logo
31 MAYIS 2026

İmamoğlu’ndan ‘çevre’ uyarısı

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, uzun yıllardır kirliliği ve kokusuyla Kadıköylülere çile yaşatan, kendi döneminde ıslah edilerek eski günlerine kavuşturulan Kurbağalıdere kenarında önemli mesajlar verdi. İmamoğlu, Marmara Denizi'ndeki deniz salyası sorunundan tüm çevre sorunlarını olumsuz yönde tetikleyecek olan Beton Kanal'a kadar birçok konuda görüşlerini dile getirdi
 

05.06.2021 18:10:00
İmamoğlu’ndan ‘çevre’ uyarısı
İmamoğlu’ndan ‘çevre’ uyarısı
KADIKÖY / İSTANBUL

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu; kokudan ve kirlilikten arındırılan, "o eski halinden" eser kalmayan Kadıköy Kurbağalıdere'de vatandaşlarla bir araya geldi. CHP milletvekilleri Turan Aydoğan ve Mahmut Tanal, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ile Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Sara Odabaşı da Kurbağalıdere ziyaretinde İmamoğlu'nu yalnız bırakmadı. İBB üst yönetimi ve bürokratlarının da hazır bulunduğu gezide, İmamoğlu, vatandaşlar tarafından alkışlarla karşılandı. İBB bürokratları tarafından çalışmalarla ilgili bilgilendirilen İmamoğlu, yol boyu kurulan ve denizden çıkarılan atıklardan üretilen sanat eserlerinin sergilendiği stantları gezdi. Sanatçılarla sohbet eden İmamoğlu'na, bir standa, yine atık malzemelerden üretilen tablo hediye edildi. Kendilerini "LGS anneleri" olarak tanımlayan bir grup vatandaş, İmamoğlu ile fotoğraf çektirdi. İmamoğlu'nun annelere yanıtı; "Heyecan yapmasınlar; her şey çok güzel olacak" oldu. İBB Başkanı'na yol boyu sevgi gösteren vatandaşlardan biri, elindeki küçük pastayla, İmamoğlu'nun doğum gününü kutladı.

Geçmişte yapılan işleri hızlandırdık

Kurbağalıdere kenarında da incelemelerde bulunan İmamoğlu, bugün bambaşka bir çehreye bürünen alana kurulan platformdan vatandaşlara seslendi. Kurbağalıdere'yi, "zor ve sıkıntılı bir alan" olarak tanımlayan İmamoğlu, "Bugüne geldiğimizde; bu güzel çevreyi hep beraber başardık, birbirimizi alkışlıyoruz. Kurbağalıdere, bitirilmiştir ve güzel olmuştur. Burada ciddi bir emek var. Geçmişte de yapılmış işler var. Ama çok uzadı, çok yavaştı. Hızlandırdık. İSKİ'nin, Göztepe Merdivenköy Kavşağı'ndan başlayan ve buraya kadar devam eden yoğun bir çalışmasıyla işin altyapı sürecini tamamladık. Amacımız ne? Ataşehir'in içine de girecek şeklide, bu hattın kesintisiz bir yaya aksı olmasını sağlamak" dedi.



Çevre, ulusal bir güvenlik meselesidir

İstanbul'un derelerindeki ıslah çalışmalarının süreceği müjdesini veren İmamoğlu, Ayamama örneğini verdi. "Sadece dere ıslahı ile uğraşmıyoruz" diyen İmamoğlu, "Buraları yaşam alanlarına, yaşam vadilerine dönüştürmek için uğraşıyoruz. Oranın yeşil bir biçimde, 4-5 ilçeyi birbirine bağlayan, yani isteyenin aslında bisikletiyle, yürüyerek , koşarak işine bile gittiği, gezmeye gittiği bir hatta dönüşmesini arzu ediyoruz. Bunu İstanbul'un 15 noktasında yapıyoruz. Dere noktalarını değerlendirerek İstanbulluların doya doya yaşayacakları alanlara dönüştürüyoruz" ifadelerini kullandı. Dünyada, çevreyle ilgili uzmanların "ulusal güvenlik masaları"nın en önemli fertleri haline geldiğine dikkat çeken İmamoğlu, şunları söyledi:

"Çünkü, çevreyi iyi yönetemezseniz, çevreyle ilgili tedbirleri iyi almazsanız, artık o bir ulusal güvenlik meselesidir. Çünkü çevrenin, ne yazık ki, eğer siz ona kötü davrandığınızda, insanlara dönüşü çok kötü olabiliyor. İnsanlar, hayatlarını kaybedebiliyor. Bakın önümüzde bir meseleyi tartışıyoruz. Müsilaj, deniz salyası denilen meseleyi konuşuyoruz. Onu bunu suçlamak için hiçbir zaman konuşma yapmadım; burada da yapmayacağım. İşimize bakacağız biz. Milletimiz, bize işine baksın diye oy verdi. İşini iyi yapamamış kişiyi konuşmak, zaten ona da prim kazandırır; gerek yok. Biz, işimize odaklanacağız. Önümüze bakmaktan kastım şu: Marmara Denizi; ona gözümüz gibi bakmamız gerekiyor. Dünya'nın en genç denizlerinden birisi. Dün bir bilim insanımızla sohbetini yaptık. Bu akşam, Halk TV'de yayınlanacak. Bir saati aşkın sohbetimizde dedi ki; 'Marmara, daha çocuk. Hatta doğum sancısı yaşayan bir anını düşünün; öyle bir çocuk.' 3-4 bin yıllık bir geçmişi var. Dünya tarihine göre, daha dün. O bakımdan ona gözümüz gibi bakmalıyız. Bütün belediyeler, bütün kamu kurumları, özel kuruluşlar, sanayi kuruluşları, tarım yapan insanlarımız, devletin bakanlıkları topyekun ortak akılla tek şartla; bir kişinin sözüyle değil, bilimle hareket ederek, bu sorunu çözmek zorundayız."

Bu işin milleti, ülkesi olmaz

Yarın, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Marmara Belediyeler Birliği tarafından Kocaeli'nde düzenlenecek çalıştaya davetli olduğunu belirten İmamoğlu, "Bu konuyu, yarın orada konuşacağız. Bu sorunu çözmeye dönük bir modeli gerçekleştirilebilirsek, ne mutlu bize. Bu işin partisi, A kişisi, B kişisi olmaz. Daha ileri de gideyim: Bu işin milleti, ülkesi de olmaz. Çevreye burada verdiğiniz bir zararın, bir bakmışsınız bir başka ülkede bedelini ödeyen insanlar olabilir. Aynı şekilde bu, bizim için de geçerli. Hatırlayın; Karadeniz'in karşısında bir nükleer facia yaşandı. Yıllarca onun korkusuyla yaşadık. O bakımdan çevreyi korumak, insani bir sorumluluktur. Sadece milli bir sorumluluk değildir" diye konuştu.

Sorumluluk 16 milyondadır

Çevreyle ilgili yapılan katliamların engellenmesine ve iklim değişikliği ile mücadeleye dönük mücadelede, herkesin sonuna kadar sorumlu olduğunun altını çizen İmamoğlu, "Biz, yaptığımız mücadelede sizlerin önündeki idare yetkisi verdiğiniz insanlar olarak; Kadıköy Belediye Başkanı, ben ya da diğer siyasiler, bir mücadeleyi verebilir. Ama bu mücadele, sadece bu kesimle verilirse, bu birileri tarafından siyasi bir mücadele olarak algılanabilir. Çevre ile ilgili mücadelede, 16 milyonun her bir ferdi sorumludur ve mücadeleye katkı sunmalıdır. Başka türlü kazanamayız. Bunu lütfen unutmayın. Dolayısıyla; Marmara Denizi'ni bitirecek olan, bu şehrin tarihi geçmişini yok edecek olan ve İstanbul'u büyük bir güvenlik sorunu yaşatacak olan, sadece birilerinin cebine para girsin diye düşünülen, başka hiçbir haklı tarafı olmayan; bırakın müsilajı, tümden Marmara'yı yok edecek olan Kanal İstanbul'a karşı çıkmak, 16 milyon insanın insani sorumluluğundadır. Bir partiye ya da bir kişiye ait değildir.

Bunu anlatıyoruz, anlatmaya devam edeceğiz. Akıl ve bilim bana ne anlatıyorsa onu anlatıyorum zaten. Bana ait tek bir cümlesi yoktur. Akıl ve bilimin ifade ettiği bir biçimde bu işin yanlış olduğunu anlatıyoruz" dedi.

Bir defa da bu şehri içten sev ya!

"Bu şehir, şunu kaldırmıyor artık" diyen İmamoğlu, içinde bulunduğumuz durumu, "Daha fazla yapalım, daha çok bina yapalım, daha çok beton yapalım. Yani Kalamış'ın şu hali bize yetmiyor; buraya binalar yapalım, başka başka tesisler kuralım… Bu şehir bunu kaldırmıyor arkadaş; kaldırmıyor. Kal-dır-mı-yor. Bakın; bu hataların her birimiz bir parçası olmuş olabiliriz geçmişte. Her birimiz, bir eksik yapmış olabiliriz. Çevreye kötü davranmış olabiliriz. Sıkıntılı birtakım hareketleri, her birimiz küçücük de olsa, büyük de olsa yapmış olabiliriz. Ama pişman olma zamanı be! Pişman ol yahu! Ya bir defa da bu şehri içten sev ya. Burayı, bu güzelliği sizinle paylaşmaya geldim ama bu çevre gününde ben sizinle bir de dertleşmeye geldim. Beni dinleyen her vatandaşımıza, buradan çağrı yapıyorum: Bu meseleyi ciddiye alın. Dünyanın en güzel şehri, bize emanettir. Bütün insanlığın bize emanetidir. Yetmez; Fatih Sultan Mehmet'in emanetidir, Mustafa Kemal Atatürk'ün emanetidir. Hepimizin geçmişinin bize emanetidir. Emanete ihanet olmaz; yapmayın. Yani benim doğduğum köyümde kopan bir dal, benim canımı yakıyor. Yani benim köyümde yakıyor da İkizdere'de yakmıyor mu canımı?  Orada koparılan ağaçlar ve dallar, içimi dağlıyor. Yakmıyor, dağılıyor. O bakımdan, bizim doğaya zarar vermeye artık haddimiz yok; milletçe de tahammülümüz yok. Bu yönüyle sizlerle dertleşmek istedim" sözleriyle somutladı.



Sevelim bu şehri

"Özenle hareket edelim, doğayı sevelim, bu güzel, bu kadim kent İstanbul'umuzun havasına, suyuna, toprağına, o toprağından fışkıran bereketine, ağacına, çiçeğine, hayvanlarına, her şeyine sahip çıkalım" diyen İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:

"Sevelim bu şehri. Bak; bu şehri seversek, hep beraber ülkemizi sevmiş oluruz. Öyle yaparsak, birbirimizi sevmiş oluruz. Oradan çıksa çıksa; barış çıkar, huzur çıkar, ahlak çıkar, başarı çıkar, üretim çıkar, ekonomi oluşur, sanat olur. Böyle bir kent, böyle bir ülke oluruz; bu kadar basit. Lütfen, bu çevre gününde, sizi buna davet ediyorum. Çevre Günü'nden 1 gün önce doğmuş olduğumu, diyeceksiniz ki, 'yeni mi öğrendin?' Değil; ama yani çevre gününe eşlik edeli beri bunu biliyorum. Dün, her pasta keserken, 'Dilek tut' dediler. Ben de dedim ki; 'Zaten tuttum, 26 yıldır Dilek'le evliyim.' Ama size söyleyeyim: Dilek'le beraber, 26 yıldır yuvamız ve çocuklarımız için hangi dileği tutuyorsak, ben, bu şehrin bütün çocukları için, insanları için aynı dileği tutuyorum bugün."

Yeni yaşam vadilerinin müjdesini verdi

"İstanbul'a yeni, pırıl pırıl kilometrelerce kordonlar geliyor; milyonlarca metrekare parklar geliyor" müjdesini veren İmamoğlu, konuşmasını, "Kemerburgaz Kent Ormanı'nı gezin. Atatürk Kent Ormanı'nı gezin. Salı günü, tam Esenyurt-Beylikdüzü hattında, neredeyse 100 bin metrekareye yakın, nasıl ihmal edilerek metruk kalmış bir yeri, bir anda güzel bir parka dönüştürdüğümüzü -açılışını yapacağım- göstereceğiz. İstanbul'un farklı noktalarında, milyonlarca metrekarelik park yapmanın keyfini, onurunu yaşıyorum. Lütfen bunları takip edin. Bu dediğim yerleri görün. Bunların hepsi sizin ve sizin paranızla yapılıyor. Her tek kuruşunuzu, ahlaklı bir şekilde harcamak için elimizden gelen çabayı yerine getiriyoruz. Her tek kurşunuzun hakkını vermek için, kentimize hizmet ediyoruz. Allah, sizlere beni mahcup etmesin; ekibimi de. Bu güzel şehrin Kadıköy'ümüzün Belediye Başkanı'nı da mahcup etmesin. Hep birlikte sizlere güzel hizmetler verelim. Çünkü, her şey çok güzel olacak; bunu sakın unutmayın. Hepinizi, Dünya Çevre Günü'nde, çevrenin güzelliğiyle, bütün o içtenliğiyle, sıcaklığıyla kucaklıyorum" sözleriyle noktaladı.

Odabaşı: Kadıköy, eski İBB'den üvey evlat muamelesi gördü

Etkinlikte konuşan Kadıköy Belediye Başkanı Odabaşı ise, yönettiği ilçenin uzun yıllardır eski İBB yönetimi tarafından görmezden gelindiğini vurgulayarak, "Kadıköy, yıllarca haksızlığa uğramış, Büyükşehir tarafından üvey evlat muamelesi görmüş bir ilçe. 25 yıl boyunca İstanbul'da iktidarda olanların, sırf kendi iktidarlarını desteklemediği için cezalandırılan ve değişen zihniyetle birlikte alt yapısı çehresi değişmeye başlayan bir ilçe. Ama, Kadıköy'den fazlasıdır Kurbağalıdere. Dünyanın incisi güzel İstanbul'un , Kadıköy'de saklanmış kül kedisidir dere. Bu duygularımı en iyi, derenin çevresinde yıllarca pencereleri kapalı yaşamak zorunda kalan komşularım anlayacaktır. Böyle kıymetli bir coğrafyanın yanı başında çile çeken Kadıköylüler anlayacaktır. Ve elbette, Kadıköylünün çilesini dert eden iyi insanlar anlayacaktır. Anladı. Bugün 5 Haziran Dünya Çevre Günü. Dere, maharetli ellerle yeniden döndü hayata. Dere'nin doğum günüdür bugün" ifadelerini kullandı. Odabaşı, konuşmasının sonunda İmamoğlu'nun doğum gününü, sahneye getirilen pastayla kutladı.

 



Tatilciler dönüş yolunda: 43 ilin geçiş noktasında kilometrelerce kuyruk

Ulaşımda 43 ilin geçiş noktasında yer alan "kilit kavşak" Kırıkkale'de, kurban bayramı tatilini tamamlayan vatandaşların dönüşe geçmesiyle gece yarısı yoğun trafik oluştu. Kilometrelerce uzayan araç kuyruğu havadan görüntülendi

31.05.2026 06:00:00
İHA
Tatilciler dönüş yolunda: 43 ilin geçiş noktasında kilometrelerce kuyruk
Tatilciler dönüş yolunda: 43 ilin geçiş noktasında kilometrelerce kuyruk
Kurban Bayramı tatilini memleketlerinde ya da tatil bölgelerinde geçiren vatandaşlar, dönüş için yeniden yollara akın etti.








Türkiye'nin önemli ulaşım güzergahlarından biri olan Kırıkkale'de de gece saatlerinde de yoğunluk arttı. Ankara-Samsun ve Kırıkkale-Kayseri kara yollarının kesiştiği "kilit kavşak"ta yaşanan araç yoğunluğu havadan görüntülendi.








Kilometrelerce araç kuyruğuna takılan sürücüler tampon tampona ilerledi. Trafik ekipleri de yoğunluğun yaşandığı bölgelerde önlem aldı. Ekipler, ulaşımın aksamaması için kavşaklar ve bağlantı yollarında çalışma yaptı. 






Trafik yoğunluğunun pazar gecesine kadar devam etmesi bekleniyor.




















Hasankeyf'in yeni hali bayramda ziyaretçi akınına uğradı


 
Batman'ın tarihi Hasankeyf ilçesi, Kurban Bayramı tatilinde ülkenin farklı illerinden gelen ziyaretçileri ağırlıyor.
 

30.05.2026 12:42:00
AA
 Hasankeyf'in yeni hali bayramda ziyaretçi akınına uğradı
 Hasankeyf'in yeni hali bayramda ziyaretçi akınına uğradı
Birçok medeniyetin izlerini taşıyan Hasankeyf, 9 günlük bayram tatilinde de ziyaretçilerin ilgi odağı oluyor. İlçeyi ziyaret edenler, Ilısu Barajı nedeniyle orijinal yerlerinden taşınan İmam Abdullah Türbesi, Zeynel Bey Türbesi, Artuklu Hamamı, Hasankeyf Kalesi, Hasankeyf Müzesi ve Er-Rızk Camisi gibi tarihi yerleri ziyaret ediyor.
Ziyaretçiler, ​Ilısu Baraj Gölü'nde katıldıkları tekne turlarıyla kanyonları ve Hasankeyf Kalesi'ni görme imkanı buluyor.







İnsanları çok cana yakın ve misafirperver

Kocaeli'nden gelen Rıdvan Yıldırım, Hasankeyf'te tarihi eserleri gördüğünü belirterek, "Çok turistik bölge, çok güzel. Turistik alanı da çok fazla. Memnun kaldık ve çok keyif aldık. İnsanları çok cana yakın ve misafirperver" dedi.







Mardin'in Midyat ilçesinden gelen Hilvan Konak da fırsat buldukça Hasankeyf'e gezmeye geldiğini söyledi.
İlçenin görülmeye değer olduğunu dile getiren Konak, "Bayram tatilinde fırsat bulup tekrar geldik. Tekneye bindik, müzeye gittik" diye konuştu.







Buranın doğası, tarihi çok başka

Tuğba Çiçek ise Hasankeyf'in beklentilerini fazlasıyla karşıladığını anlatarak, kardeşiyle birlikte çıktıkları GAP turu kapsamında ilçeye geldiklerini bildirdi.
Çiçek, "Kütahya'dan geldik. Heyecanlıyız. Doğasıyla, kültürüyle çok güzel bir şehir. Çok beğendik. Diyarbakır'ı da gezdik. Diyarbakır da çok güzeldi. Daha sonra Mardin'e gideceğiz. Buranın doğası, tarihi çok başka" ifadelerini kullandı.







İlçede 40 yıldır esnaflık yapan Cemil Uluk de ziyaretçi yoğunluğundan memnun kaldıklarını dile getirdi. Uluk, "Büyük bir hareketlik var. Esnaf olarak mutluyuz. Herkesi ilçeye bekliyoruz. Misafirlerimizi ağırlayıp memnun gönderiyoruz" dedi.

Tatilcilerin dönüşü sürüyor: Bolu geçişinde uzun araç kuyrukları

TEM Otoyolu ve D-100 kara yolunun Bolu geçişinde Kurban Bayramı'nın 4'üncü gününde sabahın erken saatlerinde uzun araç kuyrukları oluştu. Trafiği zaman zaman durma noktasına geldiği Bolu geçişinde oluşan trafik yoğunluğu havadan görüntülendi

30.05.2026 12:01:00
İHA
Tatilcilerin dönüşü sürüyor: Bolu geçişinde uzun araç kuyrukları
Tatilcilerin dönüşü sürüyor: Bolu geçişinde uzun araç kuyrukları
Pazar günü sona erecek olan 9 günlük bayram tatilinin 8'nci, bayramın ise 4'üncü gününde dönüş için yola koyulan sürücüler, Bolu geçişinde yoğunluğunu sürdürüyor.






Özellikle TEM Otoyolu ve D-100 kara yolunun Bolu geçişinde İstanbul istikametine doğru araç trafiği sabah saatlerinde yer yer durma noktasına geldi. 






Tatilcilerin dönüş yolunda kullandığı güzergahlardan olan Köroğlu Rampaları mevkisinde kilometrelerce araç kuyruğu oluştu. Sürücüler, yavaş ilerleyen trafik nedeniyle zor anlar yaşadı.








Ağır vasıtalara geçiş yok

Öte yandan, dönüş yolculuğunda yaşanabilecek olumsuzlukların ve trafik sıkışıklığının en aza indirilmesi amacıyla Bolu Valiliği tarafından yeni bir tedbir kararı alındı. 






Alınan karara göre; Valilikten yapılan açıklamaya göre; Bu kapsamda bugün saat 13.00'den itibaren 1 Haziran Pazartesi günü saat 01.00'e kadar, kamyon, çekici ve tanker cinsi araçların İstanbul istikametine geçilerine izin verilmeyecek.













Çocuklarınıza erken yaşta sorumluluk verin


 
 
Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdullah Atlı, "Çocuğun önüne bir hedef koymadığımızda ve sorumluluk vermediğimizde, davranışsal problemler ve aile içi çatışmalar 30'lu yaşlara kadar devam edebiliyor. Biz bunu klinikte sıkça gözlemliyoruz" dedi.

30.05.2026 10:42:00
AA
Çocuklarınıza erken yaşta sorumluluk verin
Çocuklarınıza erken yaşta sorumluluk verin

Diyarbakır'da Dicle Üniversitesi (DÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdullah Atlı, Cambridge Üniversitesi tarafından yürütülen ve sonuçları geçen yıl kamuoyuyla paylaşılan çalışmada, insan beyninin yaşam boyunca beş gelişim evresinden geçtiğinin ve 9 ile 32 yaş arasının 'ergenlik dönemi' olarak tanımlandığının ortaya konulduğunu söyledi.
Doğumdan ileri yaşlara kadar yaklaşık 4 bin kişinin beyin taramalarının incelendiği araştırmada beynin nöral bağlantılarının zaman içindeki değişimi haritalandırılırken, 32 yaşından sonra gelişimin daha stabil bir yapıya geçtiğini anlatan Atlı, ilerleyen yaşlarda ise gerileme evrelerinin başladığının belirlendiğini ifade etti.
Söz konusu araştırma bulgularının klinik gözlemleriyle de örtüştüğünü belirten Atlı, çalışmanın ileri görüntüleme teknikleriyle elde edilen verilere dayandığını anlattı.

Geçmişte bireyler çok daha erken yaşta sorumluluk alıyordu

Atlı, şunları kaydetti: "Benim de yakından takip ettiğim bir çalışma. Bu veriler, manyetik rezonans (MR) görüntüleme çalışmalarında tespit edilmiş. Burada aslında çalışan ve büyüyen bir beyin ortaya konuluyor. Ergenlik kavramı çoğu zaman yanlış anlaşılıyor. Ergenlik deyince çoğumuzun aklına hırçın, sinirli bir genç geliyor ama sadece mesele o değil. Ergenlik, büyüyen, gelişen, her şeyi alan ve sürekli aktivite gösteren bir beyin demektir. Bu çalışma da bunu destekliyor. Beynin gelişimi 30'lu yaşların başına kadar sürüyor. 32 yaşa kadar beynin nöronlarındaki gelişim devam etmekte, sinir ağları verimli bir şekilde çalışmaktadır. Bu süreçte beyin sürekli bir yapılanma içerisinde ancak 30'lu yaşların başından sonra bu gelişim yerini daha stabil bir evreye bırakır. 66 yaşına kadar görece dengeli bir dönem devam ederken, sonrasında gerileme başlar, 80'li yaşlardan itibaren ise bu gerileme daha belirgin hale gelir."

Ergenlik sürecinin uzamasında toplumsal değişimlerin de etkili olabileceğine işaret eden Atlı, "Geçmişte bireyler çok daha erken yaşta sorumluluk alıyordu. Günümüzde eğitim süreçlerinin uzamasıyla birlikte bu yaşlar ileriye kaydı. Bugün gençlere evlilik planlarını sorduğumuzda 30-35 yaş aralığı öne çıkıyor. Bu da ergenlik döneminin sosyal olarak da uzadığını gösteriyor. Ailelerin çocuklara erken yaşta sorumluluk vermesi önemli. Çocuğun önüne bir hedef koymadığımızda ve sorumluluk vermediğimizde, davranışsal problemler ve aile içi çatışmalar 30'lu yaşlara kadar devam edebiliyor. Biz bunu klinikte sıkça gözlemliyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

Erken dönemde sorumluluk üstlenilmesi gerekiyor

Günümüzde "ev genci" olarak tanımlanan bir kesimin ortaya çıktığını belirten Atlı, şunları söyledi: "Bu bireylerin halen bir gelişim süreci içinde olduğunu söylemek mümkündür ancak bu noktada, gençlere nitelikli bir psikososyal eğitim sunulması, sosyal ve mesleki beceriler kazandırılarak hayatın içine aktif şekilde dahil edilmeleri büyük önem taşıyor. Aksi halde 30'lu yaşlara kadar aile içi çatışmalar devam ediyor. Anne ve babalar 'Bana bağırdı, sözümü dinlemedi' derken, gençler de 'Babam bana bağırdı, travmatize oldum' şeklinde karşılık veriyor. Bu kısır döngüden çıkabilmek için hem ailelerin hem de gençlerin süreci doğru yönetmesi ve erken dönemde sorumluluk üstlenilmesi gerekiyor. Eskiden çağlar yüzlerce yıl sürerken, bugün 10-20 yıl içinde büyük değişimler yaşanıyor. Bu dönüşüm, beynin gelişim süreçlerini de etkilemiş olabilir."

Bireyin yaşamını nasıl değerlendirdiğinin gelişim algısını etkilediğini dile getiren Atlı, "50 yaşına gelmiş birinin kendini 20 yaşında hissetmesi farklı şekillerde yorumlanabilecek bir durumdur. Asıl sorulması gereken, kişinin 20 ile 50 yaş arasında nasıl bir yaşam sürdüğüdür. Eğer işlevsel ve üretken bir yaşam geçirmemişse, kendini hala 20 yaşındaymış gibi hissedebilir. Buna karşılık, spor yapan, kitap okuyan, sosyal aktivitelere katılan ve topluma katkı sağlayan bir yaşam sürmüşse, bu süreci kıymetli görür ve yaşına uygun bir olgunluk hisseder çünkü o 50 yılı dolu dolu yaşamıştır" ifadelerini kullandı.

Adıyaman'daki feci kazada bilanço ağırlaşıyor


 
Adıyaman'da iki otomobilin çarpıştığı kazada ölü sayısı 4'e çıktı.
 

30.05.2026 09:47:00
AA
Adıyaman'daki feci kazada bilanço ağırlaşıyor
Adıyaman'daki feci kazada bilanço ağırlaşıyor

Adıyaman'ın Gölbaşı ilçesinde 29 Mayıs'ta iki otomobilin çarpışması sonucu yaşamını yitirenlerin sayısı 4'e yükseldi.
Kahramanmaraş-Adıyaman kara yolu Belören kasabası yol ayrımında meydana gelen kazada ağır yaralanan kardeşlerden 8 yaşındaki Eymen Mirza C, sevk edildiği Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ndeki müdahaleye rağmen kurtarılamadı.


29 Mayıs'ta Veysel C. (45) idaresindeki 55 AV 926 plakalı otomobil, Kahramanmaraş-Adıyaman kara yolu Belören kasabası yol ayrımında Serkan S'nin (27) kullandığı 01 AID 574 plakalı otomobille çarpışmış, kazada yaralanan sürücüler ile Aysel C. (39), Muhammed Burak C. (14), Emir Mirza C. (12), Eymen Mirza C. (8), Deniz Yaren C. (1) ve Buse K. (24) ambulanslarla Adıyaman ve Kahramanmaraş'taki hastanelere kaldırılmış, yaralılardan Aysel C. ile çocukları Muhammed Burak C. ve Deniz Yaren C. hayatını kaybetmişti.​​​​​​​​​​​​​​

Isparta'da korkunç kaza


 
 
Isparta'da direğe çarpan hafif ticari araçtaki 2 kişi öldü, 2 kişi yaralandı. Hafif ticari araç resmen ikiye bölündü.  

30.05.2026 01:00:00
AA
Isparta'da korkunç kaza
Isparta'da korkunç kaza

Isparta'da hafif ticari aracın elektrik direğine çarpması sonucu 2 kişi öldü, 2 kişi yaralandı.
Büyükhacılar köyünde Hasan Karabulut'un kullandığı, hafif ticari araç, yol kenarındaki elektrik direğine çarptı. İhbar üzerine kaza yerine sağlık, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde sürücü Karabulut'un olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi.
Kazada ağır yaralanan İsmail Aktaş, Osman V. ile Mustafa K. hastaneye kaldırıldı.

Yaralılardan Aktaş, yapılan müdahaleye rağmen kurtarılamadı.

Yola çıkacaklar dikkat!

Kurban Bayramı tatilinin son günlerine yaklaşırken, memleketlerine veya tatil beldelerine giden vatandaşların erken dönüş yolculuğu ana arterlerde trafiği kilitledi

29.05.2026 19:20:00
Haber Merkezi
Yola çıkacaklar dikkat!
Yola çıkacaklar dikkat!
Kurban Bayramı tatilini İstanbul dışında, memleketlerinde ya da tatil beldelerinde geçiren vatandaşların dönüş yolculuğu başladı.

Hafta sonu yaşanacak olası büyük yoğunluğa kalmak istemeyen binlerce sürücü, Cuma gününden itibaren yollara akın etti. İstanbul ve Ankara gibi metropollere bağlanan ana arterlerde trafik durma noktasına gelirken, yetkililer sürücüleri dikkatli olmaları konusunda uyarıyor.

Kilit kavşaklar alarm veriyor

Anadolu'dan batıya giden araçların en kritik geçiş noktalarından biri olan ve "kilit kavşak" olarak bilinen Kırıkkale'de dönüş trafiği zirveye ulaştı. 43 ilin kara yolu bağlantı noktasında yer alan şehir geçişinde, Kırıkkale-Ankara ve Kırıkkale-Samsun istikametlerinde kilometrelerce uzayan araç kuyrukları oluştu. Sürücüler yoğunluk nedeniyle ilerlemekte güçlük çekiyor.

Benzer manzaralar Anadolu Otoyolu'nun Bolu Dağı, Düzce ve Gerede kesimlerinde de yaşanıyor. İstanbul yönüne doğru akın eden araçlar nedeniyle otoyolun belirli noktalarında trafik adım adım ilerliyor.

Tekirdağ-İstanbul yolu durma noktasında

Tatilini Ege ve Trakya kıyılarında geçirenlerin dönüş rotası olan Tekirdağ-İstanbul kara yolunda da erken dönüş hareketliliği hakim. Özellikle Tekirdağ girişindeki kritik ışıklı kavşaklarda araç kuyrukları dikkat çekerken, trafik ekipleri akışı rahatlatmak adına bölgedeki 7 ana kavşakta konuşlanmış durumda. Yetkililer bu güzergahtaki yoğunluğun Pazar gecesine kadar artarak sürmesini bekliyor.

Ağır vasıtalara İstanbul'a giriş yasağı geldi

Bu arada İçişleri Bakanlığı, bayram dönüş trafiğindeki kaosu minimuma indirmek amacıyla kritik bir tedbir kararı aldı. Alınan karara göre; 30 Mayıs Cumartesi günü saat 13.00'ten başlayarak, 1 Haziran Pazartesi günü saat 01.00'e kadar ağır tonajlı ve ağır vasıta araçların İstanbul'a giriş yapacağı bazı ana arterlerden geçişi yasaklandı.

Kısıtlama uygulanacak yollar:

O-4 Anadolu Otoyolu: Ankara il sınırından Düzce il sınırına kadar

D-100 Devlet Karayolu: Karabük il sınırından Düzce il sınırına kadar

Bu önlemle birlikte tedarik zincirinin aksamaması sağlanırken, binek araçların dönüş yolculuğunda nefes alması hedefleniyor.

Ekipler sahada

Emniyet ve Jandarma trafik ekipleri, otoyol gişeleri, kavşaklar ve bağlantı noktalarında denetimlerini en üst seviyeye çıkardı. Yetkililer yola çıkacak olan sürücülere şu hayati uyarılarda bulunuyor:

• Uykusuz ve yorgun şekilde direksiyon başına geçmeyin.

• Takip mesafenizi koruyun ve aşırı hızdan kaçının.

• Her 2 saatte bir mutlaka kısa molalar vererek dinlenin.

• Alternatif güzergahları ve güncel trafik yoğunluk haritalarını kontrol etmeden yola çıkmayın.

Yasa dışı bahis çeteleriyle mücadelede siber polis devrede


 
Türkiye'de yasa dışı bahis sitelerinin tespit edilip engellenmesi için yapay zeka ile makine öğrenmesi teknolojileri aktif olarak kullanılıyor.
 

29.05.2026 16:29:00 / Güncelleme: 29.05.2026 17:07:09
HABER MERKEZİ/AA
Yasa dışı bahis çeteleriyle mücadelede siber polis devrede
Yasa dışı bahis çeteleriyle mücadelede siber polis devrede

İçişleri Bakanlığı İç Güvenlik Stratejileri Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan "Çevrimiçi Kumar ve Yasadışı Bahis" raporunda, devletin ilgili kurumlarının siber suç ağlarına karşı yürüttüğü mücadelenin detaylarına yer verildi.
Rapora göre, Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) ile Jandarma Genel Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele daire başkanlıkları, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ile yasa dışı bahis ağlarını çökertmek için işbirliği yapıyor.
Ayrıca, bilişim sistemleri üzerinden işlenen yasa dışı bahis suçlarına karşı yapay zeka ve makine öğrenmesi gibi teknolojilerden yararlanılıyor.







Sürekli 'alan adı' değiştiriyorlar

Alan adı değişikliği yaparak hizmet vermeye devam eden sunucuları tespit edebilmek için derin paket incelemesi (DPI), ağ analizleri ve otomasyon sistemleri kullanılıyor, aynı IP üzerinden hizmet veren yasa dışı sitelere erişim otomatik kesilebiliyor.
İnternet ortamı düzenli taranarak bahis sitelerinin sıkça kullandığı tasarım şablonları ve belirli kod blokları tespit ediliyor.
Sosyal medya platformları üzerinden bahis sitelerinin reklamını yapan içerik üreticileri ve hesap yöneticileri de sıkı takip altında tutuluyor.







Bağımlılığın hızla artmasının altında yatan nedenler

Raporda, Türkiye'de ve dünyada kumar ve bahis bağımlılığının hızla artmasının altında yatan nedenleri detaylı bir şekilde analiz edildi.
Buna göre, bu artışın en temel sebebi, çevrim içi kumara cep telefonları üzerinden 7/24 erişilebilmesi.
Bu kolay ulaşım, kullanıcıları fiziksel ortamdan bağımsız kılarak günün her saati kumar oynamaya itiyor.







Kullanıcıya tuzak kuruyorlar

Söz konusu platformlar, kullanıcıları adeta bir tuzağa çekmek için 'karanlık/aldatıcı desenler' olarak tanımlanan arayüz tasarımlarını ve yoğun pazarlama stratejilerini kullanıyor.
Tüketicilerin bilişsel önyargılarını hedef alarak onları kendi çıkarlarına aykırı seçimler yapmaya yönlendiren bu desenler, beynin kısa döngülerle hızlı ve tekrar oynamasını teşvik ediyor.







Tuzak içinde tuzak

Sistem, sık açılan davet pencereleri, oturumu kapatırken daha fazlasını sunan teklifler, tekrarlanan bahisler veya oturum bittikten sonra kumar oynamaya devam etme uyarıları gibi araçlarla kişiyi sürekli içeride tutuyor. Kullanıcı algısını şekillendirmek amacıyla kayıplar küçük puntolarla, kazançlar ise büyük ve renkli şekilde gösteriliyor.
Rapora göre, kaybetme ekranları hızlıca geçilirken kazanma sekanslarının görsel olarak abartıldığı 'kaybetmenin üstünü örten arayüz tasarımları' devreye sokuluyor.
Dönen çarklar, efektler ve animasyonlar aracılığıyla kişide sürekli kazanılıyor algısı uyandırılarak derin bir bilişsel çarpıtma oluşturuluyor.







Oyun bağımlılığının sonu kumar bağımlılığı!

Platformların ürünlerini oyunlaştırması (gamification), oyun bağımlılığından kumar bağımlılığına geçişe de zemin hazırlıyor.
Çevrim içi oyunların içerisine kumar unsurlarının dahil edilmesi, yasa dışı bu platformları birer çekim merkezi haline getirirken kumar oynamayı da normalleştiriyor. Türkiye'de spor bahisleri yasal platformlar üzerinden yürütülmesine rağmen, yasa dışı sitelerin yasal bahis sitelerine göre daha yüksek oranlarda kazanç vadetmesi bu platformlara yönelimi artırıyor.

Türk gemisi İHA ile vuruldu!

Karadeniz’de Türk sahipli yük gemisi İHA ile vuruldu. İki Türk denizcinin yaralandığı saldırı sonrası açıklama yapan Dışişleri Bakanlığı, sivil seyrüsefer güvenliğinin korunması ve savaşın kontrolsüz tırmanmasından kaçınılması uyarısında bulundu

29.05.2026 16:10:00
Haber Merkezi
Türk gemisi İHA ile vuruldu!
Türk gemisi İHA ile vuruldu!
Karadeniz'de Ukrayna'nın Odessa Limanı'ndan Türkiye'ye doğru seyir halinde olan Türk sahipli ve Vanuatu bayraklı bir kuru yük gemisi, gece saatlerinde düzenlenen bir İnsansız Hava Aracı (İHA) saldırısının hedefi oldu.

Ukrayna makamlarının Rusya'ya ait kamikaze İHA'larla gerçekleştirildiğini iddia ettiği saldırıda gemide hasar meydana gelirken, mürettebattan iki Türk vatandaşının hafif şekilde yaralandığı açıklandı. Olayın ardından Dışişleri Bakanlığı sert bir kınama ve uyarı mesajı yayımladı.

Odessa açıklarında İHA saldırısı: 2 yaralı

Resmî kaynaklardan edinilen bilgilere göre, sivil deniz ticaret koridorunu kullanan Vanuatu bandıralı ve Türk işletmesindeki yük gemisi, Karadeniz üzerinde seyir halindeyken İHA infiltrasyonuna maruz kaldı.

Hedef Alınan Gemi: Ukrayna'nın Odessa Limanı'ndan kalkış yapan, Türk sahipli ve Vanuatu bayraklı kuru yük gemisi.

Saldırı Zamanı: 28 Mayıs gecesi.

Mürettebatın Durumu: Saldırıda isabet alan gemide görevli iki Türk denizci hafif yaralandı. Yaralıların derhal hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındığı bildirildi.

Maddi Hasar: İsabet sonrası gemide yangın çıktığı, ancak mürettebatın teknik müdahalesiyle durumun kontrol altına alındığı öğrenildi.

Dışişleri Bakanlığı: "Savaşın kontrolsüzce tırmanmasından kaçınılmalı"

Saldırının ardından yazılı bir açıklama yayımlayan Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, sivil taşımacılığı hedef alan bu asimetrik eyleme karşı net uyarılarda bulundu.  Dışişleri açıklamasına göre öne çıkan başlıklar şunlar oldu:

• Yaralı Türk vatandaşlarının ve geminin genel durumunun Türkiye'nin Odessa Başkonsolosluğu tarafından çok yakından takip edildiği vurgulandı.

• Karadeniz'deki savaş bağlantılı tırmanmanın bölgesel riskleri büyüttüğü; Türkiye'nin bu konudaki net uyarılarını muhataplarına her düzeyde yinelediği belirtildi.

• Sivil gemilerin güvenli seyrüsefer hakkının mutlaka korunması gerektiği hatırlatılarak, savaşın kontrolsüz biçimde tırmanmasına yol açacak adımlardan kesinlikle kaçınılması istendi.

• Türkiye'nin Karadeniz'de tırmanmayı önleyecek bölgesel aidiyet temelli, müzakere odaklı önlemler geliştirmeye hazır olduğu taraflara yeniden hatırlatıldı.

Karadeniz'de gerilim sürüyor

Bölgesel deniz taşımacılığı ajanslarının raporlarına göre, aynı gece Karadeniz'in farklı noktalarında (Sinop açıkları dahil) yabancı yaptırım listelerinde yer alan ticari gemilere yönelik de benzer dron hareketlilikleri rapor edildi. Uzmanlar, Rusya-Ukrayna çatışmasının Karadeniz'deki sivil lojistik hatlarını doğrudan tehdit eden bir boyuta ulaştığına dikkat çekiyor.

Gelişmeleri anlık olarak takip etmek için sayfamızı yenileyebilirsiniz.

İstanbul'un fethinin 573. yıl dönümü özel etkinliklerle kutlanıyor

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından, İstanbul'un fethinin 573. yıl dönümü kapsamında şehrin farklı noktalarında tarihi ve kültürel mirası yaşatmaya yönelik çeşitli etkinlikler düzenleniyor

29.05.2026 15:10:00 / Güncelleme: 29.05.2026 15:12:01
Anadolu Ajansı
İstanbul'un fethinin 573. yıl dönümü özel etkinliklerle kutlanıyor
İstanbul'un fethinin 573. yıl dönümü özel etkinliklerle kutlanıyor

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının yazılı açıklamasına göre, Başkanlığın himayesinde hazırlanan "Zihnin Fethi" dijital deneyim alanı, ziyaretçilerini ağırlamaya başladı.

İstanbul'un fethini, askeri bir zafer olmasının yanında entelektüel, bilimsel ve kültürel bir dönüşüm süreci olarak ele alan proje kapsamında hazırlanan video mapping gösterileri izleyicilerin beğenisine sunuldu.

Sultanahmet Meydanı'nda kurulan özel etkinlik çadırında gerçekleştirilen çalışma, fethi sadece bir toprak kazanımı olarak değil; düşünce biçimlerini, bilimi ve kültürel yaklaşımı Doğu-Batı ekseninde yeniden şekillendiren köklü bir süreç olarak yorumluyor.

Gösteride, Fatih Sultan Mehmet'in temellerini attığı bilimsel ve kültürel miras ile günümüz vizyonu arasındaki tarihsel bağ, kronolojik bir anlatımla aktarılıyor.



Fetih coşkusu şehrin farklı noktalarına taşınıyor

Sultanahmet'teki özel çadırda sunulan kapalı alan gösterimi; fethin düşünsel arka planını, Fatih Sultan Mehmet'in Doğu ve Batı klasiklerine duyduğu ilgiden balistik hesaplamalardaki matematiksel yaklaşımına kadar geniş bir perspektifle ele alıyor.

Gemilerin karadan yürütülmesindeki stratejik yöntemlerden surların aşılma sürecine, fethin inanç özgürlüğünü koruyan hukuki boyutundan Ali Kuşçu'nun astronomi çalışmalarına uzanan kültürel mirasa kadar birçok unsur izleyiciye aktarılıyor.

Gösteri ayrıca, Ayasofya'nın 1453 yılındaki kurucu rolünden günümüzdeki konumuna uzanan tarihsel sürekliliği vurgularken; geçmişten gelen bilimsel birikimin günümüz uyduları, havacılık çalışmaları ve yerli teknoloji hamleleriyle "Türkiye Yüzyılı" vizyonunda nasıl karşılık bulduğunu anlatıyor.

Rumeli Hisarı surlarında gerçekleştirilecek video mapping gösterisi ise dönemin statükosu ile Fatih Sultan Mehmet'in askeri ve matematiksel dehası arasındaki mücadeleye odaklanıyor. Şahi toplarının surlarda açtığı gediklerden gemilerin karadan yürütülmesine kadar uzanan lojistik başarılar ve fetih anlayışındaki adalet ilkesi, surlara yansıtılan görsel anlatımlarla izleyiciye sunuluyor.

Gösteri, tarihsel dokunun dijital estetikle buluştuğu sahneler ve günümüz yerli teknolojileri olan KAAN ile İHA/SİHA sistemlerine uzanan çizgisel bir anlatıyla tamamlanıyor. "İstanbul'un Fethi" Video Mapping Gösterisi, bugün saat 21.00 itibarıyla Rumeli Hisarı surlarında ücretsiz olarak izlenecek.

İstanbul'un dört bir yanında mehteran konserleri

Fetih coşkusu, İstanbul genelinde düzenlenecek mehteran konserleriyle de şehrin farklı noktalarına taşınıyor.

Fetih ruhunu yaşatmak, tarihi hafızayı diri tutmak ve köklü kültürel mirası gelecek nesillere aktarmak amacıyla gerçekleştirilecek programlarda; Jandarma Mehteran Komutanlığı, Milli Savunma Bakanlığı Mehteran Birlik Komutanlığı ve İstanbul Mehter Orkestrası sahne alıyor.

Bu kapsamda Kadıköy, Üsküdar, Ümraniye ve Kartal meydanları ile Ayasofya-i Kebir Camisi önü, Haliç Kongre Merkezi, Taksim Meydanı, Fatih Camisi, Eminönü Meydanı ve Eyüpsultan Meydanı'nda mehteran performansları vatandaşlarla buluşuyor.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.