logo
23 HAZİRAN 2026

Gazi şahlandı

12.11.2001 00:00:00
Kuvay-ı Milliye kadrosunu bağrına basan Gaziantep'li sanayici ve işadamları, 'bu vatan bu kadroyla kurtulur' dedi

Gaziantep'de düzenlenen kuvay-ı milliye toplantısında, Türkiye'de kuvay-ı milliye ruhunu yeniden ayağa kaldıran hareketin önderi Prof. Dr. Haydar Baş da bir konuşma yaptı. Yaptığı konuşmada devleti ve milletiyle, askeri ve siviliyle Türk milletinin bütün fert ve kurumlarının birlik, dirlik, beraberlik içinde olmaları gerektiğinin önemi ve olmazsa olmazlığına işaret ettiği konuşmasında Prof. Dr. Haydar Baş, içinde bulunduğumuz ekonomik çöküş konusunda da önemli tespit ve teşhislerde bulundu. Çözüm önerilerini tekrar tekrar ortaya koydu. Çözümün nasıl bir tavır ve projeden geçtiğini katılanlara anlattı. Programda, Prof. Dr. Haydar Baş'ın ekonomik görüşlerinin temellerini ihtiva eden bir çalışma da kitap halinde katılanlara dağıtıldı.

İCAZETİ BU AZİZ MİLLETTEN ALMAK ŞARTTIR

"Hangi şartlarda olursa olsun, Allah'ın izniyle, millet olarak biz bu ülkeyi, kurtarmaya muktediriz. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Yeter ki milleti idare eden irade milletten icazetini almaya niyetli olsun. Bu irade icazetini Atlantik ötelerinden, Batı kaynaklarından alırsa, her gün sailler gibi elini açarak para dilenir. Maalesef bugünkü tablo budur" tespitiyle sözlerine başlayan Prof. Dr. Haydar Baş, milletimizin emsalsiz özellikleri ve bu özelliklerin Gaziantep'in de içinde bulunduğu Güneydoğu bölgesine yansımaları hakkında şunları söyledi:

"Biz, bin yıldan beri İslam'a inanmış, onun şartlarını harfiyyen yerine getirmiş, nezaket ehli bir milletiz. Ecdadımız, İslam'ı Orta Asyada kabul ettikten sonra bugünkü Irak'ın bir şehri olan Samarra'ya gelmiş ve İslam'a asker olmuştur. Türk milleti daha ilk günden itibaren müslümanlara hadim ve hizmetçi olmuştur. Onun için bu yüce millete asakirullah ünvanı verilmiştir. Yüce Rabbımız da bu milletten çok büyük insan-ı kamiller, veliler zuhur ettirmiştir. Anadolu'nun hangi köşesine giderseniz gidin, buram buram evliya ruhaniyeti kokar. Sizi mest eder. Sakat gelirsiniz, sağlam gidersiniz. Hasta gelirsiniz, sıhhat bulursunuz. Moraliniz sıfıra inmiştir, moral bulursunuz. Hele Güneydoğu; burası bambaşka bir medeniyet merkezidir. Bütün dünyanın gözünün burada olması o bakımdan çok tabiidir. Burada Allah'ın yüce kulları, peygamberlerin medeniyetleri hakim oldu. Buraları, Hz. İbrahim'in, Hz. Musa'nın, Hz. Eyyüb Aleyhisselamın vs, yaşadıkları mukaddes, muazzez beldelerdir."

"Daha orta, lise çağlarında iken, herkes İstanbul'a ziyarete giderken, Allah'ın takdirine bakın ki bizi bir kuvvet bu tarafa iterdi. Hep bu tarafa gelirdik. Onun için benim gözümde Urfa bambaşka bir alemdir. Hz. İbrahim'in doğduğu mağarayı gördüğüm zaman sanki Halilurrahman denilen Allah'ın dostunun ruhaniyeti adeta bizi okşardı. Adeta 'hoş geldiniz, sefa geldiniz' derdi. O zamandan bu zamana ailemizle, çocuklarımızla birlikte bu medeniyetin izlerini görmek, insanlarını bizzat müşahade edip gönlümüze basmak için hep buralardayız. Bu topraklar çok farklı bir bölgedir. Türk'ün ruhunun özünün yaşadığı, yaşatıldığı bir bölgedir."

TÜRKİYE'NİN İHTİYACI SİYASETÇİ MODELİ

Prof. Dr. Haydar Baş, devamla Türkiye'nin ihtiyacı olduğu siyaset ve siyasetçi modeli hakkında bilgi verdi. Siyasetçinin fundamantalist değil ama dindar, şövenist değil ama milliyetçi olması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Haydar Baş görüşlerini şöyle dile getirdi:

"Siyasetçi, fundamantalist değil ama dindar olması lazımdır. Hesap vereceği Rabbı ile hukukunu iyi kurması lazımdır. Yürüdüğü zaman eğer ayağının altında karınca varsa, 'bu da bana sorulacak' demesi lazımdır. Böyle bir mütalaanın, müzakerenin, onun vicdanında hakim olması lazımdır. Bu millet böyle bir politikacı, siyasetçi bekliyor."

"İkincisi, siyasetçinin, şövenist değil milliyetçi olması lazımdır. Şövenist olmayan bir Türk milliyetçisi olması lazımdır. Bunun içerisinde Kürt vardır, Arap vardır; Laz, Çerkez, Boşnak, kısaca yediden yetmişe her insan vardır. Mesela Karadeniz'de, gecenin hangi vaktinde olursa olsun, bir kapıyı çaldığınızda, 'Tanrı misafiriyim' dediğinizde, hemen sizi 'hoş geldiniz' diyerek kabul ederler. Bir sofra ikram edilir. Toroslara gelin aynı şeyle karşılaşırsınız. Ben bunu yaşadım. Bizim Adil kardeşimizin anne-babasını ziyarete gittik. Gecenin saat ikisinde bize mükellef bir sofra hazırlandı. Dualar ettik. Burada da herhangi bir mahalleye gidelim; aynı manzarayı göreceğiz. Bu, örfümüz bir, adetimiz bir, geleneğimiz bir, maneviyatımız bir olduğu içindir. Kim demiş ki bu millet ayrıdır. Bu millet birdir, bir bünyedir, bir gövdedir. Onu bölmek isteyenler, yeminle konuşuyorum, başaramayacaklardır."

BU MİLLETİN KARDEŞLİ?İNİ HİÇ BİR GÜÇ BOZAMAYACAK

Prof. Dr. Haydar Baş, milletimiz üzerinde oynanan oyunlara dikkat çektiği konuşmasında devlet-millet, sivil-asker bütün fertlerin ve kurumların birlik, beraberlik içinde olmaları gerektiğine işaret etti. Prof. Dr. Baş şöyle konuştu:

"70'li, 80'li yıllarda bu topraklara geldiğim zaman, burada dönen dolapları siyasi iradeden tanıdıklarımıza aktarırdım. Ne sizler, ne bizler bilirdik ama, tevafuk-u ilahi öyle bir rastlantı olurdu ki adamlar, Ashab-ı Kehf'de, Halulilurrahman'da, şurada, burada karşımıza çıkardı. Misyonerler buralarda cirit atarlardı. Benim insanımın kalbini, gönlünü, aklını çalıyorlar, onu, kendi milletine, devletine, vatanına karşı organize ediyorlardı. Adamlar, Barış Gönüllülerini gönderiyor, biz bunlara çanak tutuyoruz. 'Niye böyle yapıyorsunuz? Siz, bu milletin hasmı mısınız? Niye bu milleti bölmeye çalışıyorsunuz?' diyorduk. Ama sözümüzü dinletemedik. En sonunda bu milletten bazı kardeşlerimizi dağlara çıkardılar. Bu, bir ailenin evladına sahip çıkamaması, bir ailenin aciz kalması, iflas etmesi demektir. Eğer siyasi irade, vicdanı varsa, başını iki diz kapağının ayağına koyup derin derin düşünmelidir. 'Ben nerede, nasıl bir yanlış yaptım ki Allah bana bu belayı verdi?' demelidir. Bu millet birdir, kardeştir. Bu kardeşliği hiç bir güç bozamayacaktır."

"Ben uzun yıllardan beri 'Devlet ve millet bir olması lazımdır' diyorum. Öyle oyunlar oynandı ki sadece bu bölgedeki değil diğer bölgelerdeki insanlarımızı da birbirine düşürdüler. Ben devlete, devlet bana karşı; bu noktaya geldik. Kahvede oturuyoruz; devleti yıkmanın hesaplarını yapıyoruz. Veya devlet iradesi dediğimiz kurum da millete ceza vermenin plan ve projesini yapıyor. Böyle bir ülkede huzur olur mu? Kalkınma olur mu? Beraberlik, kardeşlik olur mu? Onun için 'bu devlet de bu millet de bizimdir' diyoruz.

Onun için 'devlet ve millet bir bütündür' diyoruz. Hepimiz bir geminin yolcularıyız. 'Onun bu hatası, şu hatası var' deyip de birbirimizi yargılama süreciyle yola çıkarsak gemiyi deleriz. Battığımız zaman da geminin içindeki hepimiz helak olur, gideriz. Onun için biz devlete sahip çıkmak mecburiyetinde ve de mükellefiyetinde olan insanlarız. Huzurun, saadetin, maddi ve manevi kalkınmanın olabilmesi için devlet ve milleti kaynaşmasının zaruretine inanıyoruz."

"Sivil ve asker de bir bütündür. Ama farkındaysanız asker dendiği zaman tüyler diken diken oluyor. Ben, 'şu haklıdır, bu haksızdır' demiyor, bir tablo göstermek istiyorum. Asker dediğin evlat, benim çocuğumdur, yeğenimdir, torunumdur, senin kardeşindir, ağabeyindir. O halde asker ile sivil kardeş, bir ve beraber olacak. Yediden yetmişe bir vücudun organları gibi kimimiz el, kimimiz göz, kimimiz ayak, kimimiz kulak, kimimiz beyin, kimimiz kalp olarak bir bütün olma seferberliği için yola çıktık. Bu mantıkla yola çıkmak, birbirimize sarılmak şarttır. Yoksa iki insan bir yerde kardeş olamaz, huzur içinde bulunamazsa ne kadar büyük imkana sahip olursa olsun onların yapacağı hiç bir şey yoktur. Biz, birbirimizi için çok mukaddesiz. Çok muazzeziz. Biz, çok farklı bir milletiz. Peki niçin bu hale geldiğimizi düşünmeyecek miyiz? Onu da düşünecek, sualini kendi kendimize soracağız. Ama bu fitne döneminde değil. Evladın annesini, babanın çocuğunu sevmediği, saymadığı, sahip çıkmadığı bir ortamdan kurtulup dağdaki çobandan şehirdeki eşkiyaya kadar yediden yetmişe herkesin birbirine sahip çıktığı bir ülke, bir bütünlük haline geleceğiz ki o zaman yapacağımız işte bir bereket ve güzellik olabilsin."

EKONOMİDE DO?RU TEŞHİSİN ÖNEMİ

Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik ekonomik krize de değinen Prof. Dr. Haydar Baş, "Biz bu işi hem de onların bilmeyeceği, hayallerinin ulaşamayacağı kadar biliyoruz. Eğer beni dinlemiş olsalardı, gerçekten, 24 saatte ülkenin ekonomik problemlerini aşarlardı" diyerek bu kadar iddialı konuşmasının sebebini şöyle izah etti:

"Çünkü ben, hastalığı çok iyi görüyorum, tanıyorum da ondan konuşabiliyorum. Bu arkadaşlar, hastalığı tanımıyorlar. Tedavi yapacaklar, ortada mikrobu bilmiyorlar. Veya verem hastasını kanser ilaçları ile, grip hastasını verem ilaçları ile tedavi etmeye çalışıyorlar. Evvela doğru teşhis şarttır. Bu kardeşlerimiz ise bugüne kadar teşhisi yapamadılar. Onun için ne kadar tedbir alırlarsa alsınlar tedavi yapmaları mümkün değildir."

"İki sene evvel ne söyledi isek yine aynısını söylüyoruz. O zaman, 'enflasyon düşmez' dedik. Türkiye'de olan enflasyon talep enflasyonu değildir. Maliyet enflasyonudur. Şimdi farkındaysanız bu vergiler artacak deniliyor. Vergilerin çoğaldığı yerde sen 'enflasyon düşecek' diyorsan ya bu işi bilmiyorsun, yahut da bildiğin halde milleti kandırıyorsun, demektir. Halbuki enflasyonu düşürmek için mutlak surette maliyeti, yani vergileri, hammadde giderlerini, kredi faizlerini düşürmemiz lazımdır. Kredi faizlerini, vergileri arttıracak, sonra da ucuzluk yapacaksın; bu mümkün müdür? Bu durumda Derviş değil, Derviş'in şeyhi de gelse bir şey yapamaz."

PARA POLİTİKASINDA AKIL ALMAZ ÇARPIKLIK

Ekonomik sahadaki iç açıcı olmayan durumu anlatırken para politikasına da değinen Prof. Dr. Haydar Baş, bu konudaki uygulama çarpıklığına şöyle işaret etti:

"Dünyada her devletin kendi milli parası vardır. Bu paralarının ne kadarı tedavülde bulunduğu çok önemlidir. Mesela İngiltere'de bu miktar yıllık milli gelirinin % 35'idir. Almanya'da % 34'dür. Fransa'da aşağı yukarı aynıdır. Amerika'da ise bu miktar % 100'ün de üzerindedir. Yıllık milli geliri 1 katrilyon ise piyasada dolaşana parasının miktarı da bir katrilyondur. Türkiye'de ise tedavülde olan para miktarı milli gelirimizin % 2'sidir. Gerçek bu iken adam geliyor bana ekonomi biliyorum diye kendini satıyor. Ben rakamlarla konuşuyorum. Akadamisyenleri, tüccarları, TÜSİAD'ı, kim gelirse gelsin, 'hodri meydan!' diyorum. Ben miting meydanlarında, 'gelin düzeltelim' diyorum. Onlar ise kaçıyorlar. Bu vatan elbette benimdir. Ben şehit torunuyum. Ben bu ülkeye sahip çıkamayacağım, bu insana sahip çıkamayacağım da nereye sahip çıkacağım? Allah bunun hesabını bana sormaz mı? Elbette sahip çıkacağım. Onun için hasta hasta, sakat sakat buraya geldim."

"Sayın Başbakan'la, Sayın Derviş'le oturup konuşmak isterdim. Türkiye'de dolaşan para milli gelirin % 2'sidir. Dünyada bu % 34-35, asgari % 30'dur. Peki bu aradaki boşluğu nasıl dolduracaksınız? Hileler, oyunlar işte burada dönüyor. Bu oyunları biz gördüğümüz için de hiç benim tarafıma dönüp bakmıyorlar. Sendikasyon kredileri adı altında dış dünyadan bankalara krediler alıyorlar. Alınan bu kredilere devlet ve milletin yılda ödediği miktar şu andaki bütçenin % 45'idir. Yani 100 katrilyon bütçemiz varsa, yılda 45 katrilyon TL'yi faiz olarak veriyoruz. Dolaşması gereken para tedavülde dolaşmadığı için biz bu kadar parayı meccanen ecnebilere peşkeş çekiyoruz. '2002 yılında enflasyonu düşüreceğiz', deniliyor. Ama 2002 yılına 45 katrilyon faiz borcuyla giriyoruz. 45 katrilyonla 2002 yılına giren bir devlet bu yılda enflasyonu nasıl düşürecek ki? Siz kimi kandırıyorsunuz? Onun için diyorum ki bu adamlar ya ekonomiyi bilmiyorlar, ya dünyayı kandırıyorlar. Yahut da bildikleri halde yalan konuşuyorlar. Bu 45 katrilyonun ödenmesi lazım. Ödemek için istesen de istemesen de senden vergi alacaklar. Verdiğimiz vergiler ise faize gidiyor. Millet menfaatine tek kuruş bir faide elde edilemiyor. Bu yanlış sisteme bağlı olmak adına bu kadar zararı, bu kardeşlerimiz, milletin sırtına semer olarak koyuyor ve de bundan vazgeçmiyorlar. Vazgeçmek istese de IMF öyle bir yakalamış ki; 'Benim dediğimin dışına çıkamazsın' diyor. İşte biz bu noktada 'IMF'ye öyle geriye dön, marş marş demek lazım ki ne oldu, nasıl oldu deme imkanını elde edemesin' diyoruz."

ESARETE SON VERMENİN YOLU

IMF'ye bağımlılıktan ülkenin kurtarılması ile birlikte Türkiye'nin ihtiyacı olan paranın nereden, nasıl bulunacağı konusunda Prof. Dr. Haydar Baş özetle şunları söyleyerek konuşmasını bitirdi:

"Ben zaten milli gelirimin % 30'unu para olarak basmamışım. Onun için emisyonu genişleteceksiniz. Ayrıca yılda 30 katrilyonluk da kuyudata girmeyen gelirimiz var. Bunu da işin içerisine koyarsak şu anda T. C. Devletinin en az 50 katrilyon TL basması gerekir. Bunu bastığınız zaman piyasada para deniz haline gelir. Bu bir matematiktir. O zaman işçiden niye vergi alacaksın? 'Haydar Hoca vergi almayacak' diyorlar. Vallahi de almayacağım, billahi de almayacağım. Memurdan vergi alınmayacak. Vallahi de alınmayacak, billahi de alınmayacak. Ben bu işin ruhunu biliyorum. Onların elini öptüğü ağabeyleri Batılılar bu konuda benim elimi öpmüşlerdir. '100 milyardan da vergi almayacağız' demiştik. O da şimdilik kaydıyladır. Onların bıraktığı bir takım yükler vardır. Bu yükleri bir senede, bilemediniz iki senede devreden çıkarttığınız zaman ben Koç'tan da Sabancı'dan da vergi almayacağım. Onun için rahat etsinler. Biz, insanları cendereye koyup preslemek için var olan insanlar değiliz. Biz medeni bir milletiz. İnsanlığı, iffeti, haysiyeti, şecaati, merhameti, rifkati, adaleti bütün insanlığa göstermiş bir ecdad nesliyiz."

"Şimdi bir tanesi çıkmış, 'Onlar IMF'nin şartlarını niye yerine getirmediler. Biz, kamçı yemeden yerine getireceğiz' diyor. Ondan sonra da milleti kurtaracak. Senelerce fanatik cümleler seçtik. Küt diye kafayı duvara vurduk. Sonra millete döndük, "Ne bu asker, ne bu devlet bize hiç bir hak tanımıyor. Gel Avrupa'ya gidelim" dedik. Avrupa Birlikçisi olduk. Peki zamanında adam olsaydın netice böyle olur muydu? Sen dün ne yaptın ki bu gün ne yapacaksın? Sakın ha aldanmayın. Vallahi bir şey yapacakları yok. Onlar yine yanlış üzere amel edip icra-i faaliyette bulunuyorlar. Bunlar bu yanlışı da bilmiyorlar. Niye devleti küçültmek istiyorlar? Devlet, bunların emelleri önünde bir engel. Onun kalkması lazım ki her tarafa ellerini soksunlar. Merkez Bankası özerkleşti. Koskocaman T.C. Devleti, kendi Türk Lirasını kendi iradesi ile basamıyor. Allah aşkına bu esaret değil de nedir? Onun için IMF'ye marş marş git diyeceğiz."

Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor

Özel sektörde çalışan eğitim emekçileri ile mülakat mağduru öğretmenlerin taban maaş, iş güvencesi ve atama hakkı talebiyle Ankara'da başlattığı süresiz açlık grevi eylemi kararlılıkla devam ediyor. Polis müdahalelerine ve fenalaşan arkadaşlarına rağmen geri adım atmayan öğretmenler, Çalışma Bakanlığı ile randevu masası kurulana kadar Başkent'i terk etmeyeceklerini duyurdu

23.06.2026 14:50:00
Haber Merkezi
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında bir araya gelen eğitimciler ile mülakat mağdurlarının 14 Haziran'da Ankara'da başlattığı eylemler kapsamında yürütülen süresiz açlık grevi devam ediyor.

Sendika genel merkez binası önünde devam eden grev boyunca bazı öğretmenler kan şekerinin düşmesi ve halsizlik nedeniyle ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tedavileri tamamlanan eğitimciler, "Hakkımızı almadan eve dönüş yok" diyerek grev alanına yeniden geri döndü.

Masada iki net talep var

Direnişteki öğretmenler, eylemlerinin temel çıkış noktasını oluşturan iki hayati konunun çözüme kavuşturulmasını istiyor.

2014 yılında kaldırılan taban maaş hakkının geri getirilmesini isteyen özel okul ve kurs öğretmenleri, kamudaki meslektaşlarıyla eşit ücret hakkı ve asgari ücrete mahkûm edilmeyecekleri yasal bir düzenleme talep ediyor.

2025 KPSS'de yüksek puan almalarına rağmen mülakat komisyonlarının kararları nedeniyle atama hakları ellerinden alınan 1611 öğretmenin haklarının iade edilmesi de isteniyor.

Görüşmeler tıkandı, Bakanlık önünde müdahale

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kendilerine geçen yıl sözü verilen "Özel Okul Öğretmenlerinin Çalışma Hayatı" başlıklı toplantının, işveren derneklerinin ikna edilememesi gerekçesiyle bir yıldır ertelendiğini açıkladı.

Öğretmenlerin taleplerini iletmek ve muhatap bulabilmek amacıyla Çalışma Bakanlığı önüne yaptığı yürüyüş ve oturma eylemine ise emniyet güçleri sert müdahalede bulundu. Çıkan arbedede çok sayıda sendika üyesi ve destekçi eğitimci ters kelepçe yöntemiyle gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Ülke genelinden destek yağıyor

Ankara'daki açlık grevi sürerken eyleme destek sesleri dalga dalga büyüyor. Eğitim-Sen ve Eğitim-İş sendikalarının yanı sıra İzmir, İstanbul, Bursa ve Mersin gibi pek çok şehirde öğretmenler sokağa çıkarak Ankara'daki meslektaşlarına yönelik polis müdahalelerini protesto etti. Siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları da yayımladıkları mesajlarla öğretmenlerin insanca yaşam ücreti ve iş güvencesi taleplerinin derhal yasalaştırılması çağrısında bulunuyor.

Öte yandan bugün, muhalefet milletvekillerinin mülakat mağdurları ve özel sektör öğretmenlerinin sorunlarını görüşmek üzere TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nu olağanüstü toplama talebi resmen reddedildi. Komisyon Başkanı Ayşen Gürcan, içtüzük gereği komisyonların önlerinde havale edilmiş bir kanun teklifi olmadan toplanamayacağını gerekçe göstererek talebi geri çevirdi.

Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu tarafından yapılan ortak deklarasyonda; mülakatların tamamen kaldırılacağı sözünün bizzat hükümet yetkilileri tarafından verildiği hatırlatıldı. Öğretmenler, "Söz tutmak bizim kültürümüzde namustur. Bizi 'Gidin, durulun' diyerek uyutamayacaksınız. Hakkımızı alana kadar Ankara'da sokaklarda kalmaya ve açlık grevine destek vermeye devam edeceğiz" mesajını yineledi.

Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez


 
Modern yaşamın yol açtığı düzensiz uyku alışkanlıkları, sigara, yoğun stres, sağlıksız beslenme, hareketsizlik, kronik hastalıklar ve aşırı kafein tüketimi gibi etkenler kalp sağlığını olumsuz etkiliyor.
 

23.06.2026 14:36:00
MURAT ÇORBACI
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez

Özellikle son yıllarda giderek yaygınlaşan uykusuzluk sorunu, kalp ritminde bozulmalara ve çarpıntı şikayetlerine zemin hazırlayabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, çoğu zaman önemsenmeyen uyku apnesi ve horlama problemlerinin de uzun vadede ciddi ritim bozukluklarına yol açabildiğini belirterek, "Kalp çarpıntısı, günümüzde yalnızca yetişkinlerde değil, gençlerde hatta çocuk yaş grubunda da daha sık görülüyor. Bilimsel çalışmalar; uyku düzenindeki bozuklukların, uyku apnesi ve horlama gibi sorunların kalp ritmini olumsuz etkileyebildiğini gösteriyor. Kalp çarpıntısı bazı durumlarda müdahale gerektiren önemli ritim bozukluklarının habercisi olabiliyor" dedi. Prof. Dr. Hayıroğlu, kalp çarpıntısında ihmale gelmez 8 sinyali anlattı.

Göğüs ağrısı

Kalp çarpıntısıyla birlikte göğüste baskı, sıkışma ya da ağrı hissedilmesi kalp-damar hastalıklarının habercisi olabiliyor. Özellikle ağrının kola, sırta veya çeneye yayılması riskli durumlara işaret edebiliyor.

Nefes darlığı

Çarpıntıyla birlikte nefes almakta zorlanılması, kalbin yeterince verimli çalışamadığını gösterebiliyor. Merdiven çıkarken ya da kısa yürüyüşlerde bile nefes nefese kalınması dikkat gerektiriyor.

Baş dönmesi ve bayılma hissi

Kalp ritmindeki bozukluklar beyne giden kan akışını etkileyebiliyor. Bu nedenle çarpıntıyla birlikte baş dönmesi, göz kararması ya da bayılma hissi yaşanması durumunda kardiyoloji uzmanına başvurmakta fayda var.

Soğuk terleme

Aniden başlayan yoğun terleme bazı kalp problemlerinde görülebiliyor. Özellikle çarpıntıyla birlikte gelişen soğuk terleme acil değerlendirme gerektirebiliyor.

Halsizlik ve aşırı yorgunluk

Kişinin kendini normalden çok daha yorgun hissetmesi, günlük aktivitelerde bile zorlanması kalbin düzensiz çalıştığını düşündürebiliyor. Bu nedenle herhangi bir aktivite olmadan ortaya çıkan halsizlik ve aşırı yorgunluk şikayetlerini ihmal etmemek gerekiyor.

Nabzın düzensiz hissedilmesi

Kalbin bazen çok hızlı, bazen de düzensiz atıyormuş gibi hissedilmesi ritim bozukluklarının işareti olabiliyor. Prof. Dr. Hayıroğlu, özellikle sık tekrar eden düzensizliklerde kontrolün şart olduğunu belirtiyor.

Çarpıntının uzun sürmesi

Birkaç saniyelik kısa çarpıntılar çoğu zaman geçici nedenlerden kaynaklanabiliyor. Ancak dakikalarca süren ya da sık sık tekrarlayan çarpıntılar ileri inceleme gerektirebiliyor.

Dinlenirken ortaya çıkması

Egzersiz ya da heyecan olmadan, özellikle istirahat halinde gelişen çarpıntıların, bazı kalp ritim bozukluklarına işaret edebildiğini belirten Prof. Dr. Hayıroğlu, bu durumda mutlaka doktora başvurulması gerektiğini söylüyor.

Tedavisi kolaylaştı

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, günümüzde teknoloji ve tıp alanındaki hızlı gelişmeler sayesinde kalp ritim bozukluklarına çok daha erken ve doğru şekilde tanı konulabildiğini belirtti.

Van'da kahreden kaza: 1 şehit

Van-Erciş kara yolunda meydana gelen trafik kazasında 1 jandarma personeli şehit oldu, 5 kişi yaralandı

23.06.2026 14:00:00 / Güncelleme: 23.06.2026 14:02:45
Haber Merkezi
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'ın Erciş ilçesinde Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğu trafik kazasında 3'ü jandarma personeli 5 kişi yaralandı.

Van-Erciş kara yolunda sürücüsünün ismi öğrenilemeyen 06 DJA 494 plakalı hafif ticari araç, jandarma personelinin bulunduğu araca arkadan çarptı.

Çevredekilerin haber vermesi üzerine kaza yerine 112 Acil Sağlık, polis, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Kazada yaralanan 3 jandarma personeli ile hafif ticari araçta bulunan 2 kişi, ambulanslarla Erciş Şehit Rıdvan Çevik Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Bir süre trafiğe kapanan yol, araçların kaldırılması ve incelemelerin tamamlanmasının ardından geçişlere açıldı.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, kazada Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğunu açıkladı.

Şehit olan jandarma personelinin Adana nüfusuna kayıtlı olduğu öğrenildi.

6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden sahte fatura ve hayali ihracat işlemlerinin yapıldığının tespit edilmesi üzerine düzenlenen operasyonda, 6 şirkete el konulduğunu, 10 şirkete kayyum atandığını, 27 zanlı hakkında adli işlem başlatıldığını bildirdi

23.06.2026 12:00:00
AA
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada,  suç, kaçakçılık, vergi usulsüzlükleri ve kamu kurumlarını hedef alan nitelikli dolandırıcılıkla mücadeleyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, İçişleri, Hazine ve Maliye, Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarıyla eş güdüm içinde kararlılıkla sürdürdüklerini vurguladı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Jandarma Komutanlığı, Vergi Denetim Kurulu, MASAK, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü, EPDK ve TMSF ile koordineli şekilde önemli bir operasyon gerçekleştirdiklerini belirten Gürlek, şunları kaydetti:

"Soruşturma kapsamında, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden yıllık yaklaşık 350-400 bin ton LPG ithalatı gerçekleştirildiği, doğan ÖTV ve KDV yükümlülüklerinin sahte fatura organizasyonu ve hayali ihracat işlemleriyle bertaraf edilmeye çalışıldığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda bu sabah İstanbul, Ankara, Bursa, Kırıkkale, Kırşehir, Mardin, Konya, Hatay ve Niğde illerinde eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, toplam 6 şirkete el konulmuş, 10 şirkete kayyum atanmış, 27 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmıştır. Devletimizin vergi güvenliğini, ekonomik düzenini ve kamu kaynaklarını hedef alan hiçbir organize yapıya müsamaha göstermeyeceğiz. Suçtan elde edilen gelirlerin izini sürecek, sahte fatura ve hayali ihracat düzenekleriyle kamu zararına sebep olan yapılara karşı hukuki süreçleri kararlılıkla işleteceğiz."

Gürlek, soruşturma ve operasyon sürecinde görev alan kurum ve kamu görevlilerine teşekkür etti.

Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı

Ankara'da seyir halindeki Berşan Yücel idaresindeki 06 FFA 414 plakalı otomobil, akaryakıt istasyonunun önünde park halindeki 04 AAV 432 plakalı kamyona çarptı. Feci kazada 4 kişi hayatını kaybetti

23.06.2026 10:30:00
Haber Merkezi
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Ankara'nın Polatlı ilçesinde otomobilin kamyona çarpması sonucu 4 kişi hayatını kaybetti.  

Kaza, Polatlı ilçesi İstiklal Mahallesi Borsa Yolu üzerinde meydana geldi.

Seyir halindeki bir otomobil henüz bilinmeyen bir nedenle önünde bulunan kamyona çarptı. Çarpmanın etkisiyle otomobil hurdaya dönerken, araçta bulunan 4 kişiden Hasan Devran Kart (20), Berşan Yücel (24) ve Şükran Yanok (21) olay yerinde hayatını kaybetti. Kazada ağır yaralanan 1 kişi ise olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.

Araçtan ağır yaralı halde çıkarılan Raziye Yanok (21) ise kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı ve hayatını kaybetti.

İhbar üzerine bölgeye sağlık, polis ve itfaiye ekipleri sevk edilirken ekipler olay yerinde güvenlik önlemleri aldı. Hayatını kaybedenlerin cenazeleri yapılan incelemelerin ardından morga kaldırıldı.

Kaza anı güvenlik kamerasına da yansıdı.

Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İBB Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı

 

23.06.2026 10:13:00
Anadolu Ajansı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, Maltepe'de kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca Karaal'ın kaçırıldığı iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında adliyeye götürülen şüphelilerin buradaki işlemleri tamamlandı.

Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen zanlılardan 6'sının tutuklanmasına, 6'sının ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına hükmedildi.

Ne olmuştu?

Başsavcılık, Karaal'ın Maltepe'de kaçırıldığı iddiasına ilişkin soruşturma başlatmış, mağdurun bulunması ve şüphelilerin yakalanması için polise talimat vermişti.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerinin çalışmalarının ardından Tuzla'da bir inşaat alanında bulunan Karaal'ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilmişti.

Soruşturma kapsamında olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen toplam 12 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, Anadolu Adalet Sarayı'na sevk edilmişti. Savcılıkta ifadeleri alınan şüphelilerden 6'sı tutuklama, 6'sı ise adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti. 

12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu

Adalet sisteminde süreçleri hızlandıracak ve yargılamaları makul sürede tamamlayacak 30 maddelik 12. Yargı Paketi kanun teklifi, AK Parti tarafından Meclis Başkanlığına resmen teslim edildi

22.06.2026 16:10:00
Haber Merkezi
12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu
12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu
Kamuoyunun uzun süredir merakla beklediği, yargı süreçlerini hızlandırmayı ve usul ekonomisini güçlendirmeyi amaçlayan 12. Yargı Paketi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunuldu. AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu ile milletvekilleri Murat Alparslan ve Nurettin Alan'ın düzenlediği ortak basın toplantısıyla duyurulan 30 maddelik yeni kanun teklifi, yargı sisteminde köklü ve radikal değişiklikler içeriyor.

Milyonlarca mahkum ve mahkum yakınının gözü kulağı olan genel af ya da infaz indirimi gibi beklentiler ise bu paketin kapsamında yer almadı. Teklif, ağırlıklı olarak yargının etkin ve verimli işlemesine odaklanıyor.


12. Yargı Paketi'nde neler var? İşte öne çıkan maddeler


Meclis Başkanlığına sunulan yeni yargı paketinde öne çıkan ve vatandaşların günlük hayatı ile adalet sistemini doğrudan etkileyecek kritik düzenlemeler şunlar:

Duruşmalar Arası Süre Kısalıyor: Hukuk yargılamalarında süreçlerin uzamasını önlemek amacıyla iki duruşma arasındaki süre 3 aydan fazla olamayacak. Bilirkişi incelemesi veya istinabe gibi zorunlu hallerde hakim gerekçesini belirterek bu süreyi uzatabilecek.

İdari Alacaklarda "Önce İdareye Başvuru" Zorunluluğu: Adli yargı kararıyla idareden alınacak para, vekalet ücreti ve yargılama giderleri için doğrudan icra takibi başlatılamayacak. Alacaklılar önce idareye yazılı başvuruda bulunup IBAN bildirmek zorunda olacak. İdare 1 ay içinde ödeme yapmazsa icra takibi açılabilecek.

Miras Davalarında Yeni Dönem (İzale-i Şuyu): Ortaklığın giderilmesi davalarında suistimalleri engellemek için miras kalan taşınmazların satışında birinci açık artırma sadece mirasçılar arasında yapılacak. Bu ihalede açılış muhammen bedelin yüzde yüzü üzerinden olacak, alıcı çıkmazsa ihale herkese açık ikinci aşamaya geçecek.

e-Duruşma Kapsamı Genişletiliyor: Bilişim teknolojilerinin etkin kullanımı amacıyla hukuk davalarındaki ön inceleme duruşmaları da e-Duruşma (ses ve görüntü nakli) sistemiyle yapılabilecek.

Gereksiz Bilirkişi Raporlarına Ceza: Hakimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği temel hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda uzman olmadığı halde bilirkişiye başvurulması açıkça disiplin yaptırımına bağlanacak.

Yargıtay'ın Bozma Yetkisine Sınır: İlk derece mahkemelerinin sadece görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermesi durumunda Yargıtay doğrudan bozma kararı veremeyecek.

İdari Yargıda Tek Hakim Yetkisi Artıyor: İdare mahkemelerinde heyet yerine tek hakimle çözülecek davaların sınırı genişletiliyor. Öğrenci disiplin, yurt, burs işlemleri ile memurların geçici görevlendirme, lojman ve yolluk davaları gibi uyuşmazlıklar tek hakim tarafından hızla karara bağlanacak.

Noterlik İşlemleri Dijitalleşiyor: Mahkeme veya savcılıklar noterlik evrakı talep ettiğinde noterler evrakı elektronik ortamda tarayıp güvenli elektronik imza ile gönderecek. Bu işlemlerden hiçbir ücret alınmayacak.


İnfaz düzenlemesi ve IBAN kiralama durumu


Kamuoyunda sıkça tartışılan infaz düzenlemesi, af veya denetimli serbestlik gibi maddelerin 12. Yargı Paketi içerisinde yer almadığı netleşti. Son ana kadar pakete eklenmesi beklenen, hesaplarını başkalarına kullandıran kişilere yönelik "IBAN mağdurları düzenlemesi" ise açıklanan nihai 30 maddelik teklif metninde yer bulmadı.

Meclis Başkanlığına sunulan tasarı, önümüzdeki günlerde TBMM Adalet Komisyonu'nda görüşülmeye başlanacak. Komisyondaki kabulün ardından TBMM Genel Kurulu'na sevk edilecek olan paketin, adli tatil öncesinde yasalaşarak Resmi Gazete'de yayımlanması bekleniyor.

Özgür Özel'den grup toplantısı kararı: Başvuru yapıldı, salı günü kürsüye çıkacak

Mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığından uzaklaştırılan Özgür Özel, salı günü grup toplantısı yapacak. Özel'in kurmayları, grup toplantısı için TBMM Başkanlığı'na başvuru yaptı

22.06.2026 14:10:00
Haber Merkezi
Özgür Özel'den grup toplantısı kararı: Başvuru yapıldı, salı günü kürsüye çıkacak
Özgür Özel'den grup toplantısı kararı: Başvuru yapıldı, salı günü kürsüye çıkacak
CHP'de yarın yapılması beklenen grup toplantısında, Kemal Kılıçdaroğlu'nun mu seçilmiş Genel Başkan Özgür Özel'in mi konuşacağı merak konusu olurken dikkat çeken bir gelişme yaşandı.

Özgür Özel'in yarın CHP grup toplantısında konuşma kararı aldığı öğrenildi. Özel cephesinden TBMM Başkanlığı'na başvuru yapıldı.

Kılıçdaroğlu cephesinin ise yarın Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ve Parti Meclisi'ni (PM) toplama kararı aldığı ve 11.00 ve 14.00'te yapılacak toplantılar nedeniyle grup toplantısı için TBMM Başkanlığı'na başvuru yapmayacağı öğrenildi. Günün Trend Haberleri CHP'de iki hafta önce yapılan grup toplantısında CHP Grup Başkanı Özgür Özel ve Kılıçdaroğlu taraftarları arasında gerilim yaşanmıştı. Geçen hafta, CHP Sözcüsü Müslim Sarı benzer görüntülerin yaşanmaması için Kılıçdaroğlu'nun grup toplantısı yapmayacağını açıklamıştı. CHP Grup Başkanvekili Murat Emir de aynı saatlerde Özgür Özel'in de grup toplantısı yapmayacağını duyurmuştu.

Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine tehdit mesajları gönderen sanığa 7 yıl 20 gün hapis cezası

Kadıköy'de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine yönelik tehdit içerikli mesajlar gönderen ve paylaşımlar yapan sanık, 3 farklı suçtan 7 yıl 20 gün hapis cezasına çarptırıldı

22.06.2026 13:55:00 / Güncelleme: 22.06.2026 13:58:11
İHA
Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine tehdit mesajları gönderen sanığa 7 yıl 20 gün hapis cezası
Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine tehdit mesajları gönderen sanığa 7 yıl 20 gün hapis cezası
Kadıköy'de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden 15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine yönelik tehdit içerikli mesajlar gönderen ve paylaşımlar yaptığı iddia edilen Furkan Ay'ın (19) yargılandığı davanın karar duruşması görüldü. Bakırköy 13. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya tutuksuz sanık Furkan Ay katılmazken, tarafların avukatları hazır bulundu. Müşteki sıfatındaki Minguzzi ailesi ise duruşmaya katılmadı.

7 yıl 20 gün hapis cezası

Alınan savunma ve beyanların ardından kararını açıklayan mahkeme, sanık Furkan Ay'ın, 'birden fazla kişiyle tehdit', 'kişinin hatırasına hakaret' ile 'kişisel verileri hukuka aykırı şekilde ele geçirme veya yayma' suçlarında toplamda 7 yıl 20 gün hapis cezasına çarptırılmasına, 'suçu ve suçluyu övme' suçundan ise beraatına hükmetti.

İddianameden:

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, Yasemin Akıncılar Minguzzi 'müşteki', Furkan Ay ise 'şüpheli' sıfatıyla yer aldı.

"Yakında sizin ve oğlunuzun tabutunun yanında olacağım. Mezarının adresini biliyoruz. Emanetleri doldurduk, hazırda bekleyin"

Hazırlanan iddianamede, Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen sanal devriye faaliyeti kapsamında, aile bireylerinin tehdit mesajları raporuna yer verildi. Mesajlarda, "Sevmezsiniz ama iyi tanırsınız, Berat abim. Yakında beni de iyi tanıyacaksınız. Adım Ademcan. Bursa Yıldırım'dayım. Yakında sizin ve oğlunuzun tabutunun yanında olacağım. Mezarının adresini biliyoruz. Emanetleri doldurduk, hazırda bekleyin. Ademcan ismini iyi hatırlayın, eceliniz yanımda" şeklinde mesaj attığı, hayatını kaybeden Ahmet Minguzzi'ye küfür ettikleri aktarıldı.

Müşteki Yasemin Minguzzi'nin cep telefonuna Nisan 2025'te şüpheli Furkan Ay tarafından soruşturmaya konu mesajları atıldığı, şüphelinin suçtan kurtulmaya yönelik ifade verdiği, şüphelinin müştekinin kişisel verilerini hukuka aykırı şekilde ele geçirerek, mesajları attığı aktarıldı.

13 yıla kadar hapis cezası talebi

İddianamede, Furkan Ay hakkında 'kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek veya yaymak', 'birden fazla kişi ile birlikte tehdit' ile 'kişinin hatırasına hakaret' suçlarından 4 yıl 3 aydan 13 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.

Türkiye'nin deprem haritası 13 yıl sonra güncellendi. 215 yeni fay keşfedildi

Maden Tetkik ve Arama (MTA) ayrıntılı çalışmalarının ardından Türkiye Diri Fay Haritası'nın 13 yıl sonra güncellendi

22.06.2026 13:00:00
Haber Merkezi
Türkiye'nin deprem haritası 13 yıl sonra güncellendi. 215 yeni fay keşfedildi
Türkiye'nin deprem haritası 13 yıl sonra güncellendi. 215 yeni fay keşfedildi
Maden Tetkik ve Arama (MTA) ayrıntılı çalışmalarının ardından Türkiye Diri Fay Haritası'nın 13 yıl sonra güncellendi.

Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürü Vedat Yanık, MTA'nın ayrıntılı saha çalışmaları ve akademik araştırmalarla sağladığı veri birikimi desteğiyle Türkiye Diri Fay Haritası'nın 13 yıl sonra güncellendiğini bildirdi.

Yanık, Bilimsel Etkinlikler Haftası ve MTA Genel Müdürlüğü 91. Kuruluş Yıl Dönümü kapsamında "Türkiye Diri Fay Haritası-2026"nın tanıtım programındaki konuşmasında, yeni harita sürümünün kamuoyuyla paylaşılmasından dolayı memnun olduklarını söyledi.

Yanık, MTA'nın yaklaşık bir asırlık süreçte, Batman'daki ilk petrol keşfinden Eskişehir-Beylikova'daki dünyanın en stratejik Nadir Toprak Elementleri sahalarına, Elazığ-Maden, Sinop-Boyabat ve Kahramanmaraş'taki zengin bakır yataklarından sanayinin can damarı olan yüzlerce endüstriyel ham madde kaynağına kadar sayısız keşfe imza attığını ifade etti.

Küresel dengelerin değiştiğini ve madenlere ihtiyacın arttığını belirten Yanık, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Artan enerji ihtiyacı, sürdürülebilir kaynak yönetimi, iklim değişikliği ve kritik hammaddelere yönelik amansız rekabet, yerbilimlerinin stratejik önemini her geçen gün daha da artırıyor. MTA, bu yeni dünya düzeninde de en ön safta yer alarak modern teknolojilerle desteklenen yerli, yenilikçi ve çevreye duyarlı arama faaliyetlerini kararlılıkla sürdürüyor. Bugün, kuruluş yıl dönümümüzü taçlandıran son derece hayati bir ulusal veri altyapısını, 'Türkiye Diri Fay Haritası-2026' sürümünü yayımlamanın gururunu paylaşıyoruz. Alp-Himalaya orojenez kuşağında yer alan ülkemiz için aktif tektonik yapının güncel ve doğru verilerle ortaya konulması, yalnızca bilimsel bir çalışma değil, ulusal güvenlik, sürdürülebilir kalkınma ve afet risklerinin azaltılması adına stratejik bir zorunluluktur."

Yanık, haritanın 2013'te yayımlanmasından bu yana geçen 13 yılda, ayrıntılı saha çalışmaları ve akademik çalışmalarla önemli büyüklükte veri birikiminin sağlandığına dikkati çekti.

2022'de yatırım programına alınan güncelleme projesinin, yoğun bir emeğin ardından tamamlandığına işaret eden Yanık, "2013 basımında 485 olan diri fay sayısı, yeni veriler ışığında bu haritada 700'e yükseldi. Bu harita ve hazırladığımız sayısal veri tabanı, deprem tehlike analizleri, kritik altyapı yatırımları ve ulusal zarar azaltma politikalarımız için temel bir başvuru kaynağı olacak." değerlendirmesinde bulundu
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.