Beden kanser olduğunda yıllarca okumuş profesör "Tıp ümidini kesti. Ancak Allah'tan ümit kesilmez" diyorlar doğrudur. Rabbimiz "Allah'tan ümidini kesenler kafirlerin ta kendileridir" diyerek bize müjde veriyor. Ya ruhumuz, acaba ruhumuzdan ümit kesildi mi? Kesilmemesini istiyorsak her an tövbe ve istiğfar ile Rabbimizin ümidine sarılmalıyız. Yalnız bu ümit bizi son ana kadar günah işlemeye davet etmemeli. Bir an önce geçmişi silip geleceğe farklı bir açıdan bakmalıyız. Bu açı ilim açısı olmalı. Bir an önce onunla kucaklaşmalıyız hem de bırakmamacasına. Allah'a giden yolu bulmalıyız. Yoksa her an bu fırsat elimizden alınabilir. Belki bu yazıyı bile bitiremeden? Çünkü bu mümkün; ilim solmaya yüz tutan çiçeğe verilen su gibidir. Bizim de ölmek üzere olan ruhumuzu besleyen bir ırmak gibidir. Devamlı akar. Hiç sonu gelmeyecekmişçesine. Nice maddeten iyi olup manen ölmüş insanlar var. Gelin öldüğümüzde imrenilenlerden olalım. Allah'ımızın dünyaya saldığı ilim ipine sarılalım. Çünkü başka kurtuluşumuz yok. Bizler meleklerle hayvanlar arasında yaratılmışız. Farkımız ilmi anlayan bir aklımızın olmasıdır. Aklımızı ve irademizi ilimle güçlendirdiğimizde değil meleklerden bile üstün olabiliriz. Bunu bize Rabbimiz söylüyor.
Bu ilme niye bu kadar uzağız? Kime sorsak biliyorum cevabını verir. Çünkü ilim deyince elif be'yi ezberlemek, Kur'an-ı Kerim'i anlamadan okumak, ayıp diye oruç tutmak, bazı gecelerde büyüklerimizden öğrendiğimiz namazı kılmak. Evet bunlardan başka aklımıza bir şey gelmiyor mu. Belki bizler taklitçilikten öğrendik ya şimdiki gençler! Bunu yapabiliyorlar mı? Şöyle bir 30-40 yıl öncesini veya sonrasını düşünün. Neyden uzaklaşıp nereye yakınlaşıyoruz. Öğrenmek, uygulamak sadece yaşlılığa mı has? Acaba yaşlanabilecek miyiz? Ölenler hep yaşlılar mı? Ama o kadar çok işimiz var ki vakit bulamıyoruz değil mi? Reklam arasında film seyreder gibi biz de dünyalık meşguliyetlerden arta kalan zamanlarda ahirete yöneliyoruz. Nerde kaldı hayat boyu süren ilim. İlim herşeyin başıdır. Öğrenip amel ettiğimiz ilimle Allah katından yerimiz belirleniyor. Yeter ki biz çaba harcayalım, Peygamberimiz "Bildikleriyle amel edene Hz. Allah bilmediklerini öğretir" diye vaad ediyor. Hz. Allah ilim sahiplerini överken "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" diyerek farkı vurguluyor.
Henüz geç kalmamış olabiliriz. Ama yarın çok geç olabilir. Allah'ımızı tanıyacak, tanıtacak ilimle tanışalım. Daha ne bekleyip duruyoruz?..
Aysel ALTUNTAŞ





















































































