logo
17 HAZİRAN 2026

Sakarya ayağa kalktı

11.09.2001 00:00:00
Kuvay-ı Milliye kadrosunun, mimarıyla birlikte gerçekleştirdiği Sakarya çıkarması muhteşem oldu. Toplantı salonunu dev Türk bayraklarıyla donatarak kuvay-ı milliye kadrosunu kucaklayan Sakaryalılar, "Bu vatan bu millet sizi bekliyor" şeklinde yoğun tezahüratta bulundu

Kuvay-ı Milliye kadrosunun geçtiğimiz hafta sonu Yalova'dan sonra deprem bölgesindeki ikinci durağı Sakarya oldu. Serdivan yolu üzerindeki Köşk Restaurant'ı, Türk bayraklarıyla donatan binlerce Sakaryalı tarafından konuk edilen kadro ve mimarının Sakaryalılarla gerçekleşen bu buluşması görülmeye değer bir manzara arzetti. İçine sürüklendiği krizden bunalan, geleceğe olan güvenlerini yitiren insanlar, kuvay-ı milliye kadrosu ile liderinin problemleri teşhis ve çözüm yolları göstermesi karşısında salonu ve Sakarya semalarını "Üstad, Üstad", "Bu vatan bu millet seni bekliyor", "Bu vatan bizimdir bizim kalacak" sesleriyle inletti. Duygu dolu anların alabildiğine yaşandığı, gözlerin yaşla dolduğu bu toplantıda hep bir ağızdan "Yüz üstü çok süründün ayağa kalk Sakarya" denildi.

SONUÇ ALMANIN YOLU

Kuvay-ı Milliye'nin Türkiye'nin sahipsiz olmadığını haykıran toplantılarından Sakarya'da gerçekleşeninde, merhum Necip Fazıl Kısakürek'in, Sakarya şiirindeki, "Saf çocuğu masum Anadolu'nun / Divanesi yalnız ikimiz kaldık Allah yolunun" dizeleriyle sözlerine başlayarak bir konuşma yapan Prof. Dr. Haydar Baş, iki yıl önce yaşanan deprem münasebetiyle büyük sayıda şehitler veren hak yolun haklı yolcuları Sakaryalılara, "Belki de hayatınızı garanti altına aldınız. Çünkü o gidenler, geleceklere şefaat edecek yarenler olacaktır" müjdesini verdi.

Cumhuriyet tarihi boyunca emsali görülmedik bir badirenin içine düştüğümüzü, bütün gayretlere rağmen bu badireyi aşamadığımızı söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, bunun, hastalığın teşhisini yanlış yapmaktan kaynaklandığını, insan unsurunu çürüttüğümüz için onu nereye koyarsak koyalım olumlu bir netice alamadığımızı belirterek, "İnsan malzemesini kendi yararına, hak hesabına kazanmadan, onu kendi ile barışık hale getirmeden işimize gücümüze devam edersek hiç bir sonuç alamayız" dedi.

TÜRK MİLLETİ ÜZERİNDE BÜYÜK HESAPLAR VAR

İnsan problemimiz olduğunu Batının da çok iyi teşhis ettiği, bunun için de insanımız üzerinde, son zamanlarda çok ciddi yatırımlar yaptığı, misyonerlik faaliyetlerinin gerçek sebebinin bu olduğu açıklamasında bulunan Prof. Dr. Haydar Baş, bunun sebebini şöyle izah etti: "Bizi çalmak istiyorlar. Biz çalınırsak, kendimize, ailemize sahip çıkamayacağız. Ailesine, kendine sahip çıkamayan elbette milletine, vatanına da sahip çıkamayacaktır. Uzun zamandan beri bu vadide öyle korkunç olaylar tezgahlanıyor ki, hakikaten bunları hayal etmek bile mümkün değil."

Aynı türden oyunların Hicaz bölgesinin bizden koparılması için de oynandığına dikkat çeken Prof. Dr. Haydar Baş, İngiliz ajanları Humpher ve Lawrence'in müslüman kisvesinde, Ortadoğu'da nasıl nifak tohumları ektiğine işaret ederek şu uyarıda bulundu; "İslam dünyasında, hele hele adı Türk olan dünyada, hiç kimse bize müdahale etmeden rahatça yaşayabileceğimizi zannetmeyin. Bizi bir an dahi boş bıraktıklarına kesinlikle inanmayın. Humpher ve Lawrence Arapları kandırarak Osmanlıyı arkadan hançerletti. Böylece o bölgeden çıkartıldık. Bu hareketler bugün de devam ediyor. Dün nasıl bir Hüseyin bin Ali, Abdülvehhab bulundu ise hiç kuşkunuz olmasın ki bugün de bulunacaktır. Çünkü hesaplar çok büyüktür."

"Türk milleti asil bir millettir. Tarihin hangi döneminde olursa olsun kendi idaresinde yaşayan milletler, kavimler, topluluklar, aşiretler, azınlıklar zulüm görmemiştir. Tasarruf ettiği ülkelerin üzerinden adaleti, merhameti, şefkati, iffeti, kesinlikle eksik etmemiştir. Onun için Japon sınırlarından Viyana kapılarına kadar 23 milyon km2 bir sahada tasarruf etme imkanını bulmuştur. O devrin şartlarında bu kadar büyük bir imparatorluk şayet adaletten, merhametten, izzetten mahrum olmuş olsaydı, altı asır gibi uzun bir zaman yaşama imkanına elbette sahip olamayacaktı. Yani bizim milletimizde, başka milletlerde olmayan vasıflar var. Şimdi biz, bunları unuttuk. Zannediyoruz ki başkaları da bizi unuttular. Hiç şüpheniz olmasın ki bizim dışımızda hiç bir güç bu milleti unutmaz. Tarihin her döneminde Batı, bu millete karşı olmuştur ve bu milleti karşısında bulmuştur. Özellikle Müslüman olduktan sonra Türk dünyasına karşı ittifakları çok büyük olmuştur. Oğuz boyları, 8. Asırda Avrupa'ya ayak bastıklarında, Batı dünyası, onlara, 'Burada kalmak istiyorsanız dininizi değiştireceksiniz. Aksi takdirde burada size huzur vermeyiz' diyorlar. Onların dediğine evet diyen Oğuz boyları bugünkü Macarlar oldu. Demek ki bizim Türklüğümüzün devam etmesi Müslümanlığımızla mümkündür. Onun için de hesap bu milletin maneviyatı üzerindedir. Onun için adam misyonerlik faaliyetlerinde bulunuyor."

BU VATAN PARÇALANMAK İSTENİYOR

Prof. Dr. Haydar Baş, misyonerlik faaliyetlerinin asıl maksadı hakkında şu bilgiyi verdi: "Batının derdi, gelip, burada seni dindar edip, inandığı Tanrı'nın rızasına kazandırmak değildir. Seni dininden edip, kendi dinine celbetmek, ikinci adımda da 'Senin aslın Türk değildir. Rum, Ermenidir' demektir. İşte bu maksatla bizim Karadenizimizde binlerce evladımızı alıp Atina'da eğitiyorlar. Batı dünyasının, burada dinini yaymak istemesine hiç kimse karşı çıkmaz. Ama kendi ülkelerinde, zerre nispetinde bu hassasiyet yok. Avrupa'da birçok kilise cami olmuştur. Adam, Avrupa'da, kendi adamına sahip çıkmıyor. Ama aynı Batılı geliyor, mahzenleri tamir ederek, 'burası senin ibadethanendir' diyor. Burada yapılmak istenen insanımızı hıristiyan veya musevi yapmak suretiyle gerçek kimliğinden, Türklüğünden uzaklaştırmaktır. Trabzon'da, Santa Maria Kilisesinde, papaz efendi, ayin yaptırırken, 'Biliyorsunuz ki siz hıristiyan kardeşlerimizin aslı Türk değildir, Rumdur değil mi?' diyor. Bu konuda elimde bir sürü doküman var. Adam Amerika'dan geliyor. O bölgenin insanının Rum olduğunu, güya DNA testleri ile ispat edebilmek için kan alıp kaçırıyor. Gaye, dün Hicaz bölgesinde çıkardığı nifakı burada çıkartmaktır. Bütün bu hareketlerin altında hep misyonerlik faaliyetlerini görüyoruz. İstenilen bu milletin birbirine girmesi, parçalanmasıdır. Onun içindir ki biz, her dönemde 'birlik, birlik, birlik' diyoruz."

TARİH TEKERRÜR EDİYOR

Büyük bir millet olmamıza, kendimize güvenmemiz gerekmesine rağmen milletin önderliğine soyunan bazıları ile aydın dediğimiz insanların bir aşağılık kompleksi içine girdiklerini, "ABD olmadan biz siyasette başaramayız" sözlerine tanık olduklarını söyleyen Prof. Dr. Baş, "tarih sanki tekerrür ediyor" diyerek, merhum Atatürk'ün 6 Mart 1922'de söylediği şu sözlerini hatırlattı: "Bu düşüşün çıkış noktası korku ile, acz ile başlamıştır. Türkiye'nin fikir adamları adeta kendi kendilerine hakaret ediyorlardı. Diyorlardı ki, biz adam değiliz ve olamayız. Kendi kendimize adam olmamıza ihtimal de yoktur. Bizim canımızı, tarihimizi, varlığımızı bize düşman olan, düşman olduklarından hiç şüphe edilmeyen Avrupalılara kayıtsız şartsız bırakmak istiyorlardı. Onlar bizi idare etsin, diyorlardı." Misyonerlik faaliyetlerinin o gün de var olduğunu Atatürk'ün Nutuk'taki, "Memleketin her tarafında hıristiyan azınlıklar gizli veya açık şekilde kendi özel emellerini gerçekleştirmeye, devleti bir an önce çökertmeye çalışıyorlardı" sözleriyle dikkatlere sunan Prof. Dr. Baş, şöyle devam etti: "Dün ne ise bugün de aynı kafa devam ediyor. O halde biz, milli bir duruşla hem dinimize, hem dilimize, hem tarihimize, her şeyimize sahip çıkacağız. Bilhassa siyasilerimize tembih edeceğiz. Sırtımızı okşayanların oyununa gelmeyeceğiz. Bu oyuna getirmek için şu anda bizim çok sırtımızı okşuyorlar. Türkiye'de büyük bir oyun oynanıyor. Birincisi devlet ile milleti, ikincisi sivil ile askeri karşı karşıya getirmek istiyorlar. Bir milletin asıl güçleri devletinin ve milletinin iradesidir. Bu iki irade karşı karşıya geldi mi orada huzurun olması hiç mümkün değildir. Bu iki iradeyi koruyan, kollayan silahlı kuvvetleridir. Onu ayakta tutan da sivildir. Bu iki kurumu birbirine düşürdün mü Allah belamızı verir."

ALMAN VATANDAŞLI?INA DAVETİN ANLAMI

"Bizim için bayrak, vatan, devlet, asker, mukaddestir, muazzezdir. Bizim için Mehmetçik, Peygamber ocağının bekçisidir. Mehmetçik, Muhammed davasının bekçisidir. Bize, 'Sen buna karşı çık. Devlete karşı çık' diyorlar. Bu öyle bir oyun ki bunu hayal etmek hiç mümkün değildir. Avrupa'da, arkadaşlar bana camilerde 'Siz hala Alman vatandaşı olmadınız mı?' propagandası yapıldığını anlattılar. Çok üzüldüm. Bu, bir milletin batışıdır. Hiç bir maksat ve gaye ile bir insan bu yanlışa düşemez. Bir kadın bakireliğini kaybettiği zaman mazereti olur mu? Ben Alman vatandaşı olduğum zaman Alman bayrağına selam vereceğim, demektir. Bu bayrak teslis bayrağıdır. Bundan başka yavaş yavaş, 'O da din bu da din' deniliyor. Ayette Cenab-ı Hak, 'Ehl-i kitaptan hangisine uyarsanız onlar sizi iman ettikten sonra kafir yaparlar' buyuruyor. Kapı gibi ayet ortada, adam, kalkmış bana neyin müdafaasını yapıyor. 'Yanlış yaptık. Allah bizi affetsin. Bizi ayıktırdın' demiyor. Rahmet okumaya başlıyorlar. İnşaallah ıslah-ı nefs ederler."

DEVLET BABA ANLAYIŞINDAN VAZGEÇİLEMEZ

Bir başka tuzak olarak "devleti küçültün" tavsiyesine dikkat çeken Prof. Dr. Baş, "ama bunları bize tavsiye edenlerin takındıkları tavır ise çok farklıdır" diyerek Pentagon örneğini verdi ve şunları söyledi: "ABD'nin Pentagon'a ayırdığı bütçe yaklaşık 1 trilyon dolar. Bizim tahsis ettiğimiz rakam ise ABD'nin askeri bütçesinin yüzde biri. Onun için Mr. Joe, elini cebine koyuyor, bize caka satıyor. Senin arkanda da o bütçeli bir Türk Silahlı Kuvvetleri olmuş olsaydı bunu yapma iktidarını, cesaretini bulabilecekler miydi? Onun için devlet küçülemez. Bizim mantığımızda devlet, babadır. Devleti küçülttün mü o zaman kargalar gelir, senin geleceğini tartışır. Ülke kargaların işgaline maruz kalmış olur. Her devletin silah gücü onun millet iradesinin ayakta durması için yegane şarttır. Bu şartı kaybettiğin zaman millet olma vasfını kaybedersin."

BU SIKINTILAR 24 SAATTE AŞILIR

Prof. Dr. Haydar Baş, Sakarya'da yaptığı konuşmada, Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntı ile ilgili önemli bir noktaya da temas etti. Türkiye'nin bu iktisadi bunalım dönemini çok zor atlatacağı şeklinde bir hava estirildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Baş, kendisini dinlemeleri halinde bu badireden 24 saatte çıkılabileceği şeklindeki çağrısını tekrar etti. Prof. Dr. Baş, niyetlerinden şüphe etmediğimiz arkadaşların takip ettikleri mevcut yoldan gidilirse bu buhrandan kurtulmanın imkanı olmadığını da hatırlatma ihtiyacı hissetti. Prof. Dr. Baş, pür dikkat kendini dinleyenlerin meraklarını "Bütün bunlar bir hesap işidir. Mesela kaldıraçta eğer kuvvet merkeze yakın yerde tahrik edilirse çok az bir güçle istediğiniz gücü kaldırabilirsiniz. Ama merkezden uzak ise çok zahmet çekersiniz" sözleriyle giderdi.

Türkiye'de kamu adına yılda faize 60 milyar dolar ödendiğini, ekonomik sıkıntıların sadece faizi sıfırlamak kaydıyla halledilebileceğini, faizsiz ekonomiyi Türkiye'de ilk defa gündem edenin kendisi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Faizsiz ekonomiyi Türkiye'de ilk defa gündem eden benim. Hatırlarsanız, bir arkadaşımız da bu meseleleri hep diline doladığı için milletin diline düşmüşlerdi. Meğer onlar faizin nema olduğunu biliyorlarmış. O arkadaş bir gün bu ülkenin başına başbakan olarak geldi. Bendeniz de Orman Bakanlığında müşavirdim. Adam, 'Gel bakalım buraya' deseydi, o gün, Türkiye'nin derdine deva olunacaktı. Ama inat ettiği için kendini de mahvetti, milleti de mahvetti. Şimdi de o mantık, istediğine nail olamayınca, 'Avrupa'da hürriyet var. Oraya gidelim' diyor. Avrupa'da hürriyet yerin altında. Avrupa'da Berlin meydanında, Paris'te Eyfel kulesinde erkeksen ezan oku bakalım. Ama Türkiye'de çan sesinden geçilmiyor. Demek ki hürriyet bizde var. Bunu derken bürokratımız, aydınımız yanlış yapmıyor mu? Elbette yapıyor. Ama yol, birbirimizle kavga etmekten geçmiyor. Oturup sabırla birbirimizi dinleyeceğiz. Meseleleri konuşmakla halledeceğiz. Birbirimizi inkar ederek yıkmaya, yok etmeye matuf bir tavır takınır isek olması gereken huzur, saadet mutluluk olmaz."

KUVAY-I MİLLİYE GELİYOR

Bahsekonu ettiği birliğin Fuzuli'nin Leyla vü Mecnun hikayesindeki gibi insanın kendini bir başkasında görmesi, müslüman kardeşin bir başka kardeşinin sevgisinde yok olması halini yaşaması ile gerçekleşebileceğini belirten Prof. Dr. Haydar Baş, enflasyon konusunda yanlışta ısrarın önemli bir sonucuna dikkat çekerek ve Yalova'da yaptığı gibi Sakaryalıları da uyararak şöyle bitirdi:

"Türkiye'de, maliyet enflasyonunu düşürmek için talep enflasyonunun şartlarını uyguluyorlar. O kadar büyük bir yanlış ki bu, bu yanlış Türkiye'yi stagflasyona sürükledi. Halbuki ucuzluk olması için maliyete yansıyan girdilerin aşağı çekilmesi, yine elimizde fazla paranın olması lazımdır. Biz ise fazla olması gereken mevduatı piyasadan çekiyoruz. O zaman da fabrikatör, bakkal, işyeri sahibi kepenk kapatmaya başlıyor. Böylece iflas söz konusu oluyor. İktisat dilinde bunun adına stagflasyon deniliyor. Maalesef Türkiye bu duruma geldi. Valiliklere talimatlar gönderilip, işyerlerini ucuza satmayın, deniliyormuş. Bizim iki sen önce dediğimizi, onlar, bugün geldi, yaşıyorlar. Bunun arkasından da milletin sokağa dökülmesi hali vardır. Şimdi, Batıdan sermayedarlar gelecek, bu işyerlerini alacaklarmış. Yani parası olan adamlar Türkiye'yi rahatlıkla satın alabilecekler. Onun için ben Sakaryalı kardeşlerime, 'Sakın ha! Bitinizi dahi satmayın. Biz geliyoruz. Bütün dertlerinize inşaallah deva olacağız. Böylece milletimiz beklediği mutluluğa, saadete kavuşacaktır' diyoruz."

BTP lideri Hüseyin Baş: ‘Bu savaşı İran kazandı’

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, ABD ile İran arasında varılan anlaşmayı değerlendirirken, Trump yönetimine güvenilmeyeceğini vurguladı ve İsrail'in açıklamalarının yeni bir çatışma riskine işaret ettiğini belirtti

17.06.2026 15:10:00
Haber Merkezi
BTP lideri Hüseyin Baş: ‘Bu savaşı İran kazandı’
BTP lideri Hüseyin Baş: ‘Bu savaşı İran kazandı’
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, Orta Doğu'daki son gelişmeleri ve ABD-İran arasındaki yeni uzlaşıyı analiz etti. Baş, bölgede uzun süredir Büyük Orta Doğu Projesi (BOP) kapsamında kan döken ABD ve İsrail ikilisinin, ilk kez gerçek bir devlet iradesiyle karşı karşıya gelerek geri adım atmak zorunda kaldığını belirtti.

"Emperyalist ikili ilk kez gerçek bir devletle karşılaştı"

Açıklamasında Gazze'den Afganistan'a kadar uzanan kanlı sürece dikkat çeken Hüseyin Baş, İran halkının emperyalizme karşı gösterdiği duruşu tebrik etti. Savaşın kazananının net bir şekilde İran olduğunu savunan BTP lideri, şu ifadeleri kullandı:

"Şunu açıkça ifade edelim ki; bu savaşı İran kazandı, ABD-İsrail ikilisi kaybetti. Uzun yıllardır Gazze'den Afganistan'a kadar bölgemizde BOP kapsamında kan döken, sınırlar değiştiren kanlı ikili ilk kez gerçek bir devletle karşı karşıya geldiler ve gereken cevabı aldılar. İran halkını emperyalizm karşısındaki korkusuz duruşlarından dolayı tebrik ediyorum."

"Trump ve ABD olunca güvenmek mümkün değil"

Varılan anlaşmaya temkinli yaklaşılması gerektiğinin altını çizen Baş, Washington yönetiminin ve ABD Başkanı Donald Trump'ın güvenilmez politikalarına işaret etti. İsrail cephesinden gelen "Bu anlaşma bizi bağlamaz" çıkışının bölgesel barış önündeki en büyük tehdit olduğunu belirten Baş, tehlikenin geçmediğini vurguladı:

"Evet... Bir anlaşma sağlandı ancak söz konusu ABD ve Trump olunca buna güvenmek asla mümkün değil. Özellikle İsrail'in 'bu anlaşma bizi bağlamaz' açıklaması bombaların her an yeniden patlayacağının açık bir göstergesi."

Tek çözüm: "Yurtta sulh cihanda sulh"

Mesajının son bölümünde Orta Doğu'ya kalıcı barışın gelmesi temennisinde bulunan Hüseyin Baş, küresel ve bölgesel huzurun şifresi olarak Mustafa Kemal Atatürk'ün vizyonunu adres gösterdi. Baş, "Bölgemize bir an önce barışın gelmesi, emperyalist planların boşa çıkması en büyük dileğimizdir. Mustafa Kemal Atatürk'ün, 'Yurtta Sulh Cihanda Sulh' sözü insanlığın aradığı huzuru getirecek anlayıştır" diyerek açıklamasını noktaladı.


Açlık grevinin 3. gününde öğretmenlere, polis müdahalesi!

Açlık grevinin 3. gününde Meclis’e yürümek isteyen öğretmenlere polis sert müdahalede bulundu ve çok sayıda eğitimci ters kelepçeyle gözaltına alındı

17.06.2026 14:35:00
Haber Merkezi
Açlık grevinin 3. gününde öğretmenlere, polis müdahalesi!
Açlık grevinin 3. gününde öğretmenlere, polis müdahalesi!
Açlık grevinin 3. gününde Meclis'e yürümek isteyen öğretmenlere polis sert müdahalede bulundu ve çok sayıda eğitimci ters kelepçeyle gözaltına alındı.

Ankara'da taban maaş hakkı, güvencesiz çalışma koşullarının son bulması ve mülakat mağduriyetlerinin giderilmesi talebiyle Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ve Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu çatısı altında bir araya gelen öğretmenlerin eylemleri kararlılıkla sürüyor.

Taleplerine yanıt alamadıkları için süresiz açlık grevi başlatan öğretmenler, eylemlerinin 3. gününde seslerini duyurmak amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) doğru yürüyüşe geçti.

Meclis önünde barikat ve müdahale

Sendika binası önündeki bekleyişlerinin ardından, siyasi parti ve kitle örgütü temsilcileriyle birlikte TBMM Çankaya Kapısı önünde toplanan öğretmenlerin önü polis ekipleri tarafından kesildi. Basın açıklaması yapılmasına izin verilmeyeceğini belirten emniyet güçleri, öğretmenleri kalkanlarla duvara doğru sıkıştırdı. Yaşanan arbedede öğretmenlerden "Ankara'yı Kerbela'ya çevirdiniz" tepkisi yükseldi.

Çok sayıda gözaltı

Açlık grevi nedeniyle bitkin düştükleri gözlenen öğretmenlere yönelik müdahale sertleşirken, çok sayıda eğitimci ters kelepçe takılarak gözaltı araçlarına bindirildi. Eylemin ilk günlerinden bu yana devam eden polis ablukası ve müdahalelerine rağmen öğretmenler geri adım atmayacaklarını vurguladı.

Görüşme talepleri karşılıksız kaldı

Açlık grevindeki öğretmenlerin idari makamlar ve siyasi parti gruplarıyla temas kurma çabaları ise sonuçsuz kaldı. Muhalefet partileriyle Meclis'te görüşme gerçekleştiren öğretmen heyetinin, AK Parti ve MHP grup başkanvekilliklerinden talep ettiği randevular karşılık bulmadı. Öğretmenler, taleplerini görüşmek üzere Milli Eğitim Komisyonu toplanana kadar Ankara'da ve Türkiye genelinde açlık grevi eylemlerine devam edeceklerini ilan etti.

Bolu'da maden ocağında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti

Bolu'nun Mengen ilçesinde maden ocağında meydana gelen göçükte 1 işçi hayatını kaybetti

17.06.2026 12:18:00
İHA
Bolu'da maden ocağında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti
Bolu'da maden ocağında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti
Olay, Mengen ilçesine bağlı Gökçesu beldesindeki maden ocağında sabah saatlerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, maden ocağında işçilerin çalışması esnasında henüz bilinmeyen bir nedenle göçük meydana geldi.






112 Acil Çağrı Merkezine yapılan ihbar üzerine olay yerine jandarma, çok sayıda sağlık, İtfaiye ve AFAD ekibi sevk edildi. Yapılan ilk çalışmalarda maden işçisi Muhammet Özkul'un cansız bedenine ulaşıldı.








Ekiplerin göçük altında kalan maden ocağındaki çalışmaları devam ediyor.






Dev vinç gemisi 'Saipem 7000' İstanbul Boğazı'ndan geçti

Dünyanın en büyük üçüncü yarı batık vinç gemisi 'Saipem 7000'in İstanbul Boğazı'ndan geçti. Geminin Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün altından geçtiği anlar havadan görüntülendi

17.06.2026 12:04:00
İHA
Dev vinç gemisi 'Saipem 7000' İstanbul Boğazı'ndan geçti
Dev vinç gemisi 'Saipem 7000' İstanbul Boğazı'ndan geçti
Dünyanın en büyük üçüncü yarı batık vinç gemisi olan devasa boyutlardaki "Saipem 7000", sabah erken saatlerinde İstanbul Boğazı'na giriş yaptı.






Kritik geçiş nedeniyle İstanbul Boğazı'ndaki gemi trafiği, sabah saat 06.00'dan itibaren çift yönlü olarak askıya alınmıştı. Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ekiplerinin geniş güvenlik önlemleri altında gerçekleştireceği geçişte, dev gemiye çok sayıda kurtarma römorkörü ve kılavuz kaptan eşlik etti. 






Dev geminin Yavuz Sultan Selim Köprüsünün altından geçiş anları havadan görüntülendi.













CHP'de Özgür Özel yönetimi, olağanüstü kurultay için toplanan 900'e yakın delege imzası CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na iletildi

CHP'de Özgür Özel yönetimi, olağanüstü kurultay için toplanan 900'e yakın delege imzası, bugün CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na iletildi

17.06.2026 11:16:00 / Güncelleme: 17.06.2026 12:21:41
Haber Merkezi
 CHP'de Özgür Özel yönetimi, olağanüstü kurultay için toplanan 900'e yakın delege imzası CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na iletildi
 CHP'de Özgür Özel yönetimi, olağanüstü kurultay için toplanan 900'e yakın delege imzası CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na iletildi
CHP'de Özgür Özel yönetimi, olağanüstü kurultay için toplanan 900'e yakın delege imzası, bugün CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na iletildi. Genel Merkez kaynaklarının verdiği bilgiye göre "Mutlak butlan kararı nedeniyle olağanüstü kurultay toplanamaz" tutumunu sürdüren Kılıçdaroğlu, bu talebi işleme koymayacak.

Kılıçdaroğlu yönetiminin, Özel'in bu hamlesine karşı olağan kurultay takvimini açıklayarak yanıt vereceği belirtiliyor.

CHP'de mutlak butlan kararının ardından başlayan yönetim krizinde yeni bir aşamaya geçiliyor.

Özel yönetimi, 1 Haziran'dan itibaren noter aracılığıyla delegelerden toplanan ıslak imzalı olağanüstü kurultay talebini resmen Genel Merkez'e iletecek.

CHP'nin yaklaşık 1200 dolayında seçilmiş delegesinden mahkeme kararıyla görevine son verilen 196 İstanbul delegesinden ise imza alınmadı.

CHP tüzüğüne göre delegelerin salt çoğunluğunun imzalı talebi üzerine genel başkanın 45 gün içinde partiyi olağanüstü kurultaya götürmesi gerekiyor.

Ancak Kılıçdaroğlu yönetimi, istinaf mahkemesinin mutlak butlan kararı nedeniyle, delegelerin iradesinin sakatlandığını, bu nedenle de olağanüstü kurultayın yapılamayacağını savunuyor.

Süreç nasıl işleyecek?
Özel yönetimi, delegelerden toplanan imzaları hem elden hem de noter aracılığıyla Genel Merkez'e iletecek.

Özel'in yakın kurmaylarının verdiği bilgiye göre Kılıçdaroğlu, tüzükte öngörülen bir haftalık süre içinde olağanüstü kurultay çağrısına yanıt vermek zorunda.

Bu talebin yerine getirilmemesi durumunda, Özel yönetimi sulh hukuk mahkemesine başvuracak.

Aynı kaynaklara göre mahkemenin bu başvuruyu 15 gün içinde karara bağlaması gerekiyor.

Mahkemenin bu talebi reddetmesi ihtimali bulunurken başvurunun kabul edilmesi halinde, partiyi olağanüstü kurultaya götürmek üzere bir çağrı heyeti atanması mümkün.

İzmir'de CHP'li Seferihisar Belediyesi'ne 'rüşvet' iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında, şafak operasyonu düzenlendi

İzmir'de CHP'li Seferihisar Belediyesi'ne 'rüşvet' iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında, şafak operasyonu düzenlendi

17.06.2026 11:14:00
Haber Merkezi
 İzmir'de CHP'li Seferihisar Belediyesi'ne 'rüşvet' iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında, şafak operasyonu düzenlendi
 İzmir'de CHP'li Seferihisar Belediyesi'ne 'rüşvet' iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında, şafak operasyonu düzenlendi
İzmir'de CHP'li Seferihisar Belediyesi'ne 'rüşvet' iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında, şafak operasyonu düzenlendi.

Operasyonda, aralarında başkan yardımcısının da bulunduğu altı kişi gözaltına alındı.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan yapılan açıklamada, belediye ile bağlantılı bazı kişi ve kuruluşların "inşaat ve imar süreçlerine ilişkin işlemler karşılığında menfaat temin ettiklerine yönelik bulgulara ulaşıldığı" belirtildi.

Savcılık yaklaşık 6 milyon TL tutarında rüşvet alışverişi gerçekleştiğine dair deliller olduğunu söyledi.

31 Mart 2024 yerel seçimlerinden sonra aralarında İstanbul, Adana, Bursa ve Antalya'nın da bulunduğu 30'dan fazla il ve ilçede belediye başkanları tutuklandı veya görevden uzaklaştırıldı. Bazılarının yerine kayyum atandı.

El değiştiren belediyelerin büyük çoğunluğu CHP yönetimindeydi.

Resmi Gazete'de yayımlanan kararla 430 mülki idare amirinin görev yeri değişti

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Resmi Gazete'de yayımlanan kararla 430 mülki idare amirinin görev yerlerinin yeniden belirlendiğini bildirdi

17.06.2026 08:00:00 / Güncelleme: 17.06.2026 08:06:55
AA
Resmi Gazete'de yayımlanan kararla 430 mülki idare amirinin görev yeri değişti
Resmi Gazete'de yayımlanan kararla 430 mülki idare amirinin görev yeri değişti

Çiftçi, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın tensip ve takdirleriyle, İçişleri Bakanlığına ait Mülki İdare Amirleri Atama Kararnamesi yayımlandığını belirtti.

Kararla, bulundukları görev yerlerinde hizmet sürelerini tamamlayan veya hizmet ve mazeret durumları doğrultusunda değerlendirmeye alınan bakanlığın merkez ve taşra teşkilatında görev yapan toplam 430 mülki idare amirinin görev yerlerinin liyakat, kıdem, hizmet gerekleri ve kurumsal ihtiyaçlar esas alınarak yeniden belirlendiğini açıklayan Çiftçi, şu bilgileri paylaştı:

"Bu kapsamda, taşra teşkilatımızda görev yapan 15 mülki idare amirinden 11'i kaymakam, 4'ü vali yardımcısı olmak üzere merkez teşkilatımızdaki görevlere atanmıştır. Ayrıca 208 mülki idare amirimiz kaymakamlıktan kaymakamlığa, 82'si kaymakamlıktan vali yardımcılığına, 74'ü vali yardımcılığından vali yardımcılığına, 32'si ise vali yardımcılığından kaymakamlığa atanmıştır. Bunun yanında İstanbul'da 5, Ankara'da 4 ve İzmir'de 6 Kaymakamımızın görev yerleri değiştirilmiştir. Ayrıca, 6'sı il, 7'si ilçe kayyımı olarak görev yapan 13 mülki idare amirimizden, ilçe kayyımı olarak görev yapan 4 mülki idare amirimiz, görev süreleri boyunca ortaya koydukları başarılı hizmetler doğrultusunda talepleri ve kıdemlerine uygun görevlere atanmış, yerlerine ise yine kıdemli ve başarılı mülki idare amirlerimiz görevlendirilmiştir."

Bakan Çiftçi, "Türkiye Yüzyılı'nı inşa etme yolunda, milletimize en yakın devlet temsilcileri olan mülki idare amirlerimizin bilgi, birikim ve tecrübeleriyle şehirlerimize ve aziz milletimize hizmet etmeyi aynı kararlılıkla sürdüreceklerine yürekten inanıyorum. Kararnamemizin, mülki idare amirlerimize, kıymetli ailelerine, görev yapacakları şehirlerimize ve aziz milletimize hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. Rabbim, üstlendikleri bu önemli vazifelerde kendilerine muvaffakiyetler nasip eylesin." ifadelerine yer verdi.

Mülki İdare Amirleri Atama Kararnamesi Resmi Gazete'de

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla yayımlanan atama kararlarına göre, 16 Haziran 2026 tarihli ve 2026/148 sayılı kararla Personel Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcılığına Personel Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Ahmet Başer'in ataması yapıldı.

Kararla, Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcılığına İller İdaresi Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Mustafa Çiftçiler, Bilgi Teknolojileri Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcılığına ise Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Tekin Dundar getirildi.

Ayrıca, Önder Can'ın Uşak Vali Yardımcısı iken 27 Mayıs 2025 tarihli ve 2025/205 sayılı karar ile Nevşehir Vali Yardımcılığına atanmasına dair hüküm iptal edildi.

Can Holding soruşturmasında tahliyeler devam ediyor

Can Holding soruşturması kapsamında yaklaşık 8 aydır cezaevinde bulunan eski İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü ve Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Derneği Başkanı Prof. Dr. Remzi Sanver hakkında tahliye kararı verildi

16.06.2026 21:03:00
Haber Merkezi
Can Holding soruşturmasında tahliyeler devam ediyor
Can Holding soruşturmasında tahliyeler devam ediyor
Can Holding soruşturması kapsamında yaklaşık 8 aydır cezaevinde bulunan eski İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü ve Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Derneği Başkanı Prof. Dr. Remzi Sanver hakkında tahliye kararı verildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran soruşturmada flaş bir gelişme yaşandı. Mahkeme, dosyaya ilişkin yaptığı inceleme neticesinde tutuklu bulunan Sanver'in serbest bırakılmasına hükmetti

Soruşturmanın Çıkış Noktası ve Suçlamalar



Operasyon, Can Holding ve iştiraki olan şirketlerin finansal hareketlerinin mercek altına alınmasıyla başladı.

Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin yaptığı incelemelerde, holding üzerinden kaynağı belirsiz milyarlarca liralık bir para trafiği tespit edildi.

Soruşturma dosyasında şüphelilere yöneltilen ana suçlamalar "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "nitelikli dolandırıcılık" ve "suçtan elde edilen malvarlığı değerlerini aklama" (kara para aklama) olarak kayıtlara geçti.

Remzi Sanver'in Dosyadaki Konumu

Ekim 2025'te düzenlenen ikinci dalga operasyonunda gözaltına alınan Prof. Dr. Remzi Sanver, holdingin mali yapısı ve transfer edilen bazı fonların yönetimiyle ilişkilendirildi.

Savcılık sorgusunun ardından sevk edildiği nöbetçi sulh ceza hakimliği tarafından, suç örgütüne üye olma ve kara para aklama suçlamalarına yönelik "kuvvetli suç şüphesi" gerekçesiyle tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Sanver, savunmalarında holdingin hukuka aykırı ticari faaliyetleriyle bir bağının bulunmadığını ve akademik/sivil toplum çalışmalarından ötürü hedef alındığını öne sürdü.

Mason Locası'nda Yaşanan Kayyum Süreci

Remzi Sanver'in tutuklanması, başında bulunduğu Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Derneği'nde (Mason Locası) yönetim krizine neden oldu.

"Büyük Üstad" unvanına sahip olan Sanver'in cezaevine girmesiyle dernek yönetimi fiilen işlevsiz kaldı.

Dernek tüzüğüne göre yapılması gereken olağanüstü genel kurul yasal süresi içinde toplanamayınca, İstanbul İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğü'nün başvurusu üzerine mahkeme kararıyla dernek yönetimine geçici kayyum heyeti atandı. Bu durum, Türkiye'deki masonluk tarihi açısından bir ilk olması sebebiyle kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.

Tahliye Kararının Gerekçesi

Yaklaşık 8 aydır tutuklu bulunan Remzi Sanver hakkında verilen tahliye kararı, dosya üzerindeki rutin tutukluluk incelemesi sırasında alındı.

Mahkeme; Sanver'in delilleri karartma şüphesinin ortadan kalkması, sabit ikametgah sahibi olması, savunmasının alınmış olması ve tutuklulukta geçirilen süreyi göz önünde bulundurarak adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına hükmetti.

Kritik tahliyeler



Can Holding soruşturmasında tahliye edilen veya adli kontrolle serbest bırakılan en kritik isimler:

Eski Rektör ve Mason Locası Başkanı Prof. Dr. Remzi Sanver yaklaşık 8 ay sonra adli kontrol şartıyla tamamen serbest bırakıldı.

Can Holding Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Can cezaevinden tahliye edilerek ev hapsi cezası verildi.

Can Yayın Holding Eski Başkanı Mehmet Kenan Tekdağ, cezaevinden tahliye edilerek ev hapsi ve yurt dışı çıkış yasağı konuldu.

Holding Ortakları Mehmet Şakir Can ve Murat Can firariyken teslim oldular; cezaevine girmeden doğrudan ev hapsi şartıyla serbest bırakıldılar.

Sarıyer'de AVM'de silahlı saldırı: 1 yaralı, 16 yaşındaki şüpheli tutuklandı

İstanbul Sarıyer'de bir AVM'deki kafeteryada oturan galerici ve adamı Barış A. (35), E.T. (16) tarafından silahlı saldırıya uğrayarak bacağından yaralandı. Saldırganın olaydan önce "Dövmen çok güzel abi" diyerek Barış A.'nın yanına geldiği, bir süre uzaklaştıktan sonra tekrar gelerek ateş ettiği ortaya çıktı

16.06.2026 16:50:00 / Güncelleme: 16.06.2026 16:54:15
İHA
Sarıyer'de AVM'de silahlı saldırı: 1 yaralı, 16 yaşındaki şüpheli tutuklandı
Sarıyer'de AVM'de silahlı saldırı: 1 yaralı, 16 yaşındaki şüpheli tutuklandı
Olayın ardından kaçmaya çalışan E.T. ile kendisini araçla almaya gelen İdris Ü. (48), polis takibiyle yakalandı.

Olay, 13 Haziran'da Sarıyer Ayazağa Mahallesi'nde bulunan bir AVM'de meydana geldi. İddiaya göre, iş yerinde müşteri olarak bulunan B.A. (35), yanına yaklaşan bir kişinin silahlı saldırısına uğrayarak yaralandı. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi yapılan yaralı şahıs hastaneye kaldırılırken, hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi.

Öte yandan, E.T.'nin saldırıdan önce Barış A.'ya "Dövmen çok güzel abi" dediği öğrenildi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin çalışmalarında, saldırıyı gerçekleştiren kişinin E.T. (16) olduğu belirlendi. Şüpheli kısa sürede yakalandı. Şahsın üzerinde yapılan aramada 1 adet silah ile fişekler ele geçirildi.



Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen E.T., 14 Haziran'da "Kasten Yaralama" ve "6136 Sayılı Kanuna Muhalefet" suçlarından çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak ceza evine gönderildi.

İstanbul Havalimanı'nda hanutçuluk operasyonu: 21 gözaltı

İstanbul Havalimanı'nda hanutçuluk, çığırtkanlık ve bagaj simsarlığı yapan kişilere yönelik emniyet ekiplerince düzenlenen operasyonda 21 şüpheli gözaltına alındı

16.06.2026 16:00:00
İHA
İstanbul Havalimanı'nda hanutçuluk operasyonu: 21 gözaltı
İstanbul Havalimanı'nda hanutçuluk operasyonu: 21 gözaltı
Havalimanı terminallerinde hanutçuluk, çığırtkanlık ve bagaj simsarlığı yapan kişilere yönelik Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı.

Yerli ve yabancı yolcuları taşımacılık hizmeti sunmak bahanesiyle rahatsız ederek haksız kazanç sağladıkları ve firmalar arasında haksız rekabete neden oldukları belirlenen çok sayıda kişiye yönelik çalışma başlatıldı.

Yürütülen soruşturma kapsamında harekete geçen İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstanbul Havalimanı Şube Müdürlüğü ekipleri, daha önce haklarında idari işlem uygulanmasına rağmen hanutçuluk faaliyetlerine devam eden kişileri tek tek tespit etti.

Söz konusu soruşturma kapsamında bugün eş zamanlı operasyon düzenlendi. Baskınlarda 21 şüpheli gözaltına alındı.

Zanlılar, ifadeleri alınmak üzere emniyete götürüldü.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.