logo
16 TEMMUZ 2026

İnsan meselesi ve insan haklarına bakış -4-

Milli Devlet, vatandaşlarının doğuştan gelen haklarını sadece aramalarına imkan tanımaz; aynı zamanda bu hakları onlara yaşatmakta kendini sorumlu hisseder

16.07.2026 00:17:00
Haber Merkezi
 
İnsan meselesi ve insan haklarına bakış -4-
İnsan meselesi ve insan haklarına bakış -4-
Milli Devlet, vatandaşlarının doğuştan gelen haklarını sadece aramalarına imkan tanımaz; aynı zamanda bu hakları onlara yaşatmakta kendini sorumlu hisseder.

Türkiye örneği bağlamında ele alırsak; üniversite sınavına girme hakkı liberal–kapitalist düşüncenin insan haklarına bakışını, "üniversitede okuma hakkı" ise Sosyal Devlet/Milli Devlet'in insan haklarına bakışını ortaya koymaktadır.

– İkinci tepki ise, Marksist düşünceden gelmektedir. Karl Marx ve Friedrich Engels tarafından geliştirilen bu tez, devlet kavramının bireylerin doğuştan gelen özgürlüklerini elinden aldığı noktasında liberal görüşle hem fikirdir.

Marksist düşüncenin geliştirdiği çözüm ise, devletin, önce sosyalizm ve nihayet komünizm sürecinde tamamı ile tasfiye edilmesidir. Ancak bu yolla özgürlükleri elinden alınan bireyler özgürleştirilebilecektiler.







Marksist düşüncenin kendisine siyasal alanda yaşam bulduğu ülkelerde insan haklarının ayaklar altına alındığı ise bilinen bir gerçektir. Marksizm de, insanları yağmurdan kurtarırken doluya teslim etmiştir.

Teorik olarak baktığımızda Marksist düşüncenin de yanıldığı nokta, insanların doğuştan gelen haklarını özgürleştiklerinde yaşayacakları hayalidir. Halbuki doğuştan gelen hakların yaşanmasında sadece özgür olmak yeterli değildir.

Yaşlı bir insanın, sakat insanın veya işsizliğin olduğu bir ortamda işsizlerin özgürlüğü onların karnını doyurmayacaktır.

Serbest bırakılan piyasaların kendi kendine dengeye oturması da mümkün değildir. Milli Ekonomi Modeli'nde bunu geniş olarak ele almıştık. Dolayısı ile devletin olmadığı yerde ne can güvenliği, ne mal güvenliği gibi klasik haklar, ne de sosyal ve ekonomik haklar yaşanabilir.







Bu hakların yaşanabilmesi ancak bu hakları yaşatmak üzere yapılandırılmış Sosyal Devlet/Milli Devlet'le olabilir. Gerek Batı dünyasında, gerekse Marksist düşüncede insan hakları için verilen tepkiler, doğru olmakla birlikte; çözüm olarak ortaya konanlar, çok daha büyük bir çözümsüzlüğü meydana getirmiştir.

Milli Devlet tezi, insan ihtiyaçları ve haklarını onlara yaşatmak üzere geliştirilmiş bir tezdir. Devletin yapılanması, mutlu bir azınlığın çıkarları için değil; bütün bireylerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere geliştirilmiştir.

Sosyal Devlet/Milli Devlet'e göre yaşanmayan hak, insan hakkı sayılmaz. Örneğin, insan haklarının olması için insanların iş araması değil, iş sahibi olması; ev araması değil, başlarını sokacakları bir evlerinin olması gerekir. Böyle bir bakış açısına, ne liberal, ne de Marksist görüşler sahip olmadığı için; maalesef insan haklarının en fazla çiğnendiği bir dönemde yaşıyoruz.







Bugünün süper gücü konumundaki ABD'nin siyasi, hukuki, kültürel, sosyal yapısı incelendiğinde, 2000 yıl önceki Roma İmparatorluğu'nda insana verilen değerle (!) büyük paralellik ve benzerlik arz ettiği görülecektir. Şöyle ki;

– ABD de, aynen Roma gibi askeri üstünlük ve şiddetle yayılmaktadır.

– Dün de, bugün de ele geçirdikleri bölgelerin yerel halkı, akıl almaz işkencelerle sindirilmektedir. Bu konuda ABD'nin Irak'taki işgal ve icraatlarını gözlemlemek örnek olması bakımından kafidir.

– Demokrasinin uygulandığı söylense de, bugün, ABD'de yönetime katılabilenler, dün Roma'da olduğu gibi, zenginliği ve gücü elinde bulunduranlardır.

– İnsan hakları vesair kavramlar, sadece sözde kalmakta, uygulamaya geçmemektedir. Dün Roma'da köleler evcil hayvanlar olarak vasıflandırılırken; ABD'de parkların veya kimi eğlence yerlerinin kapılarına "köpekler ve zenciler giremez" yazılmıştır.

– İnsan değil, sistem önemlidir.







Sosyal Devlet/Milli Devlet tezimize göre ise, insanın temel hak ve hürriyetleri mukaddestir ve korunmalıdır. Kişi, bu temel hak ve hürriyetleri doğuştan kazanmıştır. Can emniyeti, mal emniyeti, namus emniyeti, akıl emniyeti, din ve vicdan emniyeti korunması gereken 5 temel haktır. 

Bizim geleneğimizde ve kültür tarihimizde bu haklar, "kul hakları" olarak kabul edilmiştir; böyle algılanarak yaşanmıştır. Eşlerin birbirine karşı olan sorumlulukları, çocukların anne –babaya, arkadaş ve komşuların birbirine olan vazifeleri, hep kul hakkı olarak kabul edilmiştir.

Bizim tarihimizde devlet, bu hakların koruyucusu ve hamisi olma vazifesi ifa etmiş; bu hakları, hâkim olduğumuz coğrafyanın tamamının halklarına da doya doya yaşatmıştır.

Bu itibarla, insan hakları için mücadele verilen dünya, bizim dünyamız değil; her zaman Batı âlemi olmuştur.







Dikkat edilirse insan hakları, feminizm, kadın hakları, işçi hakları gibi kavramlar, hep Avrupa'da ortaya çıkmış ve dünyaya yayılmıştır. Bu, aslında hakları yüzyıllar içinde devamlı surette gasp edilen Batı insanının, kendi sistemine bir başkaldırısıdır.

Sosyal Devlet anlayışı, insanı esas alır, insan merkezlidir ve insan içindir. Bugün, kendi değerlerimiz ve tarihi mirasımız ekseninde oluşmuş insan anlayışı ve tipi yerine, maalesef liberal ve kapitalist anlayışlar istikametinde oluşmuş bir insan tipine sahibiz. Bu insan Homo Economicus'tur." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Erdek'te fırtına ve dolu yağışı: Ağaçlar devrildi, çatılar uçtu

Marmara Denizi üzerinde etkili olan süper hücre fırtınası, Balıkesir'in Erdek ilçesi başta olmak üzere Kapıdağ Yarımadası, Bandırma ve Manyas Gölü çevresinde etkisini gösterdi. Şiddetli yağış, dolu ve fırtına nedeniyle Erdek'te su baskınları yaşanırken, devrilen ağaçlar araçlarda hasara neden oldu. Kapıdağ Yarımadası'na düşen yıldırım ise örtü yangınına yol açtı

14.07.2026 08:00:00
İHA
 
Erdek'te fırtına ve dolu yağışı: Ağaçlar devrildi, çatılar uçtu
Erdek'te fırtına ve dolu yağışı: Ağaçlar devrildi, çatılar uçtu
Balıkesir'in Erdek ilçesinde saat 22.00 sıralarında sağanak yağış, fırtına ve dolu etkili oldu. Edinilen bilgiye göre, hava muhalefeti nedeniyle Erdek ilçe merkezi ile Narlı ve İlhanlar Mahallelerinde çeşitli maddi hasarlar meydana geldi. Fırtınanın etkisiyle şiddetini artıran rüzgar bazı bölgelerde ağaçların devrilmesine ve çatıların uçmasına neden oldu.








Kapıdağ Yarımadası'nın Küçükova Mahallesi'nde de kuvvetli rüzgâr nedeniyle devrilen bir ağacın altında kalan park halindeki araçta hasar oluştu. Kapıdağ Yarımadası'na düşen yıldırımın ardından çıkan örtü yangınına itfaiye ekipleri müdahale ederek alevleri kontrol altına aldı.








Vatandaşların ihbarları üzerine Balıkesir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı'na bağlı Erdek İtfaiye Grup Amirliği ekipleri hızla sahaya yönlendirildi. İtfaiye personeli, peş peşe gelen ihbarları değerlendirerek devrilen ağaçların yoldan kaldırılması ve uçan çatıların oluşturduğu tehlikelerin giderilmesi için çalışma başlattı.

Ekiplerin ilçe genelindeki vakalara müdahalelerinin aralıksız devam ettiği öğrenildi.














Kaza sonrası olay yerinden kaçmak isteyen şahıs, minibüsü vatandaşların ve polisin üzerine sürdü: 1 ölü, 1'i polis 2 yaralı

Kayseri'nin Tomarza ilçesinde otomobilin ve minibüsün çarpıştığı kaza sonrası olay yerinden kaçmaya çalışan sürücü, minibüsü polis memuru ve olay yerinde bulunan vatandaşın üzerine sürdü. Olayda 1 kişi hayatını kaybetti, 1'i polis 2 kişi yaralandı

13.07.2026 05:33:00 / Güncelleme: 13.07.2026 05:42:30
İHA
 
Kaza sonrası olay yerinden kaçmak isteyen şahıs, minibüsü vatandaşların ve polisin üzerine sürdü: 1 ölü, 1'i polis 2 yaralı
Kaza sonrası olay yerinden kaçmak isteyen şahıs, minibüsü vatandaşların ve polisin üzerine sürdü: 1 ölü, 1'i polis 2 yaralı
Edinilen bilgiye göre, ilçeye bağlı Cumhuriyet Mahallesi'nde meydana gelen olayda, R.O. yönetimindeki 42 ASC 593 plakalı minibüsle R.M. yönetimindeki 38 APT 597 plakalı otomobil çarpıştı. Kaza sonrası iki sürücü ve yakınları arasında kavga çıktı. İhbar üzerine bölgeye polis ekipleri sevk edildi.





Polis ekiplerinin müdahalesiyle kavga son bulurken, kaza sonrası aracını kenara çekmek için direksiyon başına geçen R.O., minibüsü görevli polis memuru M.M.Ç. ve vatandaşların üzerine sürdü. Ekiplerin ikaz ateşi üzerine de durmayarak, ilerlemeye devam eden R.O.'nun kullandığı minibüs ekipler tarafından lastiklere ateş edilerek, durduruldu. R.O.'nun çarpması sonucu polis memuru M.M.Ç. ve vatandaşlardan İ.K. ile Faruk Utgan yaralandı.


 
Olay yerine çağrılan sağlık ekipleri tarafından yapılan ilk müdahalede Faruk Utgan'ın hayatını kaybettiğini belirlendi. Yaralı polis memuru M.M.Ç. ve İ.K.'de olay yerindeki ilk müdahalenin ardından Tomarza Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.
 
Olay yerinde ekipler tarafından yakalanan R.O. gözaltına alınırken, Faruk Utgan'ın cansız bedeni otopsi yapılmak üzere hastane morguna kaldırıldı.
 
Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

 

İnsan meselesi ve insan haklarına bakış -1-

İnsanlığın beşeriyet sahnesine çıktığı günden beri pek çok meselesi olmuştur. Bunlar siyasi, hukuki, sosyal, kültürel, iktisadi vb birçok meseledir

12.07.2026 04:19:00
Haber Merkezi
 
İnsan meselesi ve insan haklarına bakış -1-
İnsan meselesi ve insan haklarına bakış -1-
İnsanlığın beşeriyet sahnesine çıktığı günden beri pek çok meselesi olmuştur. Bunlar siyasi, hukuki, sosyal, kültürel, iktisadi vb birçok meseledir.

Ancak bunların başında bizzat insanın kendisi" gelir. Zira toplumlara yön veren, tarihi seyir içindeki tüm hadiselerin sebebi ve sonucu ya insandır, ya da insan ile alakalıdır. Batı dünyası maddeyi tanımada, fizik, kimya formülleri bulmada zamanla mesafeler kaydetmiştir, ama aynı başarıyı kendini tanımada elde edememiştir.

Batı toplumlarında geliştirilen siyasi ve iktisadi modeller insanı tanımadığı için insandan yola çıkmamış, aksine geliştirdikleri modellere uygun insan tipini tarif etmişlerdir.







İnsan gerçek manası ile tanınmadığı için insan hakları ve insanın ihtiyaçları kavramı da olması gerektiği biçimde ele alınamamıştır. Liberal– kapitalist modeller insan ihtiyaçlarını ve haklarını hedef alarak geliştirilmiş modeller değildir. İhtirasları, bencil kaygıları kendine ölçü alarak yola çıkmış bu tarz modellerin insanlığa fayda vermemesi son derece normaldir.

Sosyalizmin ve onun ilerlemiş aşaması komünizmin netice vermemesinin en temel sebebi de refaha kavuşturmayı düşündüğü insanı tanımamış olmasından kaynaklanmaktadır.

Adaleti tesis etmede, insanlığın can, mal, namus vb. güvenliğini sağlamada, toplum refahının yükseltilmesinde en mükemmel kural ve kaideleri ortaya koysak dahi, bunları hayata geçirecek olan insanı yetiştiremedikten sonra bu kuralların bir anlamı yoktur. İnsanı tanımadan, ona uygun siyasi iktisadi modelleri hayata geçirmeden ve onu özüne uygun şekilde yetiştirmeden insanoğlunun dertlerinin bitmesi mümkün değildir.







Tarihte İnsanı tanıyan onun yetiştirilmesine önem veren, eğitimini dikkate alan ve bireylerinin kabiliyetlerini doğru bir şekilde değerlendirebilen topluluklar, yeryüzünde adaletin ve insan haklarının tahsisine katkı sağlamışlardır. Türk milletinin tarihindeki altın sayfaların sebebi insanı tanımada ki başarısı ve insan haklarına olan bağlılığıdır.

Türk Dil Kurumu'nun Türkçe sözlüğüne göre, "huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli kimse" olarak ifade edilen insan tarifini taşıyanların oluşturdukları topluluklar, bu vasıfları taşımayanlar karşısında sayıca her zaman az olsalar da; medeniyetinin bugün geldiği nokta, bu az zümrenin tarih sahnesindeki gayretleri neticesindedir







TARİHTEN GÜNÜMÜZE İNSAN HAKLARI

Esasında insan haklarının tarihi serüveni dünyanın her yerinde homojen olarak gelişmemiştir. Bugün dahi insan haklarına bağlılık açısından bütün dünyanın aynı noktada olmadığını görmekteyiz. Batı toplumlarında kadının ruhu olup olmadığının konuşulduğu dönemde Türk tarihinde kadın toplumun en yetkili makamlarında görev alabiliyordu. Bu örnekleri çoğaltabiliriz.

Ancak hem liberal–kapitalist modellerin, hem de Marksist düşüncenin insan hakları, özgürlük, adalet vb. temel kavramları nasıl ele aldığını anlamak için; insan haklarının tarihi serüvenini Batı dünyasında yaşanan olaylar açısından değerlendireceğiz.

Batı tarihinde, gücü elinde bulunduran ile, idare edilen arasında sürekli olarak bir kavga söz konusudur. Kral ile halk, derebeyi ile köylü, işçi ile işveren arasında her dönem hakların elde edilmesi ve korunması için bir mücadelenin olduğunu görüyoruz.







Bu mücadele günümüzde de özellikle işçi ve işveren arasında olmak üzere halen bütün sahalarda devam etmektedir. Batı tarihinde insan hakları mücadelesi, bireylerin ellerinden özgürlüklerini alan devlet idaresine karşı verilen bir mücadeledir.

Batı toplumunda insan hakları ile ilgili birçok antlaşmanın yapılması, beyannamelerin yayınlanması bu toplumlardaki yöneten ile yönetilenler arasında süregelen kavgaların varlığına işaret etmektedir.

Diğer taraftan Türk tarihinde böyle bir sürecin yaşanmamış olması, insan hakları ihlallerinin olmadığını; yöneten ile yönetilen arasında kavga yerine kardeşliğin olduğunu bize göstermektedir. Türk hakanları, kendilerini vatandaşlarının ihtiyaçlarını karşılamakta sorumlu görürlerdi.

Eğer bunu yapamayacaklarsa o vatandaşların kendilerine başka hakan aramaları istenirdi. Yani Türk tarihinde idareci olmak vatandaşlarına insan haklarını yaşatmak demekti. Elbette hakların yaşanıldığı bir toplumda bu hakların olmadığı toplumlardaki gibi kavgaların olmasını beklemek mümkün değildir." Devam edecek (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Antalya'da termometreler 38 dereceyi gösterdi: Sahiller doldu

Antalya'da yüzde 55 nem oranıyla birlikte termometreler 38 dereceyi gösterince tatilciler Konyaaltı Sahili'ne akın etti

11.07.2026 16:56:00
İHA
 
Antalya'da termometreler 38 dereceyi gösterdi: Sahiller doldu
Antalya'da termometreler 38 dereceyi gösterdi: Sahiller doldu
Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, Antalya kent merkezinde hava sıcaklığı 30 derece olarak ölçüldü. Nem oranının yüzde 55 seviyelerine çıkmasıyla birlikte hissedilen sıcaklık daha da arttı.






Termometrelerin 38 dereceyi gösterdiği kentte, yüksek nemin etkisiyle birlikte sıcak havadan bunalan vatandaşlar, serinlemek için dünyaca ünlü Konyaaltı Sahili'ni tercih etti. Deniz suyu sıcaklığının 29 dereceyi bulduğu sahilde yoğunluk oluşurken, vatandaşların bir bölümü denize girerek serinlemeye çalıştı.








Kimi vatandaşlar sahil bandındaki çim alanlarda piknik yapıp gölgelik bölgelerde dinlenirken, bazıları ise son dönemlerde ilgi gören ayakta kürek sörfü (SUP) yaparak denizin ve güneşli havanın tadını çıkardı.








"Isparta'dan yüzmek için geldik"

Arkadaşlarıyla birlikte Isparta'dan Antalya'ya denize girmek için gelen Tolunay Şenbaş, kente sık sık geldiklerini belirterek, "Isparta'dan geldik. Antalya'ya sık sık geliyoruz, on numara şehir bence. Bu yüzden sürekli geliyoruz, hafta sonu yüzmeye geliyoruz. Deniz çok güzeldi, tam yüzmelikti. Antalya'yı çok seviyoruz, cennet bence" dedi. Şenbaş'ın arkadaşı Melih Doğan ise, "Isparta'dan yüzmek için geldik, Antalya'yı seviyoruz. Sürekli geliyoruz" ifadelerini kullandı.




















logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.