logo
16 TEMMUZ 2026

Güneşin altında yeni bir şey yok!

09.07.2001 00:00:00
 
"Doğu Doğudur, Batı da Batı.

Ve bu ikisi hiç bir zaman birleşmeyecektir"

Rudyard Kipling

Ay'da yürüyen ilk insan mı beşeriyet tarihinde daha önemlidir, yoksa Hiroşima'ya atılan ilk atom bombası mı?

Her ikisi de modern bilimi bir canavara dönüştüren Batı dünyasının ürünü olduğu halde neden Ay'da yürümekle övünürüz de, Hiroşima'ya atılan bombayla ilgili pek fazla yaygara yapılmaz?

Uzaya çıkma, Ay'a ulaşma macerası (-ki Ay'a ulaşıldığı konusunda günümüzde tereddütler vardır; Almanya'daki saygın bir dergiye göre ABD Ay'a çıkmak yerine Nevada çölüne inmiştir!) binlerce yıldır yaşadığımız gezegenden nihayet kopabilme becerisini gösterdiğimizi ima ediyordu. Ve bu durum bize acayip bir güven duygusu sağlamıştır.

Ama neden atom çekirdeğini parçalamakla özbenliğimiz bu kadar onore olmadı? Böylelikle insanoğlu olarak makro evrenden, mikro evrene kadar elatmadığımız, boyun eğdirmediğimiz hiç bir coğrafyanın kalmadığını daha rahat izah ederdik.

Sorun bence atom bombasının "günah" kavramını çağrıştırmasıyla ilgiliydi: Modern teknolojinin en modern silahıyla da olsa denenmemişi insan üzerinde denemek "günah"tı. Etkisi sadece savaş meydanlarındakı hasmının değil, onun bilmem kaç göbek torunlarının bile DNA'larında bulunacak bir bombayla sadece hayvanları, sadece doğayı, sadece ekolojik dengeyi değil, başlıbaşına insanı yok etmek evrensel bir "günah"tı. Herhalde bundan dolayı olsa gerek Batılılar Ay'a çıkmayı ayyuka çıkardı ama ilk çekirdek parçalanmasını biraz buruk, biraz mahçup bir edayla "suçluluk psikolojisi" içinde bize sundular.

Oysa ki Doğu Doğuydu, Batı da Batı. Ve Batıyı biraz bilenler beraberinde İnka, Maya, Aztek uygarlıklarının nasıl yok edildiklerini, "Son Mohikan"ın dramını, 800 yıllık Endülüslü Müslümanların sonunu, Libya, Cezayir, Fas ve dahi bütün Afrikan'nın encâmını zaten bileceklerdi. Sonrasında da Hiroşima'nın, Nagazaki'nin bu sürecin devamı niteliğini taşıdığını anlayacaklardı. Gerçekten de güneşin altında yeni bir şey yoktu!

Eğer biz hâlâ bunları Yeni Dünya'nın uzağında, geçmişe ait bir hatıra olarak kabul ediyor, Beyaz Adam'ın uslandığını varsayıyorsak bilelim ki hem tarih ilmini reddediyoruz, hem de yaşadığımız günleri pek okuyamıyoruz demektir. Çünkü hayat devam ediyor...

Geçtiğimiz günlerde gazateler Amerikalı bazı bilimadamlarının genetik adına Nazileri aratmayan uygulamalarda bulunduğunu yazdı. Gazeteci Patrick Tiesney'in neşrettiği "El Dorado'daki Karanlık" isimli kitaptan James Neel isimli genetikçinin doğal seleksiyon tezini doğrulamak için 60'lı yıllarda Brezilya ve Venezüella'daki Yanomami kabilesi üylerini kobay olarak kullanıdığı aktarıldı. Kitaba göre Yanomamiler kitleler halinde ölürken araştırmanın başında bulunan James Neel, görevlerinin salgını incelemek olduğunu, bilim adamlıklarından ödün vermemek gerektiğini söyleyerek yerlilere tıbbi yardım yapılmasını yasaklamış.

Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Daha ne diyelim...

Mehmet Maruf

Alzheimerda bakım verenlere uzman tavsiyeleri


 
Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü ve Atlas Üniversitesi Psikoloji Laboratuvarı araştırmacılarından Araştırma Görevlisi Sevim Eyüpoğlu, Alzheimer hastalarının bakım sürecinde yakınlarına önemli görevler düştüğünü belirterek, hastalığın evrelerini ve davranış değişikliklerini tanımanın hem hasta hem de bakım verenler açısından süreci kolaylaştırdığını söyledi. 

16.07.2026 13:52:00
MURAT ÇORBACI
 
Alzheimerda bakım verenlere uzman tavsiyeleri
Alzheimerda bakım verenlere uzman tavsiyeleri

Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü ve Atlas Üniversitesi Psikoloji Laboratuvarı araştırmacılarından Araştırma Görevlisi Sevim Eyüpoğlu, Alzheimer hastalarının bakım sürecinde yakınlarına önemli görevler düştüğünü belirterek, hastalığın evrelerini ve davranış değişikliklerini tanımanın hem hasta hem de bakım verenler açısından süreci kolaylaştırdığını söyledi.

Alzheimer ile baş etmenin ilk adımının hastalığı tanımak olduğunu söyleyen Eyüpoğlu, "Bakım verenler Alzheimer hakkında ne kadar bilgi sahibi olursa hem hastaya yönelik beklentilerini daha doğru yönetebilir hem de hastalığın farklı evrelerinde karşılaşabilecekleri zorluklara karşı hazırlıklı olabilirler" dedi. Alzheimer hastalığının belirli evreleri olsa da bireyin eğitim düzeyi, sosyal çevresi, yaşam deneyimleri, ilgi alanları ve eşlik eden sağlık sorunlarının hastalığın seyrini etkileyebildiğini belirten Eyüpoğlu, bakım verenlerin doktorlarıyla iş birliği içinde hareket etmelerinin önem taşıdığını kaydetti. Bakım verenlerin, sevdiklerinde gözlemledikleri değişimlerin hastalığın bir sonucu olduğunu unutmamaları gerektiğini vurgulayan Eyüpoğlu, "Sevdiklerimizdeki değişimin nedeni onların tercihleri değil, Alzheimer hastalığının yarattığı bilişsel yıkımdır. Bu gerçeği kabul etmek bakım verenlerin beklentilerini daha sağlıklı yönetmesine yardımcı olur" dedi. Alzheimer bakımının uzun soluklu ve kesintisiz bir sorumluluk olduğuna dikkat çeken Eyüpoğlu, bakım verenlerde zamanla sosyal izolasyon, psikolojik yorgunluk ve ekonomik zorlukların ortaya çıkabileceğini belirtti.

Arş. Gör. Sevim Eyüpoğlu, bu yükü hafifletmek için şu önerilerde bulundu:
1. Ortam değişikliklerinden kaçının: Alzheimer'ın özellikle ileri evrelerinde hastaların alışık oldukları ortamda kalmalarının önem taşıdığını belirten Eyüpoğlu, sık ortam değişikliklerinin kafa karışıklığını artırabileceğini söyledi.
2. Sorumluluğu paylaşın: Bakım sürecinin tek bir kişinin omuzlarında olmaması gerektiğini vurgulayan Eyüpoğlu, aile bireyleri ve yakın çevrenin sürece dahil edilmesinin önemine dikkat çekti.
3. Hastanın sınırlarını tanıyın: Kalabalık ve yüksek ses gibi çevresel faktörlerin Alzheimer hastalarında huzursuzluk ve ajitasyona yol açabileceğini belirten Eyüpoğlu, bakım planının bu durumlar göz önünde bulundurularak yapılmasını önerdi.

Hap şeklindeki zayıflama ilacı AB'den onay aldı


 
AB, obezite tedavisinde ağızdan kullanılan ilk GLP-1 ilacına onay verdi.

16.07.2026 13:50:00
AA
 
Hap şeklindeki zayıflama ilacı AB'den onay aldı
Hap şeklindeki zayıflama ilacı AB'den onay aldı

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu'nun, obezite tedavisinde kullanılmak üzere Novo Nordisk'in geliştirdiği ağızdan kullanılan ilk GLP-1 ilacına pazarlama izni verdiği bildirildi.
Danimarkalı ilaç şirketi Novo Nordisk'ten AB onayına ilişkin yazılı açıklama yapıldı.

Açıklamada, AB Komisyonu'nun günde 1 kez kullanılan, semaglutid içeren hapın obezite veya kiloya bağlı en az 1 ek hastalığı bulunan fazla kilolu yetişkinlerin tedavisinde kullanılmasını onayladığı belirtildi.

Türkiye henüz onaylamadı

Hapın, AB'de kilo yönetimi amacıyla onaylanan, ağızdan kullanılan ilk GLP-1 ilacı olduğu belirtilen açıklamada, ilacın daha önce ABD, İngiltere, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn'de de ruhsat aldığı anımsatıldı. Söz konusu ilaç Türkiye'de ruhsat almadı.

Pazarlama izninin Avrupa İlaç Ajansının (EMA) Mayıs 2026'da verdiği olumlu görüşün ardından çıktığı belirtilen açıklamada, AB Komisyonu'nun ayrıca obezite tedavisinde kullanılmak üzere tek doz kalem şeklindeki enjeksiyonuna da onay verdiği aktarıldı.

Novo Nordisk Başkanı ve Üst Yöneticisi Mike Doustdar, "Obezite ciddi ve kronik bir hastalıktır. Tedavi seçeneklerinin artması gerçek bir fark yaratabilir" ifadelerini kullandı.

'Aziz İhsan Aktaş' davasının 50. duruşması başladı

Aziz İhsan Aktaş suç örgütüne ilişkin 6'sı görevinden uzaklaştırılan 7 belediye başkanının da aralarında bulunduğu, 7'si tutuklu 200 sanığın yargılandığı davanın 50. duruşması başladı

 

16.07.2026 11:08:00
Anadolu Ajansı
 
'Aziz İhsan Aktaş' davasının 50. duruşması başladı
'Aziz İhsan Aktaş' davasının 50. duruşması başladı

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesince Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, 2'si tutuklu 8 sanık katıldı.

Bazı sanık avukatları da duruşmada hazır bulundu.

Duruşma, sanıkların ve avukatlarının esas hakkındaki mütalaaya ilişkin beyanlarının alınmasıyla sürüyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 579 sayfalık iddianamede Beşiktaş Belediyesi, Avcılar Belediyesi, Esenyurt Belediyesi, İstanbul ASFALT Fabrikaları San. ve Tic. AŞ ile İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri Genel Müdürlüğü "suçtan zarar gören" 19 kişi "mağdur", 200 kişi ise "sanık" olarak yer alıyor.

İddianamede, sanıklardan Aziz İhsan Aktaş'ın "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", 42 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma", 4 farklı fiilden "edimin ifasına fesat karıştırma", 5 farklı fiilden "resmi belgede sahtecilik", 21 farklı fiilden "özel belgede sahtecilik", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", 10 farklı fiilden "rüşvet verme", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "gerçeğe aykırı fatura düzenleme" suçlarından 187 yıldan 450 yıla kadar hapisle cezalandırılması ve suçtan sağladığı mal varlıklarının müsadere edilmesi isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara'nın 2 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma" ve "rüşvet alma" suçlarından 5 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilen iddianamede, görevinden uzaklaştırılan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'in 2 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma" ve 2 farklı fiilden "özel belgede sahtecilik" suçlarından 3 yıldan 9 yıla kadar hapisle cezalandırılması iddianamede öngörülüyor.

İddianamede, görevlerinden uzaklaştırılan Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile hakkındaki adli kontrolün kaldırılmasının ardından görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere'nin "rüşvet alma" suçundan 4 yıldan 12'şer yıla kadar hapisle cezalandırılması talebinde bulunuluyor.

Ayrıca iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat'ın "suç örgütüne üye olma", 26 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma", 3 farklı fiilden "resmi belgede sahtecilik", 19 farklı fiilden "özel belgede sahtecilik", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 4 farklı fiilden "rüşvet alma", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "haksız mal edinme" suçlarından 133 yıldan 337 yıla kadar hapisle cezalandırılması ve suçtan elde ettiği mal varlıklarının müsadere edilmesi isteniyor.

Mütalaadan

Cumhuriyet savcısının 14 Mayıs'ta mahkeme heyetine sunduğu mütalaada ise tutuksuz sanık Aziz İhsan Aktaş'ın "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", 29 kez "ihaleye fesat karıştırma", 19 kez "özel belgede sahtecilik", 4 kez "resmi belgede sahtecilik", 3 kez "rüşvet" ve 3 kez "edimin ifasına fesat karıştırmak" suçlarından toplam 103 yıldan 280 yıla kadar hapsi talep ediliyor.

Mütalaada, tutuksuz sanık Baki Nugay'ın "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", 30 kez "ihaleye fesat karıştırma", 19 kez "özel belgede sahtecilik", 4 kez "resmi belgede sahtecilik", 7 kez "rüşvet", 3 kez "edimin ifasına fesat karıştırmak" ve "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlarından toplam 119 yıldan 328 yıla kadar hapsi isteniyor.

Aziz İhsan Aktaş ve Baki Nugay'ın soruşturma aşamasında yakalanarak tutuklandıktan sonra dosyaya konu örgüt faaliyeti çerçevesinde gerçekleşen rüşvet eylemleri hakkında savcılığa verdikleri bilgiler nedeniyle haklarında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması talep ediliyor.

Tutuklu sanık Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat'ın 30 kez "ihaleye fesat karıştırma", 17 kez "özel belgede sahtecilik", 2 kez "resmi belgede sahtecilik", 1 kez "nitelikli dolandırıcılık", 2 kez "rüşvet", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "haksız mal edinme, mal kaçırma veya gizleme" suçlarından toplam 86 yıldan 234 yıla kadar hapsi istenen mütalaada, tutuksuz sanık Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Yılmaz'ın 21 kez "ihaleye fesat karıştırma", 17 kez "özel belgede sahtecilik", 2 kez "resmi belgede sahtecilik" ve "nitelikli dolandırıcılık" suçlarından toplam 64 yıl 6 aydan 179 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

Tutuksuz sanık Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Alican Abacı hakkında mütalaada, "ihaleye fesat karıştırma", "özel belgede sahtecilik", "resmi belgede sahtecilik", "nitelikli dolandırıcılık" ve 3 kez "rüşvet" suçlarından toplam 21 yıl 6 aydan 75 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Mütalaada, adli kontrolün kaldırılmasının ardından görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, görevlerinden uzaklaştırılan tutuksuz sanıklar Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, görevinden uzaklaştırılan tutuklu sanık Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin ile eşi tutuklu sanık Celal Tekin'in "rüşvet" suçundan 4 yıldan 12'şer yıla kadar hapisle cezalandırılması talebinde bulunuluyor.

Esenyurt Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan tutuksuz sanık Ahmet Özer'in 2 kez "ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma" suçundan 6 aydan 2 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendiği mütalaada, tutuklanmasının ardından Avcılar Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan tutuklu sanık Utku Caner Çaykara'nın "ulaşım araçlarının hareketinin engellenmesi, kaçırılması veya alıkonulması" suçundan beraatiyle, "rüşvet" suçundan ise 4 yıldan 12 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Toplam 26 sanık hakkında "örgüte üye olma" suçundan 2 yıldan 5'er yıla kadar hapis cezası talebinde bulunulan mütalaada, diğer sanıkların da farklı suçlardan değişen oranlarda hapisle cezalandırılması isteniyor. 

Şiddet çağrısı yok, hakaret yok, soruşturma var!

Eski AKUT Arama Kurtarma Derneği Başkanı Nasuh Mahruki’nin sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı 15 Temmuz paylaşımı gerekçe gösterilerek hakkında soruşturma başlatıldı

16.07.2026 09:25:00
Haber Merkezi
 
Şiddet çağrısı yok, hakaret yok, soruşturma var!
Şiddet çağrısı yok, hakaret yok, soruşturma var!
Eski AKUT Arama Kurtarma Derneği Başkanı Nasuh Mahruki'nin sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı 15 Temmuz paylaşımı gerekçe gösterilerek hakkında "Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama" suçlamasıyla re'sen soruşturma başlatılması ve gözaltı kararı verilmesi, kamuoyunda, hukuk çevrelerinde ve muhalefette sert tepkiyle karşılandı.

Alınan bu karar, Türkiye'de her geçen gün daralan ifade özgürlüğü ve eleştiri hakkına yönelik yeni bir darbe olarak nitelendirildi.

"Siyasi Analiz Suç Sayılamaz"



Kararı değerlendiren hukukçular ve insan hakları savunucuları, Mahruki'nin paylaşımının tamamen bir siyasi analiz, eleştiri ve düşünce açıklaması sınırları içinde kaldığını vurguluyor. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) tarafından güvence altına alınan ifade özgürlüğünün, sarsıcı ve rahatsız edici fikirleri de kapsadığına dikkat çeken uzmanlar, yargının siyasi iktidarın hoşuna gitmeyen her fikir beyanını cezalandırma aracına dönüştürülmesini eleştirdi. Paylaşımda herhangi bir şiddet çağrısı veya somut bir tehlike unsuru bulunmamasına rağmen "Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik" suçlamasının yöneltilmesinin hukuki temelden yoksun olduğu belirtildi.

"Deprem Kahramanına Vefasızlık ve Sindirme Politikası"

Muhalefet partileri ve sivil toplum kuruluşları, ömrünü hayat kurtarmaya adamış, Türkiye'nin en kritik afetlerinde ön saflarda yer almış bir isme yönelik bu muameleyi "vefasızlık ve sindirme operasyonu" olarak yorumladı.

Yapılan açıklamalarda, iktidarın toplumsal muhalefeti susturmak ve resmi anlatının dışındaki her türlü alternatif bakış açısını kriminalize etmek için yargıyı bir sopa gibi kullandığı ifade edildi. Mahruki'ye yönelik bu gözaltı kararının, toplumun bütününe verilen bir gözdağı olduğu savunuldu.

Sosyal Medyada Dayanışma Dalgası

Soruşturma ve gözaltı kararının duyulmasının ardından sosyal medyada binlerce kullanıcı Mahruki'ye destek mesajları yağdırdı. Kullanıcılar, "Nasuh Mahruki Yalnız Değildir" etiketiyle yaptıkları paylaşımlarda, bir vatandaşın ülkenin yakın tarihi ve siyasi süreçleri hakkında fikir beyan etmesinin en temel demokratik hakkı olduğunu hatırlatarak adli makamları bu hukuksuz karardan geri dönmeye çağırdı.

Manisa'da çıkan yangında 10 hektarlık alan zarar gördü

Manisa'nın Kula ilçesinde makilik alanda başlayıp badem ağaçlarına sıçrayan yangında 10 hektarlık alan zarar gördü

16.07.2026 01:40:00 / Güncelleme: 16.07.2026 05:12:14
AA
 
Manisa'da çıkan yangında 10 hektarlık alan zarar gördü
Manisa'da çıkan yangında 10 hektarlık alan zarar gördü

Balıbey Mahallesi'ndeki makilik alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. Alevler daha sonra badem ağaçlarına da sıçradı.

İhbar üzerine bölgeye Manisa Büyükşehir Belediyesi itfaiyesi, Orman İşletme Müdürlüğü ile Kula Belediyesi iş makinaları sevk edildi.

Yangına 3 arazöz, 1 helikopter, 3 orman ilk müdahale aracı, 4 itfaiye aracı, tanker ve iş makinaları ile 30 traktör müdahale etti.

Yangın kısmen kontrol altına alınırken, 10 hektarlık alan zarar gördü.

Ekiplerin soğutma çalışmaları devam ediyor. 

Ahbap Derneği soruşturmasında Haluk Levent'in sevk yazısı ortaya çıktı: "Şiddetli suç şüphesini gösteren somut olgular mevcut"

Ahbap Derneği'ne yönelik soruşturma kapsamında haklarında tutuklama talep edilen Haluk Levent'in sevk yazısı ortaya çıktı. Savcılık, dosyada şüphelilerin üzerlerine atılı suçları işlediklerine ilişkin "kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut olguların" bulunduğunu belirterek tutuklama talebinde bulundu

16.07.2026 00:23:00
İHA
 
Ahbap Derneği soruşturmasında Haluk Levent'in sevk yazısı ortaya çıktı: "Şiddetli suç şüphesini gösteren somut olgular mevcut"
Ahbap Derneği soruşturmasında Haluk Levent'in sevk yazısı ortaya çıktı: "Şiddetli suç şüphesini gösteren somut olgular mevcut"
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçu Soruşturma Bürosu tarafından Ahbap Derneği'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 25 şüpheli adliyeye sevk edilmişti. Şüphelilerin savcılıktaki işlemleri tamamlandı.

Soruşturma kapsamında Haluk Levent'in yanı sıra Zafer Yay, Emrah Gödeniler, Şehmus Baştuğ, Halil Bostancı, Mehmet Ulu, Abdülcevat Özkan, Kemal Öztünç, Erhan Dökmeci, Yusuf Can Ertit, İlker Çetin, Yeliz Kaya, Ece Güner, Sevda Kurt, Nurdan Eriş, Gonca Akdemir, Ali Barış Kaya, Müge Sözen Küçük ve Recep Sancak tutuklanmaları talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti.


Sevk yazısı ortaya çıktı



Öte yandan, yürütülen soruşturma kapsamında haklarında tutuklama talep edilen Haluk Levent'e yönelik savcılığın sevk yazısı ortaya çıktı. Savcılık tarafından hazırlanan sevk yazısında, soruşturma kapsamında elde edilen delillere yer verildi. Sevk yazısında, 2023 yılında yaşanan deprem felaketinin ardından Ahbap Derneği'ne yapılan bağışların yönetim sürecine ilişkin şüphelerin oluştuğu belirtilerek, soruşturma kapsamında elde edilen bulguların Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporundaki tespitlerle desteklendiği ifade edildi.


Derneğin mal varlığının eksiltildiğine ilişkin somut tespitler yapıldı



Ahbap Derneği'nin mal varlığının eksiltildiğinin aktarıldığı sevk yazısında, derneğe ait bazı taşınmazların elden çıkarıldığına ilişkin somut tespitler yapıldığı belirtildi. Yazıda, derneğe yapılan bağışlar ile bütçeden gerçekleştirilen harcamalara ilişkin MASAK incelemeleri ve delil toplama işlemlerinin çok yönlü şekilde sürdüğü kaydedildi.

Öte yandan, dosyadaki mevcut delil durumu, suçların niteliği ve diğer şüphelilerin üzerlerine atılı suçları işlediklerine ilişkin şiddetli suç şüphesini gösteren somut olgular bulunduğunun da belirtildiği yazıda, Haluk Levent'in tutuklanmasına karar verilmesi talep edildi.

Dövülerek katledilmişti, tabutunu kadınlar taşıdı

Muğla'da dövülerek hayatını kaybeden kadının tabutunu kadınlar taşıdı 

15.07.2026 23:00:00
Haber Merkezi
 
Dövülerek katledilmişti, tabutunu kadınlar taşıdı
Dövülerek katledilmişti, tabutunu kadınlar taşıdı
Muğla'nın Menteşe ilçesinde iddiaya göre erkek arkadaşı tarafından darp edilmesi sonucu yaşamını yitiren 38 yaşındaki Sevil Işıktekin, Kurşunlu Camii'nde düzenlenen cenaze töreninin ardından Şehir Yeni Mezarlığı'nda toprağa verilirken, Işıktekin'in tabutunu kadınlar omuzladı.  

Dün, Muğla'nın Menteşe ilçesinde iddiaya göre darp edilmesi sonucu kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden 38 yaşındaki Sevil Işıktekin, düzenlenen cenaze töreniyle son yolculuğuna uğurlandı.

Orhaniye Mahallesi Pazar Sokak'ta geçtiğimiz gün erkek arkadaşı Niyazi Bahçe tarafından darp edilen Sevil Işıktekin, kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirdi. Olayın ardından gözaltına alınan şüpheli Niyazi Bahçe, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Sevil Işıktekin için Kurşunlu Camii'nde öğle namazının ardından cenaze namazı kılındı. Törene Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık, Menteşe Kaymakamı Ali Edip Budan, Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras, Işıktekin'in ailesi, yakınları ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Cenaze töreninde Sevil Işıktekin'in tabutu kadınlar tarafından omuzlarda taşındı. Duygusal anların yaşandığı törende aile fertleri ve yakınları gözyaşlarına hakim olamadı.

Kılınan cenaze namazının ardından 38 yaşındaki Sevil Işıktekin, Şehir Yeni Mezarlığı'nda toprağa verildi.

FETÖ/PDY soruşturmalarında 720 bin 580 kişiye adli işlem yapıldı

Adalet Bakanlığı, bu zamana kadar FETÖ/PDY ile ilgili yürütülen soruşturmalarda 720 bin 580 kişiye adli işlem yapıldığını açıkladı.

15.07.2026 20:34:00
İhlas Haber Ajansı
 
FETÖ/PDY soruşturmalarında 720 bin 580 kişiye adli işlem yapıldı
FETÖ/PDY soruşturmalarında 720 bin 580 kişiye adli işlem yapıldı
Adalet Bakanlığı, bu zamana kadar FETÖ/PDY ile ilgili yürütülen soruşturmalarda 720 bin 580 kişiye adli işlem yapıldığını açıkladı.

FETÖ'nün hain darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçti. Adalet Bakanlığı, yaptığı yazılı açıklamada bu süre zarfında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile ilgili yürütülen soruşturmalarda 720 bin 580 kişiye adli işlem yapıldığını, bu kişilerden 127 bin 102'si hakkında mahkumiyet kararı verildiğini belirtti. Ayrıca bakanlık, 124 bin 861 kişi hakkında ise beraat kararı verildiğini kaydetti.

"FETÖ/PDY ile ilgili yürütülen soruşturmalarda 720 bin 580 kişiye adli işlem yapıldı"



Açıklamada, darbe teşebbüsünün üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen yargılanmaların hala devam ettiği belirtilerek, "FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile ilgili yürütülen soruşturmalarda 720 bin 580 kişiye adli işlem yapılmıştır. Soruşturma ve yargılamalarda 83 bin 836 kişi hakkında dava ve soruşturmalar derdesttir. Bu kişilerden 54 bin 27'si hakkında soruşturma; 29 bin 809'u hakkında ise yargılamalar ilk derece mahkemeleri nezdinde devam etmektedir. Soruşturma ve yargılamalarda 636 bin 744 kişi hakkında karar verilmiştir: 127 bin 102 kişi hakkında mahkumiyet, 124 bin 861 kişi hakkında beraat, 11 bin 107 kişi hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması, 373 bin 642 kişi hakkında ise kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, 32 kişi hakkında ise diğer karar türlerinden verilmiştir" denildi.

"Şüpheli ve sanıklardan 193 bin 82'si hakkında adli kontrol kararı verilmiştir"



"Şüpheli ve sanıklardan 193 bin 82'si hakkında adli kontrol kararı, 33 bin 837'si hakkında ise yakalama kararı verilmiştir" denilen açıklamada, "119 bin 407 sanık hakkında verilen hükümler kesinleşmiş olup bu kararlardan; 34 bin 408'i mahkumiyet, 84 bin 999'u beraat kararlarından oluşturmaktadır. Uygulanan Tedbir Durumları 482'si tutuklu, 368'i hükümözlü, 9 bin 634'ü hükümlü olmak üzere toplam 10 bin 484 kişi ceza infaz kurumlarında bulunmaktadır. Ceza İnfaz Kurumlarındaki 10 bin 884 kişinin bin 242'sini kadın, 9 bin 242'sini erkekler oluşturmaktadır. Bu kişilerin meslek dağılımlarına bakıldığında; 20'si Danıştay ve Yargıtay Üyesi, 153'ü Hakim ve Savcı, 57'si Avukat, 21'i CTE Personeli (İ.K.M ve Kurum Müdürü), 106'sı Tuğgeneral ve üst rütbeliler, 3 bin 27'si albay ve alt rütbeliler, 17'si Kaymakam/Vali Yardımcısı, 366'sı Emniyet Müdürü ve Emniyet Amiri, bin 406'sı öğretmen, 671'i Polis, 83'ü Doktor, 70'si er/erbaş, 310'u askeri öğrenci, 4 bin 177'sinin diğer meslek gruplarında oldukları belirtilmiştir" ifadeleri kullanıldı.

"1 buçuk milyonun üzerinde vatandaşımız devlet eliyle korunmuştur"



10 yıl boyunca savcılıklara intikal eden 1 milyon 999 bin 434 ihbar dosyasından 1 milyon 561 bin 489'unda "Soruşturma Yapılmasına Yer Olmadığı Kararı" verildiği belirtilen açıklamada şunlar kaydedildi:

"289 Fiili Darbe Davasının tamamı ilk derece mahkemeleri nezdinde karara bağlanmış olup bu davalarda verilen kararlara bakıldığında, bin 634 kişi hakkında ağırlaştırılmış müebbet, bin 366 kişi hakkında müebbet, bin 891 kişi hakkında süreli hapis cezası olmak üzere toplamda 4 bin 891 kişi hakkında mahkumiyet; 2 bin 870 kişi hakkında ise beraat kararı, 964 kişi hakkında ise ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmiştir. 4 bin 891 sanık hakkında verilen mahkumiyet kararlarında sanıkların meslek dağılımına bakıldığında; 85 general, bin 116 subay, 266 astsubay, 56 uzman çavuş, 6 polis memuru, 12 er, 61 askeri öğrenci ve 32 sivil kişi olmak üzere toplamda bin 634 kişiye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmiştir.

24 general, 536 subay, 181 astsubay, 170 uzman çavuş, 9 polis memuru, 92 er, 352 askeri öğrenci ve 2 sivil olmak üzere toplamda bin 366 kişiye müebbet hapis cezası verilmiştir. 26 general, 776 subay, 323 astsubay, 427 uzman çavuş, 156 polis memuru, 45 er, 106 askeri öğrenci, 31 sivil kişi ve 1 mülki amir olmak üzere toplamda bin 891 kişiye süreli hapis cezası verilmiştir. Karar verilen 289 Fiili Darbe davasından 273'ü temyiz incelemesi için Yargıtay'a gönderilmiş, 241'i Yargıtay tarafından onanmış, 16'sı bozulmuş, 16'sının Yargıtay'da incelenmesi devam etmektedir. Davaların 2'si istinaf incelemesinde olduğu, diğerler 14 dava ilk derece mahkemesi nezdinde verilen çeşitli kararlar ile kesinleşmiştir.

Lekelenmeme Hakkı kapsamında; 25 Ağustos 2017 tarihinde kanunlarımızda çok önemli bir reform yapılarak 'Lekelenmeme Hakkı' yasal bir güvence haline getirilmiştir. Ceza Muhakemesi Kanunumuza eklenen bu koruyucu mekanizma sayesinde; kişisel husumetlerle, soyut ya da ihbar sistemini kötüye kullanmayı amaçlayan art niyetli iddiaların önüne set çekilmiştir. Dürüst vatandaşlarımızın haksız yere 'şüpheli' sıfatı alması ve toplum nezdinde haksız yere yıpratılmasının önüne geçilmiş olup kanuni düzenlemenin yürürlüğe girdiği günden bu yana 30 Haziran 2026 tarihi itibariyle Savcılıklarımıza intikal eden 1 milyon 999 bin 434 ihbar dosyasından, yapılan son derece titiz ön incelemeler neticesinde 1 milyon 561 bin 489'unda 'Soruşturma Yapılmasına Yer Olmadığı Kararı' (SYOK) verilmiştir. Yani, 1 buçuk milyonun üzerinde vatandaşımız, asılsız ithamlarla adli sisteme dahil edilmeden, adliyelerde şüpheli olarak kaydedilmeden ve isimlerine en küçük bir leke sürülmeden devlet eliyle korunmuştur."

Ama siyasi ayağı bulunamadı!

Hüseyin Baş: ‘Tam bağımsız Türkiye’yi savunmaya devam edeceğiz’

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, milli iradeye yönelik her türlü müdahalenin karşısında duracaklarını belirterek, tam bağımsızlık vurgusu yaptı

15.07.2026 15:10:00
Haber Merkezi
 
Hüseyin Baş: ‘Tam bağımsız Türkiye’yi savunmaya devam edeceğiz’
Hüseyin Baş: ‘Tam bağımsız Türkiye’yi savunmaya devam edeceğiz’
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü vesilesiyle sosyal medya hesabı X üzerinden bir anma mesajı yayımladı. Hüseyin Baş, paylaşımında demokrasiye, hukuk devletine ve Türkiye'nin tam bağımsızlığına olan bağlılığını net bir dille ifade etti.

"Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir"

Mesajına Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün tarihi sözüyle başlayan BTP lideri Hüseyin Baş, milli iradenin her şeyin üzerinde olduğunu hatırlattı. Baş, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:

"Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir." Millet iradesine yönelen her türlü kötü niyetli müdahalenin karşısında demokrasiyi, hukuk devletini ve tam bağımsız Türkiye'yi savunmaya devam edeceğiz.

Atatürk ve şehitler anıldı

Hüseyin Baş, mesajının devamında vatan savunmasında canını feda eden kahramanları da unutmadı. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu değerlerine ve şehitlerine şükranlarını sunan Baş, şu sözlerle mesajını tamamladı:

"Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, bu vatan uğruna can veren kahraman şehitlerimizi ve gazilerimizi saygıyla ve minnetle anıyoruz. 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü kutlu olsun."

BTP liderinin bu paylaşımı, kısa sürede sosyal medyada takipçilerinden yoğun ilgi ve destek gördü.

FETÖ yöneticilerinin ABD'deki lüks yaşamı mercek altında

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) üst düzey yöneticilerinin ve 15 Temmuz darbe girişiminde rol alan bazı isimlerin ailelerinin ABD'de örgütün finansmanıyla yaşamlarını sürdürdüğü, örgütün buradaki yöneticilerine aylık 2 bin 500 ile 10 bin dolar arasında değişen miktarlarda maaş ödediği belirtildi

15.07.2026 13:53:00
İHA
 
FETÖ yöneticilerinin ABD'deki lüks yaşamı mercek altında
FETÖ yöneticilerinin ABD'deki lüks yaşamı mercek altında
FETÖ, 2014 yılından itibaren üst düzey yöneticilerini kademeli olarak yurt dışına kaçırırken, örgüt yöneticilerinin rahat yaşamları için öncelikli tercihleri Batılı ülkeler oldu. Örgütün yönetici kadroları ve ailelerinin kısa sürede aldıkları daimi oturum izinleri, konforlu yaşam tarzları, gösterişli düğünleri ve villaları birçok kez gündeme geldi. Bazı örgüt mensuplarının ise farklı ülkelere seyahat ederken isim değişikliği yaptığı öğrenildi.

Örgütün üst düzey yöneticileri, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Türkiye'de kalan mensuplarının geçirdiği hukuki süreçleri, aldıkları hapis cezalarını ve "gaybubet evleri"nde saklanmalarını "imtihan" olarak lanse etti. Türkiye'de kalan veya kaçak hayatı yaşayan örgüt mensupları, üst düzey yöneticiler ile kendi yaşamları arasındaki farklılık nedeniyle örgüte bağlılıklarını kaybetmeye başladı.

FETÖ'cüler ABD'de rahat yaşamına devam ediyor

Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgilere göre, ABD'de yaşayan örgüt yöneticileri, mahrem yapılanmaların sorumluları, 15 Temmuz darbe girişimine karışan sözde sivil imamların aileleri ve bazı rütbeli eski askerler örgütün finansmanıyla yüksek yaşam standartlarına ulaştı. FETÖ çatı iddianamesinde yargılanan ve örgütün sözde "icra heyeti"nde yer alan firari Barbaros Kocakurt ile aynı davada yargılanan firari İsmail Büyükçelebi'nin aileleriyle birlikte ABD'nin New Jersey eyaletinde yaşadığı öğrenildi.

Güvenlik kaynakları, 15 Temmuz darbe girişiminin kilit isimlerinden firari Adil Öksüz'ün ailesinin yaşadığı New Jersey'deki evin de örgütün parasıyla FETÖ yönetimi tarafından satın alındığını belirtti. Tapu işlemlerinin ise Öksüz'ün ABD'de yaşayan kayınbiraderi Abdülhadi Yıldırım tarafından gerçekleştirildiği aktarıldı. 15 Temmuz darbe girişiminin sözde sivil imamlarından Hakan Çiçek'in ailesinin de ABD'deki yaşamının örgüt tarafından finanse edildiği, çocuklarının okul ve eğitim masraflarına kadar çeşitli giderlerinin FETÖ tarafından karşılandığı ifade edildi.

FETÖ mensuplarının gönderdiği paralarla ticaret yapıyorlar

Güvenlik kaynakları, FETÖ'nün sözde "mahrem yöneticilerinin" ABD'de örgütün finansmanıyla bilişim, mobilya ve gıda sektörleri başta olmak üzere çeşitli alanlarda ticari faaliyetler yürüttüğünü belirtti. ABD'de yaşayan üst düzey sözde mahrem imamlar Temel Alsancak, Osman Hilmi Özdil, Hamza Sevinç, Özcan Aytuluner ve İsmail Kokuroğlu'nun kurdukları şirketler üzerinden yüksek yaşam standartlarını sürdürdükleri ifade edildi. Söz konusu isimlerin örgütün finansmanıyla kurdukları şirketleri gizledikleri ve refah içindeki yaşamlarına devam ettikleri aktarıldı.

Üst düzey yöneticilere aylık 10 bin dolara kadar maaş

Güvenlik kaynaklarından alınan bilgilere göre, FETÖ'nün ABD'de yaşayan yöneticileri örgütten düzenli olarak maaş da alıyor. Örgüt tarafından verilen maaşların kademeye göre değiştiği, en düşük aylık maaşın 2 bin 500 dolar, en yüksek maaşın ise 10 bin dolar olduğu belirtildi. En yüksek maaşı alanlar arasında örgütün "sekreterya" olarak adlandırdığı sözde icra heyetinde yer alan 12 isim ile 40 kişilik sözde istişare heyetinin bazı üyelerinin bulunduğu kaydedildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.