 30 bin dolar, 39-40 milyar ediyor. Bırak 40 milyarı hangi vatandaşın evine 4 milyar para giriyor. Bu kadar yalan, bu kadar afaki konuşma olmaz. Büyüme diye  bir şey yok. Büyüme olmuş olsa evvela büyüme iş dünyasında mutlaka kendini gösterir. Basit bir misal verelim. Ev yaparken inşaat sektörü bir iş yapıyor mu? Elbette yapıyor. Çünkü demir alıyorsun, çimento, menteşe alıyorsun. Pencere, cam siparişi veriyorsun. Vs. vs. İnşaat sektöründe büyüdük derken yüzlerce insan iş yapıyor demektir. İnşaat sektöründe böyle bir şey var mı? Yok. Tarım sektöründe, denizcilikte, sanayide var mı? Yok. Peki nerede bu büyüme? Böyle bir şey yok. Bunlar laf ü güzaftır. Milletin gözünü boyamaktır. Olacaksa, önce bütçeye bunu koyacaksın, biz de bunu okuyacağız. Onun adına burada avukatlık yapacağız. "Helal olsun sana. Sen gerçekleri gördün, gündeme taşıdın" diyeceğiz. Hiç merak etmesinler. Eğer bunu yaparlarsa biz bunu da söyleriz. Ama bugüne kadar böyle bir şey olmadı. Bu ekonomi yoluyla olması da mümkün değildir. n

Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'ndeki Grand Kartal Otel'de 21 Ocak 2025'te çıkan yangında yakınlarını kaybedenler, Bolu Adliyesi önünde açıklama yaptı

23.06.2026 17:00:00
AA
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Adliye önünde pankart açan aileler adına konuşan, olayda 8 yakınını kaybeden avukat Yüksel Gültekin, yangının üzerinden 17 ay 2 gün geçtiğini belirtti.

"Davada birinci derece kusurlu gösterilen Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeliyle ilgili maalesef bugüne kadar herhangi bir hukuki gelişme olmadı." diyen Gültekin, 40 yıllık avukat olarak ilgili personel hakkında iddianame düzenlenmemesini izah edemediğini söyledi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'e kurulan komisyonla aydınlatılan cinayetler dolayısıyla bir vatandaş olarak teşekkür ettiğini belirten Gültekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ayrıca 'Suç işleyen herkes yakasından tutulacak ve yargı önüne çıkarılacak.' sözünü de önemsiyorum ve güven duyuyorum. Sayın Adalet Bakanım, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Kültür ve Turizm Bakanlığının 1. derece kusurlu olduğunu tespit etti. Netice itibarıyla Turizm Bakanı yargılama müsaadesi vermedi, buna rağmen Danıştay bu kararı kaldırarak, 'Yargılanmalılar, hesap vermeliler.' dedi. Sayın Bakanım, sizden 78 canımız adına rica ediyorum. Gecikmeden, mümkünse bugün, değilse yarın bu dosyanın iddianamesinin düzenlenmesi için talimat verin. Aksi halde bu sürecin ilerlemeyeceğini düşünüyoruz."

Devletine ve milletine bağlı insanlar olduklarını vurgulayan Gültekin, "17 aydır sabırla bekliyoruz ancak bu duyarsızlık karşısında sabrımız tükenmiştir. Savcılığa gidiyoruz, 'Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeli bekleniyor.' deniyor. Diğerlerinde beklenmezken burada neden bekleniyor'" ifadelerini kullandı.

Gültekin, ailelerin 17 ay 2 gündür uyumadıklarını dile getirerek, "Nefesimiz yettiği sürece bu davanın takipçisi olacağız. Evlatlarıma her gün söz veriyorum ve sözümü tutacağım. Bu olayda zerre kadar ihmali olan herkes yargı önüne çıkacak ve hesap verecek. Biz davamızdan vazgeçmeyiz." dedi.

"Gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır"

Yangında kardeşi ve iki yeğenini kaybeden Çiğdem Sarıtaş da "Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlileri hakkında soruşturma izni verilmiş olmasına rağmen neden hala iddianame hazırlanmadığını" sordu.

Sarıtaş, İl Özel İdaresi ve Bolu Belediyesi görevlilerinin Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Aynı bilirkişi raporlarında aynı derecede sorumlu gösterilen bakanlık görevlileri için hukuk neden aynı şekilde işletilmemektedir' Bizim talebimiz ayrıcalık değil, eşitliktir. İl Özel İdaresi ve Belediye görevlileri için işletilen hukuk, Bakanlık görevlileri için de işletilmelidir. Birinci dosyada esas alınan sorumluluk tespitleri doğrultusunda Bakanlık görevlileri hakkında gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevlileri hakkındaki soruşturma izinleri derhal tamamlanmalıdır."

Sarıtaş, Bakanlık yetkililerinin önceki dosyayla paralel şekilde Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılanmalarının sağlanması gerektiğini söyledi. 

Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki imha sahasında, Assan Grup isimli firmanın patlatma faaliyeti sırasında meydana gelen patlamada özel şirket çalışanı 2 personelin hayatını kaybettiği açıklandı

23.06.2026 16:59:00
Anadolu Ajansı
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesinde imha sahasında mühimmatın kazara patlaması sonucu 2 kişi yaşamını yitirdi.

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, saat 14.00 sıralarında Yahşihan ilçesi Bedesten mevkisindeki imha sahasında, gerçekleştirilen AR-GE faaliyetleri esnasında mühimmatın kazara patlaması sonucu özel şirket çalışanı 2 personelin vefat ettiği belirtildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Olayın ardından AFAD başta olmak üzere ilgili kurumlar süratle bölgeye sevk edilmiş, bölgede gerekli güvenlik tedbirleri alınmıştır. Meydana gelen olayla ilgili adli ve idari inceleme başlatılmış olup süreç ilgili makamlarca titizlikle takip edilmektedir. Vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz."

Van'da kahreden kaza: 1 şehit

Van-Erciş kara yolunda meydana gelen trafik kazasında 1 jandarma personeli şehit oldu, 5 kişi yaralandı

23.06.2026 14:00:00 / Güncelleme: 23.06.2026 14:02:45
Haber Merkezi
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'ın Erciş ilçesinde Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğu trafik kazasında 3'ü jandarma personeli 5 kişi yaralandı.

Van-Erciş kara yolunda sürücüsünün ismi öğrenilemeyen 06 DJA 494 plakalı hafif ticari araç, jandarma personelinin bulunduğu araca arkadan çarptı.

Çevredekilerin haber vermesi üzerine kaza yerine 112 Acil Sağlık, polis, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Kazada yaralanan 3 jandarma personeli ile hafif ticari araçta bulunan 2 kişi, ambulanslarla Erciş Şehit Rıdvan Çevik Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Bir süre trafiğe kapanan yol, araçların kaldırılması ve incelemelerin tamamlanmasının ardından geçişlere açıldı.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, kazada Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğunu açıkladı.

Şehit olan jandarma personelinin Adana nüfusuna kayıtlı olduğu öğrenildi.

6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden sahte fatura ve hayali ihracat işlemlerinin yapıldığının tespit edilmesi üzerine düzenlenen operasyonda, 6 şirkete el konulduğunu, 10 şirkete kayyum atandığını, 27 zanlı hakkında adli işlem başlatıldığını bildirdi

23.06.2026 12:00:00
AA
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada,  suç, kaçakçılık, vergi usulsüzlükleri ve kamu kurumlarını hedef alan nitelikli dolandırıcılıkla mücadeleyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, İçişleri, Hazine ve Maliye, Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarıyla eş güdüm içinde kararlılıkla sürdürdüklerini vurguladı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Jandarma Komutanlığı, Vergi Denetim Kurulu, MASAK, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü, EPDK ve TMSF ile koordineli şekilde önemli bir operasyon gerçekleştirdiklerini belirten Gürlek, şunları kaydetti:

"Soruşturma kapsamında, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden yıllık yaklaşık 350-400 bin ton LPG ithalatı gerçekleştirildiği, doğan ÖTV ve KDV yükümlülüklerinin sahte fatura organizasyonu ve hayali ihracat işlemleriyle bertaraf edilmeye çalışıldığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda bu sabah İstanbul, Ankara, Bursa, Kırıkkale, Kırşehir, Mardin, Konya, Hatay ve Niğde illerinde eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, toplam 6 şirkete el konulmuş, 10 şirkete kayyum atanmış, 27 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmıştır. Devletimizin vergi güvenliğini, ekonomik düzenini ve kamu kaynaklarını hedef alan hiçbir organize yapıya müsamaha göstermeyeceğiz. Suçtan elde edilen gelirlerin izini sürecek, sahte fatura ve hayali ihracat düzenekleriyle kamu zararına sebep olan yapılara karşı hukuki süreçleri kararlılıkla işleteceğiz."

Gürlek, soruşturma ve operasyon sürecinde görev alan kurum ve kamu görevlilerine teşekkür etti.

Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İBB Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı

 

23.06.2026 10:13:00
Anadolu Ajansı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, Maltepe'de kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca Karaal'ın kaçırıldığı iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında adliyeye götürülen şüphelilerin buradaki işlemleri tamamlandı.

Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen zanlılardan 6'sının tutuklanmasına, 6'sının ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına hükmedildi.

Ne olmuştu?

Başsavcılık, Karaal'ın Maltepe'de kaçırıldığı iddiasına ilişkin soruşturma başlatmış, mağdurun bulunması ve şüphelilerin yakalanması için polise talimat vermişti.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerinin çalışmalarının ardından Tuzla'da bir inşaat alanında bulunan Karaal'ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilmişti.

Soruşturma kapsamında olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen toplam 12 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, Anadolu Adalet Sarayı'na sevk edilmişti. Savcılıkta ifadeleri alınan şüphelilerden 6'sı tutuklama, 6'sı ise adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti. 

Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri ile mülakat mağduru eğitimcilerin Ankara’da başlattığı açlık grevi eylemi 8. gününe girdi

22.06.2026 21:30:00
Haber Merkezi
Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!
Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri ile mülakat mağduru eğitimcilerin Ankara'da başlattığı açlık grevi eylemi 8. gününe girdi.

15 Haziran'dan bu yana taban maaş, güvenceli çalışma hakları ve mülakatların kaldırılması talebiyle direnen öğretmenler, sağlık sorunlarına ve polis müdahalelerine rağmen eylemlerini kararlılıkla sürdürüyor.

Öğretmenlerin Hayati Mücadelesinde 8. Gün: Sağlık Durumları Kritik, Direniş Sürüyor

Ankara'da Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası genel merkezi önünde nöbet tutan öğretmenlerin açlık grevi eylemi birinci haftasını geride bırakarak 8. gününe ulaştı.

Günlerdir yalnızca su, şeker ve B12 vitaminiyle beslenen eğitimcilerin sağlık durumları giderek kritik bir aşamaya evriliyor. Süreç içerisinde ciddi sağlık sorunları yaşayan bazı öğretmenlerin hastaneye kaldırıldığı öğrenildi.

Talepler Net: "Taban Maaş ve Güvenceli Çalışma"



Özel kurumlarda çalışan ve ataması yapılmayan öğretmenler, yaşam standartlarının iyileştirilmesi ve mesleki onurlarının korunması için şu temel talepleri öne sürüyor:

Özel sektördeki eğitim emekçileri için taban maaş uygulamasının yeniden yasal koruma altına alınması.

Atamalarda adaletsizliğe yol açtığı belirtilen mülakat sisteminin son bulması ve verilen sözlerin tutulması.
Kısa süreli sözleşme dayatmalarına son verilmesi ve eksiksiz sigorta primi yatırılması.

Baskı ve Engellemelere Rağmen Geri Adım Yok

Eylemin başından bu yana öğretmenler pek çok kez emniyet güçlerinin sert müdahaleleriyle karşı karşıya kaldı. Geçtiğimiz günlerde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde açıklama yapmak isteyen 9 öğretmen gözaltına alınmış ve saatler sonra serbest bırakılmıştı.

Son olarak Ankara Kızılay'daki Madenci Anıtı'na yürümek isteyen eğitimcilerin önü polis barikatlarıyla kesildi ve öğretmenler biber gazlı müdahaleye maruz kaldı. İstanbul Taksim'de TÖZOK önünde destek eylemi yapan öğretmenlere de müdahale edilerek gözaltılar gerçekleştirildi.

Siyasi partilerin, demokratik kitle örgütlerinin ve sendikaların ziyaret ederek destek verdiği öğretmenler, "Milli Eğitim Komisyonu Toplansın" çağrısını yineleyerek talepleri karşılanana kadar Ankara'daki nöbet alanını terk etmeyeceklerini vurguluyor.

Tablo vahim!

76 ilde düzenlenen operasyonlarda 1 ton 707 kilo uyuşturucu madde ile 2 milyonun üzerinde hap ele geçirildi

22.06.2026 21:10:00 / Güncelleme: 22.06.2026 21:17:41
İhlas Haber Ajansı
Tablo vahim!
Tablo vahim!
İçişleri Bakanlığı, 76 ilde uyuşturucu madde satıcılarına yönelik polis ekiplerince düzenlenen operasyonlar sonucu 1 ton 707 kilogram uyuşturucu madde ile 2 milyon 156 bin 215 adet uyuşturucu hap ele geçirildiğini bildirdi.

İçişleri Bakanlığı, İl Emniyet Müdürlükleri tarafından 76 ilde uyuşturucu madde satıcılarına yönelik düzenlenen operasyonlarda 1 ton 707 kilogram uyuşturucu madde ile 2 milyon 156 bin 215 adet uyuşturucu hap ele geçirildiğini, operasyonlar kapsamında bin 926 şüphelinin yakalandığını açıkladı.



Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "76 ilde 'uyuşturucu madde satıcılarına' yönelik polisimiz tarafından son 2 haftada düzenlenen operasyonlarda; 1 ton 707 kilogram uyuşturucu madde ile 2 milyon 156 bin 215 adet uyuşturucu hap ele geçirildi, bin 926 şüpheli yakalandı.

Şüphelilerden; 976'sı tutuklandı, 376'sı hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Diğerlerinin işlemleri devam ediyor. Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı ile Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüklerince toplam 76 ilde 2 bin 889 ekip, 5 bin 455 personel, 25 hava aracı ve 53 narkotik dedektör köpeğinin katılımıyla operasyonlar düzenlendi.

Gençlerimizin geleceğini, ailelerimizin huzurunu ve toplumumuzun güvenliğini hedef alan zehir tacirlerine asla fırsat vermiyor, uyuşturucuya yönelik operasyonlarımızı kesintisiz şekilde sürdürüyoruz. Kahraman polislerimizi, Başkanlığımızı, Cumhuriyet Başsavcılıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz" ifadelerine yer verdi.

12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu

Adalet sisteminde süreçleri hızlandıracak ve yargılamaları makul sürede tamamlayacak 30 maddelik 12. Yargı Paketi kanun teklifi, AK Parti tarafından Meclis Başkanlığına resmen teslim edildi

22.06.2026 16:10:00
Haber Merkezi
12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu
12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu
Kamuoyunun uzun süredir merakla beklediği, yargı süreçlerini hızlandırmayı ve usul ekonomisini güçlendirmeyi amaçlayan 12. Yargı Paketi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunuldu. AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu ile milletvekilleri Murat Alparslan ve Nurettin Alan'ın düzenlediği ortak basın toplantısıyla duyurulan 30 maddelik yeni kanun teklifi, yargı sisteminde köklü ve radikal değişiklikler içeriyor.

Milyonlarca mahkum ve mahkum yakınının gözü kulağı olan genel af ya da infaz indirimi gibi beklentiler ise bu paketin kapsamında yer almadı. Teklif, ağırlıklı olarak yargının etkin ve verimli işlemesine odaklanıyor.


12. Yargı Paketi'nde neler var? İşte öne çıkan maddeler


Meclis Başkanlığına sunulan yeni yargı paketinde öne çıkan ve vatandaşların günlük hayatı ile adalet sistemini doğrudan etkileyecek kritik düzenlemeler şunlar:

Duruşmalar Arası Süre Kısalıyor: Hukuk yargılamalarında süreçlerin uzamasını önlemek amacıyla iki duruşma arasındaki süre 3 aydan fazla olamayacak. Bilirkişi incelemesi veya istinabe gibi zorunlu hallerde hakim gerekçesini belirterek bu süreyi uzatabilecek.

İdari Alacaklarda "Önce İdareye Başvuru" Zorunluluğu: Adli yargı kararıyla idareden alınacak para, vekalet ücreti ve yargılama giderleri için doğrudan icra takibi başlatılamayacak. Alacaklılar önce idareye yazılı başvuruda bulunup IBAN bildirmek zorunda olacak. İdare 1 ay içinde ödeme yapmazsa icra takibi açılabilecek.

Miras Davalarında Yeni Dönem (İzale-i Şuyu): Ortaklığın giderilmesi davalarında suistimalleri engellemek için miras kalan taşınmazların satışında birinci açık artırma sadece mirasçılar arasında yapılacak. Bu ihalede açılış muhammen bedelin yüzde yüzü üzerinden olacak, alıcı çıkmazsa ihale herkese açık ikinci aşamaya geçecek.

e-Duruşma Kapsamı Genişletiliyor: Bilişim teknolojilerinin etkin kullanımı amacıyla hukuk davalarındaki ön inceleme duruşmaları da e-Duruşma (ses ve görüntü nakli) sistemiyle yapılabilecek.

Gereksiz Bilirkişi Raporlarına Ceza: Hakimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği temel hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda uzman olmadığı halde bilirkişiye başvurulması açıkça disiplin yaptırımına bağlanacak.

Yargıtay'ın Bozma Yetkisine Sınır: İlk derece mahkemelerinin sadece görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermesi durumunda Yargıtay doğrudan bozma kararı veremeyecek.

İdari Yargıda Tek Hakim Yetkisi Artıyor: İdare mahkemelerinde heyet yerine tek hakimle çözülecek davaların sınırı genişletiliyor. Öğrenci disiplin, yurt, burs işlemleri ile memurların geçici görevlendirme, lojman ve yolluk davaları gibi uyuşmazlıklar tek hakim tarafından hızla karara bağlanacak.

Noterlik İşlemleri Dijitalleşiyor: Mahkeme veya savcılıklar noterlik evrakı talep ettiğinde noterler evrakı elektronik ortamda tarayıp güvenli elektronik imza ile gönderecek. Bu işlemlerden hiçbir ücret alınmayacak.


İnfaz düzenlemesi ve IBAN kiralama durumu


Kamuoyunda sıkça tartışılan infaz düzenlemesi, af veya denetimli serbestlik gibi maddelerin 12. Yargı Paketi içerisinde yer almadığı netleşti. Son ana kadar pakete eklenmesi beklenen, hesaplarını başkalarına kullandıran kişilere yönelik "IBAN mağdurları düzenlemesi" ise açıklanan nihai 30 maddelik teklif metninde yer bulmadı.

Meclis Başkanlığına sunulan tasarı, önümüzdeki günlerde TBMM Adalet Komisyonu'nda görüşülmeye başlanacak. Komisyondaki kabulün ardından TBMM Genel Kurulu'na sevk edilecek olan paketin, adli tatil öncesinde yasalaşarak Resmi Gazete'de yayımlanması bekleniyor.

Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti

Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti. Haymana Belediyesi'nden yapılan açıklamada, gerekli izinler alınmadan asıldığı gerekçesiyle pankartların indirildiği belirtilmişti

22.06.2026 14:02:00 / Güncelleme: 22.06.2026 14:10:39
Haber Merkezi
 Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti
 Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti
Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti. Haymana Belediyesi'nden yapılan açıklamada, gerekli izinler alınmadan asıldığı gerekçesiyle pankartların indirildiği belirtilmişti.

Koç, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'u 17 Haziran'da bakanlık binasında ziyaret etmişti.

Mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığından uzaklaştırılan Özgür Özel, Ankara'daki Ulus Hali'nde vatandaşlarla bir araya geldiği etkinlikte, Levent Koç'un AKP'ye katılacağı iddiasının sorulması üzerine "dedikodu" demişti.

Ankara'da Kalecik, Gölbaşı ve Nallıhan belediye başkanlarının da AKP'ye geçeceği öne sürüldü. Bu başkanlar arasında yalnızca Kalecik Belediye Başkanı Satılmış Karakoç, söz konusu iddiayı yalanlamıştı.

Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine tehdit mesajları gönderen sanığa 7 yıl 20 gün hapis cezası

Kadıköy'de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine yönelik tehdit içerikli mesajlar gönderen ve paylaşımlar yapan sanık, 3 farklı suçtan 7 yıl 20 gün hapis cezasına çarptırıldı

22.06.2026 13:55:00 / Güncelleme: 22.06.2026 13:58:11
İHA
Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine tehdit mesajları gönderen sanığa 7 yıl 20 gün hapis cezası
Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine tehdit mesajları gönderen sanığa 7 yıl 20 gün hapis cezası
Kadıköy'de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden 15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine yönelik tehdit içerikli mesajlar gönderen ve paylaşımlar yaptığı iddia edilen Furkan Ay'ın (19) yargılandığı davanın karar duruşması görüldü. Bakırköy 13. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya tutuksuz sanık Furkan Ay katılmazken, tarafların avukatları hazır bulundu. Müşteki sıfatındaki Minguzzi ailesi ise duruşmaya katılmadı.

7 yıl 20 gün hapis cezası

Alınan savunma ve beyanların ardından kararını açıklayan mahkeme, sanık Furkan Ay'ın, 'birden fazla kişiyle tehdit', 'kişinin hatırasına hakaret' ile 'kişisel verileri hukuka aykırı şekilde ele geçirme veya yayma' suçlarında toplamda 7 yıl 20 gün hapis cezasına çarptırılmasına, 'suçu ve suçluyu övme' suçundan ise beraatına hükmetti.

İddianameden:

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, Yasemin Akıncılar Minguzzi 'müşteki', Furkan Ay ise 'şüpheli' sıfatıyla yer aldı.

"Yakında sizin ve oğlunuzun tabutunun yanında olacağım. Mezarının adresini biliyoruz. Emanetleri doldurduk, hazırda bekleyin"

Hazırlanan iddianamede, Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen sanal devriye faaliyeti kapsamında, aile bireylerinin tehdit mesajları raporuna yer verildi. Mesajlarda, "Sevmezsiniz ama iyi tanırsınız, Berat abim. Yakında beni de iyi tanıyacaksınız. Adım Ademcan. Bursa Yıldırım'dayım. Yakında sizin ve oğlunuzun tabutunun yanında olacağım. Mezarının adresini biliyoruz. Emanetleri doldurduk, hazırda bekleyin. Ademcan ismini iyi hatırlayın, eceliniz yanımda" şeklinde mesaj attığı, hayatını kaybeden Ahmet Minguzzi'ye küfür ettikleri aktarıldı.

Müşteki Yasemin Minguzzi'nin cep telefonuna Nisan 2025'te şüpheli Furkan Ay tarafından soruşturmaya konu mesajları atıldığı, şüphelinin suçtan kurtulmaya yönelik ifade verdiği, şüphelinin müştekinin kişisel verilerini hukuka aykırı şekilde ele geçirerek, mesajları attığı aktarıldı.

13 yıla kadar hapis cezası talebi

İddianamede, Furkan Ay hakkında 'kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek veya yaymak', 'birden fazla kişi ile birlikte tehdit' ile 'kişinin hatırasına hakaret' suçlarından 4 yıl 3 aydan 13 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.