logo
05 MART 2026


Kansere karşı sigarayla savaş

29.08.2008 00:00:00
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), sigara karşıtı kampanyaların kanserle mücadelede dünyanın en iyi silahı olduğunu belirtti. WHO Başkanı Margaret Chan, reklam yasakları, yüksek sigara vergileri ve sigarayı bırakmayı isteyenlere yardım gibi "tütün kontrolü" çabalarının kanser vakalarını azaltacağını söyledi. Margaret Chan, Cenevre'de kanser uzmanlarının katıldığı uluslararası bir toplantının açılışında yaptığı konuşmada, dünyada her yıl yaklaşık 8 milyon kişinin ölümüne neden olan kanser hastalığının etkilerini sınırlamak için, önleyici tedbirlerin en uygun maliyetli yöntem olduğunu da kaydetti. Margaret Chan, örnek olarak Çin'de her gün 3 bin (yılda 1.1 milyon) kişinin sigara kullanımı nedeniyle öldüğünü, ayrıca dünyada çok sayıdaki yoksulun da kanser tedavisine ulaşma olanağı bulunmadığını belirtti.

İran'dan ateşlenerek Türk hava sahasına yönelen balistik mühimmat etkisiz hale getirildi

Milli Savunma Bakanlığı, İran'dan ateşlenip Türk hava sahasına yöneldiği tespit edilen bir balistik mühimmatın, Doğu Akdeniz'de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirildiğini bildirdi

 

04.03.2026 15:09:00 / Güncelleme: 04.03.2026 15:14:18
AA
İran'dan ateşlenerek Türk hava sahasına yönelen balistik mühimmat etkisiz hale getirildi
İran'dan ateşlenerek Türk hava sahasına yönelen balistik mühimmat etkisiz hale getirildi

Bakanlığın NSosyal hesabından yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"İran'dan ateşlenip Irak ve Suriye hava sahasını geçtikten sonra Türk hava sahasına yöneldiği tespit edilen bir balistik mühimmat, Doğu Akdeniz'de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından zamanında angaje edilerek etkisiz hale getirilmiştir.

Hatay ili Dörtyol ilçesinde düşen mühimmat parçasının, söz konusu tehdidin havada imha edilmesi sonrasında önleme yapan hava savunma mühimmatına ait olduğu tespit edilmiştir. Olayda herhangi bir can kaybı veya yaralanma söz konusu değildir.

Ülkemizin ve vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak konusundaki irademiz ve kapasitemiz en üst seviyededir. Türkiye bölgesel istikrar ve huzurdan yana taraf olurken kimden ve nereden gelirse gelsin topraklarının ve vatandaşlarının güvenliğini sağlamaya muktedirdir.

Topraklarımızın ve hava sahamızın savunulmasına yönelik her türlü adım kararlılıkla ve tereddütsüz atılacaktır. Ülkemize yönelik her türlü hasmane tutuma karşı cevap verme hakkımızın mahfuz olduğunu hatırlatıyoruz.

Tüm taraflara, çatışmaların bölgede daha da yayılmasına neden olacak adımlardan uzak durma uyarısında bulunuyoruz. Bu kapsamda NATO ve diğer müttefiklerimizle istişare içinde olmayı sürdüreceğiz." 

Uzmanı açıkladı: Savaş 4-5 hafta sürebilir

ÇOMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik eş zamanlı saldırılarına ilişkin yaptığı açıklamada, "Aslında baktığımız zaman bu savaşın temeli daha 1990'lara dayanıyor. Çünkü Amerika 1990'larda bir harita yayınlamış ve Orta Doğu bölgesindeki devletlerin çeşitli şekillerde parçalanacağını ilan etmişti" dedi

04.03.2026 14:17:00 / Güncelleme: 04.03.2026 14:19:55
İHA
Uzmanı açıkladı: Savaş 4-5 hafta sürebilir
Uzmanı açıkladı: Savaş 4-5 hafta sürebilir
ÇOMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik eş zamanlı saldırılarına ilişkin İhlas Haber Ajansı'na (İHA) açıklamalarda bulundu. Dr. Mithat Atabay, "Amerika, İran'ı dize getirmek için bütün gücünü kullanarak İsrail'le birlikte hareket ediyor ve bu savaşın yaklaşık olarak 4-5 hafta süreceği tahmin edilmektedir" ifadelerini kullandı.



ÇOMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, bu savaşın temellerinin öncesinde atıldığını belirterek, "Aslında baktığımız zaman bu savaşın temeli daha 1990'lara dayanıyor. Çünkü Amerika 1990'larda bir harita yayınlamış ve Orta Doğu bölgesindeki devletlerin çeşitli şekillerde parçalanacağını ilan etmişti. Başlangıçta bu hayal gibi görünse de baktığımız zaman son 30 yılda bunun son ayaklarından bir tanesi olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle İran bölgesinde önemli bir güç. Çünkü Orta Doğu coğrafyasında üç temel halk var. Bunlardan bir tanesi Araplar, bir tanesi Acemler, biri de Türkler. Bu üç halk birbirleriyle de aynı zamanda egemenlik savaşı da yapmışlardır tarih boyunca. Bunlar her zaman dışarıdan gelecek olan güçlere karşı da aslında iş birliği içerisinde oldular. Ama baktığımız zaman 20. yüzyıl ve 21. yüzyıl Orta Doğu coğrafyasında enerji kaynaklarının bulunduğu bir yer olarak karşımıza çıktı ve adeta dünyanın kalbi olarak kendisini ön plana çıkardı. En büyük rakip olarak da baktığımız zaman İran'ı görüyoruz. Çünkü İran 1979 yılındaki özellikle İslam devrimi sonrasında ön plana çıktı ve kendisi gibi Şii olan gruplarla birlikte Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in en büyük düşmanı olarak karşılarına çıktı. Amerika Birleşik Devletleri 1990'dan itibaren Orta Doğu'daki devletleri birer birer dize getirdikten sonra sıra İran'a gelmişti. Bunu da özellikle İran'ın nükleer güç olarak ortaya çıkmasını gerekçe göstererek, gerçekte ise İran'ın bir siyasi güç ve askeri güç olarak varlığını ezmek amacıyla böyle bir saldırıya geçti ve bu saldırı önce 12 gün savaşıyla kendisini gösterdi. Şimdi ise Amerika, İran'ı dize getirmek için bütün gücünü kullanarak İsrail'le birlikte hareket ediyor ve bu savaşın yaklaşık olarak 4-5 hafta süreceği tahmin edilmektedir" dedi.

Savaşın ne kadar elektronik bir savaş da olsa mutlaka bir kara harekatı ile sonuca varılacağını söyleyen Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, "Tabii baktığımız zaman bu savaş aslında bir elektronik savaş olarak karşımıza çıkıyor. Ama savaşlar hiçbir zaman hava kuvvetleri veyahut da bu tür füze saldırılarıyla sonuçlanmıyor. Mutlaka kara harekatı gerekiyor. Amerika Birleşik Devletleri, İran içerisindeki çeşitli grupları da ayaklandırmak vasıtasıyla iç savaş çıkarmak istiyor. Ancak şu ana kadar bunda başarılı olamadığını görüyoruz. Eğer bu şekilde devam ederse İran karşılık verecek ve bu karşılık çerçevesinde de orada bir kaos ortamı ortaya çıkacak. İran, Amerika Birleşik Devletleri'nin bu direncini kırmak için körfezdeki ülkelere ve Amerika'nın üstlerine saldırılar gerçekleştirirken aynı zamanda bugün de Hürmüz Boğazı'nı kapattı ve petrolü bir silah olarak kullanma yolunu tercih etti. Bu durumda tabii buradaki kaos dünya ekonomisini derinden etkileyecek" şeklinde konuştu.

Türkiye'nin yeni bir göç dalgası için tedbirli olması gerektiğini kaydeden Dr. Mithat Atabay, şu ifadeleri kullandı: "Türkiye'ye baktığımız zaman Türkiye özellikle bu savaşın uzun sürmesi karşısında yeni bir göç dalgasıyla karşı karşıya kalacak. Bu durumda Türkiye'nin tedbirli olması gerekiyor. Ayrıca Türkiye petrolü ve doğal gazı dışarıdan almaktadır. Hem kuzeyinde hem de doğusunda böyle bir savaş durumunda bunların fiyatları hıza artacağı öngörülmektedir. Türkiye'nin ödemeler dengesinde açık meydana gelecek. Bu açık iki şekilde kapanabilir. Bir tanesi ya borç para bularak bunları karşılamak veyahut da Türkiye'de özellikle fiyatları artırmak. Fiyatları artırdığınız zaman çünkü vergi toplayacaksınız ama sabit gelirlerin kazançlarını veyahutta maaşları artmadığı zaman veya çiftçinin gelirleri artmadığı zaman zengin ile fakir arasındaki uçurum artacak. Böyle durumda tabii fakirlik arttığı zaman hastalıklar ve ekonominin sağlıksız bir şekilde devam etmesi gibi bir olayla karşı karşıya kalacak Türkiye. Bunun benzer bir durumu 1973'te petrolün özellikle savaş aracı olarak kullanılması döneminde Türkiye yaşamıştı. Türkiye o zaman cari açık nedeniyle büyük bir kaosa girdi. Sürekli yüksek enflasyon ve ülke içerisinde de özellikle anarşinin tırmanması şeklinde kendini gösterdi."

Türkiye'nin ekonomik olarak bu savaşı atlatması için üretime önem vermesi gerektiğini vurgulayan Dr. Atabay, sözlerine şöyle devam etti: "Tabii Türkiye'nin bunu atlatabilmesi için önce üretime önem vermesi gerekiyor. Ayrıca Avrupa ve diğer ülkelerle ticaretine hız vermesi ve özellikle de ticareti yaparken kendi öz kaynaklarına dayanarak ve kendi özellikle yeraltı kaynakları ve tarım ürünlerinin üretimini artırıp bunları dünyaya pazarlaması gerekiyor. Son zamanlarda gördüğümüz üzere mesela petrol fiyatları artarken bir taraftan da buğday fiyatlarının arttığını dünyada görüyoruz. O yüzden Türkiye'nin tarım ürünlerinin üretimine önem vermesi ve kendi kaynaklarını ve kendi öz değerlerini kullanarak bunları planlaması gerekiyor. Aksi takdirde Türkiye dışarıdan borç alarak bunu yüksek faizlerle ödemek durumuyla karşı karşıya kalacak. O durumda da Türkiye'nin tabii ödemeler dengesi açık vereceği için Türkiye'de fakirle zengin arasındaki uçurum artacak."

Bebeğine şiddet uygulayan anneye 6 yıl hapis cezası verildi

Antalya'da 1 yaşındaki bebeğine şiddet uyguladığı iddiasıyla yargılanan anne 6 yıl hapis cezasına çarptırıldı

 

04.03.2026 11:12:00
Anadolu Ajansı
Bebeğine şiddet uygulayan anneye 6 yıl hapis cezası verildi
Bebeğine şiddet uygulayan anneye 6 yıl hapis cezası verildi

Antalya 34. Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, yabancı uyruklu tutuklu sanık İ.M, çocuğun babası müşteki Osman Vesek ve taraf avukatları katıldı.

Duruşmada son savunmasını yapan sanık İ.M. pişman olduğunu dile getirerek, beraatini talep etti.

Mahkeme heyeti sanık anneyi "alt soya karşı eziyet" suçundan 6 yıl hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme, cezada indirim uygulamadı.

"Çocuğumun öldürülme kastının olduğunu düşünüyorum"

Müşteki Osman Vesek, duruşmanın ardından gazetecilere, yapılan eylemin ve çocuğa karşı işlenen suçların ortada olduğunu söyledi. Vesek, "Bazı taleplerimiz yine reddedildi. Bu konularda itirazlarımız olacak. Yaşanan olaylarda çocuğumun öldürülme kastının olduğunu düşünüyorum. Bunun da vicdanen göz önünde bulundurulmasını istiyorum." dedi.

Müşteki avukatı Onurcan Eroğlu ise mahkemenin, sanığın gerçekleştirdiği şiddet eylemlerinin öldürmeye elverişli olup olmadığına ilişkin rapor istemediğini öne sürerek, şöyle konuştu:

"Sanığa üst sınırdan ceza uygulamadı. Oysa kendi çocuğuna birden fazla kez ve öldürmeye elverişli olacak şekilde şiddet uygulayan bir kişi hakkında en üst sınırdan ceza verilmeyecekse, kime verileceği konusu kamuoyunun takdirine bırakılmış bir husustur. Bu karara itiraz edeceğiz."

Olay

Çevresinden gelen uyarılar ve kızının vücudundaki morluklar nedeniyle endişe duyan Osman Vesek, evine gizli kamera yerleştirmiş, kameranın kaydettiği görüntüleri izleyen Vesek, kızının Fas uyruklu annesi İ.M'nin şiddetine maruz kaldığını tespit etmişti.

Vesek'in şikayeti sonrası gözaltına alınan İ.M. 2 Ocak'ta tutuklanmıştı. 

Sadece 'Cumhurbaşkanına hakaret suçundan' ceza aldı

Bodrum'da "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlamasıyla yargılanan Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras'ın danışmanı reklamcı Levent Arkan hakkında yeniden görülen davada 18 ay hapis cezası verildi. Kararın istinaf yolunun açık olduğu bildirildi

04.03.2026 10:31:00
İhlas Haber Ajansı
Sadece 'Cumhurbaşkanına hakaret suçundan' ceza aldı
Sadece 'Cumhurbaşkanına hakaret suçundan' ceza aldı
Bodrum'da "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlamasıyla yargılanan Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras'ın danışmanı reklamcı Levent Arkan hakkında yeniden görülen davada 18 ay hapis cezası verildi. Kararın istinaf yolunun açık olduğu bildirildi.

2024 yılı Şubat ayında bazı internet sitelerinde Arkan'a ait olduğu iddia edilen ses kayıtları yayımlandı.



Yapılan şikayetler üzerine gözaltına alınarak tutuklanan Arkan hakkında, kayıtlarda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Muğla Büyükşehir Belediyesi eski başkanı Osman Gürün ve Cumhur İttifakı Bodrum Belediyesi başkan adayı Mehmet Tosun'a yönelik hakaret suçunu işlediği iddiasıyla dava açıldı.

56 gün cezaevinde kalan Arkan, Bodrum Adliyesi'nde görülen ilk duruşmada "Cumhurbaşkanına hakaret" suçundan 21 ay hapis cezasına çarptırıldı.

İtiraz üzerine dosya, Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi'nde yeniden değerlendirildi. Mahkeme, yerel mahkemenin kararını aleniyet ilkesine dikkat çekerek bozdu ve dosyayı yeniden yargılama yapılmak üzere Bodrum'a gönderdi.



Dava yeniden Bodrum Adliyesi'nde görüldü. Yapılan yargılama sonucunda Arkan hakkında verilen 21 ay hapis cezası, istinaf yolu açık olmak üzere 18 aya indirildi.

Fidan'dan önemli açıklama


 
Katıldığı canlı yayında gündemi değerlendiren Dışişleri Bakanı Fidan, "27 Ocak'ta yaptığı telefon görüşmesinde (Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın) Sayın Trump'a teklif ettiği 'Siz, biz ve Pezeşkiyan görüşelim' teklifi eğer İran tarafında da kabul görseydi bir oyun değiştirici alan olacaktı" dedi.

04.03.2026 01:21:00 / Güncelleme: 04.03.2026 01:31:29
AA
Fidan'dan önemli açıklama
Fidan'dan önemli açıklama

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "27 Ocak'ta yaptığı telefon görüşmesinde (Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın) Sayın (ABD Başkanı Donald) Trump'a teklif ettiği 'Siz, biz ve (İran Cumhurbaşkanı Mesud) Pezeşkiyan görüşelim' teklifi eğer İran tarafında da kabul görseydi bir oyun değiştirici alan olacaktı. Türkiye'nin, Cumhurbaşkanımızın, bizlerin yaptığı müdahaleler bu yönde oldu. Savaşı bir müddet ertelettirmeyi başardık ama bir noktadan sonra taraflar istediklerini alamadılar" dedi.

Rejim değişikliği çok zor

Bazı aktörlerle yaptıkları görüşmelerde oluşan birtakım fikirlerin bir zeminde bir araya getirilebileceğini aktaran Fidan, ABD ve İsrail tarafının önünde iki senaryo olduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi: "Birisinde İran'a ait askeri imkanların yok edilmesi, diğerinde rejim değişikliği. Bu hedeften hangisini tercih edeceğinize göre harekatın süresi değişecek ve çapı da değişecek. Oluşturacağı artçı riskler de değişecek. Umalım ki Amerikalıları birincisinde sabit tutalım çünkü diğerine gitmek demek daha farklı senaryoların ve risklerin bölge açısından işin içine dahil olması demek." Fidan, müzakerenin en azından buradan başlatılabileceğine işaret ederek, "Belki İran'daki yeni liderlik bu noktada daha esnek bir tavır ortaya koyabilir. Ben yeni liderliğin de açıkçası savaşı durdurmak için bir fırsat olabileceğini değerlendiriyorum" dedi.
İran'ın, ülkede yeni lider seçilene kadar geçici üçlü heyet tarafından yönetileceğini anımsatan Fidan, "Burada bir fırsat penceresi olabilir diye düşünüyorum, iyi değerlendirilirse. Tabii İranlıların hani çok aşağılanmayacağı ama başkalarının da endişelerinin bir noktada karşılanacağı bir denkleme gidilmesi lazım. Yoksa savaşın kendisinin bizatihi uzaması, her türlü vereceğiniz tavizden çok daha kötü bir sonucu getiriyor" ifadelerini kullandı.


İstihbarat ve savunma kapasitesi

Fidan, İran'ın yıllardır bir savaş psikolojisi ve savaş ortamında olduğunu ancak Irak-İran Savaşı'ndan beri kendi evinde bu türden bir saldırıya hiç uğramadığını ve vekil unsurlar üzerinden bir yerlerde bulunduğunu belirterek, ülkenin son bir yıldır büyük taarruz altında olduğunu ve son 6-7 yıldır İranlı nükleer bilim adamlarına yönelik suikastlar düzenlendiğini anımsattı.
"Bunları önlemede başarısız olunması ayrı bir konudur ama faillerin bulunması da en azından beklenir istihbari çalışmalarda. Bunların failleriyle ilgili epey çalışmaları da oldu ama o kadar yoğun bir faaliyet yoğunluğuyla karşı karşıya ki... Sadece İsrail değil, başka ülkelerin de İran'a yönelik çok ciddi istihbari faaliyetleri var, örtülü faaliyetleri var" diyen Fidan, bütün bunlara karşı tedbir alınmasının İran'ın kendi meselesi olduğunu ve nelerin atlandığı konusunda spekülasyona girmek istemediğini kaydetti. Fidan, Türkiye'nin uzun yıllardır istihbari yeteneklerin geliştirilmesine önem atfettiğini anlatarak, savaşa istihbarat, güvenlik, askeri operasyonlar, harekat kararları ve zamanlama gibi konular üzerinden baktığını söyledi. Bakan Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Siber istihbarat, sinyal istihbaratı, elektronik istihbarat, önleyici istihbarat, hava izinlerinin bulunması, görüntü istihbaratı uzaydan... Bir defa bu noktalarda sen ev ödevini yapıp yeteneklerini geliştirmediysen İsrail'le, Amerika'yla ağız dalaşına bile, orada şey yapmaman lazım. Buralarda kusursuz bir durumda olması lazım bir gücün, eğer gerçekten böyle bir mücadeleye kendisini hazırlıyorsa. Onun dışında hava savunma sistemleri, radar sistemleri, karıştırıcı sistemler konusunda da çok etkili olması lazım ki bir ülke kendi gökyüzünü koruyabilsin. Şimdi senin liderliğin veya diğer insanlar... nerede olduğunu diyelim telefonları hacklediler, buldular. Bu bir yetenek. Ama gelip onu havadan vurması, senin hava sahana girmesiyle mümkün."

Irak ve Suriye'nin hava sahaları işgal altında

Körfez bölgesine seyahat, tatil veya iş amacıyla kısa dönemli giden Türk vatandaşlarının dönüşünde hava sahasının kapalı olması nedeniyle sıkıntılar yaşandığını belirten Fidan, "Günde 3-4 defa İsrail-Amerikan uçakları, Irak ve Suriye hava sahasını geçerek İran'a gidiyorlar, bombalıyorlar, sonra tekrar dönüyorlar üslerine. Çok yoğun bir hava trafiği var" dedi. İran'ın Körfez ülkelerinin tamamına gönderdiği balistik füzeler ve onlara kıyasla daha yavaş giden dronlar olduğuna dikkati çeken Fidan, balistik füze en uzak mesafeye 8-9 dakikada giderken dronların hedefe 3-5 saatte gidebildiğini söyledi.

Fidan, hava sahasının silahlı insansız hava aracı ve uçaklarla kaplı olması nedeniyle bölgede sivil trafiğinin işleme şansının bulunmadığının altını çizerek, operasyonel yoğunluğun azalması veya durması sonrasında hava trafiğinin açılacağını kaydetti.

Olası göç dalgasına yönelik hazırlıklar

"534 kilometrelik bir sınırımız var İran'la. Eğer bu işler uzarsa bir göç dalgası olabileceğine dair iddialar da var. Bununla ilgili hazırlıklarımız var mı?" sorusunu cevaplayan Fidan, şöyle konuştu: "Biz ilgili kurumlarımızla bir araya gelerek koordinasyon toplantılarında bütün senaryoları çalışıyoruz. Bunlarla da ilgili tabii ki hazırlıklarımız var. En kötü senaryo durumunda böyle bir göç dalgası olabilir diye görüyoruz. Bunun karşılanması önemli. Burada ilgili kurumlarımızla konuşuyoruz." Fidan, Türkiye'nin sınır güvenliğinin çok iyi olduğunu dile getirerek, "Özellikle Suriye'de olan olaylardan ders alınarak İran sınırı boyunca da duvarlar örüldü geçtiğimiz yıllar içerisinde. İran da bunu birkaç defa protesto etti, 'Niye buraya duvar örüyorsunuz?' diye. Öyle serzenişleri olmuştu" şeklinde konuştu.

Fidan, ayrıca "İran'ın hiçbir ayrım yapmadan bütün buraları (Körfez ülkeleri) bombalaması inanılmaz derecede yanlış bir strateji" dedi.

Japon deprem uzmanı Yoshinori: Türkiye Japonya'dan daha tehlikeli

İstanbul Arel Üniversitesi, Deprem Haftası kapsamında düzenlenen "Deprem Haftası: Risk Alma, Önlem Al!" panelinde Japon deprem uzmanı Yoshinori Moriwaki'yi ağırladı. Moriwaki, Marmara Bölgesi ve Türkiye'nin deprem gerçeğine ilişkin dikkat çeken değerlendirmeler paylaştı

03.03.2026 14:02:00 / Güncelleme: 03.03.2026 14:07:32
İHA
Japon deprem uzmanı Yoshinori: Türkiye Japonya'dan daha tehlikeli
Japon deprem uzmanı Yoshinori: Türkiye Japonya'dan daha tehlikeli
"Deprem Haftası: Risk Alma, Önlem Al!" başlıklı panelde, Japon deprem uzmanı Yoshinori Moriwaki, Marmara Bölgesi ve Türkiye'nin deprem gerçekliğine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Panelin açılış konuşmasını gerçekleştiren İstanbul Arel Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Mehdi Öztürk, genç mühendis adaylarına mesleki etik ve sorumluluk üzerine önemli mesajlar verdi. İstanbul gibi yüksek riskli bir metropolde kentsel dönüşümün ve bilimsel temelli mühendisliğin bir tercih değil zorunluluk olduğunu vurgulayan Öztürk, mühendisliğin yalnızca teknik bir alan olmadığını, aynı zamanda hayati bir sorumluluk taşıdığını ifade etti.

Yapı Kulübü tarafından organize edilen etkinliğe iş dünyasından da katılım sağlandı. İş adamı Okan Hocaoğlu sismik izolatörler hakkında bilgilendirme yaparken Mühendislik Fakültesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Mehmet Fatih Altan (ing) ve Prof. Dr. Mehmet Palancı inşaat yapıları hakkında teknik değerlendirmelerde bulundular.

"Sarsıntı olmadan yıkılan binalar var"

Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Fatih Altan (ing), kentsel dönüşümün önemine vurgu yaparak, "Bugün deprem olmadan, kendiliğinden yıkılan binalar görüyoruz. Kentsel dönüşüm artık bir tercih değil, can güvenliği için zorunluluktur" dedi.



"Marmara'da büyük deprem bekliyorum"

Panelde konuşan Yoshinori Moriwaki, Türkiye'nin deprem kuşağındaki konumuna dikkat çekerek çarpıcı bir kıyaslama yaptı ve "Türkiye, Japonya'dan daha tehlikeli bir deprem riski taşıyor" diye konuştu. Moriwaki, özellikle Marmara Bölgesi'ndeki riskli hatlara işaret ederek Bandırma, Balıkesir ve Demirköprü hattında uzun süredir büyük bir hareketlilik yaşanmadığını, bunun da riskin biriktiğine işaret ettiğini söyledi. Balıkesir'de geçtiğimiz yıl yaşanan sarsıntıların fay hareketinden ziyade magma kaynaklı olduğunu ifade eden Moriwaki, Marmara Denizi içerisindeki fay hatları için ise büyük bir deprem beklentisinin sürdüğünü kaydetti.



"İyi ki 23 Nisan depremi oldu"

Silivri açıklarındaki hareketliliğe de değinen Moriwaki, Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın kuzey kolunda risk birikimi olduğunu belirterek, Küçükçekmece'den Yalova-Çınarcık hattına kadar uzanan yaklaşık 150 kilometrelik segmentin kırılmayı beklediğini söyledi. 23 Nisan'da meydana gelen depreme de değinen Moriwaki, bu tür orta ölçekli sarsıntıların enerjinin kısmen boşalması açısından önemli olduğunu ifade ederek "İyi ki 23 Nisan depremi oldu" dedi.

Etkinlik sonrası yayımlanan mesajda üniversite yönetimi, deprem bilincinin yaygınlaştırılmasında bilimsel bilginin hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Üniversitelerin yalnızca eğitim veren kurumlar değil, aynı zamanda toplumsal farkındalık oluşturan öncü yapılar olduğu vurgulandı. Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Özlem Tarı İlgin, genç mühendislere seslenerek, mühendisliğin teknik yeterlilik kadar toplumsal sorumluluk ve etik bilinç gerektirdiğini hatırlattı.

Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği panelin soru-cevap bölümünde, kentsel dönüşüm süreçlerinden afet sonrası koordinasyon senaryolarına, yapıların deprem direncinin artırılmasından mühendislik uygulamalarına kadar birçok başlık ele alındı. Geleceğin mühendisleri, uzman isimlere merak ettikleri soruları yönelterek sahadan ve bilim dünyasından doğrudan bilgi alma fırsatı buldu.

Evinin otoparkında öldürülen Kapalıçarşı esnafının davasında karar: 4 sanık hakkında müebbet, sanık eşe 17 yıl hapis

Başakşehir'de evinin otoparkında aracını park ettiği sırada silahlı saldırıya uğrayarak hayatını kaybeden Kapalıçarşı esnafının ölümüne ilişkin, maktulün eşinin de bulunduğu 7 sanığın yargılandığı dava karara bağlandı. Mahkeme, 4 sanığın müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına, sanık eş hakkında ise haksız tahrik hükümleri uygulanarak 17 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmetti. Heyet, maktulün oğlu ve 1 sanık hakkında ise beraat kararı verdi

03.03.2026 13:07:00 / Güncelleme: 03.03.2026 13:10:06
İHA
Evinin otoparkında öldürülen Kapalıçarşı esnafının davasında karar: 4 sanık hakkında müebbet, sanık eşe 17 yıl hapis
Evinin otoparkında öldürülen Kapalıçarşı esnafının davasında karar: 4 sanık hakkında müebbet, sanık eşe 17 yıl hapis
Başakşehir'de 3 Ocak 2024 tarihinde evinin otoparkında aracını park ettiği sırada uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden Kapalıçarşı esnafı Abdulkadir Altuğrul'un (36) ölümüne ilişkin, aralarında, diğer failler ile irtibatının bulunduğu belirlenen maktulün eşi Hülya Altuğrul (35) ve oğlu Ş.A.(17)'nın da bulunduğu 7 sanıklı dava karara bağlandı. Küçükçekmece 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya, Hülya Altuğrul'un da bulunduğu 7 tutuklu sanık, müşteki kız kardeş Ayşe Altuğrul ile tarafların avukatları hazır bulundu.

Beraatlarını istediler

Duruşmada son sözleri sorulan sanıklar mahkemeden beraatlarını talep ettiler. Beyanda bulunan müşteki Ayşe Altuğrul ise sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmalarını talep etti.

Sanık eş hakkında haksız tahrik hükümleri uygulandı

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanıklar Mazlum Bulut, Serkan Karay, Uğur Aykut ve Taner Göç'ün üzerine atılı 'tasarlayarak kasten öldürme' suçundan ayrı ayrı müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmetti. Heyet, sanık Hülya Altuğrul için ise 'eşi kasten öldürmeye azmettirme' suçundan önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına ardından haksız tahrik hükümleri uygulayarak bu cezanın 17 yıl 6 aya indirilmesine ve tüm sanıkların tutukluluk hallerinin ayrı ayrı devamına karar verdi.

Maktulün oğlu ve 1 sanık hakkında beraat kararı

Mahkeme, hakkında 'tasarlayarak kasten öldürme' suçundan dava açılan ve dosyası Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinden, Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilerek birleştirilen suça sürüklenen çocuk Ş.A. hakkında, üzerine atılı suçu işlediğine dair kesin inandırıcı ve somut bir delil bulunmadığı gerekçesiyle 'beraatına' karar verdi. Öte yandan heyet, diğer tutuklu sanık Muhlis Sönmez hakkında da, üzerine atılı 'tasarlayarak kasten öldürme' suçundan, suçu işlediğine dair kesin inandırıcı ve somut bir delil bulunmadığı gerekçesiyle 'beraatına' hükmetti.

Müşteki avukatı karara itiraz etti

Karar sonrası istinafa taşınan dosyaya itiraz dilekçesi sunan müşteki avukatı Erhan Demirci beyanlarında, "Müvekkilimize yönelik olarak eş tarafından planlanarak gerçekleştirilen kasten öldürme eylemine ilişkin verilen kararda, sanık lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanmış olması hukuka açıkça aykırıdır. Eşe karşı ve tasarlayarak işlenen bir öldürme fiilinde, ayrıca haksız tahrik indirimi uygulanması; kanunun nitelikli hal düzenlemesini fiilen etkisizleştirmekte ve yaptırımı olması gereken ağırlıktan uzaklaştırmaktadır. Bu nedenle verilen karara karşı kanun yoluna başvurulmuş olup; haksız tahrik hükümlerinin kaldırılması ve eylemin nitelikli kasten öldürme kapsamında değerlendirilmesi talep edilmiştir" denildi.

İddianameden:

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, Abdulkadir Altuğrul 'maktul', Hülya Altuğrul, Mazlum Bulut, Muhlis Sönmez, Serkan Karay, Taner Göç ve Uğur Aykut 'şüpheli' sıfatıyla yer aldı. İddianamede, 3 Ocak 2024 tarihinde Abdulkadir Altuğrul'un evinin bulunduğu sitenin otoparkında, ateşli silahlı saldırıya uğraması ve hayatını kaybetmesine ilişkin soruşturma başlatıldığı kaydedildi.

Araçların arasına gizlenen kişi tarafından maktulün başına doğru eylemin gerçekleştirildiği anlatıldı

Olayın yaşandığı yere ait güvenlik kamerası inceleme tutanakları da iddianamede yer aldı. Tutanakta, maktulün site içerisindeyken kendi oturduğu daireye ayrılmış otopark alanı dışında öldürüldüğü, aynı sitenin başka bir bloğuna ait alana park ettiği bu alana da sitenin görevlisi olan şüpheli Muhlis Sönmez'in yönlendirmesiyle park edildiği, maktulün normalde aracın bagaj kısmının duvara doğru park edecekken, Sönmez'in yönlendirmesiyle bagaj kısmının ateşli silahla eylemi gerçekleştiren kişinin bekleme yaptığı alana yakın ve görülecek şekilde park etmesini sağladığı vurgulandı. Olayın, Abdulkadir Altuğrul'un bagaj kısmına yükleme yaparken, bu sürede diğer araçların arasına gizlenen kişi tarafından maktulün başına doğru ateşlemeler ile eylemin gerçekleştirildiği anlatıldı. Kamera kayıtlarında, ateşli silahla eylemi gerçekleştiren kişinin 34 GAB 701 plaka sayılı araç ile olay yerine geldiği, olay sonrası aracı otoparkta bıraktığı, failin olay sonrası şahsın, maktulün eşi Hülya Altuğrul'un yanına gittiği, bilgisi iddianamede yer aldı.

Şüpheli eşin diğer failler ile aynı eylem ve fikir birliği içinde hareket ettiği anlatıldı

Hayatını Kaybeden Altuğrul'a yapılan otopsi işlemi raporu da iddianameye eklendi. Raporda, maktulün başına öldürmeye elverişli iki ateşli silah yararlanması sonucu hayatını kaybettiği belirtildi. İddianamede, eş Hülya Altuğrul ve şüpheli Taner Göç'ün aynı eylem ve fikir birliği içinde hareket ettiği, maktulün kullandığı aracın park yerini değiştirten ve cinayetin yukarıda belirtilen şeklinde gerçekleştirilmesine imkan sağlayan Muhlis Sönmez'in de bu kişilerle iştirak içinde olduğunun değerlendirildi. İddianamede, maktulün, eşi Hülya Altuğrul'a zaman zaman darp uyguladığı, son olarak da evde eşinin kafasına silah dayadığı, maktul ve Hülya Altuğrul'un çocukları olan suça sürüklenen çocuk Ş.A.'nın da araya girdiği, maktulün oğlu ve eşi ile aralarının açıldığının tespit edildiği aktarıldı.

Mazlum Bulut'un araç üzerinden parmak izinin bulunduğu belirtildi

İddianamede, öldürme olayını Mazlum Bulut'un gerçekleştirdiği, şahsın site otoparkına girmesine şüpheli Taner Göç'ün yardım ettiği, Göç sayesinde Bulut'un şifre girmeye gerek kalmadan garaja ulaştığı, Bulut'un otoparka girmeden önce Hülya Altuğrul ile arama kaydının bulunduğu, Muhlis Sönmez'in ise maktulle arama kaydının olduğu, sonrasında maktulün aracının olay yeri olan C blok tarafına götürdüğü belirtildi. Maktulün kullandığı belirlenen araçta yapılan iz incelemesinde, olay anında ve sonrasında Mazlum Bulut'un araç üzerinden parmak izinin bulunduğu bilgisi yer aldı.

Annenin oğluna, babasından bıktığını, onu vurduracağını söylediği aktarıldı

Şüpheliler Serkan Karay ve Mazlum Bulut'un Hülya Altuğrul'dan, 20 bin lira para aldığını, daha önceden de tabanca alımı için şüphelilerin Altuğrul'dan 40 bin lira aldıklarını, alınan ifadelere göre Hülya Altuğrul'un zaman zaman oğlu Ş.A.'ya, babasından bıktığını, onu vurduracağını söylediği aktarıldı. İddianamede, olaydan önceki kamera kayıtları incelendiğinde, İSTOÇ'ta şüpheli Taner Göç, Uğur Aykut ve Serkan Karay'ın buluştukları, Uğur Aykut'un diğer şahısların yanından ayrıldıktan sonra bir büfe önünde beklediği, burada kasten öldürme olayında silah kullandığı tespit edilen Mazlum Bulut ile görüştüğü belirtildi. İddianamede, şüpheli Mazlum Bulut'un araçtan indiği ve maktul şahsın ikametine doğru yürüdüğü, bu esnada Taner Göç, Uğur Aykut ve Serkan Karay'ın olay yerinden ayrılarak bir hastanenin otoparkına geçtikleri, şüpheli Bulut'un olayı gerçekleştirdikten sonra yaya olarak kaçtığı, hemen sonrasında da şüpheliler Taner Güç, Uğur Aykut ve Serkan Karay'ın kafeden ayrılarak şüpheli Mazlum Bulut'u araca alarak uzaklaştıkları bilgisi yer aldı.

Ağırlaştırılmış müebbet hapis talebi

Hazırlanan iddianamede, 6 şüpheli hakkında 'tasarlayarak kasten adam öldürme' suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmaları talep edildi.

ABD Genelkurmay Başkanı'ndan al haberi


 
 
Genelkurmay Başkanı Dan Razin Caine, İran'da işler kaotik hale gelirse müttefiklerin ABD güçlerine yardım etmeyebileceğini, Rusya ve Çin'in ABD'nin bilmediği teknolojilerle İran'ı desteklemesi durumunda işlerin oldukça kötüye gidebileceğini düşünüyor!
 

03.03.2026 01:10:00
ÖNDER YILMAZ
ABD Genelkurmay Başkanı'ndan al haberi
ABD Genelkurmay Başkanı'ndan al haberi

Genelkurmay Başkanı Dan Razin Caine, geçen hafta Trump'ı İran'a karşı bir savaşın Rusya ve Çin gibi diğer büyük güçleri de sahneye çekecek daha geniş bir çatışmaya yol açabileceği konusunda uyarmıştı. General, Trump'a askeri harekatı mümkün olduğunca kısa tutmasını ve bir haftadan fazla uzatmamasını tavsiye etmişti. Ancak Epstein dosyaları yoluyla Yahudi lobisinin köleleştirdiği Trump, Netanyahu'ya daha geniş ve şiddetli bir harekat sözü vererek bunu reddetmişti. Nitekim Amerikan New York Times (NYT) gazetesi, 3 Mart'ın ilk saatlerinde ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a saldırmaya ikna olmasında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun etkili olduğunu yazdı.

Sosyal medyada General Caine'in bu anlatımları yankılanırken, Trump da 24 Şubat'ta sosyal medya hesabından cevap vermekte gecikmedi. Generale hayranlığını dile getirdi ve onun dediği gibi yapacağını, ne zaman emrederse Caine'in savaşa önderlik edeceğini söyledi. Trump'ın verdiği cevap, dostane bir iltifattan ziyade bir iddia niteliğindeydi. Tıpkı politikacıların astlarını kibar ve zarif bir şekilde uyardığı gibi!

Caine ne demek istemişti?

General Caine, ABD'nin mühimmatının, özellikle Ukrayna ve İsrail'e büyük ölçüde tedarik ettiği füze önleme ve savunma mühimmatının zaten tükendiğini savunuyordu. Caine ayrıca, İran'ın tüm olumsuzluklara rağmen direnç göstermesinin biraz şaşırtıcı olduğunu düşünüyordu. General, işler kaotik hale gelirse müttefiklerin ABD güçlerine yardım etmeyebileceğini ve Rusya veya Çin'in ABD'nin bilmediği teknolojilerle İran'ı desteklemesi durumunda işlerin oldukça kötüye gidebileceğini düşünüyordu. Özellikle İran'ın Rusya'dan gemisavar füzeleri veya ABD karşıtı ittifaklardan başka gelişmiş teknolojiler edinme olasılığına değiniyordu.
Ancak Trump, ABD'nin hedeflerine ulaşmasını hiçbir şeyin engelleyemeyeceği yönündeki önceki iddiasını yineledi.

Firari savcı Şadan Sakınan yakalandı

Adalet Bakanlığı, gri kategoride aranan FETÖ firarisi Şadan Sakınan'ın yakalandığını açıkladı

02.03.2026 21:17:00 / Güncelleme: 02.03.2026 21:20:26
İhlas Haber Ajansı
Firari savcı Şadan Sakınan yakalandı
Firari savcı Şadan Sakınan yakalandı
Adalet Bakanlığı, gri kategoride aranan FETÖ firarisi Şadan Sakınan'ın yakalandığını açıkladı.



Adalet Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi firari şahısların tespit ve yakalanmasına yönelik sürdürülen çalışmalar kapsamında hakkında Ankara Ağır Ceza Mahkemelerince 'FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak' ve iki ayrı 'görevi kötüye kullanma' suçlarından yakalama emri bulunan ve gri kategoride aranan meslekten ihraç Cumhuriyet Savcısı Şadan Sakınan'ın yakalanmasına 2 Mart'ta operasyonel çalışma gerçekleştirildiği belirtildi. Yapılan çalışmalar neticesinde ikamet adresinde yakalanan Sakınan'ın gözaltına alındığı kaydedildi. Sakınan'ın adli işlemlerinin sürdüğü bildirildi.

KPSS soruşturmasını örtbas etmişti

Eski Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekili Şadan Sakınan'ın adı ise Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 2010'daki KPSS'de soruların çalındığı ve kopya çekildiği iddiaları üzerine açılan soruşturma kapsamında gündeme gelmişti.

KPSS soruşturmasını örtbas ettiği öne sürülen Sakınan, FETÖ'nün darbe girişiminin ardından olağanüstü toplanan HSYK 2. Dairesi tarafından açığa alınmış, ardından KHK ile görevden uzaklaştırılmıştı.

Malatya'da 4,3 büyüklüğünde deprem

Malatya'nın Battalgazi ilçesinde saat 17.52'de 4,3 büyüklüğünde deprem meydana geldi

 

02.03.2026 18:47:00
Anadolu Ajansı
Malatya'da 4,3 büyüklüğünde deprem
Malatya'da 4,3 büyüklüğünde deprem

Malatya'nın Battalgazi ilçesinde saat 17.52'de 4,3 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Battalgazi olan 4,3 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

Depremin 8,94 kilometre derinlikte meydana geldiği belirlendi. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.