HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 02 ARALIK 2021, PERŞEMBE

Hani %70 ile toplumsal bağışıklık kazanılacak idi! Sorun ne?

29.11.2021 00:00:00

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa kıtasını kasıp kavuran yeni Covid-19 dalgasının, bu kıtada ilkbahara kadar 700.000 fazladan ölüme neden olabileceği ve toplam ölüm sayısını da 2.2 milyona çıkarabileceği konusunda endişeleri olduğunu açıkladı.

Almanya Sağlık Bakanı Jens Spahn, "Kış sonunda Almanya'daki hemen herkes ya aşılanmış, ya Covid-19 atlamış ya da ölmüş olacak" dedi. Sayın Bakan aslında her ne kadar bu sözü Almanya için söylemişse de bu durum tüm Avrupa için geçerli. 

Korona virüs ile ilk tanıştığımız günden beri pandeminin sona ermesi için en büyük silahımızın aşı olduğundan bahsediyoruz. Bilim çevrelerince tüm nüfusun %70'inin aşılanması ile toplum bağışıklığının sağlanacağı ifade ediliyor. 

Şimdilerde Sağlık Bakanlığı tarafından yayınlanan günlük Covid-19 tablosunda 2. doz aşı yapılma oranını %81,08 olarak görenler, hep bize soruyor: "Hani %70 ile toplumsal bağışıklık kazanılacak idi, neden hala ülkemizde her gün 200 civarı insan ölüyor?"

Bu soru Sayın Bakan'a da soruldu. Koca: "En az yüzde 70-80 oranında toplum bağışıklığını sağlamamız gerekiyor. Peki şu anda neredeyiz? Nüfusun iki doz aşısını yaptırmış olan kişilerin oranı yüzde 59'a, en az bir dozunu yaptırmışların oranı da yüzde 67'ye ulaştı."

TTB Merkez Konseyi üyesi Dr. Kazım Doğan Eroğulları'nın ise bu konudaki açıklaması şöyle: "Toplum bağışıklığının sağlanabilmesi için, en geç 3-4 ay içerisinde toplumun yüzde 70'inin aşılanabilmesi gerekiyordu. Ancak Türkiye, bu hedeften çok uzakta kaldı. Ocak ayında başlayan aşılama çalışmalarında yaklaşık 10 ayı geride bıraktık ve biz halen belli bir seviyeye ulaşamadık. İlk dozunu Ocak'ta olanlar halen aşılı sayılıyor. Aşılamada tam bir kaotik durum var."  

Hacettepe Üniversitesi'nden İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji ABD'den Prof. Dr. Murat Akova'nın da bu konuda açıklaması aynı yönde: "Türkiye'de yapılan iki doz aşı sayısı içerisinde, iki doz Sinovac aşısı olan nüfus da bulunuyor. Fakat iki doz Sinovac aşısının pratik olarak bir etkisi kalmadı. İki doz Biontech aşısından sonra beşinci ayda hafif orta şiddetteki hastalığa karşı koruyuculuk yüzde yirmi iki düzeyine düşüyor. Bu çok dramatik bir azalma. Buna karşılık beşinci ayda üçüncü doz yapılmış kişilerde bu koruyuculuk birdenbire yüzde doksan üçe çıkıyor. Yani hangi aşı olursa olsun, beşinci altıncı ay civarında etkileri belirgin derecede azalıyor."

Pandemiler gündeme geldiğinde aslında 2 seçeneğiniz vardır.

Çocuk Felci (Poliomyelit), üç tip enterovirüs (poliovirus tip 1, 2 ve 3) kaynaklı bir merkezi sinir sistemi hastalığıdır. Aşısı yıllar önce bulunmuştur ve dünyada yaygın olarak uygulanılmaktadır. 1988'de 125 ülkede, 350.000 vaka ile endemik olarak görülen poliomyelit, 2006'da sadece Afganistan, Hindistan, Nijerya, Pakistan'da endemik olarak kalmıştır. Aslında % 95 düzeyinde koruyuculuk sağlayan aşısı vardır. Ve toplumsal bağışıklık sağlanan ülkelerde artık çocuk felci görülmemektedir. Türkiye de bu ülkeler arasındadır. Ve merak edenler bakabilir, Sağlık Bakanlığı endeminin devam ettiği ülkelere seyahat edecek vatandaşlarımıza, çocukken aşı olmuş olsalar da yapılacak yolculuktan 4 hafta önce, hayat boyu koruyacak bir doz aşı tekrarı önermektedir (https://www.seyahatsagligi.gov.tr/site/HastalikDetay/Cocuk-Felci). Endemik olan bölgelerde aşılanma hala tam olarak uygulanmadığı için fekal-oral, kontamine su veya gıda ve kalabalık ortamlarda mikroplu hava damlacıklarının solunmasıyla bu hastalık bulaşmaktadır. İnsanlar felç olarak yaşamak zorunda kalmakta ya da ölmektedir. 

Yani bir seçenek toplum bağışıklığını hasta olarak kazanalım, ölenler ölsün, kalan sağlar bizimdir anlayışı. Göz göre göre birçok insanın ölümüne evet demek anlamına gelen bir seçenektir bu. 

İkinci seçenek ise 3-4 ay içerisinde toplumda % 70 oranında aşılanma sağlanarak toplumsal bağışıklığın kazanılması ve pandeminin çocuk felcinde olduğu gibi sona erdirilmesidir.    

İşte iki seçenekten uzak ara uygulama önümüze farklı bir sorun çıkarmaktadır: Mutasyon  

Yeni mutasyonların sebebi aşılar mı?

Aşılama uygulamaları devam ederken, aşı karşıtlığının da bir yandan devam etmesi ile yeni tartışma başlığı bu. ABD Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü Direktörü Dr. Anthony Fauci "korona virüsü aşısı olmayanların, aşı olanlara çok ciddi zarar verdiğini" ifade ettiği açıklamasında konuyu şu şekilde özetlemiş: "Korona virüsü aşısı olanlar şu an mevcut mutasyon ve varyantlara karşı korunabiliyor. Fakat çok az insan aşı olursa virüs hızla yayılır ve bunun sonucunda da çok daha tehlikeli bir varyant karşımıza çıkar. Hepimiz Delta varyantına karşı korunabiliriz fakat sonradan oluşacak Zeta varyantına karşı korunamayız. Eğer toplumun büyük çoğunluğu aşı olursa virüs ortadan kalkar. Sadece toplumun bir kısmı aşı olursa enfeksiyon seviyeleri sonbaharda tekrar tırmanır." 

Aşılarla bulaşma engellenip, pandeminin kökü kazınabilecekken, toplumun eksik aşılanması korona virüsün mutasyona uğramasına yol açıyor. Aşı olmayan grup mutasyonların oluşması açısından en tehlike yaratan grup. Virüs ne kadar çok insana bulaşır, kişiden kişiye yayılırsa o kadar çok yeni mutasyon geliştiriyor. Aşıların etkinliğinin zamanla azalmasının sorumlusu da aslında yine bu grup. 

İki doz aşılılardan Sinovac olanlar 3. Aydan sonra, Bionthec olanlar 6. Aydan sonra aşısız sayılmalı

27 Kasım itibarıyla;

* 2 doz aşı uygulanan kişi sayısı 50,3 milyon

* 2 doz inaktif aşılanma: 3,1 milyon

* Göçmen: 6 milyon 

* Türkiye nüfusu: 83,6 milyon (data.tuik.gov.tr)  

Toplum bağışıklığının hesaplanması için; 

* Toplam nüfusa göçmenler eklenmeli,

* 3. Doz inaktif aşı olmayanlar aşısız kabul edilmelidir. 

Beraber hesaplayalım:

Tam aşılı= (50,3 milyon-3,1milyon)/(83,6 milyon+6 milyon) = ~ %52,67 

Neden hâlâ kurtulamadık?  

* En başa dönelim, 3-4 ayda % 70 hedefi ile yola çıktık. Ama biz 10 ayda daha % 52'lerdeyiz. 

* Hala %48 aşı korumasız.

* Yetmedi 3. hatırlatma dozları olması gerekenler eğer zamanları geldiklerinde aşı olmazlarsa bu oran daha da düşecek. 

Çözüm: 

Bilimin ölçülerine göre günlük COVID-19 tablosunun "toplumsal bağışıklık kurallarına göre" yenilenmesi ve yenilenmiş aşı tablosunda masmavi bir harita.

 
Doç Dr. Ali Bestami Kepekçi / diğer yazıları
- Hani %70 ile toplumsal bağışıklık kazanılacak idi! Sorun ne? / 29.11.2021
- Karar sizin / 28.11.2021
- Suçlu vatandaş mı? / 19.11.2021
- Şu renkli harita ne işe yarıyor? / 17.11.2021
- Ne olacak bu işin sonu? / 16.11.2021
- Bilmiyorlar ki söylesinler / 06.11.2021
- Gelin dünya barışı adına, ‘önce insan’ diyelim / 29.10.2021
- Yoksa biz bağımsız değil miyiz? / 28.10.2021
- Beyaz adam kim? / 21.10.2021
- Aklımızı başımıza getirelim / 18.10.2021
- Bu devran hep böyle sürüp gitmez ki! / 08.10.2021
- Sapere Aude! / 07.10.2021
- Sen de haklısın? / 23.09.2021
- Yolunuz, yolumuz açık olsun / 18.06.2021
- Göç uygulamaları şeffaf olmalıdır / 12.06.2021
- Göç ve geçici koruma statüsü / 09.06.2021
- Büyük fotoğraf / 25.05.2021
- Koronavirüs ve toplum bağışıklığı / 10.04.2021
- Covid-19 aşısı bulundu, ama! / 04.04.2021
- Transit göç / 02.04.2021
- Milli göç politikası / 31.03.2021
- Uluslararası ilişkiler ve göçle ilgili temalar / 30.03.2021
- Kimliksiz insan = Köksüz ağaç / 27.03.2021
- Küresel vatandaşlık / 24.03.2021
- Çok kültürlülük ve Mesut Özil / 22.03.2021
- Sadece göç mü ettik? Yoksa… / 19.03.2021
- Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmak / 17.03.2021
- Homo economicus / 15.03.2021
- Sonun başlangıcı serbest ticaret anlaşması / 12.03.2021
- Kendi hesabını yapmayanın hesabını başkaları yapar / 10.03.2021
- Açık kapı politikası / 08.03.2021
- 19.yy’daki Balkan Göçleri / 05.03.2021
- Balkanlar'da Türk yerleşimi / 03.03.2021
- Osmanlı Hanedanının göç politikası / 01.03.2021
- Sınırları belirleyen silahlar değil kültürlerdir / 28.02.2021
- Anadolu’ya göçler / 25.02.2021
- İlk göç / 23.02.2021
- Göç nedir? / 19.02.2021
- Covid-19 ve çocuklar / 04.12.2020
- Tek çözüm 14 günlük tam kapanma mı? / 23.11.2020
- Koronavirüs taşıyıcıları yakınımızda mı? / 19.11.2020
- Hüznü umuda dönüştüren Genel Başkan: Hüseyin Baş / 21.10.2020
- Dini Bayram mı? Milli Bayram mı? / 02.09.2020
- Zafer Bayramı ve Milli Siyaset / 01.09.2020
- Altın fiyatlarının yükselmesi neden durdurulamıyor? / 07.08.2020
- Bu bakış açısı vatana millete adanmışlığın ilanıdır / 24.07.2020
- Milli Ruh ve 15 Temmuz / 21.07.2020
- Ayşe teyze, Mehmet efendi başka kapıya! / 10.07.2020
- Artık hayallerine sahip çıkacak bir liderin var / 03.07.2020
- Hareketsizlik neler kaybettirir? / 02.07.2020
- Ayşe teyzeyi, Mehmet efendiyi düşünen var mı? / 24.06.2020
- Devlet, baba olmalıdır / 23.06.2020
- Ekonomideki durgunluğun çözümü MEM’dir -2- / 12.06.2020
- Ekonomideki durgunluğun çözümü MEM’dir -1- / 11.06.2020
- Evlat Atatürk / 20.05.2020
- Türkiye siyasetinde yeni bir dönem / 08.05.2020
- Köpeksiz köyde değneksiz gezenlere duyurulur / 07.05.2020
- Bu maya tutmuştur / 04.05.2020
- Sen ey genç, özlediğim, beklediğim emelsin… / 27.04.2020
- Varız… / 21.04.2020
- Haydar Baş Turnusoldur / 26.03.2020
- Sosyal izolasyon mu, kontrollü yayılma mı? / 19.03.2020
- Orhan Boran ve 14 Mart / 16.03.2020
- Ağlanacak halimize ağlasam mı gülsem mi? / 29.04.2019
- Su kurbağası ile farenin dostluğu / 27.04.2019
- Mustafa Kemal bu toplumun özetidir / 26.04.2019
- Atatürk’ten günümüze değişen sağlık politikaları / 25.04.2019
- Atatürk ve sağlıkta millilik / 24.04.2019
- Aslan, çakal ve merkebin hikâyesi / 05.03.2019
- Kelin ilacı olsa… / 04.03.2019
- Körlerin fil tarifleri / 28.02.2019
- Vatandaşın tercihi bu kez BTP / 27.02.2019
- Şikâyetçi olmaya hakkımız var mı? / 26.02.2019
- Memleket işi gönül işi fakat hangi gönül? / 20.02.2019
- Beraat dağıtmak değil, beraate talip olmak / 19.02.2019
- Vatandaş 31 Mart’tan ne bekliyor? / 07.02.2019
- Yeşil biberli fasulye çorbası / 05.02.2019
- Karpal tünel sendromu / 04.02.2019
- Asparagas haberlerle kalemşorlar işbaşında / 12.08.2018
- Şifa veren ellere zarar vermek / 02.05.2017
- Gelelim Mehmet efendinin derdine / 19.04.2017
- Ya Rabbi bizi dostlarının gönlünden düşürme! / 18.04.2017
- Karganın planı / 13.04.2017
- Her çocuk özeldir / 06.04.2017
- Bir kaşık iki damla yağ / 22.03.2017
- Boğazım düğümlendi karnım ağrıyor! / 09.03.2017
- Hani seninle dosttuk? / 16.02.2017
- Kabağın hikâyesi / 01.02.2017
- Duyduk duymadık demeyin, zenginleşmişiz! / 25.01.2017
- Kapitalizmin çöktüğü tarih / 18.01.2017
- Çok mu şey istiyoruz? / 06.01.2017
- Vatandaşın derdini konuşmaya sıra gelmiyor / 28.12.2016
- Kilis'e yine roket mi düştü? Olsun! / 01.05.2016
- Dün Güneydoğu bugün Kilis yarın tüm Türkiye / 26.04.2016
- Redhack, Reyhanlı ve akla gelen sorular / 25.05.2013
- Gece ile gündüzü nasıl ayırt ederiz? / 11.02.2011
- Milli Ekonomi Modeli'nde hayvancılık / 10.01.2011
- Yankı / 03.01.2011
- Bir kırlangıç öyküsü / 27.09.2010
- Şaban ayında kötülükler kalkar / 16.07.2010
- Bâyezid-i Bistamî Hazretleri (ks) / 16.10.2008
- Paternalizm mi' Sosyal Hukuk Devleti mi' / 05.08.2008

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

29.11.2020, 29.11.2019, 29.11.2018, 29.11.2017, 29.11.2016, 29.11.2015, 29.11.2014, 29.11.2013, 29.11.2012, 29.11.2011, 29.11.2010, 29.11.2009, 29.11.2008, 29.11.2007, 29.11.2006, 29.11.2005, 29.11.2004, 29.11.2003, 29.11.2002


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]yenimesaj.com.tr


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.