logo
26 MART 2026

Kıbrıs davası nereye?

27.07.2005 00:00:00


1974 Harekâtı'nın 31'inci yıldönümünde hangi noktadayız?  1. Türkiye'de üç yıla yakın bir zamandır; 'bir adım önde' yaklaşımı ile Kıbrıs'ı Türkiye'nin AB yolundaki en büyük engel olma özelliğinden 'kurtarmak' isteyen bir düşünce iktidarda. Akıllarındaki 'çözüm' KKTC'nin varlığının devamı değil, moleküllerine ayrıştırılarak kimliksiz ve kişiliksiz bir şekilde Rum'a yamanması.2. Hemen hemen eş zamanlı olarak KKTC'de de aynı düşünce paralelinde bir 'karışım' iktidar 'yapıldı'. Bu kimyasal bileşimin etken maddesi de AB-ABD-AKEPE amalgamı?İlle marka istiyorsanız, kısaca SOROS demenizde bence en ufak bir sakınca yok..3. Ve ilk iki maddede sıralananların doğal sonucu olarak da artık Denktaş yok? Bunu açıkca söyledi, 'Akepe yüzünden Cumhurbaşkanlığını bırakıyorum' dedi. Peki gelinen nokta hangisi?CTP, referandum sürecinde "Bir -evet-le dünyaya bağlanın'' diyordu.Bir yılı geçti, KKTC hala dünyaya bağlanmak için TC santralinden hat almak zorunda.. Fakat 'evet'çi Soyer hiç oralı değil, büyük bir pişkinlikle 'oturuyor.'Oturmuyor aslında, Rum partilerle görüşüyor, 'eski efendi' İngilizlere 'kamu reform paketi' hazırlatıyor. Ben Kıbrıs'taki referandum ve seçimler süreci öncesinde Akepe'nin Kıbrıs'ı AB'ye teslim eden politikasından ancak, 'hayır'cı cephenin kazanmasıyla kurtulabileceğimizi savunuyordum.Fakat artık Kıbrıs'ta hayır denilebilmesinin tek yolunun, Türkiye'de Akepe iktidarından kurtulmaktan geçeceğine inanıyorum.Öncelikler bir kere daha Ankara'ya yöneldi. 20 Temmuz'a gelirken Rum Meclisi her yıl yaptığı gibi toplanarak Yunanistan ve Türkiye'yı kınıyor. Rum fikir yapısı ve düşünce örgüsünü iyi anlayabilmek için bu toplantıda konuşulanların iyi irdelenmesi gerek.Kınama gerekçeleri, iki ülkenin yaptığı müdahaleler. Rum yönetimi meclisi, 15 Temmuz 1974'te, Yunan askeri cuntasının Enosis'i daha erken zamanda "gerçekleştirmek'' amacıyla Başpiskopos Makarios'a karşı düzenlediği askeri darbeyi, buna bağlı olarak da darbeden beş gün sonra, Türkiye'nin uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan haklarını kullanarak, 20 Temmuz 1974'de adaya yaptığı Barış Harekatı'nı da "kınıyor''. Rum meclisinin yaptığı olağanüstü toplantıya, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, bakanlar kurulu üyeleri, Rum Milli Muhafız Ordusu komutanı ve diğer yetkililer katılıyor. Yâni kıymetli okuyucu; ENOSİS nihai hedefinde şüphe yok da eleştirilen, Yunanistan'ın erken ve zamansız, şartlar olgunlaşmadan müdahale ederek Türkiye'ye fırsat yaratması.Rum Meclisindeki toplantıya RMMM Komutanı da katılıyor, fakat KKTC'deki 'en büyük asker bizim asker' devletin satışa çıkarıldığı bütün referandum sürecinde kışlasında 'oturuyor'.

Rumlar ne planlıyor?Rum Meclis Başkanı ve AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas, mecliste yaptığı konuşmada, "Kıbrıs sorununu çözme ve adayı birleştirme çabalarının azalmayacağını'' ifade ederek, "bölünmenin hiçbir zaman bir anlaşma seçeneği olmayacağını'' kaydediyor.Yani Hristofiyas çözümden kastettiğinin 'birleşme' olduğunu açıklıyor, bölünme yani bağımsız KKTC seçeneğinin hiçbir zaman olmayacağını savunuyor. AKEL'in Meclis Sözcüsü Nikos Katsouridis de, "ABD, İngiltere ve Türkiye'nin değil, Kıbrıslıların çıkarlarına hizmet edecek gerçekçi müzakereler yapılması halinde Kıbrıs'ta birleşmeyi sağlayacak bir çözüme ulaşılabileceğini, ancak bu şekilde Kıbrıs'ın özgürlüğü için savaşan ve kendilerini feda eden binlerce kişinin gerçek anlamda anılabileceğini'' savunuyor.Katsourudis ABD, İngiltere, Türkiye'yi sayarken, nedense Yunanistan'ı unutmuş görünüyor. Anamuhalefet Demokratik Seferberlik Partisi (DİSİ) Başkanı Nikos Anastasiadis de "geçen zamandan yararlanılmaması, BM'nin bir girişim başlatıp görüş ayrılıklarını belirleme konusunda isteksiz olması, Türkiye'nin Avrupa Birliği beklentilerinin kötüleşmesi ve AB'nin önceliklerinin değişmesi durumunda Kıbrıs sorununa kapsamlı ve yaşayabilir bir çözüm bulma beklentilerinin daha da uzaklaşacağını'' belirtiyor.Anastasiadis de böylelikle dilinin altındaki baklayı çıkarıyor, "Türkiye'nin AB beklentilerinin kötüleşmesi'' ve "AB önceliklerinin değişmesinin'' çözüm beklentilerinden uzaklaştıracağını savunuyor. Yani Türkiye'yi AB hedefine bağlı-demirli-kilitli tut ki Kıbrıs'ı çöz. AB de "Türkiye'yi almıyorum'' düşüncesini asla dillendirmesin. Aynı düşünce örgüsüne, Yunanistan ve Fener Patrikhanesinde de rastlamıyor muyuz?Dimitris Hristofyas'ı bir yerlerden tanıyoruz..Kendileri AKEL Genel Sekreteri olup Soyer ve ekibi tarafından geçen hafta ziyaret edildiler. Bu görüşmede CTP-BG ve AKEL, Annan Planı'nda yer alan ve farklı düşündükleri konuları ele alarak ortak bir zeminde buluşma kararı aldı. Çalışmaların amacı Kıbrıs Türkü'nün "evetini geriye götürmemek" ve "Rum halkını evete yönlendirmek". Soyer ve Hristofyas "bu'' ortak noktaya vurgu yaptı.Güney Kıbrıs'ın en büyük partisi AKEL ve Kuzey Kıbrıs'ın en büyük partisi Cumhuriyetçi Türk Partisi Birleşik Güçler (CTP-BG), "Kıbrıs'ta siyasi eşitlik temeline dayalı bir federasyon çatısı altında ilk fırsatta çözüm" görüşünde birleşti.  Hristofiyas'ın anladığı çözümün "adayı birleştirme'' olduğunu yukarıda görmüştük. Kıbrıs Türkü'nün "evet''ini ceplerine koyuyor ve Rum'u ikna edecek yeni bir takım tâvizlerle onu da evet'e yönlendirmeye çalışıyorlar. Hristofiyas'ın kuzeydeki partneri kim? Soyer, KKTC'nin, 20 Temmuz'un 31'inci yılındaki başbakanı.. Soyer Türk askerinin adaya çıkışının yıldönümünde ne diyecek, gerçekten çok merak ediyorum.Peki Annan Planı hakkında Papadopulos ne diyor?Papadopulos, Annan Planı'na karşı tavrını geçen hafta daha da ileri götürdü ve Ulusal Konsey'i oluşturan parti liderlerine yaptığı konuşmada, Annan Planı'nı bundan böyle müzakere zemini olarak kabul etmeyeceklerini, ancak referans olarak alabileceklerini söyledi ve BM'ye sundukları 25 maddelik öneri ve taslak planı açıkladı.İşte o plan"1-Annan planı müzakerelere zemin değil referans noktasıdır,2-Kıbrıs sorununun çözümü Kıbrıs'ın AB içinde işlerliğini güvence altına almalıdır,3-Federal devletin ve iki eyaletin yasaları hiyerarşi içinde olmalı,4-Diğer eyalette kalacak olan vatandaşların hakları güvence altına alınmalı,5-Toprak iadesi, göçmenlerin geri dönmesi ve askerlerin çekilmesine ilişkin süreler kısaltılmalı,6-Siyasi eşitlik, iki kesimlilik olarak değil siyasi kararlar düzeyinde ifade edilmeli,7-Devletin ekonomik kullanım bölgesi ve hava sahası belirlenmeli,8-Yerleşikler ve bunların yeni bir referandumun dışında bırakılmaları konusunda yeni düzenlemeler yapılmalı,9-Toprak konusu kapsamlı olarak yeniden açılmaksızın Karpaz bölgesi Rum idaresine dahil edilmeli,10-Senato üyelerinin seçimi Annan planının 3. versiyonunda öngörüldüğü şekilde yapılmalı,11-Müdahale hakları iptal edilmeli,12-Askerler tamamen çekilmeli,13-Anlaşmazlıkların çözümü için sonuç getirici bir mekanizma kurulmalı,14-İngiliz üsleri konusunda da kuruluş anlaşmasında garanti anlaşmaları yer almamalı,15-Üniter ekonomi,16-Tek Merkez Bankası,17-Üniter para politikası,18-AB kararları sonuç getirici şekilde uygulanmalı,19-Rekabet şartları yaratılmaması için iki eyalet arasında vergi düzenlemesi yapılmalı,20-Mülkiyet konuları ve tazminatlar,21-Toprak iadesi güvence altına alınmalı,22-Çözümün hayata geçirilmesinin ilk aşamasında boşluk olmaması için geçiş kuralları net olmalı,23-Çözümün hayata geçirilmesi güvence altına alınmalı,24-Müzakerelerde dar takvimler ve hakemlik olmamalı,25-Taleplerin önem sırasına göre sıralanması müzakereler sırasında yapılacak."  Ve devam ediyor Papadopulos; "Eğri büğrü ve sakat bir çözüme yeniden kuvvetli bir 'hayır' demeye hazırım''.İnan bana kıymetli okuyucu; Akepe'nin "bir adım önde'' ve "kazan kazan'' politikasının peşine takılmış gidiyorken ve KKTC'de de böyle bir başbakan varken biz bu 25 şartı bile mumla arayacak hâle geliriz.Soyer aslında Türk'ü Rum'a teslim etmeye değil, daha da geriye; 1950'li İngiliz yıllarına götürmeye hazırlanıyor.Soyer Merkezi İngiltere'de bulunan Yöneticilik ve Politika Çalışmaları Merkezine, Kıbrıs'ta görev yapan İngiliz Yüksek Komiserliği'nin katkısı ile "Kuzey Kıbrıs'ta Kamu Yönetimi Reformu" konulu bir rapor hazırlatıyor. Rapora göre İngilizler, devlet ve hükümet işlerinin el yordamı ile yönetilmesinden yola çıkarak, çağdaş yöntemler öneriyor. Kamudaki torpil sistemini ortadan kaldırmak için etkin önlemlere dikkat çekilen raporda, üçlü kararname sisteminin kapsamının daraltılması ve kamu içinde yetenekli kişilerin yükselmesi için çeşitli öneriler yapılıyor. Raporda birçok konuda İngiliz uzmanların "tavsiyeleri" yer alıyor. Hükümete yakın kaynaklardan elde edilen bilgilere göre bu konuda "radikal" bir karar almaya hazırlanılıyor. Tavsiyelerin tümünün hayata geçmesine kesin gözle bakılıyor. Raporun giriş kısmında, etkili ve sorumlu bir kamu yönetiminin Kuzey Kıbrıs hükümetinin karmaşık siyasi ve ekonomik reformları gerçekleştirebilmesi için şart olduğuna vurgu yapıldı. Uzmanlar yaptıkları araştırmada, devam eden idari düzenlemelerin kişisel ve kurumsal başarıları göz ardı ettiğini ve profesyonel davranışın cesaretlendirilmediği sonucuna vardı. Siyasi durumdan kaynaklanan ve kaçınılmaz olarak oluşturulan koalisyon hükümetlerinin kıdemli kamu görevlileri düzeyinde yapılan siyasi atamaların büyük hoşnutsuzluk yarattığını da saptadı. Raporun giriş kısmında yer alan bir başka önemli noktada ise idari reformların etkisinin gerçek anlamda görülebilmesi için uzun süreli taahhüt ve güçlü liderlik gerektiği üzerinde duruldu, "Reformlar yasal, kurumsal, yöntemsel ve kültürel gelişmeyle desteklenmelidir" denildi. İngiltere'den gelen uzmanlar tarafından yapılan çalışmalarda, Kuzey Kıbrıs'taki kamu yönetimi ele alındı, hangi noktalarda reform yapılacağı saptandı. Hazel Sutton tarafından hazırlanan rapora, Adrian Rossiter, John Peake ve Ray Durrant katkı koydu.Raporu hazırlayan uzmanlar, ilk cümlede "amaçlarının KKTC'yi tanımak olmadığını" belirtme gereği duydu. İlk cümlede, "Hizmet, kurum, bakanlık ve yetkililer gibi ifadeler idari yapının net olarak anlaşılması için kullanılmıştır" denildi. Merkez, Mart 2004'te, İngiliz Yüksek Komiserliği'nin mevcut yapıyı, insan kaynaklarını, kamu uygulamalarını analiz etmesi ve Kıbrıs Türk yönetiminin kamu reformunu gerçekleştirmesine yardım amaçlı 12 aylık destek programını hazırlamak üzere Kıbrıs'a davet edildi.İngiliz Yüksek Komiserliği'nin desteklediği projenin başarıya ulaşması için risklerin en aza indirilmesi öneriliyor. Bu noktada reformun ilk etapta uygulanacağı maliye, ekonomi ve turizm ile içişleri bakanları ile başbakanın aktif görev üstlenmesi tavsiye ediliyor. Reform sürecinin başarıya ulaşması için başbakanın ya da atayacağı bir bakanın "kamu yönetimi reformu lideri" olması bekleniyor. Komünist Sendikacı Soyer'in; kamu reformunu neden İngiliz Yüksek Komiserliğinin desteğine ihtiyaç duyarak İngiltere'den gelen uzmanlara hazırlattığını anlamakta güçlük çekiyorum."İngiliz uzmanlar'' raporun başında ne diyor; "Amacımız KKTC'yi tanımak zinhar değildir..'' Fakat doğru; Yunanistan'a hazırlatsa fazla kör kör gözüm parmağına olacak; Türkiye'yi zaten istemiyor, en uygun çözüm tabii İngiliz? Olay son derece açık kıymetli okuyucu..20 Temmuz için 31 yıl sonra ne yazık ki ancak böyle bir yazı yazabiliyoruz.Rum ağzını açmış bekliyor, İngiliz büyük bir keyifle işin içinde, Ankara'da ilk defa karşı tarafla işbirliği yapan bir irade var..KKTC'dekinden başka ne bekliyordunuz ki?Ve sözün sonunu, Türkiye'den ayrılmaya hazırlanan, Büyükelçiliği süresince motosikleti ile memleketin her tarafını en ufak bir engelleme ile karşılaşmadan gezmiş, gezilerinin sonucunu objektifi ile "ölümsüzleştirmiş'', sergi açmış ve bu süre içinde "memleketteki rum kızların'' gönlünü çalmış ama yine de dönüp bir Yunanlı ile evlenmiş Yunanistan'ın Ankara Büyükelçisi Mihalis Christides'in Ek Protokol ile ilgili sözleri ile bitirelim..Hani bizimkiler biz imzalarız ama bu Rum kesimini tanımak değildir, hem ayrıca deklarasyon yayınlayacağız diyorlar ya..Christides "Gümrük Birliği ek protokolünün imzalanmasının, gerek AB, gerekse Türkiye için bazı hukuki, siyasi ve ekonomik sonuçlar doğuracağını'' kaydetti. A.A.'nın sorularını yanıtlayan Christides, Türk hükümetinin ek protokolü imzalama taahhüdünde bulunduğunu hatırlattı. Ek protokolün imzalanmasıyla Türk deniz ve hava limanlarının Kıbrıs Rum Kesimi'ne açılmasının gerekip gerekmediğine ilişkin yapılan tartışmaların anımsatılması üzerine Christides, imzanın bu sürecin sadece bir ön aşaması niteliğinde olduğunu söyledi. Christides, protokolün imzalanmasının ardından başlayacak süreçte neler olup biteceğini görmek için beklemek gerektiğini de ifade etti. Christides, Türkiye'nin, protokolü imzalamanın Rum Kesimi'ni tanımak anlamına gelmeyeceğine ilişkin bir açıklama yapmaya hazırlandığının hatırlatılması üzerine, "Böyle bir açıklama, Türkiye'nin tek taraflı bir açıklaması olacak, AB için herhangi bir sonuç doğurmayacak" diye konuştu.  Ya işte böyle kıymetli okuyucu?Christides açıkça "Türk tarafı kendi için, kendi kamuoyu için bir açıklama yapmış olur, bu açıklama AB'yi bağlamaz'' diyor.Papadopulos, Hristofiyas, Soyer ve Erdoğan-Gül beraberce Kıbrıs Türkü'nün kazanımlarını 1930'lu İngiliz Sömürge Yönetimi devrine götürüyorlar. Ufak bir farkla, İngiliz'in yerine Rum'u ikame ediyorlar..Annan Planı bile hiç olmazsa 1960 öncesine, TMT mücadelesinin yeni başladığı yıllara götürüyordu..Bu yazı 34 defa okunmuştur

Şanlıurfa'da sağanak nedeniyle 4 ilçede eğitime ara verildi

Şanlıurfa Valiliği, sağanak nedeniyle Ceylanpınar ve Viranşehir ilçelerinin tamamında, Haliliye ile Eyyübiye ilçelerinin ise kırsal mahallelerinde eğitime bir gün ara verildiğini duyurdu

26.03.2026 03:59:00 / Güncelleme: 26.03.2026 07:03:54
AA
Şanlıurfa'da sağanak nedeniyle 4 ilçede eğitime ara verildi
Şanlıurfa'da sağanak nedeniyle 4 ilçede eğitime ara verildi

Valilikten yapılan açıklamada, kentte sağanak yağışın etkisini aralıklarla sürdürdüğü hatırlatıldı.

Bu kapsamda bazı tedbirlerin alındığı belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"İlimizin bazı bölgelerinde etkili olan aşırı yağış sebebiyle kırsal mahallelerimizde meydana gelen taşkın olayları ve yol ağında oluşan bozulmalar nedeniyle ulaşımda yaşanabilecek sorunlar göz önüne alınarak, Haliliye, Eyyübiye, Ceylanpınar ve Viranşehir ilçelerimizin kırsal mahallelerinde bulunan bütün okullarda eğitim öğretime 26 Mart 2026 Perşembe günü 1 gün süreyle ara verilmiştir."

Valilik, Meteorolojinin son değerlendirmelerine ilişkin yaptığı açıklamada, "Ceylanpınar ve Viranşehir ilçelerimizdeki bütün eğitim kurumlarında eğitim öğretime 26 Mart Perşembe günü 1 gün süreyle ara verilmiştir." ifadelerini kullandı.

Şehide gözü yaşlı veda

Ağrı'da yaşanan askeri araç kazası sonucu şehit olan 25 yaşındaki Piyade Uzman Çavuş Yusuf Açay, memleketi Hatay'da kılınan cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlandı. Cenaze namazında ve askeri törende ise şehidin annesi ve kız kardeşleri gözyaşlarına hakim olamadılar

25.03.2026 16:13:00 / Güncelleme: 25.03.2026 16:16:08
İhlas Haber Ajansı
Şehide gözü yaşlı veda
Şehide gözü yaşlı veda
Geçtiğimiz gün Ağrı'da görev esnasında meydana gelen askeri araç kazasında şehit olan Yusuf Açay'ın şehadet haberi, askeri yetkililer tarafından sağlık ekipleri eşliğinde Kırıkhan ilçesine bağlı Demirkonak Mahallesi'nde yaşayan ailesine ulaştırılmıştı.

Acı haberin ardından şehidin baba ocağına Türk bayrağı asılırken, mahallede büyük üzüntü yaşandı. Şehidin yakınları ve komşuları eve akın ederken, baba evine Türk bayrağı asıldı. Şehit için öğle namazını müteakip Kırıkhan Şehitlik Kompleksi Camii'nde cenaze namazı kılındı. Cenaze namazının ardından Şehit Açay, Kırıkhan Şehitliği'nde düzenlenen askeri törenle defnedildi.

Şehidin son yolculuğuna uğurlandığı cenaze namazında annesi Emine Açay ve kız kardeşleri duygusal anlar yaşandı. Bekar olan 25 yaşındaki Açay'ın babasının 2003 yılında vefat ettiği ve yetim olduğu öğrenildi.

Ünlüler Adli Tıp Kurumu'na getirildi

Uyuşturucu soruşturması kapsamında gözaltına alınan ünlü isimler saç ve kan örnekleri alınmak üzere Adli Tıp Kurumu'na getirildi

25.03.2026 16:09:00
İhlas Haber Ajansı
Ünlüler Adli Tıp Kurumu'na getirildi
Ünlüler Adli Tıp Kurumu'na getirildi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen uyuşturucu soruşturmasının son dalgası kapsamında Narkotik Şube ekiplerince aralarında Galatasaray Eski Başkanı Burak Elmas, model Didem Soydan, iş insanı Hakan Sabancı, Kerim Sabancı, ve sunucu Güzide Duran'ın da aralarında bulunduğu 14 kişi gözaltına alınmıştı.

Ünlüler polis ekipleri tarafından saç ve kan örnekleri alınmak üzere Adli Tıp Kurumu'na getirildi.

Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesini tehdit eden şüpheli tutuklandı

Kadıköy'de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine yönelik tehdit içerikli paylaşımlar yapan şüpheli tutuklandı

25.03.2026 15:35:00
İHA
Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesini tehdit eden şüpheli tutuklandı
Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesini tehdit eden şüpheli tutuklandı
Kadıköy'de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden 15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi'nin annesi Yasemin Akıncılar Minguzzi'ye tehdit içerikli mesajlar gönderen ve paylaşımlar yaptığı iddia edilen şahıs hakkında Asayiş Şube Müdürlüğü Gasp Büro Amirliği'ne müracaatta bulunulmuştu.

Yasemin Akıncılar Minguzzi'nin ihbarı sonrası Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmıştı. Yürütülen soruşturma kapsamında şüphelinin, acılı anneye yönelik sosyal medya üzerinden tehdit içerikli paylaşımlar yaptığı belirlenmişti.

Şüpheli tutuklandı

Başsavcılıkça verilen talimatla harekete geçen emniyet güçlerince kimlik bilgileri tespit edilen M.E.U., Yalova'da gözaltına alınmıştı. Şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi ve 'suç örgütlerinin isimlerini kullanarak tehditte bulunma' suçundan çıkarıldığı nöbetçi mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Tokat'ta Çekerek Irmağı taştı: Şeker pancarı ekimi durdu

Tokat'ın Yeşilyurt ilçesinde Çekerek Irmağı'nın taşması sonucu tarım arazileri sular altında kalırken, şeker pancarı ekimi için tarlalarına giremeyen çiftçiler yetkililerden çözüm bekliyor

25.03.2026 15:06:00 / Güncelleme: 25.03.2026 15:08:55
İHA
Tokat'ta Çekerek Irmağı taştı: Şeker pancarı ekimi durdu
Tokat'ta Çekerek Irmağı taştı: Şeker pancarı ekimi durdu
İlçeye bağlı Çıkrak Mahallesi'nde, kar sularının erimesi ve etkili olan yağışlar nedeniyle Çekerek Irmağı'nın debisi yükseldi. Irmak seviyesindeki artış sonucu çevredeki tarım arazileri su altında kaldı.



Bölgede özellikle pancar ekimi için hazırlık yapan çiftçiler, tarlaların sularla kaplanması nedeniyle ekim yapamaz hale geldi. Arazilerin büyük bölümünün çamur ve suyla dolu olduğu görülürken, üreticiler ekim sezonunun gecikmesinden endişe ediyor.



Mahalle sakinlerinden Arif İncebiz, "Pancar ekeceğimiz arazi ekim zamanımız gelmiştir. Tarlalarımız şu anda sular içerisindedir. Çaresiziz. Yetkililerden bu işe el atmalarını bekliyoruz. Aşırı yağışların yüksek gitmesi nedeniyle şu an arazimize giremiyoruz. Traktörlerimiz girdiği yerde çamurdan çıkamıyor" dedi.



Öte yandan, bölgede suyun ne zaman çekileceği belirsizliğini korurken, çiftçiler yetkililerden kalıcı çözüm talep ediyor.

Nevruz etkinliğinde PKK propagandası yapan 9 şüpheli tutuklandı

İstanbul'da nevruz etkinliği sırasında PKK/KCK silahlı terör örgütü propagandasını yaptıkları iddiasıyla gözaltına alınan 9 şüpheli çıkarıldığı nöbetçi hakimlikçe tutuklandı

25.03.2026 15:01:00
İHA
Nevruz etkinliğinde PKK propagandası yapan 9 şüpheli tutuklandı
Nevruz etkinliğinde PKK propagandası yapan 9 şüpheli tutuklandı
İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ile istihbarat Şube Müdürlüğü birimleri tarafından, PKK/KCK-PYD/YPG silahlı terör örgütünün eylem ve faaliyetlerinin engellenmesi, örgüt mensuplarının yakalanmasına yönelik operasyon yapılmış, terör örgütüne yardım eden şüphelilerin katılımıyla düzenlenen "Nevruz" etkinliklerinde bazı kişilerin örgüt propagandası yaptıkları belirlenmişti.

Ardından İstanbul ve Kocaeli düzenlenen baskınlarda 38 şüpheli yakalanarak gözaltına alınmıştı. Bu kişilerin kaldığı adreslerde yapılan aramalarda, biri kurusıkıdan bozma 3 tabanca, 2 şarjör, bu silahlara ait 307 mermi, örgütsel flamalar, yasaklı yayınlar ile şahıslara ait dijital materyaller ele geçirilmiş, gözaltına alınan 38 şüpheli, sorgulanmak üzere İstanbul Terörle Mücadele Şubesine götürülmüştü.

Emniyete götürülen şüpheliler, işlemlerinin tamamlanmasının ardından Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na sevk edildi. 38 şüpheliden 9'u çıkarıldığı nöbetçi hakimlikçe tutuklanırken, 29 şüpheli ise adli kontrolle serbest bırakıldı.

Galatasaraylı futbolcu Metehan Baltacı hakkında tahliye kararı

Galatasaraylı futbolcu Metehan Baltacı, bahis ve şike iddiasıyla 13 yıla kadar hapis talebiyle hakim karşısına çıktı. Mahkeme, Baltacı'nın ilk duruşmada tahliyesine karar verdi. Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk kararın ardından yaptığı açıklamada, "Tahliye oldu, hepimiz çok mutluyuz" dedi

25.03.2026 14:35:00
İHA
Galatasaraylı futbolcu Metehan Baltacı hakkında tahliye kararı
Galatasaraylı futbolcu Metehan Baltacı hakkında tahliye kararı
Galatasaraylı futbolcu Metehan Baltacı'nın, bahis ve şike iddialarıyla 13 yıla kadar hapis talebiyle yargılanmasına başlandı. İstanbul 3.Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada tutuklu sanık Metehan Baltacı ve taraf avukatları hazır bulundu. Duruşmaya Baltacı'ya destek için Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, futbolcular Kazım Karataş, Doğan Alemdar ve Bertuğ Yıldırım da izleyici olarak katıldı.

Sanık avukatları müvekkilinin mahkemeden tahliyesini ve beraatını istedi

Duruşmada görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı, dosyanın esasa ilişkin mütalaa hazırlanması için tarafına gönderilmesine ve sanık Baltacı'nın tutuklulukta geçirdiği süreyi de dikkate alarak tahliyesine karar vermesini talep etti.

İlk duruşmada tahliye kararı

Ara kararını açıklayan mahkeme, sanık Metehan Baltacı'nın tutuklulukta geçirdiği süreyi de dikkate alarak tahliyesine karar verdi. Mahkeme, dosyanın mütalaasını hazırlaması için Cumhuriyet Savcısı'na gönderilmesine de hükmederek duruşmayı 12 Haziran tarihine erteledi. Duruşmanın ardından Okan Buruk, "Tahliye oldu, hepimiz çok mutluyuz" dedi.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, şüpheli Metehan Baltacı'nın 'bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılığa teşebbüs' ve 'şike ve teşvik primi' suçlarından 4 yıldan 13 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

İBB Davası'nın 10'uncu duruşması başladı

İBB Davasına ilişkin 107'si tutuklu, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere 407 sanığın yargılandığı davanın 10'uncu duruşması başladı

 

25.03.2026 10:52:00
Anadolu Ajansı
İBB Davası'nın 10'uncu duruşması başladı
İBB Davası'nın 10'uncu duruşması başladı

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkanı Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu'nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu 107 tutuklu sanık katıldı.

Bir kısım tutuksuz sanıklar ile avukatların da hazır bulunduğu duruşmada, bazı CHP'li milletvekilleri ve tutuklu sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan'ın çapraz sorgusuyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

Ayrıca iddianamede, 16 kişi "müşteki", 107'si tutuklu, 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar Türk lirası ve 24 milyon ABD doları, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", tutuklu sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş ile Adem Soytekin ve tutuksuz sanık Ertan Yıldız, başka suçtan tutuklu Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak, örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor. 

Uyuşturucu operasyonunda yeni dalga: Çok sayıda ünlü isime gözaltı kararı

Ünlülere yönelik uyuşturucu operasyonu kapsamında İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince eski Beşiktaş Başkanı ve İş İnsanı Fikret Orman gözaltına alındı. Soruşturma da Burak Elmas, Hakan Sabancı, Hande Erçel, Güzide Duran, Didem Soydan, Kerim Sabancı hakkında da gözaltı kararı olduğu öğrenildi

25.03.2026 03:20:00 / Güncelleme: 25.03.2026 07:08:50
Haber Merkezi
Uyuşturucu operasyonunda yeni dalga: Çok sayıda ünlü isime gözaltı kararı
Uyuşturucu operasyonunda yeni dalga: Çok sayıda ünlü isime gözaltı kararı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ünlülere yönelik yürüttüğü "uyuşturucu" soruşturması kapsamında Fikret Orman gözaltına alındı.

Aynı soruşturma kapsamında Burak Elmas, Hakan Sabancı, Hande Erçel, Güzide Duran, Didem Soydan, Kerim Sabancı hakkında gözaltı kararı verildi.


Gözaltına alınan bazı isimler sağlık kontrolünden geçirildi



Uyuşturucu soruşturması kapsamında son dalga operasyonunda gözaltına alınan isimlerden Burak Elmas ve Didem Soydan sağlık kontrolünden geçirildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen uyuşturucu soruşturmasının son dalgası kapsamında Narkotik Şube ekiplerince gözaltına alınan Galatasaray Eski Başkanı Burak Elmas ve oyuncu Didem Soydan sağlık kontrolünden geçirilmek üzere Kanuni Sultan Süleyman Hastanesi'ne getirildi.

Sağlık kontrolünün ardından gözaltına alınan isimler işlemlerinin yapılması için İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne götürüldü.
 




Fikret Orman gözaltına alındı


İstanbul'daki uyuşturucu ve fuhuş soruşturmasında iş insanı Fikret Orman gözaltına alındı.
 
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca "uyuşturucu madde imal ve ticareti", "uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırmak için özel yer, donanım veya malzeme sağlayan ve kullananların yakalanmalarını zorlaştıracak önlemler almak", "kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak", "uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak", "fuhşa teşvik ve aracılık etmek" suçlarından yürütülen soruşturmalar sürüyor.
 
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, soruşturma kapsamında Fikret Orman'ı gözaltına aldı.
 
Orman, işlemleri için emniyete götürüldü. 

Adalar halkı: 'Mağduruz, sesimizi duyan var mı?'

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde CHP ve AKP üyelerinin komisyonda karar verip UKOME'den oy birliği ile çıkardıkları bir karar ile Adalar'da yasal olan üç tekerlekli araçları yasakladılar, esnafı ve ada halkını mağdur ettiler

24.03.2026 20:22:00 / Güncelleme: 24.03.2026 20:24:12
Hasan Gündoğdu
Adalar halkı: 'Mağduruz, sesimizi duyan var mı?'
Adalar halkı: 'Mağduruz, sesimizi duyan var mı?'
Engelli ve yaşlılar, evi uzak noktada olanlar mağdur oldu. Esnafa ve halka 4 tekerlekli araç alacaksınız diye bir dayatma yaptılar.

Türkiye'nin her yerinde yasal olan bu araçlar Adalar'da neden yasak oldu bunun cevabını hiçbir kurum vermiyor. Yetkililer, yolda yakaladığı her aracı vatandaşın elinden alıyor ya yediemine gönderiyor ya da altından kalkılamayacak bir ceza yazıyor.



Heybeliada'da esnaflık yapan İsmail Kırca, yaşadıkları mağduriyetten şikayetçi oldu ve ada Adalar halkı adına tepkisini şu sözlerle ifade etti:

"400 bin 900 bin arası aracımızı elimizden alıyorlar. Ekonominin bu kadar kötü olduğu esnafın ve halkın kan ağladığı bir yerde bu araçları alacak gücümüz yok. Lütfen yetkililer, bizi yönetenler sesimizi duyun.

Ben üç defa dosya verdim trafik şubeye. Bana en ağır demir işi esnaf olarak sana araç yok diye telefon açtılar.

Burası muz cumhuriyeti mi? Neden bize yazılı cevap verilmiyor? Neden ret olundu?

Ayrıca ben kendim araştırdım, benim dosyadan iş yeri ruhsatım kaybolmuş. İki evrağa sahip olamayan kurum olur mu?

Bu konuda çok mağduruz halkın çoğunluğu çok kızgın ama iki siyasi partiye üyesi oldukları için açık açık eleştiremiyorlar ne yazık ki.

Sesimizi duyun."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.