logo
28 EYLÜL 2026

Bahçeli'den seçim mesajı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Önemli olan seçimin zamanında yapılmasıdır. Şu an için tartışılan her konunun artık açıklığa kavuşarak, Türkiye'yi istikrar içerisinde büyüten bir ülke yapısına kavuşturma zamanıdır. Cumhurbaşkanımız görevdedir, biz de arkasındayız" dedi

16.06.2026 14:40:00
AA
 
Bahçeli'den seçim mesajı
Bahçeli'den seçim mesajı
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, MHP TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 1948'den bu yana Filistin halkının hür ve bağımsız yaşama özleminin ötelendiğini, 1967'den bu yana işgalin derinleştiğini, Kudüs'ün statüsü üzerinde pek çok tefrika denendiğini, yerleşim politikalarıyla Filistin toprağının adım adım daraltıldığını söyledi.

Gazze'nin yıllardır abluka, açlık, yıkım ve ölümle sınandığını ifade eden Bahçeli, 7 Ekim sonrasında İsrail yönetiminin izlediği yolun, savaş hukukunun meşruiyet hudutlarını çoktan aştığını, vicdan sahibi milletlerin sabır taşlarını çatır çatır çatlattığını dile getirdi.

Bahçeli, "İsrail, günahsız sivilleri hedef alan, şehirleri harabeye çeviren, hastaneleri, okulları, ibadethaneleri, yardım noktalarını dahi savaş meydanına çeviren bir ölüm ve intikam makinesi siyasetine dönüşmüştür. Bugün karşımızda bulunan, bölgenin huzur damarlarına musallat olmuş kan delisi bir kriz makinesi olan İsrail, ateşkesi ihlal ederek Lübnan'a saldırmakta, söylem ve demeçleriyle dünya milletlerinin dört gözle beklediği ABD-İran mutabakatının dahi karşısında durmakta, Doğu Akdeniz'de, Kıbrıs çevresinde taşeron hevesleri okşayan bir istikrarsızlık merkezi olmaya devam etmektedir" diye konuştu.

Netanyahu yönetiminin, bölgenin huzuruna kasteden bir kriz üretim mekanizması olduğunu dile getiren Bahçeli, Netanyahu'nun siyasi serencamının ortada olduğunu, başrolü olduğu yolsuzluk dosyalarının, iç siyasette derinleşen meşruiyet krizinin, İsrail toplumunu parçalara ayıran iktidar hırsının ve fitilini ateşlediği uluslararası yargı mercilerinde yürüyen ağır süreçlerin gölgesinde yaşadığını kaydetti.

Bahçeli, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

"Siyasi ömrünü kanlı bir güvenlik anlatısına bağlayan, koltuğunu muhafaza etmek için yangına körükle giden, iftira ve propaganda perdesiyle Orta Doğu'da yarattığı mezalimi örtmeye çalışan bu melun zihniyetin Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alması, Netanyahu'nun acziyetinin, telaşının ve tükenmişliğinin ilanıdır. Gazze'de çocukların cansız bedenleri toprağa verilirken, Filistinli esirlerin onuru çiğnenirken, Batı Şeria'da toprak gaspı sürerken, Lübnan'da tarihi ve kültürel doku bombaların gölgesinde yerle bir olurken Türkiye'ye ahlak dersi vermeye kalkmak, Cumhurbaşkanımıza parmak sallamak, akıl karargahlarının teslim bayrağını çekmesidir. Mazlumun ahıyla abat olunmayacağını hala idrak edemeyen bir zihniyetin mesnetsiz ithamları, hadsiz isnatları bizim için yok hükmündedir. Bebek kanında ikbal arayanların azgınlaşan gaddarlıkları tüm dünyanın gözleri önündeyken uğursuz sayıklamalara kulak asacak değiliz."

"Çocuklar açlıktan ölürken yazılan raporlar kimin karnını doyurmaktadır"

Dünyanın içinde bulunduğu hazin tablo karşısında sorguya çekilmesi gereken kurumlardan birinin Birleşmiş Milletler olduğunu söyleyen Bahçeli, "Gazze'de insanlık inim inim inlerken, bölgede acı ve katliam kol gezerken Birleşmiş Milletler'in üç maymunu oynadığını" belirtti.

"Veto sopası" ile adaletin yolunun okyanus ötesinden kesildiğini vurgulayan Bahçeli, Güvenlik Konseyi'nde beşeriyetin adalete duyduğu susuzluğun, tek bir ülkenin İsrail'e kol kanat geren himaye refleksine çarparak yaralandığını söyledi.

Gazze'de acil, koşulsuz ve kalıcı ateşkes talebinin, insani yardım yollarının açılması çağrısının, sivillerin can emniyetini sağlama mecburiyetinin 14 üyenin desteğine rağmen bir kez daha Washington'un veto duvarına çarptığını ifade eden Bahçeli, meselenin karar alınamaması değil, mazlumun soluk borusuna düğümlenen bu mahfillerin bizzat zulme zaman kazandırması olduğunu dile getirdi.

Uluslararası Ceza Mahkemesinin Netanyahu hakkında savaş suçu ve insanlığa karşı suç isnatlarıyla yakalama kararı çıkardığını anımsatan Bahçeli, asıl meselenin tam da burada başladığını vurguladı. Lahey'in karar verdiğini ancak bu kararın icrasının yine devletlerin siyasi cesaretine, hukuka riayetlerine ve ahlaki omurgasına bırakıldığını dile getiren Bahçeli, Uluslararası Ceza Mahkemesinin kolluk gücünün olmadığını hatırlattı.

Bahçeli, şunları kaydetti:

"Netanyahu'yu kapısından çevirecek, yakalama kararını işletecek, sanığı mahkeme huzuruna çıkaracak olanlar yine devletlerdir. İşte küresel düzenin çelişkisi de sözde barış yeminleri etmiş Birleşmiş Milletler'in iki yüzlülüğü de burada bütün çarpıklığıyla ortaya çıkmaktadır. New York'ta veto kalkanı açanlar, Lahey'de işlevsiz söylemlerle vitrinleri süslemekte, icraat vakti gelince dut yemiş bülbül misali köşelerine çekilmektedir. İsrail yönetiminin hesap vermesi ihtimali ufukta belirince, Netanyahu'nun etrafına bir dokunulmazlık zırhı örülmek istenmektedir. Güvenlik Konseyi'nde korunan, Lahey'de kollanan, başkentlerde siyasi himayeyle gezdirilen bu imtiyaz kimin hukukudur? Burada karşımızda İsrail'in açtığı katliam ve kıyım düzeni değil, bu düzeni elleriyle besleyen, arkasını köşe bucak kollayan ve savaş hukukunu ayaklar altına alan her eylemde cesaretlendiren o küresel düzenin ahlaki iflası vardır.

Birleşmiş Milletler de işte bu iflas tablosunun tam ortasında durmaktadır. İkinci Dünya Savaşı'nın yıkıntıları üzerinde 'barışı korumak', 'savaşları önlemek', 'insanlığı yeni felaketlerden muhafaza etmek' iddiasıyla kurulan bu yapı, bugün Gazze'deki katliam karşısında vazifesini yerine getirememektedir. Çocuklar açlıktan ölürken yazılan raporlar kimin karnını doyurmaktadır? Sivillerin üzerine bomba yağarken oturulan koltuklardan, ışıltılı ekranlardan endişe beyan etmek, kimlerin ikbaline siper olmaktadır? İsrail'in menfaatlerinin uğrunda hizaya giren, esas duruşa geçen kurşun askerlerin akıbeti, hezimet ve hüsran olacaktır. Gazze'de ve Beyrut'ta işlenen insanlık suçları ne diplomatik kulislerde örtülecek ne de zamanın tozlu raflarına kaldırılacak bir dosyadır. Bu defter, Mahkeme-i Kübra'ya dek açık kalacaktır."

"Artık mesuliyet, müeyyide ve müşterek hareket vaktidir"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Almanya'nın Güvenlik Konseyi geçici üyeliğinde beklediği desteği bulamamasının, Kırgızistan'ın ilk kez bu masaya oturmasının, küresel dengelerdeki büyük değişimlerin ayak sesleri olduğuna dikkati çekerek, bu gelişmenin Batı'nın üstü örtülemez çifte standardına, Gazze karşısındaki akla ziyan suskunluklara ve Türk dünyasının yükselen görünürlüğüne tercüman olan, eski dünyanın ezberlerini bozan güçlü bir işaret fişeği olduğunu söyledi.

İslam İşbirliği Teşkilatı'na da seslenen Bahçeli, teşkilatın, Kudüs hasreti, Mescid-i Aksa hassasiyeti ve Müslümanlara karşı ortak sorumluluğun sonucu olarak doğduğunu söyledi. Bahçeli, şöyle konuştu:

"Bu teşkilatın kuruluş harcında Kudüs varsa, varoluş gerekçesinde Filistin varsa, bugün Gazze yanarken, Batı Şeria kuşatılırken, İslam İşbirliği Teşkilatı'nın kınama cümleleriyle yetinmesi izah edilemez. Neredesiniz? Kudüs için kurulan irade nerededir? Gazze için gösterilmesi gereken müşterek duruş hangi engele takılmıştır? Mescid-i Aksa'nın incinen hürmetine karşı alınan kararlar hangi somut neticeye ulaşmıştır? Elbette yapılan yürütülen diplomatik girişim ve temasları yok saymıyoruz. Orta Doğu'daki acıya lal kesilen Şark'ın garabeti gözlerimizin önündeyken ateşkes çağrıları ve insani yardım vurgularını görmezden gelemeyiz. Ancak Gazze'de soykırım düzeni sürüyorsa, yardım filoları hala güvenlik endişesi taşıyorsa, İsrail'in savaş suçları karşısında caydırıcı bir ortak yaptırım zemini kurulamıyorsa, tüm bu çabalar kağıt üzerinde kalacaktır. 57 devlet üyeli bu büyük teşkilatın tüm çaba ve çalışmasının toplantı tutanaklarından, toplanıp dağılan diplomasi masalarından, sonuçsuz kalan bildirilerden, telkin ve teskin edici temennilerin gölgelerinden ibaret kalması beklenemez. Söz çoktan tükenmiştir. Artık mesuliyet, müeyyide ve müşterek hareket vaktidir."

"Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Dışişleri Bakanımıza bir kez daha teşekkür ediyorum"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, ABD ile İran arasında sağlanan mutabakatı sevindirici bulduklarını ve dikkatle süreci takip ettiklerini vurgulayarak, "İsviçre'de atılacağı açıklanan imzaların, bölgemizde sulh-u sükunun hakim kılınması, Hürmüz hattında seyrüsefer emniyetinin yeniden tesisi ve Orta Doğu'da ateşi büyüten oyunların boşa çıkarılması adına önemli bir dönüm noktası olmasını temenni ediyoruz." dedi.

Söz konusu gelişmenin memnuniyet verici olduğunu belirten Bahçeli, imzaların atılacağı güne kadar gerilimi tırmandıracak söylemlerden, tahrik edici hamlelerden, sahada yeni oldubittiler üretmeye dönük hain kumpaslardan ve olası sabotaj girişimlerinden hassasiyetle kaçınılması gerektiğini söyledi.

ABD-İran mutabakatının kağıt üzerinde kalmaması, sahada karşılık bulması, Hürmüz'de geçiş güvenliğinin teminat altına alınması, nükleer programa ilişkin tartışmaların uluslararası hukuk ve denetim mekanizmaları zemininde yürütülmesi gerektiğini kaydeden Bahçeli, şöyle konuştu:

"Pakistan'ın müzakere kapısını aralayan arabuluculuk gayreti, başta Türkiye olmak üzere Katar ve Suudi Arabistan'ın diplomatik destek ve temasları bize bir kez daha göstermiştir ki, İslam ülkeleri ortak akıl ve sorumluluk istikametinde hareket ettiğinde kan ve kaos senaryoları boşa düşmektedir. Bu vesileyle Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Dışişleri Bakanımıza bu hassas süreci ülkemize yakışan bir hassasiyet ve sorumlulukla yönettikleri için bir kez daha teşekkür ediyorum. Bu tablo, İslam coğrafyasının çözüm masalarının kurucu iradesi olabileceğini göstermesi bakımından oldukça kıymetlidir. Barış kapısı aralanmışsa o kapı güneşli bir sabaha açılana dek sonuna kadar zorlanacaktır. Bu kapının eşiğinde taş olup barış arzularının önünde duranlar, milletlerin huzur yürüyüşüne diken olup batanlar iyi bilmelidir ki kalıcı barış sağlandığında Orta Doğu'yu ateş çemberine çevirdikleri günlerin hesabından kaçamayacaklardır."

Bahçeli, İsrail içinden yükselen 'Bu anlaşma bizi bağlamaz' feryatlarının, kan ve krizle beslenen siyasi vampirlerin hala sahnede olduğunu gösterdiğini ifade ederek, "Netanyahu yönetimi, Orta Doğu'da sükunet ihtimalini kendi siyasi gelecekleri için tehdit görmektedir. Uluslararası hukuku ayaklar altına alan, barışın önünde aşılmaz duvarlar örmeye kalkan bu çıban başı, döktüğü her damla kanın, yıktığı her hanenin hesabını er ya da geç, ama mutlaka ve mutlaka, tarihin ve milletlerin huzurunda teker teker verecektir. Tavrımız açık, mevkiimiz ayan beyan ortadadır. Cümle alem bilsin ve duysun ki Türk milleti, barış düşmanlarının karşısında, mazlumların, masumların ve mağdurların ise ebediyen yanındadır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak temennimiz odur ki kanla beslenen siyonist şer odaklarına inat, bu kadim coğrafyanın her bir köşesinde huzura, sükunete ve adalete dayalı bir barış, Türk-İslam mührüyle ebediyen temin ve tesis edilecektir." değerlendirmesinde bulundu.

Bahçeli, MHP TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Güney Kafkasya'daki gelişmelerin, Ermenistan'da yaşanan siyasi hareketliliğin, Karabağ savaşlarından sonra oluşan yeni gerçeklik ile Rusya-Batı rekabetini ve Türkiye-Azerbaycan hattının Orta Koridoru Zengezur bağlantısının bölgesel barış ihtimalini doğrudan ilgilendirdiğini söyledi.

Karabağ'ın Türk dünyasının kanayan yarası olduğunu Azerbaycan'ın sabırla büyüttüğü bir istiklal duası şeklinde dillerde yer edindiğini belirten Bahçeli, Hocalı'nın dinmeyen acısının Şuşa'nın, Ağdere'nin, Laçın'ın yakılıp yıkılmış topraklarının Türk milletinin yüreğine kazınmış birer hicran yarası olduğunu ifade etti.

Karabağ'ın 2020 yılında Azerbaycan tarafından yeniden kontrol altına alınmasıyla hakikatin yerini bulduğunu vurgulayan Bahçeli, "Türk'ün çelikten bileği Karabağ'da tarih yazmıştır. Karabağ'da çiğnenen hukuk, Türk askerinin demir yumruğuyla doğrultuldu. Allah'a şükürler olsun ki Karabağ'ın esaret zincirlerinin kırıldığı günlere eriştik. Allah'a şükürler olsun ki Şuşa'nın dağlarında ay yıldızlı bayrağın, yeniden yükseldiği sabahlara şahitlik ettik. Allah'a şükürler olsun ki har-ı bülbül, şehitlerimizin kanıyla sulanan Karabağ topraklarında artık mahzun bir bekleyişin değil, zaferin nişanesi olarak yeniden açmıştır" dedi.

Türk dünyasının Batı ile Doğu arasındaki stratejik irtibatı Zengezur hattının da üzerinde ayrıca ve dikkatle durulması gerektiğini belirten Bahçeli, "Zengezur, Nahçıvan'ın ana vatan Azerbaycan ile bağını güçlendirecek, Türkiye'yi kardeş ülke Azerbaycan üzerinden Hazar'a, Hazar'ın ötesinden Türkistan'a ulaştıracak tarihi geçittir." değerlendirmesinde bulundu.

Zengezur Koridoru'nun açılmasının Nahçıvan'ın Azerbaycan'la vuslatı olacağını dile getiren Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu, 'iki devlet, tek millet' şuurunun Türk dünyasının tamamına yayılan stratejik bir iklime kavuşmasıdır. 'Zengezur' dedik ama artık adını doğru koyalım, bu hat, Turan Koridoru'dur. Turan Koridoru, Kars'tan Türkistan bozkırlarına uzanan tarihi ve kültürel istikbal kapısıdır. Bu kapı açıldığında asırlar boyunca gönüllerde saklanan kavuşma ülküsü ete kemiğe bürünecek, Anadolu ile Türkistan arasına örülmek istenen setler dağılacak, Turan ufku daha berrak, daha yakın, daha kudretli hale gelecektir.

Küresel ticaret yollarının yeniden şekillendiği, kuzey hattının savaş ve yaptırımlarla hassaslaştığı, güney deniz yollarının Hürmüz'den Kızıldeniz'e kadar krizlerin tutsaklığı altına girdiği bir dönemde Turan Koridoru'nun açılması bölgemiz ve Türkiye için stratejik bir fırsattır. Güncel badireler dikkate alındığında bu hat, Türkiye'nin ve bölgemizin ihracat güzergahlarını çeşitlendirecek, ülkemizin lojistik kabiliyetini artıracaktır."

"Erivan aklını başına alırsa Turan Koridoru ekonomik yalnızlıktan çıkış kapısı olabilir"

Turan Koridoru'nun, Türk ve Türkiye Yüzyılı'nın stratejik anahtarı olduğunu söyleyen Bahçeli, "Türkiye, Türk dünyasına gönül köprüleriyle olduğu gibi demir yoluyla, kara yoluyla ve enerji hatlarıyla bağlanacaktır. Turan Koridoru açılacaktır. Türk dünyası kenetlenecek, Türk Devletleri Teşkilatı güçlenecektir. 'Mücadelemiz Milliyetçi Türkiye'ye ve Turan'a kadardır!' diye haykırarak yemin eden gönüller rahat bir nefes alacaktır." ifadelerini kullandı.

Bölgedeki yeni gerçekliğin Ermenistan tarafından da kabul edilmesi gerektiğini belirten Bahçeli, şöyle devam etti:

"Karabağ Azerbaycan'dır. Bu gerçek sahada kanla, masada hukuk zemininde tescillenmiştir. Erivan aklını başına alır ve bölgesel işbirliği zeminine dürüstçe katılırsa, Turan Koridoru yalnızca Azerbaycan'ın ve Türkiye'nin değil, Ermenistan'ın da ekonomik yalnızlıktan çıkış kapısı olabilir. Aksi halde Ermenistan, dünde yitip gitmiş hayallere tutunarak yarının fırsatlarını da heba edecektir."

"Okuyacaksınız ve araştıracaksınız"

Devlet Bahçeli, 13 Haziran'da Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavına giren öğrencileri tebrik etti, 20-21 Haziran'da yapılacak Yükseköğretim Kurumları Sınavı'na (YKS) girecek gençlere de başarılar diledi.

"Hiçbir sınav yavrularımızın şahsiyetlerini tarif edecek, değerlerini tartacak, zekalarını bütünüyle ölçecek bir hüküm makamı değildir" diyen Bahçeli, her Türk gencinin endemik bir çiçek gibi korunması gereken birer emanet, her birinin tek başına milli servet olduğunu söyledi.

Gençlerin şiddetten, bağımlılıktan ve "dijital dünyanın zehirli dehlizlerinden" korunması gerektiğini dile getiren Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

"Okuyacaksınız ve araştıracaksınız, çünkü cehaletin karanlığını ancak bilginin ışığında yırtarsınız. Düşüneceksiniz ve sorgulayacaksınız çünkü hakikate ulaşmanın yolu akıl etmekten geçer. Üreteceksiniz, çünkü 'Büyük Ülke Türkiye' mefkuremizin, Türk ve Türkiye Yüzyılı ülkümüzün ihtiyaç duyduğu her hamlenin arkasında sizin imzanız ve inancınız olacaktır. Bir meslek sahibi olunuz, alın terinizle ayakta durunuz. Helal rızkın bereketini hiçbir koltuğun rahatlığına değişmeyiniz.

Bu ülkenin laboratuvarlarındaki umut sizsiniz. Kürsülerinde yükselecek söz sizsiniz. Spor sahalarında dalgalanacak ay yıldızlı al bayrağa sakladığımız gururunu taşıyacak olan sizlersiniz. Elbette dünyayı tanıyınız, güzel Türkçemizin yanına yabancı dil de ekleyiniz, başka ülkelerde ilim tahsil ediniz, laboratuvarlara giriniz, araştırmalar yapmaya gidiniz, kürsülerde sesimiz olunuz, sahalarda mücadele ediniz, uluslararası başarılar kazanınız. Fakat nereye giderseniz gidiniz, kalbinizin ve aklınızın kıblesi Türkiye olsun. Bu topraklarda kök saldınız, bu milletin bağrında boy verdiniz, bu vatanın ikliminde çınarlaşacaksınız. Nereye giderseniz gidiniz, kutup yıldızınız Türkiye olsun."

Cumhuriyet'in banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Vatanın bütün ümidi ve geleceği size, genç nesillerin anlayış ve enerjisine bağlanmıştır" sözünü hatırlatan Bahçeli, "Akademide daha yükseğe çıkmamız gerekiyorsa kütüphanelerin ışığını sabaha kadar siz açık tutacaksınız. Sporda daha büyük başarılar hedefliyorsak siz sahaya çıkacak, mindere inecek, piste basacak, havuza atlayacak, ay yıldızlı formanın hakkını siz vereceksiniz. Türkiye'nin daha güçlü olması gerekiyorsa, aradığımız kaynak sizsiniz. Siz bizim için insan kaynağı değil yaşam kaynağısınız." diye konuştu.

Türk gençliğinin köklü bir tarihin mirasçısı olduğunu vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti:

"Sizler Mete Han'ın devlet nizamını, Attila'nın Avrupalının dizlerini titreten heybetini, Sultan Alparslan'ın Anadolu'yu yurt kılan azmini, Osman Gazi'nin Söğüt'te can bulup üç kıtaya yayılan muradını, Fatih Sultan Mehmet Han'ın 21 yaşında Avrupalıların atası Doğu Roma'yı dize getiren dehasını, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün yokluklardan bir devlet var eden ferasetini miras almış bir milletin evlatlarısınız. Bu miras omuzlarınızda bir yük değil; şereftir. Bu miras geçmişte kalmış bir övünç değil, geleceğe taşınacak bir mesuliyettir."

Bahçeli, A Milli Futbol Takımı'na da Dünya Kupası'nda Paraguay ile oynayacağı maç öncesinde başarılar diledi.

"Cumhurbaşkanımız görevdedir, biz de arkasındayız"

MHP lideri Bahçeli, grup toplantısının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum'un seçimlere ilişkin açıklamalarını aktararak değerlendirmesini sorması üzerine Bahçeli, şöyle konuştu:

"Seçimlerin zamanında yapılmasıyla, Cumhurbaşkanı'mızın danışmanının verdiği tarih arasında saat farkı dahi yoktur. Önemli olan seçimin zamanında yapılmasıdır. Şu an için tartışılan her konunun artık açıklığa kavuşarak, Türkiye'yi istikrar içerisinde büyüten bir ülke yapısına kavuşturma zamanıdır. Onun için televizyonlarda yakinen takip ediyoruz. Değişik isimler yeni cumhurbaşkanı adayı olarak ortaya çıkıyor. Onlar üzerinde tartışmalar ve hesaplar yapılıyor. Millet seçimden önce seçime getirilmiş gibi gösterilmek isteniyor. Bu doğru değildir. Cumhurbaşkanımız görevdedir, biz de arkasındayız."

CHP'deki gelişmelere ilişkin değerlendirmesi de sorulan Bahçeli, "Üç gün önemli şeyler söyledik, duymadınız mı efendim?" yanıtını verdi.

Greve giden bazı öğretmenlere ilişkin soru üzerine ise Bahçeli, "Onların da yanındayız" dedi.

Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi

"Ölü Deniz" isimli stand-up gösterisindeki şakaları gerekçe gösterilerek 88 gündür "kuyu tipi" cezaevinde tutulan komedyen Deniz Göktaş, çıkarıldığı ilk duruşmada tahliye edildi. Mahkeme Göktaş'a toplam 1 yıl 7 ay hapis cezası verirken, hükümle birlikte serbest bırakılmasına hükmetti

28.09.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
YouTube üzerinden yayımladığı "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisi nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan ve 3 Temmuz'dan bu yana cezaevinde bulunan ünlü komedyen Deniz Göktaş, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ilk kez hâkim karşısına çıktı. Hakkında 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası talep edilen davanın ilk duruşmasında mahkeme, Göktaş hakkında tahliye kararı verdi.

Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı ve salon yetersizliği nedeniyle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülen duruşmayı siyasi parti temsilcileri, çok sayıda gazeteci, avukat ve yurttaş takip etti.

İki suçtan ceza, bir suçtan beraat

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Deniz Göktaş'ı "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" suçundan 11 ay 20 gün, "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama" suçundan ise 7 ay 15 gün olmak üzere toplam 1 yıl 7 ay 5 gün hapis cezasına çarptırdı. "Daltonlar Çetesi" ile ilgili yaptığı espriler nedeniyle yöneltilen "suçu ve suçluyu övme" suçlamasından ise beraatine hükmedilen Göktaş, aldığı cezaların hükmüyle birlikte tahliye edildi.

"Cümle başına 22 gün hücrede kaldım"

Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda (kuyu tipi cezaevi) tek kişilik hücrede geçirdiği 88 günü anlatarak savunmasına başlayan Deniz Göktaş, mizahın suç sayılamayacağını vurguladı. Göktaş savunmasında şu ifadelere yer verdi:

"3 Temmuz'dan beri kuyu tipi bir cezaevinde güneş görmeden, başka hiçbir insan temasım olmadan hücredeyim. Harbiye'de kurduğum 4 cümle ile suçlanıyorum ve kurduğum cümle başına tam 22 gündür hücredeyim. Yasalar değişmedi. Değişen ne? Şaka kaldıramayan, eleştiri kaldıramayan kırılgan yöneticiler."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik kullandığı "diktatör" ifadesinin hakaret değil, siyasi bir betimleme olduğunu savunan komedyen, "Bu coğrafyanın yüzlerce yıllık geleneği olan hicve açık olunmalıdır" dedi. İddianamedeki "oruç tutan canlı bombalar" ve "dalgıçlar (haşema)" şakalarının ise toplumsal gerginliklerin mizahi bir dille dışa vurumu olduğunu ekledi.

Adliyede yaşananları anlattı: "Zorla Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm"

Göktaş savunmasında, gözaltına alınma ve tutuklanma sürecindeki usulsüzlüklere de dikkat çekti. Yurt dışı tatilini kendi isteğiyle yarıda keserek Türkiye'ye döndüğünü belirten Göktaş, havalimanında ters kelepçeyle gözaltına alındığını söyledi. Göktaş, Çağlayan Adliyesi'nde yaşadığı ilginç bir anıyı da mahkeme salonunda paylaştı:

"Hâkimliğe çıkarılmayı beklerken bana üç kez 'Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek istiyor musun?' diye soruldu. Görüşmek istemediğimi net bir şekilde söylememe rağmen emrivakiyle adliye koridorunda kendisiyle görüştürüldüm. Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Kılıçdaroğlu bana 'Niye döndün, imkanım olsa bir dakika durmam burada' demeyen tek kişiydi."

88 günlük belirsiz bekleyişin ardından özgürlüğüne kavuşan Deniz Göktaş'ın tahliye kararı, adliye koridorlarında ve sosyal medyada büyük bir sevinçle karşılandı.

Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü

Osmaniye'de yeğeni tarafından görev yaptığı okulda silahla vurulan öğretmen hayatını kaybetti

28.09.2026 14:11:00 / Güncelleme: 28.09.2026 14:14:16
İHA
 
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Olay, merkez Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nde yaşandı.

Okulda görev yapan Edebiyat Öğretmeni Mehmet Bilgili, ilk bilgilere göre yeğeni olan A.B. tarafından silahla vuruldu.



İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin kontrollerinde Bilgili'nin hayatını kaybettiği belirlendi.

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek

28.09.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
20 milyar dolarlık büyüklüğe ve 450 binin üzerinde hesap sahibine ulaşan fon soruşturmasında tasfiye koşulları netleşiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikle 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesinin gündeme geldiği belirtildi.

Toplam büyüklüğü 20 milyar dolara ulaşan ve 450 binin üstündeki hesap sahibini doğrudan ilgilendiren fon kriziyle ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma giderek derinleştirilirken, kapatılan fonların tasfiyesine ilişkin koşullar da netleşmeye başladı. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikli olarak 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesi yönünde karar çıktığı ifade ediliyor. Son üç aylık dönem başta olmak üzere soruşturmaya konu fonlardaki tüm hesap hareketleri detaylıca incelenecek. Devam eden soruşturmada tutuklu sayısı 51'e yükselirken, 46 düzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığı ise kaçırma, değer azaltma, üçüncü kişilere devrin önlenmesi amacıyla donduruldu.

Kapsamda hangi fonlar var?
Son dönemlerde çok sayıda operasyona imza atan Adalet Bakanlığı'nın en kapsamlı soruşturmasını fonlarla ilgili sürdürülen soruşturma oluşturuyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürüttüğü fon soruşturmasında, 7 yatırım şirketine ait fonların para ve yatırımcı trafiğinin ortaya çıkarılması için Merkezi Kayıt Kuruluşuna müzekkere yazdı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen 2026/149004 sayılı fon soruşturması kapsamında 22 Eylül'de Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan fonlara ilişkin ayrıntılı yatırımcı ve işlem kayıtlarını istedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı MKK'ya yaptığı başvuruda, Pusula Finans Anonim Şirketi, Tera Yatırım Menkul Değerler A.Ş., Hedef Portföy Yönetimi A.Ş., Bulls Yatırım Menkul Değerler A.Ş., A1 Capital Menkul Değerler A.Ş., Atlas Menkul Kıymetler Yatırım Ortaklığı ile Pardus Menkul Kıymetler A.Ş. ile bağlantılı fonlara ilişkin kayıtların incelenmesini istedi. TCK'nın suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürütülen soruşturmada tasfiye tarihine kadar yapılan yatırımcı bazlı tüm hareketlerin tespiti istendi.

Para hareketleri ortaya çıkarılacak
Yatırımcıların fonlardaki alım-satım işlemlerinin TL karşılıkları, mevcut hesaplardaki katılma payı değerleri, pay oranları ve benzeri nitelikteki kayıtları isteyen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, fonlardaki yatırımcı hareketlerinin dönemsel olarak ortaya çıkarılarak, para trafiğinin ayrıntılı biçimde incelenmesini hedefliyor. Savcılığın MKK'dan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek. Soruşturmaya ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirmede bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, amacın birikimlerin istismarına izin vermemek ve mağduriyetin kanunun öngördüğü koşullar çerçevesinde giderilmesinin amaçlandığını bildirdi. Bakan Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından "suç işlemek amacıyla örgüt kurma-üye olma", "nitelikli dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" ve "sermaye piyasası kanununa muhalefet" suçları kapsamında yürütülen soruşturmada, para hareketlerinin tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü aktardı.

Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı

Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen A.B.'nin yakalanarak gözaltına alındığını açıkladı

28.09.2026 13:44:00 / Güncelleme: 28.09.2026 13:50:04
Haber Merkezi
 
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili ilahlı saldırı sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan öğretmen tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, şüpheli A.B.'nin kısa sürede yakalanarak belirtirken saldırganın öğretmenin yeğeni olduğunu açıkladı.

Yeğeni olduğu ortaya çıktı
Valiliğin açıklamasına göre olay, 28 Eylül 2026 tarihinde meydana geldi. Merkeze bağlı Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Mehmet Bilgili, aralarında husumet bulunan yeğeni A.E. Bilgili'nin silahlı saldırısına uğradı. İhbar üzerine okula 112 Acil Sağlık ve jandarma ekipleri yönlendirildi.
Tabancayla açılan ateş sonucu ağır yaralanan öğretmen, ambulansla kaldırıldığı hastanede müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Okula giden Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, yetkililerden bilgi aldı.

Zanlının psikolojik sorunları olduğu açıklandı
Serdengeçti, gazetecilere, saldırının eğitim öğretimle alakası olmadığını söyledi.
Öğretmen ile yeğeni arasında husumet bulunduğunu dile getiren Serdengeçti, şöyle konuştu:
"Zanlı şizofren, psikiyatri bağlamında uzun yıllardır tedavisi devam ediyor. Daha önce öğretmenimizin kendisini yetiştirdiği, evlat olarak baktığına yönelik bilgiler var elimizde. Fakat son dönemlerde husumet oluşuyor, şizofreni kaynaklı çeşitli iddialardan kaynaklı bu menfur saldırıyı gerçekleştiriyor. Gerek kolluk kuvvetlerimizce gerek Cumhuriyet Başsavcılığınca aydınlatacaktır. Burada öğrenci ve eğitime dönük bir saldırı değil."
Vali Serdengeçti, saldırganın amcası olan öğretmeni hedef aldığını belirterek, "Okulumuzun bahçesinde hedef alıyor. Geçmiş olsun, başımız sağ olsun." dedi. Serdengeçti, şüphelinin yakalandığını ve olayda kullanılan ruhsatsız tabancanın ele geçirildiğini ifade ederek, "Kendisinin, öğretmene husumete dönük çeşitli iddiaları var fakat saldıran kişinin şizofreni belirtileri olduğunu biliyoruz." diye konuştu.

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

28.09.2026 13:35:00
AA
 
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un katılımıyla, 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla ilk olarak Meclis'teki Atatürk Anıtı'na saat 13.00'te çelenk konulacak, saygı duruşunda bulunulacak ve İstiklal Marşı okunacak.

Anıttaki törenin ardından TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanı Kurtulmuş başkanlığında saat 14.00'te açılacak.

Kurtulmuş, yapacağı sunuş konuşması sonrasında Genel Kurul'a Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı takdim edecek, ardından İstiklal Marşı okunacak. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul'a hitap edecek.

Meclis başkanlarının yasama yılı açılışı dolayısıyla geleneksel olarak verdiği resepsiyon, Kurtulmuş'un ev sahipliğinde TBMM Tören Salonu'nda saat 18.30'da gerçekleştirilecek.

Yasama yılının açılışında devlet protokolü ile davetiye gönderilen izleyiciler dışında TBMM'ye ziyaretçi kabul edilmeyecek.

Genel Kurul, yeni yasama yılının ilk mesaisini 6 Ekim'de yapacak.

İBB davasının 88. duruşması başladı

İBB davasına ilişkin 57'si tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 88. duruşması başladı

28.09.2026 12:09:00
Anadolu Ajansı
 
İBB davasının 88. duruşması başladı
İBB davasının 88. duruşması başladı

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen duruşmaya, görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bazı tutuksuz sanıklar ile avukatlarının da bulunduğu duruşmada, sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İBB Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaat ile sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğuna" ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu, kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma" ve "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet" ve 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney'in de aralarında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan, Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8 aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Birleşen ikinci dosya

Ağaç ve Peyzaj AŞ üzerinden usulsüzce kurgusal ihale sistematiği işletilerek ihalelere fesat karıştırıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma tamamlanmış ve 29 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

Sanıklar Ekrem İmamoğlu, Fatih Keleş ve Ali Sukas'ın "ihaleye fesat karıştırma", "resmi belgede sahtecilik", "rüşvet alma ve verme" ile "rüşvete aracılık etme" suçlarından 62'şer yıldan 168'er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları, diğer 26 sanık hakkında ise aynı suçlardan 3 yıldan 168 yıla kadar değişen sürelerde hapis cezası isteniyor.

Yargılama sürecinde, birleşen dosyalarla birlikte 59 sanığın tahliye edilmesiyle davada 57 tutuklu sanık bulunuyor.

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

İstanbul'da, haftanın ilk iş günü sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle bazı bölgelerde trafik yoğunluğu oluştu

28.09.2026 09:10:00 / Güncelleme: 28.09.2026 09:35:10
AA
 
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

Anadolu Yakası'nda, D-100 kara yolunda Tuzla'da başlayan yoğunluk Avrasya Tüneli girişine kadar ulaşıyor.

TEM Otoyolu'nda Sultanbeyli'de yoğunlaşan trafik, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne kadar devam ediyor.

Otoyolda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde, Şile Otoyolu'nda ise Altunizade'den Ümraniye'ye kadar araçlar ağır seyrediyor.

Avrupa Yakası'nda D-100 kara yolunda Haliç Köprüsü, Halıcıoğlu, Edirnekapı ve Cevizlibağ çevresinde trafik yoğunluğu yaşanıyor.

Mecidiyeköy'de yağışın da etkisiyle trafik yoğunluğu çift yönlü etkili oluyor.

TEM Otoyolu Bahçeşehir, Saadetdere ve Beylikdüzü'nde trafik ağır seyrediyor.

Öte yandan tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yolcu yoğunluğu yaşanıyor.

Zincirlikuyu, Cevizlibağ, Uzunçayır ve Altunizade gibi aktarma merkezlerine gelen vatandaşlar araçlara binmek için sıra bekliyor.

Metro İstanbul'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Hava muhalefeti nedeniyle TF1 Maçka-Taşkışla Teleferik Hattı'nda seferler yapılamamaktadır." ifadesi kullanıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep Trafik Haritası verilerine göre, kent genelindeki trafik yoğunluğu sabah saatlerinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

Yoğunluk, Anadolu Yakası'nda yüzde 89, Avrupa Yakası'nda ise yüzde 58 olarak ölçüldü.
 

İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul'da etkili olan sağanak nedeniyle su basan Zincirlikuyu'daki alt geçit, araç trafiğine kapatıldı

28.09.2026 00:10:00
AA
 
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezinin (AKOM) uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde sağanak etkisini gösterdi.

Yağış nedeniyle caddelerde su birikintileri oluştu, sürücüler ve yayalar zor anlar yaşadı.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı. Alt geçidin araç trafiğine kapatılması nedeniyle bazı otobüsler seferlerini yapamadı.

Kağıthane'de de Güzeldere Caddesi'nde su birikintisi oluştu. Caddede ilerleyen araçlar güçlük çekti.

Beylikdüzü, Esenyurt ve Sultangazi'de de yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor.

 

Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 252. maddesi kapsamında resen soruşturma başlattı. Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın ayrıntılarına yer verilmedi

27.09.2026 21:00:00
Haber Merkezi
 
Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı
Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 252. maddesi kapsamında resen soruşturma başlattı. Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın ayrıntılarına yer verilmedi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında "rüşvet" suçundan resen soruşturma başlattı. Başsavcılık açıklamasında, soruşturmanın TCK'nin 252. maddesi uyarınca yürütüldüğü belirtildi.

Soruşturmayı ekonomik suçlar bürosu yürütüyor
Açıklamaya göre dosya, Başsavcılığın Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülüyor. Soruşturma kapsamında elde edilen deliller üzerine resen işlem başlatıldığı bildirildi.

Başsavcılık ayrıntı paylaşmadı
Başsavcılığın kamuoyuna duyurduğu açıklamada, iddianın dayanağına, soruşturmanın kapsamına veya izlenecek adımlara ilişkin ek bilgi verilmedi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.