logo
20 MART 2026


Gerçek vatanseverlik

11.03.2026 00:00:00
200 yıldır hiç yenilmeyen İngiliz donanmasına karşı 18 Mart 1916'da yüce Türk milleti 251 bin 309 nefer şehit vererek Çanakkale geçilmez demiştir. Çanakkale zaferinin üzerinden henüz üç yıl bile geçmeden padişahın fermanı ile 13 Kasım 1918'de 22 İngiliz, 12 Fransız, 17 İtalyan, 4 Yunan gemisi ve 6 denizaltıdan oluşan 61 parçalık İtilaf donanması Boğaz'a girerek İstanbul'u işgal etmiştir.

13 Kasım 1918'de İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan donanmalarından oluşan 61 parçalık bir işgal gücünün Çanakkale Boğazı'ndan elini kolunu sallayarak geçip İstanbul Boğazı'na girmesi Türk insanını derin bir yasa boğmuştur. Çünkü daha yaklaşık 3 yıl önce Türk insanı, bu işgal donanması bu boğazlara girmesin diye Çanakkale Savaşı'nda varını yoğunu ortaya koymuş, 241.000'den fazla şehit vermiş ve düşman donanmasının Çanakkale Boğazı'nı geçmesine engel olmuştu. Ama şimdi, bu büyük direnişten sadece 3 yıl sonra düşman donanması güle oynaya İstanbul'a geliyordu.

Kuvay-ı Milliye hareketlerinden rahatsız olan İngilizler, Vahdettin'den direnişleri, 21 Nisan 1919 tarihli bir notayla durdurmasını istemiştir. Vahdettin de İngilizlerin bu isteğini yerine getirmiştir. Nitekim Atatürk İngiliz vizesiyle Anadolu'ya geçmiştir bu çetelerin işine son verilmesini istedi. Vahdettin Atatürk'ü "Kurtuluş Savaşı'nı başlatması için değil de, tam tersine başlamış olan yerel direnişleri sonlandırması, Mondros Ateşkes Antlaşması'na uygun olarak dağıtılmamış orduları dağıtması, silahları toplaması için Anadolu'ya göndermiştir. Atatürk, Anadolu'ya geçip Vahdettin'in kendisine verdiği görevin (9. Ordu Müfettişliği: Orduları dağıtma, silahları toplama, asayişi sağlama) tam tersine Kurtuluş Savaşı'nı başlatır başlatmaz Vahdettin Atatürk'ü İstanbul'a geri çağırmış, Atatürk gelmeyince onu görevden almış, bu yüzden Atatürk askerlikten istifa edip sine-i millete dönmüştür.

Vahdettin, Kurtuluş Savaşı sırasında ülkenin bütün yönetimini fiili olarak İngilizlere bırakmıştır, İngilizlerin işini kolaylaştırmıştır. İngilizlerle yaptığı gizli görüşmelerde Atatürk'e hakaretler ederek Atatürk'ün ortadan kaldırılmasını istemiştir. Vahdettin, Türkiye'nin yönetimini 15 yılığına İngilizlere bırakan bir anlaşma imzalamıştır. Vahdettin, Kurtuluş Savaşı yazışmalarını çaldırıp İngilizlere teslim etmiştir. Vahdettin, İngilizlerin isteği doğrultusunda Atatürk'ü TBMM içinde yapılacak bir darbeyle devirmek için Kazım Karabekir, Rauf Orbay gibi Atatürk'ün yakın silah arkadaşlarıyla temas kurup, onları Atatürk'e karşı kışkırtmıştır. Bu kışkırtma kısmen sonuç vermiştir.

Vahdettin, Saltanat Şûrası kurup, Türkiye'yi parçalayan Sevr Antlaşması'nı imzalatmayı kabul etmiş, bu şûrada Vahdettin dahil bütün Osmanlı yöneticileri Sevr'e "evet" demiş, bir tek Topçu Feriki Ali Rıza Paşa "hayır" demiştir. Kurduğu bir heyete, Anadolu'da Türklere sadece iç Anadolu'da birkaç ilde yaşama hakkı tanıyan Anadolu'yu Kürdistan, Ermenistan, İyonya bölgesi diye parçalara bölen, kapitülasyonları ağırlaştıran idam fermanını Sevr Antlaşması'nı imzalatmıştır.

Vahdettin, Atatürk'ün idam fermanını imzalamıştır. Mustafa Kemal Atatürk hiçbir zaman tek adam olmadı, tek adamlık peşinde koşmadı. Kurtuluş Savaşını meclisten idare etti. Tek adamlık yetki istemedi. Kurduğu Cumhuriyet bugüne kadar demokrasi ile yönetildi.

Günümüze gelecek olursak; ülke her yönden sıkıntının içerisindedir. Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli, sosyal devlet milli devlet projeleri ile dünyada 4 milyar insana ışık tutmaktadır. Dağılmış artık toparlanmaz sanılan Rusya'nın can simidi olarak sarıldığı Milli Ekonomi Modeli Rusya'yı dünyanın süper gücü yapmıştır. 

Milletin birliği için Ehl-i Beyt sempozyumları yaparak külliyatını yazan, "Atatürk Vatandır" sempozyumlarını yaparak, "Hoş Geldin Atatürk" eserini yazarak bize gerçek Atatürk'ü anlatan Prof. Dr. Haydar Baş'ı baş tacı etmek her Türk vatandaşının milli ve manevi borcudur.

Geçen ay BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın katkılarıyla 11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi gerçekleşti.

Avusturya'nın Başkenti Viyana 11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresine ev sahipliği yaptı.

Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli iki gün süren kongrede 9 ayrı oturumla masaya yatırıldı. Viyana Teknik Üniversite'sinde 7-8 Şubat tarihlerinde gerçekleştirilen 11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresine 21 ülkeden 50'den fazla bilim adamı ve akademisyen katıldı.

BTP lideri Hüseyin Baş, Viyana'da düzenlenen 11. MEM Kongresi'nde konuştu: "Savaşlar bir talihsizlik değil; rezerv para saltanatı sürsün diye…"

Bugün dünyanın neresine bakarsanız bakın ister kavrulan topraklara ister patlayan bombalara, isterse mülteci akınlarına... Gördüğünüz tüm bu felaketlerin tek bir ortak sicil kaydı vardır: Sömürgeci ekonomi sistemi! Savaşlar bir talihsizlik değil; rezerv para saltanatı sürsün diye çıkarılan planlı cinayetler! Güvenlik sorunları bir tesadüf değil; ekmeği adil bölüşemeyenlerin, huzuru silahta arama zavallılığıdır! Bugün dünyada yaşananlar tek kutuplu bir dünya düzeninin baskı ve korku politikalarıyla ayakta tutulma çabasının sonuçlarıdır. Bu tiyatronun elbet bir gün sona ereceği beklenen bir şeydi. Ama artık o beklenen günün şafağındayız. Yangını başlatanın bu modelin sahibi, Prof. Dr. Haydar Baş olduğunu hatırlatmak gerekir.

Prof. Dr. Haydar Baş bu oyunu bozdu ve haykırdı: 'İnsanın ihtiyaçları sınırlıdır, sınırsız olan kapitalizmin doymak bilmeyen ihtiraslarıdır!' Şimdi buradan o küresel sisteme, o bir avuç seçkine soruyorum: Siz nasıl bir sistem kurdunuz ki; bir avuç elitin, bir avuç güç sahibinin ucu bucağı olmayan, 'sınırsız' ihtiraslarını doyurmak için milyarlarca insanı açlığa mahkûm ettiniz? Bir ekonomik sistem, üç-beş kişinin şahsi servetine servet katmak için, koca bir insanlığı çöpe atmaya nasıl cüret edebilir? Sizin 'sınırsız ihtiyaç' dediğiniz şey, aslında sömürüye uydurduğunuz kılıftır!

Bugün BRICS ülkelerinin Prof. Dr. Haydar Baş'ın 'Milli Paralar' teziyle başlattığı hareket bu sömürü çarkına bir başkaldırıdır. Rusya, Hindistan, Çin ve Brezilya gibi ülkelerin ticarette doları dışlayarak "Milli Paralarla Ticaret" tezine yönelmeleri, MEM' in küresel başarısıdır. Rusya'nın 2025 yılına gelindiğinde dış borç yükünü %58 oranında azaltması ve Çin ile yaptığı ticaretin %95'ini milli paralarla gerçekleştirmesi, modelimizin başarısının ampirik kanıtıdır. Doların bir ekonomik silaha dönüştüğü bu çağda, milli paralarla ticaret yapmak artık bir tercih değil, milli varlığı korumak adına bir zorunluluktur. Ülkeler birbiri arasında yapacakları ticaretlerde Amerikan dolarını değil kendi milli ve egemen paralarını kullanmalı ve böylelikle her bir kuruş ticaret için küresel bir çeteye borçlanmamalıdır.

Kısaca ülkemizde vatansever, ülkesini refahı için, milli ve manevi değerlerine sahip çıkarak ülke sorunlarını çözmek için proje üreten tek parti Bağımsız Türkiye Partisidir. Partinin genç Genel Başkanı Hüseyin Baş "MEM Bağımsız Türkiye Partisi'nin ekonomi programıdır. Başka hiçbir partinin böyle bir programı yoktur" dedi. Halkı bu belirsiz günü birlik, istikrarsız ekonomi derdinden kurtaracak modele sahip Bağımsız Türkiye Partisi'ne kendi geleceği için artık insanların sahip çıkması şart olmuştur.
 
Gökhan Demir / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.