logo
23 HAZİRAN 2026

BAYRAKSIZ OLAMAYIZ!

12.06.2001 00:00:00
Ağardı tan, söktü şafak, doğdu güneş, uyandı Anadolu... Trabzon Atatürk Meydanı'ndaki, İstanbul Çağlayan Meydanı'ndaki mitingler gibi kavurucu sıcağa rağmen Ankara Tandoğan'daki miting de görkemli geçti. Miting alanını dolduran yüzbinler, "Haziranın bu sıcağında da miting mi yapılır" yaklaşımını tarumar ettiler. Eline bayrağı alan her kesimden, her yaştan genç yaşlı, kadın erkek yüzbinler Tandoğan Meydanı'nı yine gelincik bahçesine çevirdiler.

Prof.Dr. Haydar Baş, mitingde yaptığı konuşmada yine net tespitlerde bulundu. Prof. Dr. Baş'ın konuşmasında başlıca vurgu yaptığı kavramlar 'egemenlik ve bağımsızlık' idi. Prof.Dr. Haydar Baş, egemenliğin Avrupa Birliği'ne devredilemeyeceğini, bunun 'vatana ihanet' anlamına geleceğine işaret etti.

Aşağıda Prof.Dr. Haydar Baş'ın mitingteki konuşmasında dile getirdiği düşüncelerini ve tespitlerini, sorular eşliğinde bulacaksınız.

Bu mitingin amacı nedir?

* Bu miting, manası, katılanları ve de fikriyatı itibarıyla aylarca, yıllarca konuşulacak, belki de melekler ervahı tarafından bizlere iftihar vesilesi olarak takdim edilecek olan muazzam bir mitingtir.

Bağımsızlık nedir ve Türk milleti açısından önemi nedir?

* Bir millet ki hayatını adalete, müsavata, sevgiye, hoşgörüye vakfetmiştir; onun hayatında esaretin yeri olabilir mi? Onun için o uçan kuşlar kadar hürdür, müstakildir, bağımsızdır. Bağımsızlık, bir milletin, hiç bir dış gücün etkisinde kalmadan kendi kararlarını vermesi ve kendini yönetmesidir. Kendi değerleriyle istediği tarz ve biçimde hayatını yaşamasıdır. Can, mal, namus, din ve vicdan emniyetinin, okuma, seyahat etme hürriyetinin, emniyetinin temin edilmesi demektir. Her sahada, kültüründe, örfünde, adetinde, geleneğinde, her şeyinde bir milletin bağımsız olması demektir. Bağımsız olmayan milletlerin çöküntüye maruz kalmaları kaçınılmazdır. Bağımsız olmayan milletler, maneviyatlarını da, kültür hayatlarını da, örflerini de, adetlerine de devam ettiremezler. Bağımsızlığını kaybetmiş bir millet egemenlikten hiç ama hiç bahsedemez. Bağımsız olmayan milletlerin ne yer altı ve ne de yer üstü kaynağı vardır.

Her konuda bağımsız olabilmek için nasıl bir politika izlenmeli?

* Her konuda bağımsız olmamız gerektiği gibi siyasi konularda da bağımsız olmamız lazımdır. Bağımsızlık Türk milletinin karakteridir. Atatürk'ün de ifadelerinde beyan buyurduğu gibi "bağımsızlık benim karakterimdir. Türk milletinin karakteridir." Bu karakter, ticarette de, siyasette de, hukukta da, içtimai konularda da bağımsız olması lazımdır. Her konuda mutlaka bağımsız olması lazımdır. Onun için diyoruz ki kendimize has milli bir siyasi politikayı hayata geçirmemizin zamanı gelmiş ve de geçmek üzeredir.

Batı dünyası ile ilişkilerimiz

nasıl olmalı?

* Dünya coğrafyasında yeri bulunan bizlerin dünya ülkeleriyle iktisadi, içtimai, hukuki vs. birtakım irtibatlarımız ve de anlaşmalarımız olması kaçınılmazdır. Ama medeniyetleri kardeş yapmak, aynı kültürün, aynı adetin, aynı geleneğin, aynı maneviyatın birer unsuru imiş gibi takdim etmek yanlış olan bir husustur. Siz Batılıyı Şarklı yapamazsınız. Şarklıyı da Batılı yapamazsınız. Batılıyı kabul ederken eğer siz insan haklarına değer veriyorsanız, olduğu gibi kabul ederek, ona inanarak, kendi dünyanızda ona yer vereceksiniz. Şayet Batılı da bizi kabul etmek istiyorsa bizim değerlerimizle, şahsiyetimizle, kimliğimizle, örfümüzle, adetimizle, geleneğimizle, maneviyatımızla birlikte kabul edecektir.

Türkiye yönünü nasıl tayın etmeli?

* Özellikle 1990'dan sonra önümüze koskocaman bir Türk dünyası açıldı. Orada uranyum, petrol, doğalgaz, altın, kömür, istediğinizden istemediğinize kadar her türlü maden adeta bakire yataklar halinde işlenmeyi beklemektedir. Şayet biz kendi kanımızdan ve canımızdan ve de maneviyatımızdan olan bu kardeşlerimizle siyasi, iktisadi ve de askeri birliktelikler yapmış olsa idik veya bu yolda adım atmaya gayret etse idik -çok samimi konuşuyorum- ne Türk dünyasının manzarası bu şekilde olurdu, ne de bizim üzerimizde bu kadar serbest hesaplar yapılabilirdi. Bu hesapları bozmak bizim boynumuzun borcudur.

Avrupa Birliği'nin amacı nedir?

* Avrupa Birliği ilk defa gündem olduğu zamanlarda bendeniz ortaokul talebesi idim. O günlerde bir film seyretmiştik. Avrupa'nın göbeğinde bir haç var. Bundan çıkan şualar o coğrafyanın hududunu meydana getiriyor. Filmi seyrettikten sonra yorumu yapan ağabeyimiz, "bundan ne anladınız?" diye sordu. Biz, "Bizim burada anladığımız o ki medeniyetlerin bir tek çıkış noktası vardır. O da Batının medeniyet anlayışıdır, din anlayışıdır" dedik ve bir aferin aldık. Daha sonra Helmuth Kohl, bunu açık ve seçik olarak ifade ettiler ve dediler ki, "Avrupa haçsız olmaz." "Şayet sen buraya gireceksen bu esası kabul ederek girmek mecburiyetindesin. Tevhid akidesinden zuhur etmiş olan tarihin, örfün, adetin, geleneğin ne olacak? Onu asimile edeceksin. Sana 'evet' diyene kadar da kapının eşiğinde bekleyeceksin" diyorlar. Şimdi siz, örfünüzden, adetinizden, geleneğinizden, bayrağınızdan, maneviyatınızdan vaz mı geçeceksiniz?

* Avrupa Birliği'ne üyeliğin pratik anlamı nedir?

AB'yı oluşturan anlaşmalara göre tam üyelik şartı kabul edilip, imza altına alındıktan sonra artık mesuliyet dönemine giriyorsunuz. O sana isterse hak verir. Ama sen onun istediğini, o sana bir şey vermediği takdirde de mutlaka mecburiyet ve de mükellefiyetindesin. Burası çok hassas bir konudur. Şayet, bu anlaşma gereği sen attığın imzadan vazgeçersen, derhal Roma Anlaşması devreye giriyor. Üye ülkeye her türlü müeyyide uygulanacağı ifade ediliyor. Bu müeyyidenin içinde bir askeri müdahale şartı da vardır. Bu takdirde devrettiğimiz egemenliği geri almak için -Allah muhafaza eylesin- tekrar bir Çanakkale, bir Sakarya, bir Dumlupınar, bir İstiklal Savaşı mı vermek mecburiyetinde kalacağız? AB geriye dönüşü olmayan bir yoldur. Bu anatomide ister seni ayağının topu yapar, ister elinin tırnağı yapar, gösterdiği yeri rıza ile kabul mecburiyetin vardır. "Hayır!" diyemezsin.

Fransa'nın Ermeni meselesindeki tavrının anlamı nedir?

* "Batı dünyası bize karşı çok şefkatli ve merhametli oldu" deniliyor. İnşallah deyip dua edelim. Kırk yıllık Yani bir anda nasıl Kani oluyor? Bunlar, bu insanlar, Ermeni soykırımı iddiasını ortaya atıp Fransız Meclisinden geçiren bu Fransızlar, dün Maraş'ta, benim anamın eline, örtüsüne elini uzatan el değil midir? Peki bunlar ne zaman dost oldular? Buna bizim literatürümüzde "Oğlum, sen rüya görüyorsun" derler.

Küreselleşmenin gelinen noktada anlamı nedir?

* Emperyalist devletler geri kalmış ülkelerdeki tasarruflarını devam ettirirken onların oyununu bozacak bir kümeleşmenin de, bir birliğin de olması esastır ve de şarttır. Bunu da bozmak için yine bu güçlerin iktisadi yardımlarını o memleketlerin üzerine sağnak sağnak yağdırdıklarını görürsünüz. Mesela, Kuzey Irak'a 100 binlerce dolar para akıyor. Oradaki Müslüman kardeşlerimizi sevdikleri için mi bu paraları gönderiyorlar? Cezayir'de 70 bin insan Allah'ın rahmetine kavuştu. IMF ve onun başındaki güç, Cezayir'in yönetimine 5 milyar dolar yardım etti. Bunu aynı zulüm devam etsin diye yaptı. Düşünce, "Akarlar benim olsun da ne olursa olsun"dur. Yine Mısır, Arap-İslam alemine açılan büyük bir kapıdır. Mısır'a her yıl bir milyar dolar yardım yapılmaktadır. Körfez Harbi esnasında Mısır'ın, ABD'ye olan 20 milyar dolar borcu silinmiştir. Peki bütün bunları bir araya topladığımız zaman önümüzdeki fotoğraf bize neyi gösteriyor? Bu insanlar çok şefkatli, merhametli, adaletli, rifkatli de ondan mı bu yardımı yapıyorlar? Yoksa sülük gibi bunların kanını emmek için mi yapıyorlar? Şayet bu merhamet varsa Filistin'de nerededir? Bosna'da nerede idi? Afganistan'da, Çeçenistan'da nerededir? Demek ki bu bir merhamet göstergesi değil bir çıkar savaşıdır.

Birlik ve beraberliğimizi nasıl sağlarız?

* Gittikçe artan bu durumlar karşısında bize düşen vazife bir vücudun organları gibi birbirine kenetlenmek, birbirimizin hatasını, kusurunu, vebalini, günahını araştırmadan bir bünye haline gelmektir. Siviliyle, askeriyle, bürokratıyla, memuruyla, işçisiyle, çiftçisiyle, hamalıyla, hülasa dağdaki eşkıyasıyla bile bir ve beraber olmaktır. Aynı ruhu, aynı birlikteliği, aşkı, muhabbeti, vücudumuzun her zerresinde, gönlümüzün her köşesinde yaşamamız lazımdır. Her zaman söylerim, birbirimizin Leylası ve de Mecnunu olmamız gerekmektedir. Bilirsiniz, Leyla, Mecnun'una, Mecnun'da Leyla'sına aşıktır. Amma kaderin hikmeti bu ya, Leyla, Mecnun'a birtakım cilveler yapar. Mecnun'un kolunu ister. Bunu Mecnun'a iletirler. Bıçağı alıp tam vuracağı zaman, "Ben kolumu kesemem" der. Bunu Leyla'ya haber verirler. Çok üzülür. "Hani beni çok sevmişti. Dağlara düşmüştü. Deli olmuştu. Bu kadar seven insan kolunu kesip göndermez mi? Bir kolu maşukundan esirger mi?" der. Bunun üzerine Mecnun, "Leyla'ya söyleyin. Ondan kolumu esirgediğim yok. Bıçağı alıp kolumu kesmeye kalktığım zaman baktım ki kol Leyla'nın kolu. Kimin kolunu kesip kime göndereyim" der. O halde bayraklar kimin kolu ile ayağa kalksın. Benim kolumla ayağa kalkacak. Sizin kolunuz benim kolum, benim kolum sizin kolunuz olacak. Yürüyüşümüze Trabzon'dan başlamıştık. Bu yolculuk çok güzel. Devam etmeye var mısınız? Bu birliktelik ruhu ile, bu aşk ile, bu vecd ile, bu muhabbetle hepinizi selamlıyor, Allah'a emanet ediyorum.

Egemenlİk devredİlemez

Kaldı ki Anayasamızın 6. Maddesi böyle bir egemenlik devri hakkını Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hiç bir kurumuna vermemektedir. Bu maddede şöyle diyor: "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Türk milleti, egemenliğini Anayasanın koyduğu esaslara göre yetkili organlar eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması hiç bir surette, hiç bir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisini kullanamaz." Yani TBMM de olsa bu egemenliği devretme yetkisine sahip değildir. Anayasa'nın 5. Maddesi de devletin temel amaç ve görevlerini anlatırken, "Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü korumak" ifadesine yer vermektedir. O halde Meclis'in ve vücuda getirdiği bütün kurumların vazifesi, bu bağımsızlığı korumaktır. Bu vazifeyi yerine getirmek üzere TBMM'den içeriye ayağını atan her muhterem vekilimiz ve de sayın Cumhurbaşkanımız aynen şu yemini yapmaktadır: "Devletin varlığını ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız şartsız egemenliğini koruyacağıma, namusum ve şerefim üzerine and içerim." Bu yeminde, "Ben bunu devredeceğim" şeklinde şayet bir ibare olmuş olsaydı, onu bir üst kuruluşa, veya devletlere devretme hakkına sahip olurduk. Ama böyle bir şey yoktur. Sadece TBMM'ye değil devletin bütün kurumlarına düşen vazife Türk milletinin istiklalini, istikbalini, egemenliğini korumaktır.

Şayet gaflet, dalalet ve hatta ihanet içinde bulunurlar ise, şartlı konuşuyoruz, "bulunacaklar" demiyoruz, bulunurlar ise, TCK'nun 125. Maddesine göre vatana ihanet suçundan bu milletin yargı gücünün yargılama hakkı doğacaktır.

Bir milletin bağımsızlığına ulaşabilmesi, bu hakkı elde edebilmesi öyle kolay iş değildir. Sürünerek, ezalar, cefalar, çileler çekerek, meşakkatle, anadan, oğuldan, yardan, evlattan, dededen mahrum olarak, öksüz kalarak elde edilen bir haktır. Nasıl olur da bacak bacak üstüne atarak, "Benim paşa gönlüm böyle istedi. Ben sana göstereyim" dercesine bunu başkasına takdim edeceksin! Vallahi de, billahi de, tallahi de bu millet bunu yutmaz ve affetmez.

Misyonerler bölücük yapıyor

Milletler tarih boyunca sahip oldukları kültürlerin etrafında bir araya gelmişler ve varlıklarını devam ettirmişlerdir. Şayet siz, bir milleti içten çökertmek istiyorsanız onun tarihi, dili, örfü, adeti, geleneği ile, herşeyi ile oynayacaksınız ki hedefinize nail olasınız. Onun için 1700'lü yıllardan itibaren Osmanlıyı Hicaz bölgesinden çıkartabilmek için, İngilizler, çok ciddi misyonerlik oyunlarına başvurmuşlar, oradaki Arap kardeşlerimizi bizim dedelerimize karşı çıkarmışlardır. Ben buraya gelmişken hemen şunu ifade edeyim. Hiç bir zaman bir insanın kendi dinini yaşamasına, anlatmasına, Allah'ı ile olan hukukunun arasına girilmesine vicdanen kesinlikle rıza gösteremeyiz. Zaten bizim akaidimize göre dinde zorlama yoktur. İsteyen istediği yolu seçebilir. "Senin dinin sana benim dinim bana"dır. Bizim derdimiz, "Filancı Hıristiyan olacak" derdi değildir. Bizim derdimiz çok farklıdır. Biz tarihten bunun dersini aldık, gördük, yaşadık. Bizim derdimiz şudur: Bunu daha Trabzon'da yeni yaşadık. İki ay oldu, olmadı; canlı şahidi de yanımızdadır. Arkadaşlarımızı Hıristiyan yapıyorlar. Ondan sonra da bu arkadaşlara, "Kardeşim! Senin aslın Rum değil mi?" diyorlar. Biraz daha ileriye gidiyor, "Senin aslın da Ermenidir. Sen Türk değilsin" diyorlar. Bu, bu toprakların Türk toprağı değil, "Rum toprağıdır, Ermeni toprağıdır, Süryani toprağıdır, Sırp toprağıdır" anlamına geliyor. Yani saman altından su yürütüyorlar. Yürütmekle de kalmıyorlar. Topraklarımıza göz dikiyorlar. Elimizden almak istiyorlar. İşte biz, bunun karşısındayız.

Nitekim, az evvel bahsettiğim Hicaz bölgesinden birtakım örneklerle ne demek istediğimi daha açık ve seçik olarak ortaya koyayım. Goldziher, bir müşteşriktir. Müslümanlıkla alakası yoktur. Mısır'daki El-Ezher üniversitesinde okumuş, doktorasını yapmıştır. O, Kur'an'ın vahiy olmadığını iddia etti. "Hz. Muhammed'in güçlü bir enerji gücü var. O güçten kaynaklandı. Dolayısıyla Kur'an'daki ayetlerin doğruluk ihtimali zayıftır" dedi.

Yine Fransız asıllı Renan, Mısır ve Anadolu'yu dolaştı. Hicaz, Kudüs, Halep, Şam ve İstanbul'a gitti. Bu milletin öz değeri olan Tasavvufa dil uzattı. "Böyle bir kurum yoktur" dedi. Yani kimi inkar etti biliyor musunuz? Mevlana'yı,Yunus'u, Hoca Ahmet Yesevi'yi, Kaşgarlı Mahmut'u, Hacı Bayram-ı Veli'yi inkar etti. Akıl ve nakil çatışmasını iddia aderek aklın nakilden üstün olduğu iddiası ile fitne çıkarttı. Aynı düşünceler, aynı görüşler, bugün, maalesef akademisyen dediğimiz arkadaşlarımızın arasında da ciddi bir surette yayılmaktadır. Hollandalı müsteşrik Hurgrand da bizzat Mekke ve Cidde'ye yaşamış ve çalışmıştır. "Hac ve Kurban İslam'ın ibadet kurallarından değil, cahiliyye adetlerindendir" demiştir. Bunlar tuttu mu tutmadı mı? Şimdi bu oyunu biz bozacağız. Ben bir kaç tanesinin ismini zikrettim. Onbinlerce misyoner o mukaddes topraklar üzerinde dolaştılar. Hicaz bölgesindeki bedevi Arap kardeşlerimizi ikna ettiler. Ve maalesef bizi arkadan vurdurdular. "Hocam niçin sen bugün Türkiye'deki misyonerlik faaliyetlerine karşı çıkıyorsun?"un cevabını aldık mı? Yarın da -Allah göstermesin- oyuna gelen kardeşlerimiz, "Bizim aslımız Rum'dur. Ermenidir. Sırptır" diyerek silahlanmaya gider ve bizi arkadan vurmaya kalkarsa bunun önüne hangi güç çıkabilir. Bu, resmen Türkiye'yi bölme hareketidir. O bakımdan Milli eğitimimize çok büyük vazifeler düşüyor. Bu milletin kimliğini, bu milletin tahsil çağındaki evladına okutup eğitmek görevi düşüyor. Bizim gençliğimizden beklenilen, istenilen, arzu edilen bir Müslüman Türk gençliği kimliği değil midir? İşte bu kimliği, bu karakteri, bu şahsiyeti ona vermek elbette ki bizi idare edenlerin en kutsal vazifesi olacaktır.

Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez


 
Modern yaşamın yol açtığı düzensiz uyku alışkanlıkları, sigara, yoğun stres, sağlıksız beslenme, hareketsizlik, kronik hastalıklar ve aşırı kafein tüketimi gibi etkenler kalp sağlığını olumsuz etkiliyor.
 

23.06.2026 14:36:00
MURAT ÇORBACI
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez

Özellikle son yıllarda giderek yaygınlaşan uykusuzluk sorunu, kalp ritminde bozulmalara ve çarpıntı şikayetlerine zemin hazırlayabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, çoğu zaman önemsenmeyen uyku apnesi ve horlama problemlerinin de uzun vadede ciddi ritim bozukluklarına yol açabildiğini belirterek, "Kalp çarpıntısı, günümüzde yalnızca yetişkinlerde değil, gençlerde hatta çocuk yaş grubunda da daha sık görülüyor. Bilimsel çalışmalar; uyku düzenindeki bozuklukların, uyku apnesi ve horlama gibi sorunların kalp ritmini olumsuz etkileyebildiğini gösteriyor. Kalp çarpıntısı bazı durumlarda müdahale gerektiren önemli ritim bozukluklarının habercisi olabiliyor" dedi. Prof. Dr. Hayıroğlu, kalp çarpıntısında ihmale gelmez 8 sinyali anlattı.

Göğüs ağrısı

Kalp çarpıntısıyla birlikte göğüste baskı, sıkışma ya da ağrı hissedilmesi kalp-damar hastalıklarının habercisi olabiliyor. Özellikle ağrının kola, sırta veya çeneye yayılması riskli durumlara işaret edebiliyor.

Nefes darlığı

Çarpıntıyla birlikte nefes almakta zorlanılması, kalbin yeterince verimli çalışamadığını gösterebiliyor. Merdiven çıkarken ya da kısa yürüyüşlerde bile nefes nefese kalınması dikkat gerektiriyor.

Baş dönmesi ve bayılma hissi

Kalp ritmindeki bozukluklar beyne giden kan akışını etkileyebiliyor. Bu nedenle çarpıntıyla birlikte baş dönmesi, göz kararması ya da bayılma hissi yaşanması durumunda kardiyoloji uzmanına başvurmakta fayda var.

Soğuk terleme

Aniden başlayan yoğun terleme bazı kalp problemlerinde görülebiliyor. Özellikle çarpıntıyla birlikte gelişen soğuk terleme acil değerlendirme gerektirebiliyor.

Halsizlik ve aşırı yorgunluk

Kişinin kendini normalden çok daha yorgun hissetmesi, günlük aktivitelerde bile zorlanması kalbin düzensiz çalıştığını düşündürebiliyor. Bu nedenle herhangi bir aktivite olmadan ortaya çıkan halsizlik ve aşırı yorgunluk şikayetlerini ihmal etmemek gerekiyor.

Nabzın düzensiz hissedilmesi

Kalbin bazen çok hızlı, bazen de düzensiz atıyormuş gibi hissedilmesi ritim bozukluklarının işareti olabiliyor. Prof. Dr. Hayıroğlu, özellikle sık tekrar eden düzensizliklerde kontrolün şart olduğunu belirtiyor.

Çarpıntının uzun sürmesi

Birkaç saniyelik kısa çarpıntılar çoğu zaman geçici nedenlerden kaynaklanabiliyor. Ancak dakikalarca süren ya da sık sık tekrarlayan çarpıntılar ileri inceleme gerektirebiliyor.

Dinlenirken ortaya çıkması

Egzersiz ya da heyecan olmadan, özellikle istirahat halinde gelişen çarpıntıların, bazı kalp ritim bozukluklarına işaret edebildiğini belirten Prof. Dr. Hayıroğlu, bu durumda mutlaka doktora başvurulması gerektiğini söylüyor.

Tedavisi kolaylaştı

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, günümüzde teknoloji ve tıp alanındaki hızlı gelişmeler sayesinde kalp ritim bozukluklarına çok daha erken ve doğru şekilde tanı konulabildiğini belirtti.

AVM'de racon kesenler enselendi


 
Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

23.06.2026 10:54:00
HABER MERKEZİ/AA
AVM'de racon kesenler enselendi
AVM'de racon kesenler enselendi

Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında hakkında soruşturma başlatılan Ferhat A. ve 5 şüpheliyle ilgili gözaltı kararı, arama ve el koyma talimatı vermişti.

Bugün düzenlenen operasyonla Ferhat A, Ergin V, Seyit Ahmet A, Mustafa G, Eyüp V. ve Yusuf Y. gözaltına alındı.

Zanlılar, sağlık kontrolünün ardından emniyete götürüldü.

Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son


 
Adalar Belediyesinde rüşvet karşılığı ruhsat iddialarına ilişkin gözaltına alınan 35 şüpheli tutuklandı. Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat da tutuklanan isismler arasında yer alıyor. 

23.06.2026 10:42:00
AA
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son

İstanbul'un Adalar Belediyesinde sit alanı statüsündeki yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verilip usulsüzlük yapıldığı iddiasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 42 zanlıdan, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'i tutuklandı. Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen 39 şüpheliden Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'inin tutuklanmasına, 4'ünün ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verildi.

Ne olmuştu?

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Adalar Belediye Başkanı Akpolat, Belediye Başkan Yardımcıları Hüseyin Yılmaz ve Fırat Durak'la ilgili birim amirleri ve personelinin doğal ve arkeolojik sit alanı statüsünde bulunan Adalar bölgesinde usulsüz yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verdikleri belirtilmişti.

Dosyaya yansıyan delillere göre, belediye yetkilileri ile iş sahiplerinin rüşvet konusunda pazarlık yaptıkları, rüşvete konu paranın belediye yetkililerine veya belediye yetkilileriyle irtibatlı kişilere elden tesliminin sağlandığının anlaşıldığı aktarılan açıklamada, bu aşamada tespit edilen 40 eylemde 47 şüphelinin suça karıştığının tespit edildiği ifade edilmişti.

Delillerin ele geçirilmesi ve şüphelilerin yakalanması amacıyla 19 Haziran'da İstanbul ve 3 ilde 90 adrese eş zamanlı yapılan operasyonda, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 42 şüpheli gözaltına alınmıştı. Öte yandan, eski Adalar Meclis Üyesi olan müteahhit M.Ö'nün ikametinde yapılan aramada bulunan 258 bin dolar ve 13 bileziğe el konulmuştu.


Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İBB Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı

 

23.06.2026 10:13:00
Anadolu Ajansı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, Maltepe'de kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca Karaal'ın kaçırıldığı iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında adliyeye götürülen şüphelilerin buradaki işlemleri tamamlandı.

Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen zanlılardan 6'sının tutuklanmasına, 6'sının ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına hükmedildi.

Ne olmuştu?

Başsavcılık, Karaal'ın Maltepe'de kaçırıldığı iddiasına ilişkin soruşturma başlatmış, mağdurun bulunması ve şüphelilerin yakalanması için polise talimat vermişti.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerinin çalışmalarının ardından Tuzla'da bir inşaat alanında bulunan Karaal'ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilmişti.

Soruşturma kapsamında olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen toplam 12 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, Anadolu Adalet Sarayı'na sevk edilmişti. Savcılıkta ifadeleri alınan şüphelilerden 6'sı tutuklama, 6'sı ise adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti. 

Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri ile mülakat mağduru eğitimcilerin Ankara’da başlattığı açlık grevi eylemi 8. gününe girdi

22.06.2026 21:30:00
Haber Merkezi
Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!
Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri ile mülakat mağduru eğitimcilerin Ankara'da başlattığı açlık grevi eylemi 8. gününe girdi.

15 Haziran'dan bu yana taban maaş, güvenceli çalışma hakları ve mülakatların kaldırılması talebiyle direnen öğretmenler, sağlık sorunlarına ve polis müdahalelerine rağmen eylemlerini kararlılıkla sürdürüyor.

Öğretmenlerin Hayati Mücadelesinde 8. Gün: Sağlık Durumları Kritik, Direniş Sürüyor

Ankara'da Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası genel merkezi önünde nöbet tutan öğretmenlerin açlık grevi eylemi birinci haftasını geride bırakarak 8. gününe ulaştı.

Günlerdir yalnızca su, şeker ve B12 vitaminiyle beslenen eğitimcilerin sağlık durumları giderek kritik bir aşamaya evriliyor. Süreç içerisinde ciddi sağlık sorunları yaşayan bazı öğretmenlerin hastaneye kaldırıldığı öğrenildi.

Talepler Net: "Taban Maaş ve Güvenceli Çalışma"



Özel kurumlarda çalışan ve ataması yapılmayan öğretmenler, yaşam standartlarının iyileştirilmesi ve mesleki onurlarının korunması için şu temel talepleri öne sürüyor:

Özel sektördeki eğitim emekçileri için taban maaş uygulamasının yeniden yasal koruma altına alınması.

Atamalarda adaletsizliğe yol açtığı belirtilen mülakat sisteminin son bulması ve verilen sözlerin tutulması.
Kısa süreli sözleşme dayatmalarına son verilmesi ve eksiksiz sigorta primi yatırılması.

Baskı ve Engellemelere Rağmen Geri Adım Yok

Eylemin başından bu yana öğretmenler pek çok kez emniyet güçlerinin sert müdahaleleriyle karşı karşıya kaldı. Geçtiğimiz günlerde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde açıklama yapmak isteyen 9 öğretmen gözaltına alınmış ve saatler sonra serbest bırakılmıştı.

Son olarak Ankara Kızılay'daki Madenci Anıtı'na yürümek isteyen eğitimcilerin önü polis barikatlarıyla kesildi ve öğretmenler biber gazlı müdahaleye maruz kaldı. İstanbul Taksim'de TÖZOK önünde destek eylemi yapan öğretmenlere de müdahale edilerek gözaltılar gerçekleştirildi.

Siyasi partilerin, demokratik kitle örgütlerinin ve sendikaların ziyaret ederek destek verdiği öğretmenler, "Milli Eğitim Komisyonu Toplansın" çağrısını yineleyerek talepleri karşılanana kadar Ankara'daki nöbet alanını terk etmeyeceklerini vurguluyor.

12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu

Adalet sisteminde süreçleri hızlandıracak ve yargılamaları makul sürede tamamlayacak 30 maddelik 12. Yargı Paketi kanun teklifi, AK Parti tarafından Meclis Başkanlığına resmen teslim edildi

22.06.2026 16:10:00
Haber Merkezi
12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu
12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu
Kamuoyunun uzun süredir merakla beklediği, yargı süreçlerini hızlandırmayı ve usul ekonomisini güçlendirmeyi amaçlayan 12. Yargı Paketi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunuldu. AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu ile milletvekilleri Murat Alparslan ve Nurettin Alan'ın düzenlediği ortak basın toplantısıyla duyurulan 30 maddelik yeni kanun teklifi, yargı sisteminde köklü ve radikal değişiklikler içeriyor.

Milyonlarca mahkum ve mahkum yakınının gözü kulağı olan genel af ya da infaz indirimi gibi beklentiler ise bu paketin kapsamında yer almadı. Teklif, ağırlıklı olarak yargının etkin ve verimli işlemesine odaklanıyor.


12. Yargı Paketi'nde neler var? İşte öne çıkan maddeler


Meclis Başkanlığına sunulan yeni yargı paketinde öne çıkan ve vatandaşların günlük hayatı ile adalet sistemini doğrudan etkileyecek kritik düzenlemeler şunlar:

Duruşmalar Arası Süre Kısalıyor: Hukuk yargılamalarında süreçlerin uzamasını önlemek amacıyla iki duruşma arasındaki süre 3 aydan fazla olamayacak. Bilirkişi incelemesi veya istinabe gibi zorunlu hallerde hakim gerekçesini belirterek bu süreyi uzatabilecek.

İdari Alacaklarda "Önce İdareye Başvuru" Zorunluluğu: Adli yargı kararıyla idareden alınacak para, vekalet ücreti ve yargılama giderleri için doğrudan icra takibi başlatılamayacak. Alacaklılar önce idareye yazılı başvuruda bulunup IBAN bildirmek zorunda olacak. İdare 1 ay içinde ödeme yapmazsa icra takibi açılabilecek.

Miras Davalarında Yeni Dönem (İzale-i Şuyu): Ortaklığın giderilmesi davalarında suistimalleri engellemek için miras kalan taşınmazların satışında birinci açık artırma sadece mirasçılar arasında yapılacak. Bu ihalede açılış muhammen bedelin yüzde yüzü üzerinden olacak, alıcı çıkmazsa ihale herkese açık ikinci aşamaya geçecek.

e-Duruşma Kapsamı Genişletiliyor: Bilişim teknolojilerinin etkin kullanımı amacıyla hukuk davalarındaki ön inceleme duruşmaları da e-Duruşma (ses ve görüntü nakli) sistemiyle yapılabilecek.

Gereksiz Bilirkişi Raporlarına Ceza: Hakimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği temel hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda uzman olmadığı halde bilirkişiye başvurulması açıkça disiplin yaptırımına bağlanacak.

Yargıtay'ın Bozma Yetkisine Sınır: İlk derece mahkemelerinin sadece görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermesi durumunda Yargıtay doğrudan bozma kararı veremeyecek.

İdari Yargıda Tek Hakim Yetkisi Artıyor: İdare mahkemelerinde heyet yerine tek hakimle çözülecek davaların sınırı genişletiliyor. Öğrenci disiplin, yurt, burs işlemleri ile memurların geçici görevlendirme, lojman ve yolluk davaları gibi uyuşmazlıklar tek hakim tarafından hızla karara bağlanacak.

Noterlik İşlemleri Dijitalleşiyor: Mahkeme veya savcılıklar noterlik evrakı talep ettiğinde noterler evrakı elektronik ortamda tarayıp güvenli elektronik imza ile gönderecek. Bu işlemlerden hiçbir ücret alınmayacak.


İnfaz düzenlemesi ve IBAN kiralama durumu


Kamuoyunda sıkça tartışılan infaz düzenlemesi, af veya denetimli serbestlik gibi maddelerin 12. Yargı Paketi içerisinde yer almadığı netleşti. Son ana kadar pakete eklenmesi beklenen, hesaplarını başkalarına kullandıran kişilere yönelik "IBAN mağdurları düzenlemesi" ise açıklanan nihai 30 maddelik teklif metninde yer bulmadı.

Meclis Başkanlığına sunulan tasarı, önümüzdeki günlerde TBMM Adalet Komisyonu'nda görüşülmeye başlanacak. Komisyondaki kabulün ardından TBMM Genel Kurulu'na sevk edilecek olan paketin, adli tatil öncesinde yasalaşarak Resmi Gazete'de yayımlanması bekleniyor.

Özgür Özel'den grup toplantısı kararı: Başvuru yapıldı, salı günü kürsüye çıkacak

Mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığından uzaklaştırılan Özgür Özel, salı günü grup toplantısı yapacak. Özel'in kurmayları, grup toplantısı için TBMM Başkanlığı'na başvuru yaptı

22.06.2026 14:10:00
Haber Merkezi
Özgür Özel'den grup toplantısı kararı: Başvuru yapıldı, salı günü kürsüye çıkacak
Özgür Özel'den grup toplantısı kararı: Başvuru yapıldı, salı günü kürsüye çıkacak
CHP'de yarın yapılması beklenen grup toplantısında, Kemal Kılıçdaroğlu'nun mu seçilmiş Genel Başkan Özgür Özel'in mi konuşacağı merak konusu olurken dikkat çeken bir gelişme yaşandı.

Özgür Özel'in yarın CHP grup toplantısında konuşma kararı aldığı öğrenildi. Özel cephesinden TBMM Başkanlığı'na başvuru yapıldı.

Kılıçdaroğlu cephesinin ise yarın Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ve Parti Meclisi'ni (PM) toplama kararı aldığı ve 11.00 ve 14.00'te yapılacak toplantılar nedeniyle grup toplantısı için TBMM Başkanlığı'na başvuru yapmayacağı öğrenildi. Günün Trend Haberleri CHP'de iki hafta önce yapılan grup toplantısında CHP Grup Başkanı Özgür Özel ve Kılıçdaroğlu taraftarları arasında gerilim yaşanmıştı. Geçen hafta, CHP Sözcüsü Müslim Sarı benzer görüntülerin yaşanmaması için Kılıçdaroğlu'nun grup toplantısı yapmayacağını açıklamıştı. CHP Grup Başkanvekili Murat Emir de aynı saatlerde Özgür Özel'in de grup toplantısı yapmayacağını duyurmuştu.

Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine tehdit mesajları gönderen sanığa 7 yıl 20 gün hapis cezası

Kadıköy'de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine yönelik tehdit içerikli mesajlar gönderen ve paylaşımlar yapan sanık, 3 farklı suçtan 7 yıl 20 gün hapis cezasına çarptırıldı

22.06.2026 13:55:00 / Güncelleme: 22.06.2026 13:58:11
İHA
Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine tehdit mesajları gönderen sanığa 7 yıl 20 gün hapis cezası
Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine tehdit mesajları gönderen sanığa 7 yıl 20 gün hapis cezası
Kadıköy'de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden 15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine yönelik tehdit içerikli mesajlar gönderen ve paylaşımlar yaptığı iddia edilen Furkan Ay'ın (19) yargılandığı davanın karar duruşması görüldü. Bakırköy 13. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya tutuksuz sanık Furkan Ay katılmazken, tarafların avukatları hazır bulundu. Müşteki sıfatındaki Minguzzi ailesi ise duruşmaya katılmadı.

7 yıl 20 gün hapis cezası

Alınan savunma ve beyanların ardından kararını açıklayan mahkeme, sanık Furkan Ay'ın, 'birden fazla kişiyle tehdit', 'kişinin hatırasına hakaret' ile 'kişisel verileri hukuka aykırı şekilde ele geçirme veya yayma' suçlarında toplamda 7 yıl 20 gün hapis cezasına çarptırılmasına, 'suçu ve suçluyu övme' suçundan ise beraatına hükmetti.

İddianameden:

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, Yasemin Akıncılar Minguzzi 'müşteki', Furkan Ay ise 'şüpheli' sıfatıyla yer aldı.

"Yakında sizin ve oğlunuzun tabutunun yanında olacağım. Mezarının adresini biliyoruz. Emanetleri doldurduk, hazırda bekleyin"

Hazırlanan iddianamede, Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen sanal devriye faaliyeti kapsamında, aile bireylerinin tehdit mesajları raporuna yer verildi. Mesajlarda, "Sevmezsiniz ama iyi tanırsınız, Berat abim. Yakında beni de iyi tanıyacaksınız. Adım Ademcan. Bursa Yıldırım'dayım. Yakında sizin ve oğlunuzun tabutunun yanında olacağım. Mezarının adresini biliyoruz. Emanetleri doldurduk, hazırda bekleyin. Ademcan ismini iyi hatırlayın, eceliniz yanımda" şeklinde mesaj attığı, hayatını kaybeden Ahmet Minguzzi'ye küfür ettikleri aktarıldı.

Müşteki Yasemin Minguzzi'nin cep telefonuna Nisan 2025'te şüpheli Furkan Ay tarafından soruşturmaya konu mesajları atıldığı, şüphelinin suçtan kurtulmaya yönelik ifade verdiği, şüphelinin müştekinin kişisel verilerini hukuka aykırı şekilde ele geçirerek, mesajları attığı aktarıldı.

13 yıla kadar hapis cezası talebi

İddianamede, Furkan Ay hakkında 'kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek veya yaymak', 'birden fazla kişi ile birlikte tehdit' ile 'kişinin hatırasına hakaret' suçlarından 4 yıl 3 aydan 13 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi

22.06.2026 13:13:00
Haber Merkezi
 Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi
 Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi.
Tutuklu İBB Başkanı İmamoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı videolu paylaşımda, şunları söyledi:
"Sevgili gençler, bu filmi tam 10 yıl önce Cumhuriyet ve demokrasiye darbe girişiminde bulunanlara karşı, milletimize bir uyarı olarak paylaşmıştım. Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz. Bugün en büyük değerlerimiz olan Cumhuriyet ve demokrasiyi koruyup geliştirmek için hep birlikte büyük azim ve kararlılıkla mücadele etmek şarttır."

Türkiye'nin deprem haritası 13 yıl sonra güncellendi. 215 yeni fay keşfedildi

Maden Tetkik ve Arama (MTA) ayrıntılı çalışmalarının ardından Türkiye Diri Fay Haritası'nın 13 yıl sonra güncellendi

22.06.2026 13:00:00
Haber Merkezi
Türkiye'nin deprem haritası 13 yıl sonra güncellendi. 215 yeni fay keşfedildi
Türkiye'nin deprem haritası 13 yıl sonra güncellendi. 215 yeni fay keşfedildi
Maden Tetkik ve Arama (MTA) ayrıntılı çalışmalarının ardından Türkiye Diri Fay Haritası'nın 13 yıl sonra güncellendi.

Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürü Vedat Yanık, MTA'nın ayrıntılı saha çalışmaları ve akademik araştırmalarla sağladığı veri birikimi desteğiyle Türkiye Diri Fay Haritası'nın 13 yıl sonra güncellendiğini bildirdi.

Yanık, Bilimsel Etkinlikler Haftası ve MTA Genel Müdürlüğü 91. Kuruluş Yıl Dönümü kapsamında "Türkiye Diri Fay Haritası-2026"nın tanıtım programındaki konuşmasında, yeni harita sürümünün kamuoyuyla paylaşılmasından dolayı memnun olduklarını söyledi.

Yanık, MTA'nın yaklaşık bir asırlık süreçte, Batman'daki ilk petrol keşfinden Eskişehir-Beylikova'daki dünyanın en stratejik Nadir Toprak Elementleri sahalarına, Elazığ-Maden, Sinop-Boyabat ve Kahramanmaraş'taki zengin bakır yataklarından sanayinin can damarı olan yüzlerce endüstriyel ham madde kaynağına kadar sayısız keşfe imza attığını ifade etti.

Küresel dengelerin değiştiğini ve madenlere ihtiyacın arttığını belirten Yanık, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Artan enerji ihtiyacı, sürdürülebilir kaynak yönetimi, iklim değişikliği ve kritik hammaddelere yönelik amansız rekabet, yerbilimlerinin stratejik önemini her geçen gün daha da artırıyor. MTA, bu yeni dünya düzeninde de en ön safta yer alarak modern teknolojilerle desteklenen yerli, yenilikçi ve çevreye duyarlı arama faaliyetlerini kararlılıkla sürdürüyor. Bugün, kuruluş yıl dönümümüzü taçlandıran son derece hayati bir ulusal veri altyapısını, 'Türkiye Diri Fay Haritası-2026' sürümünü yayımlamanın gururunu paylaşıyoruz. Alp-Himalaya orojenez kuşağında yer alan ülkemiz için aktif tektonik yapının güncel ve doğru verilerle ortaya konulması, yalnızca bilimsel bir çalışma değil, ulusal güvenlik, sürdürülebilir kalkınma ve afet risklerinin azaltılması adına stratejik bir zorunluluktur."

Yanık, haritanın 2013'te yayımlanmasından bu yana geçen 13 yılda, ayrıntılı saha çalışmaları ve akademik çalışmalarla önemli büyüklükte veri birikiminin sağlandığına dikkati çekti.

2022'de yatırım programına alınan güncelleme projesinin, yoğun bir emeğin ardından tamamlandığına işaret eden Yanık, "2013 basımında 485 olan diri fay sayısı, yeni veriler ışığında bu haritada 700'e yükseldi. Bu harita ve hazırladığımız sayısal veri tabanı, deprem tehlike analizleri, kritik altyapı yatırımları ve ulusal zarar azaltma politikalarımız için temel bir başvuru kaynağı olacak." değerlendirmesinde bulundu
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.