O’na yaklaştıracak olan, takvanız ve salih amellerinizdir
‘Ey Hak’tan ve salih kullardan gaflet edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Hakk’a yaklaştırmaz. Sizi O’na yaklaştıracak olan, takvanız ve salih amellerinizdir
Haber Merkezi





Ehl-i küfür, sultanlarına ve krallarına malları ve çocuklarıyla yaklaşırlardı. Dünyadaki bu hallerine aldanarak "Allah kıyamet gününde mal ve çocuklarımızla kendisine yaklaşmamızı dilerse biz de öyle yaparız" dediler.
Bunun üzerine Allah şu ayeti indirdi: "Sizi bize yaklaştıracak; bizim nazarımızda size değer kazandıracak olan şey, ne malınız, mülkünüz, ne de nüfus ve taraftar yönünden kalabalık olmanızdır.
Bizim katımızda değer ve itibarı olanlar iman edip, imanlarına yaraşır güzellikte işler yapan kimselerden ibarettir.
İşte onlar yaptıkları güzel işlere karşılık katbekat mükâfata nail olacaklar, cennet köşklerinde güven ve huzur içinde yaşayacaklardır."
Henüz hayatta iken mallarınızla Allah'a yaklaşırsanız bu size fayda verir. Çocuklarınıza yazı yazmayı, Kur'an okumayı ve ibadet etmeyi öğretir ve bununla Allah'a yaklaşmayı amaçlarsanız, bu da size fayda verir.
Eğer sen hakikaten O'nun kulu olmuş olsaydın, buğz ettiğine mutlaka O'nun için buğz eder ve sevdiğini de O'nun için severdin.
Buğz ve düşmanlığın da O'nun için olurdu, sevgin ve dostluğun da O'nun için olurdu. İmanı kuvvetli olan bir mü'min ne nefsine itaat eder, ne şeytanına, ne de hevasına…
Esasen kuvvetli imana sahip bir mü'min, şeytan diye bir şey bilmez ki ona itaat etsin. Dünyaya aldırmaz ki, onun için zelil durumlara düşsün. Bilakis o, dünyayı hakir ve zelil görür.
Ona aldanmaz. Ebedi hayatı kazanmaya bakar. Ne zaman ki mü'min dünya sevgisini gönlünden atar ve Aziz ve Celil olan Mevla'sına vasıl olursa işte o takdirde bütün vakitlerdeki ibadetleri hâlis Allah için olur…
Peygamber Efendimizin (s.a.v.) buyurduğuna göre: "O gün siz, Arş'ın gölgesinde rahat edersiniz; lezzetli meyveleri yer, tatlı yemekleri tadarsınız; kardan daha beyaz soğuk ballardan afiyetlenirsiniz."
Diğer bir hadis-i şerifte ise şöyle buyrulur: "Cennet ehli öldükleri gün yerlerine bakarak görürler. Hesap bitince yerlerine giderler. Onlar yerlerini tanırlar. Dünyadaki evlerine gider gibi cennetteki yerlerine varırlar."
Bunlara verilen bu yüksek derece dünyayı terk ettikleri için oldu. Dünyayı attılar bir yana, Allah'a kul oldular. Diğer kısmın şiddetli hesaba maruz kalması ise dünyaya tapmaları yüzünden oldu. Dünyaya tapmanın neticesi onları öbür âlemde buldu.' (Abdülkadir Geylani Hazretlerinden)


















































































