HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 13 HAZİRAN 2021, PAZAR

Bilgi çağı tilki çağı

02.10.2001 00:00:00
Ülkemizde meçhul vasıfını özenle koruyan binlerce olay malum hale gelmeyi dört gözle beklerken, 11 eylül ABD baskını hakkında karanlıkta kalan bir nokta yok.

ABD basına sansür uygularken, Türk medyası etrafa siyanür yaymaya devam ediyor.

Önce akıllara durgunluk veren insanlık tarihinin bu en büyük teknolojik saldırısını izledik.

Hem öyle bir izleyiş ki, en az saldırı kadar profesyonellik taşıyor.

DT Merkezlerinden birini hedef alan saldırıdan sonra 18 dakika bekleniyor.

Bütün yayın kurluşları olay yerinde, kameralar merkeze zumlanmış halde, canlı yayın araçları televizyon merkezlerine bağlanmış durumda ve gümmm ikinci saldırı.

İyi de bir engelleme olur, binaların ikincisine saldıramayız, başlamışken işi bitirelim gibi bir dert yok.

Adamlar varacakları havaalanına iniş yapıyor gibi, biri işini bitirince diğerine saldırıyor.

Kule tekniklerini bilemem ama, iki uçak arasındaki 18 dakikalık zaman farkı da bilimsel.

Diğer her hareket gibi.

Şimdi düşünün, iki uçak aynı anda DTM'ne saplansaydı o görüntüleri nasıl yakalayacaktı medya.

Görüntüsü olmayan sesten ne olur?

Ondan diyoruz bu terör değil, bir meydan okumadır.

Herkes DTM ile meşgulken, kon Petagon'a.

Kim bilir, belki de Usame Bin Laden o anda öğle namazını kılıyordu.

Ya da sünnet olan kaylüle uykusunda.

Şimdi bizim ülkede yıllarca işlenen cinayetler, meçhullükten malumluya geçişi beklerken, özellikle medyamız hemen buluverdi 11 eylül saldırganlarını.

Medya bizde böyle, yerseniz.

İsimlerin tespiti ile kalınmadı, yedi göbekten sülaleleri hallaç pamuğu gibi atıldı.

Kimdir,

Nasıl dünyaya geldi,

Normal mi yoksa sezeryanla mı doğdu?

Kaç kilo doğdu?

İlk söylediği söz ne idi?

Her bebek agu derken,

Bu teröristler abuda mı demişlerdi?

Teröristler Arap olunca, bu işten en karlı çıkan Iraklı Reha oluyor.

Anadili Arapça zira.

Son olarak da vasiyeti bulunmuş teröristin.

Cenazesinin nasıl kaldırılacağını, helvanın nasıl yapılacağını,çelenk yerine, arzu edenlerin DTM'ne bağışta bulunulmasını, cenazede alkış yerine zılgıt calınmasını,en son olarak da cenazesinin köyünün yağmurlarıyla yıkanmasını vasiyet etmiş.

Bir fıkrayla bitirelim.

Kadın mahallenin hocasına koşmuş:

- Aman hocam vefat etti kocam, cenaze işlemleriyle bir ilgilenseniz.

Hoca işe koyulur, yıkar ölüyü, kefenler, gömer, üstünü örter ve en son işlem, elindeki değneği mezara gömer ve kulağını dayayıp dinlemeye başlar.

Kadını merak sarar, hocaya sorar:

- Efendi ne diyor hocam?

Hoca, söylenmez, günahtır gibi bir şeyler sıralamaya çalışsa da kadın ısrarını sürdürür.

Peki der hoca madem bu kadar ısrar ettin söyleyeyim.

Rahmetli der ki:

- Alaca danayı versinler borca, karıyı da alsın beni yıkayan hoca.

Bunu duyan kadın şöyle der:

- Rahmet olsun canına öldükten sonra da beni düşünüyor.

Güzide kertel medyasından öldükten sonra da kurtulmak ne mümkün?

Ah, imkan olsa da olayın birinci derece tanığı Azrail konuşsa da herşey ortaya çıksa.
 
Müslim Karabacak / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.