logo
05 NİSAN 2026

Kölelik düzeni ve gücün hukuku

05.04.2026 00:00:00

Dünya yeni bir eşiğe geldi.

Savaş sadece cephede değil, zihinde de kazanılıyor.

Ve bugün gördüğümüz tablo nettir:

"Bu dünyada adalet yok, sadece güç var."

İran üzerinden yürüyen savaş, aslında bir gerçeği açığa çıkardı.

Yıllarca ambargo altında bırakılan bir ülke, yokluk içinde direnmeyi öğrendi.

Bu direnç, sadece ekonomik değil; psikolojik bir dönüşüm doğurdu.

Kaybedecek bir şeyi olmayan toplum, korkuyu da geride bırakır.

Korkmayan bir toplumu ise hiçbir güç kolay kolay yenemez.

Sahaya baktığımızda iki farklı insan tipi görüyoruz.

Bir tarafta panikleyen, kaçan, sığınaklara kapanan toplumlar var.

Diğer tarafta ise bombalara rağmen meydanları terk etmeyen insanlar.

Bu fark, silah farkından daha belirleyicidir.

Çünkü savaşın kaderini teknoloji kadar, insanın ruh hali belirler.

Bugün Batı dünyasının söylemleri ile eylemleri arasındaki uçurum da açığa çıkmıştır.

İnsan hakları, demokrasi ve hukuk söylemleri, savaş başladığı anda ortadan kaybolmuştur.

Siviller hedef alınmış, şehirler vurulmuş, tehdit dili normalleşmiştir.

Ve bütün bunlar olurken uluslararası kurumlar sessiz kalmıştır.

Birleşmiş Milletler yoktur.

Lahey yoktur.

Uluslararası hukuk yoktur.

Bu tablo bize şunu gösterir:

"Barışı hukuk değil, güç korur."

Devletlerarası ilişkilerde ahlak değil, çıkar belirleyicidir.

Bu yüzden NATO'nun ya da Avrupa ülkelerinin savaşa doğrudan girmemesi, insani bir tercih değildir.

Bu bir korkudur.

Karşısındaki gücün maliyetinden duyulan korku.

Demek ki barışı sağlayan şey vicdan değil, dengedir.

Güç dengesi bozulduğunda, savaş kaçınılmaz olur.

Bugüne kadar birçok ülke, güvenliğini Batı ittifaklarına emanet etti.

Ancak yaşananlar gösterdi ki bu sistem korumaz, kullanır.

İhtiyaç duyduğunda yanınızda olur, işi bittiğinde sizi terk eder.

Bu yüzden şu gerçeği açıkça ifade etmek gerekir:

"Seni koruyan sistem, seni yöneten sistemdir."

Eğer güvenliğini başkasına teslim edersen, kararlarını da teslim edersin.

Bu da bağımsızlık değil, bağımlılıktır.

Tarih bu tür örneklerle doludur.

Körfez ülkeleri, askeri anlaşmalara rağmen korunamamıştır.

Stratejik ortaklıklar, kriz anında kağıt üzerinde kalmıştır.

Çünkü uluslararası sistemde dostluk yoktur; sadece çıkar vardır.

Bu noktada Türkiye açısından en kritik başlık ortaya çıkmaktadır.

Türkiye, bu tür çatışmaların içine çekilmek istenebilir.

Provokasyonlar, yalancı bayrak operasyonları, ani krizler…

Bunların hepsi mümkündür.

Birinci Dünya Savaşı'na giriş sürecimiz bunun en açık örneğidir.

Bir olay, bir karar, bir yanlış adım…

Ve bir anda kendinizi savaşın içinde bulursunuz.

Bu nedenle uyanık olmak zorundayız.

Çünkü gerçek şudur:

"Güçlü değilsen, sıradaki sensin."

Bugün İran örneği üzerinden ortaya çıkan bir başka gerçek daha vardır.

Savunma sanayii, teknoloji ve stratejik akıl, bir devletin kaderini belirler.

Yıllarca küçümsenen bir ülkenin, sahada dengeleri değiştirebilmesi tesadüf değildir.

Bu, planlı bir devlet politikasıdır.

Aynı şekilde Montrö Boğazlar Sözleşmesi gibi kazanımlar da bu çerçevede değerlendirilmelidir.

Montrö sadece bir anlaşma değildir; bir egemenlik belgesidir.

Boğazlar üzerindeki kontrol, Türkiye'nin güvenlik sigortasıdır.

Bu tür kazanımların zedelenmesi, sadece diplomatik değil, stratejik bir kayıptır.

Dolayısıyla mesele sadece bugünün savaşı değildir.

Mesele, yarının dünyasında nerede duracağımızdır.

Ya güçlü olacağız, ya da başkalarının kurduğu oyunun parçası olacağız.

Üçüncü bir yol yoktur.

Bu yüzden çıkış yolu nettir.

Ne NATO ne Avrupa Birliği, ne de başka bir güç merkezi…

Çözüm dışarıda değil, içeridedir.

Kendi savunma sanayimizi kurmak zorundayız.

Kendi akademimizi güçlendirmek zorundayız.

Kendi üretim modelimizi inşa etmek zorundayız.

Ancak bu şekilde gerçek bağımsızlık sağlanabilir.

Çünkü unutulmaması gereken en temel hakikat şudur:

"Bağımsızlık verilmez, alınır."

Ve bu dünyada, gücünüz kadar varsınız.

 
 
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.