logo
25 NİSAN 2024

Nurcuların Demirel sevdası

23.04.2006 00:00:00
Nurcuların İslâmköylü Demirel'i yıllarca omuzlarında taşımalarını algılamak için Said Nursî'nin duruşunu kestirmek gerekmektedir. M.E.KOÇ'un yazısı...

    Morrison Süleyman'ın şahsında kime hizmet, kime kısmet!II. Dünya savaşı süreciyle Osmanlı hinterlandında inisiyatifi İngilizlerden devralan Amerika Birleşik Devletleri, tarihi Osmanlı coğrafyanın kalbi ve mirasçısı durumundaki Türkiye üzerinde özellikle yoğunlaştı.Anadolu topraklarına dair ilk Kürdistan haritalarını hazırlatan ABD Başkanı Truman'ın "meşhur Türkiye'yi çevreleme doktrini"nin, Marshall Planı'nın, Nixon ve Johnson şoklarının Ankara'yı kuşattığı İnönü, Menderes dönemlerinde Said Nursî, bir yandan konjonktüre uygun olarak Amerikancı iç siyasetin destekçiliğini sürdürürken, öte yandan "siyasetten Allah'a sığınmaya" devam etti.1960'ların sonunda Amerika ile Türkiye arasında Nixon'un "Haşhaş üretimini yasaklayın" talimatının şoku, 1964'te ise "1947'de benim verdiğim silahlarla Kıbrıs'ta savaşamazsın" diyen 'Johnson Mektubu' şoku yaşanırken; şapkalarını önlerine koyması gerekenler, üç-beş Milli Savunma sanayi temeli atmanın ötesinde "milli bir duruş" ve "milli bir çıkış" yolu oluşturmadılar. Türk siyaseti, Amerikan menşeli "düşük yoğunluklu gerilimler"in kıskacında Amerikancı rotada tutulmaya devam etti.Nursî'nin "İslamköy'den biri çıkacak, milletin yüzü onunla ağaracak" şeklinde kulaktan kulağa fısıldanan söylemleri, İslamköylü Süleyman Demirel'in Amerikancı-IMF'ci politikasına "özel alan" hazırladı. Halbuki Demirel, daha o zamanlar Morrison Süleyman olarak yad edilmektedir."Demirel, "Morrison Süleyman" olarak anılacaktır. Bu lâkâb da, onun 1960'lı yılların başında ABD şirketi Morrison Knudson'un temsilciliğini yapmasından dolayı, Amerikancı ve mason suçlamalarına maruz kaldığı döneme denk düşmektedir. Demirel'in temsilcisi olduğu bu firma, Türkiye'de "Bahriye Kışlası" adı altında gizli işkence merkezlerinin yapılması, Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde ek bina yapımında sözleşmede yazılanlardan daha fazla para alması gibi bir takım olaylara adı karışan bir firmadır. Bu dönemde Demirel adı, Morrison adı ile çok fazla anılır olduğu için Demirel, "Morrison Süleyman" lâkâbı ile anılmaya başlamıştır" (Dr. Gülseren Şendur Atabek, Siyasal İletişim Metaforu Olarak "Baba", Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi, Dergi, s. 1).Belki de Nursî'nin "İslamköy işareti" Hafız Ali'ye dairdi; ama Said Nursî'nin politik nabzını çok iyi bilen toplum mühendisleri, işareti "Demirel'e politik payanda"ya dönüştürdüler.Nitekim "Din, cemaat ve siyaset ilişkisini çok iyi gören Adalet Partisi yetkilileri özellikle Süleyman Demirel, Isparta'nın İslamköy'den olmasını da değerlendirerek, nurcuların önemli bir kesiminin siyasal desteğini almıştır. Halbuki, meselenin aslı şudur. Said Nursi'nin, İslamköy'den çıkacak, İslam'a hizmet edecek dediği şahıs Demirel değildir, Büyük Hafız Ali namıyla bilinen ve Denizli hapishanesinde vefat eden şahıstır. Bu husus, siyasi hedefler için dinin nasıl kullanıldığının bir göstergesidir." (Bkz. Nursi, Kastamonu Lahikası, s. 70,103-104; Barla Lahikası, Tenvir Neşriyat. İstanbul. t.y. s.111; Doç. Dr. Mevlüt Uyanık. Gazi Üniversitesi Çorum İlahiyat Fakültesi, Demokratik Bir Hukuk Devleti Anlayışının Oluşumunda Sivil İtaatsizlik Kavramının Yeri -Said Nursi Örneği-)Mustafa Kaplan kardeşimiz gibiler, Said-i Nursî'nin "İslamköy'den çıkacağına işaret buyurduğu kurtarıcı" diye yıllarca yapıştıkları Demirel'den 20-30 sene sonra kopabildiler. İş işten geçtikten, atı alan Üsküdar'ı aştıktan sonra nasuh tövbesi vurdular. Ama o yolun yolcularının büyük kısmı, AB'ci-Amerikancı ve IMF'ci politikaların payandası olmaya devam ediyorlar.Bu bağlamda Mehmet Kutlular'ın açıklamaları dikkat çekicidir:"Genç bir grup ayrılıp AK Parti'yi kurarak, bizim düşüncelerimize geldi. Böylece iktidar da oldular. Ayrıca o zamana kadar Demirel'in alternatifi yoktu. Kime oy vereceksin? MHP'ye mi, Ecevit'e mi, MSP'ye mi? Bunların demokrasiyle ilgisi yok. Biz ehven-i şer olarak gidip Demirel veya Çiller'e oyumuzu verdik. Benim Üstadım Demirel'den evvel demokrat. Hiçbir zaman alt seviyede bir siyaset yapmadık... Oyumuzu veriyoruz, savunuyoruz... Hiçbir hükümet döneminde bir kuruş dahi teşvik istemedik. Hâlbuki Demirel'den en fazla istifade edebilecek insanlarız biz. 28 Şubat'a kadar Demirel aynı Demirel'di. 28 Şubat sürecinden sonra değişti. Demirel'in bizi kullandığı doğru değil. Bizi nerede kullandı? Oylarımızı alarak mı kullandı?.. Demirel'e oyumuzu verdik, ama istediğimizi yapmadı diye parti değiştirecek bir kitle değiliz... Demirel, Bediüzzaman ve talebelerinin samimi bir dostudur" (Bkz. Mehmet Kutlular ile röportaj, Hocaefendi yanlış yaptı, 10 Nisan 2005, Vakit; ayrıca bkz. Euronur, Avrupa Nur Cemaati, http://www.saidnursi.de/tr/detay.php?index_id=127,)Demirel'in nurcularla olan politik temaslarının en çarpıcı anekdotlarından birini, nurcuların ağabeylerinden Hamdi Sağlamer'in şu hatırasıyla toparlayalım:"Demirel, Bekir Berk ağabeyi çağırmış ve demişti ki:"Biz sağ cepheyi Adalet Partisinde toplayacağız. Size de 15 tane milletvekilliği kontenjanı ayırdık. İstediğiniz kişileri listeye koyabilirsiniz." Bekir ağabey, "Biz bir cemaatiz. Ben tek başıma karar verecek değilim. Gidip danışmam ve size ondan sonra bir şey söylemem lâzım" demiş. Bekir ağabey, teklifi Zübeyir ağabeye getirmiş. Zübeyir Ağabey: "Üstadımızın Menderes Hükûmetinden istediklerini biz de Demirel'den isteriz" (Hamdi Sağlamer anlatıyor, Nur Penceresi, http://www.nurpenceresi.com/moduller.php?modul=makale&op=1&id=1189).Nihayet destek kararı çıkartılıp Demirel işbaşına geldiğinde, ortalığa yayılan karşılık şu olmuştur: "Siz, vekil kontenjanını ne yapacaksınız, sizden biri olarak burada ben varım ya... Va mı başka bir ihtiyaç!"Bu destek, iç siyasete dair politik manevralar gibi görünse de, hakikatte ABD, AB ve IMF politikalarının Türkiye'yi her alanda kuşatması demekti.Nurcuların Demirel'i yıllarca omuzlarında taşımaları, şimdi de AB'ci, IMF'ci ve ABD'nin stratejik ortakçısı AKP'nin payandası olmaya devam etmelerini algılamak için, öncelikle coğrafyamız üzerindeki İngiliz inisiyatifinden Amerika'nın işgal ve ihtirasına uzanan çizgide Said Nursî'nin duruşunu kestirmek gerekmektedir. Aksi halde Mustafa İslamoğlu gibilerinin "Demirel'e destek politikasını böylesine savunan Nur Şakirdi okurum gücenmesin ama; ya Şeytan'dan ve siyasetten Allah'a sığınan üstatlarını anlamamışlar, ya da yolunu terk etmişler..." (Mustafa İslamoğlu, 'Bizim mahalle'nin 'cemaat sokağı', Akit, 29 Mayıs 2000) şeklinde düştüğü paradoksa düşeriz.Gerçek şu ki, nurcular, Şeytan'dan ve siyasetten Allah'a sığınan üstatlarını çok iyi anlamışlar ve de yolunu terk etmemişlerdir. Bugün sergiledikleri AB'ci, IMF'ci ve Amerika'nın stratejik ortakçısı politikaların payandası olma misyonu, Said Nursî'den tevarüs ettikleri misyondur.Yarın, siyasetten güya Allah'a sığınan diyalogcu nurcularla AKP'nin payandası olma pozisyonlarına değinelim.

Mehmet Emin KOÇ / eminkoc@yenimesaj.com.tr
Piyasalar merakla bekliyordu
TCMB faiz kararını açıkladı
İddia üzerine DMM'den açıklama geldi
Ehliyetlerine el konulmayacak!
Projeyi öğrenciler geliştirdi
8 şiddetindeki depreme dayanıklı
Özel'den 'Çorlu' kararı hakkında açıklama
'Siyasi sorumluluk unutulmamalı'
AK Partili meclis üyesinin dikkat çeken şovu
Başkanın önünde kendini yere attı
Irak'tan atılan adım hakkında MSB'den açıklama
PKK 'yasaklı örgüt' ilan edildi
Çorlu tren kazasının cezaları belli oldu
6 sene sonra karar açıklandı
İYİ Parti'de istifalar devam ediyor
Kongre öncesi üst düzey istifa
Şehirde göz gözü görmüyor
Çöl tozu İzmir'i teslim aldı
57. Alay Vefa Yürüyüşü düzenlendi
Her şey 109 yıl önceki gibi
31 Mart sonrası anketi
CHP yine birinci parti mi?
14 yaşındaki katil zanlısı tutuklandı
4 yaşındaki Sultan vahşice öldürüldü
Kınalı kuzular dedelerinin yolunda yürüdü
"Dedeciğim ben geldim"
Atatürk'ün Anzak annelerine yazdığı mektup okundu
Anzak Koyu'nda Şafak Ayini
Polisin alkollü sürücü ile imtihanı
44. seferde üflemeyi başardı
Piyasalar merakla bekliyordu
TCMB faiz kararını açıkladı
İddia üzerine DMM'den açıklama geldi
Ehliyetlerine el konulmayacak!
Projeyi öğrenciler geliştirdi
8 şiddetindeki depreme dayanıklı
Özel'den 'Çorlu' kararı hakkında açıklama
'Siyasi sorumluluk unutulmamalı'
AK Partili meclis üyesinin dikkat çeken şovu
Başkanın önünde kendini yere attı
Irak'tan atılan adım hakkında MSB'den açıklama
PKK 'yasaklı örgüt' ilan edildi
Çorlu tren kazasının cezaları belli oldu
6 sene sonra karar açıklandı
İYİ Parti'de istifalar devam ediyor
Kongre öncesi üst düzey istifa
Şehirde göz gözü görmüyor
Çöl tozu İzmir'i teslim aldı
57. Alay Vefa Yürüyüşü düzenlendi
Her şey 109 yıl önceki gibi
31 Mart sonrası anketi
CHP yine birinci parti mi?
14 yaşındaki katil zanlısı tutuklandı
4 yaşındaki Sultan vahşice öldürüldü
Kınalı kuzular dedelerinin yolunda yürüdü
"Dedeciğim ben geldim"
Atatürk'ün Anzak annelerine yazdığı mektup okundu
Anzak Koyu'nda Şafak Ayini
Polisin alkollü sürücü ile imtihanı
44. seferde üflemeyi başardı

Çorlu tren kazası davasında karar çıktı

Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde 25 kişinin hayatını kaybettiği, 340 kişinin yaralandığı tren kazasına ilişkin davada 9 sanığa 8 yıl 4 ay ile 17 yıl 6 ay arasında hapis cezası verildi
25.04.2024 12:03:00 / Güncelleme: 25.04.2024 12:38:25
AA
Çorlu tren kazası davasında karar çıktı
Çorlu tren kazası davasında karar çıktı
Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde 25 kişinin hayatını kaybettiği, 340 kişinin yaralandığı tren kazasına ilişkin yargılanan 13 sanıktan 9'una, 8 yıl 4 ay ile 17 yıl 6 ay arasında değişen hapis cezaları verildi.

Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesince Halk Eğitim Merkezi Salonu'nda görülen davanın 20. duruşması yapıldı.

Duruşmaya tutuksuz sanıklar dönemin Çerkezköy Yol Bakım ve Onarım Şefi Özkan Polat, Köprüler Şefi Çetin Yıldırım, dönemin Demir Yolu Bakım Müdürü Turgut Kurt, hat bakım onarım memuru Celaleddin Çabuk, TCDD Üst Yapıdan Sorumlu 1. Bölge Bakım Servis Müdür Yardımcısı Levent Kaytan, dönemin Altyapıdan Sorumlu 1. Bölge Bakım Servis Müdür Yardımcısı Nizamettin Aras, yol kontrolörü Burhan Ortancıl, dönemin Bakım Servis Müdürü Mümin Karasu, dönemin Bakım Servis Alanlarından Sorumlu Müdür Yardımcısı Levent Meriçli, dönemin TCDD 1. Bölge Müdürü Nihat Aslan, mühendisler Tevfik Baran Önder, Deniz Parlak ve Kubilay Başkaya, kazada ölenlerin yakınları ve yaralananlar ile tarafların avukatları katıldı.

Duruşma, mahkemeye sunulan belgelerin okunmasıyla başladı.

Daha sonra karar öncesi sanıklara son sözleri soruldu.

Sanıklardan Karasu ek iddianame ve mütalaa da görevini yapanın cezalandırılmak istendiğini ileri sürerek "Halkalı'dan Kapıkule'ye kadar olan hatla ilgili uyarıları ve denetimi yazışmalar ile bildirmiştim. Görevimi yerine getirdim. Beraatımı talep ediyorum." dedi.

Diğer sanıklar da suçsuz olduklarını ileri sürerek beraatlarını talep etti.

Mahkeme heyeti verdiği kısa aranın ardından açıkladığı kararda "Taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan Karasu'ya 17 yıl 6 ay, Kurt'a 16 yıl 3 ay, Aslan'a 15 yıl, Polat'a 13 yıl 9 ay, Önder'e 10 yıl,  Meriçli, Parlak ve Başkaya'ya 9 yıl 2'şer ay, Aras'a ise 8 yıl 4 ay hapis verdi.

Heyet, sanıklardan Kaytan, Ortancıl, Yıldırım ve Çubuk'un ise beraat etmesine hükmetti.

Mahkeme ayrıca sanıklardan Aslan, Karasu, Kurt ve Polat'ın hükümle birlikte tutuklanmasına karar verdi.

Tekirdağ'daki tren kazası

Uzunköprü-İstanbul seferini yapan yolcu treninin 8 Temmuz 2018'de Çorlu yakınlarında vagonlarından bazılarının devrilmesi sonucu 25 kişi yaşamını yitirmiş, 340 kişi yaralanmıştı.
Davanın iddianamesinde "kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu" bulundukları gerekçesiyle sanıklar Turgut Kurt, Özkan Polat, Çetin Yıldırım ve Celaleddin Çabuk'un "birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması istenmişti.
 
Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan bilirkişi raporları ve değerlendirme neticesinde 9 Eylül 2022'de soruşturmanın genişletilmesine karar verilmiş, bu kapsamda aynı suçtan Nihat Aslan, Levent Meriçli, Mümin Karasu, Levent Kaytan, Nizamettin Aras, Burhan Ortancıl, Tevfik Baran Önder, Deniz Parlak ve Kubilay Başkaya hakkında Çorlu Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açılmıştı.
 
Dava kapsamında söz konusu dönem TCDD 1. Bölge Müdürlüğü'nde Bakım Servis Müdürü olan Mümin Karasu 10 Ekim 2022'de tutuklanmış, tutukluluğuna yapılan itiraz üzerine Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesince 25 Kasım 2022'de hakkında yurt dışına çıkış yasağı konularak tahliye edilmişti.
 
Davanın 17'nci duruşmasında Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki son görüşünde, tutuksuz 13 sanığın tamamının "birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan cezalandırılmasını, Karasu, Kurt ve Polat'ın üzerlerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, üzerlerine atılı suç için öngörülen ceza miktarı dikkate alındığında adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacak olmasından tutuklanmalarını istemişti.

Çorlu tren kazası duruşması başladı

Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde 25 kişinin hayatını kaybettiği tren kazasının duruşması başladı.
25.04.2024 10:49:00
İhlas Haber Ajansı
Çorlu tren kazası duruşması başladı
Çorlu tren kazası duruşması başladı
Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde 2018'de 25 kişinin hayatını kaybettiği, 340 kişinin yaralandığı tren kazasına ilişkin davanın duruşması başladı.

Kazada hayatını kaybeden vatandaşların yakınları şehirde yürüyüş yaparak duruşmanın görüleceği Çorlu Halk Eğitim Merkezindeki mahkeme salonuna giriş yaptı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel'de duruşmayı takip ediyor.

Çorlu tren kazası duruşması başladı

Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde 25 kişinin hayatını kaybettiği tren kazasının duruşması başladı
25.04.2024 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
Çorlu tren kazası duruşması başladı
Çorlu tren kazası duruşması başladı
Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde 25 kişinin hayatını kaybettiği tren kazasının duruşması başladı.



Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde 2018'de 25 kişinin hayatını kaybettiği, 340 kişinin yaralandığı tren kazasına ilişkin davanın duruşması başladı. Kazada hayatını kaybeden vatandaşların yakınları şehirde yürüyüş yaparak duruşmanın görüleceği Çorlu Halk Eğitim Merkezindeki mahkeme salonuna giriş yaptı.


57. Alay Vefa Yürüyüşü Conkbayırı'nda sona erdi

 Tarihi Gelibolu Yarımadası'nda, Gençlik ve Spor Bakanlığının öncülüğünde gerçekleştirilen "57. Alay Vefa Yürüyüşü" düzenlendi.
25.04.2024 08:42:00 / Güncelleme: 25.04.2024 08:50:42
İhlas Haber Ajansı
 57. Alay Vefa Yürüyüşü Conkbayırı'nda sona erdi
 57. Alay Vefa Yürüyüşü Conkbayırı'nda sona erdi
Çanakkale Kara Savaşları'nın 109'uncu yıl dönümü anma törenleri kapsamında binlerce izci, 57'nci Alay Vefa Yürüyüşü gerçekleştirdi. Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak yaptığı açıklamada, "Herkese, tüm dünyaya 'Çanakkale geçilmez' efsanesini anlattılar, gösterdiler." dedi.



Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından '57'nci Alay Vefa Yürüyüşü'ne katılanlar, ilk olarak Eceabat ilçesine bağlı Kocadere köyünde kamp kurdu. Yürüyüş öncesinde katılımcılara, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak tarafından tümü şehit düşen 57'nci Alay askerlerinin son yemeği, kırık buğday çorbası dağıtıldı.



Sabah namazı kılındı

Ardından, 109 yıl önce şehit düşen askerler gibi sabah namazı kılındı. Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir ve çok sayıda rütbeli askerin de yer aldığı katılımcılar, saat 06.00'yı gösterdiğinde harekete geçti.



Atalarına yürüdüler

Yarbay Mustafa Kemal'in 25 Nisan 1915 sabahı düşman çıkarmasını haber alınca, savaşların kahraman birliği 57'nci Alayı Conkbayırı'na gönderdiği ve "Size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum" sözleriyle tarihe geçen o günkü tarihi yürüyüş, bir kez daha hayat buldu. Yaklaşık 6 kilometrelik yürüyüş, 1,5 saat sonra Conkbayırı'nda sona erdi. Yürüyüşe binlerce izci katıldı.

"Tüm dünyaya 'Çanakkale geçilmez' efsanesini gösterdiler"

Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak yaptığı açıklamada, "Amacımız bu ülke gençlerine Çanakkale destanını, Malazgirt zaferini, Dumlupınar, 30 Ağustos'taki, Sakarya'daki, 15 Temmuz'daki destanları unutturmamak, hatırlatmak. Bu toprakların ne kadar kıymetli olduğunu, bu vatan için binlerce şehidin verildiğini anlatmak ve bunları yaşamalarını sağlamak. Gençlerimiz o atmosferi görüyor, o zamanki o mücadelenin zorluklarını yaşananları hissediyor. Amaç bu toprakların gücünü, nasıl bir mücadele verildiğini anlatmak. Bakanlık olarak bunu sürekli gerçekleştiriyoruz. Aynı zamanda ülkenin dört bir yanından gençlerimizi Çanakkale gezileriyle buraya taşıyoruz. Geziyorlar, programlar yapıyoruz. Rehberler, tarihçiler buradaki destansı mücadeleyi anlatıyorlar. Bu topraklar kanla yoğrulmuş, destansı mücadele var, Gazi Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşları o zaman mücadelede yer aldılar. Tüm dünya ve batı medeniyetine, emperyalizme karşı büyük mücadele ortaya konduğu, dünyanın en güçlü donanmaları, ordularını burada yendiler. Herkese, tüm dünyaya 'Çanakkale geçilmez' efsanesini anlattılar, gösterdiler. Geçmişimizle tarihimizle gurur duyuyoruz" dedi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2024

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.