Aslında aralarında hiçbir fark yoktu.Aynı yemekleri yiyorlardı.Kız alıp, kız veriyorlardı.Aynı dili konuşuyorlardı.Aynı inancı paylaşıyorlardı.Gelenekleri aynıydı.Aralarında sen şusun ben buyum gibi bir ayrım hiç olmamıştı.Ta ki, Belçikalı sömürgeciler Ruanda'ya ayak basana dek.Hutular iç savaştan önce toplam nüfusun yüzde 85'ini oluştururken Tutsiler nüfusun yüzde 14'ünü oluşturuyordu.Belçikalılar halkı ikiye bölmek için 10 inekten fazla hayvanı olanları Tutsi diye adlandırdı. Avrupalılar aynı formülü siyahlar üzerinde de uygulamışlardı. Önce siyahların tümünü ezip, sonra bir kısmına "siz daha beyazsınız" diyerek birbirlerine düşürmüşlerdi.Bu aşamadan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı.Kardeş olan halkın arasına ayrılık tohumları sokuldu.Hutulara ayrı Tutsilere ayrı kimlik kartları yapıldı.Bundan sonra diplomat ve devlet görevlisi seçilecekse Tutsilerden seçildi.Çoğunluğu oluşturan Hutular ise ikinci sınıf olarak görüldü ve pis, pasaklı ve çirkin diye sürekli olarak aşağılandı.Sürekli tahrik edilen kalabalık Hutular bu şekilde azınlık Tutsilere karşı yıllarda tahrik edildi. Sonunda Tutsilere destek veren Belçikalılar 1962 yılında Ruanda'dan çekilince ektikleri fitne tohumları sonucu çıkan iç savaşta 1994'te bir milyona yakın insan öldürüldü.Batı ülkelerinin ayak bastığı kıtalara kan ve katliam götürmesi bir tesadüf olmasa gerek. Mensup oldukları medeniyet anlayışından olsa gerek işgal ettikleri her yeri yakıp, yıkmışlar ve öldürüp kan dökmüşler. Bundan dolayıdır ki, Ruanda'da Belçikalıların başlattıkları kan ve katliamları yine aynı medeniyetin mensubu olan Fransızlar devam ettirmişler.Ruanda Araştırma Komisyonu'nun hazırladığı rapor, Fransız barış(!) gücü askerleri, 800 bin Tutsi ve ılımlı Hutu'nun katledildiği 100 gün süren soykırıma faal olarak katıldığını gösterdi.Üstelik katliama katılan Fransız askerlerinin Ruanda'da bulunma amaçları, "insani yardım."Batılıların insani yardım anlayışını görmek isteyenler Ruanda'da yapılanları asla unutmamalı?Fransa, askerleriyle soykırıma doğrudan destek vermekle, soykırımcılara istihbarat, strateji, askeri eğitim desteği sağlamakla, öldürülecek kişilerin listesinin belirlenmesine katkıda bulunmakla ve silah temin etmekle suçlanıyor.Ruanda hükümeti bundan dolayı Fransa'ya dava açmaya hazırlanıyor.Batı medeniyetinin tarihinde hep aynı kanlı sahnelere rastlamak mümkün. Batının öyle bir medeniyet anlayışı var ki, Ruanda'da, Bosna'da ve daha pek çok yerde yapılan katliamlara müsaade etmiştir. Bunlara göz yummuştur. Bundan dolayıdır ki, İslam dünyasının ve özellikle de Türk milletinin medeniyet namına batıdan alabileceği hiçbir şey yoktur. Batının uydusu zavallılar bunu bir görebilse?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Orhan Dede / diğer yazıları
- PKK’nın yerini DEAŞ mı dolduracak? / 31.12.2025
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024




























































































