İman nedir?
İtikadımız odur ki; iman: Dille söylemek, kalpten bilmek, esaslara göre amel etmektir
Haber Merkezi





İman: Taat ile artar; isyanlarda eksilir.
İman: Bilgi ile kuvvetlenir; cehaletle de zayıflar.
İman: Yüce Hakk'ın verdiği başarı ile de yerinde sabit kalır.
Aziz Celil Allah şöyle buyurdu: "Onlar ki iman ettiler; inen ayetler onların imanlarını arttırmıştır. Bu durumu, biri diğerine müjde vererek sevindirir."
Yine başka bir ayette şöyle buyurur: "Allah'ın ayetleri onlara okunduğu zaman imanlarını artırır."
İman artar ve eksilir

İman, lügatte (sözlükte) şu manadadır: Tasdik edilen şeyin nelerden ibaret olduğunu bilerek kalbin tasdikidir. Yani doğrulamaktır.
İman, şeriatta şu manadadır: Tasdik. Bu tasdik ise, şunlar için olacaktır: Allah'ın sıfatlarını…
Bunlarla beraber, yapılması gerekli olan taatları yapmak, nafileleri yerine getirmek, hatalardan ve isyanlardan da kaçınmak…"
İslam inancımıza göre, 6 iman esasımız vardır:
Allah'ın varlığına ve birliğine iman,
Peygamberlerine iman
Kitaplarına iman,
Meleklerine iman,
Ahirete iman,
Kadere, hayır ve şerrin Allah'tan olduğuna iman…
Bilesin ki, imanın artması anlatılacak işlere bağlıdır.
İmanın artması anlatılacak şeylere bağlıdır: Gerçek manada emirleri yerine getirmeye çalışmak. Yasaklardan dahi geçmek.
Amma, kadere teslim olarak. Tüm halkına yaptığı işlerden dolayı Allah-u Teâlâ'ya itirazı bırakmak.
Bilhassa, rızık için verdiği sözde Allah için şüpheye düşmemek. Ona güvenmek ve ona tevekkül etmek.
Bela geldiği zaman, güçten ve kuvvetten sıyrılıp belaya sabırla karşı çıkmak.
Allah'ın bütün nimetlerine şükretmek. Yüce Hakk'ı, her manadaki eksiklikten uzak görmek. Hiçbir halde O'nu itham etmemek.
Ne var ki, imanın artması, sırf namazla, oruçla olmaz.
Resulullah Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: "İman, yetmiş küsur hasletten ibarettir. Bunların en değerlisi, 'LA İLÂHE İLLALLAH' Kelime-i tevhidini okumak olup en alt derecede olanı ise, yol üzerinden eziyet veren bir şeyi kaldırmaktır."
İman sahibine gereken odur ki: Daima bir korku ve bir ümit içinde ola. Yarar hali, çekingen halini gözeten olmalı. Taa, ölüm kendisine gelinceye kadar. Ölüm kendisine geldiği zaman, kendini hayırlı amel üzerinde bulmalıdır.
Şunun için ki: İnsanlar nasıl yaşarlarsa, öyle ölürler. Öldükleri hal üzere de dirilirler. Nitekim bu manada gelen hadis-i şerif şöyledir: "Yaşadığınız gibi ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz." (Abdülkadir Geylani Hazretlerinden)
























































































