logo
29 NİSAN 2026

Yalnız kalabalıklar

13.02.2017 00:00:00
 Sağ olsunlar; "Çat-kapı" tabir ettiğimiz şekilde, aklına düşünce fakir-hanemizi şenlendiren dostlarımız var, şükürler olsun...
Kendi evine, babasının-amcasının-dayısının evine geliyormuşçasına habersiz gelenleri çok seviyorum. Misafirin rızkı ile geldiğine iman edenlerdenim. Habersiz gelmemelerine bahane arayan Kardeşlerime de; "Üzülmeyin! Hacı Hanım'ın torunları için ayırdığı bir zulası mutlaka vardır ve onu misafir geldiğinde patlatır" derim, şaka yaptığımı zannederler ki, Vallahi değil.
Sağ olsunlar bazen, kibarlaşırlar dünyanın en kibar insanları. "Hocam! Sizi rahatsız etmek istiyoruz!" diye telefon ederler. Onlara değişmez cevabım; "Sizin beni rahatsız etmeye gücünüz yetmez"dir...
Bir şeyler söylemeye niyetliyim, zemin hazırlıyorum bağışlayın!
İki-üç gündür, bir üçüncü sayfa haberinin sarsıntısını yaşıyorum!
"Tatil için geldikleri İzmir'in Çeşme ilçesi'nde, otel odasına intihar mektubu bırakarak ortadan kaybolan 70 yaşındaki Ülker Çetin ve 72 yaşındaki Altan Çetin çiftinin cesetleri, Mavi-kent Sitesi sahilinde bulundu."
Haber bu!
"Ne var bunda?" diyebilirsiniz ama sakın demeyin! Haberin haberliği teferruatında.
Öğretmen emeklisi, 70 ve 72 yaşında, kanser hastası bir çift.
Mersin'den tatil için çok sevdikleri Çeşme'ye ölmek için geliyorlar!
Otel odasına bıraktıkları intihar mektubuyla birlikte bir başka zarfla da, otel çalışanlarına 2 bin lira bahşiş bırakacak kadar cömertler! 
Bütün mal varlıklarını hayır kurumlarına bağışlayıp, cesetlerinin de kadavra olarak kullanılmasını vasiyet ediyorlar!
İki-üç gündür kilitlendiğim bu can acıtıcı olayla içime kapanmışken, "Çat-kapı" konuklardan biri geldi ayaklarına sağlık...
Yalnızlıktan dem vurduk, kalabalığı sorguladık, yargıladık!
"Çat-kapı" gelen konuğuma sorduğum soruyu size de soracağım, aşağı-yukarı cevaplarınızı tahmin ediyorum ama siz yine de sorumun cevabını, yakınınızda kim varsa onun duyacağı bir sesle verin lütfen...
Sorum şu:
- İnsan; binlerce hatta on binlerce, yüz binlerce birbirine yabancının bir yere toplandığı ve birbirine sırt döndüğü bir kalabalıkta mı yalnızdır, yoksa; "Ben size şah damarınızdan da yakınım" Allah buyruğu aklındayken, kendisiyle baş-başa kaldığında mı?
Hiç kimsenin birbirini tanımadığı kalabalıklarda duyulan yalnızlığa mukabil; kendisiyle, vicdanıyla yani Allah ile baş-başalığın ihtişamının farkında olamayan, yüzlerce tanıdığın arasında da yalnız kalmaz mı?
Habere dönerek devam edelim:
2015 sayımına göre 1.745.221 kişinin yaşadığı Mersin'de yalnızlığa tahammül edemeyip, Çeşme'ye kaçan ve orada el-ele ölüme koşan iki öğretmen emeklisinin yalnızlığını hissedebildiniz mi?
Gariptir, acıdır, hatta yüz karası derecesinde ayıptır ki, el-ele ölüme giden bu öğretmen emeklisi çiftin çocukları da varmış!
Adına "Büyük Şehir" denilen, yabancılar yığınağı ucube yerlerde, ilk duyduğum veya gördüğümde şaşırdığım ama artık benim de kanıksadığım bir "Modern Evlatlık(!)" var! 
Günde iki kere köpeğini gezmeye veya çiş ettirmeye çıkaran bu modern evlatlar, yaşlı ana-babalarını ya tuttukları bir bakıcıya emanet ederek, ya da bir huzur-evine bırakıp, haftada bir gün mutlaka ziyaretlerine giderek evlatlık etmekle övünürler!
Yabancılar yığınağı büyük şehirlerdeki can acıtan bu yalnızlığın inadına, bir de bir Anadolu Köyünü düşünün... 25-30 bilemedin 50-60 haneden oluşan bir köy.. Her evde en az 10 kişi olduğundan 500-600 nüfuslu...
Her evde, -eğer hayatta iseler- dede var, nine var..
Oğul var, kız var, gelin var, damat var; hepsinden önemlisi dünya nimetlerinin en lezzetlisi, tatlısı torunlar var..
Para yok!
Doğru-dürüst yiyecek yok!
Üst-başta da durum aynı!
Bir sürü yok var, yokluk var ama bu yokların-yoklukların inadına huzur var..
Çünkü oralarda komşu var, komşuluk var. Çünkü oralarda hâlâ "AYIP" var!
Yaşlı ana-babalarını yalnızlığa terk edip, köpeğini günde iki kere geziye çıkaran hayvan-sever insanlar, sözüm size: Yalnızlığı kendinize kader seçiyorsunuz, haberiniz yok!
Kendinize kader olarak seçtiğiniz modernlik adlı zoraki yalnızlığın, insanlığın yüz karası faturası da can acıtan üçüncü sayfa haberi: 
"İşte o iki mektup ve yalnızlaştırılmış;
İki insan..
İki eş..
İki sevgili..
İki hayat arkadaşı.." (Sevgili Aydın Aydın'ın sosyal medya paylaşımından).
Utan insanlık, hâlâ ayıbı unutmadıysan!
Yol yakınken kendine dön, nadim ol insanlık, kendini mahkum ettiğin yalnızlıkla muhatap olmadan!
Israrlı olduğum bir ricamı, tekrarlayacağım:
Aklınıza düşecek kadar tanıdıklarınızı, aklınıza düştüğü anda aramayı ihmal etmeyin! Bazı şeyler ertelemeye asla gelmez!
Bir sevdiğinizi hatırlar aramazsınız, sonra aramanız gerekir ararsınız ve karşıdan tanımadığınız bir ses; "Babam/Annem sizlere ömür!" Der, kahrolursunuz!...
Vallahi; "Dünyada ölümden başkası yalan!"
Sevmekte ısrarcı olun ki, sevilesiniz..
Arayın ki aranasınız.
Unutmayın ki, unutulmayasınız..
Huzur ve refah paylaşıldıkça artar; sıkıntı ve zillet paylaşıldıkça azalır Vallahi..
İş işten geçmeden; huzur artsın, sıkıntı azalsın diye arayın-sorun sevdiklerinizi.. 
Babam Rahmetli; "Oğlum! Aldığın selam verdiğin; işittiğin küfür, ettiğindir" derdi hep..
Hz. Peygamber (s.a.a.)'in; "Seven sevdiğine sevdiğini söylesin" buyruğunu da hatırlatarak... 
"AKIL KULLANILACAK BİR ARAÇTIR. İNSAN; GÖNÜLDÜR, GÖNÜL..."
Selâm, sevgi, duâ...
 
Mustafa Aslan / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.