logo
22 MART 2026


MEDYA KAZANI

18.12.2003 00:00:00
CIA-Saddam dansı Bölüm: 2SADDAM: ABD'nin Kürtler'i ayaklandırması yüzünden İran Şahı ile anlaşmak ve Şattü'l Arap su yolunu İran'a bırakmak zorunda kalmıştık. Fakat ABD, 1972'de petrolü millileştirmeye girişen General El Bekir'e pek güvenmiyordu. Güven kazanmak için 1978'de komünistleri hükümet ortaklığından uzaklaştırdık ve hem onlara karşı, hem Baas içi temizlik başlattık. Özellikle 31 idamla Washington'a bir nevi selam gönderdik.

- SORU: ABD anlayış göstermeye başladı mı?

SADDAM: Hemen değil. Kendime general unvanı vermiştim ve artık El Bekir'i tasfiye edip başa geçmek istiyordum. Fakat partide bunu istemeyenler vardı. O sırada İran Devrimi ilaç gibi geldi.

- SORU: Nasıl yani?

SADDAM: 1979'da İran'da ABD yanlısı Şah devrildi, İslamcılar ve sonradan temizleyecekleri komünistler iktidara yürüdü. ABD paniğe kapıldı. Bu fırtına bana yaradı. El Bekir'i devirdim, başa geçtim ve muhtemel muhalifleri ortadan kaldırdım.

- SORU: ABD'nin tepkisi ne oldu?

SADDAM: Hiç. Teşvik desem yalan olmaz. ABD'nin İran'ı kaybına karşılık ben bölgede, petrol açısından yeni kapı açmış oldum. Zaten ABD'de Sovyet paranoyası vardı. İran'ın da Sovyetler'e yaklaşacağını düşünüyorlardı. Ayrıca, Irak'ta Şiiler'in de İran'ı izlemesinden korkmuşlardı.

- SORU: Ne yaptılar?

İran'a savaşı açtıran ABD'li

SADDAM: ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Brzezinski, 5 yıl önce İran'a vermemiz için zorladıkları Şattü'l Arap'ı geri almamız için İran'a saldırmaya teşvik etti. 17 Eylül 1980'de anlaşmayı tanımadığımızı ilan ettim. Ardından saldırdık.

- SORU: Silahlarınız nereden geliyordu?

SADDAM: (Kahkaha atarak) Komikti. Bizde Sovyet yapımı, İran'da ise Şah'tan kalma ABD silahları vardı. Oysa, biz şimdi ABD'ye yakın oluvermiştik. Fakat Irak hala ABD'nin "terörizmi destekleyen ülkeler" listesindeydi.

- SORU: Bu durum değişti mi?

SADDAM: Hem de nasıl. Başkan Reagan 1982'de bizi terör listesinden çıkarttı. Tam savaş aleyhimize geliştiği sırada. ABD yardımı ve silah ithalatımız resmen başladı. Hatta, Reagan'ın özel temsilcisi bana bir çift altın kovboy mahmuzu getirdi, Başkan'dan hediye.

- SORU: Kimdi temsilci?

SADDAM: Donald Rumsfeld (gülüyor).

- SORU: Yani?

SADDAM: Yanisi şu; şimdi beni yakalatan ABD Savunma Bakanı'nın ta kendisi. Bağdat'a geldi, bana "Mistır Prezidınt-Sayın Başkan" diye iltifat yağdırdı. Bir yıl sonra yine geldi zaten. Bizim Tarık Aziz'le görüştü.

- SORU: O sırada İran'a karşı kimyasal silah kullandığınız doğru mu?

SADDAM: Vallah doğru. İşin tuhafı, ABD Dışişleri de tespit etmişti kimyasal kullandığımızı. Birleşmiş Milletler de. Ama ABD yönetimi hasıraltı etti. Şimdi Irak'ta kimyasal silah aratan Rumsfeld'in ikinci gelişi bu tespitlerden bir hafta sonradır. Tarık Aziz de Washington'a gitti. Reagan Beyaz Saray'da kabul etti. İkisinin baş başa, şömine önündeki fotoğrafı Beyaz Saray arşivinde bulunur.

- SORU: Kimyasal silahı kendiniz mi üretiyordunuz?

SADDAM: Nasıl becerelim! En fazla montaj yapıyorduk. Çoğu malzeme ABD Tarım Bakanlığı izniyle geldi. Maryland'da bir firma biyolojik silah malzemesi sağlıyordu. Almanlar'dan, Fransızlar'dan, İngilizler'den de alıyorduk. Hem malzeme, hem işin tekniğini. İngiliz kamu firması Porton Down şarbon sağlamıştı. ABD Export-Import bankası da finanse ediyordu bizi.

- SORU: Başka destek oldu mu?

SADDAM: İlginç olan, ABD yönetimi, Kongre'den gizleyerek İran'a da silah satıp parasını Nikaragua yönetimini devirmek için örgütlediği kontr-gerillalara aktarıyordu. Kissinger, "En iyisi birbirlerini öldürmeleri" demişti. Bir kıyak daha yaptılar. CIA, Suudi Awacs'larından aldığı İran istihbaratını bize verdi. Şubat 1988'de CIA ve ABD Savunma İstihbaratı İran radarlarını üç gün körleştirdi ve biz Fao Adası'na saldırdık o sayede. Bitkinim.

Umur Talu'nun notu: Sorgu hayali, cevaplar ise pek açık edilmeyen tarihi kayıtlardır."



Saddam'da da şüphe var!Aslında Sabah gazetesi doğru bir konuya parmak basmış. Ama Amerikan gazetesi kokusu verdiğinden, Saddam'ın yakalandığına tam olarak inanıyor. Biz ise acaba diyoruz? Yüzde bir ihtimal olsa bile...

Bunca "devletlunun" açıklamasına rağmen, niye şüpheleniyoruz? Çünkü Saddam'ın 10'a yakın dublörünün olduğu çok iyi biliniyor. Hatta bu dublörlerden biri metresiyle bile yatmış. Yani Saddam'a o kadar benziyor ki, metresi bile "sahte Saddam'ı" tanıyamamış. Metresinin bile ayırt edemediği "dublör Saddam'ı", Saddam ile sadece yüzyüze görüşen görüşen Amerikan ajanı Tarık Aziz nasıl bir çırpıda teşhis etsin?

DNA testi yapıldı, diyeceksiniz? Kim yaptı? ABD. Peki ABD'nin "dünyayı kandırmak için" Pentagon içinde "haberleri çarpıtmak amacıyla" özel bir birim olşturduğunu biliyor musunuz? Daha doğrusu ABD mahreçli haberlere ne kadar güveniyorsunuz? Ben bu tarz haberlerden kuşkulanıyorum. Nitekim Başkan Bush'un Irak'ı işgal için gerekçe gösterdiği "kitle imha silahları" bahanesi fos çıktı. Demek ki, en hayati konularda bile yalan söyleyebilen bir Amerika, Saddam konusunda neden söylemesin ki!

Yine de haber bombardımanının ne kadar sakat unsurla dolu olduğunu örneklerle aktaralım:

1-Saddam'ın uyuduğu söylenmişti, yalanlandımse sormadı.

2- Takma sakallıydı, birden tıraş oldu!

3- Dış basında ilk gün Saddam'ın uzun süredir saklandığı sığınağında olduğuna dair haberler yayınlandı. Ancak Washington Post gazetesi önceki gün Saddam'ın olaydan yalnızca 2 saat önce sığınağa geldiğini yazdı.

4- ABD'li yetkililere göre Saddam, sığınağında içeri giren askerlerce ele geçirilmişti. Askerler, 2 gün sonra bölgeyi gazetecilere gösterince, sığınağa ancak bir insanın girebileceği görüldü. Açıklama değişti Saddam "Müzakere edeceğim" diyerek teslim oldu.

5- Az kalsın Saddam'ı bombalıyorlarmış: Savunma stratejilerini bilen bilir. Bir asker, karanlık bir kuyu ya da mağaraya operasyon düzenleyecekse, başını uzatıp içeri "Kimse var mı?" diye bağırmaz! Düşman etkisiz kalsın diye ya içeri gözyaşartıcı bomba atılır ya da gaz sıkılır. İstihbarat geldiğine göre, ABD askerleri Saddam'ın, yani düşmanın saklandığını biliyordu. Haber siteleri, içeri gaz verilmeden Saddam'ın nasıl çıktığını sorgulayınca, açıklama Albay James Hickley'den geldi Askerlerimiz tam bombayı atıyordu ki, Saddam'ın ellerini gördük...

6- Saddam işbirliği yapıyor mu yoksa...

İlk açıklama Sanchez'den Pazar sabahı geldi Saddam işbirliği yapıyor... Iraklılar da ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld de tersini iddia etti. Irak'taki bir albay ise "İki militanın sorgusu sayesinde yakaladık" dedi.

7- Küçücük sığınakta haşare öldürme ilaçları! Saddam'ın yattığı sığınağın önce bir insanın girebilecek kadar küçük olduğu açıklandı. Hemen ardından yanında bir silah ve 100'erli banknotlar halinde 750 bin doların bulunduğu dev çanta olduğu söylendi. Washington Post, Saddam'ın pislik içinde yattığını belirtmek için şöyle yazdı Sığınakta Raid marka haşare ilacı vardı... Yani Saddam, küçük bir vantilatör sistemi kurduğu yerde sinek gördüğünde Raid'i sıkıyordu. Ve ölmüyordu...

8- Saddam sığınağına girmeden önce barakada ne yapıyordu sizce?.. Bir ABD gazetesine göre, Dostoyevski'nin "Suç ve Ceza" kitabını okuyordu. Çünkü barakayı gezen muhabir, bu kitabı açık halde bulmuştu... Yani Saddam 2 saatte kitap okudu, sığınağa uyumaya girdi, uyanıp teslim oldu...

9- 30 ayrı sığınağı daha var, yakında buluruz: Pazar gecesi konuşan bir ABD'li subay, Saddam'ın yakalandığı sığınak gibi 30 sığınak daha yaptırdığını, devrik liderin sistematik olarak 3-4 saatte bir sığınaklarda gizlendiğini söyledi. ABD sonra bu 29 sığınağı göstermedi.

Görüldüğü gibi baştan aşağı mizansen... Ne kadar daha delil istiyorsunuz?

Hükümet Denktaş'ı istemiyorTercüman'dan Cengiz Çandar, epey sayıda gerekçe göstererek, hükümetin KKTC cumhurbaşkanı Rauf denktaş'ı istemediğini yazıyor. İşte Çandar'ın gerekçeleri:

"1. Başbakan Tayyip Erdoğan, seçim sonuçlarının 'statüko'nun devamını öngörmediği kanısında ve 'etmemesi gerektiği' görüşünde.

2. Dolayısıyla, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Kıbrıs sorununa ilişkin bundan sonra nasıl hareket edilmesi gerektiğine ilişkin anlayışı, Rauf Denktaş ve Derviş Eroğlu'ndan ayrılıyor.

3. Denktaş ve Eroğlu, Kıbrıs'ta, dolayısıyla, 'eski' ve 'değişmesi gereken' siyasetlerin temsilcileri olarak algılanıyor.

'Yeni siyasetçiler' gereği de, Rauf Denktaş ve Derviş Eroğlu gibi 'eski siyasetçiler'in artık 'emekli'ye ayrılması gerektiğine işaret ediyor. Peki, KKTC seçimleri 'yeni siyasetçi'yi de ortaya çıkardı mı? Elbette. Derviş Eroğlu ile M.Ali Talat yer değiştirdiğine; biri 'düştüğü', diğeri yüzde 13'ten Tayyip Erdoğan'ın AKP'sinin geçen yıl aldığı yüzde 34'lük oy oranının bir puan üstüne, yüzde 35'e dek çıktığına göre 'yeni siyasetçiler'in M.Ali Talat ve onun gibiler olduğu apaçık ortada.

Peki, 25-25 ayrılmış bir KKTC parlamentosunda hükümet kurulabilir mi?

Tayyip Erdoğan, 'kurulacaktır' dedi. Ama, nasıl kurulacak?

Tüm 'parametreler', en (ve aslında tek) geçerli formülün CTP-BDH (Mustafa Akıncı)-DP (Serdar Denktaş) koalisyonu olduğunu belirliyor. Burada, 'anahtar', Serdar Denktaş. Serdar Denktaş, Rauf Denktaş'ın oğlu. Bu durumda, 'siyasi rüştü'nü ispatlamakla yüzyüze. Sadece 'babasının oğlu' mu; yoksa 'kendi kimliği olan bir siyasetçi' mi? Bunu ortaya koyabildiği takdirde, KKTC hükümet krizini atlatır."

Yalnızlık pek çok hastalığı tetikliyor


 
Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) 2025'te yayımladığı "Yalnızlıktan Sosyal Bağlantıya: Daha Sağlıklı Toplumlar İçin Bir Yol Haritası" başlıklı raporu, yalnızlığın küresel ölçekte yaygın bir sorun olduğunu ortaya koyuyor. 

21.03.2026 22:52:00
MURAT ÇORBACI
 Yalnızlık pek çok hastalığı tetikliyor
 Yalnızlık pek çok hastalığı tetikliyor

Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) 2025'te yayımladığı "Yalnızlıktan Sosyal Bağlantıya: Daha Sağlıklı Toplumlar İçin Bir Yol Haritası" başlıklı raporu, yalnızlığın küresel ölçekte yaygın bir sorun olduğunu ortaya koyuyor.

Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Oğuzhan Zahmacıoğlu, konuya ilişkin açıklamasında, yalnızlığın beyinde sürekli bir tehdit algısı oluşturduğunu belirterek, "Kortizol yükseliyor, bağışıklık sistemi baskılanıyor ve vücut uzun süreli bir stres hali içinde kalıyor" ifadelerini kullandı. Yalnızlığın sadece ruhsal bir durum olmadığını ifade eden Zahmacıoğlu, "Kalp hastalıkları, diyabet, demans ve erken ölüm riskini ciddi biçimde artırıyor. Yalnızlık beyinde sürekli bir tehdit algısı yaratıyor, kortizol yükseliyor, bağışıklık sistemi baskılanıyor ve vücut uzun süreli bir stres hali içinde kalıyor" değerlendirmelerinde bulundu.

Zahmacıoğlu, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinin tek kişilik hane sayısının 5.5 milyonu aştığını ortaya koyduğunu vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı: "Son 10 yılda yalnız yaşayanların sayısındaki artış yüzde 60'ın üzerinde. En yüksek oranlar İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde görülüyor. Bu artış, toplumsal dönüşümün kaçınılmaz bir sonucu. Bireyselleşme sosyal bağları zayıflatıyor. Yalnızlık artık istisna değil, gündelik hayatın bir parçası haline geliyor." Öte yandan araştırmalar, 18-25 yaş grubunda yalnızlık oranlarının bazı ülkelerde yüzde 60'a ulaştığını gösteriyor. Bu, 'kimsem yok' yalnızlığı değil, kalabalıklar içinde hissedilen anlaşılamama ve duygusal güvencesizlik."

İsrail'in gözü Anadolu'da


 
Çin-Kanada asıllı eğitimci, yorumcu ve Youtuber Ciang Şüeçin, "İsrail'in 'Büyük İsrail Projesi' adı verilen bir hedefi var. Haritanın tamamına bakıldığında bu, Anadolu'ya, Türkiye'nin güneyine ve hatta Suudi Arabistan'a kadar uzanıyor" dedi.

21.03.2026 22:43:00
Haber Merkezi/AA
İsrail'in gözü Anadolu'da
İsrail'in gözü Anadolu'da

Youtuber kimliğiyle ön plana çıkan eğitimci Ciang Şüeçin, ABD'li gazeteci Tucker Carlson'a verdiği mülakatta, ABD-İsrail'in İran'a yönelik saldırıları ve gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.

İsrail'in gözü Anadou'da

Söz konusu savaşın en çok "İsrail'in lehine olduğunu" söyleyen Ciang, "Çünkü İsrail'in 'Büyük İsrail Projesi' adı verilen bir hedefi var. Haritanın tamamına bakıldığında bu, Anadolu'ya, Türkiye'nin güneyine ve hatta Suudi Arabistan'a kadar uzanıyor" ifadelerini kullandı. Ciang, oyun teorisine göre İsrail'in "Büyük İsrail Projesi"ni gerçekleştirmesinin önündeki en büyük engelin İran değil ABD olduğunu savunarak, şu ifadeleri kullandı: "İsrail baskın hale gelirse, Orta Doğu'nun egemen gücü olur. ABD'yi denklemden çıkarmanın bir yolunu bulması gerekiyor. Ve açıkçası bu savaş, ABD'nin gücünün sınırlarını da ortaya koydu."

ABD halkı savaşı istemiyor

ABD halkının savaş istemediğini söyleyen Ciang, ne olursa olsun ABD'nin Orta Doğu'dan çekilmek zorunda kalma ve İsrail'in projesini gerçekleştirme ihtimalinin bulunduğunu dile getirdi.

ABD ordusu çok hantal

İsrail'in, ABD'yi Orta Doğu'dan çıkarabilmek için bu savaşa sürüklediği görüşünü paylaşan Carlson, İsrail'in bu hedefinde başarılı olup olmayacağını sordu. Ciang ise bu soruyu, "Savaşın gidişatına bakılırsa, bu plan işe yarayacak gibi görünüyor. Bunun nedeni ise ABD ordusunun yıllardır gerçek bir savaşta yer almamış olması" şeklinde yanıtladı.
İran'daki durumun 2003'teki Irak'tan çok daha farklı olduğunu vurgulayan Ciang, ABD ordusunun da bu savaşı istemediği değerlendirmesinde bulundu.

İran dronlarla devasa gemileri püskürttü

Ciang, ABD'nin "yıkıcı güce" sahip çok sayıda gemiyle İran'ı tehdit ettiğini ancak bu gemilerin dronların hedefi olmamak için İran'a çok yaklaşamadığını ve bu yüzden "işe yaramadığı"nı savundu. İran'ın 20 yıldan fazla süredir hazırlandığını ve ABD'nin hamlelerini bildiğini ifade eden Ciang, "ABD ordusu çok hantal ve İran ordusu kadar çevik ve dirençli değil." dedi.

İsrail rasyonel davranmıyor

ABD'nin İsrail'i kontrol altına almasının mümkün olup olmadığı sorusuna Ciang, İsrail'in "rasyonel" davranmadığı yanıtını verdi. Ciang, "İsrail'den gelen videolarda din insanları, savaşın Tel Aviv'i yerle bir etmesine rağmen iyi olduğunu çünkü bu sayede Mesih'in geleceğini söylüyorlar. İsrail'in en büyük baskı altında olduğunda ve varlığı tehdit edildiği zamanda Tanrı'nın müdahale edeceğine inanıyorlar" diye konuştu. Ciang, "Amerikalıların dörtte biri Evanjelik ve bu kişilerin çoğu da Hristiyan siyonist. Dolayısıyla, İsrail'in, Tanrı'nın planının gerçekleşmesi ve İsa'nın geri dönüşü için hayati bir öneme sahip olduğuna inanıyorlar." dedi. Milyonlarca üyesi olan "İsrail İçin Birleşen Hristiyanlar Örgütü"nü (CUFI) hatırlatan Ciang, "Bu kişiler, Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetlerini ve Orta Doğu'daki çatışmaların büyük kısmını finanse eden kişiler" ifadesini kullandı. Ciang ayrıca, "Hristiyan siyonizminin" ABD'de çok önemli bir siyasi güç olduğunu dile getirdi.

Ordu'da kıyıya insansız deniz aracı vurdu

Ordu'nun Ünye ilçesinde sahilde insansız deniz aracı (İDA) bulundu

21.03.2026 16:25:00 / Güncelleme: 21.03.2026 16:30:12
İHA
Ordu'da kıyıya insansız deniz aracı vurdu
Ordu'da kıyıya insansız deniz aracı vurdu
Olay, ilçeye bağlı Yüceler Mahallesi sahilinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, sahilde bir cismin bulunduğunu fark eden vatandaşların ihbarı üzerine bölgeye jandarma ekipleri sevk edildi.



Yapılan incelemede cismin insansız deniz aracı (İDA) olduğu değerlendirildi.



Bölgede jandarma ekipleri tarafından güvenlik önlemleri alınırken, çevre güvenlik çemberine alındı. Yapılacak detaylı incelemenin ardından İDA'nın yaklaşık 2 mil açığa çekilerek imha edileceği öğrenildi.



Olayla ilgili inceleme sürüyor.

Deprem şehitliğinde hüzünlü bayram

Kahramanmaraş'ta depremzede vatandaşlar, Ramazan Bayramı'nın ilk günü yakınlarının kabirlerini ziyaret etti

20.03.2026 14:55:00 / Güncelleme: 20.03.2026 14:58:15
İHA
Deprem şehitliğinde hüzünlü bayram
Deprem şehitliğinde hüzünlü bayram
Kahramanmaraş merkezli depremlerde hayatını kaybeden binlerce kişi, Dulkadiroğlu ilçesi Kapıçam Şehir Mezarlığı'na defnedilmişti. Ramazan Bayramı'nın birinci gününde depremzedeler, yakınlarının kabirlerini ziyaret etti. Vatandaşlar, sevdiklerinin mezarlarında Kur'an-ı Kerim okuyarak, dua etti. Bayramı yakınlarından ayrı geçirmenin acısını yaşayan depremzedeler, bu yıl da bayram sevincinin yerini derin bir hüzne bıraktığını dile getirdiler.



Sultan Güzel, depremde hayatını kaybeden kızını ziyarete geldiğini kaydederek, "Duygularımız acı ve acımız da taze. Böyle yaşamaya çalışıyoruz" dedi.



Depremde yakınını kaybeden İsmail Nacar, "Unutamıyoruz, aynı gün gibi 6 Şubat hiç geçmiyor. Allah rahmet eylesin" ifadelerini kullandı.

Hatice Nacar ise, "2 aylık gelindi kızım. Daha kınası elinde duruyordu rahmetli oldu. Onun yanına geldik. Allah rahmet eylesin" dedi.



Devlet Daşçal da depremde yakınlarını kaybettiğini söyleyerek, "Yanımda hissediyorum. Gelip gidiyoruz, dualarımızı yapıyoruz ne yapalım. Hepsine rahmet olsun" diye konuştu.

Esendere Sınır kapısı bu bayram sessizlik yaşıyor

ABD, İsrail ve İran arasındaki gerilimin tırmanması ve bölgede ilan edilen yas süreci, Hakkari'nin Yüksekova ilçesindeki Esendere Gümrük Kapısı'nda Ramazan Bayramı sessizliğine neden oldu

20.03.2026 14:52:00 / Güncelleme: 20.03.2026 14:55:10
İHA
Esendere Sınır kapısı bu bayram sessizlik yaşıyor
Esendere Sınır kapısı bu bayram sessizlik yaşıyor
Edinilen bilgiye göre, Orta Doğu'da tırmanan bölgesel gerilim ve güvenlik riskleri nedeniyle sınır hatlarında önlemler en üst seviyeye çıkarıldı.

İran tarafındaki Urmiye-Sero Gümrük Kapısı yetkililerinin aldığı kısıtlama kararının ardından, Yüksekova'da bulunan Esendere Gümrük Kapısı'nda yolcu trafiğinde düzenlemeye gidildi.



Günübirlik geçişlere kısıtlama getirildi



Güvenlik gerekçesiyle alınan karar kapsamında, sınır kapısında ticari araç geçişleri devam ederken, günübirlik yolcu geçişlerine kısıtlama getirildi. Mağduriyet yaşanmaması adına vatandaşların ülkelerine dönüşlerine ise kontrollü olarak izin veriliyor. Bu çerçevede, İran'da bulunan Türk vatandaşlarının Türkiye'ye girişine, Türkiye'de bulunan İran vatandaşlarının ise ülkelerine dönmelerine müsaade ediliyor.



"Bayramda sessizlik hakim"



Normal şartlarda Ramazan Bayramı dönemlerinde yoğun yolcu trafiğinin yaşandığı sınır hattı, bu yıl tarihinin en sakin günlerinden birini yaşıyor. Bölgedeki gerilimin yanı sıra İran tarafında ilan edilen 40 günlük yas nedeniyle sınırın karşı tarafına asılan dev siyah bayraklar dikkati çekiyor.
Hem güvenlik tedbirleri hem de yas süreci sebebiyle Esendere ve Sero gümrük kapıları, Ramazan Bayramı'nı sessizlik içerisinde geçiriyor.İHA

Diyanet İşleri Başkanı'ndan Ramazan Bayramı mesajı

Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş bayram mesajında, "Bayram günlerini birlik ve beraberliğimizi pekiştirmek, gönülden gönüle köprüler kurmak için bir fırsat olarak değerlendirelim" ifadelerini kllandı

20.03.2026 10:19:00
Anadolu Ajansı
Diyanet İşleri Başkanı'ndan Ramazan Bayramı mesajı
Diyanet İşleri Başkanı'ndan Ramazan Bayramı mesajı

Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş, "Bayramlar, kardeşlik bilincinin güçlendiği, muhabbet ve dayanışmanın çoğaldığı ve bizi biz yapan değerlerin hayat bulduğu bereketli zamanlardır. Bu sebeple bayram günlerini birlik ve beraberliğimizi pekiştirmek, gönülden gönüle köprüler kurmak için bir fırsat olarak değerlendirelim." ifadesini kullandı.

Arpaguş, Ramazan Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajında, zamanın insana emanet edilen en kıymetli hazine olduğunu belirtti.

Ömür sermayesi durmaksızın akıp giderken insanın bu yolculukta en büyük kazancının, vaktin değerini hakkıyla idrak edebilmesi ve onu en güzel şekilde değerlendirebilmesi olduğuna işaret eden Arpaguş, şunları kaydetti:

"Ramazan, bizlere vaktin önemini yeniden hatırlatan, hayatın geçici telaşları içinde yorulan kalplerimizi ibadet bilinciyle imar eden, iman, sabır ve şükür denkleminde yaşamayı öğreten ilahi bir mektep oldu. Bizler, oruç ibadetiyle açlık ve susuzluk karşısında sabrı öğrendik. Sahip olduklarımızın kıymetini daha iyi idrak ederek şükre yöneldik. Sahur ve iftar sofralarında kardeşliğimizi pekiştirdik. Camilerin manevi ikliminde huzur bulduk. Mukabele meclislerinde ilahi kelamın nuruyla ruhlarımızı aydınlattık. İtikafın deruni ikliminde iç dünyamızı yeniden inşa etme fırsatı bulduk. Zekat, sadaka ve infaklarımızla Rabb'imizin rızasını kazanmaya çalıştık. Bize yaşattıkları ve öğrettikleri ile ramazan ayı, hayatımızda silinmez izler bıraktı. Şimdi bizlere düşen, bu kutlu ayda elde ettiğimiz tüm güzellikleri hayatımızın tamamına yaymaktır. İman, ibadet ve iyilik yolunda attığımız adımları bundan sonra da büyük bir azim ve kararlılıkla devam ettirmektir. Zira kulluk, bir aya hasredilmeyecek kadar büyük, hayatın tamamını kuşatacak kadar uzun bir yolculuktur."

Arpaguş, Ramazan-ı Şerif'in ardından bayrama kavuşmanın huzur ve sevincini yaşadıklarını aktararak, bu kutlu vakte ulaşmayı lütfeden Allah'a hamdetti.

Bayramların, müminlerin sevinç ve neşe günleri olduğuna dikkati çeken Arpaguş, şu ifadeleri kullandı:

"Bayramlar, kardeşlik bilincinin güçlendiği, muhabbet ve dayanışmanın çoğaldığı ve bizi biz yapan değerlerin hayat bulduğu bereketli zamanlardır. Bu sebeple bayram günlerini birlik ve beraberliğimizi pekiştirmek, gönülden gönüle köprüler kurmak için bir fırsat olarak değerlendirelim. Kalplerimizi daraltan kırgınlıkları ve küskünlükleri bir kenara bırakıp gönüller kazanmaya, iyilikleri çoğaltmaya çalışalım. Bayram vesilesiyle başta aile büyüklerimiz olmak üzere eş, dost ve akrabalarımızı ziyaret ederek onların hayır dualarını alalım. Dar-ı bekaya irtihal eden yakınlarımızı rahmetle yad edelim. Bayram sevincinden mahrum kalan yetim, öksüz, garip, hasta ve yaşlıların da bayram sevinci yaşamalarına vesile olalım."

"Dayanışma ve yardımlaşma anlayışına her zamankinden daha çok ihtiyacımız var"

Arpaguş, gönül coğrafyasının pek çok yerinde Müslümanların bayram sevincine hasret kaldığını vurgulayarak, şu değerlendirmede bulundu:

"Filistin'de, Lübnan'da, Yemen'de, Sudan'da, Somali'de, İran'da ve dünyanın daha pek çok bölgesinde Müslümanlar, emperyalist güçlerin menfur emellerine kurban edilmektedir. Hak, hukuk, vicdan ve ahlak tanımayan odaklar tarafından binlerce insan hunharca katledilmektedir. Körpecik bebekler ömürlerinin baharında hayattan koparılmakta, masum insanlar yurtlarından edilmekte ve Müslümanlara hayat zindan edilmektedir. Dolayısıyla bugün İslam'ın kardeşlik bilincine, ümmet şuuruna, dayanışma ve yardımlaşma anlayışına her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Dünyanın neresinde olursa olsun mazlum kardeşlerimizin acılarına karşı daha duyarlı olmak zorundayız. Maddi ve manevi tüm imkanlarımızla onlara destek olmak mecburiyetindeyiz. Bilmeliyiz ki Ankara ile Tahran'ın, Kudüs ile Rabat'ın, Kahire ile Cakarta'nın, Riyad ile İslamabad'ın, Şam ile Saraybosna'nın kaderi birdir. İslam beldelerinde yaşanan bütün acılar bizim acımız, bütün sevinçler bizim sevincimizdir.

Bu mühim hakikati hakkıyla idrak edip Müslümanların vahdetine vesile olacak azmi kuşandığımızda elbette bayramlar gerçek anlamını bulacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle aziz milletimizin ve alemi İslam'ın Ramazan Bayramı'nı içtenlikle tebrik ediyorum. Bu mübarek günler vesilesiyle Müslümanlar arasında sevgi, kardeşlik, dostluk duygularının pekişmesini, İslam beldelerine barış, huzur ve güven ikliminin hakim olmasını yüce Rabb'imizden niyaz ediyorum." 

Antalya'da yangın faciası

Antalya'da bir konteynerde çıkan yangında anne ve 5 çocuğu hayatını kaybetti, 5 kişi de yaralandı

 

20.03.2026 10:04:00
Anadolu Ajansı
Antalya'da yangın faciası
Antalya'da yangın faciası

Antalya'nın Kepez ilçesinde bir konteynerde çıkan yangında anne ve 5 çocuğu hayatını kaybetti, 5 kişi de yaralandı.

Gaziler Mahallesi'nde yabancı uyruklu sera işçilerinin kaldığı konteynerde henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.

İhbar üzerine bölgeye polis, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi.

Yangın, ekiplerin müdahalesiyle söndürüldü.

Konteynerde yapılan incelemede, anne Leyla Elali Ahmed ile çocukları Muna Ahmed (9), Hayat Ahmed (7), Iman Ahmed (5), Fatma Ahmed (8), Mahmud Ahmed'in (4) öldüğü belirlendi.

Dumandan etkilenen Şevvah Ahmed (29), Mahmud Ahmed (53), Ahmed Ahmed (2), ismi öğrenilemeyen bir kişi ile işletme sahibi Rahman Genç (51) hastaneye kaldırıldı.

Öte yandan, yangında hayatını kaybeden anne Leyla Elali Ahmed'in, hamile olduğu öğrenildi.

Cenazeler, Antalya Adli Tıp Kurumu morguna götürüldü.

Ekiplerin olaya ilişkin incelemesi sürüyor.

Olayla ilgili 3 kişi gözaltına alındı

Antalya Valisi Hulusi Şahin, olay yerine giderek incelemede bulundu.

Burada gazetecilere açıklama yapan Şahin, bayram sabahına acı bir haberle uyandıklarını söyledi.

Kepez ilçesinde sera işçilerinin kaldığı konteynerlerde yangın çıktığını dile getiren Şahin, "3 konteyner alev alıyor ve burada 1 anne ile yaşları 4 ila 9 arasında değişen 5 çocuğu kaybettik. Hepsine Allah'tan rahmet diliyorum." dedi.

Olayda 5 yaralının da bulunduğunu anlatan Şahin, "Yaralılardan biri hayati tehlike kaydıyla takip ediliyor, diğerlerinin durumu iyi. 3 kişi gözaltına alındı. Soruşturmaya devam ediliyor. Milletimizin başı sağolsun, yaralılara acil şifalar diliyorum." diye konuştu.

Şahin, yaralıların 3 ayrı hastanede tedavilerinin yapıldığını bildirdi.

Yangının çıkış sebebinin araştırıldığını aktaran Şahin, "Sebebi de araştırıyoruz ama dışarıda bir soba var, orada bir mangal yapılmış. Herhalde söndürmeden yattılar, öyle anlaşılıyor. Ama şu an için net 'bu sebepten oldu' diyemeyiz. Detaylı araştırmayı itfaiye ekiplerimiz yapıyor." diye ifade etti.

Vali Şahin, Cumhuriyet savcısının adli soruşturmayı başlattığını ve sürecin devam ettiğini belirterek, yangının çıkış sebebinin İncelemeden sonra netleşeceğini dile getirdi. 

Bayram tatili yolunda feci kaza: 1 ölü, 4 yaralı

Bayram tatili için İstanbul'dan Kastamonu'nun Araç ilçesine gelen ailenin bulunduğu otomobilin şarampole uçması neticesinde meydana gelen kazada 1 kişi öldü, 4 kişi de yaralandı

19.03.2026 15:16:00
İhlas Haber Ajansı
Bayram tatili yolunda feci kaza: 1 ölü, 4 yaralı
Bayram tatili yolunda feci kaza: 1 ölü, 4 yaralı
Kaza, Kastamonu'nun Araç ilçesi İstanbul-Kastamonu kara yolu Karabük sınırında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Ramazan Bayramı'nı Kastamonu'nun Araç ilçesinde geçirmek için İstanbul'dan yola çıkan ailenin bulunduğu, Hasan Buğra Yütük (34) idaresindeki 34 EA 9253 plakalı otomobil, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi neticesine yoldan çıkarak yol kenarında bulunan şarampole uçtu.

Kazada araç sürücüsü ile yolculardan Kadriye Yütük (33), B.Y. (8) ve A.Y. (4) yaralandı. Araçta bulunan Satılmış Yütük (69) ise yaralı olmadığını belirterek, hastaneye gitmeyi kabul etmedi. Yaralılar, olay yerine sevk edilen ambulanslarla Karabük ve Kastamonu'daki hastanelere sevk edildi. Araçta bulunan 67 yaşındaki Dudu Yütük ise aracın altında kalarak olay yerinde hayatını kaybetti.

Cumhuriyet savcısının ve ekiplerin incelmesinin ardından ardından Dudu Yütük'ün cenazesi, Araç Devlet Hastanesi'nin morguna kaldırıldı. Kaza sonrası olay yerine gelen Yütük ailesinin yakınları fenalaştı. Ekipler, vatandaşları sakinleştirmeye çalıştı.

5 il için kuvvetli yağış uyarısı

Meteoroloji 15. Diyarbakır Bölge Müdürlüğü Tahmin ve Uyarı Merkezi Diyarbakır, Siirt, Şırnak, Batman ve Mardin illeri için kuvvetli yağış uyarısında bulundu

19.03.2026 14:47:00
İhlas Haber Ajansı
5 il için kuvvetli yağış uyarısı
5 il için kuvvetli yağış uyarısı
Meteorolojiden yapılan açıklamada yağışların 1500 metre üzeri bölgelerde karla karışık yağmur ve kar şeklinde görüleceğinin tahmin edildiği belirtildi.

Açıklamada, "Yapılan son değerlendirmelere göre; bölgemizde görülecek yağışların, bu gece ile yarın akşam saatleri arasında Diyarbakır, Siirt, Şırnak, Batman, Mardin'in doğu, ilçeleri olan Midyat, Ömerli, Dargeçit, Nusaybin, Savur'da yerel kuvvetli olması bekleniyor.

Yağışların, 1500 metre üzeri rakımlı kesimlerde karla karışık yağmur ve kar şeklinde görüleceği tahmin ediliyor. Kuvvetli yağışlara bağlı olarak sel, su baskını, yağış anında kuvvetli rüzgar, yüksek kesimlerde buzlanma ve don, tipi ile ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir" denildi.

TEM'de bayram yoğunluğu başladı

Ramazan Bayramı tatili için yola çıkan sürücüler TEM Otoyolu'nun Kocaeli geçişinde yoğunluk oluşturmaya başladı

19.03.2026 13:13:00 / Güncelleme: 19.03.2026 13:15:43
İHA
TEM'de bayram yoğunluğu başladı
TEM'de bayram yoğunluğu başladı
Özellikle Bekirdere Viyadüğü mevkisi Anadolu istikametinde araç sayısında belirgin bir artış gözlenirken, trafik akışı kesintisiz sağlanıyor. Güvenli ulaşım için bölgede denetimlerini artıran trafik ekipleri, güzergah boyunca radarla hız kontrolü yapıyor.

Emniyet şeridi ihlalleri, emniyet kemeri takılması ve seyir halindeyken cep telefonu kullanımı konularında denetimlerini sürdüren ekipler, sürücüleri kurallara uymaları yönünde ikaz ediyor.



Öte yandan yetkililer, güzergahta etkili olan yağış ve sis nedeniyle görüş mesafesinin yer yer düştüğünü belirterek, sürücüleri aşırı hız, uykusuzluk ve dikkatsizlik konularında dikkatli olmaları için uyarıyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.