Allah’ın emirlere uymaya çalışan kula, şeytanın etkisi var mıdır?
Gerçek şu ki, iman edip de yalnız Rablerine güvenip dayananlar (tevekkül edenler) üzerinde şeytanın bir hakimiyeti yoktur. Onun hakimiyeti, ancak onu dost edinenler ve Allah'a ortak koşanlar üzerindedir
Haber Merkezi





Şeytan, Allah'tan uzaktır; her hayırdan uzaktır; cennetten de uzaktır ve cehenneme yakındır.
Resulullah (s.a.v.) Efendimiz, ümmetine, Rahman'dan uzak olan racim şeytandan Allah'a sığınma emrini vermiştir. Şunun için ki: cehennemden uzak; cennete de yakın olalar.
Yüce Allah, kuluna şöyle der gibidir: "Ey kulum, şeytan Bana uzaktır; sen de Bana yakınsın. Hâlini korumak sureti ile edebini güzel eyle. Şunun için ki: Şeytan, herhangi bir sebeple sana yol bulamaya…
İyi edep her şeyde olacaktır. Özellikle emirleri yerine getirmekte, yasaklardan çekinmekte ve canda, malda, çoluk çocukta, halkın tümünde cereyan eden kader hükümlerine razı olmaktır.
Bir kul, bu hal üzere devam edip giderse, bu vazifelerle baş başa kalır ise, o şeytanın fitnelerinden ve vesveselerinden necat 8kurtuluş) umulur. Keza nefsin arzularından ve değişik gailelerinden de.
Anlatılanlardan başka; kabir azabından ve sıkıntısından, kıyamet dehşetinden ve şiddetinden cehennem ateşinden ve yakmasından kurtulur.
Bundan sonra, Yüce Allah'ın civarında Me'va cennetinde olur. Hem de peygamberlerle, sıddıklarla, şehitlerle, salihlerle beraber olarak.
Bunlarla arkadaş olmak ne kadar güzeldir. Bu hal içinde, Allah'ın nimetleri içinde her hali döner durur. Hem de sonsuzlara kadar…
Kur'an okuyacağın zaman racim şeytandan Allah'a sığın. Racim: Lanetle recm olunandır. Daha açık manası ile şu demeğe gelir:
O, Âdem'e secde etme emrini terk ederek, emre karşı gelmiştir. Bu yüzden de lânete uğramış; yüce dergâhtan lanetlenip atılmıştır.
Onun bu durumu karşısında, melekler dahi onu kovmuşlar; ardından taşlar savurarak gökten yere fırlatıp atmışlardır.
Sonradan yıldızlar dahi, onun için taş haline gelmişlerdir. Taa kıyamete kadar, kendisi ve zürriyeti hem yıldızlarla taşlanacak hem de lânete uğramış olarak kalacaklardır.
Nitekim bu manada Allah-u Teâlâ böyle buyurdu: "Onları, şeytanları ateş parçaları yaptık."

Euzü (sığınırım) kelimesi, bilindiği gibi Arapça bir kelimedir. Yine Arapça olarak şu manaları taşır: İstiaze, isticare, iltica…
Arapça aslına göre; maaz (sığınak yeri) demek, melce' manasına olup ikisi de aynı demeğe gelir. Bir kul, kendisini şeytanın şerrinden koruması için Allah'a sığınır.
Cenab-ı Hak, Fatır suresinin 6. ayetinde şöyle buyurur: "Şeytan sizin düşmanınızdır, onu düşman biliniz. O kendi güruhunu çağırır ki; alevli cehennem ehlinden olalar."
Gerçekten şeytan sizden çok kimseleri saptırdı. Hâlâ aklınız ermiyor mu? Anlatılan ayet-i kerimeler, Yüce Hakk'ın emridir. Şeytandan sakınmayı emreder.
Şeytana uymak, her zorluğun aslıdır. Şeytana muhalefet, her rahatın, nimetin, hidayetin aslıdır.
Şeytan ile yapılan savaşta ve onu zararsız hale getirmekte, en büyük yardımcı ihlâs cümlesi ve Aziz Celil Rabb'i anmaktır.
Nitekim bu manada, Resulullah (s.a.v.) Efendimiz bir kudsi hadis-i şerifinde Yüce Allah'ın şöyle buyurduğunu anlattı: "La ilahe illallah kelimesi, Benim kalemdir. Bunu okuyan, Benim kaleme girer. Kaleme giren de azabımdan emin olur."
Resulullah (s.a.v.) Efendimiz, bir hadis-i şerifinde şöyle buyurdu: "Bir kimse, içten gelerek, 'La ilahe illallah' kelime-i tevhidini okur ise, cennete girer."
Şeytan, azap sebebidir. Bir kul da üstte anlatılan kelime-i tevhidi okur ve onun gereklerine bürünür ise, yani emirleri yerine getirir, yasaklardan da kaçar ise, şeytan onu bu halde gördüğü zaman uzaklaşır; ona doğru adım atamaz. Böylelikle, kul dahi, onun fitnesinden kurtulmuş olur. Tıpkı savaş erinin, kalkanı ile düşmanın silâhından korunduğu gibi…" (Abdülkadir Geylani)





















































































