Çeyrek asırlık koca bir zaman dilimini geriye doğru yıl yıl, ay ay ve hafta hafta tahlil ve tetkik eden vicdan sahibi olan ve partizan olmayan her akıl sahibi görecektir ki, kendisini muhafazakâr iktidar olarak tanımlayan mevcut iktidar kadroları, sadece kendi koltuklarını, kendi makam ve mevkilerini, sadece çoklu maaşlarını ve çok kârlı işlerini muhafaza etmişler.
Oylarını alıp iktidar koltuğuna oturdukları millete ait olan neleri muhafaza ettiklerini, edebildiklerini dahi merak etmemişler, asla bir muhasebesini yapmamışlar.
Ey millet bir düşünün bakalım; çeyrek asırdır ülkeyi yöneten siyasi kadrolar neyi muhafaza etmişler?
Ellerini, kollarını tutan mı varmış neyi niçin muhafaza edememişler?
Bu ülkenin ormanını mı harmanını mı muhafaza etmişler?
Bu milletin merhemini mi dermanını mı, ilaç fabrikasını mı hıfzıssıhhasını mı muhafaza etmişler?
Bu memleketin peteğini balını mı, meyve veren dalını mı, misk kokular yayan gülünü mü, her an hep güzelliğe tebdil olan halini mi, tarihi dokularla nakış nakış örülmüş olan nice illerini, ilini mi muhafaza etmişler?
Bu ülkenin yerli üretim yapan üreticisini mi, yerli malını mı muhafaza etmişler?
Dört mevsimin her birinde bereket fışkıran toprağını mı, dört bir yana oksijen yayan yaprağını mı muhafaza etmişler?
Dağlardan denizlere doğru şarıl şarıl akan dereleri mi, her birinde ayrı ayrı lezzetler üretilen yöreleri, yöresel ürünlerini mi muhafaza etmişler?
Bu ülkenin etini sütünü mü, eti ile sütü ile koyunu keçisi ile sığırı mandası ile uğraşıp geçimini sağlayan çiftçisini mi muhafaza etmişler?
Ana kucağında ve baba ocağında büyüyüp gelişen eğitim öğretim çağındaki çocukları mı, üniversite okuyan ve mezun olan gençliğini mi muhafaza etmişler?
Muhafazakâr iktidar kadrolarının kendi çıkarlarından ve çıkar guruplarından başka, kendi maaşlarından ve kendi ticarethanelerinden başka, kendi çoluk-çocuklarından başka muhafaza ettikleri ne var, neler var, bir bilen var mı?
Muhafazakâr iktidar neyi muhafaza etmiş bugüne kadar?
- Yıllarımız yele gitti erenler / 20.04.2026
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Vurguncu keyif çatıyor yoksul yokluk içinde / 13.04.2026
- Türkiye yüz yılında dert denizinde yüzer olduk / 11.04.2026
- Bu savaş ortamında Kur’an’ı tekrar tekrar okumak / 10.04.2026
- Dur bakalım hesap vermeden nereye? / 09.04.2026
- Vicdan rafa kalkmışsa çalı çam olur çalılık orman olur… / 07.04.2026


























































