logo
23 MART 2026


Vatandaş vurgun yedi

09.07.2005 00:00:00
BTP Lideri Prof. Dr. Baş, AKP iktidarının uygulamalarıyla Türk vatandaşının vurgun üstüne vurgun yediğini söyleyerek, Türk Telekom gibi vatandaşın "namus" saydığı stratejik kuruluşların yabancılara satılmasının doğru olmadığını söyledi

n Hocam, Türk Telekom, 6,5 milyar dolara özelleştirildi. Telekom'un özelleştirmesini siz nasıl değerlendiriyorsunuz?Prof. Dr. Haydar Baş- Geçen hafta da ifade ettiğim gibi Petkim, Telekom gibi kurum ve kuruluşlar, ülkemizin kamuya devamlı surette kâr getiren kurumlarıdır. Onbinlerce insanın istihdam edildiği bu kurumların özelleştirmeye açılmasının hiç bir mantıki sebebi yoktur. Hem de vergisi ile beraber hesap ederseniz şu anda % 55'i özelleştirilen Telekom için 6,5 milyar dolar beş yıl içinde ödenecek. % 20'si peşin verilecek. Bu, şu demektir: 1 milyar 250 milyon dolar peşin verilecek, diğeri de beş yıl içerisinde eşit şekilde ödenecek. Telekom'un getirisine baktığınız zaman yıldaki getirisi bunun en az iki misli. Vergisi, yaptığı kârla birlikte Telekom, yılda 3 milyar dolar ülkeye kâr getiren ve de vergi ile birlikte bütçeyi destekleyen bir konuma sahip. Şu kadar insanı barındırıyor. Devlet, bununla beraber bir istihdam sahası açmış oluyor. Niçin siz  kalkıyorsunuz  bu kâr getiren kurumu özelleştiriyorsunuz? Bu sorunun cevabı meçhul. Geçmişte, merhum Özal döneminde KİT'ler vardı. Gerçekten milletin sırtında bir kamburdu. İşletmesi zor, kâr getirme oranı zayıf, baştan sona değilse problemlerle dolu kurumlardı. Rahmetli Ahmet Kahveci'ye özelleştirilmeleri için vazife verilmiş, bu konu üzerinde durulmuştu. Ama ondan sonra, yani KİT'lerden sonra özelleştirmeye açılan bütün kamu kurum ve kuruluşları tamamen kâr getiren kamu kurum ve kuruluşlarıdır. Hiç bir sebep münasebetiyle özelleşmeye açılmasının gereği yok. Hele Telekom'un hiçbir gereği yok. Telekom'un aynı zamanda bir mahremiyeti var. Sırları koruması babında mahremiyeti var. Hatta en basitinden özelleştirme yapıldığı gün avamdan insanları dinliyorum. "Yatak odalarımız özelleştiriliyor" diyorlardı. Bunu söyleyen sıradan bir vatandaş. Yani Telekom bu. Telekom'da yanlış yapıldıSonra eğer özelleşmesi gerekiyorsa bu kurumun bu millete ait olduğu için yabancı hiçbir iradeye bu kurum devredilemez ve milletle devletin ortaklaşa yürütülebileceği bir kurum olması münasebetiyle Telekom, halkla paylaşılması gereken bir kurum olmalıydı. Ama maalesef bunu bugünün şartlarında bizim görmemiz mümkün olmadı. Getirdiği katma değere baktığımız zaman Telekom'un bugünkü değeri en az 40 milyar dolardır. Siz Telekom'un sadece direklerini 6 milyar dolara mal edemezsiniz. Neye göre sen bu hesabı yaptın da % 55'ini kalkıyorsun, 6,5 milyar dolara özelleştiriyorsun? Yani her yönünde çok ciddi noksanlıklar, yanlışlıklar olan maalesef bu özelleşme bir icraat olarak karşımıza çıkıyor. Sonra özelleşmeye giren şirket Türk olmamakla birlikte ne olduğunu da millet merak ediyor. Çeşitli sözler söyleniyor. Hatta şahsen o kadar ileri gidildiği kanaatinde değilim ama Ermeni diasporasına ait bir kurumun bu işte söz sahibi olduğu bile söyleniyor. Aslında iktidarın şeffaf olarak bunları da ortaya koyması gerekir. "Böyle bir şey yoktur" veya varsa "şu kadar vardır" deyip milleti de ikna etmesi lazım. Ben o konuda iktidarın bir yanlış yapacağını zannetmiyorum. Amma en azından böyle bir dedikodunun da önüne en azından geçmesi gerekir idi. Şu ana kadar böyle bir tedbir alınmadı. Çünkü bu söylendi. CHP milletvekili, sözcüsü bunu televizyon önünde gündem etti. Aynı günün akşamı, "Hayır böyle bir şey yoktur. Bu firmanın aslı budur" denilmeliydi. Hatırıma geldiği için bunu söylüyorum. Niçin söylüyorum? Niye sen yurt içi fevkalade kurum ve kuruluşlar varken, halk, vatandaş varken, bunu yavaş yavaş özelleştirip milletin malı haline getirmiyorsun da milletin iradesi ile uzaktan ve yakından alakası olmayan bu mahrem kurum ve kuruluşu herkesin önüne serme gibi büyük bir yanlış içerisine giriyorsun? Telekom ve emsali kuruluşlar hakkında biz kesinlikle özelleşmeye karşıyız. Özelleşme olacaksa bu kurumlar bu milletin malıdır, bu milletle müşterek bir zemin içerisinde oluşturulması gereken olaylardır; bunun yapılması lazım. Aziz milletimizin dışında hiç bir kurum ve kuruluşu, gücü ve iradeyi ben kabul etmiyorum. Hele böyle stratejik konumu ve değeri olan bir kurumun yabancı bir iradeye güvenlik açısından dahi intikal etmesi sakıncasının olduğunu düşünmemek de bana göre yanlıştır. n Zaten dediğiniz gibi peşinat olarak yatırılması gereken para belki de Telekom'un kasasında mevcut. Daha önceki bir özelleştirme de böyle olmuştu. Petrol Ofisi özelleştirilmesinde de böyle olmuştu.Prof. Dr. Haydar Baş- Bu kurumda çalışan, ilgili arkadaşlar var. Konuşuyoruz; bu rakamı duydukları zaman dudaklarını ısırdılar. Çok komik bur rakam. Kurumun imkanlarını çok iyi tanıdıkları için "sadece şurası bu parayı eder" dediler. n Hocam, hatırlıyoruz. Telekom'un ilk özelleştirilmesi gündeme geldiği zaman değerinin 40-50 milyar dolar olduğu söyleniyordu. Zaman geçtikçe değeri 6 milyar dolara kadar indi. Prof. Dr. Haydar Baş- Bana göre Telekom, en az 40 milyar dolar etmelidir. Yabancı hiç bir kurum da devreye konulmadan, tamamen milli menfaatler istikametinde milletimizle bu değerler paylaşılmalı. Yani alacak tüccar alacaksa Türk milletinin tüccarı almalı, kurum alacaksa Türk milletinin kurumu almalı, halk alacaksa Türk milleti almalı.Vatandaş vurgun yedin Hocam, hükümet, ülkede istikrarı yakaladığını, enflasyonu düşürdüğünü iddia ediyor. Bu, gerçeği yansıtıyor mu? İddia edilen bu gerçekler halka yansıyor mu?Prof. Dr. Haydar Baş- İktidar sağ olsun, bazı hususlarda gerçeği öyle yakaladı ki parayı piyasadan emmek suretiyle bilhassa tarım kesimine vermesi gereken desteği vermemek kaydıyla vatandaşın çok müthiş bir vurgun yemesine sebep oldu. Mesela, 350 bin liradan buğday fiyatları açıklanıyor. Ve fakat vatandaş, 280-230 bin liraya buğdayını satamıyor. Halbuki vatandaş buğdayını 400 bin Türk Lirasına mal ediyor. Tarlasını ekse bir türlü ekmese bir türlü. Bu kiraz mevsiminde Ege bölgesindeydim. O bölge aynı zamanda kirazın bolca yetiştiği bölgedir. Piyasada 3 bin liraya olan kiraz yerinde 500 lira. On binlerce kamyonun kalkması gereken bölgelerden günde 2-3 tane kamyon doluyor, boşalıyor. İlgili şahıslarla konuştuğumuz zaman "yetiştirdiğimiz mamuller para etmiyor. Bundan bir kaç sene evvel buraya gelmiş olsaydınız bu meydan araba dolup boşalırdı" diyorlar. Ucuzluk oldu. Kime oldu? Vatandaşın mamullerine, yetiştirdiği ürünlerine oldu. Bin çile ile ahırındaki ineği bakıyor ama baktığı ineğin sütünü bugünkü para ile litresini 350 bin liraya satabiliyor. Bir litre su 1,5 milyon, bir litre süt 350 bin lira. Eskiden menkıbelerde anlatılırdı. Sütü fazla gösterebilmek için süte su karıştırırlardı. Şimdi işler tersine döndü. Yani suya süt karıştırması gerekecek. Evet, bir ucuzluk, yokluk, düşüş oldu. Ama vatandaşın ürünlerinde, fakir vatandaşın yetiştirdiği tarım mamullerinde oldu. Bir de işin karşı tarafına geçtiğimizde bakıyoruz ki emlak vergileri, belediyenin gelirlerini arttırabilmek için % 100 arttırıldı. Sayın iktidar vergi üstüne vergi koydu. Her zaman söylüyoruz. Bir ayda en az 3-4 defa benzine zam yapılıyor. Yıl bazında benzine % 100'ü aşan zam yapılıyor. Yine vatandaşın yetiştirdiği ürünlerden çay ürününe baktığımız zaman çay verilen fiyat 550 bin TL'dir. Otun fiyatı 750 bin TL'dir. Bir kilo çay bir kilo hayvan otu almıyor. Nereden bakarsanız bakın tuz koktu. Böyle ekonomi yürümez. "Ekonomi iyidir" diye kendimizi kandırmamıza gerek yok. Vatandaşa ait değerler devamlı düşüyor. Ama devlete ait değerler devamlı yükseliyor. Bu, vatandaşın bitmesi, tükenmesi, acziyet içinde kalması, menkul ve gayrimenkul değerlerini elinden çıkarması manasına gelir. Bu nasıl mı olur? Siz iş adamısınız. Eğer yetiştirdiğiniz ürünü satamazsanız bir ay sabredersiniz, iki ay sabredersiniz, üçüncü ay en azından imal ettiğiniz fiyata bunu piyasaya vermek istersiniz. Veremediniz. % 5-10 zararına vermek istersiniz. Hatta % 50 zararına dahi vermeyi düşünürsünüz. Ben çok iyi hatırlıyorum. İşe başladığımız ilk günlerde imal ettiğimiz fiyatın % 50 zararına satıyorduk. Satma durumunda kaldık. Niye? "Şeref ve haysiyetimizi kurtaralım" dedik. Ticarette bir de şeref ve haysiyyet konusu var. Şimdi vatandaş da bakıyorum bu noktada. Geçimini temin edecek. Mamulu para etmiyor. Mısırı, buğdayı, hayvanı, kirazı para etmiyor. Buna karşılık yapması gereken ödeme var. Artı oğlunu evlendirecek, kızını evlendirecek, karnını doyuracak, elbise alacak, çocuğunu okula gönderecek; bu sefer ne yapıyor? Elindeki kıymetleri tek tek yok pahasına satma durumunda kalıyor. Esasen gayrimenkul arazilerin de vatandaşın elinden çıkmasının asıl sebebi budur. Bu, bana göre yabancı kurum ve kuruluşlar tarafından uygulanmaya teşvik edilen projelerdir. Sayın iktidarın bunlara yönelik tedbirleri alması, vatandaşımızı ayıktırması lazım. Sayın iktidar AB'nin bizi almayacağını çok iyi bildiği halde ne hikmetse bu noktaya da kilitlendiler. Yani oraya girecekmiş gibi yapıyorlar. Bu da tabii Avrupa'nın işine şöyle iyi geliyor. "Biz bu ülkeyi parçalama noktasına geldik. AB üzerinden de bu ülkeyi rahatlıkla parçalarız" demek suretiyle uyum yasaları bu mantıkla çıkıyor. Böyle bir halimiz var.Devletin kendisine ait mamullerine şu kadar zam yapılırken "fiyat istikrarı vardır, enflasyon düşmektedir" demek bana göre ve halka göre de böyledir; eğer samimi ise çok saflık, değilse cambazlık oluyor. Daha dün çaya % 5, doğalgaza % 5,5 zam yapıldı ki bunlar olmazsa olmaz mamuller. Senede dört defa yapıldığını kabul edin; yılda % 30 veya % 25'in altına düşmüyor. Kaldı ki bunlar en ucuz olması gereken mamuller. Enflasyonu % 8-9 ilan ediyorsun. Ama gerçeğe baktığında, kira giderlerinde en az % 40-50-60, emlakta % 100 artış görüyorsunuz. Kısaca bunlar birer yanılgıdır.

 

İBB Davası'nda üçüncü hafta

CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 407 sanıklı İBB Davası, geçen hafta savunması tamamlanmayan Ağaç A.Ş. Genel Müdürü Ali Sukas'ın savunmasıyla 8'inci günde devam ediyor

23.03.2026 10:52:00
Haber Merkezi
İBB Davası'nda üçüncü hafta
İBB Davası'nda üçüncü hafta
CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 107'si tutuklu, 5'i müşteki sanık olmak üzere toplam 407 sanıklı İBB Davası'nın duruşması üçüncü haftada, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No'lu salonda devam ediyor.

Duruşmanın 8'inci gününde, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu'nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu 107 tutuklu sanık katıldı.

Ekrem İmamoğlu'nun oğlu Mehmet Selim İmamoğlu, babası Hasan İmamoğlu, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, İBB Meclisi İştirakler ve Bağlı Kuruluşlar Komisyonu Başkanı Ertan Yıldız'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuksuz sanıklar ve avukatları da duruşmaya geldi. Bazı tutuklu sanıklar ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile hazır edildi.

Tutuklu sanıklar saat 10.15 itibarıyla jandarma eşliğinde salona getirilmeye başlandı. İzleyici kısmından ise sanık yakınları, tutukluların isimlerini söyleyerek selamlamaya çalıştı. Ekrem İmamoğlu saat 10.40'da salona getirildiğinde ise tüm tutuklu sanıklar ayağa kalktı. Avukatların olduğu bölüme el sallayan İmamoğlu, bazı tutuklu sanıklarla tokalaşıp, sarıldı, bu sırada izleyiciler yine alkışlarla "Cumhurbaşkanı İmamoğlu" sloganı attı.

Ali Sukas, geçen hafta 3 saaat süren 69 sayfalık savunmasının 45 sayfalık kısmını tamamlayabilmişti. Sukas, kalan 24 sayfalık savunmasına  devam ediyor.

D100 karayolunda bayram dönüşü yoğunluğu

D100 karayolunun Çerkeş kesiminde Ramazan Bayramının son gününde dönüş yoğunluğu yaşanıyor

22.03.2026 20:29:00
İhlas Haber Ajansı
D100 karayolunda bayram dönüşü yoğunluğu
D100 karayolunda bayram dönüşü yoğunluğu
D100 karayolunun Çerkeş kesiminde Ramazan Bayramının son gününde dönüş yoğunluğu yaşanıyor.
Çankırı'nın Çerkeş ilçesinden geçen D100 karayolunda, Ramazan Bayramı'nın son gününde dönüş trafiği yoğunlaştı. Bayram için memleketlerine giden vatandaşların geri dönüşe geçmesiyle birlikte, İstanbul'u Karadeniz'e bağlayan bu güzergâhta zaman zaman trafik akışı yavaşladı.
Yetkililer, sürücülerin hızlarını düşürmeleri, güvenli takip mesafesini korumaları ve trafik kurallarına titizlikle uymaları gerektiğini vurguladı.İHA

"Patlamayı duyduk, bomba zannettim"

İstanbul Fatih'te doğalgaz patlaması nedeniyle iki binanın çöktüğü olayla ilgili konuşan mahalleli, büyük panik yaşadıklarını anlattı

22.03.2026 20:28:00
İhlas Haber Ajansı
"Patlamayı duyduk, bomba zannettim"
"Patlamayı duyduk, bomba zannettim"
İstanbul Fatih'te doğalgaz patlaması nedeniyle iki binanın çöktüğü olayla ilgili konuşan mahalleli, büyük panik yaşadıklarını anlattı.
Ayvansaray Mahallesi'nde, doğalgaz patlaması sonrası iki binanın çökmesi sonucu 11 kişi enkaz altına kalmıştı. Yürütülen çalışmalar sırasında 1 vatandaşın cansız bedenine ulaşılmıştı. Ekiplerin yaptığı çalışmalar sonucu tüm vatandaşlar enkaz altından çıkarıldı. Ekiplerin enkazdaki çalışmaları tamamlanırken, konuya ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma sürüyor. Patlama sonrası yaralanan vatandaşların tedavileri devam ediyor.

"Patlamayı duyduk, ben bomba zannettim"
Olayla ilgili konuyan mahalleli Necat Cankurtaran ise, "Uyuyordum sese kalktım. Geldik baktık, her taraf yıkılmış halde gördük. Benim dayım oturuyor bir tanesinde de. Hastanedeymiş, durumu iyiymiş, haberini aldık da" dedi.
Patlamanın yaşandığı mahallede oturan Reyhan Özçalışkan isimli vatandaş, "Patlamayı duyduk, ben bomba zannettim. Öyle bir yüksek patlamaydı. Sonra herkes kapıya çıktı. Herkes birine bakıyor. Bir de kuşlar böyle gökyüzünde sesli bir şekilde uçmaya başladı. Sonra buraya geldik, herkes geldi. Doğalgaz patlaması olduğunu söylüyorlar" şeklinde konuştu.İHA

Katar'da 3 şehit verdik


 
 
Katar'da düşen helikopterde 1 TSK personeli ile 2 ASELSAN teknisyeni şehit oldu. Helikopterin düşüş nedeni 'teknik arıza' olarak açıklandı. 

22.03.2026 19:07:00 / Güncelleme: 22.03.2026 19:13:49
Haber Merkezi/AA
 Katar'da 3 şehit verdik
 Katar'da 3 şehit verdik

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Katar'da düşen helikopterde bulunan 4 Katar Silahlı Kuvvetleri ve 1 Türk Silahlı Kuvvetleri personeli ile 2 ASELSAN teknisyeninin şehit olduğunu bildirdi.
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Türkiye ile Katar arasındaki askeri işbirliği ve koordinasyon faaliyetlerinin, mevcut anlaşma ve planlamalar çerçevesinde kesintisiz sürdürüldüğü vurgulandı.

Eğitim faaliyetleri yürütülüyordu

Katar-Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı bünyesinde eğitim faaliyetleri yürüten Katar Silahlı Kuvvetlerine ait bir helikopterin önceki akşam ilk belirlemelere göre teknik bir arıza nedeniyle kaza kırıma uğrayıp denize düştüğü belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi: "Başlatılan arama kurtarma faaliyeti ile helikopterin enkazına ve şehitlerimizin naaşına ulaşılmıştır. Kazada, helikopterde bulunan 4 Katar Silahlı Kuvvetleri personeli, 1 Türk Silahlı Kuvvetleri personeli ile 2 ASELSAN personeli teknisyen şehit olmuştur. Kaza kırımın kesin nedeni, Katar makamlarınca yapılacak inceleme sonucunda belirlenecektir. Bu elim kazada hayatını kaybeden tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet, ailelerine sabır, Türk Silahlı Kuvvetlerimize, Katar Silahlı Kuvvetlerine, ASELSAN'a, Türk milleti ile kardeş Katar halkına başsağlığı dileriz."

Şehit Binbaşı'nın ailesine haber verildi

Katar'da helikopterin düşmesi sonucu şehit olan Hava Savunma Binbaşı Sinan Taştekin'in Isparta'daki ailesine şehadet haberi ulaştırıldı. Binbaşı Taştekin'in şehadet haberi, Gülcü Mahallesi'nde yaşayan ailesine Isparta Vali Yardımcısı Hamdullah Süphi Özgödek tarafından verildi.

 
Katar'dan yapılan açıklama
 
Katar İçişleri Bakanlığı da, bu (22 Mart) sabah rutin görevi sırasında teknik arıza nedeniyle ülke kara sularına düşen helikopterdeki 7 kişinin cansız bedenine ulaşıldığını açıkladı. Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Katar'da düşen helikopterde bulunan 4 Katar Silahlı Kuvvetleri ve 1 Türk Silahlı Kuvvetleri personeli ile 2 ASELSAN teknisyeninin şehit olduğunu bildirmişti.

10 soruda sağlığınızı test edin


 
 
Günümüzde sıkça sorulan bir soru var: "80 yaş yeni 60 mı?" Zira eskiden 'ileri yaş' olarak kabul edilen dönemler artık yeniden tanımlanıyor, bugün 80 yaşındaki birçok birey aktif, üretken ve bağımsız bir yaşam sürdürebiliyor. Peki sizin takvim yaşınız 80'e geldiğinde, biyolojik yaşınız 60 olabilecek mi? 

21.03.2026 22:45:00 / Güncelleme: 21.03.2026 22:51:41
MURAT ÇORBACI
10 soruda sağlığınızı test edin
10 soruda sağlığınızı test edin

İç Hastalıkları ve Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Berrin Karadağ, yapılan bilimsel çalışmaların 80 yaşına ulaşanların 60 yaşındaki gibi olabileceğini ortaya koyduğunu söylüyor. Nasıl mı? Prof. Dr. Karadağ, "Geriatri yani yaşlılık bilimi alanındaki çalışmalar ve klinik gözlemlerimiz, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının biyolojik yaşımızı önemli ölçüde etkileyebildiğini, uzun ve sağlıklı yaşam için 10 temel kuralın 10'unu da uygulamak gerektiğini gösteriyor" dedi. Prof. Dr. Karadağ, 10 sorudan oluşan test hazırladı.

1. Sağlıklı besleniyor musunuz?

Sağlıklı yaş almanın temel taşlarından biri dengeli ve yeterli beslenmedir. İlerleyen yaşla  metabolizma değişir, kas kütlesi azalabilir ve bazı vitamin-mineral ihtiyaçları artabilir. Bu nedenle sebze, meyve, tam tahıl, sağlıklı yağlar ve kaliteli protein kaynaklarından zengin  beslenme düzeni önemlidir. Çok sayıda bilimsel çalışma; özellikle Akdeniz tipi beslenmenin kalp ve beyin sağlığını güçlendirdiğini, uzun ve sağlıklı yaşamı desteklediğini göstermektedir.

2. Kaslarınızı düzenli çalıştırıyor musunuz?

Yaş ilerledikçe kas kütlesi azalır. Vücut ağırlığı değişmese bile yağ oranı artar, kas oranı geriler. Bu da hareket kabiliyetini önemli ölçüde olumsuz etkileyebilir. Ancak iyi haber şu ki; kaslar her yaşta çalıştırılabilir. Prof. Dr. Karadağ "Klinik gözlemlerimizde, 70–80 yaşında egzersize başlayan bireylerde bile kas gücünde ve denge kapasitesinde belirgin iyileşmeler görülebilmektedir. Dolayısıyla kaslarınızı mutlaka güçlendirmeye başlamalısınız" dedi.

3. Düzenli yürüyüş ve direnç egzersizi yapıyor musunuz?

Yaşlılıkta en büyük risk çoğu zaman hastalık değil, hareketsizliktir; kas kaybı, denge sorunları, hücrelerin yaşlanması ve bağımsızlığın azalmasına yol açar. İleri yaşlarda haftada toplam en az 150 dakika orta düzey fiziksel aktivite (hafif ağırlık çalışmaları, düzenli yürüyüşler, direnç egzersizleri vb) yapmak kasları ve kalp-damar sistemini destekler, uyku kalitesini artırır, depresyon riskini azaltır ve bilişsel fonksiyonların korunmasını sağlar.

4. Beyninizin sınırlarını zorluyor musunuz?

Beyin de tıpkı kaslar gibi çalıştıkça güçlenir. Kitap okumak, yeni bir şey öğrenmek, bulmaca çözmek, müzikle ilgilenmek veya yeni hobiler edinmek zihinsel sağlığı destekler.


5. Sosyal bağlarınızı güçlendiriyor musunuz?

Yapılan bilimsel araştırmalar; yalnızlığın sağlık ve yaşlanma üzerinde sigara kadar olumsuz etkiler yaratabileceğini göstermektedir. Sosyal ilişkiler yaşam motivasyonunu artırır. Aile ilişkileri, bir dostunuzla sohbet, arkadaş görüşmeleri, grup aktiviteleri ve gönüllülük çalışmaları ileri yaşta hem ruh sağlığı hem de bilişsel sağlık için önemli koruyucu faktörlerdir. Unutkanlık ve depresyona karşı da ilaçlardan çok daha etkilidir.


6. Protein kaynaklarını yeterli tüketiyor musunuz?

Prof. Dr. Berrin Karadağ "Yaşlılık döneminde protein ihtiyacı genellikle göz ardı edilir. Oysa kas sağlığını korumak için yeterli protein alımı büyük önem taşır. Balık, yumurta, süt ürünleri, baklagiller ve kaliteli bitkisel protein kaynakları günlük beslenmede yer almalıdır. Özellikle egzersiz ile birlikte yeterli protein alımı kas kaybını azaltmada önemli rol oynar. Kas kaybı (sarkopeni) riskini ne kadar öteleyebilirsek, o denli dinç, aktif ve dinamik yaş alabiliriz" dedi.

7. Yeterli ve kaliteli uyuyor musunuz?

Uyku vücudun kendini yenilediği en önemli süreçlerden biridir. Bilimsel çalışmalar; yetişkinlerin günde 7-8 saat kaliteli uykuya ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Yetersiz veya düzensiz uyku, bağışıklık sisteminin zayıflamasına, kilo artışına, kalp-damar hastalıklarına ve hafıza sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle, aynı saatlerde yatıp kalkmaya, karanlık ve sessiz ortamda uyamaya ve uyumadan önce ekran kullanımını kısıtlamaya özen gösterin.


8. Stresinizi yönetebiliyor musunuz?


Yapılan araştırmalara göre; uzun süreli ve kontrolsüz stres kalp hastalıkları riskini artırıyor,  bağışıklık sistemini zayıflatıyor. Stresi kontrol altında tutmak ise hem ruh sağlığını hem de uzun vadede fiziksel sağlığı korumada önemli rol oynuyor. Stresi yönetebilmek için; düzenli fiziksel aktivite, nefes egzersizleri, doğada zaman geçirmek, sosyal ilişkileri güçlendirmek ya da gerekirse profesyonel destek almak önemlidir.

9. Tütün ürünleri, sigara dumanı ve alkolden uzak mısınız?


Sigara içmek de, dumanına maruz kalmak da vücuda son derece zarar vermektedir. Aşırı alkol tüketimi ise karaciğer hastalıklarından kalp sorunlarına kadar pek çok sağlık problemine yol açabilir. Uzun ve sağlıklı bir yaşam için tütün ürünlerinden, elektronik sigaradan tamamen uzak durmak ve alkol tüketimini bırakmak gerekiyor. Bu alışkanlıklardan uzak durmak, yaşam süresini ve yaşam kalitesini artıran en önemli adımlardan biri olarak kabul edilmektedir.


10. Düzenli muayene oluyor musunuz?

Sağlıklı yaş almanın olmazsa olmazlarından biri düzenli sağlık kontrolleridir. Tansiyon, diyabet, kemik sağlığı, görme ve işitme gibi birçok durum erken dönemde fark edildiğinde çok daha kolay yönetilebilir. Prof. Dr. Karadağ "Geriatri yaklaşımında amaç yalnızca hastalıkları tedavi etmek değil; bağımsız yaşamı mümkün olduğunca uzun süre korumaktır. Bu nedenle de düzenli sağlık kontrolleri ile yaşımız ilerlemiş olsa bile, kendi işimizi kendimiz görmeye, aktif hayata katılmaya ve hayattan keyif almaya devam edebiliriz" dedi.

Türk tatilciler Yunanistan'ın Midilli Adası'nda mahsur kaldı

Ramazan Bayramı tatilini Yunanistan'ın Midilli Adası'nda geçiren Türk tatilciler, adada şap hastalığı salgını nedeniyle greve giden Midilli çiftçilerin başlattığı eylemler nedeniyle adada mahsur kaldı

21.03.2026 19:40:00 / Güncelleme: 21.03.2026 19:59:08
İHA
Türk tatilciler Yunanistan'ın Midilli Adası'nda mahsur kaldı
Türk tatilciler Yunanistan'ın Midilli Adası'nda mahsur kaldı
Midilli Adası'nda şap hastalığı salgını nedeniyle çiftçiler greve gitti. Limanın içinde de eylem yapan çiftçiler, limanın girişini ellerinde sopalarla kapatarak, Ayvalık ve Aliağa'ya dönmek isteyen feribotların iskeleden ayrılmasına engel oldu.



Ramazan Bayramı tatilini Yunanistan'ın Midilli Adası'nda geçiren Türk tatilciler, eylemler nedeniyle adada mahsur kaldı.



Edinilen bilgilere göre, çiftçilerin liman içindeki Türk tatilcilerinin sadece iki feribotla geri dönmesi şartıyla Türkiye'ye dönmelerine izin verdikleri, ancak liman dışında kalan Türk tatilcilerin ise limana sokulmamalarına yönelik eylemlerini sürdürdükleri öğrenildi.

Ordu'da kıyıya insansız deniz aracı vurdu

Ordu'nun Ünye ilçesinde sahilde insansız deniz aracı (İDA) bulundu

21.03.2026 16:25:00 / Güncelleme: 21.03.2026 16:30:12
İHA
Ordu'da kıyıya insansız deniz aracı vurdu
Ordu'da kıyıya insansız deniz aracı vurdu
Olay, ilçeye bağlı Yüceler Mahallesi sahilinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, sahilde bir cismin bulunduğunu fark eden vatandaşların ihbarı üzerine bölgeye jandarma ekipleri sevk edildi.



Yapılan incelemede cismin insansız deniz aracı (İDA) olduğu değerlendirildi.



Bölgede jandarma ekipleri tarafından güvenlik önlemleri alınırken, çevre güvenlik çemberine alındı. Yapılacak detaylı incelemenin ardından İDA'nın yaklaşık 2 mil açığa çekilerek imha edileceği öğrenildi.



Olayla ilgili inceleme sürüyor.

Deprem şehitliğinde hüzünlü bayram

Kahramanmaraş'ta depremzede vatandaşlar, Ramazan Bayramı'nın ilk günü yakınlarının kabirlerini ziyaret etti

20.03.2026 14:55:00 / Güncelleme: 20.03.2026 14:58:15
İHA
Deprem şehitliğinde hüzünlü bayram
Deprem şehitliğinde hüzünlü bayram
Kahramanmaraş merkezli depremlerde hayatını kaybeden binlerce kişi, Dulkadiroğlu ilçesi Kapıçam Şehir Mezarlığı'na defnedilmişti. Ramazan Bayramı'nın birinci gününde depremzedeler, yakınlarının kabirlerini ziyaret etti. Vatandaşlar, sevdiklerinin mezarlarında Kur'an-ı Kerim okuyarak, dua etti. Bayramı yakınlarından ayrı geçirmenin acısını yaşayan depremzedeler, bu yıl da bayram sevincinin yerini derin bir hüzne bıraktığını dile getirdiler.



Sultan Güzel, depremde hayatını kaybeden kızını ziyarete geldiğini kaydederek, "Duygularımız acı ve acımız da taze. Böyle yaşamaya çalışıyoruz" dedi.



Depremde yakınını kaybeden İsmail Nacar, "Unutamıyoruz, aynı gün gibi 6 Şubat hiç geçmiyor. Allah rahmet eylesin" ifadelerini kullandı.

Hatice Nacar ise, "2 aylık gelindi kızım. Daha kınası elinde duruyordu rahmetli oldu. Onun yanına geldik. Allah rahmet eylesin" dedi.



Devlet Daşçal da depremde yakınlarını kaybettiğini söyleyerek, "Yanımda hissediyorum. Gelip gidiyoruz, dualarımızı yapıyoruz ne yapalım. Hepsine rahmet olsun" diye konuştu.

Esendere Sınır kapısı bu bayram sessizlik yaşıyor

ABD, İsrail ve İran arasındaki gerilimin tırmanması ve bölgede ilan edilen yas süreci, Hakkari'nin Yüksekova ilçesindeki Esendere Gümrük Kapısı'nda Ramazan Bayramı sessizliğine neden oldu

20.03.2026 14:52:00 / Güncelleme: 20.03.2026 14:55:10
İHA
Esendere Sınır kapısı bu bayram sessizlik yaşıyor
Esendere Sınır kapısı bu bayram sessizlik yaşıyor
Edinilen bilgiye göre, Orta Doğu'da tırmanan bölgesel gerilim ve güvenlik riskleri nedeniyle sınır hatlarında önlemler en üst seviyeye çıkarıldı.

İran tarafındaki Urmiye-Sero Gümrük Kapısı yetkililerinin aldığı kısıtlama kararının ardından, Yüksekova'da bulunan Esendere Gümrük Kapısı'nda yolcu trafiğinde düzenlemeye gidildi.



Günübirlik geçişlere kısıtlama getirildi



Güvenlik gerekçesiyle alınan karar kapsamında, sınır kapısında ticari araç geçişleri devam ederken, günübirlik yolcu geçişlerine kısıtlama getirildi. Mağduriyet yaşanmaması adına vatandaşların ülkelerine dönüşlerine ise kontrollü olarak izin veriliyor. Bu çerçevede, İran'da bulunan Türk vatandaşlarının Türkiye'ye girişine, Türkiye'de bulunan İran vatandaşlarının ise ülkelerine dönmelerine müsaade ediliyor.



"Bayramda sessizlik hakim"



Normal şartlarda Ramazan Bayramı dönemlerinde yoğun yolcu trafiğinin yaşandığı sınır hattı, bu yıl tarihinin en sakin günlerinden birini yaşıyor. Bölgedeki gerilimin yanı sıra İran tarafında ilan edilen 40 günlük yas nedeniyle sınırın karşı tarafına asılan dev siyah bayraklar dikkati çekiyor.
Hem güvenlik tedbirleri hem de yas süreci sebebiyle Esendere ve Sero gümrük kapıları, Ramazan Bayramı'nı sessizlik içerisinde geçiriyor.İHA

İran'ın kararlılığı geri adım attırdı


 
ABD Başkanı Trump, İsrail Başbakanı Netanyahu'ya "İran'ın petrol ve doğalgaz sahalarına saldırmamasını" söylediğini belirtti. Kararın İran'ın Katar'daki doğal gaz sahalarını vurması üzerine alınması dikkat çekti. 
 

20.03.2026 14:35:00 / Güncelleme: 20.03.2026 14:58:35
Haber Merkezi/AA
 İran'ın kararlılığı geri adım attırdı
 İran'ın kararlılığı geri adım attırdı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya, "İran'a ait petrol ve doğalgaz sahalarına saldırmamasını" söylediğini ifade etti. ABD Başkanı Trump, Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae'yi Beyaz Saray'da kabul ederken, Oval Ofis'te basına açık görüşmede İran gündemini değerlendirdi. Trump, Amerikan askerlerinin İran'a ayak basıp basmayacağı konusunda net bir değerlendirme yaparak, "Herhangi bir ABD askerlerini göndermiyorum, göndersem size söylemezdim ama göndermiyorum" dedi.
İsrail'in İran'a ait petrol tesislerini hedef alması konusundaki görüşü sorulan Trump, bu konuyu İsrail Başbakanı Netanyahu ile görüştüğünü söyledi.
Trump, "Ona bunu yapma dedim. O da yapmayacak. Biz bağımsız ülkeleriz, çok iyi anlaşıyoruz, koordineli çalışıyoruz, ama bazen o (Netanyahu) bir şey yapıyor ve ben bundan hoşlanmıyorsam, artık bunu yapmıyoruz" şeklinde konuştu.

Trump'tan NATO'ya Hürmüz Boğazı tepkisi

Öte yandan Trump, Hürmüz Boğazı'nın açılması konusunda ABD'ye destek olmayacaklarını açıklayan NATO ülkelerine tekrar tepki göstererek, bu konuda hayal kırıklığı yaşadığını vurguladı. NATO'dan farklı olarak Japonya'nın kendilerine İran konusunda yardımcı olacağını düşündüğünü kaydeden Trump, "NATO'ya gelince, Hürmüz Boğazı'nı savunmamıza yardım etmek istemiyorlar, oysa buna en çok ihtiyaç duyanlar onlar" değerlendirmesini yaptı. İran'a ait Hark Adası'nı isteseler kısa sürede ele geçirebileceklerini savunan ABD Başkanı, adadaki petrol boru hatlarına ve altyapıya zarar vermek istemedikleri için adaya dokunmadıklarını savundu.
Trump, İran'ın nükleer silah edinmeye çok yaklaştığı yönündeki söylemini yineleyerek, "Bu geçici askeri müdahaleyi yapmak zorundaydık. İran tüm Orta Doğu için bir tehditti ve bunu herkes biliyordu. İran'da neler olup bittiğini görüyordum, bu geçici askeri müdahaleye başlamak hiç hoşuma gitmiyordu ama bunu yapmak zorundaydık" dedi. ABD Başkanı, "İsterseniz bu işi iki saniyede bitirebilirsiniz. Ama biz çok sağduyulu davranıyoruz" yorumunu yaptı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.