logo
08 AĞUSTOS 2026

Emek talebi

Emek talebini belirleyen parametreleri tespit ederek konumuza başlayalım. Buna bağlı olarak emek arzı ile talebi arasındaki dengenin fiyat esnekliği ile sağlanıp sağlanamayacağı da bir diğer meseledir

25.03.2026 00:30:00
Haber Merkezi
 
Emek talebi
Emek talebi
Emek talebini belirleyen parametreleri tespit ederek konumuza başlayalım. Buna bağlı olarak emek arzı ile talebi arasındaki dengenin fiyat esnekliği ile sağlanıp sağlanamayacağı da bir diğer meseledir.

Emek talebini belirleyen parametreleri üç kısımda ele alabiliriz: Üretim miktarında meydana gelen değişiklikler, işçi ücretleri, teknolojik değişiklik.

Emek talebi üzerinde üç parametrenin aynı anda etkisi olabileceği gibi, bazen iki ya da bir tanesinin etkisi de olabilir.

Bu üç madde içerisinde en önemli olan birinci maddenin açılımını sona bırakarak diğer maddeleri ele alalım.







İşçi ücretlerinde meydana gelen artış emek talebini azaltacağı gibi, işçi ücretlerinde meydana gelen düşüş de emek talebini arttıracaktır.

Teknolojide ilerleme emeğin verimini arttıracağı için işsizliği arttırıcı yönde etki yapacaktır. Ancak teknolojinin ilerlemesi aynı zamanda milli gelirin artması ile doğru orantılıdır.     

Bu sebeple bir taraftan teknoloji gelişirken, diğer taraftan hizmet sektörü büyüyeceği için teknolojinin sebep olduğu işsizlik, hizmet sektörü ve yeni iş sahaları ile giderilecektir. Yani teknolojide yaşanan ilerleme orta ve uzun vadede emek talebinde bir azalmaya sebep olmayacaktır.

Sadece belli sektörlerde emek talebinde yaşanacak daralma, başka sektörlerde ortaya çıkacak emek talep artışı ile dengelenecektir.

Emek talebini etkileyen unsurlar içerisinde en önemlisi üretim miktarında yaşanacak değişikliktir. Bu değişiklik kapasite kullanım oranlarında yaşanacağı gibi, yeni yatırımlardan yani sabit sermaye artımından da kaynaklanabilir.







Kapasitesini arttırmak isteyen firmalar, buna bağlı olarak emek talep edecektir. Aksine kapasitesini azaltmak isteyen firmalar ise işçi çıkartma yoluna gideceklerdir.

Burada önemli olan firmaların kapasitelerinde meydana gelen değişimin sebebinin tüketimde yaşanan değişime endekslenmiş olmasıdır. Firmaların üretim kapasitelerinde meydana gelecek değişiklikler piyasadaki tüketim miktarı ile doğrudan alakalıdır.







Ancak tüketimde yaşanan değişikliklerin istihdam oranlarına yansıması aynı anda olmaz. Piyasa beklentilerine göre bu yansıma süresi değişecektir. Örneğin tüketimde meydana gelen bir daralma karşısında firmalar hemen kapasite kullanım oranlarını düşürmez, gelecekle ilgili beklentileri olumlu ise firmalar belli bir dönem stoklarının artmasına sabredecektir.

Yine stok maliyetleri düşük ise firmaların stoklara tahammül etmesi daha kolay olacaktır. Ayrıca tüketimde meydana gelen daralmanın şiddeti, firmaların üretim tarzları, işçi çıkartmanın maliyetleri gibi konular tüketim ile istihdam arasındaki yansımanın gecikmesini belirler.

Tüketimde meydana gelen artışlar ise eğer kapasite artımı ile karşılanacaksa hemen, yeni yatırımlar gerekiyorsa belli bir zaman diliminden sonra gerçekleşeceği için istihdama yansıması belli bir süre sonra olacaktır.







Ancak belli bir süre sonra da olsa tüketimde meydana gelen değişiklikler üretim hacmini, o da istihdam oranlarını etkileyecektir. Esasında Philips Eğrisi   olarak ifade edilen enflasyon ile işsizlik arasındaki bağıntı gerçekte tüketim ile işsizlik arasında kurulabilir.

Çünkü her tüketim artışı enflasyon yapmayacağı gibi maliyet enflasyonu tüketimde bir artış sağlamaz, işsizliği de azaltmaz, dolayısıyla ekonomilerde hem işsizlik, hem de enflasyon aynı anda ortaya çıkar. Oysa bağıntı, tüketim ile işsizlik arasında kurulduğunda tüketim hacminde meydana gelen değişimler ile işsizlik oranları arasında ters yönlü bir ilişki olduğu görülecektir.

Kapasite kullanım oranlarında meydana gelen azalmadan dolayı emek talebinde yaşanacak daralma, reel işçi ücretlerini de olumsuz yönde etkiler.







Örnek vermek gerekirse daha önce 10 işçi ile çalışan bir fabrika kapasitesini düşürme kararı verip eleman sayısını 7'ye düşürdüğünde toplam istihdam azalacağı için işsizlik artacaktır.

İşsizliğin artmasından dolayı reel işçi ücretleri de azalma eğilimine girecektir.

Bir taraftan işçi ücretlerinin düşmesi emek talebini arttıracak yönde etki yaparken, emek talep daralmasının sebebi tüketim eksikliğinden dolayı olduğundan, işçi ücretlerinde yaşanacak düşüş firmanın yeniden işten çıkardığı 3 işçiyi işe almasını sağlamayacaktır.

Eğer emek talebinde yaşanan daralma işçi ücretlerinin yüksekliğinden dolayı ise, işçi ücretlerinde yaşanan düşüş emek talebini eski seviyesine taşıyabilir. Ama eğer emek talebinde yaşanan daralma tüketimde meydana gelen azalmadan dolayı ise, bu sefer işçi ücretlerinin azalması emek talebini eski seviyesine çıkaramayacaktır.







Reel işçi ücretlerinin ucuzlaması genel manada fabrikaların çalıştırdığı işçilerin ücretlerini de etkileyecektir. Dolayısıyla, tüketimdeki gelirden dolayı meydana gelen daralmaya bağlı olarak hem işsizlik olacak, hem de işçi ücretleri düşük bir seviyede konumlanacaktır.

Bu analizimizi makro düzeye taşırsak, üretim ve para konusunda da belirttiğimiz üzere büyüyen ekonomilerde üretim faktörlerine yapılan harcamalardan elde edilen gelir, üretilen miktarı alacak bir tüketim oluşturamayacaktır.

Serbest bırakılan ekonomilerde buna paranın faizle birlikte piyasalardan çekilmesi eklendiğinde üretim ile tüketim arasında belli bir açığın oluşması kaçınılmazdır. Bu açık üretim hacmini olumsuz yönde etkileyeceği için kapitalist modellerde piyasalarda belli bir işsizlik görülecektir.







Bugün doğal işsizlik oranı olarak ifade edilen eksik istihdam, ekonomilerin doğasından değil, kapitalist anlayışların yanlış yaklaşımından kaynaklanmaktadır.  Yine işçi ücretlerinin asgari geçim düzeyinde kararlanması da bu eksik istihdamın doğal sonucudur.

Üretim ile tüketim arasındaki fark piyasanın tam istihdam düzeyinde dengeye gelmesine imkan tanımamaktadır. Bu farktan kaynaklanan talep eksikliğini bugünkü ekonomi modelleri göremediği için çözme yoluna da gitmemişlerdir.

Tam istihdamın yakalanamadığı ekonomilerde emek arzında meydana gelen fazlalık, işverene pazarlık avantajı sağladığı için işçi ücretleri asgari geçim düzeyinde konumlanmaktadır." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama

Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı

03.08.2026 10:50:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında tabancayla vurarak öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı. Şüphelinin ifadesinde cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdüğü öğrenilirken, olayla ilgili gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen 15 şüpheliden 13'ü tutuklandı.






Olay, 24 Temmuz'da merkez Seyhan ilçesi Gülbahçesi Mahallesi 13362. Sokak'ta meydana geldi. İddiaya göre, Reyhan Acar (24) sokakta bir kişinin tabancayla açtığı ateş sonucu kanlar içerisinde yere yığılırken, saldırgan olay yerinden kaçtı. Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan Acar, ambulansla kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, cinayeti aydınlatmak için yaklaşık 750 saatlik güvenlik kamerası görüntüsünü mercek altına aldı. Yapılan çalışmalar sonucunda saldırıyı Bilal F.'nin (24) gerçekleştirdiği belirlendi. Şüphelinin eşi Öykü F. (22) ile birlikte İstanbul'a kaçtığını tespit eden ekipler, soruşturmayı derinleştirdi. Çalışmalarda Bilal F.'nin kaçmasına ve saklanmasına yardım ettiği öne sürülen 13 kişinin kimliği de belirlendi.







Yunanistan'a kaçma planı başarısız oldu

Yapılan araştırmalarda Bilal F. ile eşi Öykü F.'nin Edirne'ye giderek Yunanistan'a kaçmayı planladığı tespit edildi. Ancak polis uygulamasını fark eden şüphelilerin ayçiçeği tarlasına kaçarak izlerini kaybettirdiği, bir gece burada saklandıktan sonra yeniden İstanbul'a döndükleri öğrenildi.







Yakalanmamak için 3 saatte bir adres değiştirdi, petshopta yakalandı

Cinayet dedektifleri, şüphelilerin İstanbul Bahçeşehir'de bir sitede saklandığını belirledi. Özel Harekat polislerinin de desteğiyle düzenlenen operasyonda Öykü F. sitenin bahçesinde yakalanırken, Bilal F. adreste bulunamadı. Bölgedeki güvenlik kameralarını inceleyen ekipler, zanlının yakalanmamak için yaklaşık 3 saatte bir adres değiştirdiğini belirledi. İzini süren polis, Bilal F.'yi siteye yakın bir petshopta saklanırken yakalayarak gözaltına aldı.

Bilal F.'nin yakalanmasının ardından harekete geçen ekipler, şüphelinin Adana'dan kaçmasına ve İstanbul'da saklanmasına yardım ettiği belirlenen 13 kişiyi de eş zamanlı operasyonlarla gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında bulunan Fırat T.'nin cinayet suçundan 39 yıl, Şeyhmus Y.'nin ise yine cinayet suçundan 37 yıl kesinleşmiş hapis cezasıyla arandığı öğrenildi.









Cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdü

Emniyetteki sorgusunda Bilal F.'nin "Reyhan ile ilişkimiz vardı. Başkasıyla görüştüğünü düşündüğüm için kıskançlık krizine girdim. Bu nedenle saldırıyı gerçekleştirdim" dediği öne sürüldü.

Emniyetteki işlemlerinin ardından Bilal F. ve eşi Öykü F. ile birlikte 15 şüpheli adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkartılan Bilal F. ve 12 şüpheli tutuklanırken, Bilal F.'nin eşi Öykü F. ile 1 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.