İbadet sadece kulluk etmektir
En yerinde ve insana yakışan iş, razı olma melekesine sahip olmak ve teslim hâline ermektir. Bundan sonra ibadet gelir ki, onun hakkında bir diyeceğimiz yoktur. Çünkü her Müslüman onun ne demek olduğunu bilir
Haber Merkezi





İbâdet sadece kulluk etmektir. Ötesi yine teslim halidir. Yani kader ne ise onu gözetmekten ve ona uymaktan başka kurtuluş yoktur. Bundan sonrası kader bahsi ile ilgilidir ki, incelemek iyi olmaz. Çünkü o, bir ilâhi sırdır. Ona kolayca akıl ermez...
Hz. Peygamber (s.a.a.v.) "Her sanatı öğrenmek için ustasından yardım isteyin" der.
"(İbadetin) ustaları ise amelinde ihlaslı olan, hükmü, hikmetleri bilip gereği gibi uygulayan, Hakk'ı tanıdıktan sonra insanlara veda edip, nefislerinden, mallarından, çocuklarından ve Rableri dışında her şeyden kalp ve sır ayakları ile kaçanlardır… Bu ustalar ile ibadet hayatımızı düzene koymalıyız.
Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) çok hüzünlenir ve sürekli tefekkür ederdi. Geçmiş ve gelecek günahları bağışlanmış olmasına rağmen çok ibadet ederdi.

Bazen mahlûkatı, bazen de Yaratan'ı tefekkür ederdi. Kendisinden sonra ümmetinin başına gelecekleri düşünürdü…
Aldanıp da ödünç malı kendinin sanma. Yakında senden alınacak. Allah hayatı sana ödünç vermiştir ki, Kendisine itaat edesin diye. Sense onu kendinin sandın ve dilediğin gibi kullandın. Afiyet de senin yanında bir ödünçtür. Bu ödünçleri kusurlu kullanma…
Çünkü onlar senden istenecek ve sen onlardan sorguya çekileceksin. Dünya ki bir sürü yorgunluktan sonra ele gelir. Hakk'ın indinde olanları kazanmak nasıl kolay olur? Hele bir düşün…
Hak Teâlâ'nın Kur'an'ında anlattığı az uyuyan, çok ibadet eden ve ağlayan kimselerle aranda dağlar var: "Onlar gecenin azını uyur, seherlerde istiğfar ederler.
Onlar oruç tuttular, namaz kıldılar. Nefislerinin arzusunu kırmak için ibadet çeşitlerini yapmak suretiyle cenneti buldular.
Onlar dünyayı cennete karşılık satmışlardır. Bundan dolayı Allah "Orada canların çekeceği ve gözlerin her şey vardır" buyurmuştur.

Kalp zikri nedir? Sır zikri nedir? Mana zikri nedir?
Cennet; oruç tutan, ibadet eden, şehvet ve lezzetlerini unutup, terk edenlere aittir. Onlar oruca karşılık oruç, bahçeye karşılık bahçe, eve karşılık ev satmışlardır.
Ben sizden söz değil, amel istiyorum. Allah rızası için çalışan arif kul, bir örs gibidir. Üzerinde demir dövülür de hiç sesi çıkmaz. Yer gibidir; üzerinde yürünür, değiştirilir, halden hale sokulur da dilini açmaz…
Her kim, salih amel işlerse, ameli, önünde ilerleyen bir nur ve sahibine binek olur. Kalp amelleri yüzünde zahir olur. Yüzü dolunay gibi ve kendisi hükümdar gibi olur. Kalbi Allah'tan gelen ikramlarla sevinir. Ameli onu Allah'ın kendisi için cennette hazırladığı nimetlerle müjdeler.
Ameli güzel bir surete bürünerek ona şöyle der: "Ben senin ağıtınım, sabrın, takvan, imanın, yakinin, namazın, orucun, mücaheden ve Rabb'ine duyduğun özleminim. Rabb'in hakkındaki marifetin, bilgin, güzel amelin ve Rabb'in huzurundaki edebinim."
Bu söz üzerine o güzel ameli işleyen kişinin üzerindeki ağırlık gider, korkusu diner; korkusu güvene ve darlığı bolluğa dönüşür.

Yazık size! Kabirlerinizde sizden azabı engelleyecek olan salih amellerinizdir. Hz. Peygamber'in (s.a.v.) şöyle buyurduğu nakledilir: "Mü'min kabre konunca verdiği sadaka baş ucuna, kıldığı namaz sağına, tuttuğu oruç soluna, sabrı da ayaklarının ucuna oturur.
Azab meleği sağdan gelince namaz, "Benim yanımda sana yer yok" der. Bunun üzerine azab meleği soluna geçer ve oruç, "Benim yanımda sana yer yok" der. Sabır da onlara destek çıkarak, "Ben de buradayım, bana ihtiyaç duyarsanız size yardım ederim" der.
Bütün ibadetlerinizi insanlar için değil; Allah için yapın. Tul-i emeli bırakmadıkça; yani kendinize ulaşılmaz hedefler koymaktan vazgeçmedikçe salih amel yapmayı ve ihlaslı olmayı başaramazsınız. Tul-i emeli bırakmayı ise, ancak ölümü her daim hatırda tutmakla başarabilirsiniz…" (Abdülkadir Geylani Hazretlerinden)

















































































