Ebu Basir diyor ki; "İmam Sadık Aleyhisselam'a 'Adiyat' suresindeki geçen Yabis (Kumsal Çöl) Vadisinin macerası ve Hicri 8. yılda (O mekanda) İslam ordusunun kahramanlıklarıyla ilgili olay nedir?" dediğimde İmam Sadık Aleyhisselam şöyle buyurdular:
"Yabis Çölü'nün halkı 12 bin süvari topluluğu ile ölüm anına kadar Hz. Muhammed (s.a.a) ve Hz. Ali (a.s)'a karşı savaşacaklarına dair ahdedip el ele verdiler.
Cebrail onların bu antlaşmasını Resulallah'a haber verdi. Resulallah (s.a.a) da Ebubekir'i, daha sonra Ömer'i bir orduyla onlara doğru gönderdi.
Bunlar bir netice elde etmeksizin geri döndüler. Peygamber (s.a.a) bu kez Hz. Ali'yi Muhacir ve Ensar'dan oluşan dört bin kişiyle Yabis Vadisi'ne doğru gönderir. Hz. Ali (a.s) ordusuyla birlikte Yabis Vadisi'ne doğru hareket etti.
İslam ordusunun Hz. Ali'nin komutasında onlara doğru yürüdüğü düşmana bildirildi. Düşman silahçılarından 200 kişi savaş alanına doğru koştular. Hz. Ali'ye (a.s) 'Bir gurup ashapla birlikte gelmişsiniz, ne yapmak istiyorsunuz?' diye sordular. Hz. Ali (a.s) onlara cevaben şöyle buyurdu: 'Ben Resulallah'ın amcasının oğlu, onun kardeşi ve elçisi Ebu Talip oğlu Ali'yim. Sizi Allah'ın birliğine ve Hz. Muhammed'in peygamberliğine iman etmeye davet ediyorum, eğer iman ederseniz kurtulursunuz.'
Onlar Hz. Ali'nin sözüne karşılık şöyle dediler: 'Senin sözünü işittik, savaşa hazır ol ve bil ki, biz seni ve ashabını öldüreceğiz! Bizim vadimiz yarın sabahtır.' Hz. Ali (a.s) da onlara cevaben şöyle buyurdu: 'Yazıklar olsun size, beni ordunuzun çok olmasıyla mı tehdit ediyorsunuz? Bilin ki, biz Allah'tan, meleklerden ve Müslümanlardan sizin aleyhinize yardım alacağız. Yüce Allah'ın gücünden başka bir güç ve kudret yoktur.'
Düşman kendi yerine dönüp mevziisini pekleştirdi. Hz. Ali (a.s) da ordusuna dönüp savaşa hazırlanmaya koyuldu. Hz. Ali (a.s) Müslümanlara, gece vakti bineklerini hazırlamalarını, kuşanmalarını ve sabah erken düşmana saldırmak için hazır bir vaziyette olmalarını emretti.
Sabah şafağı söktüğünde Hz. Ali (a.s) ordusuyla birlikte namaz kılıp düşmana saldırdılar. Düşman öyle gafil avlandı ki, Müslümanların onlara nereden saldırdığını anlayamadılar. İslam ordusunun geride kalanı henüz yetişmemişken onlardan çoğu öldürülüp neticede birçokları da esir alındı ve malları ise Müslümanların eline geçti.
Cebrail-i Emin, Hz. Ali ve İslam ordusunun muzaffer olduğunu Hz. Peygambere haber verdi. Resulallah (s.a.a) mimbere çıkıp Allah'a hamd ettikten sonra Müslümanların düşmana galip olduğunu ve İslam ordusunun sadece iki kişinin şahadete eriştiğini halka duyurdu.
Daha sonra Peygamber (s.a.a) ve ashabı Medine'den çıkıp Hz. Ali'yi istikbal etmeğe koştular. Medine'nin bir fersahlığında Hz. Ali'nin ordusuyla karşılaşıp onlara hoş geldiniz dediler. Hz. Ali (a.s), Peygamber (s.a.a)'i görünce bineğinden aşağı indi, Peygamber (s.a.a) de bineğinden aşağı inip Hz. Ali'nin alnından öptü. İslam ordusunun istikbaline gelen Müslümanlar da Hz. Peygamber gibi Hz. Ali'yi kutlayıp bu fethi tebrik ettiler, düşmandan elde edilen bolca ganimeti ve esirleri görerek daha çok sevindiler.
"Bu esnada Cebrail-i Emin gökyüzüne inerek ve bu zaferden dolayı "Adiyat" suresini Resulallah'a getirdi: "Soluk soluğa koşan atlara ant olsun, (tırnaklarıyla) ateş çakıp saçanlara, sabah vakti baskın yapanlara, derken orada tozu dumana katanlara, bununla bir (düşman) topluluğuna orta yerine kadar dalanlara."
Peygamber (s.a.a)'in gözlerinden sevinç yaşları boşaldı, işte burada o meşhur sözü Hz. Ali'ye buyurdular. "Eğer ümmetimden bir gurubun, Hıristiyanların Hz. İsa hakkında dedikleri söz gibi senin hakkında söylemesinden korkmasaydım, senin hakkında öyle bir söz söylerdim ki, her nereden geçseydin ayağının altındaki toprağı götürür teberrük ederlerdi." (Bihar'ul- Envar, c,21 s,72.)
"Yabis Çölü'nün halkı 12 bin süvari topluluğu ile ölüm anına kadar Hz. Muhammed (s.a.a) ve Hz. Ali (a.s)'a karşı savaşacaklarına dair ahdedip el ele verdiler.
Cebrail onların bu antlaşmasını Resulallah'a haber verdi. Resulallah (s.a.a) da Ebubekir'i, daha sonra Ömer'i bir orduyla onlara doğru gönderdi.
Bunlar bir netice elde etmeksizin geri döndüler. Peygamber (s.a.a) bu kez Hz. Ali'yi Muhacir ve Ensar'dan oluşan dört bin kişiyle Yabis Vadisi'ne doğru gönderir. Hz. Ali (a.s) ordusuyla birlikte Yabis Vadisi'ne doğru hareket etti.
İslam ordusunun Hz. Ali'nin komutasında onlara doğru yürüdüğü düşmana bildirildi. Düşman silahçılarından 200 kişi savaş alanına doğru koştular. Hz. Ali'ye (a.s) 'Bir gurup ashapla birlikte gelmişsiniz, ne yapmak istiyorsunuz?' diye sordular. Hz. Ali (a.s) onlara cevaben şöyle buyurdu: 'Ben Resulallah'ın amcasının oğlu, onun kardeşi ve elçisi Ebu Talip oğlu Ali'yim. Sizi Allah'ın birliğine ve Hz. Muhammed'in peygamberliğine iman etmeye davet ediyorum, eğer iman ederseniz kurtulursunuz.'
Onlar Hz. Ali'nin sözüne karşılık şöyle dediler: 'Senin sözünü işittik, savaşa hazır ol ve bil ki, biz seni ve ashabını öldüreceğiz! Bizim vadimiz yarın sabahtır.' Hz. Ali (a.s) da onlara cevaben şöyle buyurdu: 'Yazıklar olsun size, beni ordunuzun çok olmasıyla mı tehdit ediyorsunuz? Bilin ki, biz Allah'tan, meleklerden ve Müslümanlardan sizin aleyhinize yardım alacağız. Yüce Allah'ın gücünden başka bir güç ve kudret yoktur.'
Düşman kendi yerine dönüp mevziisini pekleştirdi. Hz. Ali (a.s) da ordusuna dönüp savaşa hazırlanmaya koyuldu. Hz. Ali (a.s) Müslümanlara, gece vakti bineklerini hazırlamalarını, kuşanmalarını ve sabah erken düşmana saldırmak için hazır bir vaziyette olmalarını emretti.
Sabah şafağı söktüğünde Hz. Ali (a.s) ordusuyla birlikte namaz kılıp düşmana saldırdılar. Düşman öyle gafil avlandı ki, Müslümanların onlara nereden saldırdığını anlayamadılar. İslam ordusunun geride kalanı henüz yetişmemişken onlardan çoğu öldürülüp neticede birçokları da esir alındı ve malları ise Müslümanların eline geçti.
Cebrail-i Emin, Hz. Ali ve İslam ordusunun muzaffer olduğunu Hz. Peygambere haber verdi. Resulallah (s.a.a) mimbere çıkıp Allah'a hamd ettikten sonra Müslümanların düşmana galip olduğunu ve İslam ordusunun sadece iki kişinin şahadete eriştiğini halka duyurdu.
Daha sonra Peygamber (s.a.a) ve ashabı Medine'den çıkıp Hz. Ali'yi istikbal etmeğe koştular. Medine'nin bir fersahlığında Hz. Ali'nin ordusuyla karşılaşıp onlara hoş geldiniz dediler. Hz. Ali (a.s), Peygamber (s.a.a)'i görünce bineğinden aşağı indi, Peygamber (s.a.a) de bineğinden aşağı inip Hz. Ali'nin alnından öptü. İslam ordusunun istikbaline gelen Müslümanlar da Hz. Peygamber gibi Hz. Ali'yi kutlayıp bu fethi tebrik ettiler, düşmandan elde edilen bolca ganimeti ve esirleri görerek daha çok sevindiler.
"Bu esnada Cebrail-i Emin gökyüzüne inerek ve bu zaferden dolayı "Adiyat" suresini Resulallah'a getirdi: "Soluk soluğa koşan atlara ant olsun, (tırnaklarıyla) ateş çakıp saçanlara, sabah vakti baskın yapanlara, derken orada tozu dumana katanlara, bununla bir (düşman) topluluğuna orta yerine kadar dalanlara."
Peygamber (s.a.a)'in gözlerinden sevinç yaşları boşaldı, işte burada o meşhur sözü Hz. Ali'ye buyurdular. "Eğer ümmetimden bir gurubun, Hıristiyanların Hz. İsa hakkında dedikleri söz gibi senin hakkında söylemesinden korkmasaydım, senin hakkında öyle bir söz söylerdim ki, her nereden geçseydin ayağının altındaki toprağı götürür teberrük ederlerdi." (Bihar'ul- Envar, c,21 s,72.)
Adem Birinci / diğer yazıları
- Hz. Hatice validemizin vefat yıl dönümündeyiz / 01.03.2026
- Yeni dünya düzeninin adı: Milli Ekonomi Modeli / 12.02.2026
- Ekonomide Yeni Çağ: Viyana’da yazılan tarih / 10.02.2026
- Dünyanın beklediği model: MEM / 08.02.2026
- İmam Ali hakkında inen Adiyat Suresi / 04.02.2026
- İmam Musa Kazım / 15.01.2026
- "Allah’ın evinde doğan tek insan: Kâbe’nin oğlu İmam Ali” / 02.01.2026
- Kâbe’ye asılan zulüm vesikası ve Ebu Tâlib’in şahitliği / 31.12.2025
- Hz. Abdülkadir Geylânî / 24.12.2025
- Resûlullah’ın hırkası altında: Aşkın, vefanın ve rahmetin dünyası / 14.12.2025
- Yeni dünya düzeninin adı: Milli Ekonomi Modeli / 12.02.2026
- Ekonomide Yeni Çağ: Viyana’da yazılan tarih / 10.02.2026
- Dünyanın beklediği model: MEM / 08.02.2026
- İmam Ali hakkında inen Adiyat Suresi / 04.02.2026
- İmam Musa Kazım / 15.01.2026
- "Allah’ın evinde doğan tek insan: Kâbe’nin oğlu İmam Ali” / 02.01.2026
- Kâbe’ye asılan zulüm vesikası ve Ebu Tâlib’in şahitliği / 31.12.2025
- Hz. Abdülkadir Geylânî / 24.12.2025
- Resûlullah’ın hırkası altında: Aşkın, vefanın ve rahmetin dünyası / 14.12.2025































































