Bildiğiniz gibi uzun zamandır TSK üzerinden siyaset yapmak günün modası haline geldi. Gün yok ki TSK aleyhine demeçler verilmesin, uydurma ve abartılı haber yapılmasın. Bu durumu da maalesef demokrasi adına yaptıklarını söylemezler mi insanı çileden çıkartan da işte burasıdır. Herkes kendi içinde yıllardır sakladığı zehirleri saçıyor, demokrasi adına. Devlete, millete, hakaret ediyor, Vatana millete kast ediyor,TSK dağıtılsın diyor demokrasi adına(!) Kozmik oda ve TSK sivil ilişkilerinin tartışıldığı bir TV programında emekli Koramiral Atilla Kıyat'ın, TSK ile oynanma sonuncunda gelinebilecek durum hakkındaki tespitini sizlerle paylaşmak istedim?Emekli Koramiral, tespitlerinin bir yerinde, askerlik mesleğine atılan bir gencin hayat hikayesi ve yaşadıkları evreleri anlattılar. Özetle; "14 yaşında ailesinden ayrılan, ancak sömestr tatilinde ailesini görebilen genç için askerlikle birlikte, aile hasreti de başlamaktadır. Harp okulu, yüksek tahsil, derken, evlilik, yurt içi yurt dışı görevler? Her asker ne ailesine ne çocuklarına ne ana babasına ayırtacak fazla zamanı olmayan ve hayıtının her safhasında sadece ve sadece vatanı içi ölümü göze alan bir mantıkla yetiştirilir?Yaşantısını bu şekilde devam ettiren TSK nın mensupları hangi kademede olursa olsun bu görev bilincinde vatana hizmeti bir görev bilirler.Hiçbir zaman da acaba bu kadar çile, bu kadar emek "değer mi" demediler. Gerek yurt içi gerekse de yurt dışı her göreve koşulsuz olarak giden, canını her yerde seve seve veren, TSK nın şerefli mensuplarına son zamanlarda hak etmedikleri kadar saldırılmakta, henüz haklarında kesinleşmiş bir karar çıkmamasına rağmen linç girişimlerine maruz kalınmaktadır. Bu durum bizi fazlasıyla rahatsız etmektedir.Bakınız kapıda bekleyen en büyük tehlike nedir diye sorarsanız, eğer TSK nın fedakar mensupları bir gün "değer mi?" diye kendi kendilerine sormaya başlarlarsa işte en büyük tehlike buradadır. O zaman bu vatanı koruyacak kollayacak kimseyi bulmakta zorlanırsınız, işte o zaman asıl tehlike başladı demektir. Kalplerdeki bölünmenin en tehlikeli süreci işte burasıdır." İşte senelerdir Prof. Dr. Haydar Baş'ın üzerinde durduğu; "aile, ordu ve devletle oynanmaz" diye uyardığı konunun püf noktası budur. Gemiyi batırmaya çalışanlar, birlikte batacaklarını bilmiyor mu? Ya da gemi dışında bir yerde kendini garantiye mi almış? Onu bilemiyoruz!
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Bayramın en güzel yüzü: Çocukların gülüşü / 25.04.2026
- Bu sese kulak verin / 24.04.2026
- Algı çağında gerçekle yüzleşmek / 23.04.2026
- ‘Kaybolan Değerler’, artan felaketler / 22.04.2026
- Sevgiden mahrum bir neslin geldiği durum / 20.04.2026
- Ahlâkın çöküşü, toplumun çözülüşü / 19.04.2026
- BTP’nin uyardığı tehlike: Gençlik elden gidiyor / 18.04.2026
- Gençliği kaybeden bir sistem ayakta kalamaz / 17.04.2026
- Mirasın taşıyıcısı Hüseyin Baş’ın tarihi misyonu / 16.04.2026
- Fikirler ölmez, millet sahip çıkarsa dirilir / 15.04.2026
- Bu sese kulak verin / 24.04.2026
- Algı çağında gerçekle yüzleşmek / 23.04.2026
- ‘Kaybolan Değerler’, artan felaketler / 22.04.2026
- Sevgiden mahrum bir neslin geldiği durum / 20.04.2026
- Ahlâkın çöküşü, toplumun çözülüşü / 19.04.2026
- BTP’nin uyardığı tehlike: Gençlik elden gidiyor / 18.04.2026
- Gençliği kaybeden bir sistem ayakta kalamaz / 17.04.2026
- Mirasın taşıyıcısı Hüseyin Baş’ın tarihi misyonu / 16.04.2026
- Fikirler ölmez, millet sahip çıkarsa dirilir / 15.04.2026























































