logo
10 MAYIS 2026

Neden eğlenirken zaman uçar, sıkılınca durur?

Eğlenirken zamanın adeta uçup gitmesi, sıkılınca ise salyangoz hızında ilerlemesi sadece bir his değil. Beynimizin dopamin salgısı ve dikkatin yönü gibi karmaşık mekanizmaları, bu zaman algısı oyununu yönlendiriyor

23.06.2025 18:20:00
Eyüp Kabil
Neden eğlenirken zaman uçar, sıkılınca durur?
Neden eğlenirken zaman uçar, sıkılınca durur?
Hepimiz yaşamışızdır, saatlerce süren keyifli bir sohbet bir anda bitmiş gibi gelirken, sıkıcı bir toplantının her dakikası sonsuzluğa uzanır.

Zamanın bu göreceli algısı, günlük hayatımızın ayrılmaz bir parçasıdır. Peki, eğlenirken zaman neden uçar da sıkılınca adeta durur? Bu ilginç fenomeni hem psikolojik hem de nörolojik açılardan inceleyelim.

PSİKOLOJİK BOYUT: AKIŞ VE DİKKAT

Zaman algımızın en temel psikolojik açıklamalarından biri dikkatimizle ilgilidir. Bir şeye odaklandığımızda veya yoğun bir şekilde meşgul olduğumuzda, zamanın nasıl geçtiğini fark etmeyiz. Bunun temelinde birkaç psikolojik mekanizma yatar:

Akış (Flow) Durumu: Psikolog Mihaly Csikszentmihalyi'nin tanımladığı "akış" durumu, bir aktiviteye tamamen kapılıp kendinizi kaybettiğiniz anları ifade eder. Bu durumda, yaptığınız iş yeteneklerinize uygun bir meydan okuma sunar, anında geri bildirim alırsınız ve dış dünyadan tamamen koparsınız. Zaman algınız buharlaşır çünkü zihniniz tamamen mevcut ana odaklanmıştır. Bir sanatçının tablosuna dalması, bir sporcunun maçın son anlarına konsantre olması veya bir müzisyenin enstrümanıyla bütünleşmesi akış durumuna örnek verilebilir. Bu anlarda beynimiz, zamanı takip etme veya geleceği planlama gibi ikincil görevleri askıya alır.

Dikkatin Yönü: Eğlenceli bir aktiviteyle uğraşırken dikkatimiz, aktivitenin kendisine odaklanır. Yeni bilgiler işleriz, problem çözeriz ve keyifli uyaranlarla etkileşime gireriz. Bu süreçte zamanın geçişine dair işaretler (saate bakmak, yapılacaklar listesini düşünmek gibi) arka planda kalır. Sıkıcı durumlarda ise durum tam tersidir. Dikkatsizliğimiz bizi sürekli olarak zamanın nasıl geçtiğini sorgulamaya veya aktivite dışındaki şeylere odaklanmaya iter. Bir dersin bitmesini beklerken sürekli saate bakmamız, zamanın daha yavaş ilerlediği hissini yaratır.

Duygusal Durum: Mutluluk, heyecan ve merak gibi olumlu duygular, zaman algımızı hızlandırır. Negatif duygular (can sıkıntısı, endişe, korku) ise zamanı yavaşlatır. Bunun nedeni, olumsuz duyguların genellikle beynimizi tehlikeye veya olumsuzluğa karşı daha uyanık hale getirmesi, bu da daha fazla detay fark etmemize ve "şimdiki an"ın daha uzun sürmesine neden olmasıdır.

NÖROLOJİK BOYUT: BEYNİN ZAMAN İŞLEME MEKANİZMALARI

Zaman algımızın sadece psikolojik değil, aynı zamanda nörolojik temelleri de vardır. Beynimiz, bir "zaman saati" olmamasına rağmen, çeşitli beyin bölgelerini ve nörotransmitterleri kullanarak zamanı işler:

Dopaminin Rolü: Beyindeki dopamin seviyeleri, zaman algımızda önemli bir rol oynar. Dopamin, ödül ve motivasyonla ilişkili bir nörotransmitterdir. Keyifli veya ödüllendirici bir aktiviteyle uğraşırken dopamin salınımı artar. Araştırmalar, yüksek dopamin seviyelerinin beynin içsel "saatinin" hızlandığı algısını yarattığını ve bu nedenle zamanın daha hızlı geçtiğini hissettiğimizi göstermektedir. Sıkıldığımızda veya motivasyonsuz hissettiğimizde ise dopamin seviyeleri düşük seyreder, bu da zamanın yavaşladığı hissine yol açar.

Beyin Bölgelerinin Etkileşimi: Zaman algısı, beynin tek bir bölgesinde değil, prefrontal korteks, bazal gangliyonlar, serebellum ve parietal lob gibi birçok bölgesinin karmaşık etkileşimiyle gerçekleşir.

Prefrontal korteks, planlama ve dikkat gibi üst düzey bilişsel işlevlerden sorumludur ve zamanın geçişini izlememizde rol oynar. Yoğun odaklanma durumunda bu bölge daha verimli çalışır ve dış zaman işaretlerini filtreleyebilir.

Bazal gangliyonlar, zamanlamayla ilgili görevlerde kritik rol oynar. Dopamin seviyeleri bu bölgenin işleyişini doğrudan etkiler.

Serebellum, ince motor koordinasyonu ve zamanlama hassasiyetinde rol oynar.

Yenilik ve Uyaran: Beynimiz yeni ve ilgi çekici uyaranlara karşı daha hassastır. Eğlenceli aktiviteler genellikle daha fazla yenilik ve duyusal uyarı içerir, bu da beynin daha aktif olmasını sağlar. Bu artan aktivite, zamanın daha hızlı geçtiği hissini pekiştirir. Sıkıcı durumlar ise tekrarlayıcı ve uyarıcıdan yoksun olabilir, bu da beynin yavaşlamasına ve zamanın uzamasına neden olur.

GÜNLÜK YAŞAMLA BAĞLANTI

Bu psikolojik ve nörolojik mekanizmalar, günlük hayatımızdaki birçok durumu açıklar:

Yoğun İş Akışı: Yoğun ve sürükleyici bir projede çalışırken, öğle yemeği saatinin veya iş gününün nasıl geçtiğini anlamayız. Bunun nedeni, işin bizi "akış" durumuna sokması ve beynimizin dopamin salgılamasıdır.

Sosyal Etkileşimler: Sevdiğimiz insanlarla yapılan keyifli sohbetler veya partilerde zaman hızla akar. Karşılıklı etkileşim, dopamin salınımını tetikler ve dikkatimizi tamamen o anki sohbete odaklar.

Uzun Seyahatler: Trafik sıkışıklığında veya sıkıcı bir otobüs yolculuğunda zamanın geçmek bilmemesi, beynimizin yeterli uyarana sahip olmamasından ve dikkatimizin sürekli olarak zamanın geçişine odaklanmasından kaynaklanır.

Bekleme Durumları: Doktor bekleme odasında veya bir randevuyu beklerken zamanın yavaş ilerlemesi, bu tür durumların genellikle pasif ve uyarıcıdan yoksun olmasından kaynaklanır.

Sonuç olarak, zamanın göreceli algısı, beynimizin dikkat, duygu ve nörotransmitter seviyeleri gibi karmaşık etkileşimlerinin bir ürünüdür. Zamanın uçup gitmesini istiyorsak, bizi akış durumuna sokacak, dopamin salınımını artıracak ve dikkatimizi tamamen o anki aktiviteye odaklayacak deneyimler arayışında olmalıyız.

Sıkıcı anlarda ise zamanın neden bu kadar yavaşladığını anlamak, bu duruma karşı daha bilinçli bir yaklaşım geliştirmemize yardımcı olabilir. Belki de sıkıcı anları bile daha keyifli hale getirecek yollar bulabiliriz, örneğin dikkatimizi başka bir şeye yönlendirerek veya o anki duruma yeni bir anlam yükleyerek.

Sessiz kalp krizi kolay fark edilmiyor


 
 
Kalp krizi çoğu zaman göğüs ağrısı ile ilişkilendirilse de bazı durumlarda hiçbir belirti vermeden ilerleyebiliyor. “Sessiz kalp krizi” olarak tanımlanan bu tablo, kişinin kriz geçirdiğini fark etmeden günlük yaşamına devam etmesine neden olabiliyor. Bu durum özellikle risk grubundaki bireylerde ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. 

09.05.2026 14:30:00
MURAT ÇORBACI
 Sessiz kalp krizi kolay fark edilmiyor
 Sessiz kalp krizi kolay fark edilmiyor

Kalp krizi çoğu zaman göğüs ağrısı ile ilişkilendirilse de bazı durumlarda hiçbir belirti vermeden ilerleyebiliyor. "Sessiz kalp krizi" olarak tanımlanan bu tablo, kişinin kriz geçirdiğini fark etmeden günlük yaşamına devam etmesine neden olabiliyor. Bu durum özellikle risk grubundaki bireylerde ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.


Kardiyoloji Hekimi Uzm. Dr. Şenay Solakoğlu, sessiz kalp krizinin sinsi bir şekilde ilerlediğini belirterek, "Hastalar çoğu zaman ciddi bir sorun yaşadıklarının farkına varmıyor. Hafif yorgunluk, mide rahatsızlığı ya da kısa süreli nefes darlığı gibi belirtiler göz ardı edilebiliyor" dedi.

Sessiz kalp krizinin en tehlikeli yönü, kalp kasında hasar oluşturmasına rağmen kişinin bunu fark etmemesi oluyor. Bu durum ilerleyen süreçte kalp yetmezliği gibi ciddi tablolara zemin hazırlayabiliyor. Sessiz kalp krizi bazı gruplarda daha sık görülüyor. Uzm. Dr. Solakoğlu'na göre risk grubunda yer alan kişiler şöyle sıralanıyor: Diyabet hastaları, kadınlar, ileri yaş bireyler, yüksek tansiyon hastaları, kolesterol düzeyi yüksek olan kişiler... Sessiz kalp krizinde görülen belirtiler çoğu zaman günlük yorgunlukla karıştırılabiliyor. Bu durum erken müdahale şansını azaltıyor.

Uzm. Dr. Solakoğlu, dikkat edilmesi gereken belirtileri şöyle sıraladı: Nedensiz yorgunluk, hafif göğüs sıkışması, nefes darlığı, mide bulantısı veya hazımsızlık hissi, soğuk terleme... Sessiz kalp krizlerinin tanısında bazı testler kritik rol oynuyor. Bu testler şunlar: EKG (Elektrokardiyografi), kan testleri (troponin düzeyi), efor testi, BT, kalp, kalsiyum kkorlama, BT anjiyografi, koroner arter, 3 boyutlu görüntüleme, koroner anjiyografi...
"Daha önce fark edilmemiş bir kalp krizi, rutin kontroller sırasında ortaya çıkabiliyor" diyen Uzm. Dr. Şenay Solakoğlu, düzenli sağlık kontrollerinin önemine dikkat çekti.

Sessiz kalp krizi riskini azaltmak ve erken fark etmek için şu adımlar öne çıkıyor:
1. Düzenli kalp kontrollerini ihmal etmemek
2. Tansiyon ve kolesterol seviyelerini takip etmek
3. Diyabet kontrolünü sağlamak
4. Ani ve açıklanamayan şikayetlerde doktora başvurmak
5. Sağlıklı beslenme ve aktif yaşam tarzını benimsemek.

DSÖ'den bir kritik hantavirüs açıklaması daha


 
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), hantavirüsün küresel nüfus için oluşturduğu riski düşük olarak değerlendirdiğini, bu nedenle epidemiyolojik durumu izlemeyi ve risk değerlendirmesini güncellemeyi sürdüreceğini bildirdi.

09.05.2026 11:10:00
HABER MERKEZİ/AA
DSÖ'den bir kritik hantavirüs açıklaması daha
DSÖ'den bir kritik hantavirüs açıklaması daha

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Arjantin'den Afrika'nın batısındaki Cabo Verde'ye (Yeşil Burun Adaları) giden Hollanda bandıralı "MV Hondius" isimli geminin yolcularında hantavirüs tespit edilmesi sonrasında yaşanan gelişmelere ilişkin yeni bir yazılı açıklama yaptı.







Açıklamada, 2 Mayıs'ta bir yolcu gemisinde ciddi solunum yolu hastalığı olan bir grup yolcunun DSÖ'ye bildirildiği kaydedilerek, "O sırada, gemi işletmecisine göre, gemide 147 yolcu ve mürettebat bulunuyordu ve 34 yolcu ve mürettebat daha önce gemiden inmişti" denildi.







Hepsi And virüsü

Daha sonra 8 Mayıs itibarıyla 3 ölüm de dahil toplam 8 şüpheli hantavirüs vakasının bildirildiği kaydedilen açıklamada, 6 şüpheli vakada hantavirüs enfeksiyonu olduğunun doğrulandığı ve tümünün "Andes (Güney Amerika'daki And Dağları kaynaklı)" virüsü olarak tanımlandığı aktarıldı.







İzlemede olacağız

Açıklamada, DSÖ'nün uluslararası temas takibini desteklediğine değinilerek, "DSÖ, bu olayın küresel nüfus için oluşturduğu riski düşük olarak değerlendiriyor. DSÖ, epidemiyolojik durumu izlemeye ve risk değerlendirmesini güncellemeye devam edecek. Gemideki yolcular ve mürettebat için risk orta düzeyde kabul ediliyor" denildi. Şu anda 4 hastanın hastanede tedavi gördüğü belirtilen açıklamada, bunlardan birinin Güney Afrika'nın Johannesburg kentinde yoğun bakımda olduğuna, ikisinin Hollanda'daki farklı hastanelerde ve diğerinin de İsviçre'nin Zürih kentinde bulunduğuna işaret edildi.







Hantavirüs nedir?

Hantavirüs, çoğunlukla kemirgenlerden bulaşan bir hastalık olarak biliniyor.
Kemirgenlerin kurumuş dışkı, idrar ve salyalarının karıştığı havanın solunması, bazen de kemirgen tarafından ısırılma ya da tırmalanmayla bulaşan virüs, ateş, yorgunluk ve kas ağrısı gibi semptomlara yol açıyor.
Solunum yetmezliğine de sebep olabilen virüs, bazı durumlarda iç kanama ve böbrek yetmezliği şeklinde seyrediyor.

TESK Başkanı Palandöken'den Anneler Günü mesajı

Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu Başkanı Bendevi Palandöken Anneler Günü vesilesiyle bir mesaj yayımladı. Palandöken mesajında, annelerin kıymetinin bilinmesi gerektiğini belirtti

09.05.2026 09:32:00
İHA
TESK Başkanı Palandöken'den Anneler Günü mesajı
TESK Başkanı Palandöken'den Anneler Günü mesajı
TESK Başkanı Palandöken, Anneler Günü vesilesiyle bir mesaj yayımladı. Mesajında annelerin önemine vurgu yapan Palandöken, annelere yapılan iyiliğin onlar için en büyük hediye olduğunu belirtti. Annelere en güzel ve özel hediyeler alınmasının bir önemi olmadığını, sadece bir kır çiçeğinin bile onları mutlu edeceğini ifade eden Palandöken, tüm annelerin kutsal olduğunu sözlerine ekledi.


"Annenize yapmış olduğunuz sevgi ve saygı onlar için en büyük hediye"



Annelerin kıymetinin bilinmesinin gerektiğini ve bu konuda daha özenli yaklaşılması gerektiğini belirten Palandöken, "Anneler Günü'nün hem toplumsal hem de ekonomik açıdan büyük bir anlam taşıdığını belirten TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Anneler günü kutlu olsun. Annenize, aile büyüklerinize yapmış olduğunuz sevgi ve saygı onlar için en büyük hediye. Hele annenize 'Anneciğim' deyip boynuna sarılmanız yeterli. Ancak imkanlarınız doğrultusunda bir kır çiçeği bile onları mutlu eder. Ama evin büyüğü anneniz gerçekten de sizi hem eğitiminizle hem bugüne getirmesiyle hem de topluma hayırlı evlat kazandırmasıyla hep sizinle övünür. Onun için annelerinizin, aile büyüklerinizin, babalarınızın kıymetini çok iyi bilmeniz lazım" diye konuştu.


"Dünyanın dört bir yanında bu kutlanıyor ama ülkemizde çok farklı bir şekilde kutlanıyor"



Bu yıl Anneler Günü'nün ekonomiye yaklaşık 100 milyar liralık katkı sağlamasının öngördüklerini dile getiren Palandöken, "Esnaf açısından da çok önemli. Özel günler anneler günü, babalar günü, sevgililer günü aynı şekilde bilindiği üzere yine iki tane dini bayramımız. Dolayısıyla esnaf bugünlerde bütün sektörleri birden canlandırır. Tabii buradaki önemli olan onlara alacağınız hediyeler. Taksiciden çiçekçisine, takıcısından konfeksiyoncusuna, pastacısından çikolatacısına, herkesin nasibini aldığı bir gün. Anneler günü tabii, burada hem ulvi görevi hem de analarımızın o hayır duasını almak için önemli de bir fırsat. Olur ya, başka şehirlerde otursanız bile, annenizi, aile büyüğünüzü ziyaretiniz o gün için çok önemli. Dini bayramlar kadar tabii yapmış olduğunuz işte eve gelip o sofrada oturmanız, onların sizi, sizin de küçük aile bireylerinizle onların yanında olmanız gerçekten onlar için en büyük sevgi yumağı. Aman dikkat edelim ve toplumun bu hassas anneler günü sevincini toplumsal olarak da paylaşalım. Dünyanın dört bir yanında bu kutlanıyor ama ülkemizde çok farklı bir şekilde kutlanıyor" şeklinde konuştu.


"Ana, aile sevgisi toplumdaki olumsuzlukları bir anda silip atıyor"



Anneliğin toplumun temel direği olduğunun altını çizen Palandöken, "Ana, aile sevgisi toplumdaki olumsuzlukları bir anda silip atıyor. Onun için bugünde sağlıklı bir şekilde idrak edebilmeniz, aynı şekilde çevrenizdeki esnaftan alışveriş yaparak onları da mutlu etmeniz tabii ki esnaf açısından önemli. Biz hep bu günleri özellikle böyle iple çektiğimiz günler var ya tabiri caizse yine önemli bir hasılat beklentisinde oluyor. Bu arada dışarıda yemek yiyenler aynı şekilde başka etkinlikleri ayrıca yapmanın, o güzelliği birlikte paylaşmanın hem de ekonomik olarak esnaf açısından da olmazsa olmazı. Yine aynı şekilde bu güzel ve mutlu gününüzü ben de şimdiden tebrik ediyorum. İnşallah ki bu yılda hemen akabinde gelen Kurban Bayramı da bu sevinçleri daha da pekiştirir diyorum" ifadelerini kullandı.

Arnavutköy'de ahşap kalıp üretim tesisinde yangın

Arnavutköy'de gece saatlerinde ahşap kalıp üretim tesisinde yangın çıktı. Rüzgarın da etkisiyle tesisin tamamı alevlere teslim olurken, çeşitli patlamalar da meydana geldi. Ekiplerin uzun süren çalışması sonucu söndürülen yangında ölen ya da yaralanan olmadı

09.05.2026 06:10:00
İHA
Arnavutköy'de ahşap kalıp üretim tesisinde yangın
Arnavutköy'de ahşap kalıp üretim tesisinde yangın
Yangın, saat 01:30 sıralarında Arnavutköy Anadolu Mahallesi Yıldırım Beyazıt Caddesi'nde bulunan ahşap kalıp üretim tesisinde meydana geldi. Henüz nedeni bilinmeyen bir sebeple çıkan yangın geniş alana yayılarak yoğun duman oluşturdu. Yangın sırasında çeşitli patlamalar meydana geldi.








Çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, polis, sağlık ve UMKE ekibi sevk edildi. Ekiplerin ilk müdahalesinin ardından geniş alana yayılan yangında ölen ya da yaralanan olmadığı belirlendi. İtfaiye ekiplerinin 3 saatlik çalışmasının ardından duman tahliyesi yapılarak yangın söndürüldü.








Mahalle sakini Celal Malgaç, "Gece biz yatıyorduk, geç saatlerdi. Kardeşim bizi uyandırdı. Öncelikle çocukları dışarı çıkardık, hemen sonrasında itfaiyeyi çağırdık. Ekipler önce üst tarafa geldi, asıl yangın buradaydı. Biz uyardık, sonrasında buraya geldiler ve olaya müdahale ederek yangını söndürdüler" dedi.

Öte yandan polis ekipleri, yangının çıktığı caddeyi kontrollü şekilde trafiğe kapatarak güvenlik önlemi aldı. Çıkan yangınla ilgili inceleme başlatıldı.

İsrail basını Türkiye'yi düşman kategorisine koydu


 
İsrail basını, Tel Aviv yönetiminin Türkiye'nin yükselişinden rahatsız olduğunu belirterek "Türkiye'nin, Yunanistan'dan Yemen'e Mavi Vatan İmparatorluğu inşa ettiğini" savundu.
 

09.05.2026 00:20:00
AA
İsrail basını Türkiye'yi düşman kategorisine koydu
İsrail basını Türkiye'yi düşman kategorisine koydu

İsrail'in Kanal 13 televizyonunda yayınlanan analizde, "bölgedeki güç merkezlerinde faaliyetlerini sıklaştıran Türkiye'nin baskın yükselişinin, İsrail için eşi benzeri görülmemiş bir zorluk teşkil ettiğine" dikkati çekti.
Analizde, Türkiye'nin "bölgedeki güç merkezlerinde faaliyetlerini sıklaştırdığı ve bölgedeki jeopolitik boşluğu dev adımlarla doldurduğu" öne sürüldü.

Türkiye'nin "Mavi Vatan" doktriniyle, Karadeniz ile Akdeniz arasındaki kilit deniz geçiş noktalarını kontrol edeceği ve Doğu Akdeniz'deki gaz ve petrol yataklarına ulaşarak, enerji bağımsızlığını sağlayacağı savunulan analizde, "Türkiye artık sadece haritalar çizmekle yetinmiyor. Bunları güç ve agresif bir diplomasi yoluyla hayata geçiriyor" ifadelerine yer verildi.
Analizde, "Türkiye'nin Suriye ve Libya'da kontrol sahibi olduğu" vurgulanarak, bunun Akdeniz'den Avrupa'ya bir "deniz köprüsü" oluşturmasını sağladığı; "Somali'de ise Babül Mendeb Boğazı üzerinde etki sahibi olduğu ve burada uydu fırlatma kapasitesine sahip bir üs kurduğu" belirtildi.

İsrail merkezli yayın organı, ABD ve Avrupa için Türkiye'nin değişilmez bir müttefik olduğuna işaret ederek, "Eşsiz coğrafi konumu sayesinde Türkiye NATO ve ABD için stratejik bir dayanak noktası olarak yeri doldurulamaz bir öneme sahiptir." ifadelerini kullandı. Üç kıta arasında bir köprü görevi görmesi, Boğazlar gibi kritik geçitleri kontrol etmesi, Orta Doğu'yla tampon bölge işlevi görmesi ve ABD ile askeri işbirliği yapmasının, Türkiye'yi hayati bir konuma taşıdığı ileri sürüldü.

İsrail, Türkiye'yi durdurmaya çalışıyor

Analizde, İsrail'in Suriye'ye düzenlediği saldırılarla, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile kurduğu ittifakla ve Somaliland'ı ülke olarak tanımak gibi adımlarla Türkiye'yi durdurmaya çalıştığı ifade edildi.

"Türkiye'nin baskın bir güç olarak yükselişi, İsrail için karmaşık ve eşi benzeri görülmemiş bir zorluk teşkil etmektedir." ifadesini kullanan İsrailli yayın organı, Ankara'nın Tahran'ın aksine bir NATO üyesi ve ABD ile müttefik olduğuna dikkati çekti.

Bu durumun, Türkiye'nin Gazze ve Suriye'de İsrail ordusunun hareket kabiliyetini kısıtlamasına neden olduğu ve İsrail'in çıkarlarını doğrudan tehdit ettiği de kaydedildi.

Sakarya'da patlamanın yaşandığı fabrika havadan görüntülendi

Sakarya'nın Hendek ilçesinde buhar kazanında patlama meydana gelen ve ardından yangın çıkan fabrikada 8 işçi yaralandı. Olay yeri havadan görüntülendi

08.05.2026 18:41:00
İHA
Sakarya'da patlamanın yaşandığı fabrika havadan görüntülendi
Sakarya'da patlamanın yaşandığı fabrika havadan görüntülendi
Hendek ilçesi Kargalı Hanbaba Organize Sanayi Bölgesi 10. Sokak üzerinde konveyör bant üretimi yapan bir fabrikada henüz bilinmeyen sebeple buhar kazanında patlama yaşandı.






Patlamanın ardından fabrikada yangın çıkarken, işçiler kısa sürede tahliye edildi. Patlama ve yangın esnasında 1'i ağır toplam 8 işçi yaralandı. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, sağlık, AFAD ve jandarma ekibi sevk edildi. 






Bölgeye ulaşan ekiplerce çevrede geniş çaplı güvenlik önlemleri aldıktan sonra itfaiye ekiplerinin hızlı müdahalesi ile yangın kısa sürede kontrol altına alındı. 






Yaralılar, olay yerindeki ilk müdahalenin ardından civardaki hastanelere sevk edilirken, ağır yaralanan işçinin Kocaeli'ne sevk edildiği öğrenildi.








Öte yandan, güvenlik kamerasının kasası incelenmek üzere jandarma ekiplerince alınırken, patlamanın yaşandığı fabrika ise havadan görüntülendi.













Kastamonu'da kene can aldı

Kastamonu'nun Daday ilçesinde vücuduna kene yapışan ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi teşhisi konulan kadın, tedavi gördüğü hastanede öldü

08.05.2026 17:35:00
İhlas Haber Ajansı
Kastamonu'da kene can aldı
Kastamonu'da kene can aldı
İstanbul'da Gaziosmanpaşa ilçesinde ikamet eden Büşra Sevim, bir yakının cenaze törenine katılmak üzere bir süre önce Kastamonu'nun Daday ilçesine bağlı Koçcuğaz köyüne geldi.

Köyde vücuduna kene yapışan Büşra Sevim, cenaze işlemlerinin ardından İstanbul'a tekrar geri döndü. İstanbul'da yüksek ateş, mide bulantısı ve kusma gibi şikayetler yaşadığı öğrenilen Sevim, hastaneye müracaat etti. Burada Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı teşhisi konulan Büşra Sevim, yoğun bakım servisinde tedavi altına alındı. Sevim, yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Sevim'in cenazesi, memleketi Kastamonu'nun bağlı Koçcuğaz köyüne getirildi. Sevim'in cenazesi, sabah saatlerinde kılınan cenaze namazının ardından defnedildi.

Efes-2026 tatbikatı hazırlıkları sürüyor

Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) en önemli planlı faaliyetlerinden biri olan Efes-2026 tatbikatı hazırlıkları hız kesmeden sürüyor. TCG Ç-154 ve TCG Ç-158 Çıkarma ve Hucum Harekatı kapsamında zırhlı araçların gemilere yüklenmesi ve amfibi komandoların katılımıyla çeşitli ön eğitim faaliyetleri gerçekleştirildi

08.05.2026 16:53:00
İhlas Haber Ajansı
Efes-2026 tatbikatı hazırlıkları sürüyor
Efes-2026 tatbikatı hazırlıkları sürüyor
Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) en önemli planlı faaliyetlerinden biri olan Efes-2026 tatbikatı hazırlıkları hız kesmeden sürüyor. TCG Ç-154 ve TCG Ç-158 Çıkarma ve Hucum Harekatı kapsamında zırhlı araçların gemilere yüklenmesi ve amfibi komandoların katılımıyla çeşitli ön eğitim faaliyetleri gerçekleştirildi.
EFES-2026 Birleşik, Müşterek Fiilî Atışlı Arazi Tatbikatı'nın asıl safhası 19, 20 ve 21 Mayıs tarihlerinde icra edilecek. Bu tatbikatın hazırlıkları kapsamında Demircili mevkiinde TCG Ç-154 ve TCG Ç-158 Çıkarma ve Hucum Harekatı için zırhlı personel taşıyıcı ve zırhlı muhabere araçları sahilden TCG-Ç-154 ile TCG-Ç-158 gemilerine yüklendi. Gündüz yükleme ve bindirme faaliyetlerinde amfibi komandoların da gemilere binmesinin ardından birlikler deniz üzerinden Doğanbey bölgesine geçti. Gece faaliyetleri kapsamında ise TCG-Ç-158 gemisinden gece şartlarında sahile darbe atışı yapıldığı, ardından karaya kapak atılarak çıkarma operasyonu düzenlendiği ve zorlu eğitimlerin birliklerin planlı geri çekilmesiyle başarıyla tamamlandığı bildirildi.İHA

Dizilerdeki Şiddet ve Entrika Temaları İzleyiciyi Nasıl Etkiliyor?

Son yıllarda televizyon dizilerinde yaşanan dönüşüm dikkat çekiyor. Mahalle kültürünü, dayanışmayı ve güveni öne çıkaran yapımlardan; mafya, entrika ve şiddet temalı dizilere geçiş yalnızca bir içerik tercihi değil, toplumsal dönüşümün de bir yansıması olarak değerlendiriliyor

08.05.2026 16:45:00 / Güncelleme: 08.05.2026 17:02:06
Ahmet Turan Yiğit
Dizilerdeki Şiddet ve Entrika Temaları İzleyiciyi Nasıl Etkiliyor?
Dizilerdeki Şiddet ve Entrika Temaları İzleyiciyi Nasıl Etkiliyor?
Son yıllarda televizyon dizilerinde yaşanan dönüşüm dikkat çekiyor. Mahalle kültürünü, dayanışmayı ve güveni öne çıkaran yapımlardan; mafya, entrika ve şiddet temalı dizilere geçiş yalnızca bir içerik tercihi değil, toplumsal dönüşümün de bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Uzmanlara göre bu değişim, izleyicinin ilişki algısını ve toplumsal değerlerini doğrudan etkileyebilecek güçlü bir kültürel dönüşümün parçası.






Eski dizilere duyulan özlem, yalnızca nostalji değil; aynı zamanda kolektif hafızanın bir ürünü. Ailece televizyon izleme kültürü, ortak duygular üretir ve gündelik iletişimin bir parçası haline gelirdi. Bugün bu diziler hatırlandığında yalnızca hikâyeler değil, o dönemin aile ortamı ve sosyal ilişkileri de yeniden hatırlanıyor. Bu nedenle insanlar yoğun duygular yaşadıklarında tanıdık anlatılara yönelerek psikolojik bir "güvenli alan" oluşturuyor.






Günümüzde ise dizilerde rekabet, güç mücadelesi ve çatışma temaları öne çıkıyor. Bu durum izleyicide sürekli yüksek gerilim ve duygusal yorgunluk yaratıyor. Özellikle mafya ve entrika temalı diziler, izleyici için bir tür duygusal boşalım alanı sağlarken aynı zamanda rol modeli işlevi görebiliyor. Güç, otorite ve şiddet temalarının sürekli tekrar edilmesi, zamanla normal kabul edilen davranış sınırlarını etkileyebiliyor.






Kuşaklar arasında dizi tercihleri de farklılaşıyor. X ve Y kuşakları daha bütünlüklü hikâyeler ve karakter gelişimine önem verirken, Z kuşağı dijital platformların etkisiyle daha hızlı ilerleyen, görsel açıdan yoğun içerikleri tercih ediyor. Buna rağmen genç kuşakların da eski dizilerdeki doğal ilişkileri ve güçlü sosyal bağları özlediğini ifade etmeleri dikkat çekici.

CHP ve Sözcü Medya Grubu arasındaki gerilim, yerini normalleşmeye bırakıyor

CHP ve Sözcü Medya Grubu arasındaki gerilim, yerini normalleşmeye bırakıyor. Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın'ın eleştirilerde bulunduğu ve Yılmaz Özdil'in istifa ettiği süreç, bugün yayımlanan manşetle yeni bir evreye girdi. Gazete, Özgür Özel ile yapılacak olan özel röportajı duyurdu

08.05.2026 11:33:00
Haber Merkezi
CHP ve Sözcü Medya Grubu arasındaki gerilim, yerini normalleşmeye bırakıyor
CHP ve Sözcü Medya Grubu arasındaki gerilim, yerini normalleşmeye bırakıyor
CHP yönetimi ile Sözcü Medya Grubu arasında bir süredir devam eden gerilim, yerini barışma adımlarına bırakıyor. 1 Nisan tarihinde CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, dönemin Sözcü Medya Grubu Başkanı Yılmaz Özdil'e yönelik sert eleştirilerde bulunmuş, kanalın yayın çizgisini eleştirerek, "A Haber kafasıyla devam edebilirsiniz. Ama herhalde izleyici ve dinleyici bunların notunu veriyordur" ifadelerini kullanmıştı.

Bu çıkışın ardından 6 Nisan'da Yılmaz Özdil, hem gruptaki görevinden hem de köşe yazarlığından istifa ettiğini duyurmuştu. Ayrılığın ardından gazetenin manşetlerinde Özgür Özel'in İsrail açıklamaları yerine Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik ifadelerine yer verilmesi, dikkatlerden de kaçmamıştı.

Sözcü gazetesi-Özgür Özel gerginliği sürüyorSözcü gazetesi-Özgür Özel gerginliği sürüyor

CHP ile yaşadığı gerilim nedeniyle son dönemde izleyici ve okuyucu kaybı yaşadığına dair yorumlarla gündeme gelen Sözcü grubu, bugün dikkat çeken bir hamle yaptı. Gazete, bugünkü manşetinden "Siyasetin gündemi Sözcü TV'de belirlenecek" başlığıyla Özgür Özel'in canlı yayın konuğu olacağı özel röportajı duyurdu.

"Özgür Özel ile özel röportaj bu akşam saat 20.00'de kaçırmayın" notuyla paylaşılan bu gelişme, parti-televizyon arasındaki buzların eridiğine dair bir işaret olarak yorumlandı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.