Zaman su gibi akıp gitmektedir. Hele dünyanın meşguliyeti, günümüzde yaşanan sıkıntıları da buna ekleyecek olursak, kendimizi zamanın akışına kaptırmamız her an mümkün olabilir. Bilerek veya bilmeyerek zamanın kıymetini bilemediğimiz de bir başka gerçek.
İşte bütün bu muhasebeler yapılırken saçlarımızın ağardığını, gücümüzün tükendiğini, etrafımızdaki insanların, yarenlerimizin bir bir ölüm şerbetini içerek aramızdan ayrıldığını da idrak ediyoruz.
İşte bu akıbet bizi de bekliyor; hastalık, fırsatların elimizden bir bir gitmesi ve neticede bu fani alemden göç her an vuku bulabilir. O halde zamanın kıymetini bilmek ve çok iyi değerlendirmemiz gerekmektedir.
İdrak ettiğimiz üç aylar Allah (c.c.)' ın biz kullar için bahşettiği bir fırsattır. Üç aylar içerisinde geçireceğimiz her anın çok ciddi yeri ve değeri vardır. Peygamberimiz, Efendimiz üç aylar hakkında "Recep Allah'ın ayı, Şâban benim ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır" (Aclûnî, Keşf'ül-Hafâ, c.1, s. 423, Hadis No: 1358.) buyurmaktadır. Ve yine müminlerin ağzında sürekli dua olarak terennüm edilen bir hadisi şerif de manidardır. "Ey Allah'ım! Recep ve Şâbanı bize mübârek kıl, bizi Ramazan'a kavuştur." (4- Ahmed b. Hanbel; Müsned, c.1 s. 259, Keşf'ül-Hafâ, c.1 s. 186, Hadis No: 554.)
Evet dostlar Recep ayını idrak etmiş bulunuyoruz. Dün gece idrak ettiğimiz Regaip Kandili üç ayların kapısıdır. Şükürler olsun ki bu kapıdan girmek nasip oldu ve üç ayları idrak etmiş olduk. Önümüzdeki günlerde de mübarek gün ve geceler var, inşallah bu geceleri de idrak etmek ve de değerlendirmek nasip olur. Regaip, Mi'râc, Berât ve Kadir geceleri de beklediğimiz, özlediğimiz zaman dilimleridir.
İçinde bulunduğumuz üç ayların milletimizin kültürü içinde önemli bir yeri var. Üç ayları idrak ettiğimiz andan itibaren insanlar arasında bir tebrikleşme yaşanıyor. Bizzat gelinerek veya vesileler araya konarak müminler birbirlerinin mübarek gün ve gecelerini tebrik ediyorlar.
İnsanlar hayatlarındaki ibadet boyutuna daha çok dikkat etmekteler. Oruçlu ağızların arttığına şahit oluyoruz. Müminler pazartesi ve perşembe günlerini oruçlu geçirmek için gayret ediyorlar. Sahur sofraları yeniden kurulmaya başladı bile. Çoluk çocuk beraber maddi ve manevi ziyafetler karşısında Rabbul Alemine şükretmekteler.
Bu vesileyle biz de milletimizin üç aylarını tebrik ediyor, istifademizin çok olmasını temenni ediyoruz.
İşte bütün bu muhasebeler yapılırken saçlarımızın ağardığını, gücümüzün tükendiğini, etrafımızdaki insanların, yarenlerimizin bir bir ölüm şerbetini içerek aramızdan ayrıldığını da idrak ediyoruz.
İşte bu akıbet bizi de bekliyor; hastalık, fırsatların elimizden bir bir gitmesi ve neticede bu fani alemden göç her an vuku bulabilir. O halde zamanın kıymetini bilmek ve çok iyi değerlendirmemiz gerekmektedir.
İdrak ettiğimiz üç aylar Allah (c.c.)' ın biz kullar için bahşettiği bir fırsattır. Üç aylar içerisinde geçireceğimiz her anın çok ciddi yeri ve değeri vardır. Peygamberimiz, Efendimiz üç aylar hakkında "Recep Allah'ın ayı, Şâban benim ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır" (Aclûnî, Keşf'ül-Hafâ, c.1, s. 423, Hadis No: 1358.) buyurmaktadır. Ve yine müminlerin ağzında sürekli dua olarak terennüm edilen bir hadisi şerif de manidardır. "Ey Allah'ım! Recep ve Şâbanı bize mübârek kıl, bizi Ramazan'a kavuştur." (4- Ahmed b. Hanbel; Müsned, c.1 s. 259, Keşf'ül-Hafâ, c.1 s. 186, Hadis No: 554.)
Evet dostlar Recep ayını idrak etmiş bulunuyoruz. Dün gece idrak ettiğimiz Regaip Kandili üç ayların kapısıdır. Şükürler olsun ki bu kapıdan girmek nasip oldu ve üç ayları idrak etmiş olduk. Önümüzdeki günlerde de mübarek gün ve geceler var, inşallah bu geceleri de idrak etmek ve de değerlendirmek nasip olur. Regaip, Mi'râc, Berât ve Kadir geceleri de beklediğimiz, özlediğimiz zaman dilimleridir.
İçinde bulunduğumuz üç ayların milletimizin kültürü içinde önemli bir yeri var. Üç ayları idrak ettiğimiz andan itibaren insanlar arasında bir tebrikleşme yaşanıyor. Bizzat gelinerek veya vesileler araya konarak müminler birbirlerinin mübarek gün ve gecelerini tebrik ediyorlar.
İnsanlar hayatlarındaki ibadet boyutuna daha çok dikkat etmekteler. Oruçlu ağızların arttığına şahit oluyoruz. Müminler pazartesi ve perşembe günlerini oruçlu geçirmek için gayret ediyorlar. Sahur sofraları yeniden kurulmaya başladı bile. Çoluk çocuk beraber maddi ve manevi ziyafetler karşısında Rabbul Alemine şükretmekteler.
Bu vesileyle biz de milletimizin üç aylarını tebrik ediyor, istifademizin çok olmasını temenni ediyoruz.
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi / diğer yazıları
- Devlet refleksi ve ayakta kalmanın sırrı / 21.06.2026
- İran'ın gösterdiği gerçek: Güç önce millettir / 17.06.2026
- Milletin gündemi CHP değil, geçimdir / 10.06.2026
- Arşivlerden günümüze uzanan bir tarih hazinesi / 08.06.2026
- Gadir-i Hum ve İslam dünyasının kayıp hafızası / 07.06.2026
- FETÖ dosyası kapanmadı: Türkiye hangi dersleri alamadı? / 03.06.2026
- Atatürk bir partiye sığmaz / 30.05.2026
- İçeride kavga, dışarıda kuşatma / 27.05.2026
- Müesses nizam değişti, peki cumhuriyet ne olacak? / 25.05.2026
- Ekonomik çöküşün ürettiği ahlaki obruk / 24.05.2026
- İran'ın gösterdiği gerçek: Güç önce millettir / 17.06.2026
- Milletin gündemi CHP değil, geçimdir / 10.06.2026
- Arşivlerden günümüze uzanan bir tarih hazinesi / 08.06.2026
- Gadir-i Hum ve İslam dünyasının kayıp hafızası / 07.06.2026
- FETÖ dosyası kapanmadı: Türkiye hangi dersleri alamadı? / 03.06.2026
- Atatürk bir partiye sığmaz / 30.05.2026
- İçeride kavga, dışarıda kuşatma / 27.05.2026
- Müesses nizam değişti, peki cumhuriyet ne olacak? / 25.05.2026
- Ekonomik çöküşün ürettiği ahlaki obruk / 24.05.2026

























































