logo
01 MART 2026


‘Ölmeden önce ölünüz’deki nükteyi anlamak

25.03.2012 00:00:00
İbrahim Hakkı hazretleri Müzekkin nüfus isimli eserinde Davut peygamber ile ilgili şu kıssaya yer verir:
Davut Peygamber (a.s.) evinde taht gibi yüksek bir yer yaptırmıştı. Dört ayak merdivenle çıkar, orada ibadet ederdi. Bir gün, abdest aldı ve o taht gibi yere çıkarak namaz kılmak ve münacatta bulunmak istedi.
Merdivenin birinci basamağına çıktı, ikinci basamağına ayak basarken Melekü’l mevt ruhunu kabzetmek için geldi yetişti. Davut (a.s.) ölüm meleğine ricada bulundu:
“Ya Azrail! Bana mühlet ver, yukarıya çıkayım, başımı secdeye koyayım, başım secdede iken ruhumu kabzeyle…”
Azrail (a.s.) kendisine iki merdiven çıkacak ve başını secdeye koyacak kadar mühlet vermedi ve oracıkta ruhunu kabzeyledi.
Davut (a.s.)’a :
“Ya Davut! Bunca yaş yaşadın, bu dünyayı nasıl gördün diye sordular” şu cevabı verdi:
“Nasıl göreceğim” dedi. Bu dünya iki kapılı bir kervansaraydır. Öbür kapısında yalın kılıç  Azrail bekler”
Bir peygamberin ruhunu dahi kabzetmek için beklemeyen azrail elbetteki hepimizin canını vakti geldiğinde alacaktır.
Allah’ı bilmek yani kulluk gayesi ile dünyaya gelen insan hayatı boyunca o son nefes anına hazırlanmak zorundadır.
Düşünün bir kere, hayatımız boyunca kaç kere sınava hazırlanıyor, kaç imtihana giriyoruz. Önce okula girebilmek için, sonra üniversite için, mezun olunca devlet memuru olabilmek için, ehliyet alabilmek için vs. istediğimize bir imtihandan sonra ve ancak hazırlanırsak ulaşabiliyoruz.
Dünyaya kulluk gayesi ile gelen bizlerin son nefesimizde vereceğimiz “iman” imtihanına hazırlanmamız her sınavdan daha çetin bir vazifedir.
Bu vazifede en büyük yardımcımız zikrullahtır.
Cenab-ı Hak, pek çok ayette zikrin önemini bizlere hatırlatmıştır.
“Siz Beni zikredin ki, Ben de sizi zikredeyim” (Bakara 152)
“Ey mü’minler, Allah’ı çok zikrediniz ve O’nu sabah akşam tesbih ediniz” (Ahzab 42)
“Rabbinin ismini sabah akşam zikret Habibim, Allah’ın zikrine bütün vakitlerde devam et” (İnsan 25)
“Namaz kılıp bitirdiğiniz zaman, ayakta iken, otururken ve yanlarınız üzere yatarken Allah’ı zikrediniz” (Nisa 103)
İnsanın ayakta durduğu, oturduğu veya yattığı halinin dışında bir yaşayış tarzı olmadığına göre, zikir öyle bir ibadettir ki, hayatın tamamını kuşatmaktadır. Daha doğrusu kuşatması bir emirdir.
Zikir için ne belli bir zaman, ne bir mekan zorunluluğu da belirtilmemiştir.
Son nefese hazırlanmanın yolu da zikir yani unutmamaktan geçmektedir.
Her an Allah’ı anmak, onun emirlerine uymayı, onun yasaklarından kaçınmayı, hesap şuurunu ve Allah korkusunu müminin kalbine yerleştirir. Bu hal ile hallenen mümin hayatın bir oyun ve oyuncak olduğunu ve imtihan sırrı ile dünyaya geldiğini bilerek hareket eder.
Yani “Ölmeden önce ölünüz” hitabına mazhar olur.  
“Gerçek müminler o kimselerdir ki, Allah zikredildiği zaman kalpleri korkarak ürperir, onlara ayetleri okunduğu zaman imanlarını arttırır ve onlar yalnız Rablerine tevekkül ederler” (Enfal  2)
Allah bu hal ile yaşamayı, Cenab-ı Hakk’ı unutmadan zikretmeyi ve ahirete hazırlanmayı nasip etsin. Amin.
 
Sinem Baş / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.