Dünya tarihi bize çok basit ama bir o kadar da acımasız bir kuralı defalarca öğretmiştir: Korumasız bir zenginlik, sadece yağmacıları davet eder.
Bugün küresel jeopolitik sahnede yaşanan büyük kırılmalar da tam olarak bu kuralın etrafında dönüyor.
Ekonomik bir güç inşa etmek oyunun sadece ilk yarısıdır; ikinci yarı ise bu gücü ayakta tutacak, onu dış müdahalelerden koruyacak bir "kalkan" var etmektir.
Çünkü küresel hegemonya, sadece banknotlarla değil, o banknotların arkasındaki namlularla ayakta kalır.
Doların arkasındaki süngü: Pentagon
Prof. Dr. Haydar Baş'ın yıllar önce dile getirdiği şu sarsıcı tespit, bugün küresel sistemin anatomisini anlamak isteyen herkes için bir kılavuz niteliğindedir:
"Amerika'nın gücü parasından, yani doların gücünden gelir. Ordusu (Pentagon) da parasını korumak için vardır."
Bu tespit, kapitalizmin işleyiş mekanizmasını en çıplak haliyle ortaya koyuyor.
Amerikan ordusunun en birincil ve hayati görevi, sınırları korumaktan ziyade yeşil kağıt parçası olan doların küresel egemenliğini, yani "petrodolar" sistemini korumaktır.
Petrolün ve küresel emtianın dolarla fiyatlandırıldığı bu düzen, ABD'nin karşılıksız para basarak tüm dünyayı finanse etmesini sağlar.
Ne zaman ki bir ülke bu tekele başkaldırsa -örneğin Venezuela'da veya İran gibi dış ticarette doları devre dışı bırakmaya yeltense- karşısında Pentagon'un askeri gücünü, yaptırımlarını ve örtülü operasyonlarını bulur.
Çünkü doların gücü biterse, Amerika'nın küresel imparatorluğu da kağıttan bir şato gibi yıkılacaktır.
BRICS ve milli paralar: Finansal hegemonyaya karşı yeni cephe
Bugün dünyada kartlar yeniden dağıtılıyor ve ekonomik dengenin merkezi batıdan doğuya, özellikle de BRICS ittifakına doğru hızla kayıyor.
İlk başlarda 5 kurucu üye ile yola çıkan bu yapı, üye sayısını katlayarak genişlemeye devam ediyor.
BRICS'in bu denli hızlı zemin kazanmasının arkasındaki en büyük itici güç ise "milli paralarla ticaret" kavramıdır. Temeli Prof. Dr. Baş'ın Milli Ekonomi Modeli'ne dayanan bu yaklaşım, ülkelerin Amerikan finansal sistemine olan göbekten bağımlılığını kırmayı hedefliyor.
Latin Amerika'dan Ortadoğu'ya kadar pek çok devlet, artık kendi yerel para birimleriyle ticaret yaparak doların küresel hegemonyasından kaçış yolları arıyor.
Bu durum, Amerikan finansal sisteminde adeta bir "sistem hatasına" yol açmış durumda.
Düne kadar ülkeleri ekonomik manipülasyonlarla, faiz kararlarıyla ve finansal operasyonlarla kolayca dize getirebilen küresel sistem, artık bu gücünü kaybediyor.
Denge bozuldukça, kontrolü kaybeden hegemonik güçlerin hırçınlaşması ve diplomasiyi bir kenara bırakıp küresel bir mafya gibi korsan yöntemlere başvurması da tam olarak bu yüzdendir.
Sadece ticaret yetmez: Caydırıcılık ve yeni dünya dengesi
Başını ABD'nin çektiği Batı dünyası hegemonyasını kurarken kusursuz bir sacayağı inşa etmişti: Ekonomik güç için Dünya Bankası ve IMF, siyasi meşruiyet için Birleşmiş Milletler ve tüm bu sistemi askeri olarak korumak için NATO.
Oysa bugün yükselen güç konumundaki BRICS ülkeleri, ekonomik olarak devasa boyutlara ulaşmalarına rağmen bu çok boyutlu mimariyi henüz tam anlamıyla kurabilmiş değiller.
Çin, yakın gelecekte dünyanın en büyük ekonomisi olmaya aday. Ancak askeri ve stratejik caydırıcılığını tam olarak tesis edemezse; Tayvan krizinde, Güney Çin Denizi'ndeki egemenlik mücadelelerinde veya Rusya-Ukrayna savaşı gibi küresel kırılma noktalarında pasif kalırsa, bu ekonomik devlik bir anda kırılgan bir yapıya dönüşebilir.
Benzer şekilde, BRICS üyesi olan diğer ülkeleri direkt olarak ilgilendiren Hürmüz Boğazı'ndaki enerji güvenliği krizi ve diğer küresel krizler sadece diplomatik temennilerle çözülemez.
Eğer BRICS, kendi ekonomik ekosistemini koruyacak ortak bir askeri caydırıcılık, savunma iş birliği ve güçlü bir siyasi irade ortaya koyamazsa, küresel mafyatik müdahalelerin önünü kesemez.
Ekonomik bağımsızlık, askeri güvenlik kalkanıyla taçlandırılmadığı sürece her zaman tehdit altında kalmaya mahkumdur.
- 15 Temmuz’un şifresi, gizlenen gerçekler ve vefa borcu / 15.07.2026
- Müzakere masasından cephe hattına: Orta Doğu'da çöken mutabakatlar / 14.07.2026
- Avrupa Parlamentosu’nun 'hadsiz' Kıbrıs kararı: AB'nin düşen maskesi / 13.07.2026
- Avrupa’nın göbeğindeki kara leke: Srebrenitsa Soykırımı / 12.07.2026
- S-400 kumarı: Türkiye’nin F-35 inadı ile bölgesel dengeler arasındaki hassas çizgi / 11.07.2026
- Ankara'daki NATO zirvesi ve stratejik sıkışma / 10.07.2026
- Ankara’da NATO Zirvesi: Gerçekler ve tuzaklar / 09.07.2026
- İşgalden hürriyete: Adı destan, kendi Kurtuluş Savaşı / 08.07.2026
- Siyasetin tıkanan çarkları arasında yükselen BTP güneşi / 07.07.2026






















































