HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 27 TEMMUZ 2021, SALI

Manda krizi

20.07.2001 00:00:00
IMF programının ekonomimize yönelik esasları somutlaştıkça, niyet mektuplarında verilen taahhütler günyüzüne çıktıkça, hepsinden de öte siyaset borsasındaki eski ve yeniyetme zevatın siluetleri netleştikçe, Türkiye'nin istikbali için Kuvay-ı Milliye anlayışı vazgeçilmez derecede önem kazanmaktadır.

Bu bakımdan Telekom meselesinin, şeker ve tütün tarımı ile ilgili yasal düzenlemelerin yanısıra hükümette yaşanan istifaları, sadece "koalisyonun bir iç meselesi" olarak görmeyi eksik buluyorum.

Gelişmeler anket aynasında

Doğru; partilerin, kendi ilkelerine ve yerleşik değerlerine aykırı biçimde kurmaylarını tek celsede, "harcama" olarak nitelenebilecek biçimde istifa ettirmeleri, "siyasi etik" bakımından tartışılabilir. Zaten son dönem anketlere yansıdığı üzere, partilerdeki taban kaybı ve sıfıra yanaşan oy oranları bunun en önemli göstergelerindendir. Toplum, iktidarıyla ve muhalefetiyle politikayı, topyekün sıfırlamıştır. Ancak "Milli bir duruş" beklediğini de ifade etmektedir.

Mandaya teşne olma

Burada asıl görülmesi gereken nokta, partilerden önce ülkenin düşürüldüğü "bağımlı konum" ve adeta "manda" görüntüsü veren hükümet etme anlayışıdır. Yüksel Yalova ve Enis Öksüz'ün istifalarında asıl irdelenmesi gereken boyut, işin bu yönüdür, "mandaya teşne olma" halet-i ruhiyesidir.

Koalisyon'un yönetim anlayışındaki bu son derece riskli boyut, IMF'nin ve Dünya Bankası'nin Telekom'daki yönetimi bahane ederek kredi dilimlerini askıya alarak Türk ekonomisini krize itmeleriyle açıkça ortaya çıktı. Bunu, halkımızın en az mürekkep yalamışı bile farketti. İnsanımız, adeta için için kendini yiyerek; "Bu kadar da olmaz kardeşim; paramız yoksa hamiyetimiz de mi yok!" diyerek Ankara'dakilere sitem etmektedir. Kemal Derviş'te odaklaşan "ithal" imajı, işte bu "mandacı"lığa telmihtir. IMF'nin, Türkiye'ye karşı son tavırları da bunu kuvvetlendirmiştir.

Parris'in yakın ilgisi

Koalisyondaki bu "riskli hükümet etme" tarzı, maalesef gün geçtikçe dozunu artırarak devam etmektedir. Başbakan Ecevit'in en basit meselelerde 'ABD Başkanı sayın Bush beni aradı' şeklindeki mutluluk çıkışlarının yanısıra yabancı misyon şeflerinin Ankara'yı su yoluna çevirmeleri de elbette önemlidir.

Hafta başında Türkiye'ye gelen Washington'un eski Ankara Büyükelçisi Mark Parris'in, ayağının tozuyla Kamhi, Koç ve Alaton gibi isimlerle buluştuktan sonra Ankara'nın yolunu tutması, böyle bir süreçte ister istemez dikkat çekmektedir. Toplum, bu ilgiyi hayra yormamaktadır. Pek yakın geçmişe kadar Güneydoğumuza ve şimdilerin yeniyetme siyasetçilerine oldukça "yakın ilgisi" bulunan Parris'in, Ecevit ve Bahçeli ile görüşmesinde ısrarla "kurtuluşun ancak ve ancak Derviş'e el verilmesiyle mümkün olduğu"nu vurguladığının dışa yansıması ve birbirine çok yakın zaman diliminde sayın Öksüz'ün istifa ettirilmesi elbette dikkat çekecektir.

Bu bakımdan toplum, krizi ekonomik değil, adını koymakta zorlansa da "manda krizi" olarak algılamaktadır. Piyasalar da bunu, "siyasi kriz" olarak niteleyerek, ağzı olan konuştukça devlet gemisi dalgalanmakta; bu arada sırra vakıf olan üç-beş grup da IMF'den gelip borsaya veya bankalara konan malı götürmektedir.

Parti başkanları ve kurmayları, kendilerini biraz da bu "mandacı ruh" yönünden sorgulamalıdırlar.

Sıkıntı değişim çizelgesi

Ülkenin sadece ekonomik değil, ekonomi bahanesiyle "böyle bir siyasi sürece sokulması" öncelikle ele alınması gereken tablodur. Çünkü bugün IMF'nin dayatmalarını sindiren siyasi anlayış, AB'nin dayatmalarını da 'baş üstüne' diye karşılayacaktır. Evet, belki sıkıntılarımız, dün iç asayış, bugün ekonomik, yarın siyasi, öbür gün askeri... vs düzende nöbet değişimine girecektir. Ama böyle bir yöntemle ülkemizin başının dertten kurtulması mümkün değildir. İşbaşındaki siyasilerin kilitlendiği derman bir yana, başımızdaki dertlerin bile inisiyatifi başkalarının elinde; acı olan bu.

Bu döngüden kurtulmanın tek yolu vardır; o da Kuvay-ı Milliye ruhuyla samimiyetle donanmak.

Prof. Dr. Haydar Baş Beyin sadece ekonomik alandaki kalkınma projeleri değil, bu cümleden olarak milletimizin kendi benliğine kavuşturulması noktasında yaptığı teklifler son derece dikkatle izlenmektedir. Millet, bu sese kulak vermekte; bu ses benim sesimdir, demektedir. Zira arka arkaya yaşanan ekonomik krizler, doğru, belki milletin parasını alıp götürmüştür fakat hamiyetini asla. Ancak böyle bir hamiyetle donanmış insanlar, hem ekonomik, hem siyasi, hem de sair problemlerin altından kalkabilir. Gerisi macera.
 
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.