logo
23 HAZİRAN 2026

Milli Ekonomi Modeli'nden Vatandaşlık Maaşı

21.12.2005 00:00:00
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, uluslar arası kongreye konu olan tezi Milli Ekonomi Modeli'nin bir parametresini daha kamuoyunun dikkatlerine sundu. 70 milyon Türk insanının "vatandaşlık maaşı" adı altında yeni bir imkâna kavuşturulacağını söyledi Milli Ekonomi Modeli tezi ile uluslar arası kongreye konu olan Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, bu haftaki Haftanın Sohbeti programında literatüre yeni bir kavram daha kazandırdı. Özellikle, öncelikle Türk vatandaşlarını ilgilendiren, son zamanlarda adeta kendisinden kaçılan Türk vatandaşlığını, Türk kimliğini kendisine koşulacak bir cazibe merkezi haline getirecek "vatandaşlık maaşı" kavramını Türk ve dünya kamuoyunun dikkatlerine sundu. Türk kimliğinden kaçılır olduHocam, Milli Ekonomi Modeli'nin vatandaşımıza bir sürprizi daha oldu. Bu da "vatandaşlık maaşı" olarak kendini gösterdi. Ve bu kavram ilk defa duyuluyor açıklanıyor. Vatandaşlık maaşı nedir? Hangi ihtiyaca binaen ortaya çıktı? 70 milyon insanımıza ne getiriyor? Hepsinden evvel bu 70 milyon insanımızın hepsini kapsıyor mu?Prof. Dr. Haydar Baş- Esasen Türkiye'de şöyle bir manzara var. Farkındaysanız bir Türk olma, bununla faraza imparatorluk döneminde bir şahsın kendini takdim etme, kendini benimseme duygusuyla, imparatorluk dönemindeki kimlik şuuru ile şu andaki arasında dağlar kadar fark vardır. Yani o gün benlik, kimlik çok öndeydi. Hatta "Müslüman Türk kimliği" dendiği zaman bunun karşısında bütün dünya hazır ol vaziyetinde durabiliyordu. Ama günümüze geldiğimiz zaman bu kimlikten kopma, kaçma, adeta seferberlik haline geldi. Mesela biz de sıkça Avrupa'ya gidip görüyoruz. Bu kimlik üzerinde o kadar oynandı ki "Yok sen hâlâ şunun vatandaşı olmadın mı?" afişlerine vatandaş muhatap ediliyor. Bir siyaset bunu vatandaşına kurtuluş simidi olarak takdim ediyor. Bu kadar zillet olur mu? Bu nasıl siyaset? Bu nasıl ideal? Bu nasıl görgü? Bu nasıl millet anlayışı? Ne adına, kim adına bunu yapıyorsun? Bütün bunları biz seyrettiğimizde bir bakıyorsun benim genç, körpe dimağlarımı alıyorlar, işte şu kadar bin insanı bilmem nereye götürüyorlar, beyinlerini yıkıyorlar, filanın insanı olmak için adeta millet seferberliğe kalkıyorlar. "Ben gidip de Amerika'dan şu pasaportu alayım" diyorlar. Allah rahmet eylesin! Bizim Engin, ben Bakü'de profesör olduktan sonra bana "Hocam! ABD'de bilmem ne pasaportu veriliyor. Bunu sana alayım" dedi. "Nasıl alınıyor?" dedim. Neyse o kendi kendine bu işi yürütmeye kalktı. Bir gün ben düşündüm. "Allah Allah! Haydar hoca bilmem nereye rızkının endişesiyle gidecek. Pasaportum var, orada kalayım, diyecek." "Bırak şunu" dedim. "Benim tarihimde boğazı için bir yerden bir yere hicret eden adam bilmem. Namusu için, vatanı için, dini için, bir yerden bir yere hicret vardır. Bunun dışında yoktur" dedim. Kestim, attım. Allah gani gani rahmet eylesin. Şunu demek istiyorum: En şuurlu insanımızda bile bu var.  Ülkenin şartları onu öyle bir hale getirmiş ki "buradan kaçarak kurtulalım da ne olursa olsun" diyorlar. Bizim Güneydoğulu vatandaşlarımız bizim öz be öz kardeşlerimizdir. Adam propaganda yapıyor. Daha dün Türkiye'nin pasaportu ile gezen insanlar "buraya gelin biz size petrol maaşı vereceğiz" diyorlar. Allah, Allah! Şu kafaya bakın! Bizim siyasilerimiz bunu duyduğu zaman kendine çeki düzen vererek "Allah Allah! Biz ne hale geldik" diyeceği yerde seyrediyoruz. Ve onun yaptığı bütün hareketlerin de meşru olduğuna bu teklifiyle kanaat getirmiş oluyoruz. Misaller çoğalabilir.Utanç vesilesi yaklaşım Biz, kimliğimizle iftihar edip herkese anlatmamız gerekirken kendimizden kaçan, kendimizden nefret eden bir pozisyona geldik. Gönül olarak düşündüm ki "Yar Rabbi! Öyle bir çıkış kapısı bulalım ki herkes 'ben Türk oğlu Türküm' diyebilsin." Ben size bir akaid ölçüsü de söyleyeyim. Bu doğrudur. Geçmişte büyük zatların fetvaları vardır. Bir insan "ben Türküm" dese bu aynı zamanda "ben müslümanım" anlamına gelir. Ama "filancıyım" dese bu anlama gelmez. Bu kadar övülmüş ve bir noktaya taşınmış insanın, milletin kimliğinden kaçacak hale gelmemiz hakikaten bizim için utanç vesilesidir. Uluslar arası Milli Ekonomi Kongresi'nin misyonuİşte Tür vatandaşı olabilme, bunu ayrıcalıklı hale getirebilmek için de Milli Ekonomi Modeli'ni ben düşünürken, tasarladığım hususlardan bir tanesi önce işçilerimizdi. İşçilerin aldığı maaşlar belli. Bu maaşlar gerçekten yetmiyor. Memurumuzun aldığı maaşlar belli. Bu da yetmiyor. Emeklinin aldığı maaş da belli. Bu da onlara yetmiyor. Bu üç sınıfa biz nasıl olur da artı bir gelir temin ederizden yola çıktım. Bunu düşünüyordum. Bunu düşünüyordum ama bunun düşünceden ibaret kalmaması için buna kaynak bulmamız lazımdı. Kaynakları da esasen parti programında zikretmiştik. Ama o günün şartlarında bu bizim ortaya koyduğumuz verilerin tamamen ilmi veriler olduğunu ifade etme imkanı bulamadığımız için ispat edemedik. Uluslar arası Milli Ekonomi Kongresi bunun ulusal bazda realist bir doktrin, tez, düşünce, sistem olduğunu ortaya koydu. Hakikaten böyle mükemmel bir sistemin de insanlık tarafından yaşanılmasının lüzumunu ortaya koyunca insanımız da "demek ki bu işler doğru" demeye başladı. Ben, "24 saate bu işler düzelir" dediğimde vatandaş bakıyor, "nasıl düzeltecek? Bu adam atıyor" diyordu. Benim elimde sihirli değnek yok ama sihirli imkanlar var. Bunu ifade edemiyordum. Kongrede insanımız bunu idrak etti. "Demek bu oluyormuş" anlayışına geldi. Bir vatandaşımızın dediği gibi vatandaş bizden bir bardak su istedi,  tabiri caizse biz onun önüne okyanusu getirdik. "Kaynak nerede?" sorusunun cevabıBuradan hareketle şunu demek istiyorum. İlave bir memur, işçi, emekli maaşı düşünürken bunun kaynağını nereden bulabiliriz hesabıyla yola çıktık. Malumunuz bizim devletçi anlayışımız içerisinde yer altı kaynaklarımız tam 3 katrilyon dolara baliğdir. Nereden hesap ederseniz edin sadece bu kaynaklar Türkiye Cumhuriyeti Devletinin vatandaşlarının tam on mislini kıyamete bakacak niteliktedir. Bu kadar büyük imkanlar var. Kaldı ki GSMH'nın yıl sonu itibariyle senyoraj hakkı ile paraya dönüşmesi olayı var. Bu hakkı da Türkiye 20 yıldan beri kullanmıyor. ABD bunu kullanıyor. Bu imkanla bütün dünyanın mamullerini kağıdını boyayıp satın alıyor. Sen A maddesini imal ediyorsun, emeğinle yoğunlaştırıyorsun, veriyorsun. O hiçbir zorluk çekmeden alıyor kağıdı, para makinasına, darphaneye koyuyor, "al bakalım para" diyor. Hiç karşılığı yok. Halbuki para -ben iktisat modelimde bunu anlattım- bir manada emek ve üretimin karşılığıdır. Emeğiniz yoksa, üretiminiz yoksa bu, kağıttır, para değildir. Şimdi bu hakkını, senyoraj hakkını, ABD, hiç emeğini, üretimini devreye koymadan, güç sahibi olduğu için, "mühür bende Süleyman da benim" hesabıyla gece gündüz çalışarak benim Türk üreticimin ürettiğini o kağıt parçasıyla alıyor. Sadece benim mi? Bütün dünyanın ürettiğini alıyor. 600 milyar dolar bütçe açığı veren bir ülkenin senelerden beri ayakta kalması mümkün olabilir mi? Bu sebeple ayakta kalıyor. Şimdi baktık ki bu, olmayan emeğin, olmayan üretimin karşılığında para basıyor ve biz de bunu alıp kullanıyoruz. Peki benim olan emeğimin, üretimimin karşılığı nerede? Bunu bir hesaba vurduk ki bizim ayda bugünkü rakamlarla en az 25-30 katrilyon civarında bir senyoraj hakkı kullanma imkanımız var ki bu Türkiye için yılda 350-400 katrilyon ediyor. Sen şimdi bunu dağıt bakalım bitirebilir misin? Bitiremezsin.Yepyeni bir vergi modeliArtı Türkiye'nin gelir olayı var. Hatırlarsanız bendeniz vergiyi anlatırken az geliri olan vatandaşı vergi yükünden kurtararak tüketici yapma, ondan vergi almama diye bir görüşüm vardır. Bu yerden göğe kadar haklı bir görüştür. Burada bizim düşüncemiz şu: Türk toplumuna baktığımız zaman %90'ı tüketicidir. Bunun içerisinde ara sıra çok kazanan var ama vasatın üzerinde geliri olan pek fazla olan olmuyor. Bu çok nadirdir. Onun için bu sınıf insandan vergi almak kadar bana göre zulüm olamaz. Bundan niye vergi alıyorsun? Adam 700-800 lira maaş alıyor, 500 lirası kesiliyor. Buna yazık günah değil mi? Sen nasıl devletsin? Devlet olarak bunun yolunu bulması gerekirken, vergisinin yerine, yani ondan kesilenin yerine başka imkanlarla maaşına ilave etmek, senin yapacağın yatırıma farklı yerlerden kaynak bulman lazım iken devlet bunu yapmıyor, farklı kaynaklar bulmuyor, hazıra gelip konuyor. Bunları biz düşündük. Zaten yaşadığımız hayattan dolayı olayı biz basitinden ele alarak yola çıktık. Ben yaşadığım hayata baktım. Komşularıma, komşularımın yakınlarına baktım. Yani tüketici sınıfın çok aciz olduğunu, cebinin boş olduğunu gördüm. Bu noktadan yola çıktım. "Bundan vergi almayalım" dedik. Almayalım ve artı bu insanı vergi yükünden kurtardıktan sonra farklı bir gelir de temin edelim, cebine koyalım. Düşünelim ki vergi aldığımız zaman bunun cebine giren para miktarı 700 liradır, vergi almadığımız zaman eline geçen miktar 1,5 milyardır. 10 milyon insan ayda 1,5 milyar harcama yapıyor. 10 milyon insan ayda 700 milyon lira harcama yapıyor. Arada % 100'ün üzerinde bir fark var, değil mi? Bu fark neye yansıyacak? Piyasaya yansıyacak. Piyasaya yansıyan 10 milyon kişinin bu artı harcaması üreticinin işyerine artı olarak girecek. Bu sefer bakacağız ki biz vergi olarak bu insandan almadık ama tüccarımın ürettiği mamulün 2-3-4 misli pazarda satılmasına sebep olduk. Baktık ki tüccar bir kazanıyordu, 10 kazanmaya başladı. Kazandığının dün bir vergisini veriyorsa şimdi o kadar misli vergisini verecek. Dün bundan devletin alması gereken para miktarı beş lira ise bugün 25 lira olacak. 5 katı daha fazlasını alacak. Şimdi bu yoldan hareketle biz vatandaşlık maaşını vatandaşımıza verdiğimiz zaman nereden kaynak bulacağız derken bu kaynak piyasaya iş olarak yansıyacağı için bir de bakacağız ki iş adamları bizim sayemizde, atıyorum, ayda piyasaya 15-30 katrilyon giriyorsa piyasada aynı oranda iş imkanı artacak. Bir yılda paranın piyasada dönüş miktarını da hesapladığımızda 15-16 kez olduğundan hareketle bununla çarptığımız zaman trilyonları piyasaya koymuş oluyorsunuz. Bu da direkt olarak üreticinin ürettiği mamule yansımış oluyor. Bu da kâr olarak vergi şeklinde devletin kasasına yansımış oluyor. Görünüşte devlet bunu nereden bulacak derken devlete bunun sonunda ciddi bir kâr olarak döndüğünü göreceğiz. Faraza 50 milyar kazanan vatandaşımızdan biz 20 milyar vergi alacağımız yerde almasak bir yılda bu 800 milyarlık işe yol açıyor. Kârını %30'dan hesap etsek 250 milyar gibi bir kâr ediyor. Bir yıl önce 50 milyar kârdan alacağımız vergi miktarı 20 milyar vergi olarak yansırken bir yıl sonra 250 milyar kârdan alacağımız bir vergi miktarı 100 milyar olarak devletin kasasına giriyor. Devlet de burada kazanmış olacak. Vatandaş da vatandaşlık maaşıyla hayatını teminat altına almış olduğu için devletinden razı olacak. Emme basma tulumba gibi olaylar birbirini tamamlayacak. Ve vatandaş devletini sevecek. Şimdi devletinden kaçma, milletinden uzaklaşma gibi bir moda ortaya çıktı. Allah nasip ederse buna bizim iktidarımız döneminde son vereceğiz.TÜRKİYE NEDEN 1 NUMARA OLMASIN?Bunların hepsi matematiksel ölçüler içerisinde normaldir. Bunun tersi anormaldir. Bunu yapacağız. Hiç kimsenin bundan kuşkusu olmasın. Kaynaklarımız buna kâfidir. El ele vererek bu işi en kısa zamanda halletmemiz ve Türkiye'yi istenilen noktaya taşımamız mümkündür. Niçin Tükiye, dünyanın bir numaralı ülkesi olmasın. Neden Türkiye, dünyanın en kazançlı ülkesi, bölgesi olmasın. Neden Avrupa'ya insanımız işçi olarak gitmek istiyor da Türkiye iş merkezi olmasın. Avrupalıların, Ortadoğuluların, Uzakdoğuluların, Afrika'daki çalışan insanların, Türk dünyasındaki çalışan insanların çalıştığı yer haline gelmesin, merkez haline gelmesin. Benim gönlümdeki dünya, benim gönlümdeki Türkiye bu, kalkınmış, güçlü, herşeyiyle dört dörtlük bir Türkiye'dir. Bunu yapacak durumdayız. Hiç kimsenin bundan kuşkusu olmasın. Bu ne zillettir. Siyasilerimizi ya bu ideale, ya bu mantaliteye, teze halkımızın yönlendirmeye gayret etmesi, veyahut değilse bu tez sahibi ile birlikte olarak bunu hayatına geçirmesi lazımdır.Hocam, bu söyleşiyle birlikte Türk siyasi hayatına, literatüre bir yeni kavram  girmiş oldu. Türkiye bunu bundan sonra çok konuşacak. Hayırlı ve uğurlu olsun.Prof. Dr. Haydar Baş- Bunu biz niçin deklere ettik? Onu da ifade edeyim. Benim modelimi bütün partiler çalmış durumda. Benden isteseler daha mükemmelini onlara vereceğim. Parça parça alıyorlar. Hani Nasreddin Hoca hindiyi almış, eve getirirken başını koparmış, kanadını koparmış, ayağını koparmış, hindilikten çıkarmış. Bu da bunun gibidir. Alacaklar, bir işe yaramayacak. Onun için bugün toplantıda vatandaşlık maaşından bahsettik. Bu da mutlaka duyulacak. Alıp millete doğrusunu da verseler kendileri bulmuş gibi olacak. Biz millete kendimiz deklere edelim, sahibini ve kaynağını gösterelim diye bunu yaptık. Milletimize Cenab-ı Hak hayırlar nasip etsin.

Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki imha sahasında, Assan Grup isimli firmanın patlatma faaliyeti sırasında meydana gelen patlamada özel şirket çalışanı 2 personelin hayatını kaybettiği açıklandı

23.06.2026 16:59:00
Anadolu Ajansı
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesinde imha sahasında mühimmatın kazara patlaması sonucu 2 kişi yaşamını yitirdi.

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, saat 14.00 sıralarında Yahşihan ilçesi Bedesten mevkisindeki imha sahasında, gerçekleştirilen AR-GE faaliyetleri esnasında mühimmatın kazara patlaması sonucu özel şirket çalışanı 2 personelin vefat ettiği belirtildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Olayın ardından AFAD başta olmak üzere ilgili kurumlar süratle bölgeye sevk edilmiş, bölgede gerekli güvenlik tedbirleri alınmıştır. Meydana gelen olayla ilgili adli ve idari inceleme başlatılmış olup süreç ilgili makamlarca titizlikle takip edilmektedir. Vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz."

Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor

Özel sektörde çalışan eğitim emekçileri ile mülakat mağduru öğretmenlerin taban maaş, iş güvencesi ve atama hakkı talebiyle Ankara'da başlattığı süresiz açlık grevi eylemi kararlılıkla devam ediyor. Polis müdahalelerine ve fenalaşan arkadaşlarına rağmen geri adım atmayan öğretmenler, Çalışma Bakanlığı ile randevu masası kurulana kadar Başkent'i terk etmeyeceklerini duyurdu

23.06.2026 14:50:00
Haber Merkezi
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında bir araya gelen eğitimciler ile mülakat mağdurlarının 14 Haziran'da Ankara'da başlattığı eylemler kapsamında yürütülen süresiz açlık grevi devam ediyor.

Sendika genel merkez binası önünde devam eden grev boyunca bazı öğretmenler kan şekerinin düşmesi ve halsizlik nedeniyle ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tedavileri tamamlanan eğitimciler, "Hakkımızı almadan eve dönüş yok" diyerek grev alanına yeniden geri döndü.

Masada iki net talep var

Direnişteki öğretmenler, eylemlerinin temel çıkış noktasını oluşturan iki hayati konunun çözüme kavuşturulmasını istiyor.

2014 yılında kaldırılan taban maaş hakkının geri getirilmesini isteyen özel okul ve kurs öğretmenleri, kamudaki meslektaşlarıyla eşit ücret hakkı ve asgari ücrete mahkûm edilmeyecekleri yasal bir düzenleme talep ediyor.

2025 KPSS'de yüksek puan almalarına rağmen mülakat komisyonlarının kararları nedeniyle atama hakları ellerinden alınan 1611 öğretmenin haklarının iade edilmesi de isteniyor.

Görüşmeler tıkandı, Bakanlık önünde müdahale

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kendilerine geçen yıl sözü verilen "Özel Okul Öğretmenlerinin Çalışma Hayatı" başlıklı toplantının, işveren derneklerinin ikna edilememesi gerekçesiyle bir yıldır ertelendiğini açıkladı.

Öğretmenlerin taleplerini iletmek ve muhatap bulabilmek amacıyla Çalışma Bakanlığı önüne yaptığı yürüyüş ve oturma eylemine ise emniyet güçleri sert müdahalede bulundu. Çıkan arbedede çok sayıda sendika üyesi ve destekçi eğitimci ters kelepçe yöntemiyle gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Ülke genelinden destek yağıyor

Ankara'daki açlık grevi sürerken eyleme destek sesleri dalga dalga büyüyor. Eğitim-Sen ve Eğitim-İş sendikalarının yanı sıra İzmir, İstanbul, Bursa ve Mersin gibi pek çok şehirde öğretmenler sokağa çıkarak Ankara'daki meslektaşlarına yönelik polis müdahalelerini protesto etti. Siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları da yayımladıkları mesajlarla öğretmenlerin insanca yaşam ücreti ve iş güvencesi taleplerinin derhal yasalaştırılması çağrısında bulunuyor.

Öte yandan bugün, muhalefet milletvekillerinin mülakat mağdurları ve özel sektör öğretmenlerinin sorunlarını görüşmek üzere TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nu olağanüstü toplama talebi resmen reddedildi. Komisyon Başkanı Ayşen Gürcan, içtüzük gereği komisyonların önlerinde havale edilmiş bir kanun teklifi olmadan toplanamayacağını gerekçe göstererek talebi geri çevirdi.

Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu tarafından yapılan ortak deklarasyonda; mülakatların tamamen kaldırılacağı sözünün bizzat hükümet yetkilileri tarafından verildiği hatırlatıldı. Öğretmenler, "Söz tutmak bizim kültürümüzde namustur. Bizi 'Gidin, durulun' diyerek uyutamayacaksınız. Hakkımızı alana kadar Ankara'da sokaklarda kalmaya ve açlık grevine destek vermeye devam edeceğiz" mesajını yineledi.

AVM'de racon kesenler enselendi


 
Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

23.06.2026 10:54:00
HABER MERKEZİ/AA
AVM'de racon kesenler enselendi
AVM'de racon kesenler enselendi

Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında hakkında soruşturma başlatılan Ferhat A. ve 5 şüpheliyle ilgili gözaltı kararı, arama ve el koyma talimatı vermişti.

Bugün düzenlenen operasyonla Ferhat A, Ergin V, Seyit Ahmet A, Mustafa G, Eyüp V. ve Yusuf Y. gözaltına alındı.

Zanlılar, sağlık kontrolünün ardından emniyete götürüldü.

Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son


 
Adalar Belediyesinde rüşvet karşılığı ruhsat iddialarına ilişkin gözaltına alınan 35 şüpheli tutuklandı. Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat da tutuklanan isismler arasında yer alıyor. 

23.06.2026 10:42:00
AA
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son

İstanbul'un Adalar Belediyesinde sit alanı statüsündeki yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verilip usulsüzlük yapıldığı iddiasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 42 zanlıdan, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'i tutuklandı. Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen 39 şüpheliden Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'inin tutuklanmasına, 4'ünün ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verildi.

Ne olmuştu?

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Adalar Belediye Başkanı Akpolat, Belediye Başkan Yardımcıları Hüseyin Yılmaz ve Fırat Durak'la ilgili birim amirleri ve personelinin doğal ve arkeolojik sit alanı statüsünde bulunan Adalar bölgesinde usulsüz yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verdikleri belirtilmişti.

Dosyaya yansıyan delillere göre, belediye yetkilileri ile iş sahiplerinin rüşvet konusunda pazarlık yaptıkları, rüşvete konu paranın belediye yetkililerine veya belediye yetkilileriyle irtibatlı kişilere elden tesliminin sağlandığının anlaşıldığı aktarılan açıklamada, bu aşamada tespit edilen 40 eylemde 47 şüphelinin suça karıştığının tespit edildiği ifade edilmişti.

Delillerin ele geçirilmesi ve şüphelilerin yakalanması amacıyla 19 Haziran'da İstanbul ve 3 ilde 90 adrese eş zamanlı yapılan operasyonda, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 42 şüpheli gözaltına alınmıştı. Öte yandan, eski Adalar Meclis Üyesi olan müteahhit M.Ö'nün ikametinde yapılan aramada bulunan 258 bin dolar ve 13 bileziğe el konulmuştu.


Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı

Ankara'da seyir halindeki Berşan Yücel idaresindeki 06 FFA 414 plakalı otomobil, akaryakıt istasyonunun önünde park halindeki 04 AAV 432 plakalı kamyona çarptı. Feci kazada 4 kişi hayatını kaybetti

23.06.2026 10:30:00
Haber Merkezi
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Ankara'nın Polatlı ilçesinde otomobilin kamyona çarpması sonucu 4 kişi hayatını kaybetti.  

Kaza, Polatlı ilçesi İstiklal Mahallesi Borsa Yolu üzerinde meydana geldi.

Seyir halindeki bir otomobil henüz bilinmeyen bir nedenle önünde bulunan kamyona çarptı. Çarpmanın etkisiyle otomobil hurdaya dönerken, araçta bulunan 4 kişiden Hasan Devran Kart (20), Berşan Yücel (24) ve Şükran Yanok (21) olay yerinde hayatını kaybetti. Kazada ağır yaralanan 1 kişi ise olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.

Araçtan ağır yaralı halde çıkarılan Raziye Yanok (21) ise kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı ve hayatını kaybetti.

İhbar üzerine bölgeye sağlık, polis ve itfaiye ekipleri sevk edilirken ekipler olay yerinde güvenlik önlemleri aldı. Hayatını kaybedenlerin cenazeleri yapılan incelemelerin ardından morga kaldırıldı.

Kaza anı güvenlik kamerasına da yansıdı.

Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri ile mülakat mağduru eğitimcilerin Ankara’da başlattığı açlık grevi eylemi 8. gününe girdi

22.06.2026 21:30:00
Haber Merkezi
Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!
Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri ile mülakat mağduru eğitimcilerin Ankara'da başlattığı açlık grevi eylemi 8. gününe girdi.

15 Haziran'dan bu yana taban maaş, güvenceli çalışma hakları ve mülakatların kaldırılması talebiyle direnen öğretmenler, sağlık sorunlarına ve polis müdahalelerine rağmen eylemlerini kararlılıkla sürdürüyor.

Öğretmenlerin Hayati Mücadelesinde 8. Gün: Sağlık Durumları Kritik, Direniş Sürüyor

Ankara'da Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası genel merkezi önünde nöbet tutan öğretmenlerin açlık grevi eylemi birinci haftasını geride bırakarak 8. gününe ulaştı.

Günlerdir yalnızca su, şeker ve B12 vitaminiyle beslenen eğitimcilerin sağlık durumları giderek kritik bir aşamaya evriliyor. Süreç içerisinde ciddi sağlık sorunları yaşayan bazı öğretmenlerin hastaneye kaldırıldığı öğrenildi.

Talepler Net: "Taban Maaş ve Güvenceli Çalışma"



Özel kurumlarda çalışan ve ataması yapılmayan öğretmenler, yaşam standartlarının iyileştirilmesi ve mesleki onurlarının korunması için şu temel talepleri öne sürüyor:

Özel sektördeki eğitim emekçileri için taban maaş uygulamasının yeniden yasal koruma altına alınması.

Atamalarda adaletsizliğe yol açtığı belirtilen mülakat sisteminin son bulması ve verilen sözlerin tutulması.
Kısa süreli sözleşme dayatmalarına son verilmesi ve eksiksiz sigorta primi yatırılması.

Baskı ve Engellemelere Rağmen Geri Adım Yok

Eylemin başından bu yana öğretmenler pek çok kez emniyet güçlerinin sert müdahaleleriyle karşı karşıya kaldı. Geçtiğimiz günlerde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde açıklama yapmak isteyen 9 öğretmen gözaltına alınmış ve saatler sonra serbest bırakılmıştı.

Son olarak Ankara Kızılay'daki Madenci Anıtı'na yürümek isteyen eğitimcilerin önü polis barikatlarıyla kesildi ve öğretmenler biber gazlı müdahaleye maruz kaldı. İstanbul Taksim'de TÖZOK önünde destek eylemi yapan öğretmenlere de müdahale edilerek gözaltılar gerçekleştirildi.

Siyasi partilerin, demokratik kitle örgütlerinin ve sendikaların ziyaret ederek destek verdiği öğretmenler, "Milli Eğitim Komisyonu Toplansın" çağrısını yineleyerek talepleri karşılanana kadar Ankara'daki nöbet alanını terk etmeyeceklerini vurguluyor.

12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu

Adalet sisteminde süreçleri hızlandıracak ve yargılamaları makul sürede tamamlayacak 30 maddelik 12. Yargı Paketi kanun teklifi, AK Parti tarafından Meclis Başkanlığına resmen teslim edildi

22.06.2026 16:10:00
Haber Merkezi
12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu
12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu
Kamuoyunun uzun süredir merakla beklediği, yargı süreçlerini hızlandırmayı ve usul ekonomisini güçlendirmeyi amaçlayan 12. Yargı Paketi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunuldu. AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu ile milletvekilleri Murat Alparslan ve Nurettin Alan'ın düzenlediği ortak basın toplantısıyla duyurulan 30 maddelik yeni kanun teklifi, yargı sisteminde köklü ve radikal değişiklikler içeriyor.

Milyonlarca mahkum ve mahkum yakınının gözü kulağı olan genel af ya da infaz indirimi gibi beklentiler ise bu paketin kapsamında yer almadı. Teklif, ağırlıklı olarak yargının etkin ve verimli işlemesine odaklanıyor.


12. Yargı Paketi'nde neler var? İşte öne çıkan maddeler


Meclis Başkanlığına sunulan yeni yargı paketinde öne çıkan ve vatandaşların günlük hayatı ile adalet sistemini doğrudan etkileyecek kritik düzenlemeler şunlar:

Duruşmalar Arası Süre Kısalıyor: Hukuk yargılamalarında süreçlerin uzamasını önlemek amacıyla iki duruşma arasındaki süre 3 aydan fazla olamayacak. Bilirkişi incelemesi veya istinabe gibi zorunlu hallerde hakim gerekçesini belirterek bu süreyi uzatabilecek.

İdari Alacaklarda "Önce İdareye Başvuru" Zorunluluğu: Adli yargı kararıyla idareden alınacak para, vekalet ücreti ve yargılama giderleri için doğrudan icra takibi başlatılamayacak. Alacaklılar önce idareye yazılı başvuruda bulunup IBAN bildirmek zorunda olacak. İdare 1 ay içinde ödeme yapmazsa icra takibi açılabilecek.

Miras Davalarında Yeni Dönem (İzale-i Şuyu): Ortaklığın giderilmesi davalarında suistimalleri engellemek için miras kalan taşınmazların satışında birinci açık artırma sadece mirasçılar arasında yapılacak. Bu ihalede açılış muhammen bedelin yüzde yüzü üzerinden olacak, alıcı çıkmazsa ihale herkese açık ikinci aşamaya geçecek.

e-Duruşma Kapsamı Genişletiliyor: Bilişim teknolojilerinin etkin kullanımı amacıyla hukuk davalarındaki ön inceleme duruşmaları da e-Duruşma (ses ve görüntü nakli) sistemiyle yapılabilecek.

Gereksiz Bilirkişi Raporlarına Ceza: Hakimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği temel hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda uzman olmadığı halde bilirkişiye başvurulması açıkça disiplin yaptırımına bağlanacak.

Yargıtay'ın Bozma Yetkisine Sınır: İlk derece mahkemelerinin sadece görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermesi durumunda Yargıtay doğrudan bozma kararı veremeyecek.

İdari Yargıda Tek Hakim Yetkisi Artıyor: İdare mahkemelerinde heyet yerine tek hakimle çözülecek davaların sınırı genişletiliyor. Öğrenci disiplin, yurt, burs işlemleri ile memurların geçici görevlendirme, lojman ve yolluk davaları gibi uyuşmazlıklar tek hakim tarafından hızla karara bağlanacak.

Noterlik İşlemleri Dijitalleşiyor: Mahkeme veya savcılıklar noterlik evrakı talep ettiğinde noterler evrakı elektronik ortamda tarayıp güvenli elektronik imza ile gönderecek. Bu işlemlerden hiçbir ücret alınmayacak.


İnfaz düzenlemesi ve IBAN kiralama durumu


Kamuoyunda sıkça tartışılan infaz düzenlemesi, af veya denetimli serbestlik gibi maddelerin 12. Yargı Paketi içerisinde yer almadığı netleşti. Son ana kadar pakete eklenmesi beklenen, hesaplarını başkalarına kullandıran kişilere yönelik "IBAN mağdurları düzenlemesi" ise açıklanan nihai 30 maddelik teklif metninde yer bulmadı.

Meclis Başkanlığına sunulan tasarı, önümüzdeki günlerde TBMM Adalet Komisyonu'nda görüşülmeye başlanacak. Komisyondaki kabulün ardından TBMM Genel Kurulu'na sevk edilecek olan paketin, adli tatil öncesinde yasalaşarak Resmi Gazete'de yayımlanması bekleniyor.

Özgür Özel'den grup toplantısı kararı: Başvuru yapıldı, salı günü kürsüye çıkacak

Mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığından uzaklaştırılan Özgür Özel, salı günü grup toplantısı yapacak. Özel'in kurmayları, grup toplantısı için TBMM Başkanlığı'na başvuru yaptı

22.06.2026 14:10:00
Haber Merkezi
Özgür Özel'den grup toplantısı kararı: Başvuru yapıldı, salı günü kürsüye çıkacak
Özgür Özel'den grup toplantısı kararı: Başvuru yapıldı, salı günü kürsüye çıkacak
CHP'de yarın yapılması beklenen grup toplantısında, Kemal Kılıçdaroğlu'nun mu seçilmiş Genel Başkan Özgür Özel'in mi konuşacağı merak konusu olurken dikkat çeken bir gelişme yaşandı.

Özgür Özel'in yarın CHP grup toplantısında konuşma kararı aldığı öğrenildi. Özel cephesinden TBMM Başkanlığı'na başvuru yapıldı.

Kılıçdaroğlu cephesinin ise yarın Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ve Parti Meclisi'ni (PM) toplama kararı aldığı ve 11.00 ve 14.00'te yapılacak toplantılar nedeniyle grup toplantısı için TBMM Başkanlığı'na başvuru yapmayacağı öğrenildi. Günün Trend Haberleri CHP'de iki hafta önce yapılan grup toplantısında CHP Grup Başkanı Özgür Özel ve Kılıçdaroğlu taraftarları arasında gerilim yaşanmıştı. Geçen hafta, CHP Sözcüsü Müslim Sarı benzer görüntülerin yaşanmaması için Kılıçdaroğlu'nun grup toplantısı yapmayacağını açıklamıştı. CHP Grup Başkanvekili Murat Emir de aynı saatlerde Özgür Özel'in de grup toplantısı yapmayacağını duyurmuştu.

Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti

Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti. Haymana Belediyesi'nden yapılan açıklamada, gerekli izinler alınmadan asıldığı gerekçesiyle pankartların indirildiği belirtilmişti

22.06.2026 14:02:00 / Güncelleme: 22.06.2026 14:10:39
Haber Merkezi
 Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti
 Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti
Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti. Haymana Belediyesi'nden yapılan açıklamada, gerekli izinler alınmadan asıldığı gerekçesiyle pankartların indirildiği belirtilmişti.

Koç, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'u 17 Haziran'da bakanlık binasında ziyaret etmişti.

Mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığından uzaklaştırılan Özgür Özel, Ankara'daki Ulus Hali'nde vatandaşlarla bir araya geldiği etkinlikte, Levent Koç'un AKP'ye katılacağı iddiasının sorulması üzerine "dedikodu" demişti.

Ankara'da Kalecik, Gölbaşı ve Nallıhan belediye başkanlarının da AKP'ye geçeceği öne sürüldü. Bu başkanlar arasında yalnızca Kalecik Belediye Başkanı Satılmış Karakoç, söz konusu iddiayı yalanlamıştı.

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi

22.06.2026 13:13:00
Haber Merkezi
 Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi
 Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi.
Tutuklu İBB Başkanı İmamoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı videolu paylaşımda, şunları söyledi:
"Sevgili gençler, bu filmi tam 10 yıl önce Cumhuriyet ve demokrasiye darbe girişiminde bulunanlara karşı, milletimize bir uyarı olarak paylaşmıştım. Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz. Bugün en büyük değerlerimiz olan Cumhuriyet ve demokrasiyi koruyup geliştirmek için hep birlikte büyük azim ve kararlılıkla mücadele etmek şarttır."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.