logo
30 MAYIS 2026

Sakarya ayağa kalktı

11.09.2001 00:00:00
Kuvay-ı Milliye kadrosunun, mimarıyla birlikte gerçekleştirdiği Sakarya çıkarması muhteşem oldu. Toplantı salonunu dev Türk bayraklarıyla donatarak kuvay-ı milliye kadrosunu kucaklayan Sakaryalılar, "Bu vatan bu millet sizi bekliyor" şeklinde yoğun tezahüratta bulundu

Kuvay-ı Milliye kadrosunun geçtiğimiz hafta sonu Yalova'dan sonra deprem bölgesindeki ikinci durağı Sakarya oldu. Serdivan yolu üzerindeki Köşk Restaurant'ı, Türk bayraklarıyla donatan binlerce Sakaryalı tarafından konuk edilen kadro ve mimarının Sakaryalılarla gerçekleşen bu buluşması görülmeye değer bir manzara arzetti. İçine sürüklendiği krizden bunalan, geleceğe olan güvenlerini yitiren insanlar, kuvay-ı milliye kadrosu ile liderinin problemleri teşhis ve çözüm yolları göstermesi karşısında salonu ve Sakarya semalarını "Üstad, Üstad", "Bu vatan bu millet seni bekliyor", "Bu vatan bizimdir bizim kalacak" sesleriyle inletti. Duygu dolu anların alabildiğine yaşandığı, gözlerin yaşla dolduğu bu toplantıda hep bir ağızdan "Yüz üstü çok süründün ayağa kalk Sakarya" denildi.

SONUÇ ALMANIN YOLU

Kuvay-ı Milliye'nin Türkiye'nin sahipsiz olmadığını haykıran toplantılarından Sakarya'da gerçekleşeninde, merhum Necip Fazıl Kısakürek'in, Sakarya şiirindeki, "Saf çocuğu masum Anadolu'nun / Divanesi yalnız ikimiz kaldık Allah yolunun" dizeleriyle sözlerine başlayarak bir konuşma yapan Prof. Dr. Haydar Baş, iki yıl önce yaşanan deprem münasebetiyle büyük sayıda şehitler veren hak yolun haklı yolcuları Sakaryalılara, "Belki de hayatınızı garanti altına aldınız. Çünkü o gidenler, geleceklere şefaat edecek yarenler olacaktır" müjdesini verdi.

Cumhuriyet tarihi boyunca emsali görülmedik bir badirenin içine düştüğümüzü, bütün gayretlere rağmen bu badireyi aşamadığımızı söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, bunun, hastalığın teşhisini yanlış yapmaktan kaynaklandığını, insan unsurunu çürüttüğümüz için onu nereye koyarsak koyalım olumlu bir netice alamadığımızı belirterek, "İnsan malzemesini kendi yararına, hak hesabına kazanmadan, onu kendi ile barışık hale getirmeden işimize gücümüze devam edersek hiç bir sonuç alamayız" dedi.

TÜRK MİLLETİ ÜZERİNDE BÜYÜK HESAPLAR VAR

İnsan problemimiz olduğunu Batının da çok iyi teşhis ettiği, bunun için de insanımız üzerinde, son zamanlarda çok ciddi yatırımlar yaptığı, misyonerlik faaliyetlerinin gerçek sebebinin bu olduğu açıklamasında bulunan Prof. Dr. Haydar Baş, bunun sebebini şöyle izah etti: "Bizi çalmak istiyorlar. Biz çalınırsak, kendimize, ailemize sahip çıkamayacağız. Ailesine, kendine sahip çıkamayan elbette milletine, vatanına da sahip çıkamayacaktır. Uzun zamandan beri bu vadide öyle korkunç olaylar tezgahlanıyor ki, hakikaten bunları hayal etmek bile mümkün değil."

Aynı türden oyunların Hicaz bölgesinin bizden koparılması için de oynandığına dikkat çeken Prof. Dr. Haydar Baş, İngiliz ajanları Humpher ve Lawrence'in müslüman kisvesinde, Ortadoğu'da nasıl nifak tohumları ektiğine işaret ederek şu uyarıda bulundu; "İslam dünyasında, hele hele adı Türk olan dünyada, hiç kimse bize müdahale etmeden rahatça yaşayabileceğimizi zannetmeyin. Bizi bir an dahi boş bıraktıklarına kesinlikle inanmayın. Humpher ve Lawrence Arapları kandırarak Osmanlıyı arkadan hançerletti. Böylece o bölgeden çıkartıldık. Bu hareketler bugün de devam ediyor. Dün nasıl bir Hüseyin bin Ali, Abdülvehhab bulundu ise hiç kuşkunuz olmasın ki bugün de bulunacaktır. Çünkü hesaplar çok büyüktür."

"Türk milleti asil bir millettir. Tarihin hangi döneminde olursa olsun kendi idaresinde yaşayan milletler, kavimler, topluluklar, aşiretler, azınlıklar zulüm görmemiştir. Tasarruf ettiği ülkelerin üzerinden adaleti, merhameti, şefkati, iffeti, kesinlikle eksik etmemiştir. Onun için Japon sınırlarından Viyana kapılarına kadar 23 milyon km2 bir sahada tasarruf etme imkanını bulmuştur. O devrin şartlarında bu kadar büyük bir imparatorluk şayet adaletten, merhametten, izzetten mahrum olmuş olsaydı, altı asır gibi uzun bir zaman yaşama imkanına elbette sahip olamayacaktı. Yani bizim milletimizde, başka milletlerde olmayan vasıflar var. Şimdi biz, bunları unuttuk. Zannediyoruz ki başkaları da bizi unuttular. Hiç şüpheniz olmasın ki bizim dışımızda hiç bir güç bu milleti unutmaz. Tarihin her döneminde Batı, bu millete karşı olmuştur ve bu milleti karşısında bulmuştur. Özellikle Müslüman olduktan sonra Türk dünyasına karşı ittifakları çok büyük olmuştur. Oğuz boyları, 8. Asırda Avrupa'ya ayak bastıklarında, Batı dünyası, onlara, 'Burada kalmak istiyorsanız dininizi değiştireceksiniz. Aksi takdirde burada size huzur vermeyiz' diyorlar. Onların dediğine evet diyen Oğuz boyları bugünkü Macarlar oldu. Demek ki bizim Türklüğümüzün devam etmesi Müslümanlığımızla mümkündür. Onun için de hesap bu milletin maneviyatı üzerindedir. Onun için adam misyonerlik faaliyetlerinde bulunuyor."

BU VATAN PARÇALANMAK İSTENİYOR

Prof. Dr. Haydar Baş, misyonerlik faaliyetlerinin asıl maksadı hakkında şu bilgiyi verdi: "Batının derdi, gelip, burada seni dindar edip, inandığı Tanrı'nın rızasına kazandırmak değildir. Seni dininden edip, kendi dinine celbetmek, ikinci adımda da 'Senin aslın Türk değildir. Rum, Ermenidir' demektir. İşte bu maksatla bizim Karadenizimizde binlerce evladımızı alıp Atina'da eğitiyorlar. Batı dünyasının, burada dinini yaymak istemesine hiç kimse karşı çıkmaz. Ama kendi ülkelerinde, zerre nispetinde bu hassasiyet yok. Avrupa'da birçok kilise cami olmuştur. Adam, Avrupa'da, kendi adamına sahip çıkmıyor. Ama aynı Batılı geliyor, mahzenleri tamir ederek, 'burası senin ibadethanendir' diyor. Burada yapılmak istenen insanımızı hıristiyan veya musevi yapmak suretiyle gerçek kimliğinden, Türklüğünden uzaklaştırmaktır. Trabzon'da, Santa Maria Kilisesinde, papaz efendi, ayin yaptırırken, 'Biliyorsunuz ki siz hıristiyan kardeşlerimizin aslı Türk değildir, Rumdur değil mi?' diyor. Bu konuda elimde bir sürü doküman var. Adam Amerika'dan geliyor. O bölgenin insanının Rum olduğunu, güya DNA testleri ile ispat edebilmek için kan alıp kaçırıyor. Gaye, dün Hicaz bölgesinde çıkardığı nifakı burada çıkartmaktır. Bütün bu hareketlerin altında hep misyonerlik faaliyetlerini görüyoruz. İstenilen bu milletin birbirine girmesi, parçalanmasıdır. Onun içindir ki biz, her dönemde 'birlik, birlik, birlik' diyoruz."

TARİH TEKERRÜR EDİYOR

Büyük bir millet olmamıza, kendimize güvenmemiz gerekmesine rağmen milletin önderliğine soyunan bazıları ile aydın dediğimiz insanların bir aşağılık kompleksi içine girdiklerini, "ABD olmadan biz siyasette başaramayız" sözlerine tanık olduklarını söyleyen Prof. Dr. Baş, "tarih sanki tekerrür ediyor" diyerek, merhum Atatürk'ün 6 Mart 1922'de söylediği şu sözlerini hatırlattı: "Bu düşüşün çıkış noktası korku ile, acz ile başlamıştır. Türkiye'nin fikir adamları adeta kendi kendilerine hakaret ediyorlardı. Diyorlardı ki, biz adam değiliz ve olamayız. Kendi kendimize adam olmamıza ihtimal de yoktur. Bizim canımızı, tarihimizi, varlığımızı bize düşman olan, düşman olduklarından hiç şüphe edilmeyen Avrupalılara kayıtsız şartsız bırakmak istiyorlardı. Onlar bizi idare etsin, diyorlardı." Misyonerlik faaliyetlerinin o gün de var olduğunu Atatürk'ün Nutuk'taki, "Memleketin her tarafında hıristiyan azınlıklar gizli veya açık şekilde kendi özel emellerini gerçekleştirmeye, devleti bir an önce çökertmeye çalışıyorlardı" sözleriyle dikkatlere sunan Prof. Dr. Baş, şöyle devam etti: "Dün ne ise bugün de aynı kafa devam ediyor. O halde biz, milli bir duruşla hem dinimize, hem dilimize, hem tarihimize, her şeyimize sahip çıkacağız. Bilhassa siyasilerimize tembih edeceğiz. Sırtımızı okşayanların oyununa gelmeyeceğiz. Bu oyuna getirmek için şu anda bizim çok sırtımızı okşuyorlar. Türkiye'de büyük bir oyun oynanıyor. Birincisi devlet ile milleti, ikincisi sivil ile askeri karşı karşıya getirmek istiyorlar. Bir milletin asıl güçleri devletinin ve milletinin iradesidir. Bu iki irade karşı karşıya geldi mi orada huzurun olması hiç mümkün değildir. Bu iki iradeyi koruyan, kollayan silahlı kuvvetleridir. Onu ayakta tutan da sivildir. Bu iki kurumu birbirine düşürdün mü Allah belamızı verir."

ALMAN VATANDAŞLI?INA DAVETİN ANLAMI

"Bizim için bayrak, vatan, devlet, asker, mukaddestir, muazzezdir. Bizim için Mehmetçik, Peygamber ocağının bekçisidir. Mehmetçik, Muhammed davasının bekçisidir. Bize, 'Sen buna karşı çık. Devlete karşı çık' diyorlar. Bu öyle bir oyun ki bunu hayal etmek hiç mümkün değildir. Avrupa'da, arkadaşlar bana camilerde 'Siz hala Alman vatandaşı olmadınız mı?' propagandası yapıldığını anlattılar. Çok üzüldüm. Bu, bir milletin batışıdır. Hiç bir maksat ve gaye ile bir insan bu yanlışa düşemez. Bir kadın bakireliğini kaybettiği zaman mazereti olur mu? Ben Alman vatandaşı olduğum zaman Alman bayrağına selam vereceğim, demektir. Bu bayrak teslis bayrağıdır. Bundan başka yavaş yavaş, 'O da din bu da din' deniliyor. Ayette Cenab-ı Hak, 'Ehl-i kitaptan hangisine uyarsanız onlar sizi iman ettikten sonra kafir yaparlar' buyuruyor. Kapı gibi ayet ortada, adam, kalkmış bana neyin müdafaasını yapıyor. 'Yanlış yaptık. Allah bizi affetsin. Bizi ayıktırdın' demiyor. Rahmet okumaya başlıyorlar. İnşaallah ıslah-ı nefs ederler."

DEVLET BABA ANLAYIŞINDAN VAZGEÇİLEMEZ

Bir başka tuzak olarak "devleti küçültün" tavsiyesine dikkat çeken Prof. Dr. Baş, "ama bunları bize tavsiye edenlerin takındıkları tavır ise çok farklıdır" diyerek Pentagon örneğini verdi ve şunları söyledi: "ABD'nin Pentagon'a ayırdığı bütçe yaklaşık 1 trilyon dolar. Bizim tahsis ettiğimiz rakam ise ABD'nin askeri bütçesinin yüzde biri. Onun için Mr. Joe, elini cebine koyuyor, bize caka satıyor. Senin arkanda da o bütçeli bir Türk Silahlı Kuvvetleri olmuş olsaydı bunu yapma iktidarını, cesaretini bulabilecekler miydi? Onun için devlet küçülemez. Bizim mantığımızda devlet, babadır. Devleti küçülttün mü o zaman kargalar gelir, senin geleceğini tartışır. Ülke kargaların işgaline maruz kalmış olur. Her devletin silah gücü onun millet iradesinin ayakta durması için yegane şarttır. Bu şartı kaybettiğin zaman millet olma vasfını kaybedersin."

BU SIKINTILAR 24 SAATTE AŞILIR

Prof. Dr. Haydar Baş, Sakarya'da yaptığı konuşmada, Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntı ile ilgili önemli bir noktaya da temas etti. Türkiye'nin bu iktisadi bunalım dönemini çok zor atlatacağı şeklinde bir hava estirildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Baş, kendisini dinlemeleri halinde bu badireden 24 saatte çıkılabileceği şeklindeki çağrısını tekrar etti. Prof. Dr. Baş, niyetlerinden şüphe etmediğimiz arkadaşların takip ettikleri mevcut yoldan gidilirse bu buhrandan kurtulmanın imkanı olmadığını da hatırlatma ihtiyacı hissetti. Prof. Dr. Baş, pür dikkat kendini dinleyenlerin meraklarını "Bütün bunlar bir hesap işidir. Mesela kaldıraçta eğer kuvvet merkeze yakın yerde tahrik edilirse çok az bir güçle istediğiniz gücü kaldırabilirsiniz. Ama merkezden uzak ise çok zahmet çekersiniz" sözleriyle giderdi.

Türkiye'de kamu adına yılda faize 60 milyar dolar ödendiğini, ekonomik sıkıntıların sadece faizi sıfırlamak kaydıyla halledilebileceğini, faizsiz ekonomiyi Türkiye'de ilk defa gündem edenin kendisi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Faizsiz ekonomiyi Türkiye'de ilk defa gündem eden benim. Hatırlarsanız, bir arkadaşımız da bu meseleleri hep diline doladığı için milletin diline düşmüşlerdi. Meğer onlar faizin nema olduğunu biliyorlarmış. O arkadaş bir gün bu ülkenin başına başbakan olarak geldi. Bendeniz de Orman Bakanlığında müşavirdim. Adam, 'Gel bakalım buraya' deseydi, o gün, Türkiye'nin derdine deva olunacaktı. Ama inat ettiği için kendini de mahvetti, milleti de mahvetti. Şimdi de o mantık, istediğine nail olamayınca, 'Avrupa'da hürriyet var. Oraya gidelim' diyor. Avrupa'da hürriyet yerin altında. Avrupa'da Berlin meydanında, Paris'te Eyfel kulesinde erkeksen ezan oku bakalım. Ama Türkiye'de çan sesinden geçilmiyor. Demek ki hürriyet bizde var. Bunu derken bürokratımız, aydınımız yanlış yapmıyor mu? Elbette yapıyor. Ama yol, birbirimizle kavga etmekten geçmiyor. Oturup sabırla birbirimizi dinleyeceğiz. Meseleleri konuşmakla halledeceğiz. Birbirimizi inkar ederek yıkmaya, yok etmeye matuf bir tavır takınır isek olması gereken huzur, saadet mutluluk olmaz."

KUVAY-I MİLLİYE GELİYOR

Bahsekonu ettiği birliğin Fuzuli'nin Leyla vü Mecnun hikayesindeki gibi insanın kendini bir başkasında görmesi, müslüman kardeşin bir başka kardeşinin sevgisinde yok olması halini yaşaması ile gerçekleşebileceğini belirten Prof. Dr. Haydar Baş, enflasyon konusunda yanlışta ısrarın önemli bir sonucuna dikkat çekerek ve Yalova'da yaptığı gibi Sakaryalıları da uyararak şöyle bitirdi:

"Türkiye'de, maliyet enflasyonunu düşürmek için talep enflasyonunun şartlarını uyguluyorlar. O kadar büyük bir yanlış ki bu, bu yanlış Türkiye'yi stagflasyona sürükledi. Halbuki ucuzluk olması için maliyete yansıyan girdilerin aşağı çekilmesi, yine elimizde fazla paranın olması lazımdır. Biz ise fazla olması gereken mevduatı piyasadan çekiyoruz. O zaman da fabrikatör, bakkal, işyeri sahibi kepenk kapatmaya başlıyor. Böylece iflas söz konusu oluyor. İktisat dilinde bunun adına stagflasyon deniliyor. Maalesef Türkiye bu duruma geldi. Valiliklere talimatlar gönderilip, işyerlerini ucuza satmayın, deniliyormuş. Bizim iki sen önce dediğimizi, onlar, bugün geldi, yaşıyorlar. Bunun arkasından da milletin sokağa dökülmesi hali vardır. Şimdi, Batıdan sermayedarlar gelecek, bu işyerlerini alacaklarmış. Yani parası olan adamlar Türkiye'yi rahatlıkla satın alabilecekler. Onun için ben Sakaryalı kardeşlerime, 'Sakın ha! Bitinizi dahi satmayın. Biz geliyoruz. Bütün dertlerinize inşaallah deva olacağız. Böylece milletimiz beklediği mutluluğa, saadete kavuşacaktır' diyoruz."

İktidarın kanalları Kılıçdaroğlu'nun hizmetinde


 
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmalarını canlı yayınlayan A Haber, TRT Haber, Ülke TV, TV Net, NTV, Haber Türk, Haber Global, TV100, CNN Türk; CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun konuşmasını canlı yayınladı. Bazı kanallar çift ekran oluşturarak, Özgür Özel'in görüntüsünü verdiler ancak sesini aktarmadılar. 

30.05.2026 14:45:00 / Güncelleme: 30.05.2026 15:06:32
AHMET TURAN YİĞİT
İktidarın kanalları Kılıçdaroğlu'nun hizmetinde
İktidarın kanalları Kılıçdaroğlu'nun hizmetinde

Mahkemenin mutlak butlan kararıyla genel başkanlık görevinden alınan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, CHP Ankara İl Başkanlığı binasında saat 14:00'ten itibaren partililerle bayramlaştı.
Güvenpark'ta bir araya gelen çok sayıda kişi Özgür Özel'e destek ve Kemal Kılıçdaroğlu'na tepki sloganları attı. Alanda bulunanların sayısı 100 bini aştı. Özel, konuşmasını yaparken elektrikler kesildi. Konuşma jeneratörün devreye girmesiyle devam etti. 

Yavaş adresini belli etti

Alana Özgür Özel ile birlikte gelen Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da geldi. Yavaş, "İnsanların umudunu tüketen bir konumda bulunmaktansa, siyaseti bırakırım. İnsanların umudunu yeşertmemiz gerekir. Önemli olan bu toplumun geleceğidir. CHP sıradan bir parti değildir, bu ülkenin kurucu iradesidir. CHP''yi zayıflatmaya yönelik her girişim, yalnızca partiyi hedef almamaktadır. Türkiye'nin birikimini ve Cumhuriyet'in değerlerini hedef almaktadır" dedi. Özel, "Kurultay tarihini ilan edin. Emperyalizme geçit vermeyeceğiz" dedi. Kalabalık sık sık "Hain Kemal" sloganı attı.

Özel: İşin başında Erdoğan var

Ardından konuşmasını yapmaya başlayan Özgür Özel, "Bu mesele CHP'nin iç meselesi değildir, doğru anlayalım. Bu mesele Tayyip Erdoğan'la milletin meselesidir" dedi.

Kılıçdaroğlu ne dedi?

Kılıçdaroğlu ise az sayıda kişiye hitap etti. CHP Genel Merkezi'nin önüne gelenlerde coşku yoktu. İnsanlar bir oradan bir oraya alanda dolaşıyorlardı. Kılıçdaroğlu'nun konuşmasını aktaran kanallar da alanı vermekten kaçındı. Kılıçdaroğlu ise konuşmasını metinden okudu.

Mahkeme kararaıyla göreve getirilen CHP lideri, "Bizim hesaplaşmamız kişisel değil, ahlakıdır" diyen Kılıçdaroğlu, "Önce hesaplaşacağız, sonra kurultay sandığını önünüze getireceğim" diye konuştu. Kılıçdaroğlu şunları söyledi: "Biz bu partiyi mahkeme salonlarında itibarımız çiğnensin diye mi büyüttük? Atalarımızın emaneti partimizi kimler pavyon masalarına meze etmeye çalıştı? Benim ne yapacağım bellidir. Ben hesap soracağım." 
 
"Benim bu millete özür borcum var" diyen Kılıçdaroğlu şöyle devam etti: "Ruhunu satmış FETÖ ajanlarını zamanında fark edemediğim için özür diliyorum. Dış odaklardan medet uman gafilleri koynumda beslediğim için özür diliyorum. Pavyon masasında pazarlık yapanların, partiyi mahkeme kapılarına düşürenlerin maskesini zamanında indiremediğim için özür diliyorum."

Cumhur İttifakı seçmeninin de Kılıçdaroğlu'na destek verdiği tahmin ediliyor.

 

Anıkabir'e yürüryüş

Öte yandan Özgür Özel, konuşmasının sonunda meydandakilere "Anıtkabir'e yürüyoruz" diyerek, kalabalığı Anıtkabir'e davet etti. 

Hasankeyf'in yeni hali bayramda ziyaretçi akınına uğradı


 
Batman'ın tarihi Hasankeyf ilçesi, Kurban Bayramı tatilinde ülkenin farklı illerinden gelen ziyaretçileri ağırlıyor.
 

30.05.2026 12:42:00
AA
 Hasankeyf'in yeni hali bayramda ziyaretçi akınına uğradı
 Hasankeyf'in yeni hali bayramda ziyaretçi akınına uğradı
Birçok medeniyetin izlerini taşıyan Hasankeyf, 9 günlük bayram tatilinde de ziyaretçilerin ilgi odağı oluyor. İlçeyi ziyaret edenler, Ilısu Barajı nedeniyle orijinal yerlerinden taşınan İmam Abdullah Türbesi, Zeynel Bey Türbesi, Artuklu Hamamı, Hasankeyf Kalesi, Hasankeyf Müzesi ve Er-Rızk Camisi gibi tarihi yerleri ziyaret ediyor.
Ziyaretçiler, ​Ilısu Baraj Gölü'nde katıldıkları tekne turlarıyla kanyonları ve Hasankeyf Kalesi'ni görme imkanı buluyor.







İnsanları çok cana yakın ve misafirperver

Kocaeli'nden gelen Rıdvan Yıldırım, Hasankeyf'te tarihi eserleri gördüğünü belirterek, "Çok turistik bölge, çok güzel. Turistik alanı da çok fazla. Memnun kaldık ve çok keyif aldık. İnsanları çok cana yakın ve misafirperver" dedi.







Mardin'in Midyat ilçesinden gelen Hilvan Konak da fırsat buldukça Hasankeyf'e gezmeye geldiğini söyledi.
İlçenin görülmeye değer olduğunu dile getiren Konak, "Bayram tatilinde fırsat bulup tekrar geldik. Tekneye bindik, müzeye gittik" diye konuştu.







Buranın doğası, tarihi çok başka

Tuğba Çiçek ise Hasankeyf'in beklentilerini fazlasıyla karşıladığını anlatarak, kardeşiyle birlikte çıktıkları GAP turu kapsamında ilçeye geldiklerini bildirdi.
Çiçek, "Kütahya'dan geldik. Heyecanlıyız. Doğasıyla, kültürüyle çok güzel bir şehir. Çok beğendik. Diyarbakır'ı da gezdik. Diyarbakır da çok güzeldi. Daha sonra Mardin'e gideceğiz. Buranın doğası, tarihi çok başka" ifadelerini kullandı.







İlçede 40 yıldır esnaflık yapan Cemil Uluk de ziyaretçi yoğunluğundan memnun kaldıklarını dile getirdi. Uluk, "Büyük bir hareketlik var. Esnaf olarak mutluyuz. Herkesi ilçeye bekliyoruz. Misafirlerimizi ağırlayıp memnun gönderiyoruz" dedi.

Tatilcilerin dönüşü sürüyor: Bolu geçişinde uzun araç kuyrukları

TEM Otoyolu ve D-100 kara yolunun Bolu geçişinde Kurban Bayramı'nın 4'üncü gününde sabahın erken saatlerinde uzun araç kuyrukları oluştu. Trafiği zaman zaman durma noktasına geldiği Bolu geçişinde oluşan trafik yoğunluğu havadan görüntülendi

30.05.2026 12:01:00
İHA
Tatilcilerin dönüşü sürüyor: Bolu geçişinde uzun araç kuyrukları
Tatilcilerin dönüşü sürüyor: Bolu geçişinde uzun araç kuyrukları
Pazar günü sona erecek olan 9 günlük bayram tatilinin 8'nci, bayramın ise 4'üncü gününde dönüş için yola koyulan sürücüler, Bolu geçişinde yoğunluğunu sürdürüyor.






Özellikle TEM Otoyolu ve D-100 kara yolunun Bolu geçişinde İstanbul istikametine doğru araç trafiği sabah saatlerinde yer yer durma noktasına geldi. 






Tatilcilerin dönüş yolunda kullandığı güzergahlardan olan Köroğlu Rampaları mevkisinde kilometrelerce araç kuyruğu oluştu. Sürücüler, yavaş ilerleyen trafik nedeniyle zor anlar yaşadı.








Ağır vasıtalara geçiş yok

Öte yandan, dönüş yolculuğunda yaşanabilecek olumsuzlukların ve trafik sıkışıklığının en aza indirilmesi amacıyla Bolu Valiliği tarafından yeni bir tedbir kararı alındı. 






Alınan karara göre; Valilikten yapılan açıklamaya göre; Bu kapsamda bugün saat 13.00'den itibaren 1 Haziran Pazartesi günü saat 01.00'e kadar, kamyon, çekici ve tanker cinsi araçların İstanbul istikametine geçilerine izin verilmeyecek.













Ünlü sunucu, Bodrum'da hastaneye kaldırıldı

Muğla'nın Bodrum ilçesinde rahatsızlanan televizyon programcısı ve haber sunucusu Reha Muhtar, özel bir hastanede tedavi altına alındı

30.05.2026 11:29:00 / Güncelleme: 30.05.2026 11:32:17
İHA
Ünlü sunucu, Bodrum'da hastaneye kaldırıldı
Ünlü sunucu, Bodrum'da hastaneye kaldırıldı
Uzun yıllar televizyon ekranlarında görev yapan Reha Muhtar'ın, yaşadığı rahatsızlık nedeniyle Bodrum'daki özel bir hastaneye başvurduğu öğrenildi. Doktorlar tarafından yapılan kontrollerin ardından Muhtar'ın kalp yetmezliği teşhisiyle tedavi altına alındığı belirtildi.



Hastanede gözetim altında tutulan Muhtar'ın sağlık durumunun doktorlar tarafından yakından takip edildiği öğrenilirken, ailesi de Bodrum'a hareket etti.

Muhtar'ın eski eşi oyuncu Deniz Uğur, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, çocukları Mina ve Poyraz ile birlikte Bodrum'a geldiklerini belirterek sevenlerinden dua istedi. Uğur paylaşımında, "Reha Muhtar'ın hastaneye kaldırıldığı haberini aldık. Çocuklarımızın babalarının yanında olmaları ve sağlık durumunu takip etmeleri için Bodrum'a doğru yola çıktık. Bu süreçte destek veren herkese teşekkür ediyoruz" ifadelerine yer verdi.



Reha Muhtar'ın tedavisinin sürdüğü öğrenildi.

Çocuklarınıza erken yaşta sorumluluk verin


 
 
Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdullah Atlı, "Çocuğun önüne bir hedef koymadığımızda ve sorumluluk vermediğimizde, davranışsal problemler ve aile içi çatışmalar 30'lu yaşlara kadar devam edebiliyor. Biz bunu klinikte sıkça gözlemliyoruz" dedi.

30.05.2026 10:42:00
AA
Çocuklarınıza erken yaşta sorumluluk verin
Çocuklarınıza erken yaşta sorumluluk verin

Diyarbakır'da Dicle Üniversitesi (DÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdullah Atlı, Cambridge Üniversitesi tarafından yürütülen ve sonuçları geçen yıl kamuoyuyla paylaşılan çalışmada, insan beyninin yaşam boyunca beş gelişim evresinden geçtiğinin ve 9 ile 32 yaş arasının 'ergenlik dönemi' olarak tanımlandığının ortaya konulduğunu söyledi.
Doğumdan ileri yaşlara kadar yaklaşık 4 bin kişinin beyin taramalarının incelendiği araştırmada beynin nöral bağlantılarının zaman içindeki değişimi haritalandırılırken, 32 yaşından sonra gelişimin daha stabil bir yapıya geçtiğini anlatan Atlı, ilerleyen yaşlarda ise gerileme evrelerinin başladığının belirlendiğini ifade etti.
Söz konusu araştırma bulgularının klinik gözlemleriyle de örtüştüğünü belirten Atlı, çalışmanın ileri görüntüleme teknikleriyle elde edilen verilere dayandığını anlattı.

Geçmişte bireyler çok daha erken yaşta sorumluluk alıyordu

Atlı, şunları kaydetti: "Benim de yakından takip ettiğim bir çalışma. Bu veriler, manyetik rezonans (MR) görüntüleme çalışmalarında tespit edilmiş. Burada aslında çalışan ve büyüyen bir beyin ortaya konuluyor. Ergenlik kavramı çoğu zaman yanlış anlaşılıyor. Ergenlik deyince çoğumuzun aklına hırçın, sinirli bir genç geliyor ama sadece mesele o değil. Ergenlik, büyüyen, gelişen, her şeyi alan ve sürekli aktivite gösteren bir beyin demektir. Bu çalışma da bunu destekliyor. Beynin gelişimi 30'lu yaşların başına kadar sürüyor. 32 yaşa kadar beynin nöronlarındaki gelişim devam etmekte, sinir ağları verimli bir şekilde çalışmaktadır. Bu süreçte beyin sürekli bir yapılanma içerisinde ancak 30'lu yaşların başından sonra bu gelişim yerini daha stabil bir evreye bırakır. 66 yaşına kadar görece dengeli bir dönem devam ederken, sonrasında gerileme başlar, 80'li yaşlardan itibaren ise bu gerileme daha belirgin hale gelir."

Ergenlik sürecinin uzamasında toplumsal değişimlerin de etkili olabileceğine işaret eden Atlı, "Geçmişte bireyler çok daha erken yaşta sorumluluk alıyordu. Günümüzde eğitim süreçlerinin uzamasıyla birlikte bu yaşlar ileriye kaydı. Bugün gençlere evlilik planlarını sorduğumuzda 30-35 yaş aralığı öne çıkıyor. Bu da ergenlik döneminin sosyal olarak da uzadığını gösteriyor. Ailelerin çocuklara erken yaşta sorumluluk vermesi önemli. Çocuğun önüne bir hedef koymadığımızda ve sorumluluk vermediğimizde, davranışsal problemler ve aile içi çatışmalar 30'lu yaşlara kadar devam edebiliyor. Biz bunu klinikte sıkça gözlemliyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

Erken dönemde sorumluluk üstlenilmesi gerekiyor

Günümüzde "ev genci" olarak tanımlanan bir kesimin ortaya çıktığını belirten Atlı, şunları söyledi: "Bu bireylerin halen bir gelişim süreci içinde olduğunu söylemek mümkündür ancak bu noktada, gençlere nitelikli bir psikososyal eğitim sunulması, sosyal ve mesleki beceriler kazandırılarak hayatın içine aktif şekilde dahil edilmeleri büyük önem taşıyor. Aksi halde 30'lu yaşlara kadar aile içi çatışmalar devam ediyor. Anne ve babalar 'Bana bağırdı, sözümü dinlemedi' derken, gençler de 'Babam bana bağırdı, travmatize oldum' şeklinde karşılık veriyor. Bu kısır döngüden çıkabilmek için hem ailelerin hem de gençlerin süreci doğru yönetmesi ve erken dönemde sorumluluk üstlenilmesi gerekiyor. Eskiden çağlar yüzlerce yıl sürerken, bugün 10-20 yıl içinde büyük değişimler yaşanıyor. Bu dönüşüm, beynin gelişim süreçlerini de etkilemiş olabilir."

Bireyin yaşamını nasıl değerlendirdiğinin gelişim algısını etkilediğini dile getiren Atlı, "50 yaşına gelmiş birinin kendini 20 yaşında hissetmesi farklı şekillerde yorumlanabilecek bir durumdur. Asıl sorulması gereken, kişinin 20 ile 50 yaş arasında nasıl bir yaşam sürdüğüdür. Eğer işlevsel ve üretken bir yaşam geçirmemişse, kendini hala 20 yaşındaymış gibi hissedebilir. Buna karşılık, spor yapan, kitap okuyan, sosyal aktivitelere katılan ve topluma katkı sağlayan bir yaşam sürmüşse, bu süreci kıymetli görür ve yaşına uygun bir olgunluk hisseder çünkü o 50 yılı dolu dolu yaşamıştır" ifadelerini kullandı.

Adıyaman'daki feci kazada bilanço ağırlaşıyor


 
Adıyaman'da iki otomobilin çarpıştığı kazada ölü sayısı 4'e çıktı.
 

30.05.2026 09:47:00
AA
Adıyaman'daki feci kazada bilanço ağırlaşıyor
Adıyaman'daki feci kazada bilanço ağırlaşıyor

Adıyaman'ın Gölbaşı ilçesinde 29 Mayıs'ta iki otomobilin çarpışması sonucu yaşamını yitirenlerin sayısı 4'e yükseldi.
Kahramanmaraş-Adıyaman kara yolu Belören kasabası yol ayrımında meydana gelen kazada ağır yaralanan kardeşlerden 8 yaşındaki Eymen Mirza C, sevk edildiği Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ndeki müdahaleye rağmen kurtarılamadı.


29 Mayıs'ta Veysel C. (45) idaresindeki 55 AV 926 plakalı otomobil, Kahramanmaraş-Adıyaman kara yolu Belören kasabası yol ayrımında Serkan S'nin (27) kullandığı 01 AID 574 plakalı otomobille çarpışmış, kazada yaralanan sürücüler ile Aysel C. (39), Muhammed Burak C. (14), Emir Mirza C. (12), Eymen Mirza C. (8), Deniz Yaren C. (1) ve Buse K. (24) ambulanslarla Adıyaman ve Kahramanmaraş'taki hastanelere kaldırılmış, yaralılardan Aysel C. ile çocukları Muhammed Burak C. ve Deniz Yaren C. hayatını kaybetmişti.​​​​​​​​​​​​​​

Marmaris'te gezi teknesi battı

Marmaris Körfezi'nde tura çıkan "Big Boss" isimli gezinti teknesi, Cennet Adası açıklarındaki Akvaryum Koyu' nda battı. İhbar üzerine bölgeye sahil güvenlik ekipleri sevk edildi

29.05.2026 18:00:00
İHA
Marmaris'te gezi teknesi battı
Marmaris'te gezi teknesi battı
Muğla'nın Marmaris ilçesinde Akvaryum Koyu'nda batan gezi teknesindeki 110 yolcu, çevredeki teknelerin müdahalesiyle kurtarılırken, olayda can kaybı ve yaralanma yaşanmadı.

Olay, Marmaris ilçesi Cennet Adası mevkii Akvaryum Koyu'nda saat 15.45 sıralarında meydana geldi. Teknede meydana gelen arızayı fark eden tekne personeli karaya yakın bir noktaya yöneldi.

Olayın ardından teknede bulunan 110 yolcu, aynı firmaya ait başka bir tur teknesi ile çevrede bulunan diğer teknelere güvenli şekilde tahliye edildi. İhbar üzerine bölgeye sevk edilen sahil güvenlik ekipleri ve çevredeki teknelerin yardımıyla yolcular kısa sürede kurtarıldı.

Tahliye işlemlerinin tamamlanmasının ardından tekne tamamen suya gömüldü. Olayda herhangi bir can kaybı ya da yaralanmanın yaşanmadığı öğrenilirken, Marmaris Kaymakamı Nurullah Kaya da olay yerine giderek incelemelerde bulundu.

Yüksek tansiyonu tetikleyen 14 şaşırtıcı neden


 
Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, yüksek tansiyona sebep olabilen 14 şaşırtıcı faktörü sıraladı.

29.05.2026 17:39:00
MURAT ÇORBACI
  Yüksek tansiyonu tetikleyen 14 şaşırtıcı neden
  Yüksek tansiyonu tetikleyen 14 şaşırtıcı neden

Modern yaşamın yoğun temposu, stres ve kötü beslenme hipertansiyonu tetikleyen başlıca nedenler arasında yer alıyor. Ancak bu nedenlerin hiçbiri yoksa ve tansiyon yine de yükseliyorsa altında daha alışılmadık nedenler olabileceğine dikkat çeken Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi'nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, "Yalnızlık, uyku apnesi, susuzluk, ağrı kesici kullanımı, bazı bitkisel takviyeler ve tiroid problemleri gibi günlük yaşamda çoğu zaman önemsenmeyen faktörler de tansiyon değerlerini yükseltebilir. Kontrol altına alınmayan hipertansiyon ise zamanla kalp, damar, böbrek ve beyin sağlığı üzerinde ciddi hasarlara yol açabilir" uyarısında bulundu.







Kontrol şart!

Özellikle tansiyon problemi yaşayan kişilere verilen ilk tavsiyelerden birinin tuz tüketimini azaltmak olduğunu paylaşan Prof. Dr. Nevrez Koylan, "Bunun nedeni, fazla tuzun vücutta su tutulmasına yol açarak kalp ve damar sistemi üzerinde ekstra yük oluşturmasıdır. Ancak hipertansiyonu tetikleyen nedenler yalnızca tuzla sınırlı değildir. Stres, kaygı ve öfke gibi duygusal değişimlerin yanı sıra günlük yaşamda fark edilmeyen bazı alışkanlıklar da tansiyon değerlerinde ani yükselmelere neden olabilir. Geçici iniş ve çıkışlar her zaman ciddi bir soruna işaret etmese de uzun süre yüksek seyreden değerlerin mutlaka hekim kontrolünden geçmesi gerekir" dedi.
Prof. Dr. Nevrez Koylan yüksek tansiyon üzerinde etkisi olan beklenmedik 14 faktörü sıraladı:







Yalnızlık

Yalnızlık hissi, özellikle uzun vadede büyük tansiyonun yükselmesine neden olabilir. Bu konuda yapılan bir araştırmada, kendisini yalnız hisseden kişilerin büyük tansiyonunda dört yıl içinde 14 puandan fazla artış olduğu ortaya kondu.

Beyaz önlük sendromu

Doktor kontrolü sırasında ölçülen tansiyon değerleriyle evde ölçülen değerler arasında fark görülebilir. "Beyaz önlük etkisi" olarak adlandırılan bu durum, yalnızca muayene ortamında bulunmaya bağlı olarak büyük tansiyonda 10, küçük tansiyonda ise 5 puana kadar yükselmeye neden olabilir. Bu artışın genellikle stres ve kaygıyla ilişkili olduğu düşünülüyor.

Tuvalete gitmeyi geciktirmek

Tuvalet ihtiyacını uzun süre ertelemek de tansiyonun yükselmesine neden olabilir. Yapılan bir araştırmada, en az 3 saat boyunca tuvalete gitmeyen orta yaşlı kadınların büyük tansiyonunda ortalama 4, küçük tansiyonunda ise 3 puan artış görüldü. Benzer etkilerin farklı yaş gruplarındaki kadın ve erkeklerde de ortaya çıkabileceği belirtildi.







Susuzluk

Vücudun yeterli suya sahip olmaması, kan damarlarının daralmasına neden olarak tansiyonu yükseltebilir. Susuz kalan vücut sıvıyı korumaya çalışırken damarlar daha fazla sıkışabilir ve böbrekler daha az idrar üretmeye başlayabilir. Bu durum da kalp ve beyindeki küçük damarlar üzerinde ekstra baskı oluşturabilir.

Duygusal konuşmalar

Dinlenme halindeki kan basıncı, konuşmaya başlanmasıyla birlikte geçici olarak yükselebilir. Bu artışın seviyesi, konuşulan konunun içeriğine ve duygusal yoğunluğuna göre değişebilir. Benzer etki telefon görüşmeleri sırasında da görülebilir.







Şeker

Özellikle yüksek fruktozlu mısır şurubu içeren işlenmiş şekerler, kan basıncının yükselmesinde tuz kadar hatta bazı durumlarda daha fazla etkili olabilir.

Bitkisel takviyeler

Ginkgo, ginseng, guarana, efedra, acı portakal ve sarı kantaron gibi bazı bitkisel takviyeler kan basıncını yükseltebilir. Ayrıca bu ürünler, yüksek tansiyon ilaçları da dahil olmak üzere bazı ilaçların etkisini değiştirebilir.







Uyku apnesi

Uyku apnesi, yüksek tansiyon ve diğer kalp hastalıkları riskini artırabilir. Uyku sırasında solunumun sık sık durup yeniden başlaması, sinir sisteminin kan basıncını yükselten kimyasallar salgılamasına neden olabilir. Ayrıca bu durumun yol açtığı oksijen eksikliği damar duvarlarına zarar vererek vücudun tansiyonu düzenlemesini zorlaştırabilir.

Tiroid problemleri

Vücudun yeterince tiroid hormonu üretmemesi, kalp atış hızının yavaşlamasına ve damarların esnekliğini kaybetmesine neden olabilir. Ayrıca kötü kolesterol olarak bilinen LDL kolesterolü de yükseltebilir ve bu da damar sertliğine yol açarak tansiyonu artırabilir. Nadiren de olsa tiroid hormonunun fazla salgılanması, kalbin daha hızlı ve güçlü çalışmasına neden olarak kan basıncını yükseltebilir.

Doğum kontrol ilaçları

Doğum kontrol hapları, iğneleri ve bazı diğer yöntemler, kan damarlarını etkileyen hormonlar içerdiği için tansiyonun yükselmesine neden olabilir. Bu riskin özellikle 35 yaş üstü, fazla kilolu veya sigara kullanan kadınlarda daha yüksek olduğu düşünülüyor.







Antidepresanlar

Dopamin, norepinefrin ve serotonin gibi beyin kimyasallarını etkileyen antidepresan ilaçlar, kan basıncında değişikliklere yol açabilir. Özellikle serotonin üzerinde etkili ilaçların birlikte kullanılması durumunda tansiyon değerleri yükselebilir.

Ağrı kesici kullanımı

Aspirin ve ibuprofen gibi steroid olmayan anti-enflamatuar ilaçlar hem sağlıklı kişilerde hem de hipertansiyon hastalarında tansiyon değerlerinin yükselmesine neden olabilir. Artış genellikle birkaç puanla sınırlı kalsa da bazı kişiler bu ilaçlardan çok daha fazla etkilenebilir.







Potasyum eksikliği

Böbreklerin kandaki sıvı dengesini koruyabilmesi için sodyum ve potasyumun dengeli olması gerekir. Bu nedenle düşük tuzlu besleniliyor olsa bile yeterince meyve (özellikle muz), sebze, fasulye, az yağlı süt ürünleri ya da balık tüketilmemesi tansiyonun yükselmesine neden olabilir.

Ağrı

Tansiyonu yükselten alışılmadık nedenlerden biri de ağrı olabilir. Ani ya da şiddetli ağrılar, sinir sistemini hızlandırarak kan basıncının yükselmesine yol açabilir.

Mersin'de dolu, sebze tarlaları ve meyve bahçelerine zarar verdi

29.05.2026 16:52:00
İhlas Haber Ajansı
Mersin'de dolu, sebze tarlaları ve meyve bahçelerine zarar verdi
Mersin'de dolu, sebze tarlaları ve meyve bahçelerine zarar verdi
Mersin'in Erdemli ilçesinde etkili olan dolu yağışı tarım alanlarında zarara yol açtı

Türk gemisi İHA ile vuruldu!

Karadeniz’de Türk sahipli yük gemisi İHA ile vuruldu. İki Türk denizcinin yaralandığı saldırı sonrası açıklama yapan Dışişleri Bakanlığı, sivil seyrüsefer güvenliğinin korunması ve savaşın kontrolsüz tırmanmasından kaçınılması uyarısında bulundu

29.05.2026 16:10:00
Haber Merkezi
Türk gemisi İHA ile vuruldu!
Türk gemisi İHA ile vuruldu!
Karadeniz'de Ukrayna'nın Odessa Limanı'ndan Türkiye'ye doğru seyir halinde olan Türk sahipli ve Vanuatu bayraklı bir kuru yük gemisi, gece saatlerinde düzenlenen bir İnsansız Hava Aracı (İHA) saldırısının hedefi oldu.

Ukrayna makamlarının Rusya'ya ait kamikaze İHA'larla gerçekleştirildiğini iddia ettiği saldırıda gemide hasar meydana gelirken, mürettebattan iki Türk vatandaşının hafif şekilde yaralandığı açıklandı. Olayın ardından Dışişleri Bakanlığı sert bir kınama ve uyarı mesajı yayımladı.

Odessa açıklarında İHA saldırısı: 2 yaralı

Resmî kaynaklardan edinilen bilgilere göre, sivil deniz ticaret koridorunu kullanan Vanuatu bandıralı ve Türk işletmesindeki yük gemisi, Karadeniz üzerinde seyir halindeyken İHA infiltrasyonuna maruz kaldı.

Hedef Alınan Gemi: Ukrayna'nın Odessa Limanı'ndan kalkış yapan, Türk sahipli ve Vanuatu bayraklı kuru yük gemisi.

Saldırı Zamanı: 28 Mayıs gecesi.

Mürettebatın Durumu: Saldırıda isabet alan gemide görevli iki Türk denizci hafif yaralandı. Yaralıların derhal hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındığı bildirildi.

Maddi Hasar: İsabet sonrası gemide yangın çıktığı, ancak mürettebatın teknik müdahalesiyle durumun kontrol altına alındığı öğrenildi.

Dışişleri Bakanlığı: "Savaşın kontrolsüzce tırmanmasından kaçınılmalı"

Saldırının ardından yazılı bir açıklama yayımlayan Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, sivil taşımacılığı hedef alan bu asimetrik eyleme karşı net uyarılarda bulundu.  Dışişleri açıklamasına göre öne çıkan başlıklar şunlar oldu:

• Yaralı Türk vatandaşlarının ve geminin genel durumunun Türkiye'nin Odessa Başkonsolosluğu tarafından çok yakından takip edildiği vurgulandı.

• Karadeniz'deki savaş bağlantılı tırmanmanın bölgesel riskleri büyüttüğü; Türkiye'nin bu konudaki net uyarılarını muhataplarına her düzeyde yinelediği belirtildi.

• Sivil gemilerin güvenli seyrüsefer hakkının mutlaka korunması gerektiği hatırlatılarak, savaşın kontrolsüz biçimde tırmanmasına yol açacak adımlardan kesinlikle kaçınılması istendi.

• Türkiye'nin Karadeniz'de tırmanmayı önleyecek bölgesel aidiyet temelli, müzakere odaklı önlemler geliştirmeye hazır olduğu taraflara yeniden hatırlatıldı.

Karadeniz'de gerilim sürüyor

Bölgesel deniz taşımacılığı ajanslarının raporlarına göre, aynı gece Karadeniz'in farklı noktalarında (Sinop açıkları dahil) yabancı yaptırım listelerinde yer alan ticari gemilere yönelik de benzer dron hareketlilikleri rapor edildi. Uzmanlar, Rusya-Ukrayna çatışmasının Karadeniz'deki sivil lojistik hatlarını doğrudan tehdit eden bir boyuta ulaştığına dikkat çekiyor.

Gelişmeleri anlık olarak takip etmek için sayfamızı yenileyebilirsiniz.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.