logo
30 MAYIS 2026

Elvada Ya Şehri Ramazan

04.12.2001 00:00:00
Ramazan YazılarıCEMALULLAHI MÜŞAHEDE (RU'YET)Muhabbetullah marifetullahın neticesidir. Marifetin kuvvetliliği ölçüsünde muhabbetin de kuvvet kazanıp kemale ereceğini belirtmiştik. Muhabbet, marifetin neticesi olduğuna göre, marifetteki anlayış kusuru, büyüklüğü nisbetinde muhabbetin güçlülüğünü azaltacaktır. O halde, marifetteki idrak kusurlarını gidermedikçe, muhabbetullahın takviyesi mümkün olamaz. Başka bir ifade ile; marifetteki anlayış kusurları giderildiği derecede muhabbetullah takviye edilmiş ve kökleşmiş olur.

İnsanlar, marifetlerindeki farklılık nisbetinde muhabbette de farklı olurlar.

"Bilmiş ol ki; insanlar, imanın aslında müşterek oldukları gibi, sevginin aslında da müşterektirler. Fakat, Allah'ı marifette ve dünya sevgisinde farklıdırlar. Zira; şeyler arasındaki ayrılık, sebepler arasındaki ayrılıktandır. İnsanların çoğunluğu, Allah-ü Teala hakkında, ancak duydukları bazı sıfat ve isimleri bilirler; onları öğrenir ve ezberlerler. Bazıları, Allah-ü Teala'nın münezzeh olduğu birtakım manaları bunlardan çıkarır. Bazıları ise, hakikatlerini anlayamamakla beraber fasid manalar da düşünmez, olduğu gibi iman ettik der ve amel ile meşgul olurlar. Bunlar, Ashab-ı Yemîn'in selametle erenleridir. Fasid manalar tahayyül edenler ise, sapıklar; hakikatleri olduğu gibi bilenler ise, mukarreblerdir. Bu üç sınıfın halini Allah-ü Teala: "Eğer ölen o kişi gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cennetindendir (Vakı'a: 88-89) ayetleri ile beyan buyurmuştur." 1. Kainat, bütün varlıkları ile Allah-ü Teala'nın sanatıdır. Avam kısmı bunu böyle bilir ve buna inanarak Allah'ı sever. Fakat basiret sahibi, Allah-ü Teala'nın bu sanatının ince teferruatına vakıf olur. Bir sivrisinekte akıllara durgunluk verecek incelikleri görür de bu sebeple sevgisi kat kaz fazlalaşır. Allah-ü Teala'nın sanatının inceliklerini bildiği nisbette sevgisi de çoğalmış olur. Allah-ü Teala'nın sanatının inceliğini bilmek, sahili bulunmayan bir deryaya dalmaktır. Bunun için marifet erbabının sevgisi, ayrı ayrıdır. Fazla bilen, fazla sever. "Sevginin ihtilafı da, sevginin azalıp çoğalmasına vesiledir. Mesela, Allah-ü Teala'yı zatı için değil de, inam ettiği nimetlerden dolayı seven kimse, ihsanındaki değişiklik sebebiyle sevgisi de değişir. Mesela, bolluk ve refahtaki sevgisi ile darlık ve bela anındaki sevgisi bir olmaz. Fakat kemal, cemal, ululuk ve azamet bakımından sevgiye layık olan ancak Allah'tır, diyerek sevenlerin sevgilerinde değişiklik olmaz. İhsan etse de sever, etmese de sever."

"Sevgideki ayrılık da, ahiretteki saadet farklarına sebep olur. Bunun için Allah-ü Teala: "Doğrusu ahirette daha büyük dereceler ve daha büyük üstünlükler vardır" (İsra: 21) buyurmuştur" 2.

Matlup olan, muhabbetin kemal derecesi olduğuna göre, bu kemali zayıflatan marifet kusurlarını bilmek, bu kusurları gidermek her hak yolcusunun tabiî ve zaruri vazifesidir. Bir mevcut, ancak iki sebeple idrak edilemez:

Birincisi, o mevcudun çok gizli olması, idrak ve müşahede sahasına girmemesi; ikincisi, çok aşikar ve açık olup idrak ve müşahede şartlarına indirgenememesidir. Cenab-ı Hak, zatıyla çok gizli; idraklerin fevkinde olduğu gibi, eserleri ve delilleriyle çok açık olup müşahede şartlarının fevkindedir. Her iki halde Cenab-ı Hakk'ın idrak edilemeyişi ilmî bir gerçek olduğu gibi, aynı zamanda bu durum imtihan sırrının da tabiî gereğidir. Zatıyla batın olan Cenab-ı Hak, idrak seviyesinden çok yüce olduğu için O'nu anlamak ve bilmekte, biz insanlar için tek geçerli yol; O'nu delilleri ve eserleriyle beraber tanımaktır. Bu yönüyle O, çok açıktır. Fakat, bu sahada Cenab-ı Hak, zuhurunun şiddetinden kendini perdelemiştir. O, zuhurunun şiddetinden dolayı perdelenmiş, insanlar bu sebeple idrak zaafiyetine düşmüşlerdir. Nasıl ki yarasanın gözleri güneş ziyasının şiddetinden kör olur, göremez ise, varlığı çok açık delilleri pek fazla olan Cenab-ı Hak da, insanlardan bu şekilde perdelenir. Varlıklar arasında idrak edilip hissedilen ve düşünülen, hazır olan ve olmayan herşey, O'nun varlığının şahit ve delili olduğu için, akıllar onu anlayıp bilmekte hayrete düşmüşlerdir. Bunun gibi bizim akıllarımız zayıf, Allah'ın cemali ise son derece parlak olduğu için, yarasa kuşu gibi O'nu göremiyoruz. Nurunun parlaklığı ile beraber göz ve basiretlerden saklanan Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim"3.

Cenab-ı Hakk'ı marifetteki kusurun bir sebebi de, O'nun misli ve benzerinin olmamasındandır. Çünkü herşey, zıddı ile idrak edilir. Karanlık olmadan aydınlığın değeri ve varlığı bilinemezdi. "Güneşin ışığından daha açık birşey yoktur. Böyle iken o zıddıyla biliniyor"4.

O'nun kudret ve iradesi her an mahlukatın üzerindedir. Farz-ı muhal; bir an için bu kudret ve iradenin çekildiğini varsaymak bütün mahlukatın helaki demektir. Tedbir ve iradesiyle O'nun ayakta tuttuğu kainatı, her an zaafa mübtela insan aklı, tabiî görüyor; mahlukatı ayakta tutan kudret ve iradeyi hakkıyla takdir edemiyor.

devam edecek...

Eski İstanbul Ramazanlar'ıRamazan-ı şerif gelmeden evvel hazırlık başlar. Haremde, selâmlıkla kilerler iftar yiyecekleriyle tıkabasa doldurulur. Kırk çeşit reçel kavanozu raflara dizilir; suçuk, pastırma ve peynir çeşitlerinin en nefisleri, okka okka güllaç desteleri yerlerine yerleştirilir. Konağın kiler ve mutfağında çalışanların yanına birkaç yamak ilâve edilir.

Ramazan arifesinde, İstanbul'un yüksek yerlerinde ve minare şerefelerinde Ramazan ayının incecik hilâlini gözetlerler. Gözcüler gurubdan sonra ufukta hilâli (yeniayı) görür görmez Şeyhülislâm kapısına koşuşurlar. Rüyeti hilâlin (yeniayın görüldüğünün) tesbiti için İstanbul kadısının huzuruna dolarlar. Bu cemaatin içinden iki kişiden biri borçlu, diğeri alacaklı imiş gibi bir dava icat ederek kadıya arz ve ikrar ederler.

Alacaklı- Efendim, bu adam geçen sene benden ... kuruş ödünç almıştı. Şöyle ki gelecek Ramazanı Şerif hilâlinin rüyeti akabinde edâ ederim dedi.

Kadı (Borçluya)- Bu adamın ikrar eylediği veçhile borcunu ödemeyi taahhüt ettin mi?

Borçlu- Evet efendim. Şu ana kadar borcumu Ramazan hilâli görüldüğü anda edâ edeceğim, fakat hilâli Ramazan'ın görüldüğünü isbat etsin borcumu vereyim, deyince;

Kadı alacaklıya:

-Ramazanı Şerif hilâli görüldüğünü isbat et! der.

Alacaklı- İsbat ederim, şahitlerim var.

Kadı- Getir şahitlerini... deyince hilâli görenler Kadı'nın huzuruna girip gördüklerine şahadet edince böylece Ramazan ispat edilmiş olurdu. Ramazan'ı ispat edenlere para verilir, her tarafta davullar çalınarak, minareler donanarak Ramazan ilân edilirdi. Büyük küçük, kadın erkek, çoluk çocuk neşe ve heyecan içinde birbirini tebrik eder, eller öpülerek, kucaklaşarak evler, sokaklar sevinç sesleriyle dolar, çoluk çocuk davulların peşinde sokak sokak neşe içinde haykırarak dolaşırlardı.

Zenginlerin, vükelânın otuz kırk odalı o mükellef yalılarının, köşklerinin, kış ise İstanbul'daki konaklarının harem selâmlık kapıları iftara yakın ardına kadar açılır. Kadın ve erkek davetli davetsiz, zengini fukarası iftara gelir, hürmetle karşılanırlardı. Dairesine göre haremde selâmlıkta bütün Ramazan'da bazı zengin konaklarında her akşam kırk elli hatta yüze yakın sofra kurulurdu. Ahbap ve akraba arasında, davetsiz ve ilk hafta içinde büyüklere iftara gitmek bir nezaket ve hürmet sayılırdı.

Bu sınıf arasında birbirlerine iftara gidenlere "diş kirası" adıyla kıymetli hediyeler vermek bir tür gönül almak sayılırdı.

İftara gelen fukaraya ise haline göre bir miktar para "diş kirası" olarak verilirdi.

Zenginler dinî ve insanî geleneği böyle fütüvvetkârlıklarla ifa ederken fakir olanlar bile bir tas çorbasıyla bir kap yemeğini komşusuna ikram etmekten sonsuz bir zevk duyardı.

Musahipzade Celal/Eski İstanbul Yaşayışı

Fıkıh KöşesiOrucun keffaretiOruç keffareti, Ramazan'da bir özür bulunmaksızın belli şartlar içinde orucunu bozan bir mükellefin, Müslüman veya gayr-i müslim bir köle veya cariye azad etmesidir. Buna gücü yetmiyorsa, arka arkaya kesinti yapmaksızın iki ay oruç tutar. Buna da gücü yetmezse altmış fakire (sabah-akşam) yemek yedirir.

Oruç keffareti böyle yemek yedirmekle olabileceği gibi, yiyeceği aynen verip temlik etmekle de olur.

Yemek, aç olan büluğa ermiş veya yaklaşmış altmış fakiri sabah akşam doyuracak kadar yedirmektir.

Eğer yüz yirmi fakire yalnız bir vakit yemek yedirilirse, bu ancak altmış fakire yedirilmiş sayılır. Bunlardan altmış fakire tekrar sabah veya akşam yemek yedirmek gerekir. Böyle altmış fakire bir defa yemek yedirildikten sonra dağılıp gitseler, ya gelip hazır olmalarını beklemeli, ya da tekrar altmış fakiri sabah-akşam doyurmalıdır.

Oruç keffaretinin eşya verilip temlik yolu ile yapılmasına gelince, altmış fakirden her birine beş yüz yirmi dirhem (yarım sa') buğday veya bin kırk dirhem (bir sa') arpa veya hurma veya kuru üzüm verilir. Bu, tam bir fitre sadakası mikdarıdır. Bunların kıymetini vermek de caizdir. Oruç keffaretinin iyi hal sahibi olan fakirlere verilmesi daha faziletlidir. Oruç keffareti, oruç tutmak suretiyle olunca, bunda kesintisiz arka arkaya tutmak şarttır. Onun için bu oruca başlayan kimse, ara vermeden iki ay oruç tutar. Eğer daha iki ay dolmadan herhangi bir sebeple orucunu bozarsa, yeniden iki ay oruç tutmaya başlar. Bundan kadınların lohusa halleri değil de, âdet halleri müstesnadır. Geçirecekleri âdet günleri kesinti sayılmaz. Çünkü bu halde kurtulmak kadınlar için mümkün olmayacak derecede zordur. Ramazan orucunun veya muayyen bayram günlerinin araya girmesi de, keffaretin arka arkaya olmasına engeldir.

Keffaret hususunda, keffaret ödeyecek kimsenin ödeme zamanındaki haline bakılır. Buna göre, bir keffaret ödeyicisi, keffaretin gerektiği zamanda zengin iken, bunu ödeyeceği zaman fakir düşmüşse, keffaretini oruç tutmakla yerine getirir. Fakat daha orucunu bitirmeden tekrar zenginleşip köle azad etmeye güç kazansa, köle azad etmek suretiyle keffareti yerine getirmesi gerekir.

Keffaret orucuna, kamerî aylardan birinin başlangıcından başlanırsa, ayın ilk günü esas alınır. Böylece tam iki ayın geçmesiyle oruç keffareti tamamlanmış olur. Fakat ayın başında oruca başlanmazsa, birinci ay üçüncü aydan tamamlanarak otuz gün hesab edilir. İkinci ay ise, ayın başı alınarak oruca devam edilir. Bu, iki İmama göredir. İmam Azam'a göre, bu takdirde tam altmış gün oruç tutmak gerekir, ay başına bakılmaz.

Ömer Nasuhi Bilmen / Büyük İslam İlmihali

LâtifelerOsmanlının yüce vezirlerinden biri, zamanın âlimlerinden birisi ile karşılıklı latîfeler söyleşip, vakit vakit de şakalaşırlardı. Anadolu'da âdettir ve tatlı yemek sünnettir; bir Ramazan gecesi nimet sofrası kalkmış baklava yerlerdi.

Vezir, bir kaşık yoğurt alıp dânişmende hürmet ve köylülüğüne kinâye ile önündeki baklavanın üzerine döker. Dânişmend, önce yoğurdu över, sonra baklavanın balının azlığına işaretle:

-Sultanım der, tat vermeyecek olduktan sonra yoğurdu niye koyuyorsun ki?..

Şiir

Ehl-i ilm ile hoş durur kelimât

Her ne denlü olursa kart mizâc

Kartlık tab'ı gerçi âdemde

Bir maruzdur ki yokdur ana ilâc

Lîk ilm ile zulmet-i cehli

Mahv idüp oldılar cihâna râc

(Her ne kadar katı yaratılışlılık olsa da ilim sâhibi ile lakırdı hoştur.

Gerçi katı yaratılışlılık 'anlayışsızlık' insanda ilacı olmayan bir hastalıktır.

Onlar ilimle, cehlin karanlığını mahvedip cihâna ışık 'kandil' oldular.)

Lamiizâde Abdullah Çelebi

Gönül DostlarıMevlânâ Hâlid-i BağdâdîTasavvuf yolundan tard olunan Abdülvehhâb es-Sûsî yaptıklarına pişman olup bir gün Mevlânâ Hâlid Hazretlerinin talebelerinden olan Şeyh Yahyâ Hazretlerine gelerek elini öptü ve affedilmesi için vâsıta olmasını istedi. Şeyh Yahyâ, Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî'nin huzuruna geldi ve Abdülvehhâb'ın affını diledi. Mevlânâ Hâlid hazretleri buyurdular ki: "Bu iş benim elimde olsa affederdim. Fakat Nakşibendiyye silsilesinin sâdâtı (efendileri) onu tarîkat kapısından kovmuşlardır. Şâyet Abdülvehhâb sakalını traş eder, yüzünü siyaha boyayıp bir merkebe ters bir şekilde biner, sokaklarda gezer, kendini teşhir ederse, o zaman belki şeyhlerin rûhâniyeti onu affeder." Bunun üzerine Şeyh Yahyâ; "Üstâdım! Abdülvehhâb nefsine böyle bir iş yükleyemez. İzin veriniz de onun yerine bu işi ben yapayım, Abdülvehâb affolunsun. Ben kendimi Müslümanların hayrı için fedâ ederim" dedi. Onun bu sözlerini dinleyen Mevlânâ Hâlid Hazretleri ağlayarak Şeyh Yahyâ ile kucaklaştı. Şeyh Yahyâ dönüp Abdülvehhâb'ın yanına gitti ve dedi ki: "Sen kendinden başka kimseyi kınama, ancak ve sâdece kendini kınayabilirsin." Zaten kötü niyetliliği kendine huy edinmiş olan Abdülvehhâb es-Sûsî, Medîne-i Münevvreye giderek Mevlânâ Hâlid Hazretlerinin aleyhinde küfre vardıracak iftirâlar ve sözler sarf etti.

Şam fetvâ emini İbn-i Âbidin Hazretleri Mevlânâ Hâlid Hazretlerinin sevdiklerindendi. Mevlânâ Hâlid Efendimize iftira eden azgınlara ve onlara inananlara bir reddiye risâlesi yazdı. Bu risâleye de Sell-ül-Hüsâmü'l-hindî li-Nusreti Mevlânâ Şeyh Hâlid Nakşibendî ismini verdi. Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî Hazretleri Şam'da bulunduğu sırada, onun büyüklüğünü çekemeyenler, Osmanlı Padişahı Sultan İkinci Mahmûd'a; "Asker ve silâh topluyor, güçlenip devletinize baş kaldırmak istiyor. Ülkeni ondan koruyasın" diye şikayette bulundular. Sultan İkinci Mahmûd Han hemen büyük âlim Şeyhülislâm Mekkîzade Mustafa Âsım Efendiyi huzûruna çağırdı. Durumu kendisiyle görüştü. Mustafa Âsım Efendi; "Ey mü'minlerin emiri! Allah-ü Teala Kur'an-ı Kerimin Hucûrat Sûresi 6. ayetinde meâlen; "Size fâsığın biri haber getirirse onu iyice araştırın" buyuruyor. Görüşüm odur ki, onun hâlini araştırıp açığa çıkarabilecek güvenilir iki kişiyi bulup yollayınız. Hiç sezdirmeden gitsinler, araştırmalarını yapıp dönsünler." Bunun üzerine Sultan Mahmûd Han iki kimseye derviş elbisesi giydirip araştırmak için Şam'a gönderdi. Derviş kıyâfetiyle giden kimseler gizlice araştırmaya başladılar. Allah-ü Teala bu kimselerin gelişini Mevlânâ Hâlid Hazretlerine mânevi olarak bildirdi. Kalbine, kendisine gelen iki misafire ikrâmda bulunması ilhâm olundu. Derviş kıyafetindeki bu kimseleri bulduran Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî Hazretleri onları yemeğe davet etti. Yemek hazırlanıncaya kadar da kendi durumunu açıkladı. Kendi evini oda oda onlara gezdirdi. Bu odalarda ev eşyâsı dışında hiçbir şey bulamadılar. Bu hâlin Mevlânâ Hâlid Hazretlerinin kerâmeti olduğunu anlayan o kimseler, saygı ve hürmetle ayaklarına kapandılar. Artık gizleyecek bir şey yoktu. Olan her şeyi açıkladılar. Ona talebe olup tasavvuf yoluna girdiler. Huzûrunda kalıp İstanbul'a dönmek istemediler. Fakat Mevlânâ Hâlid Hazretleri; "Olmaz. En uygunu İstanbul'a dönmenizdir. Hazret-i Sultana durumu anlatırsınız. Verilen görevi tam yerine getirmiş olursunuz. Ancak bundan sonra isteyen buraya döner, isteyen de orada kalır. Bundan sonrası için artık bir günâh yoktur" buyurdu.

Vazifeli iki kişi Sultan İkinci Muhmûd Hana dönüp şikâyetlerin asılsız olduğunu bildirdiler. Sultan da aldığı bu haber üzerine Allah-ü Teala'ya hamd etti. Şeyhülislâma da bu teklifinden dolayı teşekkür etti. İki kişiden birini Mevlânâ Hâlid Hazretlerinin hizmetine yolladı. O kimse Şam'a gidip senelerce Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî'nin hizmetinde bulundu ve orada vefat edip türbesinin yanına defnedildi.

Ramazan SofrasıÇİKOLATALI TATLI

( 4 Kişilik)

Malzeme : 600 gr. pandispanya, 120 gr. beyaz çikolata, 40 gr. tozşeker, 11 ad. yumurta sarısı, 55 gr. Toz vanilya, 48 gr. süt kreması, dekor için, ahududu sos, portakal dilimi, nane.

Tarif : Pandispanya pasta kalıbının altına ve etrafına konur. Beyaz çikolata eritilir. Yumurta sarısı ve toz şeker mikserde çırpılır. Koyu bir kıvama gelince beyaz çikolata ve vanilya katılıp, beraber karıştırılarak pasta kalıbına dökülür. Üstü düzeltilip, derin dondurucuda soğutulur. Servis yapılırken ahududu sos ve portakal dilimi, nane ile dekore edilir.Afiyet Olsun

Hasankeyf'in yeni hali bayramda ziyaretçi akınına uğradı


 
Batman'ın tarihi Hasankeyf ilçesi, Kurban Bayramı tatilinde ülkenin farklı illerinden gelen ziyaretçileri ağırlıyor.
 

30.05.2026 12:42:00
AA
 Hasankeyf'in yeni hali bayramda ziyaretçi akınına uğradı
 Hasankeyf'in yeni hali bayramda ziyaretçi akınına uğradı
Birçok medeniyetin izlerini taşıyan Hasankeyf, 9 günlük bayram tatilinde de ziyaretçilerin ilgi odağı oluyor. İlçeyi ziyaret edenler, Ilısu Barajı nedeniyle orijinal yerlerinden taşınan İmam Abdullah Türbesi, Zeynel Bey Türbesi, Artuklu Hamamı, Hasankeyf Kalesi, Hasankeyf Müzesi ve Er-Rızk Camisi gibi tarihi yerleri ziyaret ediyor.
Ziyaretçiler, ​Ilısu Baraj Gölü'nde katıldıkları tekne turlarıyla kanyonları ve Hasankeyf Kalesi'ni görme imkanı buluyor.







İnsanları çok cana yakın ve misafirperver

Kocaeli'nden gelen Rıdvan Yıldırım, Hasankeyf'te tarihi eserleri gördüğünü belirterek, "Çok turistik bölge, çok güzel. Turistik alanı da çok fazla. Memnun kaldık ve çok keyif aldık. İnsanları çok cana yakın ve misafirperver" dedi.







Mardin'in Midyat ilçesinden gelen Hilvan Konak da fırsat buldukça Hasankeyf'e gezmeye geldiğini söyledi.
İlçenin görülmeye değer olduğunu dile getiren Konak, "Bayram tatilinde fırsat bulup tekrar geldik. Tekneye bindik, müzeye gittik" diye konuştu.







Buranın doğası, tarihi çok başka

Tuğba Çiçek ise Hasankeyf'in beklentilerini fazlasıyla karşıladığını anlatarak, kardeşiyle birlikte çıktıkları GAP turu kapsamında ilçeye geldiklerini bildirdi.
Çiçek, "Kütahya'dan geldik. Heyecanlıyız. Doğasıyla, kültürüyle çok güzel bir şehir. Çok beğendik. Diyarbakır'ı da gezdik. Diyarbakır da çok güzeldi. Daha sonra Mardin'e gideceğiz. Buranın doğası, tarihi çok başka" ifadelerini kullandı.







İlçede 40 yıldır esnaflık yapan Cemil Uluk de ziyaretçi yoğunluğundan memnun kaldıklarını dile getirdi. Uluk, "Büyük bir hareketlik var. Esnaf olarak mutluyuz. Herkesi ilçeye bekliyoruz. Misafirlerimizi ağırlayıp memnun gönderiyoruz" dedi.

Tatilcilerin dönüşü sürüyor: Bolu geçişinde uzun araç kuyrukları

TEM Otoyolu ve D-100 kara yolunun Bolu geçişinde Kurban Bayramı'nın 4'üncü gününde sabahın erken saatlerinde uzun araç kuyrukları oluştu. Trafiği zaman zaman durma noktasına geldiği Bolu geçişinde oluşan trafik yoğunluğu havadan görüntülendi

30.05.2026 12:01:00
İHA
Tatilcilerin dönüşü sürüyor: Bolu geçişinde uzun araç kuyrukları
Tatilcilerin dönüşü sürüyor: Bolu geçişinde uzun araç kuyrukları
Pazar günü sona erecek olan 9 günlük bayram tatilinin 8'nci, bayramın ise 4'üncü gününde dönüş için yola koyulan sürücüler, Bolu geçişinde yoğunluğunu sürdürüyor.






Özellikle TEM Otoyolu ve D-100 kara yolunun Bolu geçişinde İstanbul istikametine doğru araç trafiği sabah saatlerinde yer yer durma noktasına geldi. 






Tatilcilerin dönüş yolunda kullandığı güzergahlardan olan Köroğlu Rampaları mevkisinde kilometrelerce araç kuyruğu oluştu. Sürücüler, yavaş ilerleyen trafik nedeniyle zor anlar yaşadı.








Ağır vasıtalara geçiş yok

Öte yandan, dönüş yolculuğunda yaşanabilecek olumsuzlukların ve trafik sıkışıklığının en aza indirilmesi amacıyla Bolu Valiliği tarafından yeni bir tedbir kararı alındı. 






Alınan karara göre; Valilikten yapılan açıklamaya göre; Bu kapsamda bugün saat 13.00'den itibaren 1 Haziran Pazartesi günü saat 01.00'e kadar, kamyon, çekici ve tanker cinsi araçların İstanbul istikametine geçilerine izin verilmeyecek.













Artvin'de dere taştı: 5 köyün ulaşımını sağlayan yol hasar gördü

Borçka ilçesinde etkili olan sağanak yağış hayatı olumsuz etkiledi. Yağışların ardından debisi yükselen Camili köyü deresi taşarak çevrede hasara neden oldu

30.05.2026 11:38:00
İHA
Artvin'de dere taştı: 5 köyün ulaşımını sağlayan yol hasar gördü
Artvin'de dere taştı: 5 köyün ulaşımını sağlayan yol hasar gördü
Artvin'in Borçka ilçesinde etkili olan sağanak yağış nedeniyle Camili köyü deresi taştı. Taşkın sonucu beş köyün ulaşımını sağlayan kara yolunda hasar meydana gelirken, yol güvenlik amacıyla ulaşıma kapatıldı.






Taşkın sırasında dere üzerinde bulunan ve bölgedeki beş köyün ulaşımını sağlayan kara yolunun bir bölümünde çökme ve hasar meydana geldi. Yol üzerindeki köprünün korkuluklarının bir kısmı da sel sularına kapılarak yıkıldı.








İhbar üzerine bölgeye sevk edilen ekipler, bölgede güvenlik önlemleri alarak yolu ulaşıma kapattı. Yetkililer, su seviyesinin normale dönmesinin ardından yapılacak teknik incelemeler sonrasında yolun onarılarak yeniden ulaşıma açılacağını belirtti.













Adıyaman'daki feci kazada bilanço ağırlaşıyor


 
Adıyaman'da iki otomobilin çarpıştığı kazada ölü sayısı 4'e çıktı.
 

30.05.2026 09:47:00
AA
Adıyaman'daki feci kazada bilanço ağırlaşıyor
Adıyaman'daki feci kazada bilanço ağırlaşıyor

Adıyaman'ın Gölbaşı ilçesinde 29 Mayıs'ta iki otomobilin çarpışması sonucu yaşamını yitirenlerin sayısı 4'e yükseldi.
Kahramanmaraş-Adıyaman kara yolu Belören kasabası yol ayrımında meydana gelen kazada ağır yaralanan kardeşlerden 8 yaşındaki Eymen Mirza C, sevk edildiği Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ndeki müdahaleye rağmen kurtarılamadı.


29 Mayıs'ta Veysel C. (45) idaresindeki 55 AV 926 plakalı otomobil, Kahramanmaraş-Adıyaman kara yolu Belören kasabası yol ayrımında Serkan S'nin (27) kullandığı 01 AID 574 plakalı otomobille çarpışmış, kazada yaralanan sürücüler ile Aysel C. (39), Muhammed Burak C. (14), Emir Mirza C. (12), Eymen Mirza C. (8), Deniz Yaren C. (1) ve Buse K. (24) ambulanslarla Adıyaman ve Kahramanmaraş'taki hastanelere kaldırılmış, yaralılardan Aysel C. ile çocukları Muhammed Burak C. ve Deniz Yaren C. hayatını kaybetmişti.​​​​​​​​​​​​​​

Muazzez Ersoy'dan Antalya'da görkemli konser


 
 
Türk Sanat Müziği sanatçısı Muazzez Ersoy, Antalya'nın Manavgat ilçesinde bir otelde konser verdi.

30.05.2026 01:11:00
AA
 Muazzez Ersoy'dan Antalya'da görkemli konser
 Muazzez Ersoy'dan Antalya'da görkemli konser

Türk Sanat Müziği sanatçısı Muazzez Ersoy, Antalya'nın Manavgat ilçesinde bir otelde konser verdi.

Side'deki bir otelde düzenlenen konserde Ersoy, sevilen şarkılarını seslendirdi, istek parçaları da repertuvarına ekleyerek izleyicilere keyifli bir gece yaşattı.

Ersoy'un şarkılarına oteli dolduran tatilciler de eşlik etti. Sanatçı, bazı şarkılarını seyircilerin arasında seslendirdi.
Otel sahibi, Manavgat Side Otelciler Birliği Başkanı Zafer Süral, Ersoy'a çiçek takdim etti.

Gençlerde obezite arttı, insülin direnci yaygınlaştı!


 
Modern yaşam tarzının etkisiyle insülin direnci artık küresel bir sağlık sorunu haline geldi. Dünya genelinde erişkinlerin yaklaşık yüzde 25-35’inde insülin direnci olduğu tahmin ediliyor. Kesin tanı verileri değişiklik göstermekle birlikte ülkemizde de yaklaşık her 3 kişiden 1’inin insülin direnci veya prediyabet, bir başka deyişle ileride tip 2 diyabet gelişme riskini gösteren metabolik bir tablo sürecinde olduğu düşünülüyor.

30.05.2026 01:04:00
MURAT ÇORBACI
  Gençlerde obezite arttı, insülin direnci yaygınlaştı!
  Gençlerde obezite arttı, insülin direnci yaygınlaştı!

Çağımızın önemli bir problemi olan insülin direnci artık yalnızca ileri yaşlarda değil; 20'li yaş grubunda, ergenlik döneminde, hatta çocukluk çağında da giderek daha sık görülüyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Belgin Küçükkaya, erken yaşta başlayan insülin direncinin ilerleyen yıllarda ciddi hastalıklara zemin hazırladığına dikkat çekerek, "İnsülin direnci ne kadar erken başlarsa; tip 2 diyabet, hipertansiyon ve kalp-damar hastalıklarının ortaya çıkma yaşı da o kadar erkene kaymaktadır. Ayrıca uzun süreli metabolik yük, organ hasarını da hızlandırmaktadır. Bu nedenle, insülin direncini önlemek için çocukluk ile ergenlik döneminde sağlıklı beslenmek ve aktif bir yaşam sürmek son derece önemlidir" dedi.

Hücre içi sinyal iletimi bozulunca…

İnsülin direncinin oluşumundaki temel mekanizma, hücre içi sinyal iletimindeki bozulma olarak açıklanıyor. Normalde pankreasın ürettiği insülin hormonu, kandaki şekeri (glikoz) hücrelerin içine taşıyarak enerji olarak kullanılmasını sağlıyor. Ancak özellikle karın çevresindeki yağ dokusunun artmasıyla gelişen inflamasyon, serbest yağ asitleri ve bazı hormonlar, insülinin hücreler üzerindeki etkisini azaltıyor. Bu durum pankreasın daha fazla insülin üretmesine yol açıyor. Ancak artan insüline rağmen kas, yağ ve karaciğer hücreleri bu hormona yeterince cevap veremiyor. Sonuç olarak kandaki şeker hücrelere taşınamıyor. Pankreas sürekli daha fazla insülin üretse de etkili sonuç alınamıyor ve bu durum zamanla kan şekerinin normalden yüksek seyretmesine neden oluyor.

Gençlerde en önemli nedenlerine dikkat!

Günümüzde insülin direncinin en önemli risk faktörleri arasında fiziksel hareketsizlik, hatalı beslenme (yüksek kalorili ve rafine karbonhidrat ağırlıklı gıdalar) genetik yatkınlık, uyku düzensizliği ve stres yer alıyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Belgin Küçükkaya, insülin direncinin gençlerde görülen artışın temel nedenlerini şöyle sıraladı: "Fast-food tüketiminin yaygınlaşması, özellikle paketli gıdalar ve kolalı içeceklerin tüketilmesi, ekran başında geçirilen sürenin artması ve fiziksel aktivitenin azalması gençlerde oluşan insülin direncinin en önemli sebeplerini oluşturmaktadır. Bu etkenler doğrudan metabolik sistemi etkilemelerinin yanı sıra karın bölgesinde yağlanmaya yol açmaktadırlar. Karın bölgesindeki yağlar insülinin etkisini bozan hormonlar ve inflamatuar maddeler salgılamaktadır. Ayrıca araştırmalar, çocukluk çağı obezitesindeki artışa paralel olarak gençlerde insülin direncinin daha sık görüldüğünü göstermektedir."

Bel çevresinde yağlanma varsa, zaman kaybetmeyin!

İnsülin direnci çoğu zaman sinsi ilerliyor ve uzun süre fark edilmeyebiliyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Belgin Küçükkaya, insülin direnci belirti verdiğinde ise gelişen sorunları şöyle sıraladı: "En yaygın belirtiler; yemek sonrası uyku hali ve halsizlik, tatlı krizleri, karın bölgesinde yağlanma ile kilo vermede zorlanmadır. Yorgunluk ve dikkat azalması da insülin direncine bağlı gelişebilmektedir." Dr. Belgin Küçükkaya, ancak bu belirtilerin sıklıkla göz ardı edildiği için insülin direncine çoğunlukla geç tanı konulduğunu vurguluyor.  Oysa erken dönemde yapılacak yaşam tarzı değişikliğiyle insülin direnci büyük ölçüde geriletilebiliyor. Bu sayede diyabet ve kalp hastalıkları gibi ciddi komplikasyonların önüne geçmek  mümkün olabiliyor. Dr. Belgin Küçükkaya, erken tanı için özellikle ailede diyabet öyküsü ve bel çevresinde yağlanma artışı varsa zaman kaybetmeden hekime başvurulması gerektiği uyarısında bulunuyor.

Tedavide ilk basamak: Yaşam tarzı değişikliği

İnsülin direncinin tedavisinde amaç, insülin duyarlılığını artırmak ve metabolik dengeyi sağlamak. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Belgin Küçükkaya, tedavi sürecinde yaşam tarzı değişikliğinin ön plana çıktığını belirterek, şu bilgileri paylaştı: "İnsülin direncinde  en etkili yaklaşım, beslenme ve fiziksel aktivite değişikliğidir. Glisemik indeksi düşük beslenmek, şekerli içeceklerden kaçınmak, haftada en az 150 dakika egzersiz yapmak ve yeterli süre uyumak, insülin direncinin kontrol altına alınmasında kritik rol oynamaktadır. Stres yönetimi de tedaviyi desteklemektedir. Gerekli durumlarda ilaç tedavisine başvurulmaktadır."

İnsülin direncine karşı 6 önemli kural!

• Haftada en az 150 dakika düzenli fiziksel aktivitede bulunmak
Dengeli ve düşük glisemik indeksli beslenmek
• Şekerli içeceklerden uzak durmak
Paketli ve işlenmiş gıda tüketimini azaltmak. En önemli madde bu!
• Sağlıklı kiloyu korumak
Yeterli uyumak ve stres yönetimine dikkat etmek

Marmaris'te gezi teknesi battı

Marmaris Körfezi'nde tura çıkan "Big Boss" isimli gezinti teknesi, Cennet Adası açıklarındaki Akvaryum Koyu' nda battı. İhbar üzerine bölgeye sahil güvenlik ekipleri sevk edildi

29.05.2026 18:00:00
İHA
Marmaris'te gezi teknesi battı
Marmaris'te gezi teknesi battı
Muğla'nın Marmaris ilçesinde Akvaryum Koyu'nda batan gezi teknesindeki 110 yolcu, çevredeki teknelerin müdahalesiyle kurtarılırken, olayda can kaybı ve yaralanma yaşanmadı.

Olay, Marmaris ilçesi Cennet Adası mevkii Akvaryum Koyu'nda saat 15.45 sıralarında meydana geldi. Teknede meydana gelen arızayı fark eden tekne personeli karaya yakın bir noktaya yöneldi.

Olayın ardından teknede bulunan 110 yolcu, aynı firmaya ait başka bir tur teknesi ile çevrede bulunan diğer teknelere güvenli şekilde tahliye edildi. İhbar üzerine bölgeye sevk edilen sahil güvenlik ekipleri ve çevredeki teknelerin yardımıyla yolcular kısa sürede kurtarıldı.

Tahliye işlemlerinin tamamlanmasının ardından tekne tamamen suya gömüldü. Olayda herhangi bir can kaybı ya da yaralanmanın yaşanmadığı öğrenilirken, Marmaris Kaymakamı Nurullah Kaya da olay yerine giderek incelemelerde bulundu.

Yolun karşısına geçmek isteyen çocuk kazada hayatını kaybetti

Trafik ışığında yolun karşısına geçmek için hareketlenen 13 yaşındaki çocuk otomobilin çarpması sonucu hayatını kaybetti

29.05.2026 17:57:00 / Güncelleme: 29.05.2026 18:02:25
İhlas Haber Ajansı
Yolun karşısına geçmek isteyen çocuk kazada hayatını kaybetti
Yolun karşısına geçmek isteyen çocuk kazada hayatını kaybetti
Antalya'da trafik ışığında yolun karşısına geçmek için hareketlenen 13 yaşındaki çocuk otomobilin çarpması sonucu hayatını kaybetti. Kaza sonrası araç sürücüsü sinir krizi geçirdi. Kaza anı ise güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde küçük çocuğun yaya olarak ilerlediği ve karşıya geçmek için hareketlendiği sırada süratli bir şekilde gelen otomobilin çarptığı görüldü.






Kaza, saat 13.00 sıralarında Muratpaşa ilçesi Kızıltoprak Mahallesi Aspendos üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, bayram gezmesi için evinden çıkarak tramvay durağına doğru yürüyen 13 yaşındaki Emirhan Soytürk, trafik ışıklarına geldiğinde bir süre bekledi. Işıkta duran araçları gören Soytürk, yayalara yeşil ışığın yandığını düşünerek karşıya geçmek üzere hareketlendi. Bu sırada süratli bir şekilde ışıktan geçtiği iddia edilen Abdullah K.'nın idaresinde ki 07 AZH 25 plakalı hafif ticari araç küçük çocuğa çarptı.







Araç sürücüsü sinir krizi geçirdi

Yaklaşık 25 metre savrulan küçük çocuğun yerde hareketsiz şekilde yattığını gören çevredeki vatandaşlar yardımına koştu. Kazanın 112 Acil çağrı Merkezi'ne ihbarı ile olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edilirken, yapılan kontrollerde küçük çocuğun hayatını kaybettiği belirlendi. Kazaya karışan araç sürücüsü Abdullah K.'nın ehliyetini yeni aldığı öğrenilirken, polis merkezine götürülürken araç içerisinde sinir krizi geçirdi. Savcılık ve Olay Yeri İnceleme ekibinin çalışmasının ardından küçük çocuğun cansız bedeni Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.







Kaza güvenlik kamerasında

Kaza anı ise güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde küçük çocuğun yaya olarak ilerlediği ve karşıya geçmek için hareketlendiği sırada süratli bir şekilde gelen otomobilin çarptığı görüldü. Kazaya durakta beklerken şahit olan Ahmet Yıldız, "Yaya karşıya geçiyordu, tramvay yoluna. Arabada tahminen hızlı geliyordu. Vurma sesini duyup arkamı döndüğümde çocuk yerdeydik. Ama bayağı şiddetli vurdu. Çocuğa çarptıktan sonra ışıkta arabalar duruyordu" dedi.

Mersin'de dolu, sebze tarlaları ve meyve bahçelerine zarar verdi

29.05.2026 16:52:00
İhlas Haber Ajansı
Mersin'de dolu, sebze tarlaları ve meyve bahçelerine zarar verdi
Mersin'de dolu, sebze tarlaları ve meyve bahçelerine zarar verdi
Mersin'in Erdemli ilçesinde etkili olan dolu yağışı tarım alanlarında zarara yol açtı

İstanbul'un fethinin 573. yıl dönümü özel etkinliklerle kutlanıyor

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından, İstanbul'un fethinin 573. yıl dönümü kapsamında şehrin farklı noktalarında tarihi ve kültürel mirası yaşatmaya yönelik çeşitli etkinlikler düzenleniyor

29.05.2026 15:10:00 / Güncelleme: 29.05.2026 15:12:01
Anadolu Ajansı
İstanbul'un fethinin 573. yıl dönümü özel etkinliklerle kutlanıyor
İstanbul'un fethinin 573. yıl dönümü özel etkinliklerle kutlanıyor

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının yazılı açıklamasına göre, Başkanlığın himayesinde hazırlanan "Zihnin Fethi" dijital deneyim alanı, ziyaretçilerini ağırlamaya başladı.

İstanbul'un fethini, askeri bir zafer olmasının yanında entelektüel, bilimsel ve kültürel bir dönüşüm süreci olarak ele alan proje kapsamında hazırlanan video mapping gösterileri izleyicilerin beğenisine sunuldu.

Sultanahmet Meydanı'nda kurulan özel etkinlik çadırında gerçekleştirilen çalışma, fethi sadece bir toprak kazanımı olarak değil; düşünce biçimlerini, bilimi ve kültürel yaklaşımı Doğu-Batı ekseninde yeniden şekillendiren köklü bir süreç olarak yorumluyor.

Gösteride, Fatih Sultan Mehmet'in temellerini attığı bilimsel ve kültürel miras ile günümüz vizyonu arasındaki tarihsel bağ, kronolojik bir anlatımla aktarılıyor.



Fetih coşkusu şehrin farklı noktalarına taşınıyor

Sultanahmet'teki özel çadırda sunulan kapalı alan gösterimi; fethin düşünsel arka planını, Fatih Sultan Mehmet'in Doğu ve Batı klasiklerine duyduğu ilgiden balistik hesaplamalardaki matematiksel yaklaşımına kadar geniş bir perspektifle ele alıyor.

Gemilerin karadan yürütülmesindeki stratejik yöntemlerden surların aşılma sürecine, fethin inanç özgürlüğünü koruyan hukuki boyutundan Ali Kuşçu'nun astronomi çalışmalarına uzanan kültürel mirasa kadar birçok unsur izleyiciye aktarılıyor.

Gösteri ayrıca, Ayasofya'nın 1453 yılındaki kurucu rolünden günümüzdeki konumuna uzanan tarihsel sürekliliği vurgularken; geçmişten gelen bilimsel birikimin günümüz uyduları, havacılık çalışmaları ve yerli teknoloji hamleleriyle "Türkiye Yüzyılı" vizyonunda nasıl karşılık bulduğunu anlatıyor.

Rumeli Hisarı surlarında gerçekleştirilecek video mapping gösterisi ise dönemin statükosu ile Fatih Sultan Mehmet'in askeri ve matematiksel dehası arasındaki mücadeleye odaklanıyor. Şahi toplarının surlarda açtığı gediklerden gemilerin karadan yürütülmesine kadar uzanan lojistik başarılar ve fetih anlayışındaki adalet ilkesi, surlara yansıtılan görsel anlatımlarla izleyiciye sunuluyor.

Gösteri, tarihsel dokunun dijital estetikle buluştuğu sahneler ve günümüz yerli teknolojileri olan KAAN ile İHA/SİHA sistemlerine uzanan çizgisel bir anlatıyla tamamlanıyor. "İstanbul'un Fethi" Video Mapping Gösterisi, bugün saat 21.00 itibarıyla Rumeli Hisarı surlarında ücretsiz olarak izlenecek.

İstanbul'un dört bir yanında mehteran konserleri

Fetih coşkusu, İstanbul genelinde düzenlenecek mehteran konserleriyle de şehrin farklı noktalarına taşınıyor.

Fetih ruhunu yaşatmak, tarihi hafızayı diri tutmak ve köklü kültürel mirası gelecek nesillere aktarmak amacıyla gerçekleştirilecek programlarda; Jandarma Mehteran Komutanlığı, Milli Savunma Bakanlığı Mehteran Birlik Komutanlığı ve İstanbul Mehter Orkestrası sahne alıyor.

Bu kapsamda Kadıköy, Üsküdar, Ümraniye ve Kartal meydanları ile Ayasofya-i Kebir Camisi önü, Haliç Kongre Merkezi, Taksim Meydanı, Fatih Camisi, Eminönü Meydanı ve Eyüpsultan Meydanı'nda mehteran performansları vatandaşlarla buluşuyor.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.