Türkler, dünya tarihinde boy göstermeye başladıktan sonra her gittiği yere huzur barış ve medeniyet götürmüş, onun eli ile insanlık huzur ve barışı doya doya yaşamıştır.
Tarihimizde bunun aksine bir şey bulmanın, bu şanlı millete bir şeyler yakıştırmanın asla mümkün olmadığını dost düşman herkes görmüştür.
Tarihte övgü ile bahsedilen bu şanlı millet, zaman geçtikçe medeniyet köklerinden koparılmış, adım adım barıştan ve huzurdan da uzaklaşmış, bırakın gittiği yerlere fayda sağlamayı, kendi içinde kokuşan, medeniyetten, barış ve huzurdan uzak bir toplum yapısına doğru gidilmektedir.
Bu halimizi anlamak, toplum olarak durumumuzu öğrenmek için sadece etrafınıza bakmak yada her hangi bir iş için ikinci şahıslarla irtibata geçmek yeterlidir. Çünkü büyük ihtimal bu ilişkiden ya canınız yanacak yada moraliniz altüst olacaktır.
Alışveriş için gittiğiniz biri sizi rahatça aldatabiliyor, sizi çileden çıkaracak bir magandalık yapabiliyor. Trafikte sizi ölümle burun buruna getirebilecek bir maganda her an karşınıza çıkabiliyor. Issız bir sokakta ya da caddede bağımlı ya da sokak eşkıyası biri karşınıza çıkıp sokak magandalığı yapabiliyor. Kurumlarda, gişelerde, ödeme kuyruklarında birileri sırayı bozarak magandalık yapabiliyor. Hastanelerde sağlıkçılara hakaret edebilen, bazen dövebilen, bazen öldürebilen magandalar çıkabiliyor. Velhasıl huzur toplumundan maganda toplumuna doğru süratle yol alıyoruz.
Peki, ne oldu da bu kadar edepsiz ve izansız insanların sayısında bu kadar artış oldu; iyilerin ve haklıların değil de kötülerin ve haksızların egemen olduğu bir yapıya dönüştük. Birileri bu sorunun cevabını vermelidir.
Bizi idare edenlere sorarsanız her şeyin şeffaflaştığını, hak ve özgürlüklerin her gün daha iyiye gittiğini, toplumda iyileşmenin zirve yaptığını söylüyorlar.
Benim aklım bir şey almıyor ama galiba diğer konularda olduğu gibi vatandaş bu konuda da aldatılıyor. Toplumun bozulmadık bir tarafı kalmadı ki!
"Vatandaşın refah seviyesi iyiye gidiyor" diyorlar, işsizlerin ve açların sayısı artıyor.
"Dış siyasette sıfır sorun diyorlar", kavgalı olmadığımız komşumuz kalmadı.
"Ekonomi çok iyi, sürekli büyüyoruz" diyorlar, cari açık ödenemez bir vaziyet aldı gidiyor.
İnsanlık edep ve hayadan yoksun bir halde yol alıyorsa, bunda en büyük sorun ahlak ve maneviyat noktasındaki eksiklikten kaynaklanmaktadır.
Birilerinin "hani bizi daha dindar ve daha ahlaklı olan birileri yönetiyordu ne oldu bize" dediklerini duyar gibi oluyorum. Sonra da Prof. Dr. Haydar Baş'ın yıllar önce yaptığı uyarıyı hatırlıyorum; "en milli meselelerimizi en milli görünen siyasilere, en dini meselelerimizi en dini görünen siyasilere tarumar ettirecekler."
Beklenen akıbet maalesef bizi buldu. Her gün yeni bir oyunun sahnelendiği oyunlara bakıp da görünenlerin bir tiyatrodan ibaret olduğunu anlamanın zamanı geldi, geçmektedir bile…
Tarihimizde bunun aksine bir şey bulmanın, bu şanlı millete bir şeyler yakıştırmanın asla mümkün olmadığını dost düşman herkes görmüştür.
Tarihte övgü ile bahsedilen bu şanlı millet, zaman geçtikçe medeniyet köklerinden koparılmış, adım adım barıştan ve huzurdan da uzaklaşmış, bırakın gittiği yerlere fayda sağlamayı, kendi içinde kokuşan, medeniyetten, barış ve huzurdan uzak bir toplum yapısına doğru gidilmektedir.
Bu halimizi anlamak, toplum olarak durumumuzu öğrenmek için sadece etrafınıza bakmak yada her hangi bir iş için ikinci şahıslarla irtibata geçmek yeterlidir. Çünkü büyük ihtimal bu ilişkiden ya canınız yanacak yada moraliniz altüst olacaktır.
Alışveriş için gittiğiniz biri sizi rahatça aldatabiliyor, sizi çileden çıkaracak bir magandalık yapabiliyor. Trafikte sizi ölümle burun buruna getirebilecek bir maganda her an karşınıza çıkabiliyor. Issız bir sokakta ya da caddede bağımlı ya da sokak eşkıyası biri karşınıza çıkıp sokak magandalığı yapabiliyor. Kurumlarda, gişelerde, ödeme kuyruklarında birileri sırayı bozarak magandalık yapabiliyor. Hastanelerde sağlıkçılara hakaret edebilen, bazen dövebilen, bazen öldürebilen magandalar çıkabiliyor. Velhasıl huzur toplumundan maganda toplumuna doğru süratle yol alıyoruz.
Peki, ne oldu da bu kadar edepsiz ve izansız insanların sayısında bu kadar artış oldu; iyilerin ve haklıların değil de kötülerin ve haksızların egemen olduğu bir yapıya dönüştük. Birileri bu sorunun cevabını vermelidir.
Bizi idare edenlere sorarsanız her şeyin şeffaflaştığını, hak ve özgürlüklerin her gün daha iyiye gittiğini, toplumda iyileşmenin zirve yaptığını söylüyorlar.
Benim aklım bir şey almıyor ama galiba diğer konularda olduğu gibi vatandaş bu konuda da aldatılıyor. Toplumun bozulmadık bir tarafı kalmadı ki!
"Vatandaşın refah seviyesi iyiye gidiyor" diyorlar, işsizlerin ve açların sayısı artıyor.
"Dış siyasette sıfır sorun diyorlar", kavgalı olmadığımız komşumuz kalmadı.
"Ekonomi çok iyi, sürekli büyüyoruz" diyorlar, cari açık ödenemez bir vaziyet aldı gidiyor.
İnsanlık edep ve hayadan yoksun bir halde yol alıyorsa, bunda en büyük sorun ahlak ve maneviyat noktasındaki eksiklikten kaynaklanmaktadır.
Birilerinin "hani bizi daha dindar ve daha ahlaklı olan birileri yönetiyordu ne oldu bize" dediklerini duyar gibi oluyorum. Sonra da Prof. Dr. Haydar Baş'ın yıllar önce yaptığı uyarıyı hatırlıyorum; "en milli meselelerimizi en milli görünen siyasilere, en dini meselelerimizi en dini görünen siyasilere tarumar ettirecekler."
Beklenen akıbet maalesef bizi buldu. Her gün yeni bir oyunun sahnelendiği oyunlara bakıp da görünenlerin bir tiyatrodan ibaret olduğunu anlamanın zamanı geldi, geçmektedir bile…
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Türkiye’nin gerçek gündemi geçim derdi / 31.05.2026
- Bilgi çağında hikmetsizlik / 30.05.2026
- Bakmak başka, görebilmek başkadır / 29.05.2026
- Arefe gününün faziletleri ve teşrik tekbirleri hakkında / 26.05.2026
- Kurban Bayramı hakkında hatırlatmalar / 25.05.2026
- Bakış açısı mı bakış ahlâkı mı? / 24.05.2026
- Kişi ne ise gördüğü de odur / 23.05.2026
- İnsanlık direniş çağının eşiğindedir / 22.05.2026
- Sorunların çözümü için Atatürk gibi düşünmek gerekir / 21.05.2026
- 19 Mayıs ruhunu anlamak / 20.05.2026
- Bilgi çağında hikmetsizlik / 30.05.2026
- Bakmak başka, görebilmek başkadır / 29.05.2026
- Arefe gününün faziletleri ve teşrik tekbirleri hakkında / 26.05.2026
- Kurban Bayramı hakkında hatırlatmalar / 25.05.2026
- Bakış açısı mı bakış ahlâkı mı? / 24.05.2026
- Kişi ne ise gördüğü de odur / 23.05.2026
- İnsanlık direniş çağının eşiğindedir / 22.05.2026
- Sorunların çözümü için Atatürk gibi düşünmek gerekir / 21.05.2026
- 19 Mayıs ruhunu anlamak / 20.05.2026
























































