logo
08 MAYIS 2026

AKP Rize il başkanı iktidarda hangi parti olduğunu unuttu!

AK Parti Rize İl Başkanı İshak Alim, 'Alacağın belediyede elektriği bedava vereceksin. Fındıklı kazanılmış. Orada da çiftçilerimiz var. Tarım ve çay çiftçisi. Elektriği bedava verin' dedi

22.02.2022 21:14:00
AKP Rize il başkanı iktidarda hangi parti olduğunu unuttu!
AKP Rize il başkanı iktidarda hangi parti olduğunu unuttu!
AK Parti Rize İl Başkanı İshak Alim, 'Alacağın belediyede elektriği bedava vereceksin. Fındıklı kazanılmış. Orada da çiftçilerimiz var. Tarım ve çay çiftçisi. Elektriği bedava verin' dedi.

Şanlıurfa'ya Aralık ayında ziyaret gerçekleştiren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaoğlu, burada yaptığı açıklama ile 'Yerel yönetimler geldiğinde, bize Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nı verin, elektriği bütün çiftçilere bedava vereceğiz" ifadelerini kullanmıştı.

Bunun üzerine harekete geçen AK Parti Rize İl Başkanlığı bir çalışma yürüterek Fındıklı Belediyesine belediye meclis üyeleri vasıtası ile 'Çiftçilerin elektriği bedava kullanması' yönünde bir önerge sundu. Önergenin sümen altı edildiğini dile getiren AK Parti Rize İl Başkanı İshak Alim, 'Fındıklı'da belediye kazanılmış, orada da çiftçilerimiz var. Tarım ve çay çiftçisi. Elektriği bedava verin' dedi.



Kübra'yı hayattan koparanlar, sosyal medya hesabına girip yaşıyor süsü vermiş

Burdur'da cinayete kurban giden 30 yaşındaki Kübra Yapıcı'nın vücut bütünlüğü bozulan cenazesi için Antalya Adli Tıp Kurumu Morgu'na gelen aileden DNA örneği alındı. Baba Yunus Yapıcı, ise olayla ilgili ilginç bir detay paylaştı. Tutuklanan zanlıların cinayet sonrası Kübra'nın sosyal medya hesabına giriş yapıp beğeni atarak kızlarının yaşadığı süsünü verdiğini söyleyen Baba Yapıcı, "Haberi aldığımız sabahın akşamında Instagram'ında giriş ve beğeni gördük. Biz 'yaşıyor' deyip sevindik. Oysa kendileri girmiş ve onlar atmış. Bunu yaptıysa hayatta dedik, sabahında ölüm haberini aldık" dedi

08.05.2026 07:00:00
İHA
Kübra'yı hayattan koparanlar, sosyal medya hesabına girip yaşıyor süsü vermiş
Kübra'yı hayattan koparanlar, sosyal medya hesabına girip yaşıyor süsü vermiş
Antalya'da yaşayan ve 30 Nisan'dan beri haber alınamayan Kübra Yapıcı'nın (30) cesedi, ekipler tarafından yapılan çalışmalar neticesi dün gece yakılmış halde bulunmuştu. Yapılan incelemede Yapıcı'nın silahla öldürülerek gömüldüğü, ardından gömüldüğü yerden çıkarılarak yakıldığı ortaya çıkmıştı. İlyas Umut D. olayı itiraf ederken, gece saatlerinde yapılan operasyonla Ataberk S. de ekipler tarafından gözaltına alınmıştı. Bucak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada cinayette kullanılan silah Burdur'un Ağlasun ilçesinde, Yapıcı'nın cesedinin bir bölümü ise Antalya'nın Korkuteli ilçesindeki barajda bulundu.






Zanlılar tutuklandı

Şüpheli İlyas Umut D. ile Ataberk S., emniyetteki işlemlerin ardından bugün tutuklanma talebi ile adliyeye sevk edildi. 2 cinayet zanlısı şüpheli çıkarıldıkları mahkemece "kadına karşı kasten öldürme" suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.









Anne ve baba DNA örneği verdi

Yapıcı ailesi, öğle saatlerinde kızlarının cenazesini alabilmek için Antalya Adli Tıp Kurumu'na geldi. Vücut bütünlüğü bozulan kızlarının kimlik tespiti için DNA örneği veren anne ve babanın son derece üzgün olduğu görüldü. Örneğin alınmasının ardından Kübra Yapıcı'nın babası ile annesi ifade için emniyete götürüldü. Adli tıp morgundaki işlemler sürerken baba Yunus Yapıcı, İHA kameralarına özel açıklamalarda bulundu.
 
 







"Bu işe en dahil olanlar her kimse en yüksek cezayı almasını istiyorum"

Yüreğinin yandığını belirten Yapıcı, kadın ve çocuk cinayetlerine verilen cezaların artırılmasını talep etti. Yapıcı, "Bu tip canilerin ortada gezmemesi gerek. Kimsenin çocuğunun canı bu kadar ucuz olmamalı. Bir daha gün yüzü görmemeli. En azından kadın ve çocuk katillerine idam çıkmasını istiyorum. Planlı yapılan bir cinayetin etkin pişmanlığı olmasın. Bu işe dahil olanlar her kimse en yüksek cezayı almasını istiyorum" dedi.
 
"







"Onlar öldürsünler diye mi, kızım geceleri üşümemesi için nöbet tuttum"

Tüm Türkiye halkına ve yetkililere teşekkür eden baba Yapıcı, "Ben bakamıyorum haberlere ama anlatıyorlar. Türkiye halkına ve yetkililerimize desteklerinden dolayı teşekkür etmek istiyorum. Bundan sonra da unutturmayıp bu desteklerinin devamını istiyorum. Çünkü bu şekilde gitmez, gitmeyecek. Buna bir çözüm bulunması lazım. Bu acıyı yaşayan biliyor. Herkes empati yapsın ona göre karar verilsin. Ben onun çocukluğunda sabahlara kadar uyku uyumadım, nöbet tuttum. Üşümesin diye üstünü örtüp büyüttüm. Onun için mi büyüttüm. Bunu yaşayan bilir. Herkes kendi çocuğunu gözünün önüne alsın ve ona göre karar versin. Benim tek ricam, en ufak dahil olana bile en az ağırlaştırılmış müebbet verilsin" diye konuştu.
 







"Tabancayı koyduğu yeri neden işaretlemiş?"

Olaydaki Suç aleti tabancanın saklandığı yerin işaretlenmiş olmasını da değerlendiren Yapıcı, "Silahın yerini niye belirlemiş gömdüğü yerde' Unutunca oradan çıkaracak ki işaret koymuş. Demek ki ikinciye bir daha niyetin var. Yazık herkes evladını bunlar için büyütmüyor. Bu insanın ciğerini parçalıyor. Ne yapacağımızı şaşırdık. Kafamız yerinden gitti. Bugün bana yarın sana. Buna hep birlikte dur dememiz lazım. Tüm Türkiye sağ olsun, hepsinden Allah razı olsun. Halk ile devlet el ele bunu bitirmeli."
 
 







"İnstagram'ından beğeni yapmışlar, yaşıyor sandık"

Baba yapıcı, cinayetin planlı bir şekilde işlendiğini ileri sürerek, "Haberi aldığımız sabahın akşamında İnstagram'ına giriş ve beğeni gördük. Biz 'yaşıyor' deyip sevindik. Oysa kendileri girmiş ve onlar atmış. Sosyal medya hesabına girdiyse hayatta dedik, sabahında ölüm haberini aldık. Çocuğumun telefonunun şifresini açmak için 60'ın üstünde deneme yapmışlar. Bir de diyorlar borcu var. Çocuk parasız değil ki sizden para alsın. Siz çocuğun IBAN'ını boşaltmak için bunu yaptınız. Parayı aldılar mı almadılar mı onu bilmiyorum ama uğraştıklarını ve yapamadıklarını duydum" ifadelerini kullandı.
 

DSÖ'den endişe veren açıklama

DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Arjantin'den yola çıkan bir gemide bildirilen 8 vakadan 5'inin hantavirüs olduğunun doğrulandığını, diğer 3'ünde ise şüphe bulunduğunu belirtti

07.05.2026 20:10:00
Anadolu Ajansı
DSÖ'den endişe veren açıklama
DSÖ'den endişe veren açıklama

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, DSÖ'nün haftalık basın toplantısında, Arjantin'den yola çıkan ve şu anda Kanarya Adaları'na doğru hareket eden "MV Hondius" isimli gemide görülen hantavirüs vakaları ve bu virüse dair değerlendirmelerde bulundu.

Birleşik Krallık sağlık otoritelerinin 2 Mayıs'ta, Arjantin'den Cabo Verde'ye seyahat eden Hollanda bayraklı "MV Hondius" gemisindeki ciddi solunum yolu hastalığı bulunan bir grup yolcu hakkında DSÖ'yü bilgilendirdiğini hatırlatan Ghebreyesus, "Şimdiye kadar 3 ölüm de dahil 8 vaka bildirildi. 8 vakadan 5'i hantavirüs olarak doğrulandı, diğer 3'ü ise şüpheli." dedi.

Ghebreyesus, hantavirüslerin, insanlarda ciddi hastalıklara yol açabilen, kemirgenler tarafından taşınan bir virüs grubu olduğunu belirterek, insanların genellikle enfekte kemirgenlerle ya da idrarları, dışkıları veya tükürükleriyle temas yoluyla enfekte olduğunu söyledi.

Bu vakada yer alan hantavirüs türünün, Latin Amerika'da bulunan ve insanlar arasında sınırlı bulaşmaya yol açtığı bilinen tek tür Andes virüsü olduğunu kaydeden Ghebreyesus, "Andes virüsünün önceki salgınlarında insanlar arasındaki bulaşma, özellikle hane halkı üyeleri, yakın partnerler ve sağlık hizmeti veren kişiler arasında yakın ve uzun süreli temasla ilişkilendirildi. Mevcut durumda da durum böyle görünüyor." diye konuştu.

Ghebreyesus, ilk vakanın 6 Nisan'da belirtiler göstermeye başlayan ve 11 Nisan'da gemide hayatını kaybeden bir erkek olduğunu anımsatarak, hastadan hiçbir örnek alınmadığını ve diğer solunum yolu hastalıklarının belirtilerine benzediği için hantavirüs şüphesi duyulmadığını anlattı.

Hastanın eşinin, gemi Saint Helena Adası'na yanaştığında karaya çıktığını ve belirtiler gösterdiğini bildiren Ghebreyesus, bu kişinin, 25 Nisan'da Johannesburg'a yapılan uçuş sırasında durumunun kötüleştiğini ve ertesi gün hayatını kaybettiğini belirtti.

Ghebreyesus, "(Hayatını kaybeden ikinci hastadan) Örnekler alındı ''ve Güney Afrika Ulusal Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsünde test edilerek hantavirüs olduğu doğrulandı. Üçüncü ölüm ise gemide bulunan ve 28 Nisan'da belirtiler göstermeye başlayan ve 2 Mayıs'ta hayatını kaybeden bir kadında görüldü. Başka bir erkek ise 24 Nisan'da geminin doktoruna başvurdu. 27 Nisan'da Ascension Adası'ndan Güney Afrika'ya tahliye edildi ve yoğun bakımda tedavi görüyor." dedi.

Cabo Verde'den doktorların, semptom gösteren diğer 3 yolcuya bakım sağlamak için gemiye bindiğini dile getiren Ghebreyesus, DSÖ'nün, bu kişilerin tedavi için Hollanda'ya tahliyelerini koordine ettiğini söyledi.

"Gemideki diğer yolcuların veya mürettebatın hiçbirinde şu anda semptom yok"

Ghebreyesus, bu 3 hastanın tahliyesini kolaylaştırdığı için Cabo Verde Başbakanı Ulisses Correia e Silva'ya teşekkür ederek, "(Hastalardan) İkisi hastanede stabil durumda, biri ise asemptomatik ve şu anda Almanya'da. 8. vaka, Saint Helena'da gemiden inen bir adamda görüldü. Gemi operatörünün tavsiyesi üzerine, İsviçre'nin Zürih kentinde semptom gösterdiğini bildirdi ve dün hantavirüs ile enfekte olduğu doğrulandı. Cenevre Üniversitesi Hastaneleri daha sonra virüsün gen dizilimini yaptı ve Andes virüsü olduğunu doğruladı. Gemideki diğer yolcuların veya mürettebatın hiçbirinde şu anda semptom yok." bilgisini verdi.

Her vakada ilgili yetkililerle yakın temas kurduklarını vurgulayan Ghebreyesus, "Andes virüsünün kuluçka süresinin 6 haftaya kadar çıkabileceği göz önüne alındığında daha fazla vaka bildirilmesi mümkündür. Bu ciddi bir olay olsa da DSÖ halk sağlığı riskini düşük olarak değerlendiriyor. Önceliklerimiz, etkilenen hastaların bakım almasını, gemideki diğer yolcuların güvende tutulmasını ve onurlu bir şekilde muamele görmesini sağlamak ve virüsün daha fazla yayılmasını önlemek." diye konuştu.

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'den gemiyi kabul etmesini rica ettiğini ve bu talebinin kabul gördüğünü anlatan Ghebreyesus, Sanchez'e cömertliği, dayanışması ve ahlaki görevini yerine getirdiği için teşekkür etti.

"Gemi şu anda Kanarya Adaları'na doğru yola çıktı"

Ghebreyesus, "Gemi şu anda Kanarya Adaları'na doğru yola çıktı. İspanya'nın bu riski yönetme kapasitesine güveniyoruz ve bunu yapmaları için onları destekliyoruz. Bir kez daha, Kanarya Adaları halkı için riski düşük olarak değerlendiriyoruz. DSÖ, geminin işletmecisine gemideki sağlık yönetimi konusunda rehberlik sağladı. Tüm yolculardan kabinlerinde kalmaları istendi, kabinler dezenfekte ediliyor ve belirti gösteren herkes derhal izole edilecek." ifadelerini kullandı.

DSÖ uzmanının Cabo Verde'de gemiye bindiğini, Hollanda'dan 2 doktor ile Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezinden 1 uzmanın da Kanarya Adaları'na ulaşana kadar gemide kalacağını vurgulayan Ghebreyesus, "Gemideki herkesin tıbbi değerlendirmesini yapıyorlar ve enfeksiyon risklerini değerlendirmek için bilgi topluyorlar. DSÖ, yolcuların ve mürettebatın varışta güvenli ve saygılı bir şekilde karaya çıkması ve seyahatlerinin devamı için adım adım operasyonel kılavuz geliştiriyor." dedi.

Ghebreyesus, vatandaşları Saint Helena'ya çıkan 12 ülkeyi de bilgilendirdiğini söyleyerek, bunlar arasında Kanada, Danimarka, Almanya, Hollanda, Yeni Zelanda, Saint Kitts ve Nevis, Singapur, İsveç, İsviçre, Türkiye, Birleşik Krallık ve ABD'nin yer aldığını kaydetti.

DSÖ Salgın ve Pandemi Hastalıklarını Önleme Birimi Direktörü Maria Van Kerkhove, hantavirüsün, Kovid-19 salgınından farklı olduğunu belirtti.

Kerkhove, "Bu koronavirüs değil. Bu çok farklı bir virüs. Bu virüsü biliyoruz, hantavirüsler oldukça uzun zamandır var. Bildiğimiz birçok detay var. Burada kesin olmak istiyorum, bu SARS-CoV-2 değil. Bu bir Kovid başlangıcı değil. Bu, bir gemide gördüğümüz salgın. Kapalı bir alan söz konusu. Şu ana kadar 5 doğrulanmış vakamız var. Bu soruların neden geldiğini tamamen anlıyoruz ve elimizden gelen tüm bilgiyi vermeye çalışıyoruz. Ancak bu, 6 yıl önceki durumla aynı değil, koronavirüsler gibi aynı şekilde yayılmıyor ve çok farklı. Gördüğümüz gibi yakın, samimi bir temas söz konusu ve çoğu hantavirüs insanlar arasında hiç bulaşmıyor. Hantavirüslerin çoğu kemirgenlerden, dışkılarından veya salyalarından insanlara bulaşır." dedi.

İnsanların hantavirüs nedeniyle tedbir olarak maske takması gerektiğiyle ilgili soruyu da yanıtlayan Kerkhove, bu olayın şu anda bir gemiyle ve buradan ayrılan kişilerin takibiyle sınırlı olduğunu belirtti.

Kerkhove, gemide başka semptomatik hasta, yolcu veya mürettebat üyesi olmamasının iyiye işaret olduğunu da ifade ederek, "Elbette bu virüslerin gemide uzun bir kuluçka süresi var. Riski en aza indirmek için bazı önlemler aldılar. Gemide tavsiye edilen şey, odaların dezenfekte edilmesi. İnsanları kabinlerine kapattılar, yiyecek ve su sağladılar ve önlem olarak odalarından çıkan herkesin tıbbi maske takmasını istediler." diye konuştu.

Hantavirüs

Hantavirüs, çoğunlukla kemirgenlerden bulaşan bir hastalık olarak biliniyor.

Kemirgenlerin kurumuş dışkı, idrar ve salyalarının karıştığı havanın solunması, bazen de kemirgen tarafından ısırılma ya da tırmalanmayla bulaşan virüs, ateş, yorgunluk ve kas ağrısı gibi semptomlar gösteriyor.

Solunum yetmezliğine de sebep olabilen virüs, bazı durumlarda iç kanama ve böbrek yetmezliği şeklinde seyrediyor. 

Rojin Kabaiş soruşturmasında yeni gelişme

Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümünde kritik gelişme. Erzurum Bölge İdare Mahkemesi, Van Valiliği’nin yurt yönetimi hakkında soruşturma izni vermeme kararını iptal etti. Böylece yurt yetkililerinin ihmalleri resmen soruşturulacak

07.05.2026 19:00:00
Haber Merkezi
Rojin Kabaiş soruşturmasında yeni gelişme
Rojin Kabaiş soruşturmasında yeni gelişme
Van'da 27 Eylül 2024'te kaybolduktan 19 gün sonra Van Gölü'nde cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş'in şüpheli ölümüyle ilgili soruşturmada önemli bir engel aşıldı. Van Barosu Başkanı Sinan Özaraz, yurt yönetiminin kusur ve ihmalleri bulunduğu iddiasına rağmen Van Valiliği İl İdare Kurulu tarafından verilen "soruşturma izni verilmemesi" kararının Erzurum Bölge İdare Mahkemesi tarafından kaldırıldığını duyurdu.

Özaraz'ın açıklamasına göre, Van Barosu'nun ve savcılığın itirazı üzerine Erzurum Bölge İdare Mahkemesi, Valilik kararını iptal etti. Böylece Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'ne bağlı KYK yurdu yönetimi hakkında soruşturma başlatılmasının hukuki yolu açılmış oldu. Baro Başkanı, kararın maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından önemli bir adım olduğunu vurguladı.

Olayın geçmişi

Rojin Kabaiş, Van'da kaldığı yurttan 27 Eylül 2024 akşamı ayrılmış ve bir daha haber alınamamıştı. 19 gün sonra Van Gölü sahilinde cansız bedeni bulunan genç kızın ölümü, şüpheli bulunmuştu. Soruşturma kapsamında yurt yönetiminin geç bildirim, güvenlik zafiyetleri ve ihmalleri olduğu öne sürülüyordu. Van Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebine rağmen Van Valiliği İl İdare Kurulu, Ocak 2026'da yurt yetkilileri hakkında soruşturma izni vermemişti. Van Barosu ve savcılık bu karara itiraz etmişti.

Erzurum Bölge İdare Mahkemesi'nin son kararıyla yurt yönetimi ve ilgili görevliler artık soruşturmanın bir parçası haline gelecek. Bu gelişme, dosyanın daha etkin yürütülmesi ve olası ihmallerin aydınlatılması beklentisini artırdı.

Soruşturma kapsamında cep telefonu incelemeleri, kamera kayıtları ve diğer delillerin değerlendirildiği biliniyor. Aile ve baro, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için mücadeleye devam edeceklerini belirtiyor.

"Konkordato süreci kötüye kullanılıyor"

Adalet Bakanı Akın Gürlek, konkordato sürecinin kötüye kullanıldığını, bu konuda yeni bir düzenleme yapmayı düşündüklerini belirterek, "Bir defadan sonra şirket yeniden hayatta kalabiliyorsa hayatta kalacak, kalamıyorsa da iflasına karar vereceğiz" dedi.

07.05.2026 18:23:00
İhlas Haber Ajansı
"Konkordato süreci kötüye kullanılıyor"
"Konkordato süreci kötüye kullanılıyor"
Adalet Bakanı Akın Gürlek, konkordato sürecinin kötüye kullanıldığını, bu konuda yeni bir düzenleme yapmayı düşündüklerini belirterek, "Bir defadan sonra şirket yeniden hayatta kalabiliyorsa hayatta kalacak, kalamıyorsa da iflasına karar vereceğiz" dedi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Ege Bölgesi milletvekilleriyle Ankara Hakimevi'nde düzenlenen istişare toplantısında bir araya geldi. Bölge milletvekilleriyle yapılan toplantıların faydalı geçtiğini ifade eden Gürlek, "Bu toplantılar hem bölgenin sorunlarını anlamak açısından hem de eksiklikleri görmek açısından bize fayda getiriyor" diye konuştu.
Milletvekillerinin öneri ve değerlendirmelerinin önemli olduğunu vurgulayan Gürlek, "İstişarede fayda var" ifadelerini kullandı.

"Konkordato süreci kötüye kullanılıyor"
Konkordato uygulamasının kötüye kullanıldığına dikkat çeken Bakan Gürlek, "Konkordato aslında iş adamlarına, fabrika sahiplerine, iş dünyasına bir anlamda yaşama şansı tanımak, iflastan önceki bir adım ama maalesef bu süreç kötüye kullanılıyor" dedi.
Konkordato konusunda yeni bir düzenleme üzerinde çalıştıklarını belirten Gürlek, "Bir bilirkişi raporuyla konkordato kararı alıyorlar. Ondan sonra sistemi kilitliyorlar" ifadelerini kullandı.
Konkordato kararının yalnızca bir kez alınabilmesine yönelik düzenleme düşündüklerini kaydeden Gürlek, "Bir defadan sonra da artık şirket yeniden hayatta kalabiliyorsa hayatta kalacak, kalamıyorsa da artık şirketin iflasına karar vereceğiz" şeklinde konuştu.

"5 günde tebligat yapılmış sayılacak"
E-Tebligat düzenlemesine ilişkin de açıklamalarda bulunan Gürlek, söz konusu yasanın halen TBMM gündeminde olduğunu belirterek, "Yeni düzenleme ile artık 5 günlük süre içerisinde tebligat yapılmış sayılacak" dedi.
12'nci Yargı Paketi hazırlıklarının sürdüğünü ifade eden Gürlek, "Özellikle bu kanun paketinde bölgelerin ihtiyaçları ve milletvekillerimizin önerileri bizim için çok önemli. Bu konu henüz bitme aşamasına gelmedi" diye konuştu.
Sosyal medyada kimlik doğrulama sistemine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Gürlek, sosyal medya platformlarıyla görüşmeler yapıldığını belirtti. Gürlek, sosyal medyaya kimlikle giriş konusunda bir geçiş süreci öngördüklerini ifade etti. Bakan Gürlek ayrıca, "Yargının Etkinliği Bürosu" ile "Alo Adalet" sistemlerinin uyumlu hale getirilmesi için çalışma yürüttüklerini söyledi.İHA

BTP camiasının acı günü: Necati Yağcı son yolculuğuna uğurlandı

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Bolu İl Başkanı Mustafa Yağcı'nın babası, aynı zamanda BTP Mengen İlçe Başkanı olan Necati Yağcı hayatını kaybetti

07.05.2026 18:07:00 / Güncelleme: 08.05.2026 00:47:11
Hasan Gündoğdu
BTP camiasının acı günü: Necati Yağcı son yolculuğuna uğurlandı
BTP camiasının acı günü: Necati Yağcı son yolculuğuna uğurlandı
Mengen'de geniş katılımlı cenaze töreni

Necati Yağcı için Bolu'nun Mengen ilçesinde cenaze töreni düzenlendi. Öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazına çok sayıda vatandaşın yanı sıra Bağımsız Türkiye Partisi yöneticileri ve teşkilat mensupları katıldı.



Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş, merhum Necati Yağcı için taziye mesajı yayımlarken cenazeye çelenk gönderdi.



Cenaze törenine BTP Genel Başkan Yardımcıları Sabri Terzi ve Yenal Arman, MYK Üyeleri Ali Nezir ve Haydar Özdoğan, BTP Karabük İl Başkanı Latif Danakol, BTP Düzce İl Başkanı Ertan Ergül ve BTP Eskişehir İl Başkanı Fahri Gürgenburan da katılım sağladı. Ayrıca Bolu Bağımsız Milletvekili İsmail Akgül de cenazede hazır bulundu.



Dualarla defnedildi

Merhum Necati Yağcı'nın naaşı, öğle namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrası dualarla son yolculuğuna uğurlandı.



Bağımsız Türkiye Partisi camiası, uzun yıllardır teşkilat çalışmalarında görev alan Necati Yağcı'nın vefatı nedeniyle büyük üzüntü yaşarken, sevenleri ve yakınları cenaze töreninde Yağcı ailesini yalnız bırakmadı.




Türkiye'nin ilk kıtalararası balistik füzesi

Türkiye, SAHA 2026 Fuarı’nda ilk kıtalararası balistik füzesi Yıldırımhan’ı tanıttı. 6 bin km menzilli, hipersonik hızdaki yerli füze, savunma sanayisinde stratejik bir dönüm noktası olarak tarihe geçti

07.05.2026 15:00:00
Eyüp Kabil
Türkiye'nin ilk kıtalararası balistik füzesi
Türkiye'nin ilk kıtalararası balistik füzesi
Türkiye'nin savunma, havacılık ve uzay sanayiindeki iddiası bir kez daha dünya gündemine damga vurdu. İstanbul Fuar Merkezi'nde 5-9 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı'nın ilk gününde Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Ar-Ge birimi, Türkiye'nin ilk kıtalararası balistik füzesi (ICBM) Yıldırımhan'ı kamuoyuna tanıttı. 6 bin kilometre menzili, hipersonik hızı ve yerli teknolojisiyle dikkat çeken füze, Türkiye'yi stratejik caydırıcılıkta yeni bir lige taşıyor.






SAHA 2026

Bu yıl rekor katılımıyla dikkat çeken SAHA 2026, 1700'den fazla firma ve 120'den fazla ülkeden delegasyonları ağırlıyor. Fuar, sadece bir sergi alanı olmanın ötesinde, Türkiye'nin savunma sanayii ihracatını artırma ve uluslararası iş birliklerini güçlendirme platformu olarak öne çıkıyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın da ziyaret ettiği fuarda, deniz, hava ve uzay platformlarından insansız sistemlere kadar pek çok yenilik sergilenirken, Yıldırımhan fuarın tartışmasız yıldızı haline geldi.

Fuarın halka açık olacağı 9 Mayıs'a kadar ziyaretçiler, Türkiye'nin yerli ve milli savunma hamlelerini yakından inceleme fırsatı bulacak. Yetkililer, fuarın milyarlarca dolarlık iş hacmi yaratacağını ve Türkiye'yi küresel savunma tedarik zincirinde daha da güçlü kılacağını belirtiyor.






Yıldırımhan'ın teknik özellikleri

Yıldırımhan, Türkiye'nin bugüne kadar ürettiği en büyük ve en uzun menzilli füze olarak kayıtlara geçti. MSB Ar-Ge tarafından geliştirilen füze, 6 bin kilometre menzil kapasitesine sahip. Bu mesafe, kıtalararası bir vuruş kabiliyeti anlamına geliyor ve Türkiye'yi nükleer başlık taşıma potansiyeliyle stratejik bir aktör konumuna getiriyor.

Füzenin en dikkat çekici yanı, sıvı yakıtlı roket motoru. N2O4-UDMH (nitrojen tetroksit ve asimetrik dimetilhidrazin) bazlı yakıt sistemi, füzenin hipersonik hızlara (Mach 9 ila Mach 25 arası) ulaşmasını sağlıyor. 3 bin kilogramlık faydalı yük kapasitesiyle hem konvansiyonel hem de ileri teknolojili başlıkları taşıyabiliyor. Fuarda füzenin maketiyle birlikte roket motoru da sergilenerek, yerli mühendisliğin somut bir örneği olarak ziyaretçilerin beğenisine sunuldu.

Uzmanlar, sıvı yakıtlı sistemin Yıldırımhan'ı daha esnek ve yeniden doldurulabilir kıldığını, bu sayede operasyonel üstünlük sağladığını vurguluyor. Füzenin test atışının ise Somali'de inşası devam eden uzay fırlatma tesisinden yapılacağı belirtiliyor.






Tamamen milli ve gizli bir proje

Yıldırımhan projesi, MSB Ar-Ge'nin öncülüğünde yıllardır süren sessiz bir çalışmanın ürünü. Daha önce Tayfun gibi orta menzilli balistik füzelerle adını duyuran Türkiye, bu proje ile "kıtalararası" ligine yükseldi. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, fuarda yaptığı açıklamada, "Ülkemizin ilk sıvı roket yakıtlı, hipersonik hızda seyir yapabilen, şu ana kadar yaptığımız en uzun menzilli Yıldırımhan füzemiz var" diyerek projenin önemini vurguladı.

Proje, yerli sanayinin yüzde 100'e yakın katkısıyla gerçekleştirildi. Bu gelişme, Türkiye'nin dışa bağımlılığı azaltma ve savunma teknolojilerinde tam bağımsızlığa ulaşma hedefiyle örtüşüyor. Yetkililer, füzenin sadece askeri değil, uzay çalışmalarına da katkı sağlayacağını ifade ediyor.






Dünya medyasında geniş yankı buldu

Yıldırımhan'ın tanıtımı, uluslararası medyada geniş yer buldu. Batı basını, Türkiye'nin bu hamlesini "savunma sanayisinde kırılma noktası" olarak nitelendirirken, bazı çevreler bölgedeki güç dengelerini değiştirebileceğini tartışıyor. Özellikle hipersonik teknolojinin zor engellenir niteliği, füzenin caydırıcılığını artırıyor.

Komşu ülkeler ve müttefikler arasında ise temkinli bir takip söz konusu. Türkiye'nin NATO üyesi olarak bu tür bir kapasiteye sahip olması, ittifak içindeki tartışmaları da beraberinde getirebilir. Ancak Ankara, projenin savunma amaçlı ve bölgesel istikrara katkı sağlayıcı olduğunu savunuyor.






Türkiye savunma sanayiinde yeni bir çağ

Yıldırımhan'ın SAHA 2026'da tanıtılması, Türkiye'nin savunma sanayiindeki yükselişinin yeni bir halkası. İnsansız hava araçlarından denizaltılara, elektronik harp sistemlerinden balistik füzelere kadar uzanan yerli üretim yelpazesi, Türkiye'yi küresel bir oyuncu haline getiriyor. İhracat rakamlarının her geçen yıl rekor kırması ve fuar gibi etkinliklerin artan uluslararası ilgisi, bu ivmenin devam edeceğinin işareti.






Gelecekte Yıldırımhan'ın seri üretimine geçilmesi ve testlerin başarıyla tamamlanması bekleniyor. Bu gelişme, genç mühendisler ve savunma sektörü için de ilham kaynağı olacak. Türkiye, artık sadece tüketen değil, üreten ve ihraç eden bir savunma devi olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.

Milli eğitim alarm veriyor. Öğrenciler okulu terk ediyor

14-17 yaş grubunda net okullaşma oranı iki yıl art arda geriledi. İlkokul kademesi hariç diğer tüm kademelerde öğrenci sayısı düştü. Okulu terk eden öğrencilerin yüzde 62’si ortaöğretim kademesinde. 2021'de toplam 567 bin öğrenci olan imam hatip liselerinde ise üçte bir oranında düşüş görüldü.
 

07.05.2026 13:45:00
Haber Merkezi
Milli eğitim alarm veriyor. Öğrenciler okulu terk ediyor
Milli eğitim alarm veriyor. Öğrenciler okulu terk ediyor
Eğitim-Bir-Sen, 2025 yılı 'Eğitime Bakış: İzleme ve Değerlendirme Raporu'nu yayımladı. Rapora göre, 2024 ve 2025 yıllarında 14 yaşında ortaokulu bitiren on çocuktan biri okulu bıraktı, liseye devam etmedi. 18-21 yaş grubunda 'en az lise mezunu' erkeklerin sayısı da düşüşe geçti. Raporda ayrıca, ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin (NEET) oranında Türkiye'nin OECD ülkeleri arasında ilk sırada yer aldığı vurgulandı.

On yılda 754 bin azaldı
2016 yılında okul öncesi kademesinden ortaöğretime kadar toplam öğrenci sayısı 17 milyon 588 bin 958 iken 2024-2025 eğitim-öğretim yılında bir önceki yıla göre 753 bin 742 azalarak 17 milyon 956 bin 523'e düştü.

Raporda, ilkokul kademesi hariç diğer tüm kademelerde öğrenci sayısının düştüğü vurgulandı. Okulu terk eden öğrencilerin yüzde 62 ile büyük bir çoğunluğu ortaöğretim kademesinde.

Her 100 çocuktan 14'ü zorunlu eğitimin dışında
Yalnızca okul terk etme değil, okullaşma oranında da düşüş var!

Ortaöğretim kademesindeki toplam öğrenci sayısı 2016 yılında 5 milyon 807 bin 643 iken 2024-2025 eğitim-öğretim yılında 5 milyon 328 bin 812'ye geriledi. Son iki yıllık dönemde, 6-13 yaş grubu dışındaki tüm yaş gruplarında okullaşma oranlarında düşüş görüldü.

14-17 yaş grubunda net okullaşma oranı 2023 yılında yüzde 94,5 iken, 2024 yılında yüzde 91,3'e, 2025'te ise yüzde 86,4'e düştü. 14-17 yaş grubunda erkeklerin net okullaşma oranı yüzde 86,3, kızların yüzde 86,5 oldu.

Ortaöğretim kademesinin zorunlu eğitim kapsamında olmasına rağmen 2024 yılında 14-17 yaş grubundaki çocukların yüzde 8,7'si eğitimin dışındayken 2024-2025 eğitim-öğretim yılında bu oran yüzde 13,6'ya yükseldi.

İllere göre değişiyor
2025 yılı okullaşma oranı ortalamasının altında yer alan iller incelendiğinde Ağrı'da erkeklerin, Gümüşhane ve Şanlıurfa'da kızların, Muş'ta ise hem erkeklerin hem de kızların 14-17 yaş grubunda net okullaşma oranlarının yüzde 69 bandında olduğu saptandı.

Cinsiyete göre bakıldığında erkeklerde Ağrı yüzde 44,7 ile en düşük, Karabük yüzde 90,1 ile en yüksek okullaşma oranına sahip iller oldu. Kızlarda Siirt yüzde 42,7 ile son sırada, Tunceli yüzde 96,6 ile ilk sırada yer aldı.

Raporda, ortaöğretim düzeyinde okullaşma oranlarındaki düşme nedenlerinin araştırılması, eğitime erişimleri sağlamak için yeni politikalar geliştirilmesi ve gerekli önlemlerin alınması önerildi.

Lise terk de artıyor
18-21 yaş grubunu erkeklerin lise mezuniyet oranları da düşüyor. Düşüş, liseyi terk edenlerin veya mezun olamayanların sayısındaki artışa işaret etti. Raporda yer alan 2024 yılı verilerine göre, 2023'e göre 'en az lise mezunu' olanların oranı kadınlarda sabit kaldı, erkeklerde ise düşüşe geçti.

Ortaöğretimin zorunlu eğitim kapsamına alınmasından itibaren en az lise mezunu olma oranı her yıl düzenli olarak artış eğilimi göstermişti. 18-21 yaş grubunda en az lise mezunu olma oranı 2015 yılında yüzde 54,9 iken 2023 yılında yüzde 76,9 oldu. 2024'te bu oran yüzde 75,8.

Son 10 yılın verileri incelendiğinde 18-21 yaş grubunda en az lise mezunu oranında kadınların erkeklere kıyasla daha yüksek düzeyde artış gösterdiği ortaya konuldu. Cinsiyetler arasındaki fark, en fazla 2024 yılında açılarak yüzde 8,4 oldu. Aynı yıl en az lise mezunu erkeklerin oranı yüzde 71,7, kızların oranı yüzde 80,1.

'Açık öğretim yeniden yapılandırılsın'
Açık öğretim lisesine kayıtlı öğrenci sayısı da son iki yılda 1 milyon 54 bin 703 azaldı; 2025 yılında 954 bin 777 oldu. Bu gerilemeyle birlikte açık öğretimin ortaöğretim içindeki payı yüzde 17,9 oranı ile son 10 yılın en düşük düzeyine indi.

Raporda, başarılı öğrencilerin açık öğretim lisesine geçişinin kısa vadeli politikalarla çözüme kavuşturulamayacağına işaret edildi. Kalıcı politikalara ihtiyaç olduğu belirtilen Raporda ortaöğretimde öğretim süresinin yeniden yapılandırılması gerektiği savunuldu.

Öğretmen açığı derinleşecek
Raporda, 2026 yılında yeni öğretmen ataması yapılmayacak olmasının öğretmen ihtiyacını derinleştireceği vurgulandı. Türkiye'de özel okul ücretlerinin OECD ortalamasına göre çok yüksek düzeyde olduğu belirtildi.

Raporda dikkat çeken bir diğer başlık da ne eğitimde ne de istihdamda (NEED) olan gençler. 18-24 yaş grubundaki NEED gençlerin oranı OECD ülkelerinde yaklaşık yüzde 14, Türkiye'de ise bu oran yüzde 31 olarak kayıtlara geçti. Türkiye, yüzde 30 barajını aşan tek ülke konumunda.

İmam Hatipler üçte bir eridi
2016 yılında imam hatip liselerindeki toplam öğrenci sayısı 555 bin 870 iken 2020 yılına kadar sürekli düşüş eğilimi gösterdi. 2021 yılında imam hatip liselerindeki toplam öğrenci sayısı 567 bin 12 ile son on yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Sonrasında 2025 yılına kadar sürekli düşüş eğilimi görüldü, 2024/25 eğitim-öğretim yılı itibarıyla öğrenci sayısı 404 bin 95'e geriledi. İmam hatip liselerindeki kız öğrencilerin sayısı erkek öğrencilerin sayısından hep fazla oldu, fark kızlar lehine sürekli artış eğiliminde oldu. 2024/25 eğitim-öğretim yılında öğrenci sayıları erkeklerde 162 bin 774'e, kızlarda ise 241 bin 321'e geriledi.

Endişe veren tablo... Öğrenciler okulu terk ediyor... İmam hatipler de üçte bir eridi - Resim : 1

Ortaöğretim: 4,5 milyondan 3 milyona
2016 yılında genel ortaöğretimde 3 milyon 47 bin 503 olan öğrenci sayısı 2023 yılına kadar artış eğilimi gösterdi ve 4 milyon 437 bin 748 oldu. Son iki yılki düşüşlerle birlikte 2025 yılında 3 milyon 160 bin 449 öğrenciye geriledi.

Mesleki ve teknik ortaöğretimde 2016 yılında 2 milyon 82 bin 935 olan öğrenci sayısı 2020 yılına kadar düşüş trendine girdi, ardından 2022 yılına kadar artış ve 2025 yılına kadar da düşüş eğilimi gösterdi ve 1 milyon 681 bin 100 oldu.

Din öğretiminde de 2016 yılında 677 bin 205 olan öğrenci sayısı 2020 yılına kadar düşüş gösterdi. 2021 yılında ciddi bir artışla öğrenci sayısı 666 bin 963 oldu, sonrasında sürekli düşüş eğilimi gösterdi. 2024/25 eğitim-öğretim yılında ortaöğretim din öğretiminde toplam öğrenci sayısı son on yılın en düşük seviyesine, 487 bin 263'e geriledi.

Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Tuncer tutuklandı

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından "ihaleye fesat karıştırma, rüşvet ve suçtan elde edilen gelirin aklanması" suçları kapsamında Antalya Büyükşehir Belediyesi iştiraki ANSET'e yönelik yürütülen soruşturmada, hastanedeki tedavisinin ardından adliyeye sevk edilen Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Cansel Tuncer tutuklandı. Tuncer'in tutuklanmasıyla dosya kapsamında tutuklanan kişi sayısı 15'e yükseldi

06.05.2026 18:12:00 / Güncelleme: 06.05.2026 18:17:32
İHA
Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Tuncer tutuklandı
Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Tuncer tutuklandı
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Antalya Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından Antalya Büyükşehir Belediyesi iştiraki ANSET'e yönelik çalışma başlatılmıştı.

Mülkiye başmüfettişi tarafından hazırlanan tevdi raporu ve emniyet birimlerince yapılan araştırmalar doğrultusunda ANSET tarafından gerçekleştirilen ihalelerde usulsüzlük yapıldığı tespit edilmişti. Soruşturma kapsamında ihalelerde yetkili olan kişiler ile aralarında suçtan elde edilen geliri aklama amacıyla para geçişleri tespit edilen şüpheliler hakkında işlem başlatılmıştı. Dosyada 113 milyon 426 bin TL kamu zararı tespit edilmişti.

Şüphelilerin yakalanması ve suç unsurlarının ele geçirilmesine yönelik 30 Nisan tarihinde Antalya merkezli olmak üzere İstanbul, Ankara, İzmir, Muğla, Denizli ve Edirne'de eş zamanlı operasyon düzenlenmişti. Soruşturma kapsamında ilk etapta 34 kişi hakkında gözaltı kararı verilmiş, süreç içinde 1 kişinin daha gözaltına alınmasıyla dosya kapsamındaki kişi sayısı 35'e yükselmişti.

Operasyon kapsamında gözaltına alınan şüphelilerden 27'si, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilmişti. Savcılık sorgusunun ardından 11 kişi serbest bırakılırken, sulh ceza hakimliğine sevk edilen zanlılardan 14'ü tutuklanmış, 2 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.


Cansel Tuncer de tutuklandı



Operasyon kapsamında hakkında gözaltı kararı olan Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Cansel Tuncer, bugün hastanedeki tedavisinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi. Tuncer, savcılık işlemlerinin ardından çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hakimliğince "kamu kurum ve kuruluşları ihalesine fesat karıştırmak, edimin ifasına fesat karıştırmak, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklamak" suçlarından tutuklandı. Tuncer'in tutuklanmasıyla soruşturma kapsamında tutuklanan kişi sayısı 15'e yükseldi. Dosya kapsamında 3 firari şüpheliyi yakalamak için çalışmaların devam ettiği, 2 kişinin ise cezaevinde bulunduğu öğrenildi.İHA

YSK Başkanlığı'na Serdar Mutta Seçildi

YSK, yeni başkanını belirledi. Yargıtay üyesi ve mevcut YSK Üyesi Dr. Serdar Mutta, YSK Başkanlığı'na seçildi

06.05.2026 17:08:00 / Güncelleme: 06.05.2026 18:05:40
Haber Merkezi
YSK Başkanlığı'na Serdar Mutta Seçildi
YSK Başkanlığı'na Serdar Mutta Seçildi
Yüksek Seçim Kurulu (YSK), yeni başkanını belirledi. Yargıtay üyesi ve mevcut YSK Üyesi Dr. Serdar Mutta, YSK Başkanlığı'na seçildi.

YSK üyeleri, bugün gerçekleştirdiği olağan toplantıda gizli oylama ile başkan ve başkanvekili seçimini tamamladı. Yapılan seçim sonucunda Dr. Serdar Mutta, YSK'nın yeni başkanı olarak belirlendi. Seçimde Mutta'nın oy çokluğuyla kazandığı öğrenildi.

Serdar Mutta, 26 Ocak 2023 tarihinde Yargıtay kontenjanından YSK üyeliğine seçilmişti. Hatay'ın Kırıkhan ilçesi doğumlu olan Mutta, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup Yargıtay 12. Hukuk Dairesi üyeliği görevini de yürütüyordu. Daha önce Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Genel Sekreter Yardımcılığı gibi önemli görevlerde bulunan Mutta, seçim hukuku ve yargı süreçlerindeki tecrübesiyle tanınıyor.

YSK kaynakları, başkanlık seçiminin sorunsuz tamamlandığını ve yeni yönetimin çalışmalarına kısa süre içinde başlayacağını belirtti. Ahmet Yener'in görev süresi dolan başkanlığının ardından gelen bu değişim, yaklaşan seçim süreçleri öncesi yakından takip ediliyor.

Dr. Serdar Mutta'dan ilk açıklama 

Mutta yaptığı ilk açıklamada, "Ülkemizin demokrasisine ve adil seçim süreçlerine katkı sunmak için büyük bir sorumluluk üstlendim. Bağımsızlık, tarafsızlık ve hukuka bağlılık ilkeleri doğrultusunda görevimi en iyi şekilde yerine getireceğim" ifadelerini kullandı.

KIZILELMA Endonezya yolcusu

Baykar ile Endonezya merkezli PT Republik Aero Dirgantara (Republikorp) arasında Bayraktar KIZILELMA İnsansız Savaş Uçağı Çerçeve Anlaşması imzalandı

06.05.2026 16:56:00
AA
KIZILELMA Endonezya yolcusu
KIZILELMA Endonezya yolcusu
Türkiye ve Avrupa'nın en büyük savunma, havacılık ve uzay sanayi kümelenmesi SAHA İstanbul organizasyonuyla İstanbul Fuar Merkezi'nde SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı gerçekleştiriliyor.

Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu fuarda Savunma Sanayii Başkanlığı ile firmalar arasında imza törenleri gerçekleştiriliyor.

Program kapsamında Baykar ile Endonezya merkezli PT Republik Aero Dirgantara arasında Bayraktar KIZILELMA İnsansız Savaş Uçağı Çerçeve Anlaşması imzalandı.

Fuarda konuşan SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı ve Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar, Baykar adına çok önemli bir tarihi anlaşmaya imza attıklarını belirtti.

Bayraktar TB2'nin kendi kategorisinde en çok ihraç edilen insansız hava aracı sistemi olduğuna işaret eden Bayraktar, "Dünyanın ilklerinden olan insansız savaş uçağı teknolojisi Bayraktar KIZILELMA, 2022 yılında ilk uçuşunu gerçekleştirmişti. O zamandan bu yana çok yoğun bir şekilde uçuş faaliyetleri devam ediyordu. Geçtiğimiz sene seri imalat faaliyetleri tamamlandı ve bu sene içerisinde hedefimiz Bayraktar KIZILELMA'yı ülkemizin hizmetine sunmak." diye konuştu.

Anlaşmanın tarihi bir öneme sahip olduğuna değinen Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bayraktar KIZILELMA için ilk defa bir ihracat anlaşmasına imza atmış olduk. Dolayısıyla bundan dolayı ülkemiz adına ve kardeş ülke Endonezya adına gururluyuz. Bu anlaşmayla birlikte hedefimiz 12 adetten oluşan bir Bayraktar KIZILELMA filosunu 2028 yılında başlamak üzere teslim etmek. Ama bu anlaşmada aynı zamanda ilave 4 filo yani 48 uçak da ileriye dönük opsiyonel olarak yer almaktadır.

Burada sadece sistemlerin tedariki değil aynı zamanda lokal bir şekilde Endonezya'da bakım idamesine yönelik lokal üretim lokal bakım merkezinin kurulması da bu anlaşmanın kapsamı içerisinde. Endonezya ile malumunuz geçtiğimiz yıl Bayraktar AKINCI ve Bayraktar TB2 kontratlarını imzalamıştık. Bu da aslında 3. tip ürün oluyor."

Republikorp Grup Başkanı Norman Joesoef ise anlaşmadan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, iki kurum arasındaki işbirliğinin devam etmesi konusunda çok istekli olduklarının altını çizdi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.