ABD'nin bütün dünyayı ateşe vermesinin arka planında yatan tek gerçek, karşılıksız olarak bastığı dolar saltanatının devam ettirilmesine imkân ve olanak sağlanmasıdır.
Şimdiye kadar bunu başarabilmek için, milyonlarca insanın kanına girdiği bilinen bir gerçek.
Amerikan tarihinin bana göre en büyük keşfi, bütün dünyanın üretimi ve kaynaklarını bedavaya transfer etmek için icat edilen dolarıdır.
250 yıllık bir geçmişi olmasına rağmen ABD'nin böylesine büyük bir güce erişmesi neyle ve nasıl izah edilebilir.
Bu mevzuyu farklı ve birazda uzun olacak yazılarımıza bırakalım.
Ancak nedir ABD'yi bu kadar güçlü kılan unsur diye merak edenler için bir kere daha altını çizerek vurgulamak isterim ki, bu güç tamamen karşılıksız basılan ve sadece itibari değeri bulunan kâğıt parçalarından başka bir şey değildir.
Ancak sadece kâğıt parçası bile olsa siz eğer bunu uluslararası ticarette belirleyici bir aktör veya sistem haline dönüştürürseniz, o takdirde dünyanın en güçlü silahı haline gelebilir ve neticede ABD doları için olan da, tam olarak budur.
Şimdi dilerseniz, biraz olsun bir fikri takip yolculuğuna çıkalım…
İlgililer için tekrar olabilir ancak, ben yine de bunu özellikle de ABD'nin İran'a yönelik saldırısı dolayısıyla çok yerinde ve anlamlı bulduğum bir analizi paylaşmak isterim.
ABD doları nasıl bu kadar etkin ve dünya piyasaları açısından egemen güç haline dönüştü bir göz atalım.
1971 yılında, Bretton Woods sisteminin çıkmaza girmesi sebebiyle, 1944 yılından beri devam eden Amerikan Doları'nın altına dönüştürülebilirliği askıya alınmış, bu sebeple uluslararası camianın Amerikan Doları'na olan güveni önemli ölçüde azalmıştır.
Ardından 1973 yılında çıkan birinci petrol krizi ve OPEC ülkelerinin de üretim kısıtlamasına katılması ile dört yıl içinde petrol fiyatları yaklaşık beş kat artmıştır.
Tabi yaşı müsait olanlar bunu hatırlayacaktır.
Petrolün, üretimin ana maddesi, uluslararası ticaretin en dinamik bileşeni olması ve petrol ticaretinin Amerikan doları ile yapılmaması sebebiyle, doların dünya ticaret sahnesinde satın alma gücü düşmüş ve Amerikan dolarına olan güvendeki azalmada derinleşme yaşanmıştı.
Sonra…
Amerikan Dolarının güç kaybetmesi demek, ABD'nin kurmak istediği dünya hegemonyasının henüz bebeklik çağında ölmesi demekti.
ABD, birinci petrol krizinin baş aktörü Suudi Arabistan kraliyet ailesini, Arabistan şehirlerinin ihyası ve güvenlik garantisi koşullarıyla, petrollerini dolarla satmaya ikna etti.
Arabistan'ın petrolünü dolarla satması, diğer körfez ülkeleri ve OPEC üyelerinin de petrollerini dolarla satmalarına gidecek yolu açtı.
Artık petrol ezici bir çoğunlukla dolarla satılmaya başlanacaktı.
Petrol ihraç eden ülkelerin dolar talep etmesi, dünyadaki geriye kalan tüm ülkeleri, üretim bantlarının durmaması için ellerinde dolar tutmaya mecbur etti ve Amerikan doları, tıpkı altına dayalı olduğu zamanlardaki gibi dünya sahnesinde anahtar güç konumuna geldi.
Tüm bu olanlar, Amerikan Doları'nın küresel ticarette uzun yıllar rezerv para olarak kullanılacağı anlamına geliyordu.
O günlerde kurulan bu sistem petro-dolar sistemi olarak adlandırıldı.
Petro-dolar sistemi sayesinde dünya ticaretinde rezerv paranın Amerikan Doları olmasının, ABD'ye sağladığı çok büyük avantajlar vardır şöyle ki:
Amerikan şirketleri üretim bantlarını sürekli biçimde çevirebilmektedir.
Çünkü dünyanın hangi ülkesinde olursa olsun petrol başta olmak üzere ihtiyaç duyduğu tüm hammaddeleri sınırsız bir şekilde elde edebilmektedirler.
BAD ve Amerikan şirketleri, dünya piyasalarından dilediği şekilde borçlanabilmektedirler.
Dolar makinesinin düğmesi ellerinde olduğu için, bu aktörlerin borçlarını geri ödeyememe gibi bir endişesi yoktur.
Düne kadar Çin, Rusya, Japonya vb. ülkelerin kasalarında trilyonlarca dolar tutarında Amerikan Hazine tahvilleri vardı.
Vardı diyorum çünkü artık bu sömürü düzenine en güçlü ülkelerden çomak sokulmaya başlandı.
ABD hükümeti ve Amerikan şirketlerinin, dünya geneline borçlandıkları toplam miktar öyle devasa boyutlara ulaşmıştır ki, bu rakamların toplamını bugün hiçbir kuruluş hesaplayamamaktadır.
Ancak bilinen rakam, 40 trilyon doların aşıldığıdır.
ABD kendi iç piyasasında arttırmış olduğu para arzının oluşturduğu enflasyon yükünü, mal ithalatı yaparak ve hem tüm dünyaya yaymakta hem de yaptığı ithalat sayesinde yurtiçi mallarının fiyatını düşürmektedir.
Mantık çok basit ve işlem kolay.
Bu ise şimdiye kadar ABD içerisinde oluşan enflasyonist baskıyı azaltmakta ve Amerikan rejiminin ömrünü uzatmaktaydı.
ABD ve tetikçileri, doların dünya genelinde rezerv para olması sebebiyle diledikleri ülkenin para ve sermaye piyasalarına rahatça girebilmekte ve girdikleri ülkelerin para ve sermaye piyasalarını rahatça manipüle edebilmektedirler.
Türkiye'de gelsin diye dua edilen sıcak para meselesi de, tam olarak böyle bir şey.
Ayrıca Amerikan dolarının verdiği güçle, istedikleri şirkete kolayca ortak olup ülkelerin üretim kararlarında söz sahibi olmaktadırlar.
Türkiye'deki birçok stratejik kurumun dolar karşılığı satılması, buna bir örnek teşkil etmektedir.
ABD'nin en çok korktuğu şey, Amerikan dolarının dünya ticaretinde rezerv para olarak kullanılmasının sona ermesi ihtimalidir.
Zira Amerikan doları dünya ticaretinin rezerv parası olmazsa, ABD dilediği gibi hammadde ithalatı yapamaz, borçlanamaz, para basamaz, başka ülkelerin piyasalarına rahatça müdahale edemez.
Tüm bunlar sonucunda Amerikan hegemonyası yıkılır ve küresel dengede siyasi, ekonomik ve askeri alanlarda büyük değişimler yaşanır.
Bunu çok iyi bilen ABD, petrol üretiminde söz sahibi olan ülkelerin tehdit olarak gördüğü liderlerini öldürecek kadar, kurduğu petro-dolar sistemini kendi varlığı için kritik görmektedir.
1975'te Suudi Arabistan Kralı Faysal bin Abdülaziz, 1981'de Ekvador Devlet Başkanı Jaime Roldos, 2006'da Irak Cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin, 2011'de Libya Devlet Başkanı Muammer Kaddafi ABD'nin bu farkındalığı sonucu öldürülmüştür.
Suriye devlet başkanı Esad bile 2011 yılında, petrolünü dolar karşılığında satmama kararı aldığı için hedefe konmuştu.
Elbette ki başkaca nedenleri de olabilir ancak, asıl neden tam olarak ta budur.
ABD'nin kurduğu bu sistemin yıkılması, petro-dolar sisteminin yıkılmasına tam merkezden bağlıdır.
Geçtiğimiz yıllarda Suudi Arabistan'ın Çin ile olan ticaretinde Yuan kabul edebileceğini açıklaması, BRICS toplantılarında, üye ülkelerin kendi aralarındaki ticareti çıkaracakları ortak para birimi ile yapması hakkında bir karara varması, ABD'yi oldukça panikletmiştir.
OPEC ülkelerinin, petrollerini Amerikan doları ile satmaya bir an önce son vermeleri ve körfez ülkelerinde uygulanmakta olan, para birimlerinin ABD dolarına sabitleme uygulamalarının kaldırılması için küresel gündem çalışmaları yapılması gerekmektedir.
Son bir vurgu ile bitirelim.
Yukarıda saydığım devasa ülkelerin ve liderlerinin bugüne kadar başaramadığı dolar saltanatının sona erdirilme işini, tek bir insan yazdığı devrim niteliğinde ki modeli sayesinde başarmıştır.
Bu model, bütün dünyada yankı bulan ve milli paralarla ticaretin stratejik bir formül olması gerçeğini de içinde barındıran, Milli Ekonomi Modeli'dir.
11 uluslararası MEM kongreleri ile dünya iktisadına yeniden şekil veren bu eşsiz modelin sahibi, Prof. Dr. Haydar Baş'tır.
İşte o yüzden "Bir Türk bir dünyaya bedeldir" denilmiştir.
Şimdiye kadar bunu başarabilmek için, milyonlarca insanın kanına girdiği bilinen bir gerçek.
Amerikan tarihinin bana göre en büyük keşfi, bütün dünyanın üretimi ve kaynaklarını bedavaya transfer etmek için icat edilen dolarıdır.
250 yıllık bir geçmişi olmasına rağmen ABD'nin böylesine büyük bir güce erişmesi neyle ve nasıl izah edilebilir.
Bu mevzuyu farklı ve birazda uzun olacak yazılarımıza bırakalım.
Ancak nedir ABD'yi bu kadar güçlü kılan unsur diye merak edenler için bir kere daha altını çizerek vurgulamak isterim ki, bu güç tamamen karşılıksız basılan ve sadece itibari değeri bulunan kâğıt parçalarından başka bir şey değildir.
Ancak sadece kâğıt parçası bile olsa siz eğer bunu uluslararası ticarette belirleyici bir aktör veya sistem haline dönüştürürseniz, o takdirde dünyanın en güçlü silahı haline gelebilir ve neticede ABD doları için olan da, tam olarak budur.
Şimdi dilerseniz, biraz olsun bir fikri takip yolculuğuna çıkalım…
İlgililer için tekrar olabilir ancak, ben yine de bunu özellikle de ABD'nin İran'a yönelik saldırısı dolayısıyla çok yerinde ve anlamlı bulduğum bir analizi paylaşmak isterim.
ABD doları nasıl bu kadar etkin ve dünya piyasaları açısından egemen güç haline dönüştü bir göz atalım.
1971 yılında, Bretton Woods sisteminin çıkmaza girmesi sebebiyle, 1944 yılından beri devam eden Amerikan Doları'nın altına dönüştürülebilirliği askıya alınmış, bu sebeple uluslararası camianın Amerikan Doları'na olan güveni önemli ölçüde azalmıştır.
Ardından 1973 yılında çıkan birinci petrol krizi ve OPEC ülkelerinin de üretim kısıtlamasına katılması ile dört yıl içinde petrol fiyatları yaklaşık beş kat artmıştır.
Tabi yaşı müsait olanlar bunu hatırlayacaktır.
Petrolün, üretimin ana maddesi, uluslararası ticaretin en dinamik bileşeni olması ve petrol ticaretinin Amerikan doları ile yapılmaması sebebiyle, doların dünya ticaret sahnesinde satın alma gücü düşmüş ve Amerikan dolarına olan güvendeki azalmada derinleşme yaşanmıştı.
Sonra…
Amerikan Dolarının güç kaybetmesi demek, ABD'nin kurmak istediği dünya hegemonyasının henüz bebeklik çağında ölmesi demekti.
ABD, birinci petrol krizinin baş aktörü Suudi Arabistan kraliyet ailesini, Arabistan şehirlerinin ihyası ve güvenlik garantisi koşullarıyla, petrollerini dolarla satmaya ikna etti.
Arabistan'ın petrolünü dolarla satması, diğer körfez ülkeleri ve OPEC üyelerinin de petrollerini dolarla satmalarına gidecek yolu açtı.
Artık petrol ezici bir çoğunlukla dolarla satılmaya başlanacaktı.
Petrol ihraç eden ülkelerin dolar talep etmesi, dünyadaki geriye kalan tüm ülkeleri, üretim bantlarının durmaması için ellerinde dolar tutmaya mecbur etti ve Amerikan doları, tıpkı altına dayalı olduğu zamanlardaki gibi dünya sahnesinde anahtar güç konumuna geldi.
Tüm bu olanlar, Amerikan Doları'nın küresel ticarette uzun yıllar rezerv para olarak kullanılacağı anlamına geliyordu.
O günlerde kurulan bu sistem petro-dolar sistemi olarak adlandırıldı.
Petro-dolar sistemi sayesinde dünya ticaretinde rezerv paranın Amerikan Doları olmasının, ABD'ye sağladığı çok büyük avantajlar vardır şöyle ki:
Amerikan şirketleri üretim bantlarını sürekli biçimde çevirebilmektedir.
Çünkü dünyanın hangi ülkesinde olursa olsun petrol başta olmak üzere ihtiyaç duyduğu tüm hammaddeleri sınırsız bir şekilde elde edebilmektedirler.
BAD ve Amerikan şirketleri, dünya piyasalarından dilediği şekilde borçlanabilmektedirler.
Dolar makinesinin düğmesi ellerinde olduğu için, bu aktörlerin borçlarını geri ödeyememe gibi bir endişesi yoktur.
Düne kadar Çin, Rusya, Japonya vb. ülkelerin kasalarında trilyonlarca dolar tutarında Amerikan Hazine tahvilleri vardı.
Vardı diyorum çünkü artık bu sömürü düzenine en güçlü ülkelerden çomak sokulmaya başlandı.
ABD hükümeti ve Amerikan şirketlerinin, dünya geneline borçlandıkları toplam miktar öyle devasa boyutlara ulaşmıştır ki, bu rakamların toplamını bugün hiçbir kuruluş hesaplayamamaktadır.
Ancak bilinen rakam, 40 trilyon doların aşıldığıdır.
ABD kendi iç piyasasında arttırmış olduğu para arzının oluşturduğu enflasyon yükünü, mal ithalatı yaparak ve hem tüm dünyaya yaymakta hem de yaptığı ithalat sayesinde yurtiçi mallarının fiyatını düşürmektedir.
Mantık çok basit ve işlem kolay.
Bu ise şimdiye kadar ABD içerisinde oluşan enflasyonist baskıyı azaltmakta ve Amerikan rejiminin ömrünü uzatmaktaydı.
ABD ve tetikçileri, doların dünya genelinde rezerv para olması sebebiyle diledikleri ülkenin para ve sermaye piyasalarına rahatça girebilmekte ve girdikleri ülkelerin para ve sermaye piyasalarını rahatça manipüle edebilmektedirler.
Türkiye'de gelsin diye dua edilen sıcak para meselesi de, tam olarak böyle bir şey.
Ayrıca Amerikan dolarının verdiği güçle, istedikleri şirkete kolayca ortak olup ülkelerin üretim kararlarında söz sahibi olmaktadırlar.
Türkiye'deki birçok stratejik kurumun dolar karşılığı satılması, buna bir örnek teşkil etmektedir.
ABD'nin en çok korktuğu şey, Amerikan dolarının dünya ticaretinde rezerv para olarak kullanılmasının sona ermesi ihtimalidir.
Zira Amerikan doları dünya ticaretinin rezerv parası olmazsa, ABD dilediği gibi hammadde ithalatı yapamaz, borçlanamaz, para basamaz, başka ülkelerin piyasalarına rahatça müdahale edemez.
Tüm bunlar sonucunda Amerikan hegemonyası yıkılır ve küresel dengede siyasi, ekonomik ve askeri alanlarda büyük değişimler yaşanır.
Bunu çok iyi bilen ABD, petrol üretiminde söz sahibi olan ülkelerin tehdit olarak gördüğü liderlerini öldürecek kadar, kurduğu petro-dolar sistemini kendi varlığı için kritik görmektedir.
1975'te Suudi Arabistan Kralı Faysal bin Abdülaziz, 1981'de Ekvador Devlet Başkanı Jaime Roldos, 2006'da Irak Cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin, 2011'de Libya Devlet Başkanı Muammer Kaddafi ABD'nin bu farkındalığı sonucu öldürülmüştür.
Suriye devlet başkanı Esad bile 2011 yılında, petrolünü dolar karşılığında satmama kararı aldığı için hedefe konmuştu.
Elbette ki başkaca nedenleri de olabilir ancak, asıl neden tam olarak ta budur.
ABD'nin kurduğu bu sistemin yıkılması, petro-dolar sisteminin yıkılmasına tam merkezden bağlıdır.
Geçtiğimiz yıllarda Suudi Arabistan'ın Çin ile olan ticaretinde Yuan kabul edebileceğini açıklaması, BRICS toplantılarında, üye ülkelerin kendi aralarındaki ticareti çıkaracakları ortak para birimi ile yapması hakkında bir karara varması, ABD'yi oldukça panikletmiştir.
OPEC ülkelerinin, petrollerini Amerikan doları ile satmaya bir an önce son vermeleri ve körfez ülkelerinde uygulanmakta olan, para birimlerinin ABD dolarına sabitleme uygulamalarının kaldırılması için küresel gündem çalışmaları yapılması gerekmektedir.
Son bir vurgu ile bitirelim.
Yukarıda saydığım devasa ülkelerin ve liderlerinin bugüne kadar başaramadığı dolar saltanatının sona erdirilme işini, tek bir insan yazdığı devrim niteliğinde ki modeli sayesinde başarmıştır.
Bu model, bütün dünyada yankı bulan ve milli paralarla ticaretin stratejik bir formül olması gerçeğini de içinde barındıran, Milli Ekonomi Modeli'dir.
11 uluslararası MEM kongreleri ile dünya iktisadına yeniden şekil veren bu eşsiz modelin sahibi, Prof. Dr. Haydar Baş'tır.
İşte o yüzden "Bir Türk bir dünyaya bedeldir" denilmiştir.
Hacı Gaydan / diğer yazıları
- Petro-dolar sistemi çökerse, ABD dağılır / 05.03.2026
- ABD ve İsrail terör devletidir / 04.03.2026
- Türk yurdunda yaşayanlara TÜRK denir / 27.02.2026
- Yalancısın, alçaksın, şerefsizsin! / 20.02.2026
- Hüseyin Baş’tan küresel dünyaya tarihi mesaj / 10.02.2026
- Viyana’da Türk devrimi / 09.02.2026
- İnsanlık tarihinin en büyük iktisat modeli BTP’de / 02.02.2026
- Peygamberimizin tavsiyesi: “Türklerin dilini öğreniniz” / 28.01.2026
- 1921 Anayasası “Kürtlere özerklik tanıdı” yalanı! / 27.01.2026
- Emeklinin de, Türkiye’nin de tek bir kurtuluşu var: ‘MEM’ / 26.01.2026
- ABD ve İsrail terör devletidir / 04.03.2026
- Türk yurdunda yaşayanlara TÜRK denir / 27.02.2026
- Yalancısın, alçaksın, şerefsizsin! / 20.02.2026
- Hüseyin Baş’tan küresel dünyaya tarihi mesaj / 10.02.2026
- Viyana’da Türk devrimi / 09.02.2026
- İnsanlık tarihinin en büyük iktisat modeli BTP’de / 02.02.2026
- Peygamberimizin tavsiyesi: “Türklerin dilini öğreniniz” / 28.01.2026
- 1921 Anayasası “Kürtlere özerklik tanıdı” yalanı! / 27.01.2026
- Emeklinin de, Türkiye’nin de tek bir kurtuluşu var: ‘MEM’ / 26.01.2026



























































