logo
09 MAYIS 2026

Elvada Ya Şehri Ramazan

04.12.2001 00:00:00
Ramazan YazılarıCEMALULLAHI MÜŞAHEDE (RU'YET)Muhabbetullah marifetullahın neticesidir. Marifetin kuvvetliliği ölçüsünde muhabbetin de kuvvet kazanıp kemale ereceğini belirtmiştik. Muhabbet, marifetin neticesi olduğuna göre, marifetteki anlayış kusuru, büyüklüğü nisbetinde muhabbetin güçlülüğünü azaltacaktır. O halde, marifetteki idrak kusurlarını gidermedikçe, muhabbetullahın takviyesi mümkün olamaz. Başka bir ifade ile; marifetteki anlayış kusurları giderildiği derecede muhabbetullah takviye edilmiş ve kökleşmiş olur.

İnsanlar, marifetlerindeki farklılık nisbetinde muhabbette de farklı olurlar.

"Bilmiş ol ki; insanlar, imanın aslında müşterek oldukları gibi, sevginin aslında da müşterektirler. Fakat, Allah'ı marifette ve dünya sevgisinde farklıdırlar. Zira; şeyler arasındaki ayrılık, sebepler arasındaki ayrılıktandır. İnsanların çoğunluğu, Allah-ü Teala hakkında, ancak duydukları bazı sıfat ve isimleri bilirler; onları öğrenir ve ezberlerler. Bazıları, Allah-ü Teala'nın münezzeh olduğu birtakım manaları bunlardan çıkarır. Bazıları ise, hakikatlerini anlayamamakla beraber fasid manalar da düşünmez, olduğu gibi iman ettik der ve amel ile meşgul olurlar. Bunlar, Ashab-ı Yemîn'in selametle erenleridir. Fasid manalar tahayyül edenler ise, sapıklar; hakikatleri olduğu gibi bilenler ise, mukarreblerdir. Bu üç sınıfın halini Allah-ü Teala: "Eğer ölen o kişi gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cennetindendir (Vakı'a: 88-89) ayetleri ile beyan buyurmuştur." 1. Kainat, bütün varlıkları ile Allah-ü Teala'nın sanatıdır. Avam kısmı bunu böyle bilir ve buna inanarak Allah'ı sever. Fakat basiret sahibi, Allah-ü Teala'nın bu sanatının ince teferruatına vakıf olur. Bir sivrisinekte akıllara durgunluk verecek incelikleri görür de bu sebeple sevgisi kat kaz fazlalaşır. Allah-ü Teala'nın sanatının inceliklerini bildiği nisbette sevgisi de çoğalmış olur. Allah-ü Teala'nın sanatının inceliğini bilmek, sahili bulunmayan bir deryaya dalmaktır. Bunun için marifet erbabının sevgisi, ayrı ayrıdır. Fazla bilen, fazla sever. "Sevginin ihtilafı da, sevginin azalıp çoğalmasına vesiledir. Mesela, Allah-ü Teala'yı zatı için değil de, inam ettiği nimetlerden dolayı seven kimse, ihsanındaki değişiklik sebebiyle sevgisi de değişir. Mesela, bolluk ve refahtaki sevgisi ile darlık ve bela anındaki sevgisi bir olmaz. Fakat kemal, cemal, ululuk ve azamet bakımından sevgiye layık olan ancak Allah'tır, diyerek sevenlerin sevgilerinde değişiklik olmaz. İhsan etse de sever, etmese de sever."

"Sevgideki ayrılık da, ahiretteki saadet farklarına sebep olur. Bunun için Allah-ü Teala: "Doğrusu ahirette daha büyük dereceler ve daha büyük üstünlükler vardır" (İsra: 21) buyurmuştur" 2.

Matlup olan, muhabbetin kemal derecesi olduğuna göre, bu kemali zayıflatan marifet kusurlarını bilmek, bu kusurları gidermek her hak yolcusunun tabiî ve zaruri vazifesidir. Bir mevcut, ancak iki sebeple idrak edilemez:

Birincisi, o mevcudun çok gizli olması, idrak ve müşahede sahasına girmemesi; ikincisi, çok aşikar ve açık olup idrak ve müşahede şartlarına indirgenememesidir. Cenab-ı Hak, zatıyla çok gizli; idraklerin fevkinde olduğu gibi, eserleri ve delilleriyle çok açık olup müşahede şartlarının fevkindedir. Her iki halde Cenab-ı Hakk'ın idrak edilemeyişi ilmî bir gerçek olduğu gibi, aynı zamanda bu durum imtihan sırrının da tabiî gereğidir. Zatıyla batın olan Cenab-ı Hak, idrak seviyesinden çok yüce olduğu için O'nu anlamak ve bilmekte, biz insanlar için tek geçerli yol; O'nu delilleri ve eserleriyle beraber tanımaktır. Bu yönüyle O, çok açıktır. Fakat, bu sahada Cenab-ı Hak, zuhurunun şiddetinden kendini perdelemiştir. O, zuhurunun şiddetinden dolayı perdelenmiş, insanlar bu sebeple idrak zaafiyetine düşmüşlerdir. Nasıl ki yarasanın gözleri güneş ziyasının şiddetinden kör olur, göremez ise, varlığı çok açık delilleri pek fazla olan Cenab-ı Hak da, insanlardan bu şekilde perdelenir. Varlıklar arasında idrak edilip hissedilen ve düşünülen, hazır olan ve olmayan herşey, O'nun varlığının şahit ve delili olduğu için, akıllar onu anlayıp bilmekte hayrete düşmüşlerdir. Bunun gibi bizim akıllarımız zayıf, Allah'ın cemali ise son derece parlak olduğu için, yarasa kuşu gibi O'nu göremiyoruz. Nurunun parlaklığı ile beraber göz ve basiretlerden saklanan Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim"3.

Cenab-ı Hakk'ı marifetteki kusurun bir sebebi de, O'nun misli ve benzerinin olmamasındandır. Çünkü herşey, zıddı ile idrak edilir. Karanlık olmadan aydınlığın değeri ve varlığı bilinemezdi. "Güneşin ışığından daha açık birşey yoktur. Böyle iken o zıddıyla biliniyor"4.

O'nun kudret ve iradesi her an mahlukatın üzerindedir. Farz-ı muhal; bir an için bu kudret ve iradenin çekildiğini varsaymak bütün mahlukatın helaki demektir. Tedbir ve iradesiyle O'nun ayakta tuttuğu kainatı, her an zaafa mübtela insan aklı, tabiî görüyor; mahlukatı ayakta tutan kudret ve iradeyi hakkıyla takdir edemiyor.

devam edecek...

Eski İstanbul Ramazanlar'ıRamazan-ı şerif gelmeden evvel hazırlık başlar. Haremde, selâmlıkla kilerler iftar yiyecekleriyle tıkabasa doldurulur. Kırk çeşit reçel kavanozu raflara dizilir; suçuk, pastırma ve peynir çeşitlerinin en nefisleri, okka okka güllaç desteleri yerlerine yerleştirilir. Konağın kiler ve mutfağında çalışanların yanına birkaç yamak ilâve edilir.

Ramazan arifesinde, İstanbul'un yüksek yerlerinde ve minare şerefelerinde Ramazan ayının incecik hilâlini gözetlerler. Gözcüler gurubdan sonra ufukta hilâli (yeniayı) görür görmez Şeyhülislâm kapısına koşuşurlar. Rüyeti hilâlin (yeniayın görüldüğünün) tesbiti için İstanbul kadısının huzuruna dolarlar. Bu cemaatin içinden iki kişiden biri borçlu, diğeri alacaklı imiş gibi bir dava icat ederek kadıya arz ve ikrar ederler.

Alacaklı- Efendim, bu adam geçen sene benden ... kuruş ödünç almıştı. Şöyle ki gelecek Ramazanı Şerif hilâlinin rüyeti akabinde edâ ederim dedi.

Kadı (Borçluya)- Bu adamın ikrar eylediği veçhile borcunu ödemeyi taahhüt ettin mi?

Borçlu- Evet efendim. Şu ana kadar borcumu Ramazan hilâli görüldüğü anda edâ edeceğim, fakat hilâli Ramazan'ın görüldüğünü isbat etsin borcumu vereyim, deyince;

Kadı alacaklıya:

-Ramazanı Şerif hilâli görüldüğünü isbat et! der.

Alacaklı- İsbat ederim, şahitlerim var.

Kadı- Getir şahitlerini... deyince hilâli görenler Kadı'nın huzuruna girip gördüklerine şahadet edince böylece Ramazan ispat edilmiş olurdu. Ramazan'ı ispat edenlere para verilir, her tarafta davullar çalınarak, minareler donanarak Ramazan ilân edilirdi. Büyük küçük, kadın erkek, çoluk çocuk neşe ve heyecan içinde birbirini tebrik eder, eller öpülerek, kucaklaşarak evler, sokaklar sevinç sesleriyle dolar, çoluk çocuk davulların peşinde sokak sokak neşe içinde haykırarak dolaşırlardı.

Zenginlerin, vükelânın otuz kırk odalı o mükellef yalılarının, köşklerinin, kış ise İstanbul'daki konaklarının harem selâmlık kapıları iftara yakın ardına kadar açılır. Kadın ve erkek davetli davetsiz, zengini fukarası iftara gelir, hürmetle karşılanırlardı. Dairesine göre haremde selâmlıkta bütün Ramazan'da bazı zengin konaklarında her akşam kırk elli hatta yüze yakın sofra kurulurdu. Ahbap ve akraba arasında, davetsiz ve ilk hafta içinde büyüklere iftara gitmek bir nezaket ve hürmet sayılırdı.

Bu sınıf arasında birbirlerine iftara gidenlere "diş kirası" adıyla kıymetli hediyeler vermek bir tür gönül almak sayılırdı.

İftara gelen fukaraya ise haline göre bir miktar para "diş kirası" olarak verilirdi.

Zenginler dinî ve insanî geleneği böyle fütüvvetkârlıklarla ifa ederken fakir olanlar bile bir tas çorbasıyla bir kap yemeğini komşusuna ikram etmekten sonsuz bir zevk duyardı.

Musahipzade Celal/Eski İstanbul Yaşayışı

Fıkıh KöşesiOrucun keffaretiOruç keffareti, Ramazan'da bir özür bulunmaksızın belli şartlar içinde orucunu bozan bir mükellefin, Müslüman veya gayr-i müslim bir köle veya cariye azad etmesidir. Buna gücü yetmiyorsa, arka arkaya kesinti yapmaksızın iki ay oruç tutar. Buna da gücü yetmezse altmış fakire (sabah-akşam) yemek yedirir.

Oruç keffareti böyle yemek yedirmekle olabileceği gibi, yiyeceği aynen verip temlik etmekle de olur.

Yemek, aç olan büluğa ermiş veya yaklaşmış altmış fakiri sabah akşam doyuracak kadar yedirmektir.

Eğer yüz yirmi fakire yalnız bir vakit yemek yedirilirse, bu ancak altmış fakire yedirilmiş sayılır. Bunlardan altmış fakire tekrar sabah veya akşam yemek yedirmek gerekir. Böyle altmış fakire bir defa yemek yedirildikten sonra dağılıp gitseler, ya gelip hazır olmalarını beklemeli, ya da tekrar altmış fakiri sabah-akşam doyurmalıdır.

Oruç keffaretinin eşya verilip temlik yolu ile yapılmasına gelince, altmış fakirden her birine beş yüz yirmi dirhem (yarım sa') buğday veya bin kırk dirhem (bir sa') arpa veya hurma veya kuru üzüm verilir. Bu, tam bir fitre sadakası mikdarıdır. Bunların kıymetini vermek de caizdir. Oruç keffaretinin iyi hal sahibi olan fakirlere verilmesi daha faziletlidir. Oruç keffareti, oruç tutmak suretiyle olunca, bunda kesintisiz arka arkaya tutmak şarttır. Onun için bu oruca başlayan kimse, ara vermeden iki ay oruç tutar. Eğer daha iki ay dolmadan herhangi bir sebeple orucunu bozarsa, yeniden iki ay oruç tutmaya başlar. Bundan kadınların lohusa halleri değil de, âdet halleri müstesnadır. Geçirecekleri âdet günleri kesinti sayılmaz. Çünkü bu halde kurtulmak kadınlar için mümkün olmayacak derecede zordur. Ramazan orucunun veya muayyen bayram günlerinin araya girmesi de, keffaretin arka arkaya olmasına engeldir.

Keffaret hususunda, keffaret ödeyecek kimsenin ödeme zamanındaki haline bakılır. Buna göre, bir keffaret ödeyicisi, keffaretin gerektiği zamanda zengin iken, bunu ödeyeceği zaman fakir düşmüşse, keffaretini oruç tutmakla yerine getirir. Fakat daha orucunu bitirmeden tekrar zenginleşip köle azad etmeye güç kazansa, köle azad etmek suretiyle keffareti yerine getirmesi gerekir.

Keffaret orucuna, kamerî aylardan birinin başlangıcından başlanırsa, ayın ilk günü esas alınır. Böylece tam iki ayın geçmesiyle oruç keffareti tamamlanmış olur. Fakat ayın başında oruca başlanmazsa, birinci ay üçüncü aydan tamamlanarak otuz gün hesab edilir. İkinci ay ise, ayın başı alınarak oruca devam edilir. Bu, iki İmama göredir. İmam Azam'a göre, bu takdirde tam altmış gün oruç tutmak gerekir, ay başına bakılmaz.

Ömer Nasuhi Bilmen / Büyük İslam İlmihali

LâtifelerOsmanlının yüce vezirlerinden biri, zamanın âlimlerinden birisi ile karşılıklı latîfeler söyleşip, vakit vakit de şakalaşırlardı. Anadolu'da âdettir ve tatlı yemek sünnettir; bir Ramazan gecesi nimet sofrası kalkmış baklava yerlerdi.

Vezir, bir kaşık yoğurt alıp dânişmende hürmet ve köylülüğüne kinâye ile önündeki baklavanın üzerine döker. Dânişmend, önce yoğurdu över, sonra baklavanın balının azlığına işaretle:

-Sultanım der, tat vermeyecek olduktan sonra yoğurdu niye koyuyorsun ki?..

Şiir

Ehl-i ilm ile hoş durur kelimât

Her ne denlü olursa kart mizâc

Kartlık tab'ı gerçi âdemde

Bir maruzdur ki yokdur ana ilâc

Lîk ilm ile zulmet-i cehli

Mahv idüp oldılar cihâna râc

(Her ne kadar katı yaratılışlılık olsa da ilim sâhibi ile lakırdı hoştur.

Gerçi katı yaratılışlılık 'anlayışsızlık' insanda ilacı olmayan bir hastalıktır.

Onlar ilimle, cehlin karanlığını mahvedip cihâna ışık 'kandil' oldular.)

Lamiizâde Abdullah Çelebi

Gönül DostlarıMevlânâ Hâlid-i BağdâdîTasavvuf yolundan tard olunan Abdülvehhâb es-Sûsî yaptıklarına pişman olup bir gün Mevlânâ Hâlid Hazretlerinin talebelerinden olan Şeyh Yahyâ Hazretlerine gelerek elini öptü ve affedilmesi için vâsıta olmasını istedi. Şeyh Yahyâ, Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî'nin huzuruna geldi ve Abdülvehhâb'ın affını diledi. Mevlânâ Hâlid hazretleri buyurdular ki: "Bu iş benim elimde olsa affederdim. Fakat Nakşibendiyye silsilesinin sâdâtı (efendileri) onu tarîkat kapısından kovmuşlardır. Şâyet Abdülvehhâb sakalını traş eder, yüzünü siyaha boyayıp bir merkebe ters bir şekilde biner, sokaklarda gezer, kendini teşhir ederse, o zaman belki şeyhlerin rûhâniyeti onu affeder." Bunun üzerine Şeyh Yahyâ; "Üstâdım! Abdülvehhâb nefsine böyle bir iş yükleyemez. İzin veriniz de onun yerine bu işi ben yapayım, Abdülvehâb affolunsun. Ben kendimi Müslümanların hayrı için fedâ ederim" dedi. Onun bu sözlerini dinleyen Mevlânâ Hâlid Hazretleri ağlayarak Şeyh Yahyâ ile kucaklaştı. Şeyh Yahyâ dönüp Abdülvehhâb'ın yanına gitti ve dedi ki: "Sen kendinden başka kimseyi kınama, ancak ve sâdece kendini kınayabilirsin." Zaten kötü niyetliliği kendine huy edinmiş olan Abdülvehhâb es-Sûsî, Medîne-i Münevvreye giderek Mevlânâ Hâlid Hazretlerinin aleyhinde küfre vardıracak iftirâlar ve sözler sarf etti.

Şam fetvâ emini İbn-i Âbidin Hazretleri Mevlânâ Hâlid Hazretlerinin sevdiklerindendi. Mevlânâ Hâlid Efendimize iftira eden azgınlara ve onlara inananlara bir reddiye risâlesi yazdı. Bu risâleye de Sell-ül-Hüsâmü'l-hindî li-Nusreti Mevlânâ Şeyh Hâlid Nakşibendî ismini verdi. Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî Hazretleri Şam'da bulunduğu sırada, onun büyüklüğünü çekemeyenler, Osmanlı Padişahı Sultan İkinci Mahmûd'a; "Asker ve silâh topluyor, güçlenip devletinize baş kaldırmak istiyor. Ülkeni ondan koruyasın" diye şikayette bulundular. Sultan İkinci Mahmûd Han hemen büyük âlim Şeyhülislâm Mekkîzade Mustafa Âsım Efendiyi huzûruna çağırdı. Durumu kendisiyle görüştü. Mustafa Âsım Efendi; "Ey mü'minlerin emiri! Allah-ü Teala Kur'an-ı Kerimin Hucûrat Sûresi 6. ayetinde meâlen; "Size fâsığın biri haber getirirse onu iyice araştırın" buyuruyor. Görüşüm odur ki, onun hâlini araştırıp açığa çıkarabilecek güvenilir iki kişiyi bulup yollayınız. Hiç sezdirmeden gitsinler, araştırmalarını yapıp dönsünler." Bunun üzerine Sultan Mahmûd Han iki kimseye derviş elbisesi giydirip araştırmak için Şam'a gönderdi. Derviş kıyâfetiyle giden kimseler gizlice araştırmaya başladılar. Allah-ü Teala bu kimselerin gelişini Mevlânâ Hâlid Hazretlerine mânevi olarak bildirdi. Kalbine, kendisine gelen iki misafire ikrâmda bulunması ilhâm olundu. Derviş kıyafetindeki bu kimseleri bulduran Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî Hazretleri onları yemeğe davet etti. Yemek hazırlanıncaya kadar da kendi durumunu açıkladı. Kendi evini oda oda onlara gezdirdi. Bu odalarda ev eşyâsı dışında hiçbir şey bulamadılar. Bu hâlin Mevlânâ Hâlid Hazretlerinin kerâmeti olduğunu anlayan o kimseler, saygı ve hürmetle ayaklarına kapandılar. Artık gizleyecek bir şey yoktu. Olan her şeyi açıkladılar. Ona talebe olup tasavvuf yoluna girdiler. Huzûrunda kalıp İstanbul'a dönmek istemediler. Fakat Mevlânâ Hâlid Hazretleri; "Olmaz. En uygunu İstanbul'a dönmenizdir. Hazret-i Sultana durumu anlatırsınız. Verilen görevi tam yerine getirmiş olursunuz. Ancak bundan sonra isteyen buraya döner, isteyen de orada kalır. Bundan sonrası için artık bir günâh yoktur" buyurdu.

Vazifeli iki kişi Sultan İkinci Muhmûd Hana dönüp şikâyetlerin asılsız olduğunu bildirdiler. Sultan da aldığı bu haber üzerine Allah-ü Teala'ya hamd etti. Şeyhülislâma da bu teklifinden dolayı teşekkür etti. İki kişiden birini Mevlânâ Hâlid Hazretlerinin hizmetine yolladı. O kimse Şam'a gidip senelerce Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî'nin hizmetinde bulundu ve orada vefat edip türbesinin yanına defnedildi.

Ramazan SofrasıÇİKOLATALI TATLI

( 4 Kişilik)

Malzeme : 600 gr. pandispanya, 120 gr. beyaz çikolata, 40 gr. tozşeker, 11 ad. yumurta sarısı, 55 gr. Toz vanilya, 48 gr. süt kreması, dekor için, ahududu sos, portakal dilimi, nane.

Tarif : Pandispanya pasta kalıbının altına ve etrafına konur. Beyaz çikolata eritilir. Yumurta sarısı ve toz şeker mikserde çırpılır. Koyu bir kıvama gelince beyaz çikolata ve vanilya katılıp, beraber karıştırılarak pasta kalıbına dökülür. Üstü düzeltilip, derin dondurucuda soğutulur. Servis yapılırken ahududu sos ve portakal dilimi, nane ile dekore edilir.Afiyet Olsun

Arnavutköy'de ahşap kalıp üretim tesisinde yangın

Arnavutköy'de gece saatlerinde ahşap kalıp üretim tesisinde yangın çıktı. Rüzgarın da etkisiyle tesisin tamamı alevlere teslim olurken, çeşitli patlamalar da meydana geldi. Ekiplerin uzun süren çalışması sonucu söndürülen yangında ölen ya da yaralanan olmadı

09.05.2026 06:10:00
İHA
Arnavutköy'de ahşap kalıp üretim tesisinde yangın
Arnavutköy'de ahşap kalıp üretim tesisinde yangın
Yangın, saat 01:30 sıralarında Arnavutköy Anadolu Mahallesi Yıldırım Beyazıt Caddesi'nde bulunan ahşap kalıp üretim tesisinde meydana geldi. Henüz nedeni bilinmeyen bir sebeple çıkan yangın geniş alana yayılarak yoğun duman oluşturdu. Yangın sırasında çeşitli patlamalar meydana geldi.








Çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, polis, sağlık ve UMKE ekibi sevk edildi. Ekiplerin ilk müdahalesinin ardından geniş alana yayılan yangında ölen ya da yaralanan olmadığı belirlendi. İtfaiye ekiplerinin 3 saatlik çalışmasının ardından duman tahliyesi yapılarak yangın söndürüldü.








Mahalle sakini Celal Malgaç, "Gece biz yatıyorduk, geç saatlerdi. Kardeşim bizi uyandırdı. Öncelikle çocukları dışarı çıkardık, hemen sonrasında itfaiyeyi çağırdık. Ekipler önce üst tarafa geldi, asıl yangın buradaydı. Biz uyardık, sonrasında buraya geldiler ve olaya müdahale ederek yangını söndürdüler" dedi.

Öte yandan polis ekipleri, yangının çıktığı caddeyi kontrollü şekilde trafiğe kapatarak güvenlik önlemi aldı. Çıkan yangınla ilgili inceleme başlatıldı.

Vatandaş adım adım beyaz ekmekle vedalaşıyor


 
İstanbul Planlama Ajansı, İstanbulluların ekmek tüketim alışkanlıklarındaki değişimi araştırdı. Araştırmaya göre sağlıklı beslenme bilinciyle beyaz ekmek tüketimi azalırken, tam buğday ekmeği daha çok tercih edilmeye başlandı. Beyaz ekmek tüketimi yüzde 67’den yüzde 49’a gerilerken, tam buğday ekmek tüketimi yüzde 19’dan yüzde 34’e yükseldi. 

09.05.2026 01:31:00
Haber Merkezi
Vatandaş adım adım beyaz ekmekle vedalaşıyor
Vatandaş adım adım beyaz ekmekle vedalaşıyor

İstanbul Planlama Ajansı, İstanbulluların ekmek tüketim alışkanlıklarındaki değişimi araştırdı. Araştırmaya göre sağlıklı beslenme bilinciyle beyaz ekmek tüketimi azalırken, tam buğday ekmeği daha çok tercih edilmeye başlandı. Beyaz ekmek tüketimi yüzde 67'den yüzde 49'a gerilerken, tam buğday ekmek tüketimi yüzde 19'dan yüzde 34'e yükseldi.

Tam buğday, kepekli, çavdar ve glütensiz gibi sağlıklı ekmek türlerini tercih edenlerin oranı yüzde 37.1 iken, bu ürünleri tercih etmeyenlerin oranı da yüzde 36.9 oldu. Sağlıklı ekmek türlerini tercih etmemenin başlıca nedeni sorulduğunda katılımcıların yüzde 36.8'i alışkın olmadığını söyledi.

Araştırmaya göre İstanbulluların ekmek tüketiminin en yüksek olduğu öğün yüzde 45.4 ile kahvaltı oldu. Kahvaltıyı yüzde 37.4 ile akşam yemeği takip etti. Öğle yemeğinde ekmek tüketme oranı ise sadece yüzde 4.6 oldu.

İsrail basını Türkiye'yi düşman kategorisine koydu


 
İsrail basını, Tel Aviv yönetiminin Türkiye'nin yükselişinden rahatsız olduğunu belirterek "Türkiye'nin, Yunanistan'dan Yemen'e Mavi Vatan İmparatorluğu inşa ettiğini" savundu.
 

09.05.2026 00:20:00
AA
İsrail basını Türkiye'yi düşman kategorisine koydu
İsrail basını Türkiye'yi düşman kategorisine koydu

İsrail'in Kanal 13 televizyonunda yayınlanan analizde, "bölgedeki güç merkezlerinde faaliyetlerini sıklaştıran Türkiye'nin baskın yükselişinin, İsrail için eşi benzeri görülmemiş bir zorluk teşkil ettiğine" dikkati çekti.
Analizde, Türkiye'nin "bölgedeki güç merkezlerinde faaliyetlerini sıklaştırdığı ve bölgedeki jeopolitik boşluğu dev adımlarla doldurduğu" öne sürüldü.

Türkiye'nin "Mavi Vatan" doktriniyle, Karadeniz ile Akdeniz arasındaki kilit deniz geçiş noktalarını kontrol edeceği ve Doğu Akdeniz'deki gaz ve petrol yataklarına ulaşarak, enerji bağımsızlığını sağlayacağı savunulan analizde, "Türkiye artık sadece haritalar çizmekle yetinmiyor. Bunları güç ve agresif bir diplomasi yoluyla hayata geçiriyor" ifadelerine yer verildi.
Analizde, "Türkiye'nin Suriye ve Libya'da kontrol sahibi olduğu" vurgulanarak, bunun Akdeniz'den Avrupa'ya bir "deniz köprüsü" oluşturmasını sağladığı; "Somali'de ise Babül Mendeb Boğazı üzerinde etki sahibi olduğu ve burada uydu fırlatma kapasitesine sahip bir üs kurduğu" belirtildi.

İsrail merkezli yayın organı, ABD ve Avrupa için Türkiye'nin değişilmez bir müttefik olduğuna işaret ederek, "Eşsiz coğrafi konumu sayesinde Türkiye NATO ve ABD için stratejik bir dayanak noktası olarak yeri doldurulamaz bir öneme sahiptir." ifadelerini kullandı. Üç kıta arasında bir köprü görevi görmesi, Boğazlar gibi kritik geçitleri kontrol etmesi, Orta Doğu'yla tampon bölge işlevi görmesi ve ABD ile askeri işbirliği yapmasının, Türkiye'yi hayati bir konuma taşıdığı ileri sürüldü.

İsrail, Türkiye'yi durdurmaya çalışıyor

Analizde, İsrail'in Suriye'ye düzenlediği saldırılarla, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile kurduğu ittifakla ve Somaliland'ı ülke olarak tanımak gibi adımlarla Türkiye'yi durdurmaya çalıştığı ifade edildi.

"Türkiye'nin baskın bir güç olarak yükselişi, İsrail için karmaşık ve eşi benzeri görülmemiş bir zorluk teşkil etmektedir." ifadesini kullanan İsrailli yayın organı, Ankara'nın Tahran'ın aksine bir NATO üyesi ve ABD ile müttefik olduğuna dikkati çekti.

Bu durumun, Türkiye'nin Gazze ve Suriye'de İsrail ordusunun hareket kabiliyetini kısıtlamasına neden olduğu ve İsrail'in çıkarlarını doğrudan tehdit ettiği de kaydedildi.

Oytun Erbaş’tan Hantavirüs’e karşı ilginç öneri

Prof. Oytun Erbaş’tan çarpıcı uyarı geldi. Erbaş, "Hantavirüs’e karşı dünyanın en güvenli yeri İstanbul. Kedilere mama vermeyi kesin, fare avlasınlar. Sokak kedileri doğal kalkanımız, avcı içgüdüsünü geri kazandırırsak virüs tehdidini durdururuz” dedi

08.05.2026 19:20:00
Haber Merkezi
Oytun Erbaş’tan Hantavirüs’e karşı ilginç öneri
Oytun Erbaş’tan Hantavirüs’e karşı ilginç öneri
Prof. Dr. Oytun Erbaş, son günlerde dünya gündemine oturan Hantavirüs vakalarıyla ilgili yaptığı açıklamada, Türkiye ve özellikle İstanbul'un bu konuda dünyanın en güvenli yerlerinden biri olabileceğini belirterek dikkat çeken bir öneride bulundu.

Erbaş, "Hantavirüs konusunda dünyanın en güvenli yeri Türkiye ve İstanbul. Kedilere mama vermeyi kesiyoruz, bundan sonra fare avlayacaklar" dedi.

Hantavirüs nedir, nasıl bulaşır?

Hantavirüs, kemirgenler (fare, sıçan gibi) aracılığıyla bulaşan bir virüs ailesidir. Virüs, enfekte hayvanların idrarı, dışkısı ve tükürüğü yoluyla çevreye yayılır. İnsanlar genellikle bu maddelerin toz haline gelip solunması veya doğrudan temasla enfekte olur. Belirtiler grip benzeri başlar: ateş, kas ağrısı, yorgunluk, baş ağrısı. İlerleyen aşamalarda solunum yetmezliği ve böbrek sorunları gibi ciddi komplikasyonlar gelişebilir. Ölüm oranı bazı varyantlarda yüzde 40'lara kadar çıkabilmektedir.

Dünyada son dönemde İsrail, İsviçre gibi ülkelerde vakalar rapor edilirken, Türkiye'de şu ana kadar doğrulanmış vaka bulunmuyor. Ancak uzmanlar, kemirgen popülasyonunun artması halinde riskin yükseleceği uyarısında bulunuyor.

Erbaş'ın tezi: Kediler doğal fare kontrolü

Oytun Erbaş, İstanbul'un "kedi şehri" kimliğinin bu virüse karşı en büyük avantaj olduğunu vurguluyor. Şehrin binlerce sokak kedisi, fare ve sıçan popülasyonunu doğal yollardan kontrol altında tutuyor. Mama ve yemle beslenen kediler ise av içgüdüsünü kaybederek fare avlamayı bırakıyor. Erbaş'a göre çözüm basit: Dışarıda mama ve yem vermeyi azaltmak veya kesmek. Böylece kediler doğal avcı rollerine dönecek ve kemirgenleri azaltacak.

Erbaş, sokak hayvanları konusunda daha geniş eleştirilerde de bulunuyor. Başıboş kedi ve köpek sayısının 25 milyona ulaştığını, dışarıda bırakılan mamaların bakteri (salmonella, E. coli) üremesine yol açtığını ve hijyen sorunları yarattığını belirtiyor. "Dışarıda yem vermeyin, evde besleyin veya sahiplenin" çağrısı yapıyor.

Diğer uzmanlar ne diyor?

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Şevket Özkaya da benzer görüşleri paylaşıyor. Kemirgen temasının riskini vurgularken, sokak hayvanlarının (özellikle kedilerin) kemirgen popülasyonunun kontrolünde önemli rol oynadığını belirtiyor. Kapalı alanlarda fare dışkısı temizlerken maske kullanılmasını ve havalandırma yapılmasını öneriyor.

Tarihi örnekler de kedilerin önemini destekliyor. Orta Çağ'da veba salgını sırasında kedileri öldüren toplumlarda fareler artmış ve salgın şiddetlenmişti. Benzer şekilde, İstanbul'un kedileri yüzyıllardır şehrin "doğal muhafızları" olarak görülüyor.

Ne Yapılmalı?

- Kemirgen görülen yerlerde maske takın, temizlik yaparken ıslak bez kullanın, ellerinizi sık yıkayın.

- Sokak kedilerine mama yerine doğal av ortamı sağlayın. Aşırı mama bırakmak hem kedilerin avcılığını köreltiyor hem de hijyen sorunları yaratıyor.

- Kemirgen kontrol programları güçlendirilmeli, sokak hayvanı popülasyonu dengeli yönetilmeli.

Oytun Erbaş'ın açıklaması, hem Hantavirüs korkusunu hem de Türkiye'ye özgü "kedi çözümü" tartışmasını alevlendirdi. Bazıları "Kediler kurtarıcı" derken, diğerleri mama kesmenin pratik olmadığını savunuyor. Ancak uzmanlar ortak noktada birleşiyor: Fare ve sıçan kontrolü, Hantavirüs'e karşı en etkili önlem.

İspanya Türkiye’nin KAAN'ına yöneliyor

İspanya, F-35’e alternatif arayışında Türkiye’nin 5. nesil milli muharip uçağı KAAN’a yöneldi. Hükümetler arası ön görüşmeler başladı, teknoloji transferi ve ortak üretim masada

08.05.2026 17:50:00
Haber Merkezi
İspanya Türkiye’nin KAAN'ına yöneliyor
İspanya Türkiye’nin KAAN'ına yöneliyor
İspanya, 5. nesil savaş uçağı ihtiyacında ABD yapımı F-35 Lightning II'ye mesafe koyarken, Türkiye'nin milli muharip uçağı KAAN'a (TF-X) ciddi ilgi gösteriyor. İspanyol savunma medyasının duyurduğu haberlere göre, Ankara ile Madrid arasında KAAN'ın olası satışı ve teknoloji transferi için hükümetten hükümete (G2G) ön görüşmeler başladı.

Konu, İstanbul'da düzenlenen SAHA 2026 Uluslararası Savunma ve Havacılık Fuarı'nda Turkish Aerospace Industries (TAI) CEO'su Mehmet Demiroğlu'nun İspanyol savunma sitesi Infodefensa'ya yaptığı açıklamalarla teyit edildi. Demiroğlu, "İspanya Hava ve Uzay Kuvvetleri'nden 5. nesil üst düzey bir savaş uçağı için resmi bir talep aldık. Görüşmeler hükümetler arası düzeyde ve çok erken aşamada. Teknik ve siyasi düzeyde oturup konuşacağız" dedi. Demiroğlu, konunun Türkiye Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) tarafından koordine edildiğini ve "Hürjet'ten sonra sıranın KAAN'da olduğunu" vurguladı.

İspanyol medyası konuyu ele aldı

İspanya'nın önde gelen savunma yayınlarından Infodefensa ve El Espanol, gelişmeyi manşetlerine taşıdı. El Espanol'a göre, İspanya Hava ve Uzay Kuvvetleri'nin "5. nesil savaş uçağı ve bağlantılı insansız hava araçları edinme stratejik niyeti" var. Görüşmeler, KAAN programının olgunlaşmasıyla birlikte derinleşecek; teknoloji transferi ve İspanyol sanayiinin (Airbus España, Indra, ITP Aero gibi firmalar) projeye katılımı masada. Bu model, daha önce imzalanan ve 2028-2029'da teslimatı planlanan Hürjet (İspanya'da SAETA II) anlaşmasındaki gibi "aşama aşama" ilerleyecek.

İspanya, F-35 alımını bütçeden ayırdığı 6,25 milyar euroluk fonla uzun süredir gündemde tutuyordu ancak proje siyasi ve operasyonel nedenlerle belirsizliğini koruyor. ABD'nin yazılım, lojistik ve veri kontrolündeki hakimiyeti nedeniyle "stratejik bağımsızlık" arayışındaki Madrid, Avrupa'nın ortak FCAS (Future Combat Air System) programındaki gecikmelerden de rahatsız. Eski Hornet ve Harrier filolarının emekliliğine hazırlanan İspanya için KAAN, F-35'e kıyasla daha fazla ulusal sanayi entegrasyonu ve bağımsız operasyon imkanı sunuyor. KAAN'ın Mach 1.8 hızı, sensör füzyonu, süper seyir kabiliyeti ve insansız araçlarla takım çalışması (Manned-Unmanned Teaming) gibi 6. nesil unsurları da dikkat çekiyor.

KAAN'ın uluslararası yükselişi 

Türkiye'nin 5. nesil muharip uçağı KAAN, ilk uçuşunu 21 Şubat 2024'te gerçekleştirdi ve 2028-2029'da Türk Hava Kuvvetleri'ne teslimatı hedefleniyor. Endonezya ile 48 adetlik bir anlaşma imzalandığı belirtilirken, Suudi Arabistan, Pakistan ve BAE gibi ülkelerin de ilgisi biliniyor. TAI, KAAN'da yüzde 99 yerli üretim ve motor geliştirme (TF3500) gibi adımlarla F-35 programından 2019'da çıkarıldıktan sonra edindiği tecrübeyi uluslararası ortaklıklara açıyor.

İspanyol tarafı henüz resmi bir açıklama yapmadı, görüşmeler ön aşamada olduğu için detaylar sınırlı. Ancak savunma analistleri, Hürjet işbirliğinin KAAN için bir "köprü" oluşturduğunu ve iki ülke arasındaki savunma ilişkilerini güçlendirdiğini belirtiyor.

Gelişme, NATO içinde 5. nesil uçak tedarik stratejilerinde yeni bir dönemin habercisi olarak değerlendiriliyor. Türkiye'nin KAAN'ı, F-35'in politik ve teknik kısıtlamalarına alternatif arayan ülkeler için cazip bir seçenek haline geliyor.

Efes-2026 tatbikatı hazırlıkları sürüyor

Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) en önemli planlı faaliyetlerinden biri olan Efes-2026 tatbikatı hazırlıkları hız kesmeden sürüyor. TCG Ç-154 ve TCG Ç-158 Çıkarma ve Hucum Harekatı kapsamında zırhlı araçların gemilere yüklenmesi ve amfibi komandoların katılımıyla çeşitli ön eğitim faaliyetleri gerçekleştirildi

08.05.2026 16:53:00
İhlas Haber Ajansı
Efes-2026 tatbikatı hazırlıkları sürüyor
Efes-2026 tatbikatı hazırlıkları sürüyor
Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) en önemli planlı faaliyetlerinden biri olan Efes-2026 tatbikatı hazırlıkları hız kesmeden sürüyor. TCG Ç-154 ve TCG Ç-158 Çıkarma ve Hucum Harekatı kapsamında zırhlı araçların gemilere yüklenmesi ve amfibi komandoların katılımıyla çeşitli ön eğitim faaliyetleri gerçekleştirildi.
EFES-2026 Birleşik, Müşterek Fiilî Atışlı Arazi Tatbikatı'nın asıl safhası 19, 20 ve 21 Mayıs tarihlerinde icra edilecek. Bu tatbikatın hazırlıkları kapsamında Demircili mevkiinde TCG Ç-154 ve TCG Ç-158 Çıkarma ve Hucum Harekatı için zırhlı personel taşıyıcı ve zırhlı muhabere araçları sahilden TCG-Ç-154 ile TCG-Ç-158 gemilerine yüklendi. Gündüz yükleme ve bindirme faaliyetlerinde amfibi komandoların da gemilere binmesinin ardından birlikler deniz üzerinden Doğanbey bölgesine geçti. Gece faaliyetleri kapsamında ise TCG-Ç-158 gemisinden gece şartlarında sahile darbe atışı yapıldığı, ardından karaya kapak atılarak çıkarma operasyonu düzenlendiği ve zorlu eğitimlerin birliklerin planlı geri çekilmesiyle başarıyla tamamlandığı bildirildi.İHA

Türk bayrağına saldıranların birden fazla suçtan dosyası çıktı

ODTÜ bahar şenliklerindeki İlkay Akkaya konserinde Türk bayrağı açan öğrencilere saldıran gruptakilerin birden fazla suçtan dosyası olduğu ortaya çıktı

08.05.2026 15:46:00 / Güncelleme: 08.05.2026 17:40:04
İhlas Haber Ajansı
Türk bayrağına saldıranların birden fazla suçtan dosyası çıktı
Türk bayrağına saldıranların birden fazla suçtan dosyası çıktı
Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde (ODTÜ) düzenlenen bahar şenlikleri kapsamında 6 Mayıs'ta sahne alan İlkay Akkaya konseri sırasında Türk bayrağı açan öğrencilere saldıran gruptakilerin birden fazla suçtan dosyası olduğu ortaya çıktı. Konser sırasında meydana gelen olaylarla ilgili 'Devletin Egemenlik Alametlerini Aşağılama', 'Nitelikli Kasten Yaralama', 'Tehdit' ve 'Hakaret' suçlarından resen soruşturma başlatılmıştı. Gözaltına alınan 6 şüpheliden 4'ünün birden fazla suç kaydı olduğu öğrenildi.

İlhan Kaya'nın 16 suç kaydı var

İlhan Kaya'nın 2 adet Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, 3 adet Terör örgütü Propagandası Yapma, 1 adet Yasa Dışı Örgüte Yardım Etme, 1 adet Kasten Yaralama, 2 adet Görev Yaptırmamak İçin Direnme, 7 adet Kanuna Aykırı Toplantı/Yürüyüş olmak üzere toplam 16 adet suç kaydı bulunduğu öğrenildi.

Celal Elmacı'nın 27 suç kaydı var

Celal Elmacı'nın 3 adet Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, 3 adet Örgüt Propagandası Yapma, 1 adet Yasa Dışı Örgüt Üyesi Olma, 19 adet Kanuna Aykırı Toplantı/Yürüyüş ve 1 adet Başkasına Ait Kimlik Bilgilerini Kullanma olmak üzere toplam 27 Adet Suç Kaydı bulunuyor.

Mehmet Ferit Güneş ve Anıl Baran Dolu'nun 4 suç kaydı var

Muhammed Enis Yıldız ve Oktay Akpınar'ın suç kaydı olmadığı tespit edilirken Anıl Baran Dolu'nun 2 adet Kasten Yaralama ve 2 adet Kanuna Aykırı Toplantı/Yürüyüş olmak üzere toplam 4 adet suç kaydı, Mehmet Ferit Güneş'in ise 1 adet Devletin Kurumlarını Aşağılamak, 3 adet Kanuna Aykırı Toplantı/Yürüyüş olmak üzere 4 adet suç kaydı mevcut.

İsmi geçen 6 şahsın yakalaması Ankara Başsavcılığı'nın emriyle yapıldı. Diğer şahısların yakalanması hususunda gerekli çalışmalar devam ediyor.

Kırmızı bülten ve ulusal arama listesindeki 48 kişi Türkiye'ye getirildi!

İçişleri Bakanlığı, kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan 27 kişi ile ulusal seviyede aranan 21 kişinin Türkiye'ye iade edildiğini açıkladı. Firarilerin Gürcistan, Almanya, Yunanistan, ABD, Hollanda, Karadağ, Polonya, Irak, Rusya, Sırbistan ve Ürdün'de yakalandığı bildirildi

08.05.2026 12:10:00
Haber Merkezi
Kırmızı bülten ve ulusal arama listesindeki 48 kişi Türkiye'ye getirildi!
Kırmızı bülten ve ulusal arama listesindeki 48 kişi Türkiye'ye getirildi!
İçişleri Bakanlığı, yurt dışına kaçan ve haklarında arama kararı bulunan 48 kişinin Türkiye'ye getirildiğini duyurdu.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Emniyet Genel Müdürlüğü Interpol-Europol Daire Başkanlığı, Adalet Bakanlığı görevlileri, KOM, İstihbarat, Narkotik Suçlarla Mücadele, Siber, Asayiş ve TEM birimlerinin koordineli çalışmaları sonucu operasyonlar gerçekleştirildi.

27 kişi kırmızı bültenle aranıyordu
Açıklamada, ilgili ülkelerin kolluk birimleriyle yürütülen iş birliği sonucunda kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan 27 kişi ile ulusal seviyede aranan 21 kişi olmak üzere toplam 48 kişinin Türkiye'ye iadesinin sağlandığı belirtildi.

Şüphelilerin Gürcistan'da 31, Almanya'da 7, Yunanistan'da 2 kişi olmak üzere ABD, Hollanda, Karadağ, Polonya, Irak, Rusya, Sırbistan ve Ürdün'de yakalandığı açıklandı.

Çok sayıda suçtan aranıyorlardı
Bakanlığın açıklamasında, Türkiye'ye getirilen kişilerin, "kasten öldürme", "tasarlayarak öldürme", "kasten yaralama", "kasten öldürmeye teşebbüs", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "uyuşturucu madde kullanma ve ticareti", "dolandırıcılık", "hırsızlık", "yağma", "silahla tehdit", "silahlı terör örgütüne üye olma", "çocuğun cinsel istismarı", "resmî belgede sahtecilik", "vergi usul kanununa muhalefet", "kaçakçılık" ve "hükümlü veya tutuklunun kaçması" suçlarından arandığı bildirildi.

Kaçakçılık revaçta

Ticaret Bakanlığı Gümrük Muhafaza ekiplerince 2026 yılının ilk dört ayında gerçekleştirilen 2 bin 264 operasyonda, 34 milyar 203 milyon lira değerinde kaçak ticari eşya ve uyuşturucu madde ele geçirildi

08.05.2026 10:35:00
İhlas Haber Ajansı
Kaçakçılık revaçta
Kaçakçılık revaçta
Ticaret Bakanlığı Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat birimleri; uzmanlaşmış beşeri kadroları, yeni teknolojiye sahip sistemleri ve geliştirilmiş farklı analiz tekniklerini kullanarak yürüttüğü kaçakçılıkla mücadele faaliyetlerini 2026 yılında sürdürmeye devam ediyor






Bakanlık verilerine göre, sadece nisan ayı içerisinde gerçekleştirilen 572 operasyonda, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 216'lık rekor bir artışla 12 milyar 359 milyon lira değerinde yakalama gerçekleştirildi.








Nisan ayındaki operasyonlarda; 1,9 ton uyuşturucu madde, 111 bin 625 adet tıbbi malzeme, 315 ton akaryakıt, 208 adet araç ele geçirildi.
2026 yılının Ocak-Nisan dönemini kapsayan ilk 4 ayında ise toplam 2 bin 264 operasyona imza atıldı. Geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 106 artış sağlanan bu süreçte, ele geçirilen kaçak eşya ve uyuşturucu maddenin toplam değeri 34 milyar 203 milyon liraya ulaştı.
Yılın ilk 4 ayındaki toplam yakalama listesinde 9,2 ton uyuşturucu madde, 1 milyon 539 bin adet makine aksamı, 862 bin 643 adet elektrik-elektronik eşya, 459 bin 539 adet tıbbi malzeme yakalaması öne çıktı.








Bakanlıktan yapılan açıklamada, operasyonların kararlılıkla sürdüğü belirtilerek, Cumhurbaşkanlığı tarafından ilan edilen '2026 Aile ve Nüfus On Yılı' vizyonuna dikkat çekildi. Açıklamada, toplumun temeli olan aileyi korumak ve özellikle çocukların fiziksel ve psikolojik bütünlüğünü güvence altına almak amacıyla kaçakçılıkla mücadelenin 7 gün 24 saat aralıksız devam edeceği vurgulandı.








Gümrük Muhafaza ekiplerinin, tütün mamullerinden tarihi eserlere, akaryakıttan tekstil malzemelerine kadar geniş bir yelpazede yürüttüğü operasyonlarla ülke ekonomisine ve toplum sağlığına yönelik tehditlerin önüne geçmeye devam edeceği kaydedildi.

ODTÜ Bahar Şenlikleri'nde çıkan olaylarla ilgili 6 kişi gözaltına alındı

Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) kampüsü içinde Bahar Şenlikleri kapsamında gerçekleştirilen konser sırasında olaylara karıştığı tespit edilen 6 şüphelinin gözaltına alındığı bildirildi

 

08.05.2026 10:27:00 / Güncelleme: 08.05.2026 10:33:11
Anadolu Ajansı
ODTÜ Bahar Şenlikleri'nde çıkan olaylarla ilgili 6 kişi gözaltına alındı
ODTÜ Bahar Şenlikleri'nde çıkan olaylarla ilgili 6 kişi gözaltına alındı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, 6 Mayıs'ta ODTÜ Stadyumu'nda düzenlenen konser sırasında yaşanan olaylar üzerine "devletin egemenlik alametlerini aşağılama", "nitelikli kasten yaralama", "tehdit" ve "hakaret" suçlarından resen soruşturma başlatıldığı kaydedildi.

Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü ekiplerince, yazılı ve görsel basın ile sosyal medyaya yansıyan görüntülerin incelenmesi sonucu olaylara iştirak ettiği belirlenen 6 şüphelinin gözaltına alındığı belirtildi.

Emniyet Genel Müdürlüğünün sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, şu ifadeler yer aldı:

"Ay yıldızlı şanlı al bayrağımız, milletimizin bağımsızlık iradesinin, vatanımız uğruna verilen mücadelenin, ecdadımızın canı pahasına koruduğu mukaddes emanetin en büyük simgesidir. Bayrağımız, şehitlerimizin aziz hatırasını, gazilerimizin gösterdiği eşsiz fedakarlığı, milletimizin hiçbir şartta boyun eğmeyen istiklal ruhunu ebediyen yaşatmaktadır. Bahar Şenlikleri kapsamında gerçekleştirilen konser sırasında olaylara karıştığı tespit edilen İ.K, M.E.Y, O.A, M.F.G, C.E, B.D. yakalanmış ve adli işlemler başlatılmıştır." 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.