Zaman gazetesinin yazarlarından Hüseyin Gülerce, "Hoşgörü ve diyalog kültürünü hakim kılmak" misyonunu yükledikleri Abant toplantılarının yedincisini Amerika'da yapacaklarını yazıyor.
Demek ki, altı yıldır, çeşitli başlıklar altında Abant toplantıları yapılıyor. Hepsinin ortak misyonu "hoşgörü ve diyalog kültürünü hakim kılmak" olduğuna göre, yedincisine gelene kadar epeyce mesafe katedilmiş olması lazım.
"Diyalog" fikrini ortaya atan kilise teşkilatları, Papalık Konseyi diyalogu, dünyayı Hristiyanlaştırmak hedefi olarak tarif ediyor. Bu tarif açısından bakarsak Abant toplantıları, diyalog iftarları ve diğer çalışmalar epeyce meyve vermişe benziyor.
Nisan yağmuru ile göklerde mantar nasıl ürerse, ülkemizde kilise-evler daha hızla açılıyor. Din değiştiren Ahmetlerin, Hasanların, Ayşelerin, Fatmaların listesine hergün yenileri ekleniyor. Zaman gazetesi, STV ve Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı elele vererek "Diyalog" kültürünü hakim kılma noktasında nice merhaleler, mesafeler katetmiş durumdalar. "Hoşgörü kültürünü hakim kılma" meselesine gelince o konudaki başarılarına hiç bir diyecek yoktur.
Gazetelerinde manşetlerinde, iç sayfalarda Gülerce'lerin, Aymaz'ların, Mahçupyan'ların köşe yazılarında, tv programlarında öyle bir mantık, öyle bir "hoşgörü" anlayışı empoze ettiler ve ediyorlar ki, "Amerika öldürecek hoşgöreceksin, İsrail öldürecek hoşgörüceksin. Kılıç, haçlıların elinde ise Müslümanlara bol bol uslu durma nasihatleri çekeceksin."
"Yüzünün bir tarafına tokat atarlarsa öteki yüzünü çevireceksin" tarzındaki anlayışı Müslümanlara yedirmek, hazmettirmek için gösterdikleri gayretlere, yaptıkları harcamalara bakılırsa, bu ekip yakında Oscar ödülüne aday bile olabilir.
Sayın Gülerce; "dost ve müttefik Türkiye'de dahi ABD'ye duyulan güvenin çok çok aşağılara inmiş olmasından" endişeli. Halbuki hiç endişeye mahal yok. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı ve yan kuruluşları gibi ABD'nin dost ve müttefiki kuruluşlar bir hamle ile, bir atılım ile, aşağılara düşen söz konusu güveni hemen yükseltirler. ABD'nin ve yandaşlarının Afganistan'da, Irak'ta, Filistin'de dünyanın dört bir yanında işlediği cinayetlere sünger çekmek, akıttığı Müslüman kanlarının üstünü külleyerek örtbas etmek gibi bir misyonun sahipleri ne de olsa. Zaten "Abant toplantılarının misyonu, hoşgörü ve diyalog kültürünü hakim kılmaktır" itirafının açılımı, tercümesi de budur. Bu arkadaşlar maalesef, dinini ve dilini kullandıkları Müslüman Türk milletine hitaben, bu başlık altında programlar tertip etmek suretiyle peşinen hakaret etmektedirler. Bu milletin hoşgörüden yoksun olduğunu varsayarak, bu yönde ıslah çalışmaları, eğitim faaliyetleri yapmaktadırlar.
Her alanda ve her manada destek aldığınız ve destek verdiğiniz AKP hükümeti ile elele vererek bu milleti "başına vur, elinden ekmeğini al" noktasına getirdiniz. Oturduğu apartmanın bir dairesinde kilise ayini yapılmasını, oğlunun-kızının da bu ayinlere katılmasını hoşgörerek, sinesine çekecek duruma getirdiniz. Yüzlerce yıllık vatan toprağından ceketini alıp ardına bakmadan çıkma uysallığına büründürdünüz. Haçlılar tarafından akıtılan bunca Müslüman kanına rağmen haçlılarla flörtünüz devam ediyor ve hala bu millet, zekat ve fitrelerini size akıtıyor.
Daha nasıl bir hoşgörü bekliyorsunuz?
Demek ki, altı yıldır, çeşitli başlıklar altında Abant toplantıları yapılıyor. Hepsinin ortak misyonu "hoşgörü ve diyalog kültürünü hakim kılmak" olduğuna göre, yedincisine gelene kadar epeyce mesafe katedilmiş olması lazım.
"Diyalog" fikrini ortaya atan kilise teşkilatları, Papalık Konseyi diyalogu, dünyayı Hristiyanlaştırmak hedefi olarak tarif ediyor. Bu tarif açısından bakarsak Abant toplantıları, diyalog iftarları ve diğer çalışmalar epeyce meyve vermişe benziyor.
Nisan yağmuru ile göklerde mantar nasıl ürerse, ülkemizde kilise-evler daha hızla açılıyor. Din değiştiren Ahmetlerin, Hasanların, Ayşelerin, Fatmaların listesine hergün yenileri ekleniyor. Zaman gazetesi, STV ve Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı elele vererek "Diyalog" kültürünü hakim kılma noktasında nice merhaleler, mesafeler katetmiş durumdalar. "Hoşgörü kültürünü hakim kılma" meselesine gelince o konudaki başarılarına hiç bir diyecek yoktur.
Gazetelerinde manşetlerinde, iç sayfalarda Gülerce'lerin, Aymaz'ların, Mahçupyan'ların köşe yazılarında, tv programlarında öyle bir mantık, öyle bir "hoşgörü" anlayışı empoze ettiler ve ediyorlar ki, "Amerika öldürecek hoşgöreceksin, İsrail öldürecek hoşgörüceksin. Kılıç, haçlıların elinde ise Müslümanlara bol bol uslu durma nasihatleri çekeceksin."
"Yüzünün bir tarafına tokat atarlarsa öteki yüzünü çevireceksin" tarzındaki anlayışı Müslümanlara yedirmek, hazmettirmek için gösterdikleri gayretlere, yaptıkları harcamalara bakılırsa, bu ekip yakında Oscar ödülüne aday bile olabilir.
Sayın Gülerce; "dost ve müttefik Türkiye'de dahi ABD'ye duyulan güvenin çok çok aşağılara inmiş olmasından" endişeli. Halbuki hiç endişeye mahal yok. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı ve yan kuruluşları gibi ABD'nin dost ve müttefiki kuruluşlar bir hamle ile, bir atılım ile, aşağılara düşen söz konusu güveni hemen yükseltirler. ABD'nin ve yandaşlarının Afganistan'da, Irak'ta, Filistin'de dünyanın dört bir yanında işlediği cinayetlere sünger çekmek, akıttığı Müslüman kanlarının üstünü külleyerek örtbas etmek gibi bir misyonun sahipleri ne de olsa. Zaten "Abant toplantılarının misyonu, hoşgörü ve diyalog kültürünü hakim kılmaktır" itirafının açılımı, tercümesi de budur. Bu arkadaşlar maalesef, dinini ve dilini kullandıkları Müslüman Türk milletine hitaben, bu başlık altında programlar tertip etmek suretiyle peşinen hakaret etmektedirler. Bu milletin hoşgörüden yoksun olduğunu varsayarak, bu yönde ıslah çalışmaları, eğitim faaliyetleri yapmaktadırlar.
Her alanda ve her manada destek aldığınız ve destek verdiğiniz AKP hükümeti ile elele vererek bu milleti "başına vur, elinden ekmeğini al" noktasına getirdiniz. Oturduğu apartmanın bir dairesinde kilise ayini yapılmasını, oğlunun-kızının da bu ayinlere katılmasını hoşgörerek, sinesine çekecek duruma getirdiniz. Yüzlerce yıllık vatan toprağından ceketini alıp ardına bakmadan çıkma uysallığına büründürdünüz. Haçlılar tarafından akıtılan bunca Müslüman kanına rağmen haçlılarla flörtünüz devam ediyor ve hala bu millet, zekat ve fitrelerini size akıtıyor.
Daha nasıl bir hoşgörü bekliyorsunuz?
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Hakkımıza sahip çıkmayanlar hayatımızdan çıksınlar / 29.04.2026
- Her kesimden yükselen çığlıklar / 26.04.2026
- Gıda biterse hayat biter nesil biterse millet biter / 24.04.2026
- Kanayan bir yara görünce… / 23.04.2026
- Dert eklemiş eski derdin üstüne / 22.04.2026
- Muhafazakâr iktidar neyi muhafaza etmiş? / 21.04.2026
- Yıllarımız yele gitti erenler / 20.04.2026
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Her kesimden yükselen çığlıklar / 26.04.2026
- Gıda biterse hayat biter nesil biterse millet biter / 24.04.2026
- Kanayan bir yara görünce… / 23.04.2026
- Dert eklemiş eski derdin üstüne / 22.04.2026
- Muhafazakâr iktidar neyi muhafaza etmiş? / 21.04.2026
- Yıllarımız yele gitti erenler / 20.04.2026
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026

























































