Devletin gelir kaynakları ve sosyal devlet
Deflasyon, fiyatlar genel seviyesindeki sürekli düşüşün adıdır. Toplam talebin yetersiz kalmasından kaynaklansa da, bazen piyasada fazla para olmasına rağmen yine de deflasyon görülebilir
31.05.2026 00:02:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Deflasyon, fiyatlar genel seviyesindeki sürekli düşüşün adıdır. Toplam talebin yetersiz kalmasından kaynaklansa da, bazen piyasada fazla para olmasına rağmen yine de deflasyon görülebilir.
Gelir dağılımındaki dengesizlik deflasyonu doğuran sebeplerden biridir. Tüketim kesimine yeniden tüketim kabiliyeti kazandırılması sağlanmadan deflasyondan çıkılamaz.

Getirdiğimiz sosyal devlet projeleri ile sosyal adalet temin edildiği gibi, aynı zamanda ekonomilerin deflasyona girmesine engel olunarak sürekli büyümenin temelleri atılır. Enflasyon ise, fiyatlar genel seviyesindeki yükselmeyi ifade eder. Maliyet enflasyonu ve talep enflasyonu olarak ikiye ayrılır.

DEVLETİN GELİR KAYNAKLARI
MEM'deki projeler için devletin gerekli finansmanı nereden bulacağı sorusuna cevap vererek bitirelim.
Bize göre devletin gelir kaynakları sadece vergiler değildir.
- Vergilerin yanı sıra,
- Senyoraj hakkının devreye konması ile elde edilecek gelirler,
- Ve madenlerin devlet-millet ortaklığı ile işletilmesinden elde edilecek gelir.
Ve devletin gider kalemlerinde faizle dışarıdan alınan borçların olmaması da elde edilen paranın tamamının millete hizmet olarak kalması demektir.

SOSYAL DEVLET / MİLLİ DEVLET
Her kültür ve medeniyet kendi değerlerinden yola çıkarak insana yorum getirirken; insana ait olan sosyal olayları da sahip olduğu bakış açısı ile değerlendirmiştir.
Devlete getirilen tarif ve yorum ise, bir bütün olarak sosyal olaylara, ekonomiye, hukuka, idareye, siyasete, çevreye, topyekun insana ve onunla alakalı olan olgulara bakış açısını ortaya koymaktadır.
Bu bağlamda devletin piyasalarda ne kadar ve hangi kimlikle yer alacağı, sosyal harcamalara bütçeden ne kadar fon ayıracağı, hangi oranlarda kimden vergi toplayacağı, vatandaşları ile arasındaki hukukun temellerinin ne olduğu ve hangi esaslara dayandırılacağı, nasıl yönetileceği gibi birçok sorunun cevabı, hep bir bakış açısını yansıtmaktadır.

21. asırda yaşıyoruz ama yeryüzünde eski asırlardan daha az kan akmıyor. Gelişen ve kalkınmakta olan dünyanın yüzde 36'sından fazlası yoksulluk içinde yaşıyor. Söz konusu insanlar, günde 2.10 dolardan az kazanarak yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor.
Gelecekte karınlarını doyurup doyuramayacakları konusu, bireylerin en büyük kaygısı haline gelmiştir. Yeryüzünün hiçbir yerinde gerçek manada can güvenliği kalmamış; her gün binlerce insan, ya savaş ve işgallerden ya da cinayetlerden ölmektedir.
İnsan hakları, özgürlük, demokrasi gibi temel kavramlar, belki de tarihin hiçbir döneminde bugünlerdeki kadar istismar edilmemişti. Demokrasi adı altında ülkeler işgal ediliyor, insan hakları adı altında devletler etnik parçalanmaya tabi tutuluyor.

Öte yandan toplumlarda sınıflar arasındaki çatışma, yüzyıllardan beri devam edip gelmekte; işçi–işveren arasındaki mücadele, çözümsüzlük yumağı olarak insanlığın önünde durmaktadır.
Ekosisteme zarar verme ve çevreyi tahrip etme hususunda adeta insanoğlunun üstüne bir varlık yoktur.
Güçlü olanların her zaman haklı addedildiğine, özellikle haksız olduklarında bile daha çok haklıymış gibi kabul gördüklerine; Irak'ta, Suriye'de, Filistin'de ve dünyanın birçok bölgesinde hukukun hiçe sayıldığına hep beraber şahit oluyoruz." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)
Gelir dağılımındaki dengesizlik deflasyonu doğuran sebeplerden biridir. Tüketim kesimine yeniden tüketim kabiliyeti kazandırılması sağlanmadan deflasyondan çıkılamaz.

Getirdiğimiz sosyal devlet projeleri ile sosyal adalet temin edildiği gibi, aynı zamanda ekonomilerin deflasyona girmesine engel olunarak sürekli büyümenin temelleri atılır. Enflasyon ise, fiyatlar genel seviyesindeki yükselmeyi ifade eder. Maliyet enflasyonu ve talep enflasyonu olarak ikiye ayrılır.

DEVLETİN GELİR KAYNAKLARI
MEM'deki projeler için devletin gerekli finansmanı nereden bulacağı sorusuna cevap vererek bitirelim.
Bize göre devletin gelir kaynakları sadece vergiler değildir.
- Vergilerin yanı sıra,
- Senyoraj hakkının devreye konması ile elde edilecek gelirler,
- Ve madenlerin devlet-millet ortaklığı ile işletilmesinden elde edilecek gelir.
Ve devletin gider kalemlerinde faizle dışarıdan alınan borçların olmaması da elde edilen paranın tamamının millete hizmet olarak kalması demektir.

SOSYAL DEVLET / MİLLİ DEVLET
Her kültür ve medeniyet kendi değerlerinden yola çıkarak insana yorum getirirken; insana ait olan sosyal olayları da sahip olduğu bakış açısı ile değerlendirmiştir.
Devlete getirilen tarif ve yorum ise, bir bütün olarak sosyal olaylara, ekonomiye, hukuka, idareye, siyasete, çevreye, topyekun insana ve onunla alakalı olan olgulara bakış açısını ortaya koymaktadır.
Bu bağlamda devletin piyasalarda ne kadar ve hangi kimlikle yer alacağı, sosyal harcamalara bütçeden ne kadar fon ayıracağı, hangi oranlarda kimden vergi toplayacağı, vatandaşları ile arasındaki hukukun temellerinin ne olduğu ve hangi esaslara dayandırılacağı, nasıl yönetileceği gibi birçok sorunun cevabı, hep bir bakış açısını yansıtmaktadır.

21. asırda yaşıyoruz ama yeryüzünde eski asırlardan daha az kan akmıyor. Gelişen ve kalkınmakta olan dünyanın yüzde 36'sından fazlası yoksulluk içinde yaşıyor. Söz konusu insanlar, günde 2.10 dolardan az kazanarak yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor.
Gelecekte karınlarını doyurup doyuramayacakları konusu, bireylerin en büyük kaygısı haline gelmiştir. Yeryüzünün hiçbir yerinde gerçek manada can güvenliği kalmamış; her gün binlerce insan, ya savaş ve işgallerden ya da cinayetlerden ölmektedir.
İnsan hakları, özgürlük, demokrasi gibi temel kavramlar, belki de tarihin hiçbir döneminde bugünlerdeki kadar istismar edilmemişti. Demokrasi adı altında ülkeler işgal ediliyor, insan hakları adı altında devletler etnik parçalanmaya tabi tutuluyor.

Öte yandan toplumlarda sınıflar arasındaki çatışma, yüzyıllardan beri devam edip gelmekte; işçi–işveren arasındaki mücadele, çözümsüzlük yumağı olarak insanlığın önünde durmaktadır.
Ekosisteme zarar verme ve çevreyi tahrip etme hususunda adeta insanoğlunun üstüne bir varlık yoktur.
Güçlü olanların her zaman haklı addedildiğine, özellikle haksız olduklarında bile daha çok haklıymış gibi kabul gördüklerine; Irak'ta, Suriye'de, Filistin'de ve dünyanın birçok bölgesinde hukukun hiçe sayıldığına hep beraber şahit oluyoruz." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)





















































































