2026 NATO Zirvesi, Ankara'da liderler düzeyinde kritik gündemlerle toplanmaya hazırlanıyor.
Savunma harcamaları, Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu'daki gelişmeler ve Türkiye'nin ittifak içindeki rolü, zirve öncesi en çok merak edilen başlıklar arasında yer alıyor.
Tabi bunlar işin resmi prosedür tarafı olmakla birlikte, aslında Türk milletini hiçbir şekilde ilgilendirmiyor.
NATO gelse ne olur gelmese ne olur.
NATO'ya giriş nedenimiz çoktan ortadan kalkmış olmasına rağmen, niçin halen daha bu paktayız?
Girerken de ortada bir komünizm tehdidi falan yoktu. Hepsi uyduruktan işler ve projeler.
Sovyetler Birliği ABD'yi tehdit ediyorsa, bundan bize ne!
Yok efendim bizi tehdit ediyorsa, bundan sana ne.
Bütün oyunlar, finaldeki karanlık hesaplar içindir.
Günümüz konjonktüründe NATO, insanlığın en büyük tehdit algısı ve olgusudur.
Zira sırf bu yolla tüm ülkelerin içişlerine karışma ve müdahaleye varan fiili durumlar söz konusudur.
NATO'ya dahil olan tüm ülkelerin içinde, derin devlet adıyla NATO'nun karanlık ve görünmez eli mevcuttur.
Türkiye'de de durum aynısıdır.
Bu görünmez elin ordunun içine sızmış olması, bağımsızlığımız açısından en büyük tehdittir.
Bugüne kadar ABD'de eğitim almış olan ordumuzun içindeki en üst düzeyde görev yapmış olan NATO sevici subaylar, Atatürkçü subaylarla daima gizli çatışma içinde olmuşlardır ve bugünde durum farklı değildir.
Ne diyor Emekli Korgeneral ve eski Genelkurmay İstihbarat Başkanı İsmail Hakkı Pekin Paşa; Türkiye'de geleneksel anlamda bağımsız bir "milli derin devletin" bulunmadığını, var olan derin yapıların Soğuk Savaş döneminden bu yana NATO, CIA ve yabancı istihbarat servislerinin uzantısı olduğunu söylüyor.
Biz de aynı şeyi söylüyoruz.
Atatürk Cumhuriyeti bugün her açıdan kuşatma altındadır.
Sırıtarak NATO güzellemesi yapanlar, tam bağımsız Türkiye diyenleri daima öcü olarak görmüşlerdir.
Mesela yeri gelmişken buna bir misal.
Temmuz aynın başında, Yargıtay'ca tüm partilerin son üyelik durumları ile ilgili bilgi paylaşımı yapıldı.
Bu bilgilerden anlaşıldığına göre, son altı ay içerisinde üye sayısında oransal olarak en yüksek düzeyde artış kaydeden parti, Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) olmuştur.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Temmuz 2026'da açıkladığı verilere göre, BTP son 6 aylık dönemde üye sayısını oransal olarak %263,49 artırarak tüm siyasi partiler arasında en yüksek büyümeyi gerçekleştirdi.
Partinin üye sayısı 14.450'den 52.525'e yükseldi.
Durum böyle olduğu halde bazı basın yayın organlarında Yargıtay'ın bilgi paylaşımı yer alırken, oransal olarak rekor düzeyde çıkış yakalayan BTP, üç maymunu oynayan federasyoncu medya tarafından görmezden gelindi.
İşte İsmail Hakkı Paşa da tam olarak bundan bahsediyor.
Ülkemizde varlığı tüm hücrelere kadar sızmış olan derin NATO yapılanması ve eşgüdüm içinde oldukları küresel görünmez eller, BTP gibi gerçek Atatürkçü ve tam bağımsızlıkçı partileri yok saymaktadır.
Öyle denk gelen bir gelişme oldu ki, çok enteresan.
Türkiye'de NATO zirvesine günler kalmışken, BTP'nin Afyonkarahisar'da her yıl düzenlemiş olduğu geleneksel Gençlik Kampı vardı.
Kampın ilk günü çok anlamlı bir olay gerçekleşti.
BTP lideri Hüseyin Baş, kampa giriş yapmadan önce tüm gençlerle birlikte, tarihte çok büyük anlamı bulunan Kocatepe'yi ve burada bulunan ulu önderimiz Atatürk'ün anıtını ziyaret etti.
Kocatepe, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun temeli olan Büyük Taarruz'un, 26 Ağustos 1922 tarihinde Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk tarafından bizzat başlatıldığı ve yönetildiği 1874 rakımlı stratejik bir tepedir.
Kurtuluş Savaşı'nın kaderini değiştiren bu zaferin ilk karargahı olması nedeniyle bağımsızlığımızın en büyük sembollerindendir.
Nasıl da denk gelmiş.
Bir tarafta ulus devletlerin tasfiyesini dayatan ve federalizm alıştırmalarının yapılacağı NATO zirvesi,
Diğer tarafta tam bağımsızlığı savunan kadroların Kocatepe zirvesi.
Tarihe not düşülmüştür.
Bu arada Hüseyin Baş'ın kapanış konuşmasında ki içerik zenginliği ve konulara olan yüksek hakimiyeti, oldukça dikkat çekiciydi.
"Sorun varsa, çözüm de vardır. Umutsuz olmaya gerek yoktur. Milleti yeniden ayağa kaldıracak ve lider ülke yapacak model, Milli Ekonomi Modeli'dir" diyor.
Tıpkı Mustafa Kemal Atatürk gibi.
"Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim" diyor Atatürk.
Hüseyin Baş'ın bu konuşmasını dinlerken aklıma, eşsiz önderimiz Atatürk'ün Amasya Genelgesi'nde yer alan şu ifadeleri geldi.
Mustafa Kemal Atatürk'ün 1919 yılında yayınladığı Amasya Genelgesi'nde yer alan bu tarihi ifade; "Milletin istiklalini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır" şeklindedir.
Atatürk bu sözlerle, Türk milletinin kendi geleceğini tayin etme gücüne ve bağımsızlık inancına olan sarsılmaz güvenini vurgular.
Çok kuvvetli bir Atatürkçü damar ve dip dalganın varlığı, Türkiye Cumhuriyeti devletinin bekası için olmazsa olmazdır.
İnşallah NATO zirvesinden sonra Türkiye değişmez!
Savunma harcamaları, Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu'daki gelişmeler ve Türkiye'nin ittifak içindeki rolü, zirve öncesi en çok merak edilen başlıklar arasında yer alıyor.
Tabi bunlar işin resmi prosedür tarafı olmakla birlikte, aslında Türk milletini hiçbir şekilde ilgilendirmiyor.
NATO gelse ne olur gelmese ne olur.
NATO'ya giriş nedenimiz çoktan ortadan kalkmış olmasına rağmen, niçin halen daha bu paktayız?
Girerken de ortada bir komünizm tehdidi falan yoktu. Hepsi uyduruktan işler ve projeler.
Sovyetler Birliği ABD'yi tehdit ediyorsa, bundan bize ne!
Yok efendim bizi tehdit ediyorsa, bundan sana ne.
Bütün oyunlar, finaldeki karanlık hesaplar içindir.
Günümüz konjonktüründe NATO, insanlığın en büyük tehdit algısı ve olgusudur.
Zira sırf bu yolla tüm ülkelerin içişlerine karışma ve müdahaleye varan fiili durumlar söz konusudur.
NATO'ya dahil olan tüm ülkelerin içinde, derin devlet adıyla NATO'nun karanlık ve görünmez eli mevcuttur.
Türkiye'de de durum aynısıdır.
Bu görünmez elin ordunun içine sızmış olması, bağımsızlığımız açısından en büyük tehdittir.
Bugüne kadar ABD'de eğitim almış olan ordumuzun içindeki en üst düzeyde görev yapmış olan NATO sevici subaylar, Atatürkçü subaylarla daima gizli çatışma içinde olmuşlardır ve bugünde durum farklı değildir.
Ne diyor Emekli Korgeneral ve eski Genelkurmay İstihbarat Başkanı İsmail Hakkı Pekin Paşa; Türkiye'de geleneksel anlamda bağımsız bir "milli derin devletin" bulunmadığını, var olan derin yapıların Soğuk Savaş döneminden bu yana NATO, CIA ve yabancı istihbarat servislerinin uzantısı olduğunu söylüyor.
Biz de aynı şeyi söylüyoruz.
Atatürk Cumhuriyeti bugün her açıdan kuşatma altındadır.
Sırıtarak NATO güzellemesi yapanlar, tam bağımsız Türkiye diyenleri daima öcü olarak görmüşlerdir.
Mesela yeri gelmişken buna bir misal.
Temmuz aynın başında, Yargıtay'ca tüm partilerin son üyelik durumları ile ilgili bilgi paylaşımı yapıldı.
Bu bilgilerden anlaşıldığına göre, son altı ay içerisinde üye sayısında oransal olarak en yüksek düzeyde artış kaydeden parti, Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) olmuştur.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Temmuz 2026'da açıkladığı verilere göre, BTP son 6 aylık dönemde üye sayısını oransal olarak %263,49 artırarak tüm siyasi partiler arasında en yüksek büyümeyi gerçekleştirdi.
Partinin üye sayısı 14.450'den 52.525'e yükseldi.
Durum böyle olduğu halde bazı basın yayın organlarında Yargıtay'ın bilgi paylaşımı yer alırken, oransal olarak rekor düzeyde çıkış yakalayan BTP, üç maymunu oynayan federasyoncu medya tarafından görmezden gelindi.
İşte İsmail Hakkı Paşa da tam olarak bundan bahsediyor.
Ülkemizde varlığı tüm hücrelere kadar sızmış olan derin NATO yapılanması ve eşgüdüm içinde oldukları küresel görünmez eller, BTP gibi gerçek Atatürkçü ve tam bağımsızlıkçı partileri yok saymaktadır.
Öyle denk gelen bir gelişme oldu ki, çok enteresan.
Türkiye'de NATO zirvesine günler kalmışken, BTP'nin Afyonkarahisar'da her yıl düzenlemiş olduğu geleneksel Gençlik Kampı vardı.
Kampın ilk günü çok anlamlı bir olay gerçekleşti.
BTP lideri Hüseyin Baş, kampa giriş yapmadan önce tüm gençlerle birlikte, tarihte çok büyük anlamı bulunan Kocatepe'yi ve burada bulunan ulu önderimiz Atatürk'ün anıtını ziyaret etti.
Kocatepe, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun temeli olan Büyük Taarruz'un, 26 Ağustos 1922 tarihinde Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk tarafından bizzat başlatıldığı ve yönetildiği 1874 rakımlı stratejik bir tepedir.
Kurtuluş Savaşı'nın kaderini değiştiren bu zaferin ilk karargahı olması nedeniyle bağımsızlığımızın en büyük sembollerindendir.
Nasıl da denk gelmiş.
Bir tarafta ulus devletlerin tasfiyesini dayatan ve federalizm alıştırmalarının yapılacağı NATO zirvesi,
Diğer tarafta tam bağımsızlığı savunan kadroların Kocatepe zirvesi.
Tarihe not düşülmüştür.
Bu arada Hüseyin Baş'ın kapanış konuşmasında ki içerik zenginliği ve konulara olan yüksek hakimiyeti, oldukça dikkat çekiciydi.
"Sorun varsa, çözüm de vardır. Umutsuz olmaya gerek yoktur. Milleti yeniden ayağa kaldıracak ve lider ülke yapacak model, Milli Ekonomi Modeli'dir" diyor.
Tıpkı Mustafa Kemal Atatürk gibi.
"Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim" diyor Atatürk.
Hüseyin Baş'ın bu konuşmasını dinlerken aklıma, eşsiz önderimiz Atatürk'ün Amasya Genelgesi'nde yer alan şu ifadeleri geldi.
Mustafa Kemal Atatürk'ün 1919 yılında yayınladığı Amasya Genelgesi'nde yer alan bu tarihi ifade; "Milletin istiklalini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır" şeklindedir.
Atatürk bu sözlerle, Türk milletinin kendi geleceğini tayin etme gücüne ve bağımsızlık inancına olan sarsılmaz güvenini vurgular.
Çok kuvvetli bir Atatürkçü damar ve dip dalganın varlığı, Türkiye Cumhuriyeti devletinin bekası için olmazsa olmazdır.
İnşallah NATO zirvesinden sonra Türkiye değişmez!
Hacı Gaydan / diğer yazıları
- Tam bağımsız Türkiye diyenler Kocatepe’de / 06.07.2026
- NATO Türkiye’ye mezar taşı ile geliyor! / 04.07.2026
- Türkiye’yi ABD rotasına sokan İnönü’dür / 30.06.2026
- 66 ve 42 değişirse, harita değişir / 29.06.2026
- ‘Milli Ekonomi Modeli’ uygulanmazsa Türkiye parçalanır! / 25.06.2026
- Ruhban okulu açılırsa, Lozan iptal olur! / 22.06.2026
- Merkez Bankası kime hizmet ediyor! / 18.06.2026
- ‘Cumhuriyet giderse, ne din kalır ne özgürlük’ / 17.06.2026
- Siyasetin filozofu / 16.06.2026
- Uyan Türkiye’m bölünüyorsun! / 12.06.2026
- NATO Türkiye’ye mezar taşı ile geliyor! / 04.07.2026
- Türkiye’yi ABD rotasına sokan İnönü’dür / 30.06.2026
- 66 ve 42 değişirse, harita değişir / 29.06.2026
- ‘Milli Ekonomi Modeli’ uygulanmazsa Türkiye parçalanır! / 25.06.2026
- Ruhban okulu açılırsa, Lozan iptal olur! / 22.06.2026
- Merkez Bankası kime hizmet ediyor! / 18.06.2026
- ‘Cumhuriyet giderse, ne din kalır ne özgürlük’ / 17.06.2026
- Siyasetin filozofu / 16.06.2026
- Uyan Türkiye’m bölünüyorsun! / 12.06.2026























































