logo
15 ŞUBAT 2026


Cami içerisindeki Hıristiyanlık figürleri, AKP döneminde ortaya çıkarılmış

Amasya'nın Gümüşhacıköy ilçesinde 19. yüzyıldan kalma Maden Camii'nin kilise olduğu dönemde kubbesine yapılan İsa ve havari figürleri 16 yıl önce yapılan restorasyonda bulunarak yeniden gün yüzüne çıkarılmış

12.08.2023 09:53:00
İhlas Haber Ajansı
Cami içerisindeki Hıristiyanlık figürleri, AKP döneminde ortaya çıkarılmış
Cami içerisindeki Hıristiyanlık figürleri, AKP döneminde ortaya çıkarılmış
Amasya'nın Gümüşhacıköy ilçesinde 19. yüzyıldan kalma Maden Camii'nin kilise olduğu dönemde kubbesine yapılan İsa ve havari figürleri 16 yıl önce yapılan restorasyonda bulunarak yeniden gün yüzüne çıkarılmış.

1800'lü yıllarda yöredeki gümüş madenlerinde çalışan Rumlar için inşa edilen kilise, 1928 yılında Batı Trakya'dan buraya göç edilmesi sonrasında orijinal yapısı korunarak camiye çevrilmiş. Caminin tavanında önceleri üzerleri badanayla kapatılmış olup sonraki restorasyonlarda badananın temizlenmesiyle ortaya çıkartılan İsa ve dört havarisi Matta, Markos, Yuka ve Yuhanna'ya ait figürler özellikle Hıristiyan ziyaretçilerin oldukça ilgisini çekiyor.



Bu figürler, cami tavanına yapılan açılır kapanır bir sistem sayesinde sergilenebiliyor. Figürler, namaz kılınacağı zaman perdeyle kapatılıyor. 2007 yılında yapılan restorasyon sırasında bulunan resimlerin dikkatle muhafaza edildiğini belirten Araştırmacı-Yazar Hüseyin Menç, 'Resimler ibadet edildiği sırada perdeyle kapatılıyor. Aynı İstanbul'daki Ayasofya Camii'nde uygulanan teknik gibi görülmek istendiği sırada açılabiliyor' dedi.

İslam Dini ne diyor?



"Yahudiler, "Üzeyr Allah'ın oğludur" dediler; Hıristiyanlar, "Mesih Allah'ın oğludur" dediler. Bu, daha önce inkar edenlerin sözlerine benzeterek ağızlarında geveledikleri sözdür. Allah onları yok etsin, nasıl da uyduruyorlar!" (Tövbe Suresi 30)


"Allah ancak Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler and olsun ki kafir olmuşlardır. De ki: "Allah Meryem oğlu Mesih'i, anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmeyi dilerse kim O'na karşı koyabilir?" Göklerin, yerin ve arasındakilerin hükümranlığı Allah'ındır, dilediğini yaratır. Allah her şeye Kadir'dir." (Maide 17=

Figürler ve Haç=Puttur



Tay kabilesi, Yemen tarafında cömertliği ile meşhur bir kabile idi. Kabilenin reisi Adiy b. Hakem'di. Peygamberimiz (s.a.v) bu bölgeyi de putlardan temizleme için İmam Ali'yi (a.s) görevlendirdi. Kabile reisi Adiyy bin Hatem, henüz Hz. Ali gelmeden durumu haber almış ve Suriye tarafına kaçmıştı. Bu sebeple de ele geçirilememişti

Adiyy b. Hakem'im bacısı esir düşmüş, Resûlullah onu azat etmiş, o da İslam'ı kabullenmişti. Akabinde kardeşini arayıp, Şam civarlarında bularak, Müslüman olması için ikna etmişti. 

Gerisini Adiyy b. Hatem'den dinleyelim: 
Geri (Medine'ye) geldim. Mescitte Rasûlullah'ın etrafındaki sahabelere; "Onlar, Allah'tan başka bilginlerini ve rahiplerini de kendilerine Rab edindiler" (Tövbe 31) ayetini okurken gördüm ve boynumda gümüşten bir haç olduğu halde yanına geldim ve;

"Ey Allah'ın Resulü! Ben eskiden Hıristiyan'dım ve Hıristiyanlığı iyi bilirim. Biz hiç bir zaman âlimleri, rahipleri rab edinmedik, onlara ibadet de etmedik. Bu ayette Allah ne demek istemiş" dedim.

Bunun üzerine Hz. Muhammed (s.a.v ); "Ey Adiyy! Çıkar o boynundaki putu" dedi. Ben de çıkardım.

"Ettiniz Adiyy, ettiniz" dedi. "O rahipleriniz, âlimleriniz, okumuş insanlarınız size, Allah'ın kitabına muhalif olarak helal ve haram (yasak serbest) koymadılar mı?" Ben de, "evet ya Resûlullah, onlar okumuş kimselerdi, böyle yaparlardı" dedim.

Bunun üzerine; "İşte onların bu yaptıkları (Allah'ın kitabına muhalif ) Rab'liktir. Sizin de, onların dediklerini benimsemeniz, uymanız onlara ibadetinizdir" dedi. (İbn Kesir Tefsiri, C.7, sayfa 3456 İmam Ahmed; Tirmizi, Cem'ul-Fevâid, IV, 68 ve İbn Cerir)

Hristiyanlarla 'Mübahele/lanetleşme'



"Sana bu ilim (yani, Hıristiyanların inanıp, iddia ettiğinin aksine, Hz. İsa'nın (as) sadece Allah'ın kulu ve resulü olduğu, babasız doğmuş diye asla Allah ya da tanrının oğlu olamayacağı ilmi) geldikten sonra seninle çekişenlere de ki: Geliniz, sizler ve bizler de dahil olmak üzere, siz kendi çocuklarınızı, biz de kendi çocuklarımızı, siz kendi kadınlarınızı biz de kendi kadınlarımızı çağıralım, sonra da dua edelim de Allah'tan yalancıların üzerine lanet dileyelim." (Al-i İmran, 3/61)

Ayetin iniş sebebi şöyle:

Necranlılardan iki Rahip, Hazret-i Resûl'e (as) geldiler. Konuşurlarken Allah'ın Resulü bunlara: "İslam'a giriniz!" buyurdu. Onlar: "Biz sizden çok önce İslam'a girmişiz" dediler.

Hazret-i Resûl: "Yalan söylüyorsunuz; Şu üç şey sizde oldukça siz İslam değilsiniz:

1-Allah'ın çocuğu var sözünüz.

2-Domuz eti yemeniz.

3-Ve haça tapmanız."

Onlar: "Öyle ise İsa'nın babası kimdir?" dediler. Cenabı Resul, onların bu sorularına verecek cevabı bilmiyordu. Sukût etti. Bunun üzerine Allah-u Teala bu ayet-i celileyi indirdi. Allah'ın Resulü ayetleri okudu. Onları lanetleşmeye davet etti.

Onlar, bundan imtina ettiler. Cizye vermek üzere bir anlaşma yaparak yurtlarına döndüler.

Ayetin açık manası şöyledir:

Ya Muhammed! Tevhidden ayrılmış, Allah yolundan sapmış olan Nasranilerden/Hıristiyanlar, İsa'nın Allah'ın kulu ve peygamberi olduğuna dair ayet ve açık deliller sana ilahî vahiy yoluyla geldikten sonra, bu ayetleri duyarlar da iddia ve düşmanlığa devam ederlerse, onlara deki: Ey Necranlılar! Azim ve sebat ile gelin! Biz her birimiz oğullarımızı ve sizden her biriniz oğullarınızı çağırsın ve bizden her birimiz kadınlarımızı ve sizden her biriniz kadınlarınızı; bizden her birimiz nefislerimizi ve sizden her biriniz de nefislerinizi çağıralım! Sonra sıdkı sadakatla tezarrû ve niyaz ile, içten ve ruhtan gelen bir ceht ile lanet duası yapalım da; Allah'ın lanetini, İsa hakkında yalancı olanların üzerine bindirelim ve boyunlarına geçirelim."

Ayetin açık manası böyle.

Allah'ın Resûlü ile Necranlılar arasında yapılacak olan bu lanetleşme öyle tehlikeli idi ki. İki taraf toplanacaklar, sıdk ve azimle "sizden ve bizden hangimiz yalancı ise Allah'ın laneti onun üzerine olsun!" diyecekler ve yalancının mahvına dua edeceklerdi. Böyle bir dua ise, yalancı olan tarafın helakine ve yeryüzünde neslinin kesilmesine sebep olacaktı.

Böyle bir duaya ancak hak üzerinde olanlar iştirak edebilirlerdi. Bu lanetleşmenin neticesinin ne olacağını Ahir zaman Peygamberi bildiği gibi, Necranlılar da bilirlerdi ki; Herhangi bir kavim bir peygamberle lanetleşmişse helak olmuş, yeryüzünde nam-u nişanı kalmamıştı. Mukaddes kitaplar ve din tarihleri bu hakikati açık olarak yazmışlardı. Ehl-i kitap bunu çok iyi bilirdi. Bunun içindir ki: Peygamberlerin bu teklifi Necranlılara ağır gelmiş ve onları düşündürmüştür.

Lanetleşmeye davet etmezden önce iki taraf arasında uzun mücadele ve münakaşalar olmuş ve her defasında da Hıristiyanlar mağlup olmuşlardı.

Yukarıda da geçtiği üzere Hazret-i Resul, İsa'nın Allah'ın oğlu olmadığını, kulu ve Resulü olduğunu gayet açık delillerle ispat ettiği halde, onlar yine küfürlerinde ısrar ettiler de hakkı kabul etmediler. Bunun üzerine Peygamber (as) onlara:

-Hakkı kabul etmeyecek olursanız, Rabbim bana sizi lanetleşmeye çağırmayı emretti, dedi.

Onlar: -Yâ Eb-el Kasım/Ey Kâsım'ın babası!: Bize müsaade et, gidelim sonra gelir, dediğini yaparız, dediler ve çıkıp gittiler. Necranlılar yurtlarına vardıklarında içlerindeki bilginlere, bu lanetleşme işi hakkında düşüncelerini sordular.

Onlar da şu cevabı verdiler: "Bilirsiniz ki, Muhammet gerçekten Allah tarafından gönderilmiş bir Nebidir. Yemin olsun İsa (as) hakkında söylediklerinin hepsi doğrudur. Herhangi bir kavim bir Nebi ile lanetleşmişse o kavim tamamen yok olmuştur. Eğer Muhammet (as) ile lanetleşirseniz yeryüzündeki kökünüz tamamen kazınır, yok olur. Dininizde kalmak istiyorsanız bu zata veda edin ve yurdunuza dönün."

Hıristiyan Necranlılar kendi aralarında konuşurlarken Resûlullah (as) üzerinde siyah kıldan yapılmış bir aba olduğu halde evden çıktı. Önce yanına Hasan geldi, onu siyah abasının içine aldı, sonra Hüseyin geldi. Onu da abasının altına aldı. Sonra Fatıma, sonra Ali (r.anhüm) de geldiler, onları da abanın altına aldı ve: "Allah sizden azabı kaldırmak ve sizi tamamen temizlemek istiyor, Ey ehli beyt!" (Ahzab, 33/33) ayetini okudu. Bundan dolayı ehli sünnet arasında bu zevata "Ehl-i âbâ" denilir oldu. Bundan sonra hepsi beraber hareket ettiler. Hüseyin elleri boynunda koşuyor, Resûlullah (as) Hasan'ın elinden tutmuş, Hazreti Fatıma babasının ardında. Hazreti Ali de Fatıma'nın (Allah hepsinden razı olsun) arkasında olduğu halde mescide doğru yürüyorlardı. Hem gidiyorlar, hem de Allah'ın Rasûl'u (as) onlara: "Ben dua ettiğim zaman siz "amin" deyiniz!" diye telkinde bulunuyordu.

Necranlılar Ehl-i Beyt'in gelmekte olduğunu görünce diğerlerine;

- Ey Nasara/Hıristiyanlar! Ben öyle yüzler görüyorum ki: Onlar, Allah'tan bir dağın yerinden kaybolmasını istemiş olsalar, Allah o dağı yerinden kaldırır. Siz, bunlarla "lanetleşmeyiniz. Yemin olsun hepiniz helak olursunuz. Yeryüzünde Nasranî/Hıristiyan kalmaz" dedi.

Allah'ın Rasulü yanlarına geldiğinde onlar:

- "Ya Ebel'Kâsım! Biz seninle mübahele etmemeye (lanetleşmemeye) ve seni dininde bırakıp memleketimize dönmeye karar verdik" dediler.

Bunun üzerine Allah'ın Rasulü:

-"Mübaheleden/Lânetleşmekten vazgeçmiş iseniz İslam'a giriniz. Müslümanların lehine olan sizin lehinize ve Müslümanların aleyhine olan sizin de aleyhinize olsun" buyurdu.

Onların, İslam dinini kabul etmemeleri üzerine Allah'ın Rasulü:

- "Sizi savaşmaya davet ederim" dedi.

Savaş teklifini duyan Necranlılar:

- Bizim Arap kavmi ile savaşmaya takatimiz yok. Lakin bizimle savaş yapmamanız, bizi dinimizden döndürmemeniz karşılığında biz de sana; bini Sefer ve bini de Recep ayında teslim edilmek üzere, her yıl iki bin adet kıymetli elbise, otuz adet demir gömlek vermek suretiyle seninle sulh yapıyoruz, dediler.

Diğer bir rivayette, antlaşmada otuz üç deve, kırk dört savaş atı da vardır.

Bu esaslar dahilinde Allah'ın Resulü onlarla barış yaptı. Surenin başında geçtiği üzere Ebu Ubeyde Bin Cerrah'ı da hakem olarak onlarla beraber Necrana gönderdi.

Onlar dışarı çıktıktan sonra Resulullah (as) ashabına:

- "Nefsim yedi kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki, "helak", Necran ehline çok yaklaşmıştı. Onlar bizimle lanetleşme yapmış olsalardı, maymun ve hınzır suretlerine çevrilecekler, vadi üzerlerine ateşle dolacak, Allah (cc) Hazretleri, Necran'ı ve Necran ehlini, ağaçlar üzerindeki kuşlarına varıncaya kadar helak edecek ve bir sene geçinceye kadar hepsi yok olup gideceklerdi."

Daha sonra da buyurdu ki: "Ne büyük tehlike, ne korkunç azap? Keşke Hıristiyan alemi bunu idrak etselerdi! "

Çocukluk çağı kanserlerinin üçte birini oluşturan löseminin başlıca belirtilerine dikkat!


 
Lösemi, kemik iliğinde kan hücrelerini üreten hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalmasıyla ortaya çıkan bir kanser türü. 
 

14.02.2026 21:49:00 / Güncelleme: 14.02.2026 21:54:17
MURAT ÇORBACI
Çocukluk çağı kanserlerinin üçte birini oluşturan löseminin başlıca belirtilerine dikkat!
Çocukluk çağı kanserlerinin üçte birini oluşturan löseminin başlıca belirtilerine dikkat!

Çocukluk çağı kanserlerinin kesin nedeninin henüz tam olarak bilinmediğini ancak vakaların küçük bir bölümünde kalıtsal faktörlerin etkili olabildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Savaş Kansoy, "Çocuklarda kansızlık, karında şişlik ya da dolgunluk hissi, lenf bezlerinde belirgin şişlik, ciltte kolay oluşan morluklar, iki taraflı burun kanaması, uzun süren ateş ve sık enfeksiyonlar löseminin belirtileri arasında sayılabilir. Bu bulgulara ek olarak kan tahlillerinde beyaz kan hücrelerinde görülen anormal değişiklikler de tanı sürecinde yol gösterici olabilir. Bu şikâyetler farklı hastalıklarda da ortaya çıkabilir ancak uzun sürmesi ya da bir arada görülmesi durumunda ailelerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması kıymetli" dedi.

Geçmeyen halsizlik sıradan bir yorgunluk olmayabilir

Çocuklarda görülen kanser belirtilerinin başka hastalıklarla karıştırılabildiğini ifade eden Kansoy, "Özellikle uzun süren halsizlik çoğu zaman basit bir enfeksiyon ya da kansızlıkla, nedeni açıklanamayan morluklar çarpma veya düşmelerle, sık tekrarlayan enfeksiyonlar bağışıklığın geçici olarak zayıflamasıyla, geçmeyen ateş ise üst solunum yolu enfeksiyonlarıyla ilişkilendirilebiliyor. Lenf bezlerindeki şişlikler de genellikle enfeksiyonlara bağlanabiliyor. Her belirti lösemi anlamına gelmez ancak bu şikâyetler uzun sürüyor ya da bir arada görülüyorsa ailelerin durumu göz ardı etmeden bir uzmana başvurması erken tanı açısından büyük önem taşır" dedi.

Lösemi tedavisi uzun ve sabır isteyen bir süreç

Löseminin farklı türleri bulunduğunu açıklayan Kansoy, "Löseminin en sık görülen tipleri akut lenfoblastik, akut miyeloblastik ve kronik miyelositer lösemidir. Tanı, kan tahlilleri ve kemik iliğinden alınan örneklerin incelenmesiyle konur. Hastalığın özelliklerine ve risk durumuna göre tedavi planı belirlenir. Çoğu hastada kemoterapi uygulanır, bazı durumlarda ise kök hücre nakli gündeme gelebilir ve tüm bu tedavi süreci 1-2 yılı kapsayabilir. Bu uzun ve yorucu dönemde hem çocukların hem de ailelerin psikolojik destek alması süreci daha sağlıklı atlatmaları açısından büyük önem taşır" dedi.

Maldivler değil Ölüdeniz


Muğla'nın Fethiye ilçesindeki dünyaca ünlü Ölüdeniz'in bir kısmı turkuaz renge büründü.

14.02.2026 20:59:00
AA
Maldivler değil Ölüdeniz
Maldivler değil Ölüdeniz

Muğla'nın Fethiye ilçesindeki dünyaca ünlü Ölüdeniz'in bir kısmı turkuaz renge büründü. İlçede iki gündür etkili olan kuvvetli yağış, yerini güneşli havaya bıraktı. Kent merkezine yaklaşık 10 kilometre uzaklıktaki Ölüdeniz'de de suyun rengi değişti.

Güzel havayı fırsat bilen bazı kişiler Kumburnu Plajı'nda denize girdi.
Babadağ'daki pistlerden pilotlar eşliğinde yamaç paraşütü uçuşu yapan macera tutkunları, Ölüdeniz'in eşsiz manzarasını kuş bakışı izledi.

Bazı turistler ise bölgede hatıra fotoğrafı çektirdi. Turkuaza dönüşen denizin rengi dron ile görüntülendi.

Seydikemer'de su baskını: Evler tahliye edildi

Muğla'nın Seydikemer ilçesinde aşırı yağış sonrası Çukurincir Mahallesi'nde Eşen Çayı'nın taşması sonucu su baskınları yaşandı. Tedbir amaçlı yaklaşık 25 ev boşaltılırken, belediye ekipleri tahliye çalışmalarını sürdürüyor

14.02.2026 13:03:00 / Güncelleme: 14.02.2026 13:05:56
İHA
Seydikemer'de su baskını: Evler tahliye edildi
Seydikemer'de su baskını: Evler tahliye edildi
Seydikemer ilçesine bağlı Çukurincir Mahallesi'nde etkili olan aşırı yağışlar nedeniyle Eşen Çayı'nın taşması sonucu mahallede su baskınları meydana geldi.



Taşkının ardından tedbir amaçlı mahallede bulunan yaklaşık 25 evdeki vatandaşlar tahliye edildi.



Bazı vatandaşların kendi imkanlarıyla hayvanlarını güvenli alanlara götürdü.



Seydikemer Belediyesi zabıta ekipleri evlerin boşaltılması için anonslarını sürdürürken, belediye araçlarının vatandaşların tahliyesi için çalışmalarına devam ettiği bildirildi.

Koza Han'da kafelerin tahliye kararına yargı freni

Bursa'nın tarihi simgelerinden Koza Han'da masa ve sandalyelerin kaldırılmasına ilişkin uygulamayla ilgili bir işletmenin açtığı dava sonucunda Bursa 3. İdare Mahkemesi, tahliye işlemi hakkında yürütmenin durdurulmasına hükmetti

14.02.2026 12:41:00 / Güncelleme: 14.02.2026 12:44:44
İHA
Koza Han'da kafelerin tahliye kararına yargı freni
Koza Han'da kafelerin tahliye kararına yargı freni
UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Koza Han'da, tahliye kararına karşı mahkemeye başvuran işletmeci, yaklaşık 25 yıldır kiracı olduğunu ve 2026 yılını kapsayan yeni kira sözleşmesini Aralık 2025'te imzaladığını beyan etti. Davacı, geçerli bir sözleşme bulunmasına rağmen "fuzuli şagil" olarak değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu savundu.



Mahkeme, tahliye işleminin uygulanması halinde işletmenin ticari itibarı ve ekonomik faaliyetleri açısından telafisi güç zararlar doğabileceğine dikkat çekti. Heyet, davalı idarenin savunması alınıp dosya yeniden değerlendirilene kadar, teminat aranmaksızın yürütmenin durdurulmasına oy birliğiyle karar verdi.

Yargılama süreci kapsamında Bursa Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nden, taşınmaza ilişkin mülkiyet belgeleri, kira sözleşmesi ve "fuzuli şagil" tespitine dair tüm evrakların gönderilmesi istendi. İdareye savunma için 10 günlük süre tanındı.



Kararın ardından han avlusuna masa ve sandalyeler geçici olarak yeniden yerleştirildi. Koza Han Yönetim Kurulu Başkanı Erdinç Şentürk ile Avukat Sena Deniz Ersoy, sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Avukat Ersoy, mahkeme itirazının kabul edilmesi halinde, diğer işletmelerin de geçiş yollarını kapatmamak şartıyla avluya masa ve sandalye koyabileceğini ifade etti. Ersoy ayrıca, yürütmenin durdurulmasının dosya incelemesini sona erdirmediğini, ilerleyen aşamada yeniden bir kaldırma kararı çıkabileceğini söyledi.



Kozahan Başkanı Erdinç Şentürk, hem esnafın hem de turistlerin mağduriyet yaşamaması için "orta yol" arayışında olduklarını belirtti. Şentürk, han esnafının ticari faaliyetlerini sürdürebilmesi ile Koza Han'ın tarihi dokusunun korunması arasında denge kurulması amacıyla ilgili kurumlarla görüşmelerin devam edeceğini kaydetti.

Malatya'da fırtına ağaçları kökünden söktü

Malatya'da etkili olan fırtına, sağanak yağışla birlikte ağaçları kökünden söktü

14.02.2026 07:57:00 / Güncelleme: 14.02.2026 08:01:35
İHA
Malatya'da fırtına ağaçları kökünden söktü
Malatya'da fırtına ağaçları kökünden söktü
Malatya'da, gece yarısı etkili olan şiddetli fırtına sağanak ile birleşince ağaçları kökünden sökerken, bazı noktalarda evlerin çatıları uçtu konteyner iş yerlerinin tabelaları şantiye çevrelerindeki bariyerler devrildi.



Öte yandan Meteoroloji 13. Bölge Müdürlüğü Bölge Tahmin ve Uyarı Merkezi tarafından yapılan açıklamada ise rüzgarın bölge genelinde güneyli yönlerden yer yer kuvvetli (40-60 km/sa), yüksek kesimlerde ise fırtına (61-80 km/sa) şeklinde esmesinin beklendiği belirtilerek çatı uçması, ağaç ve direk devrilmesi, ulaşımda aksamalar ile soba ve doğalgaz kaynaklı baca gazı zehirlenmesi gibi olumsuzluklara karşı vatandaşların dikkatli ve tedbirli olmaları istendi.



Günlük radyo dinleme süresi şaşırttı


Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun (RTÜK) Medyametre Medya Kullanım Alışkanlıkları Araştırması'na göre, Türkiye'de günlük ortalama radyo dinleme süresinin 1 saat 40 dakika olduğu belirlendi. Araştırma, Türkiye genelinde 15 yaş ve üzeri toplam 15 bin 766 kişinin katılımıyla gerçekleştirildi.

14.02.2026 00:52:00
AA
Günlük radyo dinleme süresi şaşırttı
Günlük radyo dinleme süresi şaşırttı

Yaklaşık yüz yıl önce yayın hayatına başlayan radyo, ilk çıktığı yıllarda haberleşme alanında oldukça önemli bir kitle iletişim aracı oldu. Radyo, ilerleyen yıllarda yayıncılık alanını genişletti ve farklı program içeriklerini de bünyesine dahil etti. Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun (RTÜK) Medyametre Medya Kullanım Alışkanlıkları Araştırması'na göre, Türkiye'de günlük ortalama radyo dinleme süresinin 1 saat 40 dakika olduğu belirlendi. Araştırma, Türkiye genelinde 15 yaş ve üzeri toplam 15 bin 766 kişinin katılımıyla gerçekleştirildi.

Cihaz sahiplik oranlarına bakıldığında, evinde bir radyosu olanların oranı yüzde 14.5 olarak kaydedildi. Cinsiyete göre dağılım incelendiğinde de radyoya sahip olan erkek oranının kadınlardan fazla olduğu ortaya kondu. Evinde veya iş yerinde radyo cihazı olanların yaşa göre dağılımına bakıldığında, en az bir radyosu olanların oranının 15-24 yaş grubunda yüzde 9.8, 25-34 yaş grubunda yüzde 12.9, 35-44 yaş grubunda yüzde 15.7, 45-54 yaş grubunda yüzde 15.6, 55-64 yaş grubunda yüzde 17.2 ve 65 yaş ve üzeri yaş grubunda ise yüzde 18 olduğu ifade edildi.

Bu veri, yaş arttıkça radyoya sahip olan kişi sayısının da arttığını gösterdi. Radyo yayınları ve dijital ortamlardan müzik dinlemelerinin yüzde 67.9 ile en fazla araç radyosundan yapıldığı, bunu sırasıyla yüzde 27 ile klasik radyo, yüzde 18 ile televizyon, yüzde 17.2 ile cep telefonu, yüzde 4.2 ile bilgisayar ve tabletin takip ettiği görüldü.

BİK’ten basının desteklenmesine yönelik düzenlemeler

Basın İlan Kurumu Genel Kurulu, basın çalışanlarına yönelik sosyal desteklerin yüzde 50 oranında artırılmasını ve azınlık gazetelerine maddi yardım yapılmasını kararlaştırdı. Toplantıda, süreli yayınlara verilen kredilere uygulanacak faiz oranı da belirlendi

13.02.2026 15:51:00 / Güncelleme: 13.02.2026 15:56:33
Haber Merkezi
BİK’ten basının desteklenmesine yönelik düzenlemeler
BİK’ten basının desteklenmesine yönelik düzenlemeler
Basın İlan Kurumu 33. Dönem 6. Genel Kurul Toplantısı, 11-13 Şubat 2026 tarihleri arasında İstanbul'da gerçekleştirildi.

Toplantının son oturumunda, Yönetim Kurulunun Genel Kurula teklif olarak sunduğu ve gündeme alınan maddeler görüşüldü. İlan İşleri, Hukuk İşleri ve Mali İşler Komisyonlarında ele alınan gündem maddelerine ilişkin hazırlanan raporların okunmasının ardından oylamaya geçildi.

Kurumun 2025 yılı bilançosu, gelir tablosu ve Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu ile Denetçiler Kurulu Raporunu onaylayan Genel Kurul, basın sektörüne yönelik desteklere ilişkin önemli düzenlemeler yaptı.

Süreli yayın kredilerinde faiz oranı belirlendi

Genel Kurulda, basın kuruluşlarının faaliyetlerini sürdürebilmeleri ve yatırım kapasitelerini artırabilmeleri açısından önem taşıyan Kurum kredilerine uygulanacak faiz oranı ele alındı.

Ekonomik gelişmeler dikkate alınarak, yatırım ve işletme kredilerine uygulanacak yıllık faiz oranı, 2026 yılı için yüzde 29 olarak belirlendi.



Basın çalışanlarına yönelik desteklerde yüzde 50 artış

Toplantıda, basın çalışanlarına yönelik borç para, muhtaçlık ve ölüm yardımları Kurumun sosyal sorumluluk anlayışı doğrultusunda yeniden değerlendirildi. Mevcut ekonomik koşullar ve uygulamaya ilişkin geri bildirimler dikkate alınarak, söz konusu sosyal desteklerin yüzde 50 oranında artırılmasına karar verildi.

Borç Para ve Yardımlara Dair 219 sayılı Genel Kurul Kararında yapılan düzenleme, Resmi Gazetede yayımlandığı tarihi takip eden ayın ilk günü itibarıyla yürürlüğe girecek.

Azınlık gazetelerine destek sürecek

Basın İlan Kurumu, Lozan Barış Antlaşması kapsamında azınlık statüsünde bulunan topluluklarca yayımlanan gazetelere yönelik 2011 yılından bu yana sürdürdüğü maddi destekleri 2026 yılında da devam ettirecek.

Bu doğrultuda Genel Kurul, basın sektöründe çeşitliliğin ve çoğulcu yapının korunması amacıyla 2026 yılı içerisinde azınlık gazetelerine 471 bin Türk Lirası yardım yapılmasını kararlaştırdı.



Basın Derneklerine Yardım Fonuna 7 milyon 200 bin TL tahsis edildi

Genel Kurul toplantısında, Kurumun faaliyet ve çalışmalarının finansmanını sağlamak üzere oluşturulan fonlara tahsis edilecek tutarlar da belirlendi.

Bu kapsamda, Kurumun 2025 Yılı Tahsis Bilânçosunda, Basın Derneklerine Yardım Fonu için 7 milyon 200 bin Türk lirası kaynak ayrılması uygun görüldü.

Bir sonraki Genel Kurul Toplantısının 20-22 Mayıs 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilmesine karar verildi.

Taksilerde yeni dönem resmen başladı

Taksilerde basit usul bitti artık KDV, gelir vergisi, stopaj, geçici vergi ödenecek. Taksi Mali Cihazı her yolculuğu anlık kaydedip fiş basacak. Kayıt dışı dönem sona erdi

13.02.2026 10:45:00
Haber Merkezi
Taksilerde yeni dönem resmen başladı
Taksilerde yeni dönem resmen başladı
Türkiye'de ticari taksi esnafını kökten etkileyen vergi düzenlemesi, Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) tarafından hazırlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 591) ile bugün Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Yıllardır basit usulde asgari düzeyde vergi ödeyen taksiciler için gerçek usulde vergilendirme süreci resmen başladı. Bu değişiklik, kayıtlı ekonomiyi güçlendirmeyi, belge düzenini sağlamayı ve kartla ödeme imkanlarını artırmayı amaçlıyor.

Düzenlemenin kapsamı

Tebliğ, taksi ile yolcu taşımacılığı yapan mükelleflerin yıllardır uygulanan basit usul vergilendirme sistemini terk etmesini sağlıyor. Artık taksiciler, KDV, gelir vergisi, gelir geçici vergisi ve stopaj gibi tüm yasal yükümlülükleri yerine getirecek.

Bu geçiş, özellikle büyükşehirlerdeki şehir içi yolcu taşımacılığını doğrudan etkiliyor ve kayıt dışı kazancın önüne geçmeyi hedefliyor. Düzenleme, 1 Ocak 2026 itibarıyla basit usulden çıkarılan sektörler arasında taksiciliği de kapsıyor; ancak cihaz zorunluluğuyla entegre bir sistem getiriliyor.

Taksi mali cihazı zorunluluğu

En dikkat çeken yenilik, taksimetrelerle entegre çalışacak "Taksi Mali Cihazı" kullanımı zorunluluğu. Bu cihaz:

- Taksimetreden gelen tutarı otomatik kaydediyor,

- Manuel giriş yapılmıyor,

- Her yolculuk için fiş veya e-belge üretiyor,

- Kartla ödeme (POS) kabulünü zorunlu kılıyor,

- Tüm işlemleri anlık olarak Gelir İdaresi Başkanlığı'nın elektronik sistemine bildiriyor.

Mevcut taksimetreler ya bu cihaza entegre edilecek ya da cihazın kendisi taksimetre özelliğini taşıyacak. Bağımsız POS cihazları kullanımı yasaklanıyor; tüm kartlı ödemeler tek cihaz üzerinden gerçekleşecek. Cihazların üretimi, satışı, aktivasyonu ve devri GİB sistemine anlık bildirilecek.

Geçiş süreçleri ve son tarihler

Yeni başlayan taksiciler için 30 günlük geçiş süreci uygulanıyor.

Mevcut ticari plaka sahipleri için Taksi Mali Cihazı satın alma ve kullanma zorunluluğu 1 Eylül 2026 tarihine kadar geçerli. Bu tarihe kadar sisteme entegre olmayan araçlar cezai yaptırımla karşılaşacak.

Cihaz kullanımı başladıktan sonra her yolculuk dijital olarak izlenebilir hale gelecek; yolcular nakit taşımak zorunda kalmadan banka/kredi kartıyla ödeme yapabilecek.

Diğer yükümlülükler

Gerçek usulde vergilendirme ile taksiciler KDV beyannamesi verecek, Gelir vergisi ve geçici vergi ödeyecek ve Stopaj (muhtasar) yükümlülüğü üstlenecek.

Akaryakıt, bakım, tamir gibi giderler vergiden düşülebilecek olsa da, yıllık beyanname, mali müşavir ücreti ve ek maliyetler esnafı etkileyecek. Bazı taksici temsilcileri, vergi yükünün aylık binlerce liraya ulaşabileceğini belirterek çözüm olarak götürü vergi sistemine geçiş talep ediyor. Ancak düzenleme, şeffaflık ve kayıtlı ekonomi adına caydırıcı nitelik taşıyor.

Bu reform, taksi sektöründe dijital dönüşümü hızlandırırken, yolcular için daha güvenli ve modern ödeme seçenekleri sunuyor. Esnaf kesiminden ise maliyet artışı nedeniyle eleştiriler geliyor; bazıları geçiş sürecinin uzatılmasını veya vergi oranlarında indirim bekliyor. Uygulamanın başlamasıyla denetimlerin artması ve cezaların devreye girmesi öngörülüyor. Taksiciler, Resmi Gazete tebliğini ve GİB duyurularını takip ederek hazırlıklarını tamamlamalı.

17 ilde 'kara para aklama' operasyonu: 35 gözaltı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 'kara para aklama' iddialarına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul merkezli 17 ilde operasyon düzenlendi

13.02.2026 10:23:00
İhlas Haber Ajansı
17 ilde 'kara para aklama' operasyonu: 35 gözaltı
17 ilde 'kara para aklama' operasyonu: 35 gözaltı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 'kara para aklama' iddialarına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul merkezli 17 ilde operasyon düzenlendi. Düzenlenen operasyon sonucu 35 şüpheli gözaltına alınırken, söz konusu paravan şirket sahibi ve yetkililerine yönelik şüphelilerin tespit edilen 20 araç, 9 arsa, 4 dükkan ve 13 mesken mal varlıklarına el konuldu.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanın Önlenmesi ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından 'kara para aklama' iddialarına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, bazı şüphelilerin paravan şirketler üzerinden ve gerçek kişilerin paravan olarak açtığı hesapları üzerinden bir organizasyon kurdukları, oluşturulan bu sistemin organizasyonu ve para transfer sisteminin takibi amacıyla arka planda oluşturulan ayrı bir muhasebe sistematiği olduğu, sisteme 'yasa dışı bahis', 'yatırım dolandırıcılığı' ve 'siber dolandırıcılık' gibi suçlardan temin edilen suç gelirlerinin sokulduğu iddia edildi.

Soruşturma kapsamında, bu sistemin suçtan elde edilen değerlerin kaynağından uzaklaştırılıp, çeşitli işlemlere tabi tutmak suretiyle yasal görünüm kazandırılması amacıyla Türkiye'de faaliyet gösteren e-para/ödeme kuruluşları, bankalar, döviz büroları ve kripto varlık hizmet sağlayıcıları üzerinden oluşturulan profesyonel aklama sistemi olarak değerlendirildi.

Öte yandan ilk aşamada 229 tüzel kişinin 196 gerçek kişinin organizasyona dahil olduğu, 2. aşamada 93 tüzel kişi ve Özbey Şirketler grubuna bağlı olan 8 şirketin dahil olduğu, 3. aşamada ise 157 tüzel kişinin 65 gerçek kişinin organizasyona dahil olduğu tespit edildi.

Soruşturma çerçevesinde İstanbul merkezli Adana, Ankara, Batman, Bilecik, Çorum, Diyarbakır, Düzce, Gaziantep, İzmir, Kırıkkale, Kocaeli, Konya, Manisa, Mersin, Osmaniye, Tekirdağ ve Tokat olmak üzere 17 ilde toplam 58 şüpheliye yönelik eş zamanlı operasyon düzenlendi. Düzenlenen operasyon sonucu 35 şüpheli gözaltına alındı. 8 şüphelinin yurt dışında olduğu, 4 şüphelinin ise cezaevinde bulunduğu öğrenildi.

Ayrıca söz konusu paravan şirket sahibi ve yetkililerine yönelik şüphelilerin tespit edilen 20 araç, 9 arsa, 4 dükkan, 13 mesken mal varlıklarına el konuldu. Diğer şüphelilere yönelik yakalama çalışmalarının ise sürdüğü öğrenildi.

Sigara omurgayı da mahvediyor


 
Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Hilmi Kaya, omurgadaki disklerin doğrudan damarlarla beslenmediğini ifade etti.  Kaya, “Sigara, damarları daraltarak kanın taşıdığı oksijen miktarını azaltır, aşırı ve sürekli yüklenme ise bu dolaylı beslenmeyi mekanik olarak daha da zorlaştırır. Kanlanamayan yani yeterince beslenemeyen diskler zamanla esnekliğini ve dayanıklılığını kaybeder ve dolayısıyla dejenerasyon adı verilen yıpranma süreci başlar” dedi.

13.02.2026 00:37:00
AHMET SAFA TERZİ
Sigara omurgayı da mahvediyor
Sigara omurgayı da mahvediyor

Günlük yaşamda farkında olmadan yapılan pek çok alışkanlık omurga sağlığını doğrudan etkiliyor. Uzun süre oturmak, hareketsizlik, yanlış yüklenme ve kilo artışı omurganın zamanla daha fazla zorlanmasına neden oluyor. Vücutta en hızlı yıpranan yapılardan birinin omurga olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi'nden Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Hilmi Kaya, omurgadaki disklerin doğrudan damarlarla beslenmediğini ifade etti. 

Kaya, "Bu disklerin kendilerine ait bir kan dolaşımları olmadığı için besin ve oksijeni çevredeki kemik dokudan dolaylı olarak alırlar. Bu durum diskleri dış etkenlere karşı daha hassas hale getirir. Sigara, damarları daraltarak kanın taşıdığı oksijen miktarını azaltır, aşırı ve sürekli yüklenme ise bu dolaylı beslenmeyi mekanik olarak daha da zorlaştırır. Kanlanamayan yani yeterince beslenemeyen diskler zamanla esnekliğini ve dayanıklılığını kaybeder ve dolayısıyla dejenerasyon adı verilen yıpranma süreci başlar" dedi.

Düzenli yürüyüş omurga ağrılarını azaltıyor

Omurga yaşlanmasını geciktirmek için iki temel noktaya dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Kaya, "İlki, romatizmal bazı hastalıklarda erken tanı ile süreci yavaşlatmak. İkincisi ise günlük yükü doğru yönetmek. Hareketi rutine yaymak, ani ve kontrolsüz yüklenmelerden kaçınmak, kasları yavaş yavaş güçlendirmek ve sigara gibi disk beslenmesini bozan faktörlerden uzak durmak çok kıymetli. Omurga sağlığını koruyanların ortak noktası ideal kiloda kalmaları ve hareketli bir yaşam sürmeleri. Günlük 7 bin adımın üzerine çıkan kişilerde ağrı ve şikâyetlerin çok daha az görüldüğü bilinmeli. Dejeneratif hastalıklarda ayırıcı tanı önemli çünkü altta görülen dejenerasyona rağmen romatizmal hastalıklar gibi bazı durumlar klinik süreci etkileyebilir ve bunların da ayırt edilmesi gerekir" dedi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.