logo
23 HAZİRAN 2026

Bahçeli'den seçim mesajı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Önemli olan seçimin zamanında yapılmasıdır. Şu an için tartışılan her konunun artık açıklığa kavuşarak, Türkiye'yi istikrar içerisinde büyüten bir ülke yapısına kavuşturma zamanıdır. Cumhurbaşkanımız görevdedir, biz de arkasındayız" dedi

16.06.2026 14:40:00
AA
Bahçeli'den seçim mesajı
Bahçeli'den seçim mesajı
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, MHP TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 1948'den bu yana Filistin halkının hür ve bağımsız yaşama özleminin ötelendiğini, 1967'den bu yana işgalin derinleştiğini, Kudüs'ün statüsü üzerinde pek çok tefrika denendiğini, yerleşim politikalarıyla Filistin toprağının adım adım daraltıldığını söyledi.

Gazze'nin yıllardır abluka, açlık, yıkım ve ölümle sınandığını ifade eden Bahçeli, 7 Ekim sonrasında İsrail yönetiminin izlediği yolun, savaş hukukunun meşruiyet hudutlarını çoktan aştığını, vicdan sahibi milletlerin sabır taşlarını çatır çatır çatlattığını dile getirdi.

Bahçeli, "İsrail, günahsız sivilleri hedef alan, şehirleri harabeye çeviren, hastaneleri, okulları, ibadethaneleri, yardım noktalarını dahi savaş meydanına çeviren bir ölüm ve intikam makinesi siyasetine dönüşmüştür. Bugün karşımızda bulunan, bölgenin huzur damarlarına musallat olmuş kan delisi bir kriz makinesi olan İsrail, ateşkesi ihlal ederek Lübnan'a saldırmakta, söylem ve demeçleriyle dünya milletlerinin dört gözle beklediği ABD-İran mutabakatının dahi karşısında durmakta, Doğu Akdeniz'de, Kıbrıs çevresinde taşeron hevesleri okşayan bir istikrarsızlık merkezi olmaya devam etmektedir" diye konuştu.

Netanyahu yönetiminin, bölgenin huzuruna kasteden bir kriz üretim mekanizması olduğunu dile getiren Bahçeli, Netanyahu'nun siyasi serencamının ortada olduğunu, başrolü olduğu yolsuzluk dosyalarının, iç siyasette derinleşen meşruiyet krizinin, İsrail toplumunu parçalara ayıran iktidar hırsının ve fitilini ateşlediği uluslararası yargı mercilerinde yürüyen ağır süreçlerin gölgesinde yaşadığını kaydetti.

Bahçeli, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

"Siyasi ömrünü kanlı bir güvenlik anlatısına bağlayan, koltuğunu muhafaza etmek için yangına körükle giden, iftira ve propaganda perdesiyle Orta Doğu'da yarattığı mezalimi örtmeye çalışan bu melun zihniyetin Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alması, Netanyahu'nun acziyetinin, telaşının ve tükenmişliğinin ilanıdır. Gazze'de çocukların cansız bedenleri toprağa verilirken, Filistinli esirlerin onuru çiğnenirken, Batı Şeria'da toprak gaspı sürerken, Lübnan'da tarihi ve kültürel doku bombaların gölgesinde yerle bir olurken Türkiye'ye ahlak dersi vermeye kalkmak, Cumhurbaşkanımıza parmak sallamak, akıl karargahlarının teslim bayrağını çekmesidir. Mazlumun ahıyla abat olunmayacağını hala idrak edemeyen bir zihniyetin mesnetsiz ithamları, hadsiz isnatları bizim için yok hükmündedir. Bebek kanında ikbal arayanların azgınlaşan gaddarlıkları tüm dünyanın gözleri önündeyken uğursuz sayıklamalara kulak asacak değiliz."

"Çocuklar açlıktan ölürken yazılan raporlar kimin karnını doyurmaktadır"

Dünyanın içinde bulunduğu hazin tablo karşısında sorguya çekilmesi gereken kurumlardan birinin Birleşmiş Milletler olduğunu söyleyen Bahçeli, "Gazze'de insanlık inim inim inlerken, bölgede acı ve katliam kol gezerken Birleşmiş Milletler'in üç maymunu oynadığını" belirtti.

"Veto sopası" ile adaletin yolunun okyanus ötesinden kesildiğini vurgulayan Bahçeli, Güvenlik Konseyi'nde beşeriyetin adalete duyduğu susuzluğun, tek bir ülkenin İsrail'e kol kanat geren himaye refleksine çarparak yaralandığını söyledi.

Gazze'de acil, koşulsuz ve kalıcı ateşkes talebinin, insani yardım yollarının açılması çağrısının, sivillerin can emniyetini sağlama mecburiyetinin 14 üyenin desteğine rağmen bir kez daha Washington'un veto duvarına çarptığını ifade eden Bahçeli, meselenin karar alınamaması değil, mazlumun soluk borusuna düğümlenen bu mahfillerin bizzat zulme zaman kazandırması olduğunu dile getirdi.

Uluslararası Ceza Mahkemesinin Netanyahu hakkında savaş suçu ve insanlığa karşı suç isnatlarıyla yakalama kararı çıkardığını anımsatan Bahçeli, asıl meselenin tam da burada başladığını vurguladı. Lahey'in karar verdiğini ancak bu kararın icrasının yine devletlerin siyasi cesaretine, hukuka riayetlerine ve ahlaki omurgasına bırakıldığını dile getiren Bahçeli, Uluslararası Ceza Mahkemesinin kolluk gücünün olmadığını hatırlattı.

Bahçeli, şunları kaydetti:

"Netanyahu'yu kapısından çevirecek, yakalama kararını işletecek, sanığı mahkeme huzuruna çıkaracak olanlar yine devletlerdir. İşte küresel düzenin çelişkisi de sözde barış yeminleri etmiş Birleşmiş Milletler'in iki yüzlülüğü de burada bütün çarpıklığıyla ortaya çıkmaktadır. New York'ta veto kalkanı açanlar, Lahey'de işlevsiz söylemlerle vitrinleri süslemekte, icraat vakti gelince dut yemiş bülbül misali köşelerine çekilmektedir. İsrail yönetiminin hesap vermesi ihtimali ufukta belirince, Netanyahu'nun etrafına bir dokunulmazlık zırhı örülmek istenmektedir. Güvenlik Konseyi'nde korunan, Lahey'de kollanan, başkentlerde siyasi himayeyle gezdirilen bu imtiyaz kimin hukukudur? Burada karşımızda İsrail'in açtığı katliam ve kıyım düzeni değil, bu düzeni elleriyle besleyen, arkasını köşe bucak kollayan ve savaş hukukunu ayaklar altına alan her eylemde cesaretlendiren o küresel düzenin ahlaki iflası vardır.

Birleşmiş Milletler de işte bu iflas tablosunun tam ortasında durmaktadır. İkinci Dünya Savaşı'nın yıkıntıları üzerinde 'barışı korumak', 'savaşları önlemek', 'insanlığı yeni felaketlerden muhafaza etmek' iddiasıyla kurulan bu yapı, bugün Gazze'deki katliam karşısında vazifesini yerine getirememektedir. Çocuklar açlıktan ölürken yazılan raporlar kimin karnını doyurmaktadır? Sivillerin üzerine bomba yağarken oturulan koltuklardan, ışıltılı ekranlardan endişe beyan etmek, kimlerin ikbaline siper olmaktadır? İsrail'in menfaatlerinin uğrunda hizaya giren, esas duruşa geçen kurşun askerlerin akıbeti, hezimet ve hüsran olacaktır. Gazze'de ve Beyrut'ta işlenen insanlık suçları ne diplomatik kulislerde örtülecek ne de zamanın tozlu raflarına kaldırılacak bir dosyadır. Bu defter, Mahkeme-i Kübra'ya dek açık kalacaktır."

"Artık mesuliyet, müeyyide ve müşterek hareket vaktidir"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Almanya'nın Güvenlik Konseyi geçici üyeliğinde beklediği desteği bulamamasının, Kırgızistan'ın ilk kez bu masaya oturmasının, küresel dengelerdeki büyük değişimlerin ayak sesleri olduğuna dikkati çekerek, bu gelişmenin Batı'nın üstü örtülemez çifte standardına, Gazze karşısındaki akla ziyan suskunluklara ve Türk dünyasının yükselen görünürlüğüne tercüman olan, eski dünyanın ezberlerini bozan güçlü bir işaret fişeği olduğunu söyledi.

İslam İşbirliği Teşkilatı'na da seslenen Bahçeli, teşkilatın, Kudüs hasreti, Mescid-i Aksa hassasiyeti ve Müslümanlara karşı ortak sorumluluğun sonucu olarak doğduğunu söyledi. Bahçeli, şöyle konuştu:

"Bu teşkilatın kuruluş harcında Kudüs varsa, varoluş gerekçesinde Filistin varsa, bugün Gazze yanarken, Batı Şeria kuşatılırken, İslam İşbirliği Teşkilatı'nın kınama cümleleriyle yetinmesi izah edilemez. Neredesiniz? Kudüs için kurulan irade nerededir? Gazze için gösterilmesi gereken müşterek duruş hangi engele takılmıştır? Mescid-i Aksa'nın incinen hürmetine karşı alınan kararlar hangi somut neticeye ulaşmıştır? Elbette yapılan yürütülen diplomatik girişim ve temasları yok saymıyoruz. Orta Doğu'daki acıya lal kesilen Şark'ın garabeti gözlerimizin önündeyken ateşkes çağrıları ve insani yardım vurgularını görmezden gelemeyiz. Ancak Gazze'de soykırım düzeni sürüyorsa, yardım filoları hala güvenlik endişesi taşıyorsa, İsrail'in savaş suçları karşısında caydırıcı bir ortak yaptırım zemini kurulamıyorsa, tüm bu çabalar kağıt üzerinde kalacaktır. 57 devlet üyeli bu büyük teşkilatın tüm çaba ve çalışmasının toplantı tutanaklarından, toplanıp dağılan diplomasi masalarından, sonuçsuz kalan bildirilerden, telkin ve teskin edici temennilerin gölgelerinden ibaret kalması beklenemez. Söz çoktan tükenmiştir. Artık mesuliyet, müeyyide ve müşterek hareket vaktidir."

"Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Dışişleri Bakanımıza bir kez daha teşekkür ediyorum"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, ABD ile İran arasında sağlanan mutabakatı sevindirici bulduklarını ve dikkatle süreci takip ettiklerini vurgulayarak, "İsviçre'de atılacağı açıklanan imzaların, bölgemizde sulh-u sükunun hakim kılınması, Hürmüz hattında seyrüsefer emniyetinin yeniden tesisi ve Orta Doğu'da ateşi büyüten oyunların boşa çıkarılması adına önemli bir dönüm noktası olmasını temenni ediyoruz." dedi.

Söz konusu gelişmenin memnuniyet verici olduğunu belirten Bahçeli, imzaların atılacağı güne kadar gerilimi tırmandıracak söylemlerden, tahrik edici hamlelerden, sahada yeni oldubittiler üretmeye dönük hain kumpaslardan ve olası sabotaj girişimlerinden hassasiyetle kaçınılması gerektiğini söyledi.

ABD-İran mutabakatının kağıt üzerinde kalmaması, sahada karşılık bulması, Hürmüz'de geçiş güvenliğinin teminat altına alınması, nükleer programa ilişkin tartışmaların uluslararası hukuk ve denetim mekanizmaları zemininde yürütülmesi gerektiğini kaydeden Bahçeli, şöyle konuştu:

"Pakistan'ın müzakere kapısını aralayan arabuluculuk gayreti, başta Türkiye olmak üzere Katar ve Suudi Arabistan'ın diplomatik destek ve temasları bize bir kez daha göstermiştir ki, İslam ülkeleri ortak akıl ve sorumluluk istikametinde hareket ettiğinde kan ve kaos senaryoları boşa düşmektedir. Bu vesileyle Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Dışişleri Bakanımıza bu hassas süreci ülkemize yakışan bir hassasiyet ve sorumlulukla yönettikleri için bir kez daha teşekkür ediyorum. Bu tablo, İslam coğrafyasının çözüm masalarının kurucu iradesi olabileceğini göstermesi bakımından oldukça kıymetlidir. Barış kapısı aralanmışsa o kapı güneşli bir sabaha açılana dek sonuna kadar zorlanacaktır. Bu kapının eşiğinde taş olup barış arzularının önünde duranlar, milletlerin huzur yürüyüşüne diken olup batanlar iyi bilmelidir ki kalıcı barış sağlandığında Orta Doğu'yu ateş çemberine çevirdikleri günlerin hesabından kaçamayacaklardır."

Bahçeli, İsrail içinden yükselen 'Bu anlaşma bizi bağlamaz' feryatlarının, kan ve krizle beslenen siyasi vampirlerin hala sahnede olduğunu gösterdiğini ifade ederek, "Netanyahu yönetimi, Orta Doğu'da sükunet ihtimalini kendi siyasi gelecekleri için tehdit görmektedir. Uluslararası hukuku ayaklar altına alan, barışın önünde aşılmaz duvarlar örmeye kalkan bu çıban başı, döktüğü her damla kanın, yıktığı her hanenin hesabını er ya da geç, ama mutlaka ve mutlaka, tarihin ve milletlerin huzurunda teker teker verecektir. Tavrımız açık, mevkiimiz ayan beyan ortadadır. Cümle alem bilsin ve duysun ki Türk milleti, barış düşmanlarının karşısında, mazlumların, masumların ve mağdurların ise ebediyen yanındadır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak temennimiz odur ki kanla beslenen siyonist şer odaklarına inat, bu kadim coğrafyanın her bir köşesinde huzura, sükunete ve adalete dayalı bir barış, Türk-İslam mührüyle ebediyen temin ve tesis edilecektir." değerlendirmesinde bulundu.

Bahçeli, MHP TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Güney Kafkasya'daki gelişmelerin, Ermenistan'da yaşanan siyasi hareketliliğin, Karabağ savaşlarından sonra oluşan yeni gerçeklik ile Rusya-Batı rekabetini ve Türkiye-Azerbaycan hattının Orta Koridoru Zengezur bağlantısının bölgesel barış ihtimalini doğrudan ilgilendirdiğini söyledi.

Karabağ'ın Türk dünyasının kanayan yarası olduğunu Azerbaycan'ın sabırla büyüttüğü bir istiklal duası şeklinde dillerde yer edindiğini belirten Bahçeli, Hocalı'nın dinmeyen acısının Şuşa'nın, Ağdere'nin, Laçın'ın yakılıp yıkılmış topraklarının Türk milletinin yüreğine kazınmış birer hicran yarası olduğunu ifade etti.

Karabağ'ın 2020 yılında Azerbaycan tarafından yeniden kontrol altına alınmasıyla hakikatin yerini bulduğunu vurgulayan Bahçeli, "Türk'ün çelikten bileği Karabağ'da tarih yazmıştır. Karabağ'da çiğnenen hukuk, Türk askerinin demir yumruğuyla doğrultuldu. Allah'a şükürler olsun ki Karabağ'ın esaret zincirlerinin kırıldığı günlere eriştik. Allah'a şükürler olsun ki Şuşa'nın dağlarında ay yıldızlı bayrağın, yeniden yükseldiği sabahlara şahitlik ettik. Allah'a şükürler olsun ki har-ı bülbül, şehitlerimizin kanıyla sulanan Karabağ topraklarında artık mahzun bir bekleyişin değil, zaferin nişanesi olarak yeniden açmıştır" dedi.

Türk dünyasının Batı ile Doğu arasındaki stratejik irtibatı Zengezur hattının da üzerinde ayrıca ve dikkatle durulması gerektiğini belirten Bahçeli, "Zengezur, Nahçıvan'ın ana vatan Azerbaycan ile bağını güçlendirecek, Türkiye'yi kardeş ülke Azerbaycan üzerinden Hazar'a, Hazar'ın ötesinden Türkistan'a ulaştıracak tarihi geçittir." değerlendirmesinde bulundu.

Zengezur Koridoru'nun açılmasının Nahçıvan'ın Azerbaycan'la vuslatı olacağını dile getiren Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu, 'iki devlet, tek millet' şuurunun Türk dünyasının tamamına yayılan stratejik bir iklime kavuşmasıdır. 'Zengezur' dedik ama artık adını doğru koyalım, bu hat, Turan Koridoru'dur. Turan Koridoru, Kars'tan Türkistan bozkırlarına uzanan tarihi ve kültürel istikbal kapısıdır. Bu kapı açıldığında asırlar boyunca gönüllerde saklanan kavuşma ülküsü ete kemiğe bürünecek, Anadolu ile Türkistan arasına örülmek istenen setler dağılacak, Turan ufku daha berrak, daha yakın, daha kudretli hale gelecektir.

Küresel ticaret yollarının yeniden şekillendiği, kuzey hattının savaş ve yaptırımlarla hassaslaştığı, güney deniz yollarının Hürmüz'den Kızıldeniz'e kadar krizlerin tutsaklığı altına girdiği bir dönemde Turan Koridoru'nun açılması bölgemiz ve Türkiye için stratejik bir fırsattır. Güncel badireler dikkate alındığında bu hat, Türkiye'nin ve bölgemizin ihracat güzergahlarını çeşitlendirecek, ülkemizin lojistik kabiliyetini artıracaktır."

"Erivan aklını başına alırsa Turan Koridoru ekonomik yalnızlıktan çıkış kapısı olabilir"

Turan Koridoru'nun, Türk ve Türkiye Yüzyılı'nın stratejik anahtarı olduğunu söyleyen Bahçeli, "Türkiye, Türk dünyasına gönül köprüleriyle olduğu gibi demir yoluyla, kara yoluyla ve enerji hatlarıyla bağlanacaktır. Turan Koridoru açılacaktır. Türk dünyası kenetlenecek, Türk Devletleri Teşkilatı güçlenecektir. 'Mücadelemiz Milliyetçi Türkiye'ye ve Turan'a kadardır!' diye haykırarak yemin eden gönüller rahat bir nefes alacaktır." ifadelerini kullandı.

Bölgedeki yeni gerçekliğin Ermenistan tarafından da kabul edilmesi gerektiğini belirten Bahçeli, şöyle devam etti:

"Karabağ Azerbaycan'dır. Bu gerçek sahada kanla, masada hukuk zemininde tescillenmiştir. Erivan aklını başına alır ve bölgesel işbirliği zeminine dürüstçe katılırsa, Turan Koridoru yalnızca Azerbaycan'ın ve Türkiye'nin değil, Ermenistan'ın da ekonomik yalnızlıktan çıkış kapısı olabilir. Aksi halde Ermenistan, dünde yitip gitmiş hayallere tutunarak yarının fırsatlarını da heba edecektir."

"Okuyacaksınız ve araştıracaksınız"

Devlet Bahçeli, 13 Haziran'da Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavına giren öğrencileri tebrik etti, 20-21 Haziran'da yapılacak Yükseköğretim Kurumları Sınavı'na (YKS) girecek gençlere de başarılar diledi.

"Hiçbir sınav yavrularımızın şahsiyetlerini tarif edecek, değerlerini tartacak, zekalarını bütünüyle ölçecek bir hüküm makamı değildir" diyen Bahçeli, her Türk gencinin endemik bir çiçek gibi korunması gereken birer emanet, her birinin tek başına milli servet olduğunu söyledi.

Gençlerin şiddetten, bağımlılıktan ve "dijital dünyanın zehirli dehlizlerinden" korunması gerektiğini dile getiren Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

"Okuyacaksınız ve araştıracaksınız, çünkü cehaletin karanlığını ancak bilginin ışığında yırtarsınız. Düşüneceksiniz ve sorgulayacaksınız çünkü hakikate ulaşmanın yolu akıl etmekten geçer. Üreteceksiniz, çünkü 'Büyük Ülke Türkiye' mefkuremizin, Türk ve Türkiye Yüzyılı ülkümüzün ihtiyaç duyduğu her hamlenin arkasında sizin imzanız ve inancınız olacaktır. Bir meslek sahibi olunuz, alın terinizle ayakta durunuz. Helal rızkın bereketini hiçbir koltuğun rahatlığına değişmeyiniz.

Bu ülkenin laboratuvarlarındaki umut sizsiniz. Kürsülerinde yükselecek söz sizsiniz. Spor sahalarında dalgalanacak ay yıldızlı al bayrağa sakladığımız gururunu taşıyacak olan sizlersiniz. Elbette dünyayı tanıyınız, güzel Türkçemizin yanına yabancı dil de ekleyiniz, başka ülkelerde ilim tahsil ediniz, laboratuvarlara giriniz, araştırmalar yapmaya gidiniz, kürsülerde sesimiz olunuz, sahalarda mücadele ediniz, uluslararası başarılar kazanınız. Fakat nereye giderseniz gidiniz, kalbinizin ve aklınızın kıblesi Türkiye olsun. Bu topraklarda kök saldınız, bu milletin bağrında boy verdiniz, bu vatanın ikliminde çınarlaşacaksınız. Nereye giderseniz gidiniz, kutup yıldızınız Türkiye olsun."

Cumhuriyet'in banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Vatanın bütün ümidi ve geleceği size, genç nesillerin anlayış ve enerjisine bağlanmıştır" sözünü hatırlatan Bahçeli, "Akademide daha yükseğe çıkmamız gerekiyorsa kütüphanelerin ışığını sabaha kadar siz açık tutacaksınız. Sporda daha büyük başarılar hedefliyorsak siz sahaya çıkacak, mindere inecek, piste basacak, havuza atlayacak, ay yıldızlı formanın hakkını siz vereceksiniz. Türkiye'nin daha güçlü olması gerekiyorsa, aradığımız kaynak sizsiniz. Siz bizim için insan kaynağı değil yaşam kaynağısınız." diye konuştu.

Türk gençliğinin köklü bir tarihin mirasçısı olduğunu vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti:

"Sizler Mete Han'ın devlet nizamını, Attila'nın Avrupalının dizlerini titreten heybetini, Sultan Alparslan'ın Anadolu'yu yurt kılan azmini, Osman Gazi'nin Söğüt'te can bulup üç kıtaya yayılan muradını, Fatih Sultan Mehmet Han'ın 21 yaşında Avrupalıların atası Doğu Roma'yı dize getiren dehasını, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün yokluklardan bir devlet var eden ferasetini miras almış bir milletin evlatlarısınız. Bu miras omuzlarınızda bir yük değil; şereftir. Bu miras geçmişte kalmış bir övünç değil, geleceğe taşınacak bir mesuliyettir."

Bahçeli, A Milli Futbol Takımı'na da Dünya Kupası'nda Paraguay ile oynayacağı maç öncesinde başarılar diledi.

"Cumhurbaşkanımız görevdedir, biz de arkasındayız"

MHP lideri Bahçeli, grup toplantısının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum'un seçimlere ilişkin açıklamalarını aktararak değerlendirmesini sorması üzerine Bahçeli, şöyle konuştu:

"Seçimlerin zamanında yapılmasıyla, Cumhurbaşkanı'mızın danışmanının verdiği tarih arasında saat farkı dahi yoktur. Önemli olan seçimin zamanında yapılmasıdır. Şu an için tartışılan her konunun artık açıklığa kavuşarak, Türkiye'yi istikrar içerisinde büyüten bir ülke yapısına kavuşturma zamanıdır. Onun için televizyonlarda yakinen takip ediyoruz. Değişik isimler yeni cumhurbaşkanı adayı olarak ortaya çıkıyor. Onlar üzerinde tartışmalar ve hesaplar yapılıyor. Millet seçimden önce seçime getirilmiş gibi gösterilmek isteniyor. Bu doğru değildir. Cumhurbaşkanımız görevdedir, biz de arkasındayız."

CHP'deki gelişmelere ilişkin değerlendirmesi de sorulan Bahçeli, "Üç gün önemli şeyler söyledik, duymadınız mı efendim?" yanıtını verdi.

Greve giden bazı öğretmenlere ilişkin soru üzerine ise Bahçeli, "Onların da yanındayız" dedi.

Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor

Özel sektörde çalışan eğitim emekçileri ile mülakat mağduru öğretmenlerin taban maaş, iş güvencesi ve atama hakkı talebiyle Ankara'da başlattığı süresiz açlık grevi eylemi kararlılıkla devam ediyor. Polis müdahalelerine ve fenalaşan arkadaşlarına rağmen geri adım atmayan öğretmenler, Çalışma Bakanlığı ile randevu masası kurulana kadar Başkent'i terk etmeyeceklerini duyurdu

23.06.2026 14:50:00
Haber Merkezi
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında bir araya gelen eğitimciler ile mülakat mağdurlarının 14 Haziran'da Ankara'da başlattığı eylemler kapsamında yürütülen süresiz açlık grevi devam ediyor.

Sendika genel merkez binası önünde devam eden grev boyunca bazı öğretmenler kan şekerinin düşmesi ve halsizlik nedeniyle ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tedavileri tamamlanan eğitimciler, "Hakkımızı almadan eve dönüş yok" diyerek grev alanına yeniden geri döndü.

Masada iki net talep var

Direnişteki öğretmenler, eylemlerinin temel çıkış noktasını oluşturan iki hayati konunun çözüme kavuşturulmasını istiyor.

2014 yılında kaldırılan taban maaş hakkının geri getirilmesini isteyen özel okul ve kurs öğretmenleri, kamudaki meslektaşlarıyla eşit ücret hakkı ve asgari ücrete mahkûm edilmeyecekleri yasal bir düzenleme talep ediyor.

2025 KPSS'de yüksek puan almalarına rağmen mülakat komisyonlarının kararları nedeniyle atama hakları ellerinden alınan 1611 öğretmenin haklarının iade edilmesi de isteniyor.

Görüşmeler tıkandı, Bakanlık önünde müdahale

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kendilerine geçen yıl sözü verilen "Özel Okul Öğretmenlerinin Çalışma Hayatı" başlıklı toplantının, işveren derneklerinin ikna edilememesi gerekçesiyle bir yıldır ertelendiğini açıkladı.

Öğretmenlerin taleplerini iletmek ve muhatap bulabilmek amacıyla Çalışma Bakanlığı önüne yaptığı yürüyüş ve oturma eylemine ise emniyet güçleri sert müdahalede bulundu. Çıkan arbedede çok sayıda sendika üyesi ve destekçi eğitimci ters kelepçe yöntemiyle gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Ülke genelinden destek yağıyor

Ankara'daki açlık grevi sürerken eyleme destek sesleri dalga dalga büyüyor. Eğitim-Sen ve Eğitim-İş sendikalarının yanı sıra İzmir, İstanbul, Bursa ve Mersin gibi pek çok şehirde öğretmenler sokağa çıkarak Ankara'daki meslektaşlarına yönelik polis müdahalelerini protesto etti. Siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları da yayımladıkları mesajlarla öğretmenlerin insanca yaşam ücreti ve iş güvencesi taleplerinin derhal yasalaştırılması çağrısında bulunuyor.

Öte yandan bugün, muhalefet milletvekillerinin mülakat mağdurları ve özel sektör öğretmenlerinin sorunlarını görüşmek üzere TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nu olağanüstü toplama talebi resmen reddedildi. Komisyon Başkanı Ayşen Gürcan, içtüzük gereği komisyonların önlerinde havale edilmiş bir kanun teklifi olmadan toplanamayacağını gerekçe göstererek talebi geri çevirdi.

Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu tarafından yapılan ortak deklarasyonda; mülakatların tamamen kaldırılacağı sözünün bizzat hükümet yetkilileri tarafından verildiği hatırlatıldı. Öğretmenler, "Söz tutmak bizim kültürümüzde namustur. Bizi 'Gidin, durulun' diyerek uyutamayacaksınız. Hakkımızı alana kadar Ankara'da sokaklarda kalmaya ve açlık grevine destek vermeye devam edeceğiz" mesajını yineledi.

Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez


 
Modern yaşamın yol açtığı düzensiz uyku alışkanlıkları, sigara, yoğun stres, sağlıksız beslenme, hareketsizlik, kronik hastalıklar ve aşırı kafein tüketimi gibi etkenler kalp sağlığını olumsuz etkiliyor.
 

23.06.2026 14:36:00
MURAT ÇORBACI
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez

Özellikle son yıllarda giderek yaygınlaşan uykusuzluk sorunu, kalp ritminde bozulmalara ve çarpıntı şikayetlerine zemin hazırlayabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, çoğu zaman önemsenmeyen uyku apnesi ve horlama problemlerinin de uzun vadede ciddi ritim bozukluklarına yol açabildiğini belirterek, "Kalp çarpıntısı, günümüzde yalnızca yetişkinlerde değil, gençlerde hatta çocuk yaş grubunda da daha sık görülüyor. Bilimsel çalışmalar; uyku düzenindeki bozuklukların, uyku apnesi ve horlama gibi sorunların kalp ritmini olumsuz etkileyebildiğini gösteriyor. Kalp çarpıntısı bazı durumlarda müdahale gerektiren önemli ritim bozukluklarının habercisi olabiliyor" dedi. Prof. Dr. Hayıroğlu, kalp çarpıntısında ihmale gelmez 8 sinyali anlattı.

Göğüs ağrısı

Kalp çarpıntısıyla birlikte göğüste baskı, sıkışma ya da ağrı hissedilmesi kalp-damar hastalıklarının habercisi olabiliyor. Özellikle ağrının kola, sırta veya çeneye yayılması riskli durumlara işaret edebiliyor.

Nefes darlığı

Çarpıntıyla birlikte nefes almakta zorlanılması, kalbin yeterince verimli çalışamadığını gösterebiliyor. Merdiven çıkarken ya da kısa yürüyüşlerde bile nefes nefese kalınması dikkat gerektiriyor.

Baş dönmesi ve bayılma hissi

Kalp ritmindeki bozukluklar beyne giden kan akışını etkileyebiliyor. Bu nedenle çarpıntıyla birlikte baş dönmesi, göz kararması ya da bayılma hissi yaşanması durumunda kardiyoloji uzmanına başvurmakta fayda var.

Soğuk terleme

Aniden başlayan yoğun terleme bazı kalp problemlerinde görülebiliyor. Özellikle çarpıntıyla birlikte gelişen soğuk terleme acil değerlendirme gerektirebiliyor.

Halsizlik ve aşırı yorgunluk

Kişinin kendini normalden çok daha yorgun hissetmesi, günlük aktivitelerde bile zorlanması kalbin düzensiz çalıştığını düşündürebiliyor. Bu nedenle herhangi bir aktivite olmadan ortaya çıkan halsizlik ve aşırı yorgunluk şikayetlerini ihmal etmemek gerekiyor.

Nabzın düzensiz hissedilmesi

Kalbin bazen çok hızlı, bazen de düzensiz atıyormuş gibi hissedilmesi ritim bozukluklarının işareti olabiliyor. Prof. Dr. Hayıroğlu, özellikle sık tekrar eden düzensizliklerde kontrolün şart olduğunu belirtiyor.

Çarpıntının uzun sürmesi

Birkaç saniyelik kısa çarpıntılar çoğu zaman geçici nedenlerden kaynaklanabiliyor. Ancak dakikalarca süren ya da sık sık tekrarlayan çarpıntılar ileri inceleme gerektirebiliyor.

Dinlenirken ortaya çıkması

Egzersiz ya da heyecan olmadan, özellikle istirahat halinde gelişen çarpıntıların, bazı kalp ritim bozukluklarına işaret edebildiğini belirten Prof. Dr. Hayıroğlu, bu durumda mutlaka doktora başvurulması gerektiğini söylüyor.

Tedavisi kolaylaştı

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, günümüzde teknoloji ve tıp alanındaki hızlı gelişmeler sayesinde kalp ritim bozukluklarına çok daha erken ve doğru şekilde tanı konulabildiğini belirtti.

Yasa dışı bahis şebekesine şafak baskını: 67 gözaltı

Samsun merkezli 7 ilde yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 67 şüpheli gözaltına alındı.

23.06.2026 10:01:00
İhlas Haber Ajansı
Yasa dışı bahis şebekesine şafak baskını: 67 gözaltı
Yasa dışı bahis şebekesine şafak baskını: 67 gözaltı
Samsun merkezli 7 ilde yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 67 şüpheli gözaltına alındı.

Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında, Samsun İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından sabah saatlerinde geniş çaplı operasyon gerçekleştirildi. Samsun merkezli olmak üzere toplam 7 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonlara Özel Harekat Şube Müdürlüğü ekipleri de destek verdi.



Haklarında gözaltı kararı bulunan şüphelilerin adreslerine yapılan baskınlarda çok sayıda kişi yakalanarak gözaltına alındı. Operasyonda toplam 67 şüphelinin gözaltına alındığı öğrenildi.



Şüphelilerin yasa dışı bahis organizasyonu içerisinde faaliyet gösterdikleri iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında emniyetteki işlemlerinin sürdüğü belirtildi. Operasyon kapsamında adreslerde yapılan aramalarda ele geçirilen dijital materyal ve diğer delillerin incelenmek üzere el konuldu.

Olayla ilgili soruşturma Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde sürdürülüyor.

Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış

Sosyal medyada çığ gibi büyüyen tepkilerin ardından adli makamlar hızlıca devreye girdi

22.06.2026 23:10:00
Haber Merkezi
Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış
Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kendisini resmi bir kurum yetkilisi gibi göstererek bir alışveriş merkezinde (AVM) "denetim" adı altında incelemelerde bulunan ve bu anları sosyal medyada paylaşan Ferhat Aydoğan (F.A.) hakkında geniş çaplı bir soruşturma başlattı.

Sosyal medyada çığ gibi büyüyen tepkilerin ardından adli makamlar hızlıca devreye girdi.

Kamu görevini usulsüz üstlenme ve sicil detayı



Cumhuriyet savcılığı tarafından yürütülen tahkikatta, şüphelinin eylemleri Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) ilgili maddelerince "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında değerlendirildi.

Soruşturmanın derinleştirilmesiyle birlikte şüpheli Ferhat Aydoğan hakkında çarpıcı bir detay daha ortaya çıktı: Şahsın geçmiş dönemde "nitelikli dolandırıcılık" suçundan sicil kaydının bulunduğu belirlendi.

Gözaltı, arama ve el koyma talimatı verildi

Herhangi bir resmi ve hukuki dayanağı bulunmayan "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" unvanını kullanarak esnafı ve vatandaşı manipüle etmeye çalışan şahsa yönelik savcılık kararları netleşti:

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kolluk kuvvetlerine şüphelinin derhal yakalanması için gözaltı talimatı verdi.

Şahsın ikamet ve gösterdiği adreslerde eş zamanlı olarak arama yapılması ve dijital materyaller dahil delil niteliğindeki unsurlara el konulması kararlaştırıldı.

Olayın geçmişi

Sosyal medya platformlarında paylaşılan video görüntülerinde; Ferhat Aydoğan'ın arkasındaki kalabalık bir grupla AVM'ye girdiği, buradaki esnafları ve işletme yönetimini yetkili bir devlet kurumu müfettişi gibi sorguya çekerek sözde denetim gerçekleştirdiği görülmüştü.

Görüntülerin kurgu bir "denetim tiyatrosu" olduğunun anlaşılması üzerine güvenlik güçleri şahsı adli makamlara sevk etmek üzere işlemleri başlattı.

Şüphelinin emniyetteki ifade işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilerek hakim karşısına çıkarılması bekleniyor.

Kim bu şahıs?

Ferhat Aydoğan, kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtan, medya sektöründe yöneticilik yaptığını iddia eden ve daha önce de benzer suçlamalarla yargılanmış bir isimdir.

Geçmişte "Türkiye Ak Gençlik Ocakları" adını kullanan bu yapı, Mart 2026'da isim değişikliğine giderek "Cumhur İttifakı Ocakları" adını almıştır.

Kendisini gazeteci olarak da tanıtan Aydoğan, Temmuz 2024'te sahte kimlik ve kartlar basarak nüfuz ticareti yaptığı gerekçesiyle "nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarından tutuklanmıştır.

Güncel adli kayıtlarda "nitelikli dolandırıcılık" suçundan sabıkası bulunan şahıs, geçmişte organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı'nın basın danışmanı olduğu iddiasıyla da medyada yer almıştır.

Son olarak Haziran 2026'da bir AVM'de esnafı sorguladığı sahte denetim videolarının ardından "kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi" suçundan hakkında yeniden gözaltı ve arama kararı verilmiştir.

Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri ile mülakat mağduru eğitimcilerin Ankara’da başlattığı açlık grevi eylemi 8. gününe girdi

22.06.2026 21:30:00
Haber Merkezi
Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!
Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri ile mülakat mağduru eğitimcilerin Ankara'da başlattığı açlık grevi eylemi 8. gününe girdi.

15 Haziran'dan bu yana taban maaş, güvenceli çalışma hakları ve mülakatların kaldırılması talebiyle direnen öğretmenler, sağlık sorunlarına ve polis müdahalelerine rağmen eylemlerini kararlılıkla sürdürüyor.

Öğretmenlerin Hayati Mücadelesinde 8. Gün: Sağlık Durumları Kritik, Direniş Sürüyor

Ankara'da Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası genel merkezi önünde nöbet tutan öğretmenlerin açlık grevi eylemi birinci haftasını geride bırakarak 8. gününe ulaştı.

Günlerdir yalnızca su, şeker ve B12 vitaminiyle beslenen eğitimcilerin sağlık durumları giderek kritik bir aşamaya evriliyor. Süreç içerisinde ciddi sağlık sorunları yaşayan bazı öğretmenlerin hastaneye kaldırıldığı öğrenildi.

Talepler Net: "Taban Maaş ve Güvenceli Çalışma"



Özel kurumlarda çalışan ve ataması yapılmayan öğretmenler, yaşam standartlarının iyileştirilmesi ve mesleki onurlarının korunması için şu temel talepleri öne sürüyor:

Özel sektördeki eğitim emekçileri için taban maaş uygulamasının yeniden yasal koruma altına alınması.

Atamalarda adaletsizliğe yol açtığı belirtilen mülakat sisteminin son bulması ve verilen sözlerin tutulması.
Kısa süreli sözleşme dayatmalarına son verilmesi ve eksiksiz sigorta primi yatırılması.

Baskı ve Engellemelere Rağmen Geri Adım Yok

Eylemin başından bu yana öğretmenler pek çok kez emniyet güçlerinin sert müdahaleleriyle karşı karşıya kaldı. Geçtiğimiz günlerde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde açıklama yapmak isteyen 9 öğretmen gözaltına alınmış ve saatler sonra serbest bırakılmıştı.

Son olarak Ankara Kızılay'daki Madenci Anıtı'na yürümek isteyen eğitimcilerin önü polis barikatlarıyla kesildi ve öğretmenler biber gazlı müdahaleye maruz kaldı. İstanbul Taksim'de TÖZOK önünde destek eylemi yapan öğretmenlere de müdahale edilerek gözaltılar gerçekleştirildi.

Siyasi partilerin, demokratik kitle örgütlerinin ve sendikaların ziyaret ederek destek verdiği öğretmenler, "Milli Eğitim Komisyonu Toplansın" çağrısını yineleyerek talepleri karşılanana kadar Ankara'daki nöbet alanını terk etmeyeceklerini vurguluyor.

Mamak İlkokulu velilerinden tepki: "Çocukların eğitim hakkını bina rantına feda ettirmeyeceğiz!"

Henüz 4,5 ay önce, Milli Eğitim Bakanlığı'nın resmi planlaması doğrultusunda eğitime açılan Mamak İlkokulu, hiçbir bilimsel, pedagojik ve kamu yararına dayalı gerekçe ortaya konulmadan apar topar kapatılmak isteniyor. "Okullar rantın değil, halkındır!", "Çocukların eğitim hakkı pazarlık konusu değildir!" sloganlarıyla duruma tepki gösteren Eğitim-Sen'in Ankara 1 No'lu Şubesi tepkisini basın açıklaması yayımlayarak kamuoyuyla paylaştı

22.06.2026 16:25:00 / Güncelleme: 22.06.2026 18:22:01
Haber Merkezi
Mamak İlkokulu velilerinden tepki: "Çocukların eğitim hakkını bina rantına feda ettirmeyeceğiz!"
Mamak İlkokulu velilerinden tepki: "Çocukların eğitim hakkını bina rantına feda ettirmeyeceğiz!"
Eğitim-Sen'in Ankara 1 No'lu Şubesi konuyla ilgili açıklamasında şunları ifade etti:

"Henüz 4,5 ay önce, Milli Eğitim Bakanlığının resmi planlaması doğrultusunda eğitime açılan Mamak İlkokulu, bugün hiçbir bilimsel, pedagojik ve kamu yararına dayalı gerekçe ortaya konulmadan apar topar kapatılmak istenmektedir.

Çoğunluğu Ali Kuşçu İlkokulundan gelen 297 öğrenci ve 16 öğretmeniyle eğitim-öğretime başlayan Mamak İlkokulu, daha açıldığı ilk günde Mamak'ın eğitim ihtiyacına önemli ölçüde cevap vermiştir. Aradan yalnızca birkaç ay geçmişken aynı okulun kapatılmasının gündeme getirilmesi, eğitim planlamasının ciddiyetini sorgulatmaktadır. Şu anda okulun Okul Müdürü kadrosu ve müdür yardımcısı kadrosu sistemde açık. Eğer buradan haberleri yoksa kadroları çıktıktan sonra direk mağdur olacaklar.






Bu karar uygulanırsa yüzlerce çocuk yeniden kalabalık sınıflara mahkûm edilecek, ikili öğretim uygulamaları geri gelecek, öğrenciler alıştıkları okul ortamından ve öğretmeninden koparılacak, veliler ise yeni mağduriyetlerle karşı karşıya bırakılacaktır.

Ancak bu karar yalnızca öğrencileri ve velileri değil, eğitimin en önemli paydaşı olan öğretmenleri de doğrudan hedef almaktadır.

Mamak İlkokulunda görev yapan öğretmenlerin hiçbir görüşü alınmadan yürütülen bu süreç, birçok öğretmeni norm fazlası durumuna düşürecek. Ve öğretmenleri çok zor günler bekliyor olacak. Hemen şurada evini yeni almış bir öğretmenimiz var bu durum yüzünden belki Sincan'a gidecek.






Daha da vahimi, böylesine önemli bir karar eğitim emekçilerinden gizlenmiş, öğretmenlere tercih ve yer değiştirme haklarını kullanabilecekleri bir süreç tanınmamış, okulun kapatılacağı bilgisi eğitim-öğretim yılının son haftasına bırakılarak hukuki haklarını kullanmaları fiilen engellenmiştir. Şeffaflıktan uzak, kapalı kapılar ardında yürütülen ve oldu-bittiye getirilen bu anlayışı kabul etmiyoruz. Daha iki hafta önce İlçe Milli eğitim müdürü bu okula geldi. Ama bu drumu bilmesine rağmen hiçbir şey söylemeden gitti.






Buraya Yunus  Emre Mesleki ve Teknik Anadolu lisesini getirecekler. Yunus Emre MTAL nin yerine de Mamak İlçe MEM taşınacak. Tam bir garabet. Dört yıldır Mevlana Lisesinde eğitim öğretime devam eden, mağdur edilen Yunus Emre Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğretmenleri ve öğrencileri de kendi okullarına dönmek istemektedir. Ancak görüyoruz ki bir mağduriyet başka bir mağduriyet yaratılarak giderilmeye çalışılmaktadır. Bir okulun sorununu çözmenin yolu, başka bir okulu kapatmak değildir.






Biz bugün asıl soruyu soruyoruz:

Mamak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Yunus Emre MTAL binasına taşındıktan sonra boşalan iki kamu binasını hangi amaçla kullanacaktır?

Mamak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Milli Eğitim Bakanlığı derhal kamuoyuna açık, şeffaf ve tatmin edici bir açıklama yapmak zorundadır. Bugün İlçe Milli eğitim Müdürünün makamına gittik bizimle görüşmedi. Odasında kimse yoktu. Uygundu ama müsait değilim dedirtti.






Çünkü bugün yaşananlar, eğitim planlamasından çok başka hesapların devrede olduğu yönündeki kaygıları büyütmektedir.

Şimdi bize çıkıp "nüfus azalıyor" diyerek bu kararı meşrulaştırmaya çalışmayın.

Henüz birkaç ay önce 297 öğrenciyle açılan bir ilkokulu nüfus bahanesiyle kapatamazsınız. Müfettiş raporu ile kapatıyorlar. Peki ısmarlama roporu hazırlayan müfettiş kim? Çankaya'da Mimar Kemal Orta okulunu kapatan müfettiş. Şaşırmıyoruz tabi ki !

Herkes bilir ki üç çeşit yalan vardır: Yalan, kuyruklu yalan ve istatistiksel yalan. Çocuklarımızın eğitim hakkını masa başında üretilen istatistiklerle ortadan kaldıramazsınız.






Bu mesele çocukların eğitim hakkıdır.

Bu mesele öğretmenlerin açıkça ortada bırakılmasıdır.

Bu mesele velilerin yaşadığı belirsizlik ve kaygılardır.

Bu mesele kamusal eğitimin geleceğidir.

Ve bu mesele, kamu kaynaklarının kimlerin çıkarı için kullanıldığı sorusudur.

Eğitim Sen Ankara 1 No'lu Şube olarak bu hukuksuzluğa sessiz kalmayacağız.

Mamak İlkokulunun kapatılmasına ilişkin sürecin; eğitim hakkına, kamu yararına, hukuka ve eğitim emekçilerinin kazanılmış haklarına açıkça aykırı olduğu kanaatindeyiz.

Bu nedenle İdare Mahkemesinde iptal davası açılması için hukuki hazırlıklarımızı başlatmış bulunuyoruz. Çocuklarımızın, velilerimizin ve eğitim emekçilerinin telafisi güç mağduriyetler yaşamaması için yürütmenin durdurulmasını da talep edeceğiz.






Buradan Milli Eğitim Bakanlığınave Mamak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne sesleniyoruz:

Bu yanlıştan derhal vazgeçin.
Mamak İlkokulunu kapatmayın.
Çocuklarımızın eğitim hakkını, öğretmenlerin emeğini ve Mamak halkının iradesini yok saymayın.

Eğitim Sen olarak çocuklarımızın, eğitim emekçilerinin ve kamusal eğitimin yanında olmaya; hukuk önünde de, alanlarda da mücadele etmeye devam edeceğiz.

Okullar rantın değil, halkındır!
Çocukların eğitim hakkı pazarlık konusu değildir!
Eğitim Sen Ankara 1 No'lu Şube"

Özgür Özel'den grup toplantısı kararı: Başvuru yapıldı, salı günü kürsüye çıkacak

Mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığından uzaklaştırılan Özgür Özel, salı günü grup toplantısı yapacak. Özel'in kurmayları, grup toplantısı için TBMM Başkanlığı'na başvuru yaptı

22.06.2026 14:10:00
Haber Merkezi
Özgür Özel'den grup toplantısı kararı: Başvuru yapıldı, salı günü kürsüye çıkacak
Özgür Özel'den grup toplantısı kararı: Başvuru yapıldı, salı günü kürsüye çıkacak
CHP'de yarın yapılması beklenen grup toplantısında, Kemal Kılıçdaroğlu'nun mu seçilmiş Genel Başkan Özgür Özel'in mi konuşacağı merak konusu olurken dikkat çeken bir gelişme yaşandı.

Özgür Özel'in yarın CHP grup toplantısında konuşma kararı aldığı öğrenildi. Özel cephesinden TBMM Başkanlığı'na başvuru yapıldı.

Kılıçdaroğlu cephesinin ise yarın Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ve Parti Meclisi'ni (PM) toplama kararı aldığı ve 11.00 ve 14.00'te yapılacak toplantılar nedeniyle grup toplantısı için TBMM Başkanlığı'na başvuru yapmayacağı öğrenildi. Günün Trend Haberleri CHP'de iki hafta önce yapılan grup toplantısında CHP Grup Başkanı Özgür Özel ve Kılıçdaroğlu taraftarları arasında gerilim yaşanmıştı. Geçen hafta, CHP Sözcüsü Müslim Sarı benzer görüntülerin yaşanmaması için Kılıçdaroğlu'nun grup toplantısı yapmayacağını açıklamıştı. CHP Grup Başkanvekili Murat Emir de aynı saatlerde Özgür Özel'in de grup toplantısı yapmayacağını duyurmuştu.

Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti

Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti. Haymana Belediyesi'nden yapılan açıklamada, gerekli izinler alınmadan asıldığı gerekçesiyle pankartların indirildiği belirtilmişti

22.06.2026 14:02:00 / Güncelleme: 22.06.2026 14:10:39
Haber Merkezi
 Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti
 Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti
Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti. Haymana Belediyesi'nden yapılan açıklamada, gerekli izinler alınmadan asıldığı gerekçesiyle pankartların indirildiği belirtilmişti.

Koç, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'u 17 Haziran'da bakanlık binasında ziyaret etmişti.

Mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığından uzaklaştırılan Özgür Özel, Ankara'daki Ulus Hali'nde vatandaşlarla bir araya geldiği etkinlikte, Levent Koç'un AKP'ye katılacağı iddiasının sorulması üzerine "dedikodu" demişti.

Ankara'da Kalecik, Gölbaşı ve Nallıhan belediye başkanlarının da AKP'ye geçeceği öne sürüldü. Bu başkanlar arasında yalnızca Kalecik Belediye Başkanı Satılmış Karakoç, söz konusu iddiayı yalanlamıştı.

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi

22.06.2026 13:13:00
Haber Merkezi
 Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi
 Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi.
Tutuklu İBB Başkanı İmamoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı videolu paylaşımda, şunları söyledi:
"Sevgili gençler, bu filmi tam 10 yıl önce Cumhuriyet ve demokrasiye darbe girişiminde bulunanlara karşı, milletimize bir uyarı olarak paylaşmıştım. Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz. Bugün en büyük değerlerimiz olan Cumhuriyet ve demokrasiyi koruyup geliştirmek için hep birlikte büyük azim ve kararlılıkla mücadele etmek şarttır."

Erhan Karaal'in kaçırılmasına ilişkin 12 kişi adliyeye sevk edildi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin yürütülen soruşturmada gözaltına alınan 12 kişi adliyeye sevk edildi

22.06.2026 12:45:00
İhlas Haber Ajansı
Erhan Karaal'in kaçırılmasına ilişkin 12 kişi adliyeye sevk edildi
Erhan Karaal'in kaçırılmasına ilişkin 12 kişi adliyeye sevk edildi
İBB Kültür A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal, 17 Haziran'da İstanbul'un Maltepe ilçesindeki evinin çevresinde kimliği belirsiz kişiler tarafından zorla bir araca bindirilerek kaçırılmıştı.

Olayın ardından İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından çok yönlü soruşturma başlatılmıştı. Karaal'ın fidye için kaçırıldığı iddia edilen olaya ilişkin başlatılan çalışmalarda toplam 2'si kadın 12 kişi gözaltına alınmıştı. Olayda kullanılan aracın plakasının kopyalandığı öne sürülen soruşturmada, Tuzla'da bir inşaat alanında bulunan Karaal'ın rehin alınması ile irtibatı olduğu iddia edilen 12 kişi, ifadeleri alınmak üzere İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Gasp Büro Amirliğine getirilmişti.

Darbedildiği belirtilen Karaal'ın kaldırıldığı hastanede tedavisi sürerken, soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 kişi emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından Anadolu Adliyesi'ne sevk edildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.