logo
26 MART 2026

Şer oyunları bozuldu

4. Birlik ve Beraberliğimiz için Ehl-i Beyt Sempozyumu'ndaki konuşmasında “milletimiz üzerideki şer oyunlarını bozduk” diyen Prof. Dr. Baş, “Şii ve Sünni Müslümanlar olarak biz, aynı Allah'a, aynı peygambere inanıyoruz" dedi

25.06.2012 00:00:00
YENİ MESAJ – NEVŞEHİR


“4. Birlik ve Beraberliğimiz için Ehl-i Beyt Sempozyumu” dördüncüsü gönlü Ehl-i Beyt sevdasıyla dolu binlerce kişinin katılımıyla geçtiğimimiz Cumartesi günü Nevşehir'in Hacıbektaş İlçesi'nde bulunan Hacı Bektaş-ı Veli türbesinin de bulunduğu kültür merkezinde düzenlendi. Dört oturum halinde tebliğlerin sunulduğu sempozyuma yoğun bir katılım yaşandı. Sempozyumda BTP Genel Başkan Yardımcısı Ali Garaçoğlu, Alevi Din Hizmetleri Başkanı Ali Yüce Dede, Tunceli'den Ali Kaya, Prof. Dr. Hidayet Sarı, Yeni Mesaj Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Recep Bahar, Şah Hatayî Cemevi ve Kültür Derneği Başkanı Turan Güner, Yazar Gönül Akkuş, Ordu Güvenç Abdal Ocağı'ndan Ali Göktepe Dede, Tokat Hatayi Ocağı Abbas Şahin Dede, Tokat'tan Ali Aslan Dede, Gaziantep Kızıldeli Ocağı Sadettin Gürler Dede, Erzincan Seyit Cemal Ocağı'ndan Cafer Düzgünoğlu, Hatay'dan Hasan Hüseyin Dede ve Kadir Akaras'ın da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi selamlama konuşması yaptı.

Fikir fırtınası esti


Sempozyumda düzenlenen dört oturumda Prof. Dr. Ata Selçuk, İlahiyatçı Mehmet Emin Koç, gazeteci-yazar Muharrem Bayraktar, Prof. Dr. Ömer Saraçoğlu, gazeteci-yazar Aziz Karaca, Hasan Meşeli, Hasan Aydın, İlahiyatçı Müslüm Karabacak, Prof. Dr. Metin Tulgar, Zeki Garaçoğlu, Mehdi Aksu, Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi, İlhan Gültekin, Dr. Emre Polat, Prof. Dr. Ömer Eyercioğlu, Ahmet Erimhan, Selim Kotil, Dr. Abdullah Terzi ve Prof. Dr. Ünal Emiroğlu tebliğ sundular.

Anadolu'nun tapusu Hünkar'ın elindedir


Sempozyumda dördüncü oturumdan sonra Grup Nefes'in sunduğu Bilal Demiryürek ve Muharrem Mumcu'nun da katıldığı tasavvuf musikisi ziyafetinden sonra kapanış konuşmasını yapmak üzere Ehl-i Beyt Külliyatının müellifi ve Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş kapanış konuşmasını yapmak üzere alkışlar arasında kürsüye geldi. Konuşmasında “Anadolu'nun İslami tapusu ve Türk kimliğinin tapusunun Hacı Bektaş-ı Veli'nin elinden Hz. Fahri Alem Efendimizin ümmet defterine kaydolmuş ve de altına Hacı Bektaş imzası atılmıştır” diyen Prof. Dr. Baş “Bu sebepten olacak ki Allah, Türk milletine arzda, coğrafyada insanlara vermediği çok ulu bir makamı veriyor. Araplardan çok peygamberler geldi, geçti. Ama hiç kimse Araplara “asakirullah” demedi. Yani “Allahın askerleri” unvanını vermedi. Hacı Bektaş'ın Muhammed Mustafa mührüyle mühürlediği ümmet düşüncesiyle Türk milleti “asakirullah” unvanını almıştır” diye konuştu.

Türk milleti asakirullahtır


Türk milletinin allah'ın askeri olmasıyla iftihar ettiğini dile getiren Prof. Dr. Haydar Baş, “Gurur ve iftiharla söylüyorum, cihanın tek milleti, yüce Türk milleti asakirullahtır. Ama bu öyle bir millettir ki Muhammed Mustafa'nın şerbetiyle şerbetlenmiş, Lazı, Çerkezi, Kürdü, Acemi, Süryanisi, Keldanisi, Yezdanisi, Rumu, Ermenisi ve Yahudisi “eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne muhammeden abduhu ve resuluhu” mührüyle Muhammed Mustafa ümmeti Türklük şemsiyesi altında bu coğrafyada bütün dünyanın hem karnını hem de kalbini doyurmuştur” diye konuştu.

Bizim derdimiz ne?


“Bizim derdimiz Alevi, Caferi ve Bektaşi kardeşlerimizi Sünni yapmak değildir” diyen Prof. Dr. Haydar Baş konuşmasını şöyle sürdürdü: “Alevi, Caferi, Bektaşi ve Sünni hepsi Müslümandır. Bunların birbirinden üstünlüğü yoktur. Kim züht ve takvada ileriyse o daha üstündür. Ama ben inanıyorumki bu saydığım meşreplerin tamamı züht ve takvada doruk noktadadır. Onun için ne Sünni kardeşimin Alevi, ne de Alevi kardeşimin Sünni olmasına gerek yoktur. İslam dünyasını birbirine karşı kışkırtarak kardeşin kardeşle çatıştığı bir coğrafya haline getirmek için korkunç bir niyet var. Ve maalesef bu hedeflere bir noktaya kadar ulaştılar. İşte biz bu tehlikeli oyunu gördük ve arkadaşlarımızla yola çıktık ve dedik ki: “Durun kalabalıklar bu cadde çıkmaz sokak.”

Müslümanlar ancak kardeştir


Cenab-ı Vacibül Vücud hazretleri, “Müslüman Müslümanın kardeşidir” buyurmaktadır. Allah'ın Sevgilisi buyuruyor: “Kim bir Müslüman'a kılıç çekerse bizden değildir.” Yine devamla, “Kim bir Müslüman'ı kasten öldürürse ebediyyen cehennemliktir” buyuruyor. Şimdi ortada apaçık bu hükümler varken birileri kalkıyor, Müslüman olduğu bilinen ve bütün dünyanın İslam olarak onları hesaba çektiği bir dönemde, bizim Sünni geçinen arkadaşlarımız Şiiler için “bunlar Müslüman değildir” diyor. Senin oyunun bozuldu. Eğer bu kardeşlerimizin Müslüman olduğuna inanmıyorsan, İranlı Müslüman kardeşimi, Suriyeli Müslüman kardeşimi Washington'da aynı masa etrafında oturduğun kişilere sor. Dinleri nedir? Hangi mezheptendirler? Öldükleri zaman hangi mezarlığa defnedilecekler? Onlara bunu sor. Ve yine Obama öldüğü zaman Şii müslümanların  gömüldüğü mezarlığa mı gömülecek, seninkine mi yoksa Hıristiyan mezarlığına mı görmülecek? Ve yine dön kendi nefsine şunu sor; Sen öldüğün zaman Vatikan'dakine mi, Hıristiyan mezarlığına mı gireceksin. Onu da zor. Bu oyunu biz bozduk.”

Müslüman Müslüman'a asla kılıç çekemez


Cenab-ı Hakk'ın (cc) Kuran'ı Kerim'de “Onlar Allah'ın hidayete erdirdiği kullardır. Onların gösterdiği yola gir” şeklinde buyrukta bulunduğunu hatırlatan BTP genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş ayette kastedilen dihayete ermiş kulların kimler olduğunu şöyle açıkladı: “Kim bunlar? Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli, Ahmet Yesevi, İbrahim Dussuki, Hz. Mevlana, Şah Abdulkadir Geylani. Ve bunların yolundan günümüze kadar gelenlerin tamamı Müslüman'dır. Gerek Şii dünyasında, gerek Alevi ve Sünni dünyasında bunlara dil uzatanlar ve de bunlara kılıç çekenler Allah Resülü'nün beyanıyla, ‘bizden değildir.'”

Şii ve Sünni bir ve beraberdir


Birlik konusuna konuşmasında çok önemli bir yer ayıran Prof. Dr. Haydar Baş, “Şii ve Sünni Müslümanlar olarak biz aynı Allah'a aynı peygambere inanıyoruz, kıblemiz aynı, aynı iman esaslarımız var, takva ve züht esaslarımız aynı” dedi. BTP Genel Başkanı şunları söyledi: “Şiilikle Sünnilik bir ve beraberdir. Aynı Allah'a inanıyoruz. Aynı peygambere inanıyoruz. Aynı kitaba inanıyoruz. Kıblemiz aynı. İman esaslarımız ve amel esaslarımız aynı. Takva ve züht esaslarımız aynı. Sünnilikle Alevilik, Şia arasında sadece imamet hususunda bir fark vardır. Şiaya göre imam Hz. Ali'dir. Ben de şimdi diyorum ki, gerek sünniler gerekse şiiler zaten velayetin şahının İmam Ali olduğunda ittifak etmektedirler. Onun için biz bu kuralla inşalllah bu ayrılığı da ortadan kaldırdık. Sünni görüşe göre İslamın şartları namaz kılmak, oruç tumak, zekat vermek, hacca gitmek ve Kelime-i Şehadet getirmektir. Şia'ya Aleviliğe göre namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek, hacca gitmek bitmedi. Humus, cihad, emri bil maruf, neyhi anil münker, tebella, teberra. Sünniliğin İslam esaslarıyla Şiiliğin, Aleviliğin İslam esasları arasında bir fark var mı? Hatta bana sorarsanız Şiilier takvada biraz daha ileride. İşin önünde Hz. Ali olduğu için Ehl-i Beyt sevdalılarının önde olması doğaldır.”

İmam Mehdi'nin yolundayız...


Ben yemin ederim ki; İmam Mehdi efendimiz teşrif ettiğinde şu anda bizim yaptığımızı yapacak ve Ümmeti Muhammed'in bir bilek bir yürek olmasını temin edecektir. Siz şimdi hz. Mehdi'nin yolundasınız, biz şimdi Hz. Mehdi'nin yolundayız. Sünni kardeşlerimden rica ediyorum eserlerimizi okumaktan korkmasınlar, çekinmesinler. Gelsinler ben onları ikna edeyim. Biz kardeşiz, aramızda ayrılık gayrılık yok. Fitneye, şeytana, şeytanın uydusuna, askerine asla taviz vermeyelim. Allah ümmetin birliğini, beraberliğini Türk milleti şemsiyesi altında hepimize nasip eylesin. Ve yüce türk milletini kainatın tekrar her coğrafyasında insanlığın can emniyetini, mal ve namus emniyetini, din ve vicdan emniyetini temin eder hale getirsin.

Ayıktıracaksınız yine ayıktıracaksınız!


“Demokratik laik devlete din dışı diyenler maalesef hıristiyanların safına geçti, eline silahları aldı Müslüman dünyasına ateş ediyor” diyen Prof. Dr. Haydar Baş, “Onları da ayıktırmak sizin göreviniz. Neden? Çünkü onları da oraya siz gönderdiniz. Eğer bu vazifeyi yapmazsanız yemin ederim ki ruzi mahşerde bunun hesabını veremeyeceksiniz. Ayıktıracaksınız, ayıktıracaksınız ve yine ayıktıracaksınız” dedi.

Ehl-i Beyt oluşu


Araştırmacı yazar Dr. Abdulah Terzi tebliğinde Ehl-i beyt Sempozyumları başladığından bu yana Ehli Beyt konusunda çok şey öğrendiklerini belirterek, “Prof. Dr. Haydar Baş, binlerce sayfalık küliyat kaleme aldı. Hepimiz Ehli beyt üniversitesinin talebeleri olduk. Bu çok büyük bir oluştur. Allah vesile olan hocamızdan razı olsun” diye konuştu. Terzi, “Bu sempozyumlar Hz. Kuran'a, İslam'a ve Ehl-i Beyt'e ahir zamanda yapılan en büyük hizmettir. Bu sempozyumların tesiri sadece Türkiye'de değil yurtdışında da etkili oldu” şeklinde konuştu.

Gönlümüzü Ehl-i Beyt'e açalım


Sempozyumda bir tebliğ sunan araştırmacı-yazar Selim Kotil, “Hacı Bektaş-ı Veli'nin tasvirlerinde bir trafından geyik, diğer tarafından aslan vardır. Tabiatta bu iki varlığın bir arada olması asla mümkün değildir. Bektaş Veli öyle bir maneviyatı temsil eder ki bir arada olamayacak zıtlar bir ve beraber olurlar. Hacı Bektaş-ı Veli'nin asrında ortaya koyduğu birlikteliği 21. asırda Prof. Dr. Haydar Baş temsil etmektedir. Eğer biz Ehl-i Beyt'e gönlümüzü açarsak orada bulacağımız şey Allah'ın sevgsi ve rahmetidir. Ey müslümanlar gönlünüze ehli kitaba değil Ehl-i Beyt'e açmalısınız” diye konuştu.

Şehide gözü yaşlı veda

Ağrı'da yaşanan askeri araç kazası sonucu şehit olan 25 yaşındaki Piyade Uzman Çavuş Yusuf Açay, memleketi Hatay'da kılınan cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlandı. Cenaze namazında ve askeri törende ise şehidin annesi ve kız kardeşleri gözyaşlarına hakim olamadılar

25.03.2026 16:13:00 / Güncelleme: 25.03.2026 16:16:08
İhlas Haber Ajansı
Şehide gözü yaşlı veda
Şehide gözü yaşlı veda
Geçtiğimiz gün Ağrı'da görev esnasında meydana gelen askeri araç kazasında şehit olan Yusuf Açay'ın şehadet haberi, askeri yetkililer tarafından sağlık ekipleri eşliğinde Kırıkhan ilçesine bağlı Demirkonak Mahallesi'nde yaşayan ailesine ulaştırılmıştı.

Acı haberin ardından şehidin baba ocağına Türk bayrağı asılırken, mahallede büyük üzüntü yaşandı. Şehidin yakınları ve komşuları eve akın ederken, baba evine Türk bayrağı asıldı. Şehit için öğle namazını müteakip Kırıkhan Şehitlik Kompleksi Camii'nde cenaze namazı kılındı. Cenaze namazının ardından Şehit Açay, Kırıkhan Şehitliği'nde düzenlenen askeri törenle defnedildi.

Şehidin son yolculuğuna uğurlandığı cenaze namazında annesi Emine Açay ve kız kardeşleri duygusal anlar yaşandı. Bekar olan 25 yaşındaki Açay'ın babasının 2003 yılında vefat ettiği ve yetim olduğu öğrenildi.

Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesini tehdit eden şüpheli tutuklandı

Kadıköy'de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine yönelik tehdit içerikli paylaşımlar yapan şüpheli tutuklandı

25.03.2026 15:35:00
İHA
Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesini tehdit eden şüpheli tutuklandı
Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesini tehdit eden şüpheli tutuklandı
Kadıköy'de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden 15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi'nin annesi Yasemin Akıncılar Minguzzi'ye tehdit içerikli mesajlar gönderen ve paylaşımlar yaptığı iddia edilen şahıs hakkında Asayiş Şube Müdürlüğü Gasp Büro Amirliği'ne müracaatta bulunulmuştu.

Yasemin Akıncılar Minguzzi'nin ihbarı sonrası Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmıştı. Yürütülen soruşturma kapsamında şüphelinin, acılı anneye yönelik sosyal medya üzerinden tehdit içerikli paylaşımlar yaptığı belirlenmişti.

Şüpheli tutuklandı

Başsavcılıkça verilen talimatla harekete geçen emniyet güçlerince kimlik bilgileri tespit edilen M.E.U., Yalova'da gözaltına alınmıştı. Şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi ve 'suç örgütlerinin isimlerini kullanarak tehditte bulunma' suçundan çıkarıldığı nöbetçi mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Ağrı Dağı'nda kaybolan dağcı 3'üncü gününde aranıyor

Ağrı Dağı'nda zirve tırmanışı sırasında olumsuz hava şartları nedeniyle 4 bin 700 metreden geri dönen 58 yaşındaki dağcı Sevim Hasanova'dan haber alınamıyor. Bölgede başlatılan arama kurtarma çalışmaları üçüncü gününde de sürüyor

25.03.2026 15:32:00 / Güncelleme: 25.03.2026 15:34:46
İHA
Ağrı Dağı'nda kaybolan dağcı 3'üncü gününde aranıyor
Ağrı Dağı'nda kaybolan dağcı 3'üncü gününde aranıyor
Ağrı Dağı'na tırmanış gerçekleştiren 5 kişilik grupta yer alan 58 yaşındaki Sevim Hasanova, 4 bin 700 metre rakımda olumsuz hava şartları ve yoğun tipi nedeniyle zirve tırmanışını yarıda bırakarak geri dönme kararı aldı. Hasanova'nın "çıkamıyorum" diyerek ekipten ayrıldığı öğrenildi.



Zirveye ulaşan ekip arkadaşları iniş sırasında yaklaşık 4 bin 600 metre seviyesine geldiklerinde Hasanova'yı bulamayınca durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine bölgeye AFAD, UMKE, jandarma ve arama kurtarma ekipleri sevk edildi. Zorlu hava şartları ve yer yer etkili olan fırtına nedeniyle arama çalışmaları güçlükle yürütülüyor.



Gece saatlerinde havanın kararmasıyla ara verilen çalışmaların, sabahın ilk ışıklarıyla yeniden başlatıldığı öğrenildi.

Tokat'ta Çekerek Irmağı taştı: Şeker pancarı ekimi durdu

Tokat'ın Yeşilyurt ilçesinde Çekerek Irmağı'nın taşması sonucu tarım arazileri sular altında kalırken, şeker pancarı ekimi için tarlalarına giremeyen çiftçiler yetkililerden çözüm bekliyor

25.03.2026 15:06:00 / Güncelleme: 25.03.2026 15:08:55
İHA
Tokat'ta Çekerek Irmağı taştı: Şeker pancarı ekimi durdu
Tokat'ta Çekerek Irmağı taştı: Şeker pancarı ekimi durdu
İlçeye bağlı Çıkrak Mahallesi'nde, kar sularının erimesi ve etkili olan yağışlar nedeniyle Çekerek Irmağı'nın debisi yükseldi. Irmak seviyesindeki artış sonucu çevredeki tarım arazileri su altında kaldı.



Bölgede özellikle pancar ekimi için hazırlık yapan çiftçiler, tarlaların sularla kaplanması nedeniyle ekim yapamaz hale geldi. Arazilerin büyük bölümünün çamur ve suyla dolu olduğu görülürken, üreticiler ekim sezonunun gecikmesinden endişe ediyor.



Mahalle sakinlerinden Arif İncebiz, "Pancar ekeceğimiz arazi ekim zamanımız gelmiştir. Tarlalarımız şu anda sular içerisindedir. Çaresiziz. Yetkililerden bu işe el atmalarını bekliyoruz. Aşırı yağışların yüksek gitmesi nedeniyle şu an arazimize giremiyoruz. Traktörlerimiz girdiği yerde çamurdan çıkamıyor" dedi.



Öte yandan, bölgede suyun ne zaman çekileceği belirsizliğini korurken, çiftçiler yetkililerden kalıcı çözüm talep ediyor.

İBB Davası'nın 10'uncu duruşması başladı

İBB Davasına ilişkin 107'si tutuklu, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere 407 sanığın yargılandığı davanın 10'uncu duruşması başladı

 

25.03.2026 10:52:00
Anadolu Ajansı
İBB Davası'nın 10'uncu duruşması başladı
İBB Davası'nın 10'uncu duruşması başladı

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkanı Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu'nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu 107 tutuklu sanık katıldı.

Bir kısım tutuksuz sanıklar ile avukatların da hazır bulunduğu duruşmada, bazı CHP'li milletvekilleri ve tutuklu sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan'ın çapraz sorgusuyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

Ayrıca iddianamede, 16 kişi "müşteki", 107'si tutuklu, 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar Türk lirası ve 24 milyon ABD doları, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", tutuklu sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş ile Adem Soytekin ve tutuksuz sanık Ertan Yıldız, başka suçtan tutuklu Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak, örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor. 

Uyuşturucu operasyonunda yeni dalga: Çok sayıda ünlü isime gözaltı kararı

Ünlülere yönelik uyuşturucu operasyonu kapsamında İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince eski Beşiktaş Başkanı ve İş İnsanı Fikret Orman gözaltına alındı. Soruşturma da Burak Elmas, Hakan Sabancı, Hande Erçel, Güzide Duran, Didem Soydan, Kerim Sabancı hakkında da gözaltı kararı olduğu öğrenildi

25.03.2026 03:20:00 / Güncelleme: 25.03.2026 07:08:50
Haber Merkezi
Uyuşturucu operasyonunda yeni dalga: Çok sayıda ünlü isime gözaltı kararı
Uyuşturucu operasyonunda yeni dalga: Çok sayıda ünlü isime gözaltı kararı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ünlülere yönelik yürüttüğü "uyuşturucu" soruşturması kapsamında Fikret Orman gözaltına alındı.

Aynı soruşturma kapsamında Burak Elmas, Hakan Sabancı, Hande Erçel, Güzide Duran, Didem Soydan, Kerim Sabancı hakkında gözaltı kararı verildi.


Gözaltına alınan bazı isimler sağlık kontrolünden geçirildi



Uyuşturucu soruşturması kapsamında son dalga operasyonunda gözaltına alınan isimlerden Burak Elmas ve Didem Soydan sağlık kontrolünden geçirildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen uyuşturucu soruşturmasının son dalgası kapsamında Narkotik Şube ekiplerince gözaltına alınan Galatasaray Eski Başkanı Burak Elmas ve oyuncu Didem Soydan sağlık kontrolünden geçirilmek üzere Kanuni Sultan Süleyman Hastanesi'ne getirildi.

Sağlık kontrolünün ardından gözaltına alınan isimler işlemlerinin yapılması için İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne götürüldü.
 




Fikret Orman gözaltına alındı


İstanbul'daki uyuşturucu ve fuhuş soruşturmasında iş insanı Fikret Orman gözaltına alındı.
 
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca "uyuşturucu madde imal ve ticareti", "uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırmak için özel yer, donanım veya malzeme sağlayan ve kullananların yakalanmalarını zorlaştıracak önlemler almak", "kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak", "uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak", "fuhşa teşvik ve aracılık etmek" suçlarından yürütülen soruşturmalar sürüyor.
 
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, soruşturma kapsamında Fikret Orman'ı gözaltına aldı.
 
Orman, işlemleri için emniyete götürüldü. 

Adalar halkı: 'Mağduruz, sesimizi duyan var mı?'

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde CHP ve AKP üyelerinin komisyonda karar verip UKOME'den oy birliği ile çıkardıkları bir karar ile Adalar'da yasal olan üç tekerlekli araçları yasakladılar, esnafı ve ada halkını mağdur ettiler

24.03.2026 20:22:00 / Güncelleme: 24.03.2026 20:24:12
Hasan Gündoğdu
Adalar halkı: 'Mağduruz, sesimizi duyan var mı?'
Adalar halkı: 'Mağduruz, sesimizi duyan var mı?'
Engelli ve yaşlılar, evi uzak noktada olanlar mağdur oldu. Esnafa ve halka 4 tekerlekli araç alacaksınız diye bir dayatma yaptılar.

Türkiye'nin her yerinde yasal olan bu araçlar Adalar'da neden yasak oldu bunun cevabını hiçbir kurum vermiyor. Yetkililer, yolda yakaladığı her aracı vatandaşın elinden alıyor ya yediemine gönderiyor ya da altından kalkılamayacak bir ceza yazıyor.



Heybeliada'da esnaflık yapan İsmail Kırca, yaşadıkları mağduriyetten şikayetçi oldu ve ada Adalar halkı adına tepkisini şu sözlerle ifade etti:

"400 bin 900 bin arası aracımızı elimizden alıyorlar. Ekonominin bu kadar kötü olduğu esnafın ve halkın kan ağladığı bir yerde bu araçları alacak gücümüz yok. Lütfen yetkililer, bizi yönetenler sesimizi duyun.

Ben üç defa dosya verdim trafik şubeye. Bana en ağır demir işi esnaf olarak sana araç yok diye telefon açtılar.

Burası muz cumhuriyeti mi? Neden bize yazılı cevap verilmiyor? Neden ret olundu?

Ayrıca ben kendim araştırdım, benim dosyadan iş yeri ruhsatım kaybolmuş. İki evrağa sahip olamayan kurum olur mu?

Bu konuda çok mağduruz halkın çoğunluğu çok kızgın ama iki siyasi partiye üyesi oldukları için açık açık eleştiremiyorlar ne yazık ki.

Sesimizi duyun."

Güler'den İngiltere'ye Eurofighter Typhonn çıkarması


 
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, İngiltere Savunma Bakanı John Healey'in resmi davetlisi olarak bugün İngiltere'yi ziyaret ederek, Eurofighter Typhonn savaş uçağı tedarikine ilişkin görüşmede bulunacak.
 

24.03.2026 16:25:00
AA
 Güler'den İngiltere'ye Eurofighter Typhonn çıkarması
 Güler'den İngiltere'ye Eurofighter Typhonn çıkarması

Milli Savunma Bakanlığından (MSB) yapılan açıklamaya göre Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, İngiltere Savunma Bakanı John Healey'in resmi davetlisi olarak İngiltere'yi ziyaret edecek. Ziyaret kapsamında her iki Bakan tarafından ikili ve bölgesel savunma ile güvenlik ve savunma sanayisinde işbirliği konuları değerlendirilecek.

Türkiye ve İngiltere arasında devam eden ve geçen yıl ekim ayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İngiltere Başbakanı Keir Starmer arasında ilk imzaların atıldığı "Eurofighter Typhonn savaş uçağı tedariki" konusu da gündemde olacak.

Milli Savunma Bakanı Güler, Eurofighter Typhonn savaş uçağının üretim tesislerini de ziyaret edecek.

Güngören'de 'Kentsel çöküntü' tepkisi

Güngören Sanayi Mahallesi'nde kentsel dönüşüm kapsamında yıkılan binaların bulunduğu alanlar, adeta birer harabeye dönüştü. Aradan geçen yıllara rağmen bir türlü yapılamayan inşaatlar nedeniyle araziler moloz ve çöp yığınlarıyla doldu. Bölge madde bağımlıların meskeni haline gelirken, mahalle sakinleri duruma tepki gösterdi

24.03.2026 12:17:00 / Güncelleme: 24.03.2026 12:29:28
İHA
Güngören'de 'Kentsel çöküntü' tepkisi
Güngören'de 'Kentsel çöküntü' tepkisi
Güngören Sanayi Mahallesi'nde kentsel dönüşüm vaadiyle yaklaşık 3 yıl önce yıkılan binaların yerini modern yapılar yerine çöp ve moloz dağları aldı. Belediye ekipleri tarafından temizlenmediği iddia edilen bu alanlar, hem çevre kirliliği hem de ciddi sağlık risklerini beraberinde getiriyor. Mahalle sakinleri, belediyeye defalarca başvurduklarını ancak alanın bakımsız bırakılması nedeniyle tepkilerinin her geçen gün arttığını dile getiriyor.



Bölgedeki güvenlik sorununa dikkat çeken mahalle sakini Aydın Algün, durumun vahametini belirterek "Buraya akşam saat 10'dan sonra çıkamıyoruz, korkuyoruz; her türlü insan var. Kağıt toplayıcıları sürekli kamyonlarla geliyorlar, her sokaktalar. Tedirginlikten sokağa adım atamaz olduk. Ben çocuğumu bu bölgeden okula tek başına yollayamam, illa eşlik etmem gerekiyor. Burası tam 5 senedir kentsel dönüşüm adı altında bu şekilde terk edildi" şeklinde konuştu.



Kentsel dönüşüm sürecinin yanlış yönetildiğini savunan bir diğer vatandaş Halis Karakulak ise plansız yıkımlara tepki gösterdi. Karakulak, "Kentsel dönüşüm yapıyorsan ada bazlı yapacaksın. Komple yıkıp tek seferde inşaata başlayacaksın ki hem devlet hem de vatandaş kurtulsun. Burada tek bir bina yıkılıyor, bir yıl sonra yanındaki yıkılıyor. Ortaya çıkan manzara berbat. Görüldüğü gibi çevre kirlilik içinde ve burada her türlü asayiş olayı yaşanabilir" dedi.

İstanbul ve Yalova'da DEAŞ operasyonu: 9 gözaltı

24.03.2026 10:38:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul ve Yalova'da DEAŞ operasyonu: 9 gözaltı
İstanbul ve Yalova'da DEAŞ operasyonu: 9 gözaltı
İstanbul ve Yalova'da küresel terör örgütü DEAŞ'a yönelik düzenlenen operasyonda, çatışma bölgelerinde örgüt adına faaliyet yürüten teröristlerin ailelerine para aktarmakla suçlanan 9 şüpheli yakalandı.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, bu sabah erken saatlerde İstanbul ve Yalova'daki belirlenen adreslere baskınlar düzenledi.



Adreslerde yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyal, örgütsel doküman ve para transferlerini belgeleyen kayıtlara el konuldu.
Gözaltına alınan 9 zanlı, ifadeleri alınmak üzere emniyet müdürlüğüne götürüldü.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturmada, şüphelilerin çatışma bölgelerinde örgüt adına faaliyet yürüten kişilerin ailelerine para aktardığı tespit edildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.