logo
22 MART 2026


Savaşımız bugün başlamadı -2-

22.03.2026 00:00:00
(dünden devam ediyorum) "Hıristiyan dünyasının önde gelen isimlerinden Rahip Louis Massignon bu planlarını şöyle dile getiriyordu:

"Müslümanların her şeyini tahrif ve mahvettik. Dinleri, inançları, ahlakları, dine bakışları ve insani duyguları mahvoldu. Onların manevi değerlerini, batı medeniyeti potasında eriterek kendimize benzettik. İslamiyet'ten uzaklaştırdık."

İşte bu planlarla üç kıtada hüküm süren Osmanlı'nın dalları budanmış, elde Anadolu kalmıştı.

Entrikalarla Osmanlıyı 1. Dünya savaşına sokan Haçlı batı artık son darbeyi vurmak ve bin yıllık hedeflerine ulaşmak istiyordu.

Biz, Malazgirt'ten Anadolu'ya girip vatandan yapmıştık. Onlar ise Çanakkale'den girip, Anadolu'yu ele geçirmek istediler. 

 Biz, Malazgirt'te 50 bin kişi ile 200 kişilik Bizans ordusu yenmiştik. Onlar ise yedi düveli toplamış, zamanın en gelişmiş askeri teçhizat ve donanmaları ile gelmiştiler.

Akıl planında mağlup olacak taraf belliydi ama kader planında zafer çoktan yazılmıştı.

Osmanlı ordusunun komutanı bir Alman general idi. Ama ordu içerisinde mavi gözlü, sarı saçlı bir yarbay vardı. Ki, o Yarbay, Ehl-i Beyt soyundan bu milletin sevdalısı bir komutandı.

Alman generalin planlarının mağlubiyet getireceğini görmüş ve inisiyatif alarak Mehmetçiğimizi yeniden dizayn ederek Arıburnu, Anafartalar ve Conk Bayırı'nda Haçlı ordusuna mağlubiyeti bir daha tattırmıştı.

Mustafa Kemal'in, Çanakkale'deki zaferi iman, akıl ve cesaretin zaferiydi. Çanakkale'de her 'Mehmetçiğin' elinde adeta bir 'Zülfikar' vardı.

Kendileri, 'Ali' değildi. Ama kalpleri, Ali için Ali'nin Peygamberi için Ali'nin Rabbi için atıyordu.   

Prof. Dr. Haydar Baş Hocamın dediği gibi 'Çanakkale Geçilmez' dedirten o ruh, Allah ile askerin kurduğu bağdı. Türküyle, Kürdüyle, Çerkeziyle, Boşnağıyla, Arabıyla, Alevisiyle ve Sünnisiyle Türk Milletinin tek bilek, tek yürek olduğu zaman karşısında hiçbir gücün duramayacağının ispatıdır Çanakkale. Belki de hiçbir savaşta bu kadar olağanüstü hal ve manevi himmet hissedilmemiştir'.

Yerli ve yabancı tarihçiler eserlerinde, Çanakkale'de yaşanan binlerce olağanüstü olayları, fedakarlıkları anlatır, vefa örneklerine yer verirler.

Mustafa Kemal'e yer vermeyen bir tane bile batılı tarihçi yoktur. Tarihçisi de, siyasetçisi de, askeri de Mustafa Kemal'e hayranlıklarını açıkça ifade ederler. Bizdeki Ebu Süfyan, Muaviye kafalılar ise o büyük insandan kaçarlar.

Çanakkale, 2. Bedir Savaşıdır, dersek hiçte abartmış olmayız. Çünkü bizzat Resulullah (sav) Çanakkale'ye teşrif etmiş. Bu milleti ve bu millet şahsında dinini savunmuştu. Bu savaşta Allah-u Teâlâ, meleklerini bu millete yardım için göndermiştir. Bu savaşta evliyauallah hazır bulunmuştur.

Bizlere (Türklere) inanmayanlar, İngiliz komutanların hayret ve dehşete düşerek yazdıkları anılarına ve Osmanlı ordusunu komuta eden Alman General Liman von Sanders'in Çanakkale anılarına bakabilirler.

Yedi düveli toplayan Haçlı Batı, Çanakkale'yi askeri olarak geçememişti. Ama üç yıl sonra ellerini, kollarını sallayarak İstanbul'a gelip, şanlı bayrağımızı indirip, kendi bayraklarını çekmiştiler.

İstanbul Hükümeti ile oturup adına Mondros, Sevr dedikleri anlaşmalarla Anadolu'yu pay etmiştiler.

Ama iman ehli için bu kabul edilemezdi. Mustafa Kemal'de kabul etmedi. 19 Mayıs'ta başlattığı 'tam bağımsız Türkiye' hareketi ile Sevr'i, Mondros'u yırtıp, attı.

3 yıl süren mücadelesi sonrası tarihe, 'Anadolu Türklerindir, Türkiye Türklerindir' hakikatini bir kez daha perçinledi.

Ama Haçlı-Siyonist zihniyet Anadolu'yu işgal edip, Türk Milletini prangalayamadı ama dün Osmanlının hakimiyetindeki Afrika ve Ortadoğu'da onlarca devlet kurup, başlarına kendilerine sadık kişileri koyarak manda haline getirdiler.

Haçlı zihniyet iş başına getirdiği krallar, şeyhler, emirler eliyle hem İslam coğrafyasını sömürdüler hem de bu kişiler ve öne çıkan dini kişilerle kendilerine göre bir İslam inancı geliştirdiler.

Haçlı batı, Türk Milleti ve Anadolu emellerinden hiç vazgeçmedi. Çünkü hak-batıl savaşı kıyamete kadar süresi vardı. Yine aynı taktikle geldiler.

İngiliz menşei sözde tarikatlar ile geldiler. 'Kafir Atatürk' fitnesini yaydılar. Komünizmi tehdit gösterip NATO ile geldiler. Said Nursi ile Fethullah Gülen ile geldiler. Sünnü, alevi, Şii, Caferi, başlıkları ile geldiler.

Serbest piyasa ekonomisi ile geldiler. Yabancı sermaye başlığında geldiler. Özelleştirme ile geldiler.

Türk, Kürt, Laz, Çerkez, özgürlük, barış, demokrasi, halkların kardeşliği, ayrı dilde eğitim, eyalet sistemi, başkanlık sistemi vs. başlıklarıyla geldiler.

'AB'ye alacağız, diye geldiler. 'Kadim dost' sıfatıyla geldiler. BOP'u ortaya koydular. Trakya'dan, Ege'den, Akdeniz'den, Irak ve Suriye'nin kuzeyinden kuşattılar.

Şimdi İran'ı düşürmeye çalışıyorlar. Son hedefin ise Türkiye ve Türk milleti olduğunu da açıkça ifade ediyorlar.

Yaşadığımız tablo ortadadır. Bizler ayrılıklarımızı bir tarafa atıp, aynılıklarımızı ortaya koyup, 'Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt' itikadında buluşup, o iki emanete sahip çıkarsak Bedir'de, Çanakkale'de olduğu gibi zafer kaçınılmazdır.

Yok, eğer mal, makam ihtirasları peşinde koşanların oyunlarına gelirsek yeni bir Mustafa Kemal'i çıkaracak imanımızda vardır. Zafer Allah'ındır.

 
Akın Aydın / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.