logo
30 MART 2026

GLOBAL SERMAYE KANIMIZI EMİYOR

07.02.2002 00:00:00
Global mantık hiç bir zaman üretimi esas almaz. Global mantığın asıl yapmak istediği şey, para ile para kazanmaktır.Yabancı sermaye köklü bir şekilde gelir, Türkiye'de kalıcı yatırım yapar, üretime eğilir, istihdama vesile olursa, bu sermaye hakikaten faydalı sermayedir. Ama sermaye piyasasına akşamdan girip sabahtan veya sabahtan girip akşamdan çıkan yabancı sermaye hiç bir zaman bize yar olmaz. Böyle bir gerçeği başka yöne çekerek pembe rüyalar tarzında yorumlamak ideolojik ve siyasi yaklaşımdan başka bir şey değildir

Hocam, bu haftaki sohbetimizdeki ilk sorumuz ekonomi üzerine olacak. Ekonomide çok ciddi bir bahar rüzgârı estiriliyor. Dolar, 1 milyon 600 bin TL seviyesinden, 1 milyon 300 bin TL seviyesine indi. Borsa yükselişte. IMF, kredide önümüzü açıyor. Bütün bunların ışığında ekonominin nasıl gittiği konusunda neler söylersiniz? Ayrıca doların bu düşüşü ekonomiyi nasıl etkiler? İhracatı nasıl etkiler?

Prof. Dr. Haydar Baş- Bizi takip eden kardeşlerimize evvela saygılar dileyerek sohbetime başlamak istiyorum. Dilerseniz, sorunuzu, ikinci şıkkından hareketle cevaplandırmaya çalışalım. Dolar, kısa bir zaman önce, serbest kurla beraber, 1 milyon 650 bin TL sınırlarına dayanmıştı. Böyle bir çıkış hakikaten Türk parasının onurunu çok ciddi derecede rencide etmiş ve yok derecesine indirgemişti. Dünyada hiç bir para yoktur ki bizim paramız kadar haysiyetiyle oynansın. Değeri bir anda zigzaglar çizilerek olduğundan çok aşağılara doğru çekilsin. Böyle bir durumdaki Türk Lirasına yine bakıyoruz. Dolar, 1 milyon 300 bin TL'ye iniyor. Türk Lirası, 300-350 bin civarında değer kazanmış oluyor. Bunun, görünüşte çok harikulade bir hal olduğunu zannediyorsunuz. Ama hakikatte ise bu işi perde arkasından yürütenlerin kim olduğunu gördüğünüz zaman hiç de öyle olmadığı kanaatine varıyorsunuz. Doları kim 600 bin TL seviyesinden almış 1 milyon 600 bin TL seviyesine kadar çıkartmış, kim, bu seviyeden 1 milyon 300 bin TL seviyesine kadar indirmiş? Buna baktığınız zaman "dank" diye bir şey kafanıza vuruyor. Bunu görmediğiniz müddetçe sizin sorduğunuz soruya sıhhatli cevap vermeniz mümkün olamaz.

İHRACATÇIYA YÖNELİK OYUNPeki bunu kim yapıyor? Yabancı sermayedarlar, yabancı bankalar, bir anda doların fiyatını yükseltiyor, bir anda indiriyor. Düğme, başkasının elinde. İp başkasının elinde. O halde bu değer, doların sahici değeri değildir. Peki gerçek değeri nedir? Bu soruyu sorduğunuz zaman dalgalı kur politikasına göre ne olduğu da belli değildir. Adamın canı sıkılır. 500 bin liraya kadar da indirir. Bu seviyeye indirdiği zaman çok iyi gibi zannettiğin olayda çok ciddi bir oyun var demektir. Buradaki oyun da dışa dönük ticaret yapmak isteyen işadamlarını aradan çıkarma politikası meğer uygulanıyor demektir. Olayın içerisinde ihracatçıya dönük bir oyun var demektir.

Mesela siz Türk işadamı olarak, bir buçuk ay evvel, yabancı işadamları ile anlaşma yapıyorsunuz. Diyelim ki parça başına 50 dolara anlaşıyorsunuz. Dün 50 doların karşılığı olan TL faraza bin liradır. Bugün 700 liraya düşmüştür. Sizin işçi giderleriniz, vergi giderleriniz, hammadde giderlerinizin tamamı TL'ye endeksli olduğu için giderleriniz aynı noktadadır. Dolara güvenerek % 20 kârla bu işi bağlayalım, diyorsunuz. Ama doların değeri 1 milyon 300 bin liraya düştüğü zaman artık bu % 20 sizi kurtarmıyor. Bu sefer o günler içerisinde yaptığınız bütün bağlantılarda ihracatçı olarak sıfırı tüketiyorsunuz.

Bizde ihracat yapan işadamlarının bütçelerine baktığınız zaman vasat olarak 1-2 milyon dolar civarında olduğunu görürsünüz. Fazlası çok daha iyi ama bizim gördüğümüz, bildiğimiz bağlantılar, işte 10-20 milyon dolarlıktır. Bugünkü kayıp da % 20-25'lerdedir. Adam da zaten bunu % 20 kârla satmaktadır. Türk Lirasının, dolar karşısındaki durumunu hesaba katarak ihracat bağlantısını yapmıştır. Aradaki kur farkı bunu götürüyor. Sigortası, işçiliği, vergisi yanına kâr kalıyor. Onun için bundan hareketle bir buçuk ay evvelki bağlantı ile beraber ihracatçıların tamamı zarar etmiş oluyor. "Ben bu işi biliyorum" diyen kim olursa olsun, kendisine sorduğunuz zaman size bu cevabı veriyor. Manzara bu ise Türkiye'de ekonominin durumu nedir?

İYİYE GİDEN TÜRK EKONOMİSİ DE?İL GLOBAL SERMAYENİN İŞLERİDİRTürkiye'de bir şeyler iyi gidiyor, derken, iyiye giden şey, global sermayenin Türk piyasasına tamamen hakim olması, dengelerini kurmasıdır. Sermaye piyasasında bazı hisse senetlerinin değerleri artıyor. Bu da bir oyundur. Dikkat ederseniz televizyonlarda, "oyuncular" tabiri kullanılıyor, "piyasa oyuncuları" tabiri kullanılıyor. Demek ki bu oyundur. Oyunda parası olan kazanır. Adamın 1-2 milyon dolar sermayesi vardır, sıfırı tüketmiştir. Onlarla oynayamazsınız. Çünkü onların elindeki sermaye devletlerin elindeki sermayenin 20 mislidir. Global sermaye sahiplerinde devletlerin bütçelerinin 20 misli para vardır. Durum bundan ibarettir. Peki ne iyiye gitti? Piyasa üzerinde hakimiyet kurmak isteyenlerin işleri iyiye gitti. Piyasa üzerinde hakimiyetini kurmak isteyen insanların hakimiyeti ile devlet politikamızın iyiye gideceğine inanıyorsan, "iktisadi hayatımız iyiye gitti", inanmıyorsan, "hayır, kötüye gitti" dersin. Onun için "hayır mıdır, şer midir?" sorusunu bana sormayacaksınız. Asgari geçim sınırı, ölüm sınırı 350 milyon TL olarak hesaplanırken bugün biz 175 milyon TL asgari ücret veriyoruz. O zaman vatandaşa, "ekonomi iyiye mi gidiyor, kötüye mi gidiyor?" sorusunu sorduğunuz zaman sana ne cevap verir?

"Kötüye gidiyor" cevabını verir.

Prof. Dr. Haydar Baş- Niye? Çünkü, adamı açlığa mahkum ediyorsun. Peki bu aradaki fark nereye gidiyor? Aradaki fark, piyasaya hakim olmak isteyen güçlerin cebine gidiyor.

Zaten adam bunu para kazanmak için yapıyor. Sana getirdiği siyasi, hukuki, ekonomik müeyyidelerin hepsini kendi çıkarı için getiriyor. Bir Amerikalı, bir İngiliz, bir Alman, senin-benim kârımı düşünerek iş yapacak; bunu aklınız kabul ediyor mu? Ediyorsa, işimiz iyiye gidiyor demektir. Etmiyorsa, ekonomi hayatımızın iyiye gittiğini söylemek biraz hayalperestliktir.

BU MİLLET ASKER MİLLETTİRTürkiye'de bazı şeyler neden olmuyor? Geçenlerde bir sohbetimde ben bunu ifade etmeye çalıştım. Türk milleti, hiç kimsenin olmadığı kadar başına bağlı bir millettir. Biz, hakanlar döneminden gelen bir milletiz. Bakarsınız, hakan, zaman zaman devlet başkanıdır, bakarsınız, ordu komutanıdır. Hatta saltanat döneminde de biz aynı geleneği çok açık ve net olarak yaşadık. Bu ne demektir? Biz, bir an gelir sivil, bir an gelir askeriz, demektir. Çünkü başımız öyledir de ondan. Biz, o terbiyeden, o eğitimden geçmiş bir milletiz. Böyle bir millete sıradan bir millet nazarıyla bakamazsınız. Bu millet asker millettir. Asker millet olan milletin başa bağlılığını, hemen yanı başındaki komşusuyla da ölçemezsiniz. Çünkü ölçüler çok farklıdır.

"Arjantin'de isyanlar çıktı. Millet sokağa döküldü. Niçin bizde olmuyor ?" soruları gündeme geliyor. Bizde olmamasının sebebi işte milletin, bu eğitimden, bu terbiyeden farkında olmadan geçmesindendir. Şayet bizde, Arjantin'de olduğu gibi bir ayaklanma olursa demek ki kıyamet yakındır. Mozaikleri, A'sından Z'sine, bu kadar bir bütün içerisinde tutma eğitiminden geçmiş bir millet bu hale gelirse, dünyada o hale gelmedik hiç bir topluluk kalmadı, manası ortaya çıkar ki işte bu manada kıyamet koptu demektir.

ÇİZİLEN PEMBE TABLOLAR İDEOLOJİKTİRBir de işin farklı bir boyutu ile olaya bakmamız lazımdır. Global mantık hiç bir zaman üretimi esas almaz.

Global mantığın asıl yapmak istediği şey, para ile par kazanmaktır. Yabancı sermaye dediğimiz olay kağıt piyasasına akşamleyin girer, sabahleyin çıkar. Sabahleyin girer, akşamleyin çıkar. Burada para işlem olarak akşam senin hesabında, sabah değildir. Yani paranın senin bankana da geldiği yoktur. Böyle bir ticaret veya maliye anlayışının Türk toplumuna kazandıracağı ne olabilir? Yabancı sermaye köklü bir şekilde gelir, Türkiye'de yatırım yapar, kalıcı yatırımlarıyla beraber üretime eğilir, fevkalade üretimler yapar, o kadar insanın istihdamına vesile olur, dersen, o zaman deriz ki, bu sermaye hakikaten faydalı sermayedir. Ama sermaye piyasasına akşamdan girip sabahtan çıkan veya sabahtan girip akşamdan çıkan yabancı sermaye hiç bir zaman bize yar olmaz. Bir başka yöne bunu çekerek pembe rüyalar tarzında hadiseyi yorumlamak bence ideolojik ve siyasidir.

GLOBAL SERMAYE PİYASADA HEP KENDİSİNİN OLMASINI İSTİYORHocam, son zamanlarda, bankacılık sistemini düzeltmek için devlet, sektöre, 5 milyar doların üzerinde bir kaynak aktararak ve buradan da reel sektöre aktarılması için bir destekleme yapıyor. Burada yapılan nedir? Piyasalara para aktarmanın bundan başka bir yöntemi yok mudur?

Prof. Dr. Haydar Baş- Global mantığın getirdiği kurallardan bir tanesi de budur. Sermaye sahibi istiyor ki piyasanın tamamına benim kanım girsin, çıksın. Ama bu öyle bir alış veriş ki, öyle süratli cereyan eden bir hareket ki bu hareketin hızına bizim yetişmemiz mümkün değildir.

Para kimin elindedir? Banka sahiplerinin elindedir. Banka ne iş yapar? Para satar. Bunun mukabilinde ne alır? Para alır. Yani para satar, para kazanır. Şimdi, "Para, senin devletinin elinde olamaz" diyor. Artı, "İşadamının da elinde olamaz" diyor. Artı, "Şu veya bu kurumun elinde de olamaz" diyor. "Ancak bankada olur. Banka da benim tasarrufumdadır" diyor. "Devletin paraya ihtiyacı olduğu zaman, ben ona parayı satarım" diyor. "İşadamının paraya ihtiyacı olduğu zaman ona da satarım" diyor. Bu, görünüşte gayet güzel gibi görünüyor. Bu olay, paranın piyasadan çekilmesini ve belli ellerde bloke edilmesini vücuda getirir ki onun için para satışı sermayedar bankalar tarafından hızlandırılmak istenir. Sendikasyon kredileri vs. bu şekilde satış yapmanın adıdır. Bu manada Türkiye'nin yılda ödediği faiz, 2002 bütçesi itibariyle 45 katrilyondur. Yani adamlar hiç bir şey yapmasa bile bir yılda Türkiye'den kazandığı para bu kadar. Adam, "Bunu sadece benim kazanmam lazım" der. Banka kanununun özü, "Benim dışımdaki ikinci bir adama ben müsaade edemem"dir.

VERGİLER DE GLOBAL SERMAYEYE GİDİYORDevlet de bunu karşılayabilmek için ne yapacaktır? Öyle ya aldığı borca karşılık ödeme yapacaktır. Adam, parasını istediği zaman, "hayır, ben bunu sana veremiyorum" diyemezsin. Bir de bunu faiziyle beraber ödeyeceksin. Devlet de, "benim bunu rahatlıkla ödeyebilmem için vatandaştan vergimi sağlam bir şekilde almam lazım" diyor. "Şayet gerektiği zaman ben, vergi mükelleflerinden bu kapitali toplayamazsam borcumu ödeyemem. O zaman sıkıntıya düşeriz" diyor. Vergi kanunlarının çıkmasının asıl sebebi de budur. Yoksa bizden alınan vergiler, herhangi bir yatırıma, savunma sanayiine veyahut da bildiğimiz sanayi dallarına veyahut da eğitime, sağlığa gitmiyor. Bu alanlara çok cüz'i miktarları gidiyor. Bu sahalara "gitmiyor" denecek kadar az harcamalar yapılıyor. Ama toplanan vergilerin tamamı bilaistisna bu borçlara kayıyor. Peki bizim topladığımız vergiler 2002 rakamlarına göre kaçtır?

2002'de toplanacağı planlanan rakam 57 katrilyon TL.

Prof. Dr. Haydar Baş- Vereceğimiz faiz borcu da 45 katrilyon lira. Demek ki geriye hiç bir şey kalmıyor. Devlet, böyle bir sorumluluğun da altına girmiş oluyor. Yabancı sermayenin tuzu kurudur. Onun için "Ben, Türkiye'de bankalar yoluyla önümün kesilmesini kabul etmiyorum" diyor. "Bütün bu paralar bana akması lazım. Eğer işadamlarına verilecek krediler varsa da benden alınacak, devlete verilen krediler de varsa benden alınacak. Bütün bunların para satışındaki gelirleri benim kasama akması lazım" diyor. İşin hülasası budur. Yani şu ana kadar ki debdebelerin hepsi bu parayı kazanmak içindir.

Türk milleti,hiç kimsenin olmadığı kadar başına bağlı bir millettir. Biz, hakanlar döneminden gelen bir milletiz. Hakan, zaman zaman devlet başkanıdır, bakarsınız, ordu komutanıdır. Bu, biz, bir an gelir sivil, bir an gelir askeriz, demektir. Böyle bir millete sıradan bir millet nazarıyla bakamazsınız. Arjantin'de millet sokağa döküldü de bizde bu olmuyorsa bu milletin bu eğitimden geçmesindendir. Arjantin'de

olanlar bizde olursa dünyada o hale gelmedik hiç bir topluluk kalmadı, manası ortaya çıkar ki işte bu manada kıyamet koptu demektir

Devam edecek

Muhittin Böcek'in başdanışmanı gözaltına alındı

İBB'ye yönelik soruşturma kapsamında, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek'in başdanışmanı ile belediye çalışanı gözaltına alındı

 

30.03.2026 10:47:00
Anadolu Ajansı
Muhittin Böcek'in başdanışmanı gözaltına alındı
Muhittin Böcek'in başdanışmanı gözaltına alındı

İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek'in başdanışmanı C.O. ile belediye çalışanı B.K. gözaltına alındı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, İBB'ye yönelik "suç örgütü yöneticisi olmak", "suç örgütüne üye olmak", "irtikap", "rüşvet", "nitelikli dolandırıcılık", "kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek" ve "ihaleye fesat karıştırmak" suçlarından yürütülen yolsuzluk soruşturması kapsamında C.O. ve B.K. gece saatlerinde Antalya'daki evlerinde gözaltına alındı.

Antalya İl Emniyet Müdürlüğü'nde işlemleri süren şüphelilerin İstanbul'a götürüleceği öğrenildi.

Aynı soruşturma kapsamında, Antalya Büyükşehir Belediyesinde çalışan bir personel ile 2 şoför tutuklanmıştı. 

Etimesgut Belediyesi'ne operasyon

Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığınca Etimesgut Belediyesine "zimmet" soruşturması başlatıldı. Etimesgut Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürü ve Etimkent A.Ş. Genel Müdürü'nün de aralarında bulunduğu 4 şüpheli gözaltına alındı

30.03.2026 10:31:00
AA
Etimesgut Belediyesi'ne operasyon
Etimesgut Belediyesi'ne operasyon
Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığınca, Etimesgut Belediyesinde tespit edilen usulsüzlüklere ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında "zimmet" suçundan 4 belediye çalışanı hakkında gözaltı kararı verildi.

Başsavcılıktan yapılan açıklamaya göre, Sayıştay Başkanlığı tarafından Etimesgut Belediye Başkanlığında gerçekleştirilen 2025 yılı hesap ve işlemleri olağan denetimleri sırasında, aşevi, yemek alımı ve dağıtımı işlemleri ile Etimkent A.Ş'nin hesap bilgilerinde usulsüzlükler tespit edildiği belirtildi.

Bu kapsamda, sermayesinin tamamı Etimesgut Belediye Başkanlığına ait iştirak şirketi Etimkent A.Ş. Genel Müdürü M.Ç, Etimesgut Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürü A.C, Etimesgut Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü Mutemeti S.K. ve Etimkent A.Ş kasa sorumlu personeli H.B. hakkında "zimmet" suçundan gözaltı kararı verildi.

Ankara Batı Sulh Ceza Hakimliğinden alınan arama kararlarına istinaden şüphelilerin ikametlerinde ve iş yerlerinde eş zamanlı arama ve el koyma işlemi yapıldı ve tüm zanlılar gözaltına alındı.

Diyarbakır'da 51 kişinin tahliye edildiği binanın, 'orta hasardan az hasara' çevrildiği ileri sürüldü

Diyarbakır'ın merkez Bağlar ilçesinde 51 kişinin, kolonlarında çatlama sesi duyulması üzerine tahliye edilen binanın 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerde orta hasardan az hasara çevrildiği öne sürüldü

28.03.2026 13:08:00 / Güncelleme: 28.03.2026 13:12:33
İHA
Diyarbakır'da 51 kişinin tahliye edildiği binanın, 'orta hasardan az hasara' çevrildiği ileri sürüldü
Diyarbakır'da 51 kişinin tahliye edildiği binanın, 'orta hasardan az hasara' çevrildiği ileri sürüldü
Edinilen bilgilere göre, ilçenin Bağcılar Mahallesi 1063. Sokaktaki 6 katlı Habib Apartmanı'nın kolonlarında çatlama sesi duyulması üzerine dün gece 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbarda bulunuldu.



İhbar üzerine olay yerine AFAD, polis, Bağlar Belediyesi Afet İşleri Müdürlüğü ve zabıta ekibi yönlendirildi. Ekiplerin yaptıkları inceleme sonucu binada risk durumu olması nedeniyle biri boş, 9 dairedeki 51 vatandaş geçici olarak tahliye edildi.

Binaya şeridi çekilerek, polis ekipleri tarafından güvenlik önlemi aldı. Nihai kararın yapılacak detaylı inceleme sonucu belirleneceği öğrenildi.



Bina sakinlerinden Serhat Kartal, 3 gün önce birinci kattaki komşularının, kolonlardan ses geldiğini, gece yattıklarında duyduklarını söylediğini ifade etti. Kartal, "Bizde bunun üzerine binanın etrafını gezdik, sabah erken binayı dinledik. Dün hepimiz toplanıp Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliğine haber verelim. Hepimizin için rahat olsun, ne olur ne olmaz. Ekip geldi, şu kolonlara baktılar, hasar olduğunu tespit ettiler. Geçici olarak tahliye edildi. Bina sakini 51 kişi tahliye edildi" dedi.



Bina sakini Salih Topsa ise, alt komşularını ses duyduğunu ve herkesi uyardığını dile getirdi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü ile AFAD'ı aradıklarını aktaran Topsa, "Gelip baktılar, tedbir amaçlı dışarı aldılar. Bugün de gelip bize bilgi verecekler. Depremde bize orta hasar vermiştiler. Orta hasardan az hasara çevirdiler. Gücümüz olmadığı için çıkmadık. İmkanı olan çıktı, ayrıldı. İmkanı olmayanda oturmaya devam etti" diye konuştu.

Diyarbakır'da kolonlarda çatlama sesi duyulan bina boşaltıldı

Diyarbakır'ın merkez Bağlar ilçesinde kolonlarında çatlama sesi duyulan bina tedbir amaçlı olarak boşaltıldı. 51 vatandaş tahliye edildi

28.03.2026 00:30:00 / Güncelleme: 28.03.2026 06:15:06
İHA
Diyarbakır'da kolonlarda çatlama sesi duyulan bina boşaltıldı
Diyarbakır'da kolonlarda çatlama sesi duyulan bina boşaltıldı
Edinilen bilgilere göre, ilçenin Bağcılar Mahallesi 1063. Sokaktaki zemin ile birlikte 6 katlı Habib Apartmanı'nın kolonlarında çatlama sesi duyulması üzerine 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbarda bulunuldu.



İhbar üzerine olay yerine AFAD, polis, Bağlar Belediyesi Afet İşleri Müdürlüğü ve zabıta ekibi yönlendirildi. Ekiplerin yaptıkları inceleme sonucu binada risk durumu olması nedeniyle biri boş, 9 dairedeki 51 vatandaş geçici olarak tahliye edildi.



Binaya şeridi çekilerek, polis ekipleri tarafından güvenlik önlemi aldı. Nihai kararın yapılacak detaylı inceleme sonucu belirleneceği öğrenildi.

Bu topraklar üzerinde büyük hesaplar yapılıyor

Ülkemizin ve halkımızım başı dertlerden kurtulmuyor. Nice insanımızı teröre kurban verdik. Terörün ismi değişiyor, kendi devam ediyor. Nedir bu ülkemizin başında kaç yıldır dönüp dolaşan karabulutlar?

28.03.2026 00:21:00
Haber Merkezi
Bu topraklar üzerinde büyük hesaplar yapılıyor
Bu topraklar üzerinde büyük hesaplar yapılıyor
"Ülkemizin ve halkımızım başı dertlerden kurtulmuyor. Nice insanımızı teröre kurban verdik. Terörün ismi değişiyor, kendi devam ediyor. Nedir bu ülkemizin başında kaç yıldır dönüp dolaşan karabulutlar?

Talep enflasyon sadece mallarda olmuyor. Ülkelerin de enflasyonu var. Bizim bulunduğumuz coğrafya bizi öyle bir noktaya taşıdı ki, bize talep fazla oldu. Türkiye'ye talep fazla.

Ama şu anda siz, Ortadoğu'da herhangi bir devleti söz konusu yapsanız bizim coğrafi şartlarımızı taşımadığı için bu dertlerin binde birini oralarda bulamazsınız. Biz farklı bir coğrafyadayız. Allah bizi öyle bir yere koydu ki, Avrupa'nın, Ortadoğu'nun, Türk-İslam dünyasının, Rusya'nın bir noktada şartelleri bize bağlı.

İşte bunun için bizde düğmeye basıldığı zaman Balkanlar harekete geçiyor, Avrupa harekete geçiyor, Asya harekete geçiyor, Uzakdoğu harekete geçiyor, Türk Cumhuriyetleri harekete geçiyor. Cenab- ı Hak, bizi enteresan bir coğrafyaya koydu. Dengemiz çok farklı. Farklı olan bu coğrafi yapıya bütün gözler, dost gibi görünse de maalesef "kem nazarla" bakıyor. İşte asıl mesele de bu bakışlara bağlı.

Ben şahsen, Türk Milleti ile kendi milletimizin dışında dost olacak bir millet bulacağımızı hiç zannetmiyorum.



Mesela; güneydoğuyu ele alalım. Güneydoğu, verimli hilal adıyla anılan tarihi Mezopotamya dediğimiz bölgedir. Burası insanlığın ilk beşiği, merkezidir. Bu merkezde birçok medeniyetler, devletler kuruldu. Bu bölge Cenab-ı Hakk'ın sevip, seçtiği peygamberlerin yaşadığı, ilahi hakikatleri insanlara tebliğ ettiği, irşat-ikaz yaptığı yerdir.

Dolayısıyla bu bölgede milli düşünceler, dini düşünceler hakimdir. Bu bölgede fertlerden devletlere uzanan çıkar hesapları vardır. Milli düşünceler, idealler, geçmişi yüzyıllara dayanan siyasetler var.  Adam Amerika'da ama hesabı burada. Amerika nere,  bu bölge nere? Bu nereden kaynaklanıyor? Burası çok enteresan bir yerdir  de  ondan kaynaklanıyor.

Güneydoğu'dan batıya geçelim. Trakya bölgesine, İstanbul'a gelin. İstanbul hakkında fazla konuşmamıza gerek var mı? İstanbul, medeniyetlerin buluştuğu ve fetihle birlikte bir devrin batıp yeni bir devrin ortaya çıktığı fevkalade bir coğrafyadır.

Ege'ye geç, apayrı bir bölge. Akdeniz'e geç hakeza. Dolayısıyla dünyada insan kalmadı ki gözü bizde olmasın. "Burası benim vatanım" diyor adam. " Diyalogcu" arkadaşlarımıza; "Rüya görseniz gelirler rüyanızı bile alıp ağzınıza koyarlar. Gerçekleri görün ayıkın" diyoruz.

"Yok, onlar bize öyle bakmazlar" diyor. Niye bakmasın? Herkes senin gibi aptal mıdır?

"Biz hicretimizi tamamlamadık. Mutlaka o bölgeye hicret ederek hicretimiz tamamlayacağız. Çünkü o bölge bizimdir" diyorlar.

Bu topraklar üzerinde büyük hesaplar yapılıyor



Bir zamanlar biz bunlara çok çanak, çömlek verdik. "İşte sizin tapularınız" dedik. Erkeksen git de sen Avrupa'da sana ait bir şey bul. Osmanlı oralarda yıllarca kaldı. Adamlar Osmanlı'yı hatırlatacak camiye varıncaya kadar ne varsa hepsini yıktılar.

Sen ise kaç yüzsene evvelki bilmem neyin kazısını yapıyorsun. Bu çok yanlış bir şey. Bizim, millet olarak kendi değerlerimize sahip çıkmamız şarttır.

Gözleri bu topraklarda olduğu için de habire problem çıkartıyorlar. Adam umudunu bu ülkede çıkacak kavgalara bağladı. Onun için gelip de sana: "Nihat efendi, Haydar Hocayı çok sev. O da seni çok sevsin. Birlik, beraberlik içinde dertlerini, sıkıntılarınızı çözün" diyecek değildir.

Ya ne diyecek? "Birbirinize sırtınızı dönün" diyecek. Senin eline bir silah verecek, benim elime de bir silah verecek ve bizi birbirimize kırdıracak.

Dikkat ederseniz, anarşik olaylarda kullanılan silahların hiç birisi Türk yapısı değildir. "Cinayet işlerken tutukluk yaparsa bu işten vazgeçer" diye en modern silahları kullandırıyorlar. Adamlar hesapları bu kadar ince yapıyor.

Güneydoğu için; "Burası Yahova'nın bize vadettiği arzdır" diye inanan ve hesaplarını buna göre yapan birileri var, bir güç var. Doğu bölgemizde; "On yılda büyük bir devlet olmak durumunda, hatta mecburiyetindeyim" diyen bir hayalci Ermenistan var.

Bütün bunlara rağmen sen; " Bu topraklar üzerinde kimsenin gözü yoktur" diyorsan, sen kendini kandırıyorsun demektir.

Bir başka husus da şudur:

Ortadoğu'nun gelirlerini elde edebilmek için ülkemizi sıçrama tahtası olarak kullanmak isteyen Batılı ülkeler var. Bunlar güya dostlarımız, müttefiklerimizdir. Onun için bizim Güneydoğu'nun sınırları şu anda Batı tarafından çizilmedi.

Adamlar Lozan'ı kabul etmiyorlar. "Biz, Sevr'e göre iş yaparız" diyorlar. Bu anlattıklarımın hiçbiri hayal değildir. Biz burada dedikodu da yapmıyorum. Gerçekleri konuşuyoruz. Maalesef gerekli duyarlılığı göstermiyoruz. Oysa çok hassas olmamız lazım. Bunlar, ihmale gelmeyen milli konulardır. Milli konular dejenere edilirse, Mısır piramitleri gibi, bir taş yerinden oynadığı zaman topyekûn her şey yıkılıp gider." (Prof. Dr. Haydar Baş Niçin Türkiye eserinden)

Darısı bütün sivil örgütlerinin başına...

Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen), ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarını ABD'nin Ankara Büyükelçiliği önüne siyah çelenk bırakarak protesto etti

27.03.2026 21:49:00 / Güncelleme: 27.03.2026 21:56:31
İhlas Haber Ajansı
Darısı bütün sivil örgütlerinin başına...
Darısı bütün sivil örgütlerinin başına...
Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen), ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarını ABD'nin Ankara Büyükelçiliği önüne siyah çelenk bırakarak protesto etti.

Memur-Sen tarafından İran ABD ve İsrail savaşı başta olmak üzere bölgede yaşanan çatışmaları protesto etmek üzere ABD Büyükelçiliği önünde basın açıklaması düzenleyerek Siyah Çelenk Bırakma Eylemi gerçekleştirdi.

Büyükelçilik önünde bir araya gelen Memur-Sen üyeleri, 'Savaşa hayır' yazılı yelekler giydi, dövizler taşıdı.

"ABD Büyükelçiliği önüne bırakacağımız siyah çelenk, bir sembolik jest değildir"



Burada bir konuşma gerçekleştiren Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, bir ülkeyi protesto etmek için değil, bir zihniyeti teşhir etmek için toplandıklarını ifade ederek, "ABD Büyükelçiliği önüne bırakacağımız siyah çelenk, bir sembolik jest değildir. O çelenk, bu çağın üzerine çöken karanlığın, çocukların kanıyla büyüyen bir düzenin, demokrasi ve özgürlük söylemiyle süslenmiş bir yıkım siyasetinin ifşa edilmesidir. Çünkü artık açıkça görüyoruz. Bu dünyada savaşlar gerekçelerle başlamıyor, gerekçeler üretilerek başlatılıyor. Ve bugün İran'a yönelen saldırı da böyle bir düzenin devamıdır" açıklamasında bulundu.

Türkiye'nin de içinde bulunduğu coğrafyada hayatını kaybeden kim olursa olsun kendilerinden olduğunu söyleyen Yalçın, karşılarında ABD'nin emperyal aklıyla İsrail'in siyonist hattı olduğunu ve ikisinin yıkım, şiddet ve insan hayatının yok edilmesi noktasında kesiştiğini bildirdi.

Yalçın, buna karşı bütün dünyanın birlik olması gerektiğinin altını çizerek, "Bu zihniyet, 'Ben yaparım. Çünkü güç bende' diyor. Bu noktada mesele artık sadece politika değildir, insanlık meselesidir. Bu manzara karşısında dünyanın bütün iyi insanları bir an önce birleşmeli, güçlü bir hat oluşturmalıdır" diye konuştu.

'Emperyalizm sahaya ateşe atar, siyonist bu ateşi genişletme fırsatına çevirir'



Çocuğa işkence edebilen bir sistemin yalnızca savaş üretmeyeceğini insanlıktan çıkmış bir zihin üreteceğini kaydeden Yalçın, "Burada çok ağır bir gerçekle karşı karşıyayız. Bu zihinde çocukların ölümünü yalnızca kaçınılmaz görmüyorum. Onu sistemin doğal bir parçası olarak görüyorum. Bugün burada yaptığımız budur. Bu aymazlığa, ahlaksızlığa, çirkefliğe isyan ediyoruz. Çünkü susarsak bu düzen büyür. Sessiz kalırsak bu yöntem kalıcı halde gelir. Onun için İran'a yapılan saldırıyı bu çerçevede okumak lazım. Devamında genişleyen ateşi buradan görmek lazım. Bu saldırı bu düzenin sürekliliğidir. Emperyalizm sahaya ateşe atar, siyonist bu ateşi genişletme fırsatına çevirir. Onun için bu süreçte her şey araç haline gelir. Toprak araçtır enerji, araçtır, insan bile araçtır. En acısı çocuklar bile bu kirli savaşın aracı haline gelmiştir" ifadelerine yer verdi.

"Bu sadece bir savaş değil, bir zihniyetin ifşasıdır"

Ortadoğu'da yaşanan savaşın sadece İran'a yönelik bir saldırı olmadığını belirten Yalçın, saldırıların insanı merkeze almayan bir sistemin devamına temsil ettiğini söyleyerek, "Bu sadece bir savaş değil, bu bir zihniyetin ifşasıdır. Bu zihniyeti reddediyoruz. Bugün buraya bırakacağımız siyah çelenk bir yas değil bir kayıptır. Demokrasi adıyla yıkım üreten hiçbir güç masum değildir. Çocukların ölümünü sistematik hale getiren hiçbir makam meşru değildir. İnsanı dışlayan hiçbir düzen kalıcı değildir" değerlendirmesinde bulundu.
Yalçın, konuşmasının ardından konfederasyon üyeleriyle üzerinde 'Savaşa hayır' yazılı siyah çelengi, ABD'nin Ankara Büyükelçiliğinin önüne bıraktı.

Yeni Şafak ve Yusuf Kaplan’a TOKAT Gibi Tepki! BTP'li Mustafa Hayri Ergan "Yeni Şafak neyin peşinde?" diye sordu

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Sekreteri Mustafa Hayri Ergan, Meltem TV ekranlarında Orta Doğu'daki savaş, mezhep tartışmaları ve Türkiye'nin duruşu hakkında çarpıcı değerlendirmelerde bulundu

27.03.2026 14:46:00 / Güncelleme: 27.03.2026 20:54:15
Ahmet Turan Yiğit
Yeni Şafak ve Yusuf Kaplan’a TOKAT Gibi Tepki! BTP'li Mustafa Hayri Ergan "Yeni Şafak neyin peşinde?" diye sordu
Yeni Şafak ve Yusuf Kaplan’a TOKAT Gibi Tepki! BTP'li Mustafa Hayri Ergan "Yeni Şafak neyin peşinde?" diye sordu
Mustafa Hayri Ergan, Meltem TV ekranlarında Orta Doğu'daki savaş, mezhep tartışmaları ve Türkiye'nin duruşu hakkında çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Ergan, Bugün bakıyorum Yeni Şafak yazarı çıkmış işte demiş ki ehli sünnet İslam'ın özüdür, özsuyudur. Şiilik dahil bunun dışındaki bütün oluşumlar bidattır. Sonradan zuhur etmiştir. İslam düşmanları Şia ile ittifak yaparak İslam'ın önünü tıkamaya çalışmaktadır" diyor. Yani şu zamanda böyle bir açıklama nereye hizmet etmektedir? Şimdi bu açıklamanın neye hizmet ettiği çok açık. Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan yaptı bu açıklamayı. Yani bu da iktidarın amiral gemisi dediğimiz gazetelerden bir tanesi. En büyük destekçisi bunun yazarı. Bu açıklamayı bugün yapıyor. Bu mezhep çatışmasını canlı tutma isteğinin birilerinde var olduğunu gösteriyor. Ya şu an İran, İsrail'le Amerika'yla savaşta. İsrail Amerika'yla savaştayken onun mezhebini sorguluyorsun" dedi.

BTP Genel Sekreteri Mustafa Hayri Ergan'ın açıklamasını izleyin:

Hande Erçel, Adli Tıp Kurumu'nda test verdi

Oyuncu Hande Erçel, İstanbul'da yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında Adli Tıp Kurumu'na gelerek kan ve saç örneği verdi

27.03.2026 13:12:00
İhlas Haber Ajansı
Hande Erçel, Adli Tıp Kurumu'nda test verdi
Hande Erçel, Adli Tıp Kurumu'nda test verdi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından ünlü isimlere yönelik yürütülen 'uyuşturucu' soruşturması sürüyor.

Soruşturma kapsamında hakkında yakalama kararı bulunan oyuncu Hande Erçel, Savcılığa ifade vermek üzere Çağlayan'da bulunan İstanbul Adalet Sarayı'na geldi. Savcılığa ifade veren Erçel, işlemlerinin ardından serbest bırakıldı. Erçel ardından Adli Tıp Kurumu'na geldi. Burada kan ve saç örneği veren Erçel, ardından Adli Tıp Kurumu'ndan ayrıldı.

MİT ve emniyetten PKK'lı provokatörlere operasyon: 26 gözaltı

İstanbul'da, Nevruz kutlamalarını istismar ederek izinsiz gösteri düzenleyen ve terör örgütü propagandası yapan kişilere yönelik Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı (MİT) ve İstanbul Emniyeti tarafından gerçekleştirilen operasyonlarda 26 şüphelinin yakalandığı belirtildi

27.03.2026 11:24:00
İhlas Haber Ajansı
MİT ve emniyetten PKK'lı provokatörlere operasyon: 26 gözaltı
MİT ve emniyetten PKK'lı provokatörlere operasyon: 26 gözaltı
İstanbul'da, Nevruz kutlamalarını istismar ederek izinsiz gösteri düzenleyen ve terör örgütü propagandası yapan kişilere yönelik Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı (MİT) ve İstanbul Emniyeti tarafından gerçekleştirilen operasyonlarda 26 şüphelinin yakalandığı belirtildi.

Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgiye göre, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü, İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı (MİT) tarafından bölücü terör örgütünün faaliyetlerinin deşifre edilmesi ve engellenmesine yönelik yeni bir çalışma yürütüldü.



İstanbul'da PKK/KCK silahlı terör örgütüne yardım eden kişilerin katılımı ile düzenlenen "Nevruz" etkinlikleri kapsamında örgüt propagandası yaptıkları tespit edilen şüphelilerin yakalanması amacıyla bu sabah operasyon gerçekleştirildi.

Birçok adrese yapılan zincirleme operasyonda 26 PKK yanlısı kişi yakalanarak gözaltına alındı. Özel harekat timlerinin de yer aldığı baskınlarda, adreslerde yapılan aramalarda; bir kurusıkı tabanca, örgütsel flamalar ve yakalanan kişilere ait dijital materyaller ele geçirildi.

Güvenlik ve istihbarat birimlerince gerçekleştirilen operasyon kapsamında yakalanan 26 şüpheli, sorgulanmak üzere İstanbul TEM Şubeye götürüldü. Zanlılar hakkında yürütülen tahkikat işlemleri devam ediyor.

Marmaris'te belediyeye rüşvet soruşturması

Muğla'nın Marmaris ilçesinde belediyeye yönelik rüşvet ve usulsüzlük iddiaları kapsamında yürütülen soruşturmada 3 kişi gözaltına alındı

27.03.2026 10:56:00
AA
Marmaris'te belediyeye rüşvet soruşturması
Marmaris'te belediyeye rüşvet soruşturması
Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığınca, belediyede imar ve ruhsat işlemlerinde usulsüzlük yapıldığı ve bazı kamu görevlilerinin bu işlemler karşılığında maddi menfaat sağladığı iddiaları üzerine soruşturma başlatıldı.

Soruşturma kapsamında, belediye içinde belirli yöneticilerin, kendi belirledikleri personel aracılığıyla usulsüz işlemleri yönlendirdiği ve bu süreçten kazanç elde ettiği öne sürüldü.

Güvenlik güçlerince yapılan teknik ve fiziki takip sonucu belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon başlatıldı.

Soruşturma kapsamında, belediye başkan yardımcısı, imar müdürü ve zabıta müdürünün de aralarında bulunduğu bazı şüpheliler hakkında gözaltı kararı verildi. Şüphelilerin ikametleri, iş yerleri ve belediyedeki ofislerinde arama yapıldı.

Polis ekipleri Ö.H, T.D. ve M.K'yi gözaltına aldı.

CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun belediye önünde gazetecilere yaptığı açıklamada, soruşturmanın münferit bir olay olduğunu söyledi.

Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığının yürütmekte olduğu bir soruşturma çerçevesinde belediye çalışanlarının gözaltına alınıp belediye binasına getirildiğini aktaran Uzun, "Belediye çalışanlarının görevi ile ilgili soruşturmanın derinleştirilmesi ve delillerinin elde edilmesi adına iş yerinde yapılan bir aramadan müteşekkil olduğu bunun dışında ilgili kişinin konutu ve başkaca yerlerde de aramanın bu soruşturma kapsamında yürütülmekte olduğunu belediye ve belediye işleyişi ile ilgili bir konunun olmadığı bilgisi bize şu an itibari ile verildi." dedi.

Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü de soruşturmanın münferit olduğunu belediye başkanı ve yönetimin çalışmalarına devam edeceğini kaydetti.

Öte yandan, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele ekiplerince belediye binasında arama çalışmaları sürdürülürken, çevik kuvvet ekiplerince de bina çevresinde güvenlik önlemi alındı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.